Yeni Siyasal Anlayışın Halk Beklentilerine Etkisi

Belgede HALKLA İLİŞKİLER (sayfa 101-104)

B. KARARLA BİRLEŞEN TANIMA YÖNTEMLERİ

V. TÜRKİYE'DE KAMU YÖNETİMİ HALKLA İLİŞKİLER UYGULAMASININ ÖZGÜN SORUNLARI

4. Yeni Siyasal Anlayışın Halk Beklentilerine Etkisi

belirmiştir. Yine bu dönemde, tarımda makineleşmenin görülmemiş bo-yutlara ulaştığını, söz gelişi, iki üç yıl içinde traktör sayısının on ka-tına çıktığını izliyoruz. Aynı durum, kolay işleyen bir kredi düzeniyle dışarıdan getirilerek köylüye dağıtılan diğer tarım araçları için de geçerlidir. Bu noktaya ilişkin olarak, özetle, tarımda kapitalistleşme-nin Demokrat Parti iktidarıyla başladığını ve feodal umursamazlığın yerini hızla kapitalizmin beklenti düzeylerini yükselten etkilerinin al-dığını görüyoruz. Bu durum özellikle yönetim ile halk ilişkisinde çok önemli sonuçları da beraberinde getirmiş ve bu gelişme sonucu ger-çek anlamıyla türk insanı gerger-çekte yeni edindiği "vatandaş statüsü"

içinde yönetimden yeni görevler ve hizmetler istemeye başlamıştır.

Eski dönemde, küçük aile işletmesi, aile üyeleri açısından yaşamın merkeziydi. Üretim ve eğitim orada yapılır, hastalara orada bakılırdı.

Yukarda anılan ve özetlenen ekonomik gelişmenin başlattığı yeni dö-nemde aile işletmesi, üretim işlevinin bir bölümünü makine ve fabri-kalara, eğitim işlevinin bir bölümünü devlet okullarına, hastanın ba-kım ve iyileştirilmesi işlevinin bir bölümünü de hastahanelere devret-meye başlamıştır. Kısacası her beklenti ekonomik bir içerik edinmiş, yönetilenlerin beklentileri (artık düşler değil) tümüyle yeni ekonomik boyutların gereğini yerine getirmek amacına dönmüş, teknolojik geliş-meler de yönetimden beklenenlerin nitelik ve niceliğini değiştirmiştir.

1950 sonrası dönemde siyasal partilerin (özellikle iktidar partisi-nin) halka yanaşması ve onun isteklerine kulak vermesi öylesine güç-lü olmuştur ki, Demokrat Partiyle bütünleşen kırsal öğeler ve yine kırsal alanda kök salan siyasal örgütler aracılığıyla, halk istekleri yö-neticilerin isteklerine ve teknik gereklere üstün gelmeye başlamıştır.

Bu durumdan özellikle mülki idare amirlerinin zarar gördüklerini, tek parti döneminin görkemli yöneticisinin yerini "yorganı sırtında" il-çeden ilçeye, ilden ile dolaşan yöneticilerin aldığım biliyoruz. Kısa bir durum değerlendirmesi yaparsak, pazar için üretime geçişle birlik-te halkın isbirlik-tek ve beklentilerinde nasıl köklü değişiklikler olmuşsa ay-nı biçimde Demokrat Partinin kırsal bölgelere öncelik veren uygula-malarının özellikle köylüyü siyasal bir güç durumuna getirdiğini ve kırsal alanda "istek yarışı" başlattığını söyleyebiliriz.

5. 1961 Anayasasının Halkın Beklenti Düzeyine Etkileri Halkın beklentilerini şekillendiren ve bugünkü niteliğine kavuş-turan son büyük adım 1961 Anayasasıyla atılmış, bu anayasanın özel-likle "sosyal hukuk devleti" konusunda getirdikleri, yönetenle yöneti-lenler arasındaki ilişkilere yeni boyutlar eklemiştir. Böylece başlayan gelişmelerin her geçen gün yoğunlaşarak sürdüğünü bilmekteyiz.

1961 Anayasasının halkın istek ve beklentilerine yaptığı etkileri birkaç başlıkta özetliyebiliriz. Bir kere anayasanm oluşturduğu yeni anlayış çerçevesinde, "çevreye açılma" dolayısıyla daha ileri kesimle-rin, yaşam düzeyleri daha yüksek kümelerin özlem düzeylerinden et-kilenme olgusu güç ve hız kazanmıştır. İkinci olarak örgütlenme hak-kının güvence altına alınması hem yönetilenlerin isteklerini açıkla-ma biçimini hem de anları elde etme yollarını çok yaygın ve etkili kılmıştır. Bu nokta yöneticilerin davranış biçimlerinde de değişme-ler yarattığı için özellikle önemlidir. Bu konuyu biraz açalım. Halkm yeni edindiği istek açıklama ve elde etme yolları artık kurumsal ve düzenlidir. Başka bir süzgeçten geçmeden en üst karar organlarına, karar merkezlerine anında ulaşabilmektedir. Yığınlar baskı kümele-ri biçiminde örgütlenmenin yararını gördükçe, bu yolda örgütlenme-ye başlamışlar ve kısa bir süre içinde halkm önemli bir kesimi özel-likle işçiler ve kentte yaşayan çalışan kesim baskı kümeleri içinde örgütlenmeye başlamışlardır. Bunların içinde en önemli örgütlenme-nin "sendika" örgütlenmesi biçiminde işçi sınıfı tarafmdan yapıldı-ğını belirtmemiz gerekir. Ayrıca yine 1961 Anayasasının getirdiği öz-gürlük anlayışı içinde kamu görevlilerinin de kısa bir gecikmeden son-ra siyasal iktidason-ra karşı ortak tavır alabilmek için örgütlenmeye git-tiklerini görmekteyiz. Bu durum belirli bir süre için de olsa kamu

gö-revülerinin siyasal iktidarın bağımlı değişkeni olmaları toplumsal ger-çeğini askıya alma sonucunu da birlikte getirmiştir. 12 Mart olayıyla kamu görevlilerinin elde ettikleri hakların önemli bir kesimi ve ka-zanından bir anda ellerinden alınıp, silinip gitmiştir.

Yeniden 1961 Anayasasınm halkın beklenti düzeyine etkilerine dö-nersek diyebiliriz ki herhangi bir süzgeçten geçmeksizin kamusal ka-rar alanlara kadar ulaşan halk istekleri "yaptınmlı" hale gelmişler-dir. Tek parti döneminin yöneten-yönetilen ilişkisine uyguladığı "mo-nolog" koşulları ortadan kalkmış, eskinin tartışılmaz denilen yönetici kararları karşısmda takmdıklan yeni tutumla halkın istemediği karar-lan uygulatmadığı görülmeye başkarar-lanmıştır. Söz gelişi baskı kümeleri-nin merkezi yönetimin eylem ve işlemlerine yerel ve ulusal düzeyde kar-şı koymaları yanında, kırsal yöre halkının, toprak ve su kaynaklarının kullanımına ilişkin yönetici kararlarına tepki gösterdikleri hatta diren-dikleri sık rastlanan olaylardandır.

Yönetilenlerin beklentilerini artıran bir üçüncü etken, "kitle ile-tişim" olayının kırsal alandaki etkileriyle ve bu olayın gelişip büyü-mesiyle ilgilidir. Konuyla ilgili yazarların belirttikleri gibi, kitle ileti-şimi, insanları ve kültürleri birbirine yaklaştırmakta, aralannda kar-şılaştırma yapabilmesini sağlamakta, ekonomik konuma paralel ola-rak kırsal nüfusun özlem düzeylerini yükselten yeni etkenler oluştur-maktadır. Radyo, televizyon ve o dönemlerde yazılı basının kırsal ala-nın önemli bir kesimini etkisi altına alması ister istemez, bu kesimdeki kitlelerin olaylan görme ve değerlendirme güçlerini etkilemiştir. Bu etkinin yönünü burada tartışmıyoruz. Ancak belirtelim ki kırsal alan-da kitle üetişim araçları gelişen teknolojiye paralel olarak etkisini gi-derek artırmaya başlamıştır. Bu noktada özet olarak kitle iletişim araç-lannm ayrılmaz parçası ve en önemli en büyük mali kaynağı olan reklamcılığın halkı, anamalcı gelişmenin gereği olan tüketime yönelt-tiğini, tüketimin artması için gereken alt yapının ve alt yapı hizmet-lerini artan ölçüde yönetimden istemeye zorladığını söyleyebiliriz. Ay-nı şekilde, kendi kültürünü çoğulcu toplumların kültürleriyle artık karşılaştırabilen geniş halk kitleleri, ikinci elden de olsa, bu ülkeler-deki halk beklentilerinin neler olduğunu ve nasıl gerçekleştirildiğini görmek olanağına kavuşmuşlardır. Kitle iletişim olayının yönetilene tümüyle değişik seçenekler tanıdığını elbette söyleyemeyiz. Çünkü kit-le ikit-letişim olayı belirli bir sistemi, içinde yaşanılan düzeni yıkmaktan çok o sistemi yaşatabilmekte gerekli statik ve dinamik öğeleri sağla-makta başarılı birer araç durumundadır. Bir başka anlatımla kitle iletişim araçlan sistemi değiştirmekten çok onun kendini yeniden üret-mesi için gerekli öğeleri yeniden oluşturabilen bir araçlar bütünüdür.

Ancak bu işlem sırasında aynen ülkemizde olduğu gibi, halkın özlem düzeyinin yükseldiği, yeni bir düşünce çerçevesinin oluştuğu ve yö-netilenlerin yönetimden hizmet isteklerinin nitelik değiştirdiği de bir gerçektir. Halkın yönetimden ve dolayısıyla tüm yöneticilerden ne bek-lediğini araştırırken bu noktaların özellikle göz önünde tutulması reklidir. Günümüzde halkla ilişkilerin hangi aşamalara nerelerden ge-çerek geldiğini görebilmek ve en önemlisi halkla ilişkiler uygulaması-nı ona toplumsal içerik kazandırarak değerlendirmek için yukarda de-ğindiğimiz sorun eksenlerini çok iyi irdelemek bunları ayrıntılı olarak ele almak gerekecektir. Bu araştırmaların hemen belirtelim ki dersler-deki uygulamalı çalışmalar sırasında yapılmasında da zorunluluk var-dır.

Belgede HALKLA İLİŞKİLER (sayfa 101-104)