İSLÂM’IN HANÇERİ İslâm hakkında temel bilgiler

Belgede ÖZETİ BULUNAN KİTAPLAR. BİLGİ TOPLUMU VE EKONOMİK GELİŞME Prof. Dr. Hüsnü ERKAN İş Bankası Yay. Ankara-1993 (sayfa 169-173)

Con Lefın, Bantam Kitabevi-1979).

(Özet: Prof.Dr.Tbp.Alb.Mustafa KAHRAMANYOL)

ABD’de yayınlanmış bir kitap var; adı “İslâm’ın Hançeri (Günümüz Dünyası’nın en büyük güçlerinden birisi olan İslâm hakkında temel bilgiler)”( Con Lefın, Bantam Kitabevi). Kitap, İslâm’ın içinde barınmakta olan sözüm ona tehlikeleri anlatmakla meşgûl. Demeye getiriyor ki, bu Müslümanlar’ın insancıl ve barışçıl sözlerine kulak asmayın, ellerine bir geçerseniz yandığınızın resmidir; bunlar gündüz külâhlı, gece silâhlı olan yaratıklardandır!...

Söz konusu kitap, 1979 yılında yayınlanmış olmasına rağmen, âdeta ABD’nin İslâm’a olan günümüzdeki bakışını taşımakla ilgi çekici bir eser olarak kabûl edilmelidir. Hatta bu kitap, Hantingtın’ın “Medeniyetler’in Çatışması”ndan da eski olmakla daha da önem kazanıyor olsa gerektir.

Kitabın içeriğini takdime ve irdelemesine geçmedin önce, yayım döneminin şartları üzerinde durmakta yarar vardır.

1979 yılında yazılmış olmasına rağmen, o günkü dünyada var olan Müslüman ülkeler, Müslüman düşünürler ve hatta Humeyni yönetimi üzerde epey bilgi ve hatta ayrıntı içeren bir kitabın bir ihtiyacı karşılamak için ve alelacele hazırlanmış olması gerekir. Bu ihtiyaç da muhtemelen İran’daki Humeyni yönetiminin ABD için oluşturmaya başladığı tehdit olsa

gerektir. Böyle bir durum söz konusu ise, bu defa da eldeki hazır

bilgilerden, geniş olması gereken bir birikimden yararlanılmış olunması şarttır. O hâlde, buradaki kanaatlerin bir günde oluşmuş değil, uzun bir zamandan beri mevcut olmuş olması da gerekir. Demek ki, bu kitaba bakılacak olunursa, İslâm’ın ve Müslümanlar’ın kendi açılarından ABD’ye bakışları ne olursa olsun, ABD’nin kendi hesabınca İslâm ve Müslümanlar ile meselelerinin olduğu ortaya çıkmaktadır. Böyle bir anlayışın varlığı ise bütün Dünya’yı, bunun da ötesinde insanlığı ilgilendirmelidir. Zîra,

düşmanca ön yargılar, ne sahibine ne de muhatabına hayır getirir. Belki de, Dünya’nın bugün çekmekte olduğu sıkıntılar ve acılar buradan

kaynaklanıyor olabilir!...Bununla beraber, kitapta görülen bir çok tesbit ve değişik kimselerden yapılan nakiller de gerçekten ilgi çekicidir; öyle ki, bu sözler doğru veya yanlış dahî olsalar, okuyucuyu sürekli bir dikkat ve uyanıklık içinde bulundurur derin bir iz bırakır cinstendirler. Hülasa, bu kitap bir çok bakımdan okunmağa değerdir.

Gelelim kitabın içeriğine:

1-“Ortalama bir batılı, İslâm’ın sadece bir din olmadığını, bunun siyasî, iktisadî ve adlî veçheleri olan, her şeyi kucaklayan bir hayat tarzı ve kanun olduğunun farkında değildir (S.4).”

2-“Müslüman Dünya’nın her tarafından gelen bilgilere bakılacak olursa, Dünya’nın büyük dinlerinden birisi acılar içinde can çekişmektedir.

ABD Başkanı’nın millî güvenlik danışmanı olan Zıbignu Bırzezinski, bu acıları siyasî açıdan şöyle değerlendirmektedir: “Hint Okyanusu’nun kıyıları boyunca bir bunalım zinciri uzanmaktadır. Bizim için hayatî önem taşıyan bu bölge, zayıf sosyal ve siyasî yapısı yüzünden kırılmalara

gebedir. Doğacak siyasî karışıklık ve boşluk, bizim değerlerimize hasım ve düşmanlarımıza dost olan unsurlar tarafından doldurulabilir (S.5).”

3-“Dr.Bırzezinski’nin sözünü ettiği “bunalım zinciri”, İran’dan başlar, Afganistan, Pakistan, Bangladeş, Körfez Ülkeleri, Yemen, Somali gibi Müslüman ülkeleri içerir. Hâlbuki, “muhtemel bunalım” bölgesi daha da geniştir ve bu bölge Fas’tan başlayarak, Mısır dahil Kuzey Afrika’nın

tamamını, Türkiye ve Sovyetler Birliği içindeki altı Müslüman cumhuriyeti kapsar ve Endonezya ve Filipinler’e kadar uzanır (S.6).”

4-“İslâm katı bir dindir. Zîra, bu din geleneklere dayanır, mecburî inanç öğeleri vardır ve kendisini dinlerin en mükemmeli olarak kabûl eder.

İslâm’daki Allah inancı, Batı’nın artık his edemeyeceği kadar, gerçek ve canlıdır; düşünceye ve eyleme hükmeder (S.7).”

5-“Müslüman Teokrasisi”, Batı’nın duçar olduğu hastalıklara karşı kendilerinin çare bildiklerine inanır. Ancak, bunlar hastanın seçenek sahibi olmasından veya ilâcı alıp almama konusunda bir arzusunun

bulunmasından pek memnun değildirler (S.8).”

6-“İslâm, her şeyi kucaklayan, tüm unsurlarını aynı anda harekete geçiren bir güç ve kanun gibi bir dindir. Batı’yi endişeye sevk etmesi gereken de bu amansızlık ve bu vicdansızlıktır (S.8).”

7-“İslâm, araştırmadan ziyade eylemle ilgilendiği için, soyut düşünceye ve düşünce sürecine Hıristiyanlık gibi yer vermez (S.8).”

8-“Yeni gelişen İslâm kültürü, bilim ve sanat dallarının bir çoğunda önemli katkılarda bulundu ve bir çok yerde Kur’an’da tarif edilene benzer cennetler yarattı (S.16).”

9-“Günümüz dünyasının en etkileyici mimari eserlerinden bazıları, erken İslâm’ın mimarlık alanındaki büyük zaferleridir (S.16).”

10-“Batı’ya tehdit oluşturan yegâne Müslüman millet Türkler olmuştur (S.18).”

11-“Birinci Dünya Savaşı’nın sonunda Osmanlı Devleti’nin yıkılışı ile Ortadoğu bölgesi, büyük bir kısmı İngilizler’de olmak üzere. Batı’nın fizik işgaline uğradı (S.21).”

12-“İngiltere, Türklere karşı savaşmak üzere Araplar’ı

silâhlandırmakla, aynı zamanda İslâm ateşini de yakmış oldu. Askerî başarılar, isyancı Araplar’a bu alanda neler yapabileceklerini hatırlatmış oldu (S.21).”

13-“Müslümanlar, güçlerinin derecesini önceleri kavrayamıyorlardı.

Petrol ürüten Arap ülkeleri, başlarda petrol ambargosu ile Batı ülkelerine karşı zayıf bir şantaj girişiminde bulundular.Şantaj Batı ülkeleri korkutunca da, petrol üretimi kısılarak Batı Dünyası dizlerinin üstüne çökertildi .

Böylece, uzun bir zamandır zorbalığın kurbanı olmuş olanlar, şimdi eski zorbalarına zorbalık ediyorlardı (S.25).”

14-“İslâm Dünyası’nda kolaylıkla yer bulabilen aşırıcılık üç sebepten kaynaklanır: hayat şartlarındaki ve eğitimdeki düşüklük, demokrasinin yokluğu ve Batı’ya karşı derin kin. İktisadî açıdan geri olan kitlelerin kaybedeceği şeyler çok olmadığından bunları siyasî önderler tarafından istismarı çok kolay olmaktadır (S.26).”

15-“Hıristiyanlar’ın dikkat etmesi gereken şey, Müslümanlar’ın hoşgörüye ve tevazua birer zaaf olarak bakmakta olduklarıdır (S.67).”

16-“Özgünlük Müslüman edebiyatında değer verilen bir nesne

değildir. Edebiyatta bir çok tekrar ve kalıplaşma vardır. İslâm edebiyatında fikirler uçuşur, ışık parlamaları gibi ortaya çıkar; bu düşünceler bir mantık ve akış silsilesi içinde .birbirini takip etmezler. Müslüman şiirinin büyük bir kısmı kendini beğenmişliğin bir ifadesinden ibarettir. Hatta, günümüz şiiri bile soyut konulara nadiren değinir; bunları ele alınamayacak kadar kırılgan ve kavranamayacak kadar sisli olarak algılar (S.106).”

17-“Anahtar ülkeler” başlığı altında bâzı ülkeler incelenmiş ve ülke isminin yanına da ülkeye yakışır birer özet cümlesi konmuş bulunmaktadır.

Bunların adı ve karşılarındaki unvanlar sırası ile şudur: “Mısır

(İmansızlarla düşüp kalkmak), Pakistan (İslâm şefkatli ve âdildir), Suudi Arabistan (İsteksiz Önderler), İran (İlikleri titreten sözler), Türkiye

(Derinlere işlemiş mutsuzluk), Cezayir (Zafer ve facia), Lübnan (Hançerden damlayan kan) ve Tunus (Mollaların kurbanı) (S.112-148).”

18-Türkiye konusunda da şu tesbitler yapılmış (S.136-136):

“Türkiye, ülke hakkında çok az şey bilen ve halkına da önem vermeyen cahil Batılı önderler tarafından yamanmış, büyük sıkıntılar yaşamaktadır.

ABD ve NATO, Türkiye’ye askerî ve stratejik önem açısından bakmakta ve iktisadî, sosyal ve dinî meselelere önem vermemektedir.

Kıbrıs işinde Batı basınının Rumlar’ı tutması, Türk aydınında Batı’nın Türkiye’ye karşı ön yargılı olduğu kanaatini uyandırmıştır.Avrupalı

siyasetçilerin ve basın-yayın mensuplarının Hıristiyanlık saikası ile hareket etmekte olduklarını düşünmek safdilliktir ama, ABD’nin Kıbrıs sebebi ile Türkiye’ye uyguladığı ambargoyu başka türlü izah etmek de mümkün değildir.

Çoğu köylü olan halkının dinî ihtiyaçlarını anlamamış olduğu için Atatürk’ün laiklik girişimi başarıya ulaşamamıştır. İslâm’ın hançeri, muhakkak surette Türkiye’de de çekilecektir ama, bunun ne kadar kan dökeceği ABD’nin ve Avrupa’nın ne kadar yakınlık ve ilgi göstereceklerine bağlıdır.”

19-“Kabataslak bir inceleme yapıldığında, önümüzdeki zamanlarda İslâm altı muhtemel yoldan birisini tercih edebilir (S.164-165):

a-Kendi sosyal, siyasî ve dinî düzenini korumak için inatçı bir gayri nizamî harbe baş vurmak

b-İktisadî ve propaganda araçlarını kullanarak düşmana karşı

“içeriden” savaş açmak

c-Batı ile resmî olarak “ bir arada beraber yaşama” uzlaşmasına varmak ç-Akıl temeline dayanarak “al-ver ve müsamaha göster” ilkesini kabûl etmek

d-Vakit kazanmağa çalışmak ve gelecek kuşaklar için daha iyi şartların oluşumunu ümit etmek

e-Askerî fetihler”

20-“İran, Irak ve Suriye’de olduğu üzere, Türkiye’de de Kürt meselesi vardır. Kürtler Doğu Türkiye’nin üçte birini işgal ederler ve komşu

ülkelerdeki soydaşları ile bir araya gelip devlet kurmak

istemektedirler.Buradaki Kürtler genelde solcu olup, halk kurutuluş

savaşına hazırlanmaktadırlar. Bu amaçla, 1977 yılından itibaren Türkiye’ye büyük miktarda silâh sokulmağa başlanmıştır. Günümüzde, aileler başlık parasının yanında birer de Kalaşnikof istemektedirler. Komşu ülkelerden yardım beklemenin boş olduğuna kanaat getiren Türkiye Kürtleri,

mücadelenin yükünü tek başlarına omuzlamak konusunda karara varmış bulunuyorlar (S.188-189).”

21-“İslâm İhtilâli’ni anlamak zor olabilir ama, Batı için iki etmen açıklıkla ortada durmaktadır: birincisi, petrole bağımlı tüm ülkeler şantaja açık olup yarı esaret içinde rehin tutulmaktadır; ikincisi de, bu durum artık bilinmektedir (S.192).”

Yazarın İslâm kültürü, bilimi, mimarisi ve edebiyatı konusunda yanlış ve çelişkili ifadeler kullanmış, pek de yeri yokken Türkiye ve Kürtler

konusunda ileri geri konuşmuş ve endişe verici seviyede nefret sergilemiş olduğuna okuyucunun dikkatini çekmek isterim.Bu tavır göz önüne alındığında, gerek İslâm, gerek Türkiye konusunda söylenenlerin bir türlü niyet ve tasarı beyanı olup olmamış olduğunun düşünülmesinde yarar vardır. Kalın sağlıcakla.

25.03.2004

HRİSTİYANLIK PROPOGANDASI VE MİSYONER FAALİYETLERİ Yrd. Doç. Dr. Osman CİLACI(Diyanet işl. Bşk.lığı Yay.)

1. Din, (...) ferdi ve içtimai bir vakıadır.(1)

2. İnsandaki ahlaki faziletin en büyük desteği dindir. Vazifeye bağlılık, adalet, doğruluk, hürmet, yardımlaşma gibi ahlaki kaideler dinden kuvvet alarak gelişir.(2)

3. Din, birleştirici ve toplayıcı vasfı ile fertlerin ve toplumların hayatında disiplin önemli bir rol oynar.(2)

4. Haçlı savaşlarının asıl gayesi sömürgeciliktir. Batılılar bu gayelerine ulaşabilmek için o memleketlerin kuvvetli noktalarını tespit ederek zayıflatmak, zayıf noktalarını da öğrenerek faydalanmak yoluna gitmişlerdir.

(20)

Belgede ÖZETİ BULUNAN KİTAPLAR. BİLGİ TOPLUMU VE EKONOMİK GELİŞME Prof. Dr. Hüsnü ERKAN İş Bankası Yay. Ankara-1993 (sayfa 169-173)

Outline

Benzer Belgeler