3. TÜRK SİNEMASINDA İSLAMCI İFADE

3.3. İslamcı İzler Taşıyan Türk Filmleri

3.3.25. Kapıcı Musa (1993)

1993 yılında çekilen filmin yönetmenliğini İsmail Güneş senaristliğini ise Nurettin Özel gerçekleştirmiştir. Film yayınlandığı yıl 20.006 seyirciyle buluşmuştur.(http:// www.tsa.org.tr/tr/film/filmgoster/1149/besinci-boyut , 6.9.2018) Film mesleği bir apartmanda kapıcılık olan Musa’nın (Muzaffer Çetinyılmaz) cuma

hutbesinde duyduğu bir Hadis’e uygun yaşama çabasını ve bu çaba neticesinde başına gelen olayları anlatır.

Musa köyünden ailesiyle birlikte şehre göç edip şehirde kapıcılık yapan mütedeyyin bir insandır. Filmin, Musa’nın Cuma hutbesinde “Komşusu açken tok yatan bizden değildir.” Hadis’ini duyduğu sahneye kadar süren serim bölümünde, apartmandaki insanlar Musa’yı severler, çalışkanlıklarını ve ahlakını takdir ederler.

Musa Hadisi duyduktan sonra, “bizden değildir” sözünden duyduğu korkuyla her akşam komşularına yemek götürür. Apartmandaki insanlar zengindir ve Musa’dan farklı bir sosyal sınıfa mensupturlar. Apartmanda oturan ve Musa’nın kızının arkadaşı olan küçük kız bir sahnede akşam yemeğine Musa’nın evine gelir, Musa’nın kızı sorar;

“Sizde fasulye sıcak yenmez mi?” “Annemin vakti olmuyor ki yapsın” “neden” “Annem sık sık oyunlara gider bu yüzden dedemle ben ekmek arası bir şeyler atıştırırız bazen de aç aç uyur kalırız”. Musa’nın her akşam olumsuz cevap almasına rağmen yemek götürmeye devam etmesi apartmandaki insanları rahatsız eder. Her akşam rahatsız ettiği için ona kızan apartman sakinlerine sürekli duyduğu Hadis’i tekrarlar. Apartman yöneticisi Abdi Bey ve kendi eşi onu sürekli uyarırlar fakat o sürekli duyduğu Hadis’i söyler ve korkusunu anlatır. Musa karakterinin sebep sonuç ilişkisinden kopukluğu ve bu deliliğe yakın inatçı tavrı, anlatımın ve hikayenin kolaylaşması ve vurgulu hale gelmesinden ziyade, tam olarak saf ve duygusal bir karakter oluşturmak kastı ile verilmiştir.

Apartman sakinlerinin topladıkları imzalar ile apartmandan atılan Musa ve ailesi o gün kalacak hiçbir yer bulamaz ve parkta yatmaya başlarlar. Parkın bekçisi onları Hacı Kadir Bey’in yıllardır boş olan evine yönlendirir. Ertesi gün oraya taşınırlar, ev sahibi Musa’nın sünnete olan bağlılığından çok etkilenir ve Hacı Kadir ile Musa’nın dostluğu başlar. Bu arada Musa hala iş bulamamıştır maddi durumları giderek kötüleşir ve yiyecek bir şey bulamayacak duruma gelirler, Musa bakkaldan veresiye almaya niyetlenir fakat söylemeyi başaramaz. Eski mahallesine, kapıcıyken onu çok seven ve sürekli övgüyle bahseden bakkala gider ve erzak ister, bakkal sabah kimseye erzak vermemeye yemin ettiğini söyler, aynı sahnenin başında apartmandan gelen başka birine veresiye yazmıştır, Musa bunu sorar fakat kapıcı onu geçiştirir böylece Musa erzak bulamadan döner. Bu arada Musa’nın kızı zayıf düşer ve ölür. Kızın ölümü filmin önemli eşiklerinden biridir zira buradan sonra Musa’nın iş aramayı bırakır ve vaktini

kızının mezarında geçirir ve orada bir dervişle tanışır. Derviş ona evladını kaybetmenin velilerin nebilerin bir çoğunun yaşamış olduğu “Allah aşkına giden yolda önemli bir çile aynı zamanda bir nimet” olduğunu söyler. Bu arada iş aramayı bırakan ve sürekli dervişle konuşmak için mezara giden Musa’nın eşi dayanamaz ve eşini terk ederek çocuklarıyla babasının yanına döner.

Filmin sonuna kadar Musa’nın hayatının tekrar normale döndüğü süreç işlenir.

Öte yandan Musa’yı apartmandan kovan yönetici Abdi bey batar, fabrikasını kaybeder ve “çöplerde uyumaya” başlar. Abdi Bey’in eski yardımcısı Musa’ya bu durumu anlatırken, iflası faiz kullanıyor olmasına bağlar. Faiz’in zararlarına bu örnek ara olayla gönderme yapılmıştır.

Musa ailesi onu terk ettikten sonra uzun bir süre parasız bir biçimde dolaşır, çok bunaldığı bir gün Mevlana’nın kabrine gider, kabrin bulunduğu yapıya girmeye çalışır fakat paralı olduğu için giremez, bu arada giren yabancı turistlerin varlığına, yabancı dilde konuşma sesleri verilerek vurgu yapılır. Öte yandan kabrin başında hoparlörler ile mesneviden şu beyitler Türkçe ve İngilizce okunmaktadır; “Gel, gel, ne olursan ol yine gel. İster kafir, ister Mecusi, ister puta tapan ol yine gel. Bizim dergahımız, ümitsizlik dergahı değildir. Yüz kere tövbeni bozmuş olsan da yine gel.” Bu sahne ile modern zamanlara özgü bir alan olan turizmin değerler üzerindeki aşındırıcı etkisine işaret edilmiş ve Musa’nın her ne olursan gel diye çağıran Mevlana’nın kabrine parası olmadığı için alınmaması ile oluşan ironiyle modern sosyal ve ekonomik davranışlar eleştirilmiştir.

Bir başka sahnede Musa bir kitapçıya gider ve kızına kitap almak ister, filmin başında Cuma hutbesini veren imam ile karşılaşır kendisi hatırlamaz ama bu seyirciye fark ettirilir. Hidayet Hoca Musa’nın halini ve tavrını beğenir ve ona kitap hediye eder.

Hidayet bey ile burada tanışmış olur. Sebebi belirsiz bir şekilde, Hacı Kadir Efendi, Derviş ve Hidayet Hoca birbirlerini tanımakta ve beraber hareket etmektedirler. Musa, Hidayet Hoca’nın sohbetlerine katılmaya başlar. Bir sahne‘de genç bir adam Hidayet Hoca’nın elini öper ve helallik alarak çıkar. Onun nereye gittiğini soran Musa’ya derviş cevap verir ve “kan pazarı Bosna’ya” gittiğini söyler. Doksanlı yıllarda çekilen filmlerin pek çoğunda olduğu gibi bu filmde de Bosna savaşına göndermeler bulunmaktadır.

Filmin geri kalan kısmı Musa’nın iş bulması ailesine tekrar kavuşması ve Abdi bey ile karşılaşıp ona yardımcı olması ile geçmektedir. Musa’nın çaresizken Hidayet

Hoca ve sohbet meclisindeki insanlarla tanışması girdiği zor durumlardan kurtulmasını sağlamıştır. Sohbet meclisinin bir diğer önemli kişisi ise ismi filmde geçmese de iş adamı rolünde oynayan ve Musa’ya iş veren Haşim Bayram’dır. Haşim Bayram, “yeşil sermaye” “Anadolu kaplanları” veya “İslami Burjuva” olarak adlandırılan dönemin İslamcı sermaye sahiplerinin önemli isimlerinden biridir, Kombassan Holding’i kurarken fonların önemli bir kısmını Avrupa’da yaşayan Müslümanlardan toplamıştır (Atasoy; 2005; 175). Sohbet meclisindeki Hacı Kadir Bey’in Almanya’dan yeni dönmüş ve yıllarca orada yaşamış olduğu da düşünüldüğünde, doksanlı yılların başındaki İslamcı çevre ile alakalı bir çok önemli motif kullanılmıştır.

In document İslamcı ı̇fadedekı̇ değı̇şı̇mı̇n Türk sı̇nemasındakı̇ ı̇z düşümü (Page 100-103)