AMERİKAN FUNDAMENTALİZMİNİN TARİHİ YAPISI VE İSLAM GERÇEĞİ

Belgede ÖZETİ BULUNAN KİTAPLAR. BİLGİ TOPLUMU VE EKONOMİK GELİŞME Prof. Dr. Hüsnü ERKAN İş Bankası Yay. Ankara-1993 (sayfa 180-185)

YRD. DOÇ. DR. Osman ŞEKERCİ, Sinan Yayınevi

1. Az gelişmiş veya gelişmekte olan ülkelerin en büyük sorunlarından bir de “kavram kargaşası”dır.(4)

2. Gelişmiş ülkelerin; ileri teknoloji, yeni pazarlar bulma, üretme ve satma konuları gündemin birinci maddesini oluştururken, gelişmekte olan ülkelerin yarasız tartışmalara zaman ayırmaları büyük bir talihsizliktir.

Tamamen ABD’nin dini yönden bir iç sorun olan “FUNDAMENTALİZM”in İslam ülkelerinin bir sorunu haline getirilmesi ve tarihi yapısı tetkik edilmeden “Kalkınma ve gelişmeye” adeta engel bir “hareket” olarak sunulması stratejik bir manevradır. Günümüz İslam araştırmacıları ve düşünürleri bu stratejilerin amaçlarını anlamış durumdadır. (4) (Yayınevi)

3. 19. Asırdan günümüze kadar düşünce ve siyaset dünyamızda yer almış bulunan aydınlar, ideologlar, strateji uzmanları belli dönemlerde öyle slogan ve düşünce çatışmalarıyla zaman geçirdiler ki, çoğu bu kavganın tarihi boyutunu ve bu çatışma malzemesini ileri sürmüş bulunan kaynağın amacını anlayarak ona göre tavır koymayı düşünmemiştir. (7)

- (sınırların ihtilafı besleyecek bir şekilde çizilmesi)

(dini-etnik ve kültürel yapıları birbiriyle sürekli çatışma halinde tutacak ve birlik-beraberliği bozacak mekanizmalar oluşturulması...)

4. FUNDAMENTALİZM: İngilizcesi, fundamental, temel, vazgeçilmez ilke anlamına gelir. Bu kelime Hristiyan Amerika’da dini bir akımın adıdır.

Özellikle Hıristiyanlık tarihinde önemli bir yere sahip ve zaman içinde çeşitli evreler geçinmiş bulunan “Bin yılcılar” düşünce ve eylemlerin gelişmesiyle Protestanlar arasında iki kampa ayrıldı:

Köktenciler(Fundamentalistler) ve Modernistler...(8-9)

5. ...Modern yaşamın beraberinde getirdiği yozlaşmalar...(13) 6. Düşünce kargaşası...

7. Gerek Hıristiyanlıktaki iç çekişmelerde, gerekse kilise önderliğindeki haçlı hareketleri, Asya, Afrika, ve Latin Amerika’da bizzat kilisenin politik güçlerle sergilediği durum, Hıristiyanlığı bir barış dini olmaktan uzaklaştırmış askeri saldırıların teşvikçisi durumuna getirmiştir. Askeri istiladan önce yabancı bir ülkeye çeşitli unvanlarla gitmiş Hıristiyan misyoner, bir zaman sonra kendi ülke askerlerinin orayı istila etmesi için hükümetlerini ikna etmiştir.

Fundamentalistler, Hıristiyan ülkeler dışında bulunan kiliselerin ve Hıristiyanların korunması, komünizmin yayılmaması, Hıristiyanlık dışında kalan ülkelerin ittifaklar kurmamaları için askeri harcamaları fazlasıyla destekliyorlar... (22)

8. Bir toplumun ekonomik, politik ve sosyal şartlarından doğmuş bir faaliyeti, başa bir toplumda aramak sosyolojik verilerle bağdaşmaz. (27)

9. Asya ve Afrika’nın büyük bir kısmının Fransa ve İngiltere tarafından sömürgeleştirilmesi ve sömürgeleştirilen halkların siyasi hakimiyet altına alınması ev ekonomik açıdan sömürülmesinin sonuçları, ırkçı ve emperyalist bir ideolojinin terimleriyle makul hale getirilip haklılaştırıldı. (29)

10. Batılılar : “ İslam’ın çöl fanatizminin, tiksindirici bir cinselliğin, hurafelerin ve kötü bir kaderciliğin berbat bir karışımı olduğu, müntesiplerini insanlığın daha yüksek sosyal biçimlerine yönelik faaliyetlere katılmaktan alıkoyduğu, insan ruhunu cahilliğin propagandalarından kurtarmak yerine daha sıkı bir şekilde bağladığı”nı ileri sürerek: “Hıristiyanların geçmişten miras kalan veya önyargı ve iftiralarla tahrif edilmiş olan İslam hakkındaki çağdışı imajını....(31)

11. 19. Yüzyılda çok sayıda Müslüman ülke, batılı sömürgeci güçler tarafından sömürge haline getirildi. Fransa, Fas, Tunus ve Cezayir zapt edilirken, Hollanda, Endonezya ele geçirildi. Orta Asya Türk Devletleri, Rusya tarafından istila edildi. Mısır, İngiltere tarafından gasp edilirken İtalya, Libya’yı topraklarına kattı. sömürge topraklarının yönetimi, sömürülen milletlerin kültürlerine dair güvenilir bilgilerin bulunmasını zorunlu kıldığından dolayı, oryantalizm işte bu bağlamda ortaya çıkarak, batılı sömürgeci güçlere bir uşak gibi hizmet etti. (32)

12. Harvard Üniversitesi Ortadoğu araştırmaları bölümünde Prof. Nadav Safran ve Prof. Samuel Huntington tarafından düzenlenen bir konferansın kapanış konuşmasında, Safran, CIA adına “İslam Kökten dinciliği” konusu üzerinde bir konferans organize etmek için 45.000 ABD doları olduğunu açıklamıştır. (Bu kavramı, Ortadoğu’da moda etmek için) (34)

13. ABD’deki Ortadoğu araştırmaları merkezlerinin iş çevreleri, petrol şirketleri, Hıristiyan misyonerleri, istihbarat servisleri ve Siyonist lobilerle sıkı işbirliği içinde oldukları bağımsız gözlemcilerce de açıkça ifade edilmektedir.

Klasik oryantalist tavır, İslam topraklarında Amerikalı ve Avrupalı bilim adamlarının gözetiminde yapılan alan araştırmaları ve sosyal bilim çalışmalarında ciddi bir şekilde sürmektedir. Elitler, siyasi istikrar, modernizm ve gelenekçilik ikilemi v.b. İslama karşı kin ve nefret dolu olup, İslam’ı gayr-ı beşeri, gayr-i bilimsel, gelişmeye-kalkınmaya engel, kapalı, gelenekçi bir toplumun ilk örneği olarak gören Von Grunebaum ve Bernard Lewis gibi oryantalistlerin fikirleri, Ortadoğu ve İslam dünyasının diğer bölgelerinde çalışan ve uzmanlaşan sosyal bilimcilerin ve alan mütehassıslarının üzerindeki büyük tesirleri hala devam etmektedir. (35)

14. Amerikan sistemi, Hıristiyani fikirlerin siyasi bir ifadesidir.

Rust WALTON (39)

15. “Sivil hükümetimiz, Allah’ın iradesiyle teşekkül etmiştir ve Amerika’da Hıristiyanlık prensipleri üzerine kurulmuştur. (39)

16. Barış, insan ahlakları ve demokrasi havariliğini bırakmayan batı ve Amerika “halkın yönetimini belirleme” de söz sahibi olması için mücadele veren ülkeleri, sanıldığı kadar iyi görmüyor, daha çok despot yönetimlerle iş bitirmeyi tercih ediyor. Gerektiği zaman insan hakları kartını oynuyor...(41)

17. ABD kongresi kütüphanesine bağlı olarak çalışan araştırma bürosu, kongre üyelerini çeşitli konularda bilgilendirmek üzere raporlar hazırlıyor.

Bunlardan biri de 15.3.1995 tarihli “Ortadoğu ülkelerinde İslamcı akımlar”

başlığını taşıyan rapordur. ABD’nin İslamcı akımlara karşı izleyeceği politika seçenekleri sıralaması açısından çok ilginç konuları içermektedir:

- Tunus’ta olduğu gibi İslamcı akımları bastıran hükümetlere destek vermek.

- İslamcı akımlara karşı çıkan laik grup ve akımlara destek vermek...

- Dost hükümetlerle işbirliği yapan İslamcı grupları desteklemek...

- Bölgedeki Amerikan askeri varlığını artırmak ve böylece dost hükümetlerin devrilmesini önlemek için gerektiğinde güç kullanmaya hazır olduğunu göstermek...

- Batıya karşı düşmanca tutum izleyen İslamcı yönetimlere karşı ekonomik ve diplomatik ambargo uygulayarak bunları tecrit etmek...

- Kimlik krizinin sebep olduğu buhranlardan kurtarıcı rolünde yeni fikir akımlarını yaymak suretiyle, İslam’ın alternatif olmasını önlemek... (s.42-43)

18. Kimlik krizi “kendine yabancılaşmadan doğar. (44)

19. Ülke yöneticileri halktan uzak kalarak ve onlardan yabancı bir yaşam biçimini tercih ederek halkla kendi aralarında bir duvar örmüşlerdir. Bu yabancılaşmayı savunan yazarlar(medya) bu farklı kitleyi memnun etmişlerdir. Durmadan yeni kavramlar, yeni sloganlar seslendirmiştirler.

Sözlerinde halkı savunmuşlar, yaşam tarzlarında yabancılaşmayı benimsemişlerdir. (44)

20. Bugün İslam dünyasında, birçok dini davranış “fundamentalist”

olarak nitelendirilmektedir. (45)

21. Dünya o kadar şartlandırılmıştır ki, İslam adeta terörizmle eş anlamlı hale getirilmiştir. (45)

22. Bugün, İslam’ın bireyin yaşantısına aksederek bir tavır veya kimlik şeklini alan her belirtisine “fundamentalizm” in göstergesi gözü ile bakılmaktadır. Böylece Müslümanlar, bütün İslami inanç ve değerlerden uzaklaşmadıkça, fundamentalist ithamından kurtulamayacaktır...(47)

23. 16. Asırdan beri İslam üzerinde çalışmaya yöneltilmiş resmi ve gayr-i resmi kurumlar hep İslam’da, Hıristiyanlıkta gördükleri çelişmeleri bulmaya çalışmışlardır. Bir bakıma Roma yaşam ve düşüncesinin dinselleşmiş şekli olan Hz. İsa’dan(AS) sonraki Hıristiyanlıkta görülen zıtlıklar ve farklılıkları İslam’da görmek için çok çaba göstermiş müsteşriklerin yardımına siyasi teorisyenler ve strateji uzmanları (destek vermişler), bunlar İslam toplumunda yapay gruplaşmalar meydana getirmek, bunları bir temele oturtmak ve her grubu bir diğer grubun karşısına hasım olarak çıkartmaya bir bakıma muvaffak olmuşlardır. İslam toplumlarında meydana getirilmiş bulunan bu yapay grup anlayışını (siyasi partiler de dahil), İslam toplumlarında siyasi iktidarı elinde bulunduran kesimler bu teorilerle eğitildiklerinden, salt bir yaşam düsturu ve politikalarının şaşmaz ölçüsü haline getirmişlerdir. Batılı teorisyenlerin bu farklılığı körüklemek için yaptıkları diğer bir faaliyet, her on yılda, yeni bir kavramı İslam toplumlarında kendilerine yakın olanlara benimsetmek ve sürekli yönetenle-yönetilenler arasında rahatsızlığı sürdürmektedir. (40-51)

24. İslam ülkeleri kendi sorunlarını çözmeye çalışıyor. Sanayi toplumu olmak istiyor. Kendi kaynaklarına egemen olmak istiyor. Başka merkezlerden idare edilmek istemiyor. İki yüz yıldır süregelmekte olan kültürel ve ekonomik sömürüden kurtulmak istiyor. Bundan daha doğal ne olabilir? (52)

25. Bir kısım batılı ülkeler ve onların yeryüzündeki koruyucuları ABD, İslam ülkelerine hayat hakkı vermek istemiyor. Rusya bu konuda onunla paralel bir politika izliyor. Müşterek yağmalıyorlar. Yağmaya başkaldıranlara her sıfatı veriyorlar. Onlar verebilir. Çıkarlarını din haline getirmiş bu ülkelerin amaçları ortada iken ve onlar bu çıkarlarına engel tek kurumu

“İslam” görürken, İslam’a saldırıda İslam toplumundaki politikacılar, entelektüeller neden bu saldırıda onlarla ittifak ediyorlar? Batılılaşma, çağdaşlaşma İslam’a saldırıdan geçiyorsa, bunu zaten batılılar 16. Yüzyıldan beri yapıyorlar. Artık gerçeği görme zamanı geldi. Batı, İslam’ı kendi çıkarlarına karşı koyan kitlelerin ortak imam olduğu için ona yaşama hakkı vermek istemiyor. Türk İstiklal Savaşı’nın başarısında, İngilizlerin, Fransızların, İtalyanların Ortadoğu ve Afrika İslam ülkelerinden atılmalarında, Rusya’daki Türk toplumlarının Rusya’ya karşı kendi kimliklerini korumalarında, Batı Trakya’da Türk varlığının yaşamaya devam etmesinde, Kıbrıs’ın bir bakım bağımsız bir Türk Cumhuriyeti olmasında, Makedonya, Bosna-Hersek, Sancak, Arnavutluk ve başka bir çok ülkelerde ve ufalıp yutulmamış her toplumun yaşam savaşında İslam var... Bu toplumlara yaşama heyecanı veren dinamizme, yani İslam’a karşı çıkarlarını tam oturtamamış toplumların saldırıda bulunmalarına ve her dönemde İslam varlığına yeni bir yafta vurmalarına şaşmamak gerekir. Şaşılacak şey, onların iddialarını gerçek sayıp, İslam değerlerine düşmanlarından daha fazla eleştiride bulunan kimselerin olmasıdır. Batı biliyor ki; kendisini birliğe(AB) götüren en büyük güç Hıristiyanlıktır. Kapalı ve açık bir savaş sürdüğü, parçalayıp birbirine düşman kardeşler haline getirdiği İslam toplumun gelecekte birliğini sağlayacak tek etkin faktör İslam’dır. Bu bakımdan batı, İslam toplumunun bu şahdamarını etkisiz ve sevimsiz hale getirmek için her türlü senaryoyu hazırlayacaktır. Fundamentalizm senaryosu bu filmin bir parçasıdır. (52-53)

26. Türkiye bugün Bermuda şeytan üçgeni içindedir. Kafkaslar, Balkanlar ve Ortadoğu...

27. Bütün bir Rusya demokratik olamaz. Demokratik bir Rusya bütün kalamaz. (Bu kabul Türkiye’de uygulanmaktadır)

Ceviz Kabuğu (Hulki Cevizoğlu) 24.11.2001 ATV

Ergun Poyraz

Kitap (Misyonerlik arasında 6 ay) Prof. Dr. Zekeriya Beyaz

Turgay Üçok (Türk Dünyası Hıristiyanlık Ruhami Başkanı) (Orta okulda iken Nurav İniş)

İhsan Yinal ÖZBEK (Ankara kurtuluş kilisesi papazı)

1- Misyonu: misyon üstlenen - özelde Hıristiyanlığı yayan kişi- zamanla- misyon- siyasi sosyol- istihbarat alanlarında misyonlar üstlenen kişilir….) Misyonerlik - din görevlisi - hasta bakıcı - Dr- barış gönüllüsü casus kimlikleri ile karşımıza çıkar….(Z.Beyaz) (misyonerlik kavramlarına ekle

2- Müjde yayıncılık (misyoner kitapları) 3- Hukuk dili - Din dili - Tıp dili - v.s….

4- Misyonerlerin faaliyetleri, bir insan Hıristiyanlığa çekmekten ibaret değil……. İnsanların kendi ait oldukları din ve kültür ile olan bağlarının zedeleyip - manevi bir dengesizliğe sebebiyet vermek amacı… (E.Noyan)

5- Osmanlıyı parçalayan Bulgar- Yunan - v.s. hareketlerinin liderleri misyoner okullarından yetişmişlerdir.

AMERİKAN YÜZYILININ SONU

Belgede ÖZETİ BULUNAN KİTAPLAR. BİLGİ TOPLUMU VE EKONOMİK GELİŞME Prof. Dr. Hüsnü ERKAN İş Bankası Yay. Ankara-1993 (sayfa 180-185)

Outline

Benzer Belgeler