Anlatım Teknikleri

In document ALİ HALİM NEYZİ’NİN ROMANLARI ÜZERİNE BİR İNCELEME (Page 107-111)

3. Ali Halim NEYZİ’nin Eserleri

2.5. DADI

2.5.7. Anlatım Teknikleri

88

Tahsin ve Şermin başkişinin karısı ile birlikte görüştükleri arkadaşlarıdır. Bu kişiler hakkında da verilen bilgi oldukça sınırlıdır. Bu kişiler hakkında çıktıkları gezintiler dâhilinde söz edilir. Tahsin’in dış görüntüsü “ Kahverengi bir Akdenizli. Kalın kaşları, dalgalı saçları. Esmer.” 228şeklinde anlatılmaktadır. Kişilik özelliği ise “Hep kararsızdır, Tahsin229 ifade edilir. Bu ifadeler eserde oldukça az yer almaktadır.

Eserde, birinci derecedeki karakterler/kişiler hakkında oldukça az bilgi verilmektedir. Karısının adı, Lennie ile ilgili açıklamaların azlığı, başkişinin hakkında bilgi olmaması anlattıklarının gerçek hayattaki kişilere dayanmasından ya da yazarın eserinde sadece hissettikleri ve anlattığı olaylara dikkat çekmek istemesinden kaynaklanabilir.

89

içinde. Uçan at oldu Lennie. Başı boynuzlu. Gümüş kanatlı. Bindim. Aldı beni götürdü. Uçan at. Bir bulutun üstüne. Her yanda bulutlar. Bulutlar mavi, bulutlar bakır. Tül sarmış her yanımızı. Ağzımda, saçımda. Lennie’nin uzun parmakları. Okşuyor. Arıyor. Buluyor. Gökte sevişiyoruz.” 231

Eserde, başkişi yaşadıkları karşısında olay anında hissettiklerin sık sık okurla paylaşır. Bu paylaşımlarda başkişi, kısa cümleler ve hayali ögelerden yararlanmaktadır.

Bu durum başkişinin heyecanı ve hissettikleri, ruhundaki akisleri okura daha iyi yansıtma isteği ve bilinç akışı tekniğinin getirisidir.

2.5.7.2. İç Monolog Tekniği

İç monolog, anlatıdaki kişinin kendisiyle konuşmasıdır. “İç diyalogu şekillendiren cümleler, gramer kurallarına uygun olarak vücut bulur. Cümlelere, genellikle konuşma havası hâkimdir. Cümleler, kişinin o ânki psikolojisine göre, telâş ve heyecanına, sevinç ve kederine göre şekillenir ve öylece okuyucuya yansır.”232

“Başparmağım. “Ufff”! Amma acıdı. Yoksa? Kanadı mı? Felâket. Bu taşlık yerde. Bodrum sandaleti ile yürümek. Baş belâsı. Neyse kanamamış.

Kızarmış ama kan çıkmamış. Dikkat etmeli. Yol değil. Taş tarlası. Sahile az kaldı. Deniz. Kumsalda çıkartırım. Akdenizin kumunda rahat yürünür.

Çıplak ayak.”233

Tanrısal bakış açısı ve anlatıcının hâkim olduğu eserlerde başkişinin zihninin okuyucuya açılması için kullanılan yöntemlerden biri de iç monologdur. Eserde, tanrısal bakış açısı ile anlatılan bölümlerde bu tekniğe başvurulmuştur. Böylece okur, roman kişisinin iç dünyasına ulaşır.

2.5.7.3. Leitmotif Tekniği

Eserde belli sıklıklarla tekrar edilen davranış, söz, konu, jest ve mimikler leitmotif başlığı altında değerlendirilmelidir. Leitmotif herhangi bir şeyin belli aralıklarla tekrarlanarak eserde, müzik sanatında olduğu gibi ritim oluşturmak

231 A.g.e. s.70-71.

232 Mehmet Tekin, Roman Sanatı ve Roman Unsurları I, Ötüken Neşriyat, İstanbul,2018, s.271.

233 Ali Halim Neyzi, Dadı, Karacan Yayınları, İstanbul,1984,s.7.

90

istenmesiyle oluşturulur. “Bir alıntının ya da belli bir davranış biçiminin, belli bir özelliğin roman boyunca birçok kereler tekrarlanarak kullanılması.”234

Eserde bir başlangıç ve alışılmışın dışında üç ihtimalli son isimli bölüm bulunmaktadır. Açılış, Birinci Son, İkinci Son ve Sonuncu Son isimli bölümlerde aynı metnin tekrarı söz konusudur.

“Bir şimşek çaktı. Gök yarıldı. Mavi gökte. Beyaz bulutlar. İki yana katlandı. Ayrıldı. Ak saçlı, ak sakallı. Bir havari çıktı. Kocaman. Hristiyan Azizi. Ya da bir Yunan Tanrısıydı. Mermer saçlı. Mermer sakallı. Bembeyaz.

Tüm mermerden yontulmuş. Göğü dolduruyor. Yalın bir kılıç. İki yanı keskin. Up uzun. Güneşle parlıyor. Keskin. Taşlar arasında. İki büklüm bekleyen adamın kafasını yardı. Tam ortadan. Sendeledi. Düşecek gibi oldu.

Elini uzattı. Yanındaki kayaya dayandı. Ama kalkamadı. Dengesi bozulmuş.

Titriyor. Taşa dayalı eli bile titriyor. Olamaz. Bu gelen! Nasıl olur? En az yirmi yıl geçti. Neden olmasın? Avrupalı. Turist olarak gelmiş olamaz mı?

Akdenize. Yirmi yıl sonra. Marlowe değil midir? “Thou hast committed fornication. But that was in another land and besides the wench is dead.”

Bu dizeleri. T.S. Elliot bir kitabına ön söz yapmıştır. “Günaha girmişsin.

Ancak başka bir ülkede. Üstelik kadıncağız çoktan ölmüş.” Olamaz. Düş bu gördüğüm. Mutlaka Lennie! Olamaz! Danimarka neresi. Akdeniz neresi.

Yirmi yıl sonra. ” 235

Aynı metnin tekrarı başkişinin yaşadıklarının gerçek olup olmadığını sorgulamasının bir sonucudur. Lennie isimli dadı ile ilişkisini mitolojik ve doğaüstü olaylar ile bağdaştıran başkişi yaşadıklarının gerçekliğini sorgular. Yaşadığı olayla ilgili üç farklı son düşünmesinin nedeni bu durumdur. Başkişi ve Lennie eserde gerçek kişilerdir ancak ilişkileri hakkında varlıkları kadar net bilgi bulunmamaktadır.

2.5.7.4.Otobiyografik Yöntem

Otobiyografik yöntem, yazarın kendi yaşamını ya da yaşamından bir kesiti anlatmak istemesi üzerine kullanabileceği yöntemdir. Bu yöntem yukarıda da

234 Gürsel Aytaç, Çağdaş Türk Romanı Üzerine İncelemeler, DoğuBatı Yayınları, Ankara, 2012, s.56.

235 Ali Halim Neyzi, Dadı, Karacan Yayınları, İstanbul, 1984, s. 9-101-105-107.

91

belirttiğimiz gibi yazarın/başkişinin iki yüzünü okura göstermektedir. Bunlardan birincisi olayın yaşandığı anda bulunan başkişi, bir diğeri ise olayın üzerinden belli bir zaman geçtikten sonra bunları kaleme alan başkişidir.

Dadı isimli eserde yazar bu ikiliği kullandığı bakış açısı ve anlatıcı ile yumuşatmaya çalışmıştır. Eserin başlangıç ve son kısımları tanrısal bakış açısı ve anlatıcı seçilerek okura sunulmuştur. Böylece tecrübeli başkişinin geçmişte/anda bulunan başkişi ile arasına sınır koyarak şahıslandırılmış yazar anlayışını kırmak istemiştir. Aynı zamanda otobiyografik yöntemin getirdiği sınırlı bakış açısı yani kahraman anlatıcı ve bakış açısının darlığı, yazarın bu seçimi yapmasına neden olabilmektedir. “Otobiyografik anlatım yönteminde romanın konusu da anlatıcısı da aynı kişi olduğundan, bakış açısı çok dardır. Yazarın elinde kullanabileceği bilgi kaynağı olarak yalnızca bir kişi vardır; onun görüş ve bilinç alanı dışına çıkamaz.”236

2.5.7.5. Özet Tekniği

Yazarın eserinde ayrıntılı olarak yer vermek istemediği ancak olayın akışı içerisinde yer alması gereken şeyleri özet tekniği ile okura vermektedir. “romancı, hikâye için gerekli, fakat üzerinde durmaya değmeyen roman unsurlarını sahne tekniğiyle ayrıntılı bir şekilde vermez. Bu durumda kullanılan teknik özettir.” 237

“İşim uzadı. Frankfurt. Sonra Londra. Orada bitmedi. İngiliz’i de sürükledim. Tekrar Almanya’ya gittik. Orada bir sürü terslik. Düsseldorf, Köln. Almanların peşinde koştuk. Buluşmalar. Toplantılar. Sonra Londra’ya döndük. Birkaç gün derken seyahat on günü aştı.”238

Eserde Lennie dışındaki olaylar çoğunlukla özetleme tekniğiyle anlatılmaktadır.

Bunun nedeni eserdeki asıl konunun başkişinin Lennie ile arasındaki ilişkiyi anlatmasıdır.

236 Ünal Aytür, Henry James ve Roman Sanatı, DTCF, Ankara,1977,s.31

237 Philip Stevick, Roman Teorisi, Çev. Sevim Kantarcıoğlu, Akçağ Yayınları, Ankara, 2017, s.49.

238 Ali Halim Neyzi, Dadı, Karacan Yayınları, İstanbul, 1984,s.97.

92 2.5.7.6.Sahne Tekniği

Sahne tekniği, anlatılan herhangi bir olaya okurun da dâhil olduğu yöntemdir.

Sahne yönteminde okur, anlatıdaki kişilerin söylediklerini duyar; hissettiklerini hisseder. “Sahne, okuyucuya sözü edilen etkinliğe katılıyormuş duygusunu verir, çünkü okuyucu etkinliğin hem oluşunu hem de olduğu anı aynı anda yaşamaktadır.”239

“Ha, şöyle, dedi karım. İyiye alâmet. Karnın acıkmış. Çorba rahatlatır.

Kapıdan bi baş. Geçmiş olsun. Doktora gerek kalmadı, galiba. Sağ ol. Öyle dedi karım. Bak çorba bile içiyor. Tahsin yatağın yanına geldi. Hepimizi korkuttun. Seni yalnız bırakmağa gelmiyor. Bir akşam motele, yemeğe gittim. Hemen hastalanıverdin. Elini omuzuma koydu. Buz. Ya da ben çok sıcağım. Tahsin şaşırdı. Yahu bunun ateşi düşmemiş. Neredeyse elim yanacaktı. Sen ateşe aldırma. Karnı acıktı, çorba içiyor ya. Artık normale dönüyor demektir.240

Eserde anıların anlatılıyor olması, kahraman anlatıcı ve bakış açısının kullanılıyor olması ve diyalog azlığı sahne tekniğini kısıtlar niteliktedir. Ancak tamamen ortadan kaldırmış değildir. Başkişinin belleğinin ön planda tutulması ve okura başkişinin gözünden kurmaca âlemin yansıtılması sahneleri gölgeler durumdadır.

Dikkatle incelendiğinde sahnelerfarkedilmektedir.

In document ALİ HALİM NEYZİ’NİN ROMANLARI ÜZERİNE BİR İNCELEME (Page 107-111)