BATI’NIN DELİ GÖMLEĞİ

6. Provokasyona karşı koyma

7. Bir Fransız politikacısı, Alain Joxe bu yapılan işe vatan savunması için oluşturulan klasik orduların iç savaş orduları haline dönüştürülmesi demiştir.

(28)

8. Mac Namara ve Kahn: Artık sınırlarda düşmanla değil de, kendi ülkesinde kendi halkıyla dalaşacak olan bu yeni güçlere yapacakları savaşı da üç kademede belirlemişler:

a. Önleyici savaş (istihbarat-ayıklayıcı siyasal cinayetler-yerli baskı örgütlerinin arka planda kullanılması- silahlı kuvvetler ve güvenlik kuvvetlerinin Amerika’da eğitilmesi)

b. Özel harp (çeşitli harekatın emperyalizm tarafından direkt denetimi, harekat alanında Amerikalı uzmanların müdahalesi, yerli birliklerinemperyalist hava desteği ile pekiştirilmesi)

c. Sınırlı savaş (Bir savaş birliğinin gönderilip, çatışmanın bütün sonuçlarıyla Amerika tarafından üstlenilmesi...) (28)

9. Emperyalizmin, gelişmekte olan, sanayileşme evresine girmiş bir ülkede denetimi ele aldı mı, özellikle silahlı kuvvetlere ve güvenlik kuvvetlerine ne türlü bir ülküyü aşıladığını, onları nasıl geleneksel vatan savunması ilkesinden saptırarak kendi denetiminde başka amaçlara hizmet etmeye yönelttiğini...(30)

10. Amerika’nın bu ülkeler için öngördüğü yarı/bağımlı kalkınma modellerine sırt çevirme....

11. Türkiye, ABD ve batılı ülkelerin bölgedeki çıkarları ile bağdaştığı ölçüde sanayileşip kalkınabilecektir. Bu durumda bizim kalkınma ve sanayileşme çabalarımız; (bu ölçü ile sınırlı olduğundan) bu bağdaşsızlığın en lehimize olan noktasına...

12. Emperyalist sistem, etkisi altına aldığı ülkelerin her türlü bağımsızlık girişimini o dakika komünistlik(...) diye tanımlar.(o halde, bu tanımlardan hareketle bir icraat yapılmamalıdır...) (46)

13. Türkiye, günahları üç kademede işlemiş oluyor. Birincisi tarımsal kalkınma tıraşına kanmayıp kafayı sanayileşmeye takmakla işleniyor bunların, ikincisi Rusya’ya(...) yakınlaşmakla, üçüncüsü ulusal çıkarlarını emperyalizmin çıkarları önüne koyup, Kıbrıs’ta başına buyruk işler çevirmekle! (47)

- Kurulan hükümetler kalkındırmak için değil, kalkınmayı frenlemek ve geciktirmek için...)

14. ABD içeride otoriter, dışarda sözdinler yönetimler ister...(47’den uyarlama)

15. ...Bu iş temelinden yanlış, sen Türkiye’yi kalkındırmak için, Türkiye’nin kalkınmasına karşı olanlarla iş yapmaya yelteniyorsun...(62)

16. (Batı)... üç gruba ayırdığı yoksul ülkeler içinden borç verme konusuna en güvenilir olmanın kriterinin borç ödeme yeteneği olan ekonomiye dayanmaktır...(65)

17. Gelişmiş ülkelerin, gelişmemiş olanlara yardımları konusunda Kanadalı uzmanlar şu noktaları ileri sürmektedirler:

“1. Herhangi bir yoksul ülke sanayileşmeye başlayınca çok gelişmiş kapitalist ülkeler tarafından

baltalanmaktadır.

2. Çok gelişmiş ülke, yoksul ülkenin gelişmeye başlayan sanayiini kırmak için kotalar, özel tarifeler, gümrük tarifeleri koyarak engelleme yapmaktadır.

3. Gelişmiş ülkeler hammaddeyi ucuza alıp sanayii ürünlerini pahalıya satmaktadır.”

Türkiye emperyalist sistem içinde kalıp, kapitalist ülkelerden kalkınma umdukça daha çok tekleyecektir.

18. Bir süper devlet ile daha küçük bir devlet arasında, acaba, patron ile işçi ilişkisinden başka mümkün olabilecek diğer bir ilişki biçimi yok mudur?

(69)

19. Büyük devletler elinde bulunan nükleer enerji tekelinin barış ve denge çıkarlarına adına kullanıldığı (!) (70)

20. ....Bir subaya ne türden bir formasyon verirler....(75)

21. Türkiye’nin kalkınma anlayışı, savunma anlayışı, (eğitim...anlayışı) emperyalist sistem tarafından nasıl çarpıtılmışsa, güvenlik (devlet, rejim, ideoloji v.s.) anlayışı da öyle çarpıtılmış. (83)

22. “Tahkiki imkansız” söylenti ve dedikodular. (186)

23. Patlamaya hazır toplumsal birikimlerin kullanılarak bunların çıkarılması....

22. CIA “Gizli Hizmetler Direktörü” Richard Bissel’in okuduğu raporuna göre gizli hizmetler:

- Siyasal tavsiye ve danışmanlık.

- Bir kişiye yardım.

- Siyasi partilere maddi ve teknik yardım.

- İşçi sendikaları, işyerleri, kooperatifler dahil özel örgütlenmeleri desteklemek.

- Gizli propoganda.

- Kişilerin özel olarak eğitilmesi ve insan takası.

- Ekonomik operasyonlar.

- Bir rejimi desteklemek ya da devirmek için girişilen askeri ya da siyasal operasyonlar... (Amacı: bu ülkelerin iç kuvvet dengesine müdahale etmek...) (89-90)

23. Diyelim ki iktidar sağcı, CIA bunu değiştirmek istiyor, öğrenci, işçi, ve kültür topluluklarından yararlanacak, bu toplulukların sağcı, solcu, komünist v.s. olup olmadıklarına bakmıyor, faaliyetlerini yönetmek, işlerine karışmak istemiyor, istediği ne peki, sadece, faaliyetlerini bir tarafa doğru yöneltmek, onları güçlendirmek, etkili hale getirmek...CIA, “yöneltir, güçlendirir, etkili kılar” istediği müdahale gerçekleşince tüm istemediği iktidarı defetmiş olur, hem de gelecek iktidar aracılığıyla kullandığı gençlik, işçi ya da kültür topluluğunu duman eder...(91)

24. Türkiye, bugün de, ciddi olarak “şiddet(öğrenci) hareketleri”

dosyasını ele almak niyetindeyse, önce emperyalist sistemin kendi içinde

oynadığı oyunları ulusal güvenlik örgütleriyle saptamak, aktivizme ve bireysel terörizme karşı kullanacağı bastırıcı timleri işbirlikçi ve saptırılmış güvenlik anlayışından arındırmak zorundadır...(95)

25. Eşitsiz ticari (ekonomik) ilişki... örneğin:bazı ulusal yönetici sınıfların az gelişmişliğin nedenlerine göz yummalarını ele alalım. Bunların kendi refahları, tamamıyla yabancı sömürüsünün aracıları olma rollerine dayanmaktadır. (97)

26. Üçüncü dünya ülkelerini, bilimin ilerlemesine seyirci durumuna soktular ve bize, birçok hallerde kültürel yabancılaşma aracı olan, bağımlılığımızı artıran teknik bilgiler (geri teknolojiler) aktardılar. (Allende)

27. Teknolojik bağımlılığımıza son verecek bir çözüm zor, yavaş ve masraflı bir süreçtir. İki olasılıkla karşı karşıyayız (iki seçenekler...):

- Endüstriyel (kalkınmamızı yabancı yatırım ve teknolojiye dayandırmaya devam edebilir, bu bağımlılığını fazlalaştırmak demektir....)

- Kendi bilimsel ve teknolojik kapasitemizi (ve atılım gücümüzü) (oluşturmamız..) Bu arada uluslar arası topluluk tarafından, güçlü bir biçimde desteklenerek bilgi ve endüstriyel yöntem transferine başvuracağı ve faaliyetlerimizi insanı temel kabul eden insancıl bir felsefeye dayandıracağız...) (Allende) (Sonuç: Allende Şili’de giriştiği deneyle, kalkınmakta olan ülkelere bağımsız kalkınma yolunu göstermeye çalıştı... Emperyalist sistem, onun

“ortadan kaldırılmalıdır” dediği koşulları sürdürebilmek için Allende’nin kendisini ortadan kaldırdı.) (102-103)

28. Emperyalist sistem, Türkiye’nin sanayileşmesine neden karşıdır?

Kapitalizmde esas pazardır. Herif mal yapıyor, yaptığı mal depoda durdu mu ne ise işe yarar, hiç, pazar bulacak ki satsın; az buçuk siyasal ekonomi okumuş olanlar, 19. Yüzyıl savaşlarının çıkmasında kapitalist ülkeler arasındaki “Pazar” kavgasının çok önemli bir rolü olduğunu bilirler. Bizim imparatorluğun batırılmasında da, adına “hasta adam” denilmesinde de, bu Pazar gereksinmesinin etkisi büyüktür. Pazar iyidir ya, pazarın durgun olmayanı, hareketlisi, gittikçe genişleyeni daha da makbul sayılır. Öyle ta nüfusu artan, tüketim gücü gelişen, gereksinmeleri çoğalan bir Pazar mı iyidir, yoksa durgun, yoksullaşmış, sineği kovamayan bir Pazar mı? Elbette birincisi...

O zaman, ünlü tröstlerin yöneticilerine dağıtılan “Business Europe”

adlı derginin yaptığı özel araştırmanın sonuçlarına bir göz atmalıyız. Bu araştırmaya göre, son beş yıl içinde, Türkiye “pazarı” % 161 oranında bir büyüme göstermiş, bununla hem Avrupa hem de dünya ülkelerinin başına geçmiştir. (Aynı tarihte <1972-1975 arası > pazarın büyüme hızı: Finlandiya

%36, İrlanda %33. İtalya %26, Fransa %24, İngiltere 522 de kalmış...) (115)

(Türkiye’nin Türk Cumhuriyetlerindeki nüfuzu, Pazar büyümesi rolü oynamamalı ilişkilerimizin geliştirilmesini bu role çarpıtma tehlikesine karşı önlemler alınmalı...)

29. “Almanya’nın Yakındoğu’daki en büyük başarılarından biri de Osmanlı ordusunu Alman Emperyalizminin vurucu güçlerinden biri haline getirmektir. 1883’de Osmanlı ordusunun eğitilmesiyle görevlendirilen Prusyalı General Goltz Paşa 1895’e dek Türkiye’de kaldı. Osmanlı Genelkurmay 2. Başkanlığı’na getirildi. Goltz Paşa: Osmanlı ordusunu Prusya sistemine uygun biçimde yeniden düzenlenmesinde, Prusya tipi kafa yapısına sahip subayların yetiştirilmesinde ve Alman silah sanayiinin Türkiye’de tekel konumuna gelmesinde büyük rol oynadı. Goltz Paşa Osmanlı İmparatorluğu’nda gösterdiği çalışmanın amacını şöyle belirtir. “Öte yandan bu askerler üzerinde doğrudan doğruya nüfuzumuzu kullanarak Osmanlı Ordusu’nun idaresini, evvelinden ziyade ve artık elimizden bir daha geri alınmayacak biçimde ele geçireceğiz...”

Birinci Dünya Savaşı patlayınca durum nedir?

Enver Paşa kendi isteğiyle Osmanlı Genelkurmay Başkanlığını Bronser von Schellendorf’a bıraktı. Genelkurmay Harekat Dairesi Başkanlığına ise Bronfeld getirildi. Eski alman Genelkurmay Başkanı General Falkenheim ise Suriye Yıldırım Orduları Komutanı yapılacaktı. General von Kress, Gazze’de Kolordu Komutanı olmuş, Liman von Sanders ise Gelibolu’da görevlendirilmişti. Kısacası 1913’de İstanbul’a gelen askeri ıslahat heyeti 1.

Dünya Savaşı’nda komuta heyetine dönüşmüş ve Osmanlı ordusuna el koymuştu.(...)

Şimdi, acıklı ama zorunlu bir oyun: Scheiderman’ın sözlerinde, sonraki alıntılarında Alman, Prusya, Avrupa sözcükleri yerine Amerika sözcüğünü koyun, yazıları bir kere daha okuyun 1847’den beri görmekte olduğumuz filmin içyüzünü dehşet içinde farkedeceksiniz. (130-131)

30. “Güçlü yönetimini merkeziyetçi temeller oturtmuş bir Türkiye, Avrupa kapitalizminin planlarını gerçekleştirme konusunda ihtiyacı olan her türlü savunma görevini yerine getirebilecektir. (129)

(Alman Sosyal Demokrat Scheidemann) - Tamamını görmediğim bir senaryoda rol alma...

- Eleştirisel ya da yandaş yaklaşma...

31. “Bize bağlı güçlü Türkiye...” (129)

32. Uygarlık elçiliği, o tarihte emperyalizmin sömürgeciliğe taktığı ad...(149)

33. Düşünme biçimlerini, Türkiye’nin çıkarlarına göre değil, sistemin çıkarlarına göre ayarlayanlar, kendi çıkarlarıyla “sistemin” çıkarlarını

özdeşleşmiş görenler!.. (Gençliğe Hitabe2de ki dahili ve harici bedbahtlar..) (153)

34. 1800’lerden başlayarak batılıların bize kabul ettirdikleri bütün ıslahatlar aslında nedir? Hiç düşündünüz mü? (...) (mevcut hukuk sisteminin) gayr-i müslim azınlıklara tanımadığı güvenceli ticaret ve iş yapma hakkını (tanıma anlamına gelen yenilikler-düzenlemeler) (152’den uyarlama)

35. Sisteme girdiğimiz andan itibaren Türk savunma ve güvenlik anlayışı saptırılmış, Amerika’nın kendi çıkarlarına uygun bir savunma ve güvenlik anlayışı Türkiye’ye benimsetilmiştir. (200)

36. Sorun şu. Hem Türkiye’nin ulusal çıkarlarını koruyacak, ulusal savunma kavramını geliştirip güvenlik örgütlerini ve gizli haber alma servislerini buna göre çalıştıracaksınız, hem de nasıl sistemin gereklerini ve zorunluluklarını yerine getireceksiniz? Bu soruya 30 yıldır gelip giden iktidarlar geçerli ve uygulanabilir bir çözüm getirememişlerdir. (204)

37. ....çözüm, sistemin dışında aranmalıdır. O da hiç kolay değildir ha! Bir kere öyle kolay bırakmazlar adamı. İkincisi, otuz yıllık alışkanlık, bu zaman içinde oluşmuş yönetici kadroların kemikleşmiş itiyatalrı (bazı hallerde çıkarları) ciddi her atılımı engeller durur.(215)

- Karşılıklara yön verebilen bir ülke...

38. “ Türk gelişme stratejisinin esası çabuk bir kamu sanayileşmesine dayanmaktadır. 1950’den bu yana Atlantikçi güçlerin Türkiye’nin geleneksel tarım ürünlerine dayanan bir gelişme stratejisini benimsemesi için çaba sarfettikleri veya hiç olmazsa, sanayileşmeyi emek yoğun alanlara kaydırıp yozlaştırmayı gözettikleri anlaşılmaktadır. Türkiye ise kamu öncülüğünde bir ağır sanayine yönelmek ve bu şekilde yoksulluk ev geri kalmışlıktan kurtulmak için ısrar etmiştir.” (Die Zeit)

39. bizim ordumuzdaki bazı görenek ve geleneklerin, Abdülhamid döneminden başlayarak askerlik zanaatını öğrensinler diye Almanya2ya gönderilmiş “zabitanımızdan” filiz sürdüğünü de! Yakın tarihimize merak sarıp da, Kaiser Almanya’sının Osmanlı topraklarına, Osmanlı ordusunu ıslah ve güçlendirme ayaklarıyla çöreklendiğini bilmeyen yoktur. (286)

40. Elverişli ekonomik, siyasal ve askeri dayanak noktaları edinme...(290) 41. 1953 yılında dünya ekonomi krizini yenmek üzere toplanan Uluslar arası Ekonomik Kongre’de, Alman temsilcisi Dr. Posse şöyle demiştir: Türkiye gibi ziraat memleketleri de sanayileşmek isterlerse, milletlerarası ekonominin ahengi elbette bozulur. Binaenalaeyh Türkiye hammadde hazırlayan geri bir memleket olarak kalmaya mahkum edilmelidir. (304)

42. Cumhuriyeti kuranlar, “emanet edecekleri nesilleri” yetiştirirken

“çağdaşlığı”, “batıcılıkla” karıştırarak ciddi bir yanılgıya düşmüşlerdir. Çünki,

batının geri kalmış bir ülkeye göndereceği her öğreti, kayıtsız,şartsız, kendi toprağına yabancılaşmış batı hayranı ve tüketim toplumu üyesi bir vatandaş türü meydana getirecektir.(308)

43. Bu ülkeyi 200 yıldır, aydınlar batırır, halk kurtarır...(308)

44. (Batılı eğitim sistemi) tüketim toplumu hayranı, kendi ülkesinin yabancısı, kültür emperyalizminin maşası aydınlar üretmekte... Bizim özellikle 1950 yıllarından sonra yetişen, çoğu Amerika’da eğitim görmüş ve şimdi devletin yönetim kademelerinde işgören aydınlarımız bu aydınlardır...(308)

45. “Asıl önemli sorun, gelişmekte olan dünyada, özellikle Ortadoğu ve Afrika’da batı yanlısı rejimlerin, yıkılmakta olmasıdır. Bu olgu Mısır, Fas ve hatta İsrail’i bile etkileyebilir. Bölgedeki radikal akımlar büyük tarihsel değişmelere yol açacaklardır. Bizi tehdit eden büyük tehlikeyi görüp, kararlı davranmazsak, bu gelişimi engelleyemeyiz. Sorun şudur : Dünyadaki ülkelerin iç değişikliklerine ilişkin bazı soyut ilkeleri kabul edecek miyiz?

Yoksa bizim kurallarımızı kabul etmeyenlere karşı bile savunulması gereken temel ulusal çıkarlarımız var mı? İşte temel sorum budur” Time-H. Kissenger (320)

46. Batı Türkiye pazarını ulusal sanayiciye bırakmak istemez, onun amacı bu pazara tek başıa girmek, Türk sanayicisini de ekonomik ajan gibi kullanmak...(340)

İnsanYay.Klodrofar cad.Kültür Apt.27/5 Divanyolu-İstanbul Tel.5160828-5180878

Belgede ÖZETİ BULUNAN KİTAPLAR. BİLGİ TOPLUMU VE EKONOMİK GELİŞME Prof. Dr. Hüsnü ERKAN İş Bankası Yay. Ankara-1993 (sayfa 125-131)

Outline

Benzer Belgeler