Olay Örgüsü

Belgede ALİ HALİM NEYZİ’NİN ROMANLARI ÜZERİNE BİR İNCELEME (sayfa 131-137)

3. Ali Halim NEYZİ’nin Eserleri

2.7. IŞIK

2.7.2. Olay Örgüsü

Işık isimli eser, bir irtihal296 ile başlamaktadır. Bir ölüm ilanı olan bu belge Dr.

Salih Cankurtaran adına çocukları tarafından hazırlanmıştır. Belgede Salih Cankurtaran’ın eşi, çocukları, damatları, gelin ve torunları adına düzenlenmiştir;

cenazenin günü, yeri hakkında bilgi vermektedir.“Merhumun cenaze namazı mübarek cuma günü ikindi vakti Üsküdar Yeni Camii’nde kılınacak ve Karacaahmet’teki aile kabristanına defnolunacaktır. Dost ve ahvadına duyurulur.”297

Çamlıca isimli birinci bölüm 9-37. sayfalarını kapsamaktadır. Bu bölüm adını Salih Cankurtaran köşkünün bulunduğu Çamlıca’dan almaktadır. Bu bölüm, romanın başkişi Işık’ın doğduğu geceyi anlatmaktadır. Yazar bu bölümde Cankurtaran ailesinin kimliğini okura sunmaktadır. Eski bir doktor olan Salih Cankurtaran kurduğu ilaç fabrikası ile zenginleşmiş, sert ve aksi bir adamdır.

“Soyadı kanunu çıktığında, artık doktorluk yapmıyordu. Yine de soyadını Cankurtaran almış. Birinci Dünya Savaşı’nda kurtardığı canlar anısına olsa gerek. Ne de olsa eski doktor. Barut gibi. Sert. Aksi. Dediği dedik.

İttihatçılara ters düşmüş. Osmanlı ordusundan ayrılmış. Hürriyetçilere de katılmamış. Politikaya bulaşmak istememiş. Uluborlu eşrafından der ama fakir aile çocuğu atılgan. Girişken. İmalat işine heves etmiş. Önce bir bıyık boyası. Sonra bir saç pomadı. Sirkeci’de. Bir hanın bodrumunda. Üç kazan.

Biri büyük. Duman ve buğu. Pis de bir koku. Sonra Şişli sırtlarında bir çiftlik. İlk kurulan fabrika. Diş macunu ve kolonya. İşler ilerlemiş.

Yurtdışında anlaşmalar. Patent ve “know-how” sözleşmeleri. İlk ilaç

295 A.g.e. s.29.

296 İrtihal: ölüm. İrtihal etmek: ölmek, Türkçe Sözlük, TDK Yayınları, Ankara, 2019, s.1205.

297 Ali Halim Neyzi, Işık, Cem Yayınevi, İstanbul, 2005. s.7.

113

fabrikası. Sanayi. Eczanelere dağıtım. Ecza depoları. Yeni pazarlama yöntemleri. On işçiden bin işçiye.”298

Salih Cankurtaran üç evlilik yapmış, ilk iki evliliğinden iki kız iki oğlu vardır.

Üçüncü evliliği ise kendinden yaşça küçük olan Meliha ile yapmıştır. Meliha ile evliliğinden üç oğlu ve öldüğü gece doğan bir kızı vardır.

Bölüm ailenin tanıtımı ile romanın alt bölümünü oluşturduğundan geriye dönüşlerle okura sunulmaktadır. Çamlıca isimli bölüm, evin en büyük erkek çocuğu Sadullah’ın ön planda olduğu babasının ölümü ile mal varlığı konusundaki istekleri bilinçaltıyla okura verilmektedir. Sadullah mirasın ve fabrikaların tek yöneticisi, asıl söz sahibi olmak istemektedir. Kardeşleri ve ablasına söz geçireceğine emindir ancak Meliha ve dört çocuğu hakkında işlerine engel olacağına dair inancı bulunmaktadır.

Hasta babasının başında zihni, miras ve üzümlü pilavdadır.

Üst katta ise Meliha dördüncü çocuğu olan Işık’a doğum yapmaktadır.

Doğduktan sonra hasta yatağında babasına gösterilmek için getirilen Işık babası ile ilk ve son kez karşılaşır. Işık’ı gördükten sonra Salih Cankurtaran hayatını kaybeder.

Çamlıca’daki köşkte küçük bir devrim yaşanmaktadır. Sadullah Cankurtaran, mirasın ve ailenin yöneticisi olarak kendini görmektedir. Gençliğinde Meliha duyduğu ilgi, Salih Cankurtaran’ın Meliha’ya özel davranması ve dört çocuk sahibi Meliha’dan kurtulmanın yolunu düşünmeye başlamıştır bile.

Çamlıca bölümü, Sadullah’ın önderliğinde çocukları tarafından Salih Cankurtaran için irtihal yazılması ile son bulur.

Suadiye isimli ikinci bölüm 39-60. sayfaları kapsamaktadır. Bölüm yedi yıl sonrasında, Işık yedi yaşındayken başlamaktadır. Salih Cankurtaran’ın ölümünden iki ay sonra Meliha çocuklarını da alarak Suadiye’deki köşke taşınmıştır. Sadullah, Işık’ın babasından olmadığını iddia ederek mirastan men edilmesi için dava açmıştır. Üç yıl süren davayı Meliha kazanmıştır. Tüm bu olaylar özet tekniği ile Meliha’nın ağızından okura sunulmaktadır. Işık yedi yaşlarında hareketli bir kız çocuğudur. Üç ağabey ile

298 A.g.e. s.13.

114

büyümesi çevresindekilerin genç oğlanlar bulunması annesi Meliha’yı endişelendirmektedir.

Suadiye isimli bölüm bir öğlen vaktini kapsamaktadır. Sadullah Cankurtaran şirketleri anonimleştirmek ya da Meliha ve çocuklarının payını vererek işleri istediği gibi büyütme düşüncesi ile görüşme teklif eder. Meliha kendisiyle Cankurtaranların görüşme talebi üzerine avukatı Tahsin’i toplantıya katılması ve yanında bulunması için çağırır. Cankurtaranların damadı Şadi bu görüşmeyi Sadullah adına üstlenir.

Toplantı bölümün ana olayı gibi gözükse de Meliha’nın Tahsin’e olan ilgi, duyguları ve Işık’ın geleceğine dair endişeleri okura verilmek istenen ana unsuru oluşturmaktadır. İlk bölümün aksine bu bölümde Meliha’nın duygu ve düşünceleri ağır basmaktadır. Bölüm Meliha’nın Işık’ın geleceği, iyi bir eğitim alması ve erkekler arasında büyümesi engellemek için yatılı okula verme kararı ile sonlanmaktadır.

Arnavutköy isimli üçüncü bölüm 61-92. sayfaları kapsamaktadır. Okur bu bölümde romanın başkişisi Işık ile tam anlamıyla buluştur. Işık’ın yatılı okul yıllarından itibaren başlayan bu bölümde, okur Işık’ın iç dünyası ve duyguları ile yakından tanışmaktadır. Işık, Meliha’nın isteği üzerine Amerikan Kız Kolejinde eğitim almaktadır. Kolejde hem okul hem de yatakhane arkadaşı Kadriye ile yakın dostluk kurmuştur. Kadriye’yi sık sık Suadiye’de köşklerine misafir etmektedir. Genç kızlar köşke arkadaşları ile parti verirler. Partiye Salih Cankurtaran’ın kızı Saniye’nin oğlu Sadullah da partiye katılır. Partinin ilerleyen zamanlarında Sami, Kadriye, Sadullah ve Işık bahçeye alkol almaya inerler. Kadriye, Sami bahçenin derinliklerine ilerlerken Işık ve Sadullah baş başa kalır, aralarında yakınlaşma yaşanır. “Öpüyor beni. Dudak dudağa. Dili değdi dişlerime. İlk defa. Ağız ağıza. Bir erkek. Üstelik ağabeyim. Ya da kardeşim. Yok. Ben onun teyzesiyim.” 299

Işık artık liselidir. Sami, Işık, Kadriye ve ağabeyi Talat ile hep birliktedirler. Her hafta sonu buluşup sinemaya giderler. Sami ile Kadriye arasında Talat ile Işık arasında yakınlaşma yaşanır. Kadriye, Işık ile Sadullah arasında yaşananları bildiğinden bu ilişkiye onay vermez.

299 A.g.e. s.75.

115

Kadriye ile tartıştıktan bir hafta sonra her zaman buluştukları yere gider ama kimseyi göremez. Büyük bir hayal kırıklığı yaşayan Işık, Sadullah ile karşılaşır. Birlikte Sadullah’ın dairesine konuşmaya giderler. “Nefesi okşuyor beni. Sıcak sarıyor her yanımı. Bir votka daha. Gömleğimi çıkardı. Etekliğimi de. Soyuyor beni.”300 Işık, Sadullah’ın dairesinden çıkar çıkmaz pişmanlık ve ölüm düşüncesi ile sahile kadar yürür. Sahilde Faik isimli Güzel Sanatlar Akademisi öğrencisi ile karşılaşır. Faik, Işık’ı ölüm fikrinden uzaklaştırarak Suadiye bulunan evine bırakır. Faik, Işık’ın ağabeyi Sadun’un tepkisi ile karşılaşır.

Yaşanan olaylardan sonra Işık günlerce hasta yatağından kalkamaz. Kadriye ile Sami’nin evlenip Amerika’ya yerleştiğini duyunca ilaç içerek intihar eder. Faik’in ziyaretleri Işık’a iyi gelir. Annesi Meliha, Işık’ın iyileşebilmesi için Faik ile birlikte olmasına yardım eder. Faik ile Işık evlenir.“Kimseyle konuşmuyor Işık. Odasından çıkmıyor. Yalnız gizlice Faik’le buluşuyor. Meliha Hanım, baktı başka çare yok.

Doktorlardan da bir fayda gelmiyor. Anlaştı. Sonbahara doğru. Kızını evden kaçırdı.

Faik ile nikahladı. Ve Işık, Üsküdar’daki ahşap eve gelin gitti.”301

Üsküdar isimli dördüncü bölüm 93-119. sayfaları kapsamaktadır. Işık ile Faik’in evliliğinin üzerinden on ay geçmiştir. Işık bankada işe başlamış, Faik ise resim sanatıyla ilgilenmektedir. Işık hamiledir. Arnavutköy’de Faik ve annesi Meliha Hanım ile mütevazı, ahşap iki katlı evde yaşamlarını sürdürmektedirler. Işık’ın yaptığı evlilikten dolayı ailesiyle ilişkisi kötü durumdadır. Işık’ın hamile olduğu haberi ile ailesi Işık ile tekrar görüşmeye başlar. Işık ve çocuğunun daha rahat edebilmesi için Işık’ın ablası Sabriye Hanım ve Şadi Bey Nişantaşı’ndaki daireye yerleşmelerini teklif eder. “Doğum hediyesi yapacak Sabriye Hanım. “Kirayı gelecek yıl görüşürüz,” demiş. Faik önce direnmek istemiş. Ama Halime Hanım pek sevinmiş. Oğlunu da razı etmiş. Ahşap, eski evde çocuk büyütmek kolay değil.”302

Işık kolejden arkadaşı Adile ve eşi Hasan ile ailece arkadaşlık kurarlar. Işık ve Faik’in kızları dünyaya gelir. Işık kızının adını Sabriye koyar. Nişantaşı’ndaki daireye taşınmışlardır. Işık’ın tüm dünyası kızı Sabriye’dir. Eşi Faik’i görmek, dokunmak

300 A.g.e. s.84.

301 A.g.e. s.92.

302 A.g.e. s.102.

116

istemez. “Kızım o benim. Kokusunu duymak istiyorum, uyurken bile. Faik taşındı.

Kızımın olacak odaya. Ne garip. Kızımdan başkasını istemez oldum.” 303

“Faik’le kavga ettik. Kızımı havaya atıp tutmaya kalktı. Düşürecek. Bıyıklarını sürüyor kızımın çıplak karnına. Derisini çizecek. “Bırak kızımı,” diye bağırdım. Gözleri kısıldı.

Cam gibi baktı.”304

Doğum sonrası Işık’taki değişim eşi Faik ve arkadaşları Adile ve Hasan’ında dikkatini çekmektedir. Arkadaşı Doktor Adile’nin yardımı ile Doktor Hadi Bey Işık’ın tedavi olması için yardımcı olur. Doğum sonrası Işık’ta geçmişte yaşadığı alkol sorunu ortaya tekrar çıkar. Işık tifo hastalığına yakalanır, hastalık sütünden Sabriye’ye de geçmiştir. Işık’a evinde doktor gözetimi altında yoğun bir tedaviye başlanır. Yedi haftanın sonunda Işık iyileşmeye başlar. Işık tifoyu yenmiştir ancak psikolojisi için aynı şeyi söylemek mümkün değildir. “Dr. Hadi, bir gün Faik’le buluştu. “Karınızın durumu iyi değil. Uzun süren tifo geçecek ama psikolojik durumunu düzeltmek kolay olamayacak,” dedi.”305

Işık, Dr. Hadi’nin tedavisini ondan hoşlandığı kendisine ilgi duyduğunu düşünerek kabul eder. “ “Sana bir şey itiraf edeyim mi? İki yıldır erkeklerden nefret ediyorum ama Hadi başka. Sanırım hemen teslim olurdum ona. Eğer isteseydi.” Kızdı Adile. Söylendi. “Yahu sana tedavi ol dedik. Adama âşık olmaya kalkma. Hem senin gül gibi kocan var.””306 Tedaviye rağmen Işık’ta hiçbir düzelme gözükmez. Faik ile aralarındaki uçurum gittikçe açılır. Işık’ın, Hasan ile Adile’nin evine kaçması ile uçurum giderek derinleşir. Kaçma olayından bir hafta sonra Işık gaz ile intihar etmeye kalkışır, Hasan ile Adile Işık ve Sabriye’yi son anda kurtarır. Olay basına yansımadan örtbas edilir. “Faik geldiğinde hastanede buldu karısını. Yorgun ve bitkin. Aynı zamanda suçlu bir çocuk gibi. Doktor Hadi de gelmişti. “Eve gidelim artık” denildi.

Işık önce yürüyemedi. Faik kucakladı karısını. İtiraz etmedi Işık. Uslanmış bir çocuk.

Eve dönüldü.”307

303 A.g.e. s.104.

304 A.g.e. s.105.

305 A.g.e. s.112-113.

306 A.g.e. s.114.

307 A.g.e. s.119.

117

Nişantaşı isimli beşinci bölüm 121-136. sayfalarını kapsamaktadır. Bu bölüm Işık’ın farklı bir hayat kurması okura aktarılmaktadır. Işık evliliğini ve kızı Sabriye’yi hayatından çıkarmış bir film artisti olmuştur. “ “Türk sinemasının yeni yıldızı: Işık Cankurtaran”, “Cankurtaran Yeşilçam’da!” “Yeşilçam en genç Cankurtaran’a sahip çıktı.””308

Işık intihar girişiminden sonra Dr. Hadi’ye tedavi için giderken ünlü bir yönetmen ile tanışır. Film çevirme teklifinin cazibesine kapılıp Yeşilçam’da oyuncu olur. “Anlattı. Dr. Hadi’nin Beyoğlu’ndaki muayenehanesine haftada iki gün gitmeye başlamış. Anlaşılan yollarda ya da başka bir şekilde ünlü yönetmen ile tanışmış. Film çevirme teklifi hoşuna gitmiş. Faik diretmek isteyenince kavga çıkarıp evden kaçmış.

Nişantaşı’nda, o yönetmenin kiraladığı bir apartman dairesine yerleşmiş.”309

Bir kez daha intihar girişiminde bulunan Işık’ın vaziyeti Dr. Hadi Bey tarafından sağlıklı bulunmayıp Bakırköy’e kaldırılmıştır. Bir müddet sonra düzelir gibi olan Işık hızla eski haline döner. Yeşilçam’a katılmasından dolayı da ailesi tamamen sırt çevirir.

Işık eski arkadaşları Hasan ve Adile ile görüşmeye devam eder. Onları yeni filminin galasına davet eder. Bu davet sırasında Adanalı, mutaassıp, varlıklı bir ailenin oğlu olan Şükrü ile tanışır. Nişantaşı isimli bölüm Işık ile Şükrü’nün ilişkilerine ve bu dört arkadaşın toplantılarına ayrılmıştır. Dört arkadaş sürekli buluşup İstanbul’u tekrar tekrar gezerler. Bölümün sonu aylar sonra Şükrü’nün ailesinin baskısı yüzünden Işık’tan ayrılıp Adana’ya dönmesi ile son bulur. Işık bu ayrılıktan sonra psikolojik durumu kötüye gider. Parasızlığın da getirdiği bakımsızlıkla beraber dengesiz tavırlar sergiler.

Bakırköy isimli altıncı bölüm 137- 148. sayfaları kapsamaktadır. Romanın başkişisi Işık’ın psikolojik rahatsızlıklarının tedavi edilmesi için son çare olarak hastaneye yatırıldığı bölümdür. Bakırköy isimli bölüm tamamen Işık’ın bilinçaltından ve yaşamından beslenmektedir. Işık’ın bilinçaltında yaşadıklarının nedenleri, erkeklere bakış açısı gibi durumlar okura verilmektedir. “Nasıl tırmalayacağım odama girecek erkeği? Oldu mu bu? Kim kesti benim upuzun tırnaklarımı?”310

308 A.g.e. s.121.

309 A.g.e s.121.

310 A.g.e. s.139.

118

“Ben de sevilmek istiyorum. Neredesiniz? Sadullah. Faik. Şükrü. Yeşilçam’ın çapkın jönleri. Nişantaşı’nın toy gençleri. Hiçbiriniz sevemediniz beni istediğim gibi.

Doyuramadınız. Sevilmek istiyorum. Yalnız başıma. Kendi kendime. Doyasıya.”311 Öykü Bitti isimli yedinci bölüm 149- 153. sayfa aralıklarını kapsamaktadır.

Bölüm, Işık’ın arkadaşları Hasan ve Adile ön plandadır. Işık hastaneden çıkmıştır. Şiir kitabı basmak niyetindedir. Bir editör bulmuştur. Gazetede Işık’ın editör ile evlendiği haberini, iki ay sonrada boşandıkları haberini okudular.

Hasan ve Adile’nin Mualla isimli bir kızları oluşmuştur. Bir gece Hasan iş dönüşü gazetede Işık’ın ölüm ilanını okur.

“Türk sinemasının parlak yıldızı IŞIK CANKURTARAN’ ı feci bir kaza sonucu yitirdik.

Cenazesi(bugün) salı günü öğle namazını takiben Karacaahmet Camii’nden kaldırılacaktır. Hayranlarına duyurulur.”312

Belgede ALİ HALİM NEYZİ’NİN ROMANLARI ÜZERİNE BİR İNCELEME (sayfa 131-137)