YAYIM ARAÇLARI

Belgede HALKLA İLİŞKİLER (sayfa 139-144)

resimlidir. Ayrıca renkli olması gerekir. Açıldığında ilk ve yoğun dik-kat bu sayfalarda toplanacağı için gerek kapağının gerekse iç sayfa dü-zenlerinin çekici olması gerekir. Sayfa düzeni kitleye verilmek isteni-len "mesajı" kolayca verebilmelidir.

Bültenler konuyla ilgili olan kişilerin dikkatlerine sunulan çalış-malardır. Hacim bakımından az sayfalı olup konuyla ilgili değişik bil-gilere yer verir. Bültenlerin içinde ayrıca ilgilinin dikkatini çekecek yan bilgilere, güncel verilere, güncel olaylara da yer verilebilir. Örne-ğin Milli Prodüktivite Merkezinin yayınladığı aylık bültenler hem ku-rumu tanıtmakta hem de ilgililere dünya ve Türkiye ekonomisinden rakamlarla bilgiler vermektedir. Aynı tür bülteni Ticaret ve Sanayi Odaları Birliği de yayınlatmaktadır.

Yıllıklar kuruluşun bir yıl içinde gerçekleştirmiş oldukları çalış-maları ve bu arada ansiklopedik bilgiler veren bir yaym türüdür. Yıl-lıklar kimi kez kurumun eylem çevresi içinde bulunan kişilere ücret-siz gönderilebileceği gibi tüm okuyucular için ayrıca satılabilir de.

El kitapları ise bir formadan çok olup, resimden çok yazıya ağır-lık vermişlerdir. El kitapları kurumla ilgili konuların anlatımını, ku-rumun uğraşı alanıyla ilgili sorunların açıklanmasını amaçlamış ola-bilirler. Adından da anlaşılacağı gibi el kitapları her an "el altında"

bulundurulup bilgi alınacak kaynak niteliğindedir.

Geniş yığınlara öz anlatımla belirli mesaplar gönderilmek zorun-da kalındığınzorun-da kullanılan araçlarzorun-dan biri afişlerdir. Az yazılı ve çar-pıcı biçimde düzenlenmesi yapılmış şekil ve resimlere afişlerde yer ve-rilmelidir.

Yazılı araçların bir başkası pankartlardır. Bunlar daha çok vit-rin, ilan tahtaları gibi yerlere konulur. Boyutları ufak olup üzerinde büyük punto ile yazılmış yazılar bulunur.

Burada amacımız radyo ve televizyonun teknik ve sosyolojik özel-liklerini açıklamak olmadığına göre, bu sorunu bir yana bırakıp, bir halkla ilişkiler aracı olarak bu araçların konumuzla ilgili yönlerini be-timlemeye çalışalım.

1. Radyo

Radyo halkla ilişkiler aracı olarak etkili bir biçimde kullanılabil-mektedir. Radyonun hemen hemen tüm programlarından bu konuda yararlanılabilir. Haber bültenleri, dökümanter programlar, açık otu-rumlar, ropörtajlar hatta kısa anonslar halkla ilişkiler uygulaması içinde kullanılabilirler.

Haber bültenleri radyoda da tıpkı yazılı basındaki gibi sütun ha-zırlar gibi hazırlanır. Bir başka tanımla nasıl ki gazetelerde haber ni-teliği olan mesajlar yayınlanıyorsa, radyoda da tıpkı oradaki gibi ha-ber niteliği olan mesajlar yer alacaktır. Dolayısıyla radyoda halka du-yurulacak olay ve mesaj larm ilke olarak haber niteliği taşıması gere-kir. Radyoda haber bültenlerini hazırlayan redaktör ya da redaktör spikerlerin bu konuda önemli bir rolleri bulunmaktadır. Kuruluşlarm halkla ilişkiler sorumlularının bu kişilerle iyi ilişkiler kurması radyo-dan ilgili kuruluşun yararlanma onanağmı büyük ölçüde artıracaktır.

Haber bültenlerinde önemli bir sorun haberin önceliğidir. Haberin önceliğini belirten belirli ilkeler benimsenmiştir. İlgili haberin bu il-kelere uygunluğu sağlandığı takdirde haber bülteninde öncelik alına-bileceği bilinmektedir. Örneğin haberin ülkesel etkisi olması, günlük yaşamı doğrud&n doğruya ve çok kısa sürede etkilemekte olması gibi özellikler ona öncelik kazandırmaktadır.

Halkla ilişkiler uzmanı radyoyu kullanırken "ölü gün" olayından da yararlanabilir. Ölü günlerde radyoda haberlerin azlığı nedeniyle halkla ilişkileri yapılacak kuruluşa ilişkin haberlerin ilk sıralarda ya-yınlanması bile mümkündür. Dolu günlerde yayınlanmıyacak olan bir mesajm ölü günlerde yayınlanma olanağı bulunabilmektedir. Kamuya gönderilecek mesaj çok önemli değilse bu ölü günleri beklemekte ya-rar vardır. Örneğin pazar günü ülkemizde ölü gündür. Bu gün spor dışmda haber niteliği taşıyan mesajların sayısı genellikle azdır. Kuru-luşun basın toplantısını pazar günü yapması, kitleye yollayacağı me-sajm radyo bültenlerinde daha uzun bir biçimde yer almasını sağla-yacaktır. Ancak hemen belirtmek gerekir ki bir kamu kuruluşu olan ve ülkemizde yaym tekelini elinden bulunduran TRT'nin bu konuda saptadığı belirli ilkeler vardır. Yaymlanacak haberlerin bu ilkelere uy-ması gerekmektedir. Bireysel ya da mesleksel sorumluluğu söz konusu

eden bir haber ilke olarak haber bültenlerinde yer almamaktadır. Bu ilkelerin halkla ilişkiler görevlisi tarafından çok iyi izlenip öğrenilme-sinde yarar bulunmaktadır.

Radyoda yapılacak açık oturumlar da, kuruluş ve tanıtma çalış-maları ya da görüşleri açıklama açısından önemli bir yöntemdir, özel-likle kamusal yönetimlerin bol bol yararlanması gereken bu program-lar içinde kuruluşun çalışmaprogram-ları ve programprogram-ları ve yapısı açık bir bi-çimde kamuya açıklanabilir. Kuruluşun ne yaptığından, ne yapması gerektiğine kadar bir çok sorun, bu programlarda yer alabilir, dinle-yicilerle mümkünse tartışılabilir. Ayrıca hemen belirtelim ki, bu tar-tışmalardan çoğu kez kuruluş yararına olumlu sonuçlar ve yankılar el-de edilmektedir. Böylece bu programlardan yalnızca kamuya mesaj yol-lama değil kamunun isteklerini öğrenme bakımından da yararlanıl-dığı görülmektedir. Her ne kadar radyo ve televizyon tek yönlü ileti-şim araçları ise de açık oturumların bu araçlara iki yönlülük kazan-dırdığı söylenebilir.

Kuruluşların radyoda yararlanacakları bir başka program röpor-tajlardır. Röportajın en önemli özelliği canlı olması ve olabildiğince doğal konum içinde olayları yansıtmasıdır. Röportajların ayrıca akta-rüacak olay ya da konunun değişik boyutlarını yansıtması ve bunu doğallığı bozmadan yapması gerekmektedir. Örneğin bir okul tanıtılı-yorsa okulda tüm unsurları mikrofona çağırmalı, öğrencilerin, öğret-menlerin, yöneticilerin, anne ve babanın düşündükleri yansıtılmalı-dır. Röportajda olayı ilginçleştirmek, onun etkisini artırmak bakımın-dan gereklidir. Bu özelliği de en iyi sağlayacak olan kişi röportaj-cıdır. Burada kuruluşun radyo yönetimi ile ilişkilerinin ağırlığı bir kez daha vurgulanmış olmaktadır. Hatta bu ilişkilere güvenilerek doğ-rudan doğruya kurumlarca hazırlanmış olan bantlar antenden yayın-lanabilmektedir. Ülkemizde Silahlı Kuvvetler bu uygulamaya sık sık başvurmaktadır.

Radyoda halkla ilişkiler aracı olan bir başka program belgeseller-dir. Bu program içinde konunun tarihçesi, değişik ülkelerle karşılaş-tırma, mevcut durum, geleceğe yönelik tasarılar, çalışmaların yararı anlatılır. Konu ile ilgili kişiler de bu programlarda yer alabilir.

Küçük ilan olarak niteleyeceğimiz spotlar da halkla ilişkiler ala-nında kullanılmaktadır. Halkla ilişkiler uygulaması içinde bir kaç sa-niyede halka iletilen bu mesajların reklam niteliği bulunmaması öne-rilmektedir. Turizm mevsiminde bu spotlardan sık sık yararlanıldığı-nı bilmekteyiz. Ayrıca trafik kazalarına karşı yapılan duyuruların da böyle bir özelliği bulunmaktadır. Halkı belirli konularda (örneğin

ya-kıt) tutuma, tutumlu olmaya çağıran spotları da bu kategoride saya-biliriz.

Radyodan yararlanırken yayın zamanının çok iyi seçilmiş olma-sı gerekir. Ancak hemen belirtelim ki, gelişmiş ülkelerde olduğu gibi ülkemizde de radyonun dinlenme sıklığı, toplumsal tabakaların rad-yoyu dinleme saatleri üzerine ayrıntılı araştırmalar yapılmaktadır.

Özel kurum ya da kişilerce yapılan bu çalışmaların çok iyi değerlen-dirilip, hitabedilecek kitle göz önüne alınarak program saatlerinin se-çilmesinde büyük yarar bulunmaktadır. Gerçi bu saatler radyo yetki-lilerince de bilinmesine, bilinmesi gerekmesine karşm kuruluşun bu konuda öneride bulunması kimi kez yararlı olur.

Artık günümüzde sınır tanımayan radyodan yararlanabilmek için çok büyük olanaklar bulunmaktadır. Televizyonla birlikte radyo ülke-nin insanını kolayca etkiliyebilecek birer araç durumundadır. Yazılı basınla bir karşılaştırma yapıldığında görülür ki, radyodan söylenen-ler bir kere kaçırıldığında bir daha dinlenemez. Radyo çok dikkatli dinlemeyi gerektirir. Oysa yazılı basında yazılanı tekrar tekrar oku-ma olanağı bulunoku-maktadır. Buna karşın radyoda tazelik vardır. Rad-yoda çabukluk bulunmaktadır. Radyo kulağa seslendiğinden inandırı-cılığı daha fazladır. Ayrıca kırsal alanda, özellikle ülkemizde, radyo-nun söylediklerine daha kolay inanma alışkanlığı bulunmaktadır.

2. Televizyon

Radyoya ek olarak televizyonun söyleneni görüntü ile güçlendir-mesi, görüntüyü ön plana getirip belirli düşünce ve görüşü oluşturma-sı radyoya oranla onu kuşkusuz daha etkili bir duruma getirmekte-dir. Sese ek olarak ortaya bir de görüntü gelmektegetirmekte-dir. Halkla ilişkiler konusunda radyo için söylenenleri televizyon için de olduğu gibi tek-rarlamak gerekir.

Hemen belirtmek gerekir ki, bir kuruluşun kendi olanakları ile ve yalnızca halkla ilişkiler ereğiyle program hazırlaması son derece zor ve masraflıdır. Kuruluşlar bu konuda ya program yapımı için oluştu-rulmuş özel kuruluşlardan yararlanmakta ya da doğrudan doğruya radyo ve televizyon kurumlarından yardım istenmektedir. En çok rast-lanan uygulama da televizyon kurumu ile anlaşıp belirli programın yapılmasını birlikte gerçekleştirmek olmaktadır. Bunun için de kuru-luşun halkla ilişkiler örgütü ya da birimine önemli görevler düşmek-tedir. Televizyon kuruluşunun kurumla ilişkisini bu birim sağlamah-dır. Çekim programı ve işlenecek konuların seçiminde teknik eleman-ların işbirliği yapmasında, örgüt çalışmaeleman-larının açıklanmasında

halk-la ilişkiler birimi aracı bir rol oynamalı hatta belirli bir eksiklik ol-duğunda hemen devreye girmelidir. Kısacası yönetsel örgütün ya da üretim örgütünün televizyon ekibi ile her türlü ilişkisi halkla ilişkiler birimince düzenlenip planlanmalıdır.

Batı ülkelerinde özellikle Amerika Birleşik Devletlerinde özel te-levizyon olgusu ihale yoluyla program yaptırma konusunda önemli bir birikime yol açmış bulunmaktadır. Öteki bazı Batı ülkelerinde de aynı yönde gelişmeler vardır. Devletin radyo ve televizyon üzerine tekel koy-duğu ülkelerde ise bu uygulama yeterince gelişmemiş olkoy-duğu için so-run devlet kuruluşu olan radyo ve televizyon kurumu yetkilileri ile halkla ilişkiler programı hazırlatacak kamu kuruluşunun sorumlula-rı arasmda oluşmaktadır. Bu yüzdendir ki Türkiye'de içinde olmak üzere bu ülkelerde televizyondan yararlanmanın yolu televizyon ku-rumunun yetkilileri ile iyi ilişkilere büyük ölçüde bağlı kalmaktadır.

Ancak belirli yıldönümlerinde, belirli anma ve kutlama günlerinde, özel haftalarda bu tür programların ekrana getirilmesi televizyon yö-netimi için de bir zorunluluk olmaktadır. Bu konuda yavaş da olsa bir gelenek ülkemize yerleşmeye başlamıştır.

Televizyonun etkisinin çok geniş olmamakla birlikte son derece yoğun olduğu bilinmektedir. Bireyi günümüzde en çok etkileyen kitle iletişim araçlarının başında o gelmektedir. Ancak radyoya göre yaygın değildir belirli sınırlılıkları bulunmaktadır. Fakat ekran karşısında ya-kalanan seyirciyi bu araç kolayca etkiliyebilmektedir.

3. Film

Halkla ilişkiler alanında öteki araçlar kadar olmamakla birlikte kullanılan kitle iletişim araçlarından biri de filmlerdir. Özellikle sine-ma filmi deyimiyle tanınan konulu filmler bu konuda etkili olsine-makta ve öteki çeşitlere göre daha çok kullanılmaktadır. Konulu film, izleyi-ciyi doğal konum içinde yakalamakta ve ona farkında olmadan belirli mesajları iletip, özümlemesini sağlamaktadır. Yapımının zorluğu daha büyük örgütlenmeyi gerektirmekle birlikte konulu filmler özellikle devlet ideolojisinin savunması, savunulması konusunda ülkemizde sık sık kullanılmıştır.

Konulu film yanında bir başka tür, dökümanterlerdir. Bu tür film-de oyuncu bulunmaz yalnızca anlatıcı vardır. Öyküye yer verilmez asıl olan belirli bir mesajın sık ve yoğun biçimde işlenmesidir. Bu amaçla bir kurum, bir olay, bir toplumsal sorun ayrıntılı olarak ele alınıp ekrana getirilir.

Belgede HALKLA İLİŞKİLER (sayfa 139-144)