Olay Örgüsü

Belgede ALİ HALİM NEYZİ’NİN ROMANLARI ÜZERİNE BİR İNCELEME (sayfa 192-200)

3. Ali Halim NEYZİ’nin Eserleri

2.10. BEYZADE-PAŞAZADE

2.10.2. Olay Örgüsü

Beyzade-Paşazade I.Cilt (1890-1930)

Beyzade-Paşazade II.Cilt (1931-1990) I.Cavide (On dört yaşında genç kızın Viyana’da

yerleşik Hırvat soylusuna gelin yollandığının öyküsüdür.)

I. “Ankara”dan Gelen Damat (Cumhuriyet’in ilanından ve başkentin Ankara’ya taşınmasından, Atatürk’ün ölümüne kadar geçen olayların öyküsüdür.)

II. Koca Ragıp Paşazade Sait Bey (Paşa babası ile ağabeyi arasında çıkan çatışma sonunda paşa babasının ölümüne tanık olan genç paşazadenin öyküsüdür.)

II. St. Joseph mi- Yurtdışına mı? (Genç Cumhuriyet kuşağının eğitim sorunları ve İkinci Dünya Savaşı’nın getirdiklerinin öyküsüdür.) III. Enver ile Niyazi (Birinci Dünya Savaşı’nın

çıkışı ve Cavide Hanım’ın İstanbul’a kaçışının öyküsüdür.)

III. Filarmoni Derneği (Paşazade kızlarının Batı Müziğini Sevenler Derneği’ni kurmalarının öyküsüdür.)

IV. İşbirlikçiler (Paşa kızının gelin edilmesi ve

işgal İstanbul’undaki yaşantısının öyküsüdür.) IV. Marmara Yat Kulübü’nde Düğün (Paşazade Zeyyat Bey’in, Beyzade Gül Hanım ile evlenmesinin öyküsüdür.)

V. “Çankaya” Denilen Tepe (Mustafa Kemal Paşa’nın izinden gidenlerin ve Cavide Hanım’ın ikinci evliliğinin öyküsüdür.)

V. Koca Ragıp Paşa İşhanı (Beyzade ve paşazade neslinin tükenmesi ve İstanbul kentinin betonlaşmasının öyküsüdür.)

Tablo 14 Beyzade-Paşazade Romanının Bölümleri

444 Ali Halim Neyzi, Beyzade-Paşazade I, Cem Yayınevi, İstanbul,2005,s.197.

445 A.g.e. s.248.

446 Ali Halim Neyzi, Beyzade-Paşazade II, Cem Yayınevi, İstanbul, 2005,s.99

174

Birinci kitabın Cavide “On dört yaşında genç kızın Viyana’da yerleşik Hırvat soylusuna gelin yollandığının öyküsüdür.” isimli ilk bölümü Osmanlı İmparatorluğu’nun son kuşaklarından biri olan Cavide Hanım’ın ailesi ve ilk evliliğinin hikâyesini anlatmaktadır. Cavide Hanım, Hırvat soylusu Miralay Ahmet Begoviç ile Lütfiye Tangoviç’in ikinci çocukları olarak dünyaya gelir. Lütfiye Hanım doğumda belinden sakatlanır, yürüyemez hale gelir. Lütfiye Hanım, Miralay Ahmet Begoviç’in başka bir kadınla beraber olduğunu öğrenmesi kocasının ve kendisinin ölümüne neden olur. “Miralay Ahmet Bengoviç. Kalın bıyıklı. Geniş omuzlu. Avlu bahçede. O sabah gelen samanların üstünde, genç bir cariye ile sevişiyormuş. Öğle sıcağında.”447

“Babam, Miralay Ahmet Begoviç, ya utancından, ya da kızgınlığından, sağına soluna bakmadan, üzerine eyer bile koydurmadan, en sevdiği safkan arap atına atlamış. (...) Öylesine, delicesine, sürmüş ki atını, merhum Miralay Ahmet Begoviç, çatlatmış hayvanı, sarı sıccak, her yeri ve her şeyi kavuran güneşin altında. Ve kendisi de, çatlayan atın üzerinden devrilip, boynunu kırmış. Adeta ikili intihar.(...) Bu olayların peşinden sevgili annem fazla yaşamamış. 448

Anne ve babasını çok küçük yaşta kaybeden Cavide ve ablası Fazıla ile dedesi Hamit Paşa’nın yanına yerleşirler. Üvey nineleri Feride Hanım ve Hamit Paşa ile yarı evlatlık olarak yaşamlarını sürdürürler. Fazıla Hanım, Remzi Paşa ile evlenir. Kısa bir süre sonra Remzi Paşa, Sultan Abdülhamit tarafından sadrazam görevine getirilir.

Ablasının ardından Cavide de İmparatorun Hassa Alayında görevli olan Hırvat soylusu Kasım Tangoviç ile evlenerek Viyana’ya gelin gider.

Evliliklerini dördüncü yıl dönümünden itibaren başlayan bölümde Cavide evliliğindeki sorunlardan, çocuğunun olmamasından, Viyana’daki dejenere yaşamdan duyduğu üzüntüyü dile getirir. Odasında geceyi yalnız geçiren Cavide, şatosunun balkonundan kocası Kasım Tangoviç ile Viyana sosyetesinin önde gelen isimlerinden Prenses Esterhazi’nin birlikte olduğunu görür. Daha önce kendisiyle birlikte olmaya çalışan Prenses Esterhazi başarılı olamayınca Kasım Tangoviç ile birlikte olur.

447 Ali Halim Neyzi, Beyzade-Paşazade I, Cem Yayınevi, İstanbul, 2005,s. 25.

448 A.g.e. s.25.

175

“Birden sarılmaz mı belime. Göğsü batar gibi göğüslerime. Hayranmış, benim dişiliğime. Cenneti getirebilirmiş bana. Koşan attan inip, uçan ata binecekmişiz. Düşlenmeyen zevklere ulaşacakmışız. kadınlığımızı bulacakmışız, birleşmemizde.(...) Kız, kadın kılığına girmiş, kandırmış herkesi. Dağların korkunç canavarı, ne kız, ne prenses, alev üflüyor.”449

O gece Viyana’nın sosyete yaşamından kurtulma kararı alan Cavide, ablasından gelen mektuba dedesinin hasta olduğuna dair birkaç satır ekler. Bu vesile ile İstanbul’a gitmeyi ve geri dönmemeyi planlar. Akşam yemeğinde mektubu kocası Kasım Tangoviç’e göstererek dedesi Hamit Paşa’nın hasta olduğuna inandırıp İstanbul’a gitmek için izin ister. Planı başarılı olan Cavide Viyana’daki lüks yaşamını terk ederek dedesinin Kurbağalıdere’deki köşküne döner.

Koca Ragıp Paşazade Sait Bey “Paşa babası ile ağabeyi arasında çıkan çatışma sonunda paşa babasının ölümüne tanık olan genç paşazadenin öyküsüdür.” İlk bölümde Cavide’nin ablası Fazıla Hanım’ın eşi Sadrazam Koca Ragıp Paşazade Remzi’nin kardeşi Koca Ragıp Paşazade Ragıp Paşa’nın küçük oğlu Sait’in hastalığı, tanık olduğu facianın kendisi ve ailesi üzerindeki etkisinin anlatıldığı bölümdür.

Sultan Abdülhamit’in sadrazamı olan Koca Ragıp Paşazade Remzi kardeşi Koca Ragıp Paşazade Ragıp’ı mektupçusu tayin eder. Ragıp Paşa’nın Saliha Hanım ile evliliğinden Hamdiye, Suat; Remzi, Sait isimli çocukları olur. İlk erkek çocuğuna ağabeyi Sadrazam Remzi Paşa’nın adını verir. Koca Ragıp Paşazade Remzi Bey yurt dışında eğitim görmüş, İsveç asıllı Alma ile evlenerek İstanbul’daki konağa dönüş yapar. Ağabey Remzi, Koca Ragıp Paşazade Sait Bey’in hastalıklı bedeni ve içe kapanık yaşamının tam tersi hayat sürmektedir. Sait Bey küçük yaştan itibaren hasta ve zayıf vücudu nedeniyle evin hanımlarının yanında korumacı yaşam sürer. Babası Koca Ragıp Paşazade Ragıp Paşa’nın sert tavırları, sevgisizliğinden dolayı ağabeyi Remzi Bey’e hayrandır. “Aslında çok severdi Sait Bey. Saygıdeğer ağabeyi Paşazade Remzi Bey’i. Hatta hayrandı denilebilir. Düşlerinde hep kendini ağabeyine benzetir. O ağabey

449 A.g.e. s.57.

176

ki gür sesi ile bağırınca, kaçırtır cadı kazanı ablalarını. Onun gibi afralı tafralı olmak özlemi! Kuzgunun karga, kurbağanın prens olmayı beklemesi!”450

Koca Ragıp Paşazade Ragıp Paşa oğulları Remzi ve Sait’i yanına alarak Bolu’daki çiftliğini ziyarete gider. Bölüm Koca Ragıp Paşazade Sait Bey geriye dönüş tekniği ile Koca Ragıp Paşazade Ragıp Paşa’nın öldürüldüğü geceyi anlatır. Ağabeyi Remzi Bey ile babası Koca Ragıp Paşazade Ragıp Paşa’nın tartışması üzerine Remzi Bey babasını vurur. Babasının vurulduğu tartışmaya şahit olan Koca Ragıp Paşazade Sait Bey tartışmanın nedenini hatırlamaz. Yaşamı boyunca görünmez olarak kendini unutturmayı tercih eden Koca Ragıp Paşazade Sait Bey silah sesi ile kendine gelir.

Bölümde Koca Ragıp Paşazade Remzi Bey’in babasını neden öldürdüğü açıklanmaz.

Konu ile ilgili iki dedikodudan söz edilir: Koca Ragıp Paşazade Ragıp Paşa’nın kızı Suat’ın düğününü yapabilmek için çiftliğin gelirini toplamaya gitmiştir ancak Koca Ragıp Paşazade Remzi Bey geliri babasından önce toplayıp babasına vermediği için çıkan tartışmada babasını vurmuştur. Diğer dedikodu ise Koca Ragıp Paşazade Remzi Bey’in İsveç asıllı karısı Alma ile babası Koca Ragıp Paşazade Ragıp Paşa’nın ilişkisi olduğunu öğrenmesi üzerine babasını vurur.

Cinayet gecesinin uzun tasvirinin ardından Koca Ragıp Paşazade Ragıp Paşa’nın ölümünden sonra ailesinin yaşantısı Koca Ragıp Paşazade Sait Bey tarafından anlatılmaktadır. Koca Ragıp Paşazade Sait Bey’in ablası Hamdiye Hanım'ın Şair Saffet Nezihi ile evliliğinin maddi durumlarının kötüleşmesi nedeniyle bitmiştir ve ikinci evliliğini yapmıştır. “Nitekim Hamdiye Ablam, daha evliliğinin onucu yılı dolmadan ve bir de nur topu gibi oğlu olmasına karşın, Şair Saffet Nezihi Bey’in işleri bozulunca, yani yöneticisi olduğu yabancı tekel işleticisi şirket devleştirilip adamın altındaki otomobil de alınınca, hemen kendisine zengin bir Mısırlı prens buluverdi.”451

Hamdiye Hanım roman yazmaya başlar kısa sürede tanınan bir yazar olur.

“Dönem, hanımların yeni ve alışılmadık alanlarda atılım yapmasına olanak veriyordu.

Kısa sürede Hamdiye Ablam adı bilinir bir roman yazarı oluverdi. Yazdığı romanlar

450 A.g.e. s. 112.

451 A.g.e. s.172.

177

gazetelerde, o zamanların deyimi ile “tefrika” ediliyor, ardından kitap halinde basılıp satılıyordu.” 452

Koca Ragıp Paşazade Sait Bey’in küçük ablası Suat Hanım babasının ölümünden sonra cepheye giden Binbaşı Faik Bey ile evlenemez. Faik Bey cepheden döndükten sonra Suat Hanım ile evlenir. Evliliğinden Jülide isimli kızı dünyaya gelir.

Ablası Hamdiye Hanım’ın modern ve bolluk içinde yaşamının tam tersi bir yaşam geçirir. Annesi Saliha Hanım’ın yanında Teşvikiye'deki köşkün bir katında yaşamını devam ettirir.

Koca Ragıp Paşazade Remzi Bey hapse girmesinin ardından Alma Hanım kocasına terk ederek yurt dışına gider. Koca Ragıp Paşazade Remzi Bey ağır hapse mahkûm edilir. Cumhuriyet’in ilanıyla verilen genel aftan yararlanarak hapisten çıkar.

“Remzi Ağabeyim ağır hapse mahkûm olmuş, idam edilmemişti.

Cumhuriyet’in ilanında ise genel aftan yararlanarak hapisten çıkmıştı.

Ablalarım kendisini kabul etmediklerini biliyor, o yüzden yaz aylarında Kanlıca'nın yanından bile geçmiyordu. Kış aylarında geliyor, Annem, Safinaz ve benimle uzun uzun konuşuyordu. Geçmişi anmamakla beraber, en azından birbirimize sevgimizi canlı tutuyorduk.”453

Enver ile Niyazi “Birinci Dünya Savaşı’nın çıkışı ve Cavide Hanım’ın İstanbul’a kaçışının öyküsüdür.” Üçüncü bölüm dedesi Hamit Paşa’nın hasta olduğu yalanı ile Viyana’dan kaçan Cavide Hanım’ın İstanbul’daki yaşamı anlatılmaktadır. Viyana’nın şaşalı yaşamından yıkılmakta olan imparatorluğun başkentine gelen Cavide iki şehrin karşılaştırmasını yapar. “Pırıl pırıl ışıklar ülkesi Viyana’da katıldığım zengin ve soylu yaşam koşulları içinde, ayrılmış olduğum sönük ve köhne İstanbul'u pek kısa sürede unutuvermiştim.”454 Viyana’daki refah içindeki yaşamını İstanbul’daki eski Osmanlı paşası olan dedesinin eskimiş konağını tercih eder.

Cavide Hanım ablası Fazıla Hanım ile rahmetli Koca Ragıp Paşazade Ragıp Paşa’nın eşi Saliha Hanım’ı ziyarete giderken Viyana’da katılmış olduğu hasta bakıcı kursunu vatana hizmet için kullanmak istediğini Fazıla Hanım ile paylaşır. Ablası Fazıla

452 A.g.e. s.188

453 A.g.e. s.189.

454 A.g.e. s.200.

178

Hanım’ın desteği ile Kızılay Bakımevinde gönüllü hasta bakıcı vazifesini üstlenir.

“Cavide Hanım, evliliğinden çocuk edinemeyeceği kanısına varınca önce bir sinir krizi geçirir gibi olmuş, ardından eşi Kasım Bey Tangoviç’in izni ve desteklemesi ile Viyana’da, saygınlığı olan bir hastabakıcılık okuluna gönüllü olarak yazılmış ve tüm kursu dikkat ve özenle tamamlamış ancak, özel hastabakıcı diploması almamıştı."455

Hasta bakıcı olarak vazifesini başarı ile yerine getiren Cavide Hanım, Melek Hemşire olarak adlandırılır.

“Bir süre sonra, bakımevinde adı “Melek Hemşire”ye çıkmıştı. İyi kalpliliğinden. Genç yaralılara karşı duyduğu sevgi ve acı, hep gözlerinden okunduğundan. Onlara karşı duyduğu sonsuz ve tükenmez şefkat duygusu, her hal ve hareketinden belli olduğundan! Kendi yemez, yedirir! Kendi içmez, içirir! Tanrının özenerek Sultanahmet’teki Kızılay Bakımevi’ne gönüllü atadığı, Melek Hemşire!”456

Cavide’nin azimli çalışması Mahir isimli gazetecinin dikkatini çeker. Cavide

“Melek Hemşire” ile röportaj yapmak için bakımevine gelir. Mahir ile Cavide ilk görüşte yıllardır tanışıyormuş gibi sohbet ederler ve birbirlerine âşık olurlar. Gazetecilik yaparken diğer yandan askerî görev üstlenen Mahir, Cemal Paşa’nın karargâhı ile Anadolu’ya gidecektir. Cavide, Mahiri bekleyeceğine dair söz verir.

Kasım Bey Tangoviç’in mektuplarına cevap vermeyen Cavide, dedesine gelen mektupla Viyana’ya dönmek zorunda kalır.

“Sonunda olay belli oldu, tabii son altı aydır, bana Viyana’dan mektuplar yazıp “Evinize Dönünüz!” diye başvurular yapan Kasım Bey Tangoviç benden hiçbir şekilde yanıt alamayınca, sonunda yaşlı amcasına yazmış ve eşinin kendi rızası dışında İstanbul’da bulunduğunu açıklamış. Durumun ayrıntılarını anlatan bir mektup yazmış.”457

Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun dağılması ile Kasım Bey Tangoviç’in soyluluğundan başka elinde bir şey kalmaz. Prenses Esterhazi de yabancı bir dost

455 A.g.e. s.233.

456 A.g.e. s.252.

457 A.g.e. s.283.

179

edinerek İsviçre’ye gider. “Göçmek üzere çatırdayarak çalkalanan, yönetimi kaybolmuş toplumun içinde, Müslüman asıllı olmakla birlikte Katolik İmparatorun Hassa Alayı’nda görev almış bulunan, Hırvat Soylusu, Kasım Bey Tangoviç, kendisi için kalan tek yolu seçmiş ve kalın bir alkol perdesinin arkasına çekilmişti”458

Yoksulluğun içinde alkol bulamayacak hale gelen Kasım Tangoviç, kurtuluşu intihar etmekte bulur.

“Her zaman dolu tuttuğu, bir zamanlar ünlü olan şarap mahzeninde de hiçbir şey kalmayınca, bir sabah çaresizlik içinde ayılan ve tüm konağı gezip bir kadeh içki bulamayan Kasım Bey, durumlara dayanamayıp kavasın sakladığı kurşun kutusunu bulmuş, serinkanlılıkla tabancasını doldurmuş ve kendi kurtuluşunu bu dünyadan ayrılmakta bulmuştu.”459

Kasım Bey’in ölümü ile İstanbul’a dönen Cavide, dedesi Hamit Paşa’nın maddi ve sağlık durumu iyice kötüleştiğini görür. Ablası Fazıla Hanım’ın yanına yerleşir.

Fazıla Hanım’a yük olmamak için daha önce görev yaptığı bakım evinde çalışmak ister.

Ancak bakımevi işgal güçleri tarafından kapatılmıştır.

“Ablasına sığınan Cavide, önce eski çalıştığı bakımevini aradı. Müdire hanımla görüşmek, bu kez ücretle çalışır olmak istiyordu. Binanın önünde kala kaldı. Koca konağın kapısına kilit vurulmuştu. Sordu, soruşturdu. İşgal güçleri Çanakkale’de kendilerini yenen yaralıların tımar edildiği bu yuvaya iyi gözle bakmamışlar, Hilal-i Ahmer’in yerini artık Kızılhaç alacak demişler ve kuruluşu dağıtmışlardır.”460

Eserin dördüncü bölümü İşbirlikçiler “Paşa kızının gelin edilmesi ve işgal İstanbul’undaki yaşantısının öyküsüdür.” ismiyle kitapta yer almaktadır. Bölüm Koca Ragıp Paşazade Ragıp Paşa’nın Hamdiye isimli kızının yaşamı ve İstanbul’un işgal altındaki günleri anlatılmaktadır.

Hamdiye Hanım, Monopole D’Ottoman de Constantinople isimli şirkette müdür olan Saffet Nezihi Bey ile evlidir. Belçikalı firma tarafından işletilen şirkete Saffet

458 A.g.e. s.286.

459 A.g.e. s.286-287.

460 A.g.e. s.288.

180

Nezihi Bey’in görevi yerel yönetimle şirket arasındaki ilişkiyi sağlamaktır. “Türk müdürün asıl görevi, adı Osmanlı olmakla beraber sermayesi yabancı olan bu kuruluşun, yerel yönetim ile olan ilişkilerinde bir paravan görevini yerine getirmekti.”461 Saffet Nezihi Bey, Galatasaray Lisesi mezunu devlet desteği ile yurt dışında eğitim görmüş zamanına göre dolgun maaş ve imkânlara sahiptir. Lisede öğrenimi sırasında yazmış olduğu birkaç şiiri dergide yayımlanınca “şair” unvanını kullanır.

Hamdiye Hanım ve Saffet Nezihi Bey, Taksim’deki apartman dairelerinde her zaman yabancı konukları olan Fransız, İngiliz general ve askerleri ile iletişim halinde olan çifttir. “Tanrıya şükür, o günlerde hiçbir şeyimiz eksik değildi. Soframız herkese açık, daima zengindi. İngiliz, Fransız, Belçikalı, hep önemli yabancılar ile tanışır, görüşürdük. İstanbul’da yer alan her olaya mutlaka biz de katılırdık ya da en azından davet olunmuş da katılmamış olurduk.”462 İstanbul hükümeti yanlısı olan çift, işgal güçlerinin daimi olarak İstanbul’da kalması olasılığına karşı ilişkilerini canlı tutarlar.

“Osmanlı yönetimi için en iyi kurtuluş yolunun, Sultana bağlı bir meclis ve Amerikalıların zengin desteği ile yönetilecek bir mandeterlik olduğuna inanıyordu.”463 Hamdiye Hanım, kardeşi Suat Hanım’ın eşi Binbaşı Faik’in Anadolu’ya geçerek Mustafa Kemal’in ordusuna katılmasını doğru bulmaz, Sultan olmadan bir ülke düşünemez.

İstanbul’da işgali askerler Tük Müslüman hanımları taciz etmekten, istedikleri konaklara ve yerlere el koymaktan çekinmemektedirler. Tacizlerden biri Cavide Hanım’ın başına gelir. Fransız bir deniz askeri Cavide Hanım’ı taciz eder. Korkuyla ablası Fazıla Hanım’ın evine sığınır, burada Koca Ragıp Paşazade Remzi Bey ile karşılaşır. Remzi Bey karşılaşmadan sonra Cavide Hanım’a âşık olur. Cavide Hanım da kendisinden hoşlanır ancak Mahir’e verdiği söz nedeniyle Remzi Bey’in ilgisine cevap vermez.

Mustafa Kemal’in ordusunun işgal kuvvetlerine karşı zafer kazanmasıyla Hamdiye Hanım bir Türk bayrağı edinir, ordu İstanbul’a geldiğinde bayrağı asmayı planlar.

461 A.g.e. s.317.

462 A.g.e. s.351.

463 A.g.e. s.374.

Belgede ALİ HALİM NEYZİ’NİN ROMANLARI ÜZERİNE BİR İNCELEME (sayfa 192-200)