Olay Örgüsü

Belgede ALİ HALİM NEYZİ’NİN ROMANLARI ÜZERİNE BİR İNCELEME (sayfa 174-179)

3. Ali Halim NEYZİ’nin Eserleri

2.9. MAHİR BİR TERÖRİSTİN YAŞAM ÖYKÜSÜ

2.9.2. Olay Örgüsü

Atatürk Lisesi- Adana isimli birinci bölümde ilk olarak Ahmet Öğretmen uzunca okura anlatılmaktadır. Ahmet Öğretmenin hayatı, başından geçenler okurla paylaşılmaktadır. Ahmet Tekvatan, yirmi beş yıllık öğretmendir. Eşinin kendisini aldatmasından sonra boşanarak Sivas’tan Adana’ya sürülmüştür. Sessiz, sakin bir yapıya sahip olan Ahmet Öğretmen, öğrencilerin dengeli bir dünya görüşünü

397 A.g.e. Ön Söz.

398 Aydın Yalçın, “Bir Teröristin Potersi”, Editör Kadir Kıvılcımlı, Ali H. Neyzi, Cem Yayınevi, İstanbul, 2005, s.70.

156

benimsemeleri, hayvanları ve insanları sevmelerini öğretmeye çabalar.“(…)ne gerici, ne de faşist. Sosyalist ama nasyonal sosyalist.”399

Ahmet Öğretmen, öğrencileri üç grupta toplar: Yöneticiler, yönetilenler ve uyumsuzlar. Romanın başkişisi Mahir üçüncü gruptadır yani uyumsuzdur. Ahmet Öğretmen, romanın başkişisi Mahir ile lise ikinci sınıfta tanışır. Sessiz ve içe dönük bir genç olan Mahir, Ahmet Öğretmene hayatını ve geçmişini anlatır.

Mahir, rençper babaya ve fakir bir aileye sahiptir. Mağarada yaşamlarını sürdürürler. Mahir’in babası, para kazanmak uğruna köyün ağası için kaçakçılık yaparken mayına basıp hayatını kaybetmiştir. Babasını aramaya gelen jandarmanın dipçiği ile gözüne darbe alan Mahir’in göz bebeği ikiye ayrılır. Çok geçmeden annesini de kaybeder. Kimsesiz kalan Mahir tek akrabası olan amcasının yanına Adana’ya gelir.

Mahir amcasına yardımcı olmak için okuldan kalan zamanlarda çalışır.

Mahir’in yaşamını öğrenen Ahmet Öğretmen, onunla sıkı dostluk kurar.

Amcasından izin alıp, Mahiri üniversite sınavlarına hazırlar. Mahir hem bursluluk sınavını hem de Orta Doğu Teknik Üniversitesini kazanır.

O.D.T.Ü- Ankara isimli ikinci bölüm Doçent Doktor Ahmet Algüzel’in merkezde olduğu dünya görüşü, okuduğu okullar ile birlikte verilerek iki göz Mahir ile karşılaştığı bölümdür. Solun en solu olarak adlandırılan öğrenci topluluğunun başı olan Mahir, arkadaşları ile birlikte forum düzenlerler. Foruma katılma konusunda tereddüt yaşayan Doç. Dr. Ahmet Algüzel, öğrencilerin sağ- sol kavgasını anlamlandıramaz.

Ahmet Algüzel, doğduğu Serikli kasabasının hayat görüşü ile eğitim aldığı Amerika ve modern Türkiye’yi karşılaştırır.

Kararsızlıklarına rağmen Doç. Dr. Ahmet Algüzel, foruma arkadaşı ile birlikte gider. Kalabalık gençlerin içinde bulundukları durum ile Hasan Sabbah’ın fedaileri ile bağlantı kurar. Kalabalığın sesi, Ahmet Algüzel’i farklı kalabalık yerlerdeki anılarını hatırlatır. Kalabalığın sesinin kesilmesi ile Ahmet Algüzel, içinde bulunduğu zamana geri döner.

399 Ali Halim Neyzi, Mahir Bir Teröristin Yaşam Öyküsü, Yanar Yayınları, İstanbul,1988, s.7.

157

Hisarüstü- Boğaziçi- İstanbul başlıklı üçüncü bölüm Mahir’i tıpkı önceki bölümlerde olduğu gibi başka bir kişinin gözünden ve belleğinden anlatıldığı bölümdür.

Hisarüstü’nde bakkal sahibi olan Fahriye on beş yaşında görücü usulü Ahmet adında genç bir adamla evlenir. Köyden İstanbul’a akrabalarının yanında yaşayan genç çift, Hisarüstü’ne gecekondu inşa ederler. Nazife adında kızları olur.“Ahmet. Doluyu boşalttı. Boşu doldurdu. Ona yalvardı. Buna yakardı. Marangozla kavga etti. Az daha başı yarılıyordu. Yaptı ama. Bitirdi. Hisarüstündeki kondumuza yerleştirdi beni. Burada doğurdum Nazife’yi.”400

Trafik kazasında Ahmet ölünce, Fahriye bakkal dükkânını tek başına idare eder.

Mahir ve arkadaşlarının yoksul mahallelerdeki bakkalları Halk Kooperatifleri haline getirme amacıyla tanışırlar. Dünya görüşlerini birbirinden çok farklı olan Fahriye ve Mahir birliktelik yaşarlar. Mahir’in ve adamları mahallede laf çıkmasını engelleyerek kooperatifin işleyişini sürdürülmesini sağlarlar. On günde bir Mahir, Hisarüstü’ndeki gecekonduyu ziyaret eder. Bakkal dükkânında geceleri gençler ile toplantı düzenlerler.

Düşüncelerinden, amaçlarından geç kadına bahseder ancak Fahriye Mahir’in söylediklerinden bir anlam çıkaramaz.

“Neredeyse her gece toplanıyorlar. Konduculardan gelen gençler, çoğunluğu. Bilemiyorum ama galiba aşağıdaki Üniversiteden de gençler geliyorlarmış. Anlat. Anlat. Tanrım. Ne çok konuşuyorlar. Nereden buluyorlar bu kadar lafı. Uyduruyorlar mı yoksa? Her lâfları da ağız dolusu, maşallah. Çoğu da gâvurca. Proleterya! Kapital!”401

Mahir arkadaşlarıyla konsolosluğu basıp Konsolosu kaçırmalarının ardından banka soyarlar. Mahir polisten saklanmak için Hisarüstü’ndeki gecekonduya gelir.

“Gazetenin yazdıkları yarım yamalak. Bankayı da soyduk. Konsolosu da kaçırdık. Ünlendik. Paranın yüzü sıcak. Alıp kaçmak istedi. Sağ kalanlar karar verdi. Devrim mahkemesi. İdam edildi. Güçtü bu kararı almak.

Anlamış işi. Son anda. Emniyete haber vermiş. Ele vermiş bizi.”402

400 A.g.e. s.52.

401 A.g.e. s.59.

402 A.g.e. s.65.

158

Emniyet güçlerinden saklanmak içi kılık değiştiren Mahir, bir akşamüzeri geldiği bakkal dükkânına ve Hisarüstü’ne yine bir akşam vakti veda eder.

Askerî Hapishane- Çatalca, başlıklı dördüncü bölüm Ahmet Çavuş’un Mahir ile olan ilişkisi ve arkadaşlarına yani Maoculara yardım etmesi anlatılır. Bu bölüm Ahmet Çavuş’un ifadesinden oluşmaktadır. Sık sık “komutanım”, “Yüzbaşım” ifadelerini kullanması Mahir ve Maocular ile ilgili bildiklerini anlattığının göstergesidir.

Ahmet Çavuş, Mahir ile aynı köyden olup babalarının kaderi birbiriyle aynıdır.

Mardinli yoksul bir ailenin çocuğu olan Ahmet, askerlik görevini yerine getirdikten sonra meslek olarak askerliği benimser, Çavuş rütbesine kadar yükselir. Kimsesizliği onu kışlada bir hayat sürmesine neden olur. Ayda bir Ziba’ya (genelev) ziyaret gerçekleştiren Ahmet Çavuş, terhis olduğunu söyleyen asker ile Ziba’da karşılaşır.

Onun tavsiyesi ile Ahmet Çavuş’un Ziba’daki yeni adresi, Mardinli Melahat olur. “O gittiğin evin karşısındaki evde, Mardinli Melahat çalışır. Ona gider Mardinli olduğunu söylersen sana iyi davranır. Benden söylemesi. Haydi eyvallah!”403

Ahmet Çavuş, asker olduğunu söyleyen genç ile karşılaşmasından yaklaşık iki ay sonra, Mardinli Melahat’e gider. Melahat ile tanıştıktan sonra ayda bir geldiği Ziba’yı haftada bir ziyaret eder. “Bizim viziteler haftada bire gelince, akşam yemeklerinde de köpüklü şaraplar açılmağa başladı. Yakındaki bir meyhaneden tepsilerle meze ve yemek geliyordu.”404

Melahat’e âşık olan Ahmet Çavuş, duygularını dizginleyemez evlenme teklifi eder. “Benimde, hepten körelmiş gözlerim. Karının elinde olmuşum hamur. İster börek açar. İster başka şeye sarar.”405

Aralarında ilişki ilerledikten sonra Melahat, Ahmet Çavuş’a Mahirden söz eder.

Ahmet Çavuş’un o zamana kadar Mahir’in yakalandığından ve görev yaptığı hapishanede olduğundan haberi yoktur. Melahat, Mahir ile teyze çocukları olduğunu, Mahir’in haline çok üzüldüğünü Ahmet Çavuş’tan nasıl olduğuna dair bilgi toplamasını ister.“Meğer bizim ikigöz yakalanmış. Çatalca’da Askeri hapishanedeymiş. Yani bizde.

Herhalde höcrede. Herkesten saklı tutuldu yakalandığı. Bankadan çalınan altı milyon

403 A.g.e. s.81.

404 A.g.e. s.85.

405 A.g.e. s.85.

159

ortada yokmuş. Ona bağlı kişileri, etrafını da yakalamak istiyorlarmış. Onun için kimseye duyurulmamış yakalandığı.”406

Ahmet Çavuş’un, Melahat’in isteği ile başlayan Mahir ziyaretleri her akşam gerçekleşir. Ahmet Çavuş, Melahat’in yemeklerini Mahire taşır. Ahmet Çavuş, Mahir’e götürülen yemeklerin içinde kaçmasına yardım edecek aletlerin var olduğunu öğrendiğinde itiraz edemeyecek durumdadır. “Çoktan hazırlanmış kaçış planı. Bir uyuyan benmişim. Bunca zaman. Her şeyi de ben idare ediyorum. Neredeyse.”407

Kışlada yalandan yangın çıkarılır. Mahir, karışıklıktan yararlanarak, Ahmet Çavuş’un odasında gizlenir. Ertesi gün yangın soruşturması devam eder. Mahir kılık değiştirerek, kışladan ayrılır. Askeri görevliler, yangın sırasında Mahir’in odasının duvarını kırarak kaçırıldığını düşünürler. Mahir’in yokluğu fark edildiğinde, basına duyurulmak istenmez. “Yangın sırasında. Dışarıdan gelmişler. Duvarı delmişler.

Yaktırma bizi Yüzbaşım. Kükredi emir subayı. Çok gizli tutulacak herşey. Albay da geldi. Gezdi.”408

Mahir kışladan kaçtıktan sonra gazetecileri arayarak, tünel kazıp, kaçtığını haber verir. Bunun üzerine Albay’ın emriyle birkaç asker ile Ahmet Çavuş’a tünel kazdırılarak nasıl kaçtığı gazetecilerden saklanır.

Ahmet Çavuş tüm bu olanlardan sonra Ziba’ya gidip Melahat’i görmek ister.

Teyzesinin oğlunun kurtulmasına yardım ettiği için ilgi ve teşekkür bekler. Ancak Ziba’da Melahat’i bulamaz. Tüm başına gelenlerin Mahir’i kurtarma planı olduğunu anlar. Eserin son bölümünde okur, Mardinli Melahat’in Hisarüstünde Mahir’in metresi olan bakkal sahibi Fahriye olduğunu öğrenir. “Melahat onun malı değilmiş. Mahir’in adamları getirip yerleştirmişler. Mamaya para da vermişler. Mesele bana yemlikmiş.

Mahir’in kaçtığı gün. Melahat da pılısını pırtısını toplayıp çekmiş, gitmiş.”409

Su Şehri- Sivas isimli son bölüm romanın başkişisi Mahir’in sesi ve iç dünyasının okur ile tanıştırıldığı bölümdür. Mahir, hapishaneden kaçtıktan sonra bankadan çaldıkları paraları gömdükleri Sivas’ın Su Şehri’ne gider. Kurduğu tüm hayal

406 A.g.e. s.86.

407 A.g.e. s.93.

408 A.g.e s.95.

409 A.g.e. s.96.

160

ve planlar bozulmuştur. “Mağarada sakladıklarımız da gömülü. Silah Sahte belgeler ve Para. Bankanın parasının iki milyon lirası. Hâlâ gömülü. Naylonlara sarılı. Bir buçuk metre derinde.”410

Mahir, kaçmaktan başka çaresi kalmadığını anlamıştır, kendini yorgun hissetmektedir. Tüm inandıklarından, vazgeçmenin eşiğindedir. “Her seferinde karnım guruldamıyor mu? Saklama kendinden Mahir. Bıktın değil mi? Yatsam sırt üstü. Sıcak toprağa.”411Mahir, mağarasına ulaşır. Mağaranın ilerisinde bulunan kulübeyi askerleri yanıltmak üzere hazırlar. Kendisinin bulunacağından emindir, planlarını ona göre yapar.

Bölümün devamı Mahir’i aramaya gelen taburdaki askerin sesi ile anlatılmaktadır. Çoban Ahmet’in köylülerin önünde harcamış olduğu yeni paralar Mahir’in yeri ile ilgili bilgiyi jandarmaya verir. Mağaranın yakınındaki kulübeyi çevreleyen on kişilik tabur iki köpeği iz sürmesi için dağlara bırakır. Asker yaşananları, iki tarafın birbirine duyduğu kin ve düşmanlığı düşünür. Kulübe askerler tarafından taranır. Diğer taraftan Mahir, Ahmet Onbaşı ve köpeği vurduğunda bunun bir tuzak olduğu anlaşılır. Hedef mağaraya yönelir. Yaşama gözlerini mağarada açan Mahir, yaşama gözlerini mağarada kapar.

Belgede ALİ HALİM NEYZİ’NİN ROMANLARI ÜZERİNE BİR İNCELEME (sayfa 174-179)