3. TÜRK SİNEMASINDA İSLAMCI İFADE

3.3. İslamcı İzler Taşıyan Türk Filmleri

3.3.19. Sevdaların Ölümü (1992)

başörtülülerin okula alınmaması için yasaklar koyan güçlerle Müslümanları dünya genelinde mağdur eden güç anlatıda yan yana getirilir.

filmin sonunda kendisini dinleyen kalabalık gruba Bosna-Hersek ve Nahcivan’da zor durumda olan Müslümanlara yardım çağrısında bulunduğu konuşmada, Osmanlı Devleti’nin son yıllarında savaştığı cephelerden yola çıkarak geliştirdiği söylem ile Kerim karakterinin İslamcı düşünceye sahip bir gazeteci olduğu vurgulanır. Kerim’in eşi Zeynep de tıpkı Kerim gibi dini değerlerine bağlı bir karakterdir. Doğu ve Batı toplumlarında kadın isimli bir kitap yazmıştır. Bu kitap filmin ana temasına dair bir göndermedir. Zeynep ve Sevda ikilisiyle anlatılan da tıpkı kitabın ismi doğu ve batı toplumunu temsil eden iki farklı ve zıt kadın tipidir. Zeynep’in çocuğu olmamaktadır ve Kerim’in Sevda’dan olan kızına annelik etmektedir. Kaynanasına ve eşine karşı iyi davranır. Sevda’ya karşı Kerim ve kaynanasından farklı olarak tek merhamet gösteren de yine O’dur. Filmin diğer karakterleri Cengiz Bey’in babası, oğlu Sinan, Kerim’in annesi ve Sevda’dan olan kızı Şebnemdir.

Film beş bölüm olarak kurgulanmıştır. Bölüm geçişleri numaralar ve epigraflarla ayrılmıştır. İlk bölümde Sevda’nın Kerimden sonra kurduğu aile iki temel özellik üzerinde durularak anlatılmıştır: Bunlardan ilki, bu ailenin huzursuz bir aile olmasıdır.

Film Cengiz Bey’in babasının gelininden ve oğlundan yakındığı sahne ile başlar. İkinci sahnede ailedeki huzursuzluk belirgin şekilde resmedilmiştir: Sevda gelecek misafirlerden ötürü isyan eder ve artık bıktığını söyler, Sinan eve geç geldiği için Cengiz Bey’den azar yer, Cengiz Bey yakınmalarından ötürü karısı ile kavga eder. Bu huzursuzluk aralıklarla bölüm içerisinde anlatılır, Cengiz Bey’in kumar düşkünlüğü ve aldatmasından ve Sevda’nın Cengiz’in yaşlı babasına ve oğluna bakmak zorunda kalmasından ötürü eşiyle giriştiği tartışma ve kavgalara yer verilmiştir. İkinci temel özellik ise bu ailenin seküler-modern bir aile olmasıdır: Ailede alkollü toplantılar düzenlenir, kadınların iskambil partilerinden ve erkeklerin kumar hikayelerinden oluşan konuşmalara yer verilir. Sinan ve dedesi karı kocanın özgürlüklerini kısıtladıkları ve onların yaşamlarına bir şekilde (Sinan’ın yaşından ve Dedesinin “eski kafalı” geleneksel bir karakter olmasında ötürü) uygun olmadıkları için sürekli ötelenirler. Birinci bölümdeki yemek sahnesinde Dede’nin içeriye girdikten sonra oluşturduğu uygunsuz durum ve onların misafirlerle yemek yemesine müsaade edilmemiş olması karı kocanın tutumlarını açık bir şekilde anlatmaktadır. Bölüm hayatından sıkılan ve eski kocasını hatırlayan Sevda’nın onun adresini tesadüfen bulması ve acele ile evini terk etmesi ile son bulur.

İkinci bölümde Kerim ve Zeynep’in ailesi anlatılır. Birinci bölümdekine benzer şekilde ailenin iki temel özelliği anlatılmıştır; Aile huzurlu bir ailedir, insanlar fedakar, iyi niyetlidir ve sürekli sevecen konuşmalar geçer, aynı zamanda mütedeyyin bir aile olarak anlatılmıştır, Zeynep’in başı kapalıdır, namaz kılar, ailede kimse alkol kullanmaz. Bu ailede de tıpkı Sevda’nın ailesinde olduğu gibi yaşlı bir birey ve üvey bir çocuk bulunmaktadır, fakat ilk bölümdeki ailenin aksine yaşlı ve çocuk bireye kötü davranılmaz. İkinci bölümde Kerim’in ailesi anlatılırken öte yandan birinci bölümdeki hikaye devam eder Sevda Kerim’i bulur. Çocuğunu görmek ve üstü kapalı biçimde Kerim’e dönmek istemektedir. Kerim bunu reddeder ve uzak durmasını ister.

Kerim’den karşılık alamayan Sevda Kerim’in ailesini ziyaret eder Zeynep ile yıllardır görmediği öz kızı ile tanışır. Bölüm Şebnem’in gerçek annesini öğrenmesi ve annesi tarafından İstanbul’a götürülmesi ile son bulur.

Üçüncü bölümde Sevda öz kızı ile birlikte yaşam kurmaya çalışır. Cengiz ile kavgalarına Şebnem konusu da dahil olur. Bu bölümde Sevda’nın sürdürdüğü kötü hayata şahit olan kızına karşı yaşadığı mahcubiyet ve bir şekilde kızı ile birlikte yaşama çabalarına yer verilmiştir. Bölüm sonunda Cengiz’in patronunun evine yemeğe giderler ve Sevda geç saatte ve alkollü şekilde Şebnem’in odasına döner. Kızı annesine çok kötü koktuğunu, sarhoş olduğunu söyler ve kendisini eski ailesine götürmesini ister. Bu sahne ile Sevda’nın utancı belirgin şekilde anlatılır ve Sevda önemli bir duygusal dönüşüm yaşar, artık önceki hayatının kötülüklerinden kızına sığınarak kurtulmaktan vazgeçer ve kızını babasına geri götürür.

Dördüncü bölümde Kerim ve Zeynep ailesinin bu olaylar karşısında yaşadıkları anlatılmıştır. Zeynep çocuğu olmamasından ötürü Kerim’e baskı kurmakta haksız olduğunu ifade eder ve gerekirse ikinci karın olurum diyerek fedakarlıkta bulunur.

Bunun yanında kaynanası ve Kerim’in Sevda’ya kötü sözler sarf ettiği bir sahne onu müdafaa eder. Sevda’nın intihar ettiği haberi ile Zeynep Kerim’in üzerinde baskı olmaksızın karar vermesini sağlamak için babaevine döner.

Beşinci bölüm tek bir sahneden oluşmuştur. Kızı ve Kerim Sevda’yı ziyaret etmek için hastaneye gider. Kerim’in Sevda ile alakalı neler düşündüğü belirsiz bir şekilde anlatılmıştır fakat olumlu kararlar aldığı anlaşılmaktadır. Sevda Kerim ve kızını kapıda görür fakat soğuk davranır ve Cengiz’in patronunu yeni eşi olarak takdim eder.

Film Sevda’nın Kerim ve kızının hayatlarına duyduğu saygı ve zarar vermeme isteğinin vurgulanması ile son bulur.

Filmde seküler ve modern alışkanlıkların aile ve üzerindeki olumsuz etkileri anlatılmıştır. Cengiz-Sevda ailesi babalarına kötü davranmaktadır. Bu ilişki ile modernin gelen üzerindeki tahribi vurgulanmıştır. Öte yandan ailenin çocuklarıyla ilgilenememesi modern yaşamın gelecek nesiller üzerindeki bozucu etkisi anlatılmaktadır. Filmde dede ve çocuğun karı kocanın kötü tavırlarından birbirlerine sığınmaları, yönetmenin modern bugünü geçmiş ve gelecek karşısında konumlandırarak anlattığını göstermektedir.

Filmin en önemli mesajı Zeynep’in yazdığı kitabın isminde kodlanmıştır.

“Filmde doğu ve batı toplumlarında kadın” yönetmenin yargılarıyla anlatılır. Zeynep doğulu, geleneksel, inançlı bir kadındır, fedakar ve merhametlidir, ailesine bağlıdır. Öte yandan batılı kadın temsil eden Sevda, ahlaki açıdan zayıf ve bencildir, geleneksel aileyi yaşamını sürdürebileceği alan olarak görmez.

Son olarak film hikayesi ile ilgisiz bir şekilde dönemin güncel konularının birinden bahseder; Kerim’in kalabalığa Nahcivan ve Bosna’daki Müslümanlara yardım edilmesi gerektiği ile alakalı uyarıda bulunduğu konuşma bir mesaj olarak seyirciye ayni ile iletilir. Bunlar aynı zamanda yönetmenin filmin akışına ve hikayesine karşı ilgisiz davranmak suretiyle sinemanın illüzyonundan sıyrılarak seyirciye yönelttiği kendi sözlerdir.

In document İslamcı ı̇fadedekı̇ değı̇şı̇mı̇n Türk sı̇nemasındakı̇ ı̇z düşümü (Page 86-89)