Immanuel Wallersteın, Çev.:Mustafa Özel, İz Yayıncılık, İst.-1993

1. Jeopolitik: Devletleri, devletlerin siyasetlerini ve tabiat kanunlarını birleştiren ilişkilerin incelenmesi...

2. Önümüzdeki temel mesele: çok sayıda kimliğe yer verecek, onları birbiriyle çatıştırmayacak veya herhangi birini ezmeye kalkışmayacak

“manevi bir düzen” inşa etmek olduğunu...(önsöz-8)

3. Gelecekte “yaşanabilir” bir dünya kurabilmek geçmişte kurulmuş

“yaşanabilir” dünyaları tanımakla mümkündür.... (önsöz-sh.8)

4. Türkiye için bir iki yıl önce jeopolitik vuzuh olan durum, yerini jeopolitik belirsizliğe bıraktı.Önceleri Türkiye Nato’nun parçasıydı. Bu örgüt, SSCB karşısında açık bir muhaliflik misyonu olduğunu ileri sürüyordu ve diğer bütün konular bu misyona tabiiydi. Bugün Orta Asya, Kafkasya ve Balkanlar’da çoğu kargaşa içinde olan yeni bağımsız devletler var; Türkiye’nin bunlarla dinsel, tarihsel ve dilsel yakınlıkları bulunuyor ve

bunlar Türkiye’nin kendileri bakımından aktif bir konuma sahip olmasını bekliyorlar. (9)

5. Bu değişimlerin sonucu olarak Türkiye’nin karşı karşıya geldiği jeopolitik meseleler, jeokültürel meselelerin yanında solda sıfırdır...(10)

6. Kimlik:siyaseti özgürleştirici fakat aynı zamanda çatıştırmacıdır.

Mesele:herhangi birine saygısızlık etmeden çok sayıda kimliğe yer bulacak ne türde yeni bir manevi düzen inşa edebileceğimizdir. Bu, geçmişteki mitik bir dünyaya dönme meselesi değil, büyük zahmetlerle gelecekteki yaşanabilir bir dünyayı kurma meselesidir.(10)

7. Jeokültürel farklılık, Fransa’ya muazzam jeopolitik destek sağladı.

(15)

8. Evrenselleştirici bir ideal ...

9. Rusya, Fransa ve Almanya (Nazi) arasındaki jeokültürel farklılık;

(bu devletler açısından farklı olan) bir jeopolitik duruma yol açtı. (15)

10. Türkiye’deki milli kültürel uyanış da, Türkiye’ye muazzam bir jeopolitik destek sağlayacaktır. Çünkü, Türkiye Cumhuriyeti’nde ve ortadoğu’da dayanışmacı ruhun gelişmesini sağlayacak ve Türkiye’yi bu dayanışmanın önderi kılacaktır. Bu da, Türkiye’yi dünyada üstün bir konuma getirecek jeopolitik bir konuma yol açacaktır.(-)

11. Sömürgeciliğin kamuflaj malzemesi olarak kullanılan iyi idealler...(-)

12. (Yalta) birbiriyle bağlantılı sözde ideolojik düşmanların bu işbirliğine imkan veren formülü bulmak Roosevelt ile Stalin’in dehalarına nasip oldu. Formül, bizim halk arasında Yalta dediğimiz şeydir. (17)

13. Bu (anlaşmalı) soğuk savaş çıkmazının askeri bileşenleri üzerinde odaklaştırılan muazzam kamu dikkati 1945-1989 dengesinin altında yatan önemli siyasi-iktisadi anlaşmayı gizliyordu. ABD’nin SSCB’ye sunduğu, onun da kabulde mutluluk duyduğu şey, Doğu Avrupa’da bir Sovyet arka bahçesinin meydana getirilmesiydi: O sınırlar dahilinde kalmak şartıyla SSCB’nin siyasi, iktisadi ve kültürel kuralları koyabildiği bir arka bahçe...(17)(Dünya coğrafyasını karşılıklı olarak birbirlerinin kucağına itmek suretiyle sömürme..)

14. ABD ve SSCB’nin ideolojik söylemleri biri diğerini besliyor ve hiçbiri diğeri olmadan makuliyet kazanamıyordu.(...) Soğuk savaş, her bir tarafa kendi kampında sıkı bir düzen sağlama, evi uygun gördükleri tarzda temizleme ve gelecek nesillerin zihniyetlerini yönlendirebilme imkanını veriyordu. (18)

15. Devlet yapılarının uzun vadeli pekiştirilmesi...

16. ABD-SSCB karşılıklı dövüşü...

17. ABD hegomonyasının kurumsallaşması(Yeni dünya düzeni) (44) 18. İç gerginliklerin şiddetlenmesine neden olanfktörler...

19. Nesnel gerçekçilik politika yapıcılarına sınırlar koyar.

Olumsuzlukları erteleyebilir, kayıpları en aza indirebilir; (az da olsa) bazı avantajları elde tutmak için manevralar yapabiliriz; fakat dalgaları durdurmak elimizde değildir...(51)

20. Toplumsal gündem...

21. Sistemden yarar sağlayanlar...(sistemden illede yararlananlar...) 22. Yapısal geçişler hakkında üç şeye dikkat edilmelidir. Önce, yapısal geçişler başladığı zaman, eski tarihsel sistemin süreçleri bunun üzerine hemen sona ermez. Hatta, tam aksi meydana gelir; eski süreçler devam eder ve şiddetlenir, bu da yapısal bunalımı kışkırtan ve şiddetlendiren şeyin ta kendisidir. (66)

23. Düzenin çözülmesinin hakiki sebebi düzenin muhafızlarının ruhlarındaki çöküştür. (66)

24. Mevcut imtiyaz sahipleri hiçbir zaman imtiyazlarından gönüllü olarak el çekmeyecek ve önemli derecede değişimi önlemek için devlet şiddeti üzerindeki denetimlerini kullanacaklardır. Bundan şu çıkar, imtiyazlıları devlet iktidarından alaşağı etmek önemli değişiklikler yapmanın ön şartıdır. (107)

25. Hükümetin kendilerinin olduğunu herhangi bir şekilde hissetmedikleri...(107)

26. Devlet gücünü ele geçirmenin önceliğine dayanan siyasal strateji neredeyse bütün sistem karşıtı hareketlerin kabul gören stratejisi oldu...

Çünkü, “meşru kuvvet”aygıtları statükonun savunucularının ellerinde bulunduğu müddetçe sistemi dönüştürmenin herhangi bir pratik yolunun gerçekte mevcut olduğunu göstermekte aciz kalacaklar...(151)

27. Geçişlerin gerileme ile sonuçlanabileceği yol çok basittir.

İmtiyazların savunucuları geçiş döneminde değişim manivelalarını ele geçirebilirler;değişimi engellemek için (yani artık muhafazası imkansız olan çöküş içindeki bir sistemi korumak için)değil, değişimi, biçim itibariyle mevcut sistemden oldukça farklı olmakla beraber, imtiyazlara aynı ölçüde yataklık edecek başka bir sistem yönünde sevketmek için...(163) (dış güçlerin yönlendirmesi açısından)

28. Mesele dünya krizi(....) veya dünyanın dönüşümü değil, modalite olarak, sayesinde “kriz’ in çözüleceği” ne türde bir dönüşüme yol açabileceğimizdir. (163)

29. Dünya sistemi’nin 1945-1967 safhası ABD hegemonyası dönemiydi: (167) (1945 yılına kadar İngiliz hegemonyası)

 Gelişme ideolojisinin evrensel kabulu,

 İngilizcenin dünya sistemi... olarak başarı ile benimsetilmesi…

1967-1988 devresi ABD hegemonyasının çöküşü Japonya; Alman-Fransız çekirdeği etrafında Batı Avrupa’nın konsantre olma dönemi...(172)1988-2050 dönemi: ABD-Japonya ittifakı->Doğu Asya (Çin)-Kanada, Batı Avrupa, Doğu-Orta Avrupa, Türk Cumhuriyetleri, Ortadoğu, Afrika, Hindistan

30. Teknolojinin fonksiyonu...siyasal düzenlemelerin fonksiyonu 31. Bu dönemde hareketler için halledilmesi gereken iki büyük mesele vardır. Biri dünya sisteminin orta vadedeki toplumsal dönüşüm stratejisine dair yeni bir konsensüse ulaşıp ulaşamayacağı;... bu sağlanacak olursa, bunun önemli örgütsel sonuçları olacaktır, dünya ölçeğinde ele alındığında, merkeze yaklaşmaktan ziyade merkezkaç olacak sonuçlar...(178-179)

32. ...şu anda imtiyaz sahibi olanlar tarafından manipüle edilecek olması...(181)

33. Anarşik dönüşüm...

34. ...Önce ayırt edici kimliğin pekiştirilmesi, bilahare kültürel kimliği itibarıyla ayrışmış kitleleri provoke ederek çatıştırma... işte, ısrarla güneydoğuda kültürel hakların tanınması yönünde yoğunlaşan dış baskılara asıl amacı...(-)

35. Yerel ahalinin idaresi için yöneticiler empoze etme...(icazet verilmiş yöneticiler), -bölüp yeniden gruplama....(195), (sömürgeci düzenleme)

36. Avrupai şeyleri ilerici; Avrupa dışı şeyleri ise yaratılıştan ilkel olarak etiketlemek...(198)

37. Ulus-devlet kavramının geliştirilmesi (sadece tanınan egemen devletlerin sayısı artmakla kalmıyor, ulusların kendi kaderlerini tayin etme ilkesinin genel kabulü ayrılmaya daimi bir davetiye haline gelerek, Afrika’da (ortadoğuda) kımıldanan yaygın ulusal hareketler teşvik ediliyordu. Böylece sömürge alanları genişletiliyordu...(200)

38. Siyasal düzenin temel kurumsal dayanakları...

39. Amerikan sosyal bilimi, dünya ekonominin çevresel alanlardaki toplumsal dönüşüm süreçlerini kurumsallaştırmanın aracı olarak

“modernleşme” kavramı sundu...bütün ülkelerin gelenekcilikten

modernliğe giden yolda esas olarak benzer bir patikadan geçtikleri tarzındaki iddialarının evrenselliğini kanıtlamaya çalıştı. (203)

(Bu yönlendirmeler sonucunda: ulus-devletin kapitalist dünya ekonomi (sistemi) içinde tipik siyasal örgütlenme birimi olarak yaygınlaşmasıyla ve kendisini oluşturan devletlerin hareket özgürlüğünü sınırlama yönünde işleyen bir devletler arası sistemin coğrafi ve kurumsal genişlemesiyle sonuçlandı. (204)

(sömürge yöntemleri...) (entegre bir bütünlük içindeki bu çok sayıda devlet sistemi)

40. Kültür: Toplumda, birlik, beraberlik, yardımlaşma, dayanışma ve mensubiyet şuuru uyandıran bireyleri, doğruluk, dürüstlük ve ahlak ile mükellef kılan ve inanç değeri, dolayısıyla da disiplin değeri bulunan ortak manevi alan

41. Herhangi bir grup veya sosyal sistem dahilindeki bazı kişilerin(yüksek tabakanın) çıkarlarını, bu aynı grup dahilindeki diğer kişilerin çıkarlarına karşı haklı çıkarmaya yarayan ideolojik örtü...(216)

42. Sistemler doğal ölümlere doğru ilerledikçe kendilerini belirsiz geleceklere geçiş içinde bulurlar ve bir kademede kurtarıcı olan belirsizlik, aynı zamanda düzen bozucudur. Bu bakımdan böyle bir dönüşüm hakkında nasıl(ne) düşüneceğimize dair bir ikilem karşısındayız; sistemsel ölüm sürecini inkar mı edelim, yoksa aksine sistemsel doğüş sürecine merhaba mı diyelim? (221)

43. (...) bunların doğru dozajının sistemin işleyişini mümkün kılacağı...(222)

44. Siyah, Amerikalıların tarihinde sadece deri anlamına gelmez.

Kültür demektir o... (222 dipnot)

45. ...Tabii, aynı zamanda, bariz teritoryal sınırları ve ulusal yasaları, meclisleri, dilleri, pasaportları, bayrakları, paraları ve hepsinden önemlisi vatandaşları olan bir “hükümran devletler” ağı kurmuş olduk. Yerkürenin tüm kara alanı bugün sayıları bugün sayıları yüzelliyi aşan böylesi birimlere tamamen ayrılmış bulunmaktadır...(226)

46. ...dev0letlerarası sistemde hükümran devletler meydana getirmede işe yarayan çelişkiler üretmek...

47. Kapitalist bir dünya ekonominin tarihsel genişlemesinin modernleşmeye karşı batılılaşma çelişkisini ortaya çıkardığını... Bu ikileme çözüm bulmanın basit yolu bu ikisinin özdeş olduğunu ileri sürmek oldu.

Asya ve Afrika batılılaştığı kadarıyla modernleşmektedir... O halde, kaçınılmaz olarak, “modern” olmak isteyen bir şekilde kültürel yönden

“Batılı” olmak zorundaydı...(230-231)

48. ...Mesele dünya sermayesine bu çelişik hedefine ulaşmada olabilecek ideolojik bir sakin olup olmadığı,...(231)

49. haklılaştırma-meşrutiyet kazandırma...meşrulaştırma tarzları...

-devletler hiyeraşisini; devletlerde de gruplar hiyeraşisini meşrulaştırma...

(Mesela; çok çalışma, evrensel bir ahlak kuralı haline getirilir... Çok çalışanlar, verimli olanlar, kendilerini işlerine adayanlar bu evrensel nitelikteki değeri temsil ederler; dolayısıyla etmeyenler ile bu evrensel değeri temsil etmeleri nedeniyle eşit değildirler ve hiyerarşik bir üstünlüğe hak kazanırlar...gibi...)

50. Nisbi çöküş...

Bununla uğraşmanın iki yolu vardır: inkar etmek veya değişime hoş geldin demek...(237)

51. Kültürel bakımdan dünya sistemimizin bir ameliyat ihtiyacı içinde olduğunu hissediyorum. (224)

52. Egemen grupların kültürünün taşıyıcıları...(255) 53. Azınlıklar ender değildir bugün; tam aksine...

Her ülkenin bir veya birkaç azınlığı vardır; her geçen gün daha da fazla azınlıklar oluyor. Bu bakımdan nasıl ortada eşzamanlı olarak homojen bir dünya içinde farklı ulusal kültürler meydana getirmenin diyalektiği var ise; aynı şekilde eş zamanlı olarak bu ulusal devletler dahilinde homojen ulusal kültürler ve farklı etnik grup veya azınlıklar meydana getirmenin diyalektiği vardır. (256)

54. Kültürel direnmeyi planlamak...

55. Sistem karşıtı bir hareket bir devlette mevcut otoriteleri değiştirmek için örgütlendiği zaman, kendini eşzamanlı olarak bizzat muhalefet etmekte olduğu sistemle bütünleştirir. Sisteme muhalefet etmek için sistemin yapılarını kullanmaktadır; bu ise bu yapıları kısmen meşrulaştırmaktadır...(257)

56. Toplumda temel bir yapısal değişimi meşrulaştıran(haklılaştıran) sebepler...(-)

57. Egemen fikirlerin, egemen sınıfın fikirleri...

58. Sistem krizinin kaynağı; iç çelişkilerin üst üste birikmesidir. Öyle ki, sistem kendini aynı türdeki sistem olarak yeniden üretmeyi imkansız...

(293)

59. Koordinasyon ve organizasyon hiyerarşiyi gerekli kılar...

60. Zayıfı güçlü karşısında köle, güçlüyü zayıf karşısında efendi olmaktan ne alıkoyacak?(-)

61. Resmi dogma...

62. ABD; ortadoğu’da önüne geçemediği radikal islamcı akımlara, kabul edilebilir bir niteliğe kazandırmak (kendi çıkarları ile bağdaşır) istemektedir.

63. Tarihçi ve Tarih felsefecisi J. Arnold Toynbee: “Tarih üzerine bir etüd” adlı eserinin “Ispartalılar” bölümünde:

“Eflatun’un ideal Cumhuriyetine realitede(uygulamada) en fazla yaklaşabilmiş sistem Osmanlı Devleti’dir.” demektedir.

Belgede ÖZETİ BULUNAN KİTAPLAR. BİLGİ TOPLUMU VE EKONOMİK GELİŞME Prof. Dr. Hüsnü ERKAN İş Bankası Yay. Ankara-1993 (sayfa 131-137)

Outline

Benzer Belgeler