Prof.Dr. Mümtaz Turhan; Yağmur yayınevi İst.-1980 1. Garp medeniyetinin esas kıymetleri...(13)

2. Aksi takdirde yıkılmak istenen taassup zihniyetinin yerine yine mevcudu muhafaza gibi başka neviden taassup zihniyeti konmuş olacaktır.(15)

3. Bir cemiyeti muayyen bir tarzda davranışa sevk eden amil ve şartları hazırlamak (eğitim) (17)

4. Türk milleti hiçbir zaman hakiki medeniyet hamlelerine karşı ciddi bir mukavemet göstermemiştir. Onun mukavemeti, medeniyet perdesi altında, onun kültür şahsiyetine yönelen darbelere olmuştur ki, bu gerçekte sıhhatli bir tepkidir. (21-uyarlama)

5. Dokunulmaz ve tartışılmazın arkasına sığınmak; cahil ve şahsiyetsiz insanların bir tavrıdır. Yine dün toplumumuzda tartışılmaz niteliği taşıyan inançların arkasına saklananlar; gerçekte; bugün toplumumuzda tartışılmaz hale gelmiş düşünceler...

6. *Garbın şarka kolayca vereceği en faydalı şeyin ilim ve ilmi zihniyet olduğu gittikçe artan bir vüzuhla aşikar bir surette görülmektedir. İlim ve ilim zihniyeti bir memleketten diğerine, bir ırkdan ötekine nakledilebilir;yeter ki, ortada rasyonel bir cemiyet bulunsun.(48) (498) (İngiliz Whitehead)

7. Gayet objektif ve rasyonel olan Japon kafası, garbın hudutsuz üstünlük ve kudretinin ilimden geldiğini ve bu sahada onu sadece taklit etmenin kendilerine ancak mahdut bir fayda temin edebileceğini aşikar olarak görmüştür. (48) (İngiliz Prof. Bernal)

8. Batıdan hemen hiçbir sahada daima iyi alınamamış, yine kendimizden hiçbir sahada, yalnız fen unsurlar terk edilip iyiler muhafaza edilememiştir.

(58)

9. *Bu iki asırlık faaliyetin ilk yarısında, bütün gayretlerin, ordunun ıslahı hususunda toplandığı görülür. O zamanın mücedditleri Avrupa karşısındaki mağlubiyetin sebeplerini, ordunun kifayetsizliğinde, orduda düzenin bozulmasında ve garbın üstünlüğünü de askerlerinin iyi yetiştirilmiş

olmasında bulurlar. Binaenaleyh orduyu ıslah etmek veya garp tekniğine göre yeni bir ordu meydana getirmekle meselenin halledilebileceğine kanidirler.

(...)

10. Tanzimat bu bir asırlık garplılaşma hareketindeki gayenin iflasını ilan eder. Bu devirde Avrupa’ya başka bir cepheden yaklaşma istenir. Garplılaşma hareketi gayesini değiştirmiştir. İmparatorluğun kurtuluşunun çaresi bu defa da, onun teşkilatının, içtimai bünyesinin değiştirilmesinde, Avrupa devletlerinin yapısına benzetilmekte ve bilhassa hür ve meşruti bir rejim kurmakta görülür. (96) (Zira evvelce; batı ile askeri mücadele olduğundan;

askeri nitelikler mukayese edilmiş...)

11. Batının “beyin göçü” politikası karşısında buraya gönderdiğimiz talebelerin, ilmi bir kıymet olması halinde, batının cazip imkanlarına, ülkemizin mahrumiyetlerini tercih etmesini nasıl sağlayacağız?....

12. *Çünkü bugün medeni, ileri bir millet demek, hakiki ilme, ilim zihniyetine ve bunlarla mücehhez olarak yetişmiş münevverlere sahip cemiyet demektir. (199) (önsöz)

13. *(İnsan değişmedikçe değiştirilen) bir müessesenin, evvelce mevcut olanın yerine geçip onun fonksiyonunu üzerine aldığı ve değişen muazzam bir görünüş, parlak bir cephenin arkasında hakikatte asıl değişmesi arzu edilen ve beklenen şeylerin tıpkı eskisi gibi devem edip gittiği görülür kü, bu da bize tahavvülün tamamıyla sathi kaldığının ve şekle inhisar ettiğinin müşahhas bir delilini verir. (212)

14. Çünkü asırlardan beri kendi öz realite ve ihtiyaçlarımızla olan temasımızı kaybetme yüzünden, artık hangi çarenin hakiki ve tedbirin zaruri olduğunu takdir edemiyoruz. (216)

15. Hele taazzuv ve teşekküllerini, muayyen bir tarihi oluşun çerçevesi içinde tamamlamış olan hadiselerin izahı için (bu hadiselerin) tahlili zaruridir.

(226)

16. Bir tahsil sisteminde muhtevanın sıkı sıkı gayeye bağlı olduğu, buna göre hazırlanıp tertiplenmesi icap ettiği bilinmektedir.(246) (İşte; kendi kültürel varlığımıza yönelen tahrip ve tasfiye hareketi; batılılaşma gayesine göre planlanan bir eğitim sisteminin tezahürüdür...)

17. Topluluk hayatını nizama koyan kıymetler...(252)

18. Milli ve manevi değerlerimizi ezberleyen değil, davranışlarıyla ifade eden bir nesil...

19. Cehalet kavramı:( Milli ve manevi değerlerimize bağlılık; cehaletin bir göstergesi haline gelmiş bir cemiyet yapısı...)

20. *Çünkü Türkiye’nin realite ve ihtiyaçları dışında meydana getirilecek bir sistem kendi içinde ne kadar mantıki, ne kadar ahenkli ve cazip olursa olsun beklenilen neticeyi vermeyecektir. (325)

21. *Türkiye şuurlu bir şekilde garba yöneldiği zaman bu medeniyetin temelini teşkil eden ilim, ancak bir buçuk asırlık bir tarihe sahipti ve teknik halinde tezahürü ile endüstriye tatbiki henüz yeni başlamıştı. İlmin cemiyet hayatının diğer sahalarına tatbiki ise ancak yirminci asrın ilk çeyreğine rastlar.

Görülüyor ki, bizimle garp arasındaki uçurum, biz garplılaşmaya başladıktan sonra derinleşmiştir. (330)

22. Birçok ihtilaf grupları ihtiva eden bir cemiyetin ilerlemesi, kalkınması şöyle dursun, hayatının hali hazırını idame ettirmesi bile tehlikeye düşer. (399)

23. Kültür, içtimai tesanütün temelini teşkil eder. (409)

24. İlim yoluyla kafalarda bu nevi bir değişiklik meydana getirmeden ancak bunun bir neticesi ve ona bağlı olan davranışları insanlardan beklemek veya bunlara zorlamak mümkün değildir. (428)

25. *Bugün Türkiye’nin en mühim, en çetin problemleri, ilerleme ve değişme istemeyişinden değil, sür’atle değişmekte olmasından, bu hususta talepler karşısında münevverlerin aciz kalmasından doğmaktadır. Halk iş istemekte, çalışmak ve kazanmak istemektedir. Halk yol, su, mesken okul, fabrika ve her çeşit hakiki medeniyet vasıtaları istiyor. Bunlara kavuşmak için can atıyor. Halk bir an evvel refaha kavuşmak, diğer medeni milletlerin seviyesine erişmek için sabırsızlanıyor ve gecikmeden, başarısızlıktan dolayı kahroluyor. Onun için ilerlemeyi, modernleşmeyi, gelişemyi Türk halkından daha çok özleyen başka bir millet gösterilemez. (445)

26. *Halk, medeniyetin dinsizlik, cinsi laubalilik ve ahlaksızlık olmadığına, hele başı boşluk, mesuliyetsizlik ve sefahat ifade edemeyeceğine;

örf ve adetlerine, geleneklerine bağlı kalmanın bağlı kalmanın moderleşmeye mani teşkil etmeyeceğine inanmaktadır. Halkın bu idrakinin, ilmi hakikatlere ve anlayışa daha uygun düştüğünü itiraf etmek zarureti vardır. (446)

27. * Bunlar bir cemiyeti zararlı iç ve dış tesirlere karşı en kuvvetli bir şekilde koruyacak, ona mahsus fertleri, her nevi sosyal grupları, teşkilat ve müesseseleri bir arada tutacak, böylece amorf bir kalabalıktan, ileri ve modern bir milletin doğmasını temin edecek kuvvetin milli kültür olduğunu bilirler.

Onun için bu nevi bir kültürün meydana gelmesinde birinci derecede rol oynayacak olan din, dil, edebiyat ve her nevi san’at faaliyetleri, tarih, örf ve adetler, gelenekler gibi en mühim unsurları şu veya bu vesilerle zayıf düşürmek gelişmelerine mani olmak,başa istikametlere çevirmek ve mümkünse büsbütün ortadan kaldırmak esas gayelerini teşkil eder. (447)

28. Ortaçağ zihniyetine göre bir şeyin hakikat olabilmesi ona inanılabilmesi için bir otoritenin ağzından çıkması kafidir. Bu tarzda inanılan

hakikat artık ne değişir, ne de değiştirilebilirdi, mutlaktı.(...) Ortaçağ zihniyeti fikir ve vicdan hürriyeti tanımazdı. Başka fikir ve kanaatte olanların işkence ve ölüme mahkum edilmeleri, ilim öncülerinin ateşe atılıp yakılmaları hep bu yüzdendi. İşte ortaçağ zihniyetinin otoriteye dayanan hissi, subjektif, dogmatik, mutaassıp ve müsamahasız tutumuna mukabil, ilim zihniyeti;

mahiyeti icabı, objektif, hadise ve vakıalara hürmetkar, şüpheci ve gerçeğe bağlıdır. Hadiselerle, bunlar arasındaki münasebetlerin sahih ve kontrol edilebilir bir tarzda tespit edilmiş ifadelerinden başka hiçbir otorite tanımaz.

(488)

29. *Bir hakikat kendi kendini empoze edeceğinden ona inanıp inanmamak elimizde değildir. Onun için ilmi hakikatlere inandırmak maksadıyla tazyik yapmak kimsenin aklından geçmez.(489) (bu sebeple ilmi zihniyet teşekkül etseydi, ilme uygun her inkılap kendi kendisini empoze edeceğinden, uymayan da tasfiye olunacaktı. İşte gerek inkılapçı, gerekse inkılaba karşı olanlar arasında ilmi bir zihniyet teşekkül etmediğinden, her iki tarafın tutumu da müspet ve menfi anlamda bir tartışılmasızlık olarak ortaya çıkmaktadır.)

30. Esas, ana problemlerinin nelerden ibaret olduğunu göremeyen, ele aldığı meseleleri hakkıyla halledemeyen (veya, yanlış meseleleri ele alan) bir memleket, geri kalmış bir memlekettir. (513)

31. *Maalesef problem diye herkesin görebileceği müşahhas bir şekilde yüze çıkmış bazı belirtiler(tezahürler), hadiseler ele alınıyor. (518) (problemin kendisi değil görüntüleri ile uğraşmak) (Görülüyor ki, memleketimizde sözde münevverler arasındaki fikir ayrılığı bilgiden değil, umumi bir bilgisizlikten(cehaletten) ileri gelmektedir.) (543)

Belgede ÖZETİ BULUNAN KİTAPLAR. BİLGİ TOPLUMU VE EKONOMİK GELİŞME Prof. Dr. Hüsnü ERKAN İş Bankası Yay. Ankara-1993 (sayfa 58-61)

Outline

Benzer Belgeler