Macar Gazetecilerin Türkiye Ziyareti

Belgede TÜRK KAYNAKLARI IŞIĞINDA TÜRK-MACAR İLİŞKİLERİ (1923-1950) (sayfa 98-103)

2.1. ATATÜRK DÖNEMİ SİYASİ ALANDA TÜRK-MACAR İLİŞKİLERİ

2.1.1. Siyasi İlişkiler ve Yapılan Antlaşmalar

2.1.1.6. Macar Gazetecilerin Türkiye Ziyareti

Ardından 8 Ağustos 1934 tarihli Cumhuriyet gazetesinde 35 kişilik bir Macar gazeteci ve yazar grupun 18 Ağustos’ta geleceği duyurulmuştu. Macar gazetecilerin, İstanbul’da üç gün kalarak, Boğaziçi’ni, İstanbul’u ve Yalova’yı gezecekleri de aktarılmıştı333. Ancak 16 Ağustos tarihli Cumhuriyet gazetesinin haberinde; Macar gazetecilerin, 24 kişilik bir grup halinde ve 15 Ağustos’ta Bulgar bandıralı olan Burgaz vapuruyla Varna üzerinden İstanbul’a geldiği bildirilmiştir. “Kardeş gazeteciler” olarak Türk basınında yer bulan Macar gazeteciler Matbuat Umum Müdürlüğü İstanbul temsilcisi Neşet Halil Bey ile Ajans erkânı, Matbuat Cemiyeti temsilcileri tarafından bir motorla denizde karşılanmıştır. Dr. Kun ve Dr. Berecz başkanlığı altındaki Macar gazeteci heyeti, öğleden sonra saat 2’de Türk Matbuat Cemiyeti tarafından kendilerine tahsis edilen bir motorla gemiden ayrılmışlar.

Ardından Macar gazeteciler İstanbul Matbuat Cemiyeti temsilcilerinin refakatinde belediyenin tahsis ettiği otomobillerle gezdikleri İstanbul’da müzeleri, Ayasofya, Sultanahmet ve Süleymaniye camilerini ziyaret etmişlerdir. Akşam saat 18.30’da Beyazıt’taki Çınarlı Kahve’de Türk kahvesi içmişlerdir. Macar gazeteciler geceyi ise vapurda geçirmişlerdir334.

16 Ağustos’ta Türk Matbuat Cemiyeti, Macar gazetecileri Yalova’ya götürmüşlerdir335. Beres’in başkanlığındaki Macar gazeteciler, İstanbul Matbuat temsilcileri ve Akay İdaresi336 adına İhsan ve Kemal Beyler refakatinde, Akay İdaresinin bir vapuruyla Yalova’ya gitmişlerdir. Macar gazetecileri Yalova iskelesinde Kaymakam ve Akay İdaresi adına Ziya Zeki Bey karşılamıştır. Buradan otobüslerle kaplıcalara gidilmiş, kaplıca görevlilerinden biri, Macar gazetecilerine Yalova ve buranın doğal zenginlikleri hakkında izahat vererek, termal kaplıcalarını gezdirmiştir. Akay İdaresi saat yarımda Büyük Otel gazinosunda Macar ve Türk Matbuat temsilcileri şerefine 50 kişilik bir öğle yemeği vermiştir. Sıcak bir ortamda

333 “Macar Meslektaşlarımız Geliyor”, Cumhuriyet, 8 Ağustos 1934, s. 2.

334 Cumhuriyet gazetesindeki yazının başında Macar gazetecilerin sayısı 24 olarak açıklanmışken yazının ilerideki bir satırında bu sayının 23 olduğu belirtilmiştir. “Macar Meslektaşlar”,Cumhuriyet,16 Ağustos 1934, s.2. Ayın Tarihi ise bu heyetin 8’i kadın olmak üzere 23 kişi olduğunu yazmıştır. Ayın Tarihi, No: 9, Eylül 1934, s. 65.

335 “Macar Meslektaşlar”,Cumhuriyet,16 Ağustos 1934, s.2.

336 Akay İdaresi, 1933 yılında Adalar, Anadolu Yakası iskeleleri ve Yalova hattında yani Marmara hattında faaliyet gösteren işletme olan AKAY İdaresi kurulmuştur. Bu idare 1937’de kurulan Devlet Denizyolları İşletme Umum Müdürlüğü çatısı altında yer alan Şehir Hatları İşletmesine dönüşmüştür.

http://www.sehirhatlari.com.tr/tr/kurumsal.html, Erişim Tarihi: 20.12.2012, 19.00.

geçen yemek sonunda kaplıca doktoru Fazıl Bey kısa bir konuşma yaparak, Yalova’ya gelen Macar misafirlere Akay İdaresi adına teşekkür etmiş, ardından Macar gazetecilerinden oluşan heyetin başkanı Beres, cevaben yaptığı konuşmasında

“kardeş Türk milletinin” Gazi gibi çok büyük bir dâhinin yüksek idaresi altında az bir süre içerisinde gösterdiği akıllara durgunluk verecek muazzam terakkiden dolayı Macarların da iftihar hisleri duyduklarını söyledikten sonra, “Reisicumhur Hazretleriyle yüksek ve faziletli Türk milletinin şerefine kadehimi kaldırıyorum”

demiştir. Beres’in yaptığı bu konuşma uzun uzun alkışlanmıştır. Macar gazetecileri yemekten sonra tekrar kaplıcaları gezmişler, saat 4’te kendilerine tahsis edilen otobüslerle kaplıcalardan ayrılarak, “Gazi çiftliği”ni ziyaret etmişlerdir. Burada çiftlik hakkında bilgi aldıktan sonra, onlara süt ve ayran ikram edilmiştir. Macar gazeteciler saat 17’de çiftlikten otobüslerle ayrılıp, Yalova iskelesinden vapura binmişlerdir. Macar misafirler Yalova’dan ayrılmadan önce, Akay İdaresinin gösterdiği misafirperverlikten dolayı çok memnun olduklarını ve bunu hiç unutmayacaklarını söylemişlerdir337.

17 Ağustos’ta Macar gazeteciler, İstanbul Matbuat Cemiyeti temsilcileriyle beraber sabah Boğaz’da bir gezinti yaptıktan sonra Florya’ya giderek, Türk Matbuat Cemiyeti tarafından şereflerine verilecek öğle yemeği ziyafetine katılmışlardır338. Türk Matbuat Cemiyeti adına Neşet Halil Bey, Florya’daki öğle yemeğinde yaptığı konuşmasında; Macar meslektaşlarına doyamadan ayrıldıklarını ve İstanbul Matbuat temsilcilerinin kardeş millet gazetecilerini tekrar aralarında görmekle bahtiyar olacaklarını söylemiştir. Neşet Bey’in konuşmasına cevap olarak Macar gazetecileri heyeti başkanı Beres, Türk Matbuat temsilcileri ve gazetecileri tarafından gösterilen hüsnü kabul ve samimiyeti hiçbir zaman unutmayacaklarını söylemiştir339. Aynı gün akşam saat 4’te muşla Florya’dan Yeniköy’e gitmişlerdir. Burada Macar elçisi yazlık elçilik binasında Türk ve Macar gazetecilerini kabul ederek onlarla görüşmüştür.

Aynı gün akşam saat 19’da Bulgar bandıralı Burgaz vapuruyla Varna’ya hareket etmişlerdir340. Macar gazetecileri Türkiye’den ayrılmadan önce Türkiye hakkında

337 “Macar Gazetecileri”, Cumhuriyet,17 Ağustos 1934, s. 5.

338 “Macar Meslektaşlar”,Cumhuriyet,16 Ağustos 1934, s.2.

339 “Macar Gazetecileri Dün Gittiler”, Cumhuriyet, 18 Ağustos 1934, s. 3.

340 “Macar Gazetecileri”, Cumhuriyet,17 Ağustos 1934, s. 5; “Macar Gazetecileri Dün Gittiler”, Cumhuriyet, 18 Ağustos 1934, s. 3.

uzun uzadıya incelemelerde bulunmak üzere tekrar gelmek niyetinde olduklarını da belirtmişlerdi341.

Macar gazetecilerin Türkiye’yi ziyaretleri esnasında Türk gazetecisi Hüseyin Faruk’un, Macar gazeteciler ile Macaristan ve Avusturya arasındaki ilişkiler üzerine yaptığı röportajda Türk gazetecilerin “Habsburg Hanedanının tekrar Macar milletinin başına geçeceğini sanıyor musunuz?” sorusuna cevapları şöyledir342:

“Herhalde Macar milletinin azim bir ekseriyeti, bu hanedanın aleyhindedir. Zira eski imparatorluk zamanında, Habsburglar yalnız kendi Viyanalarını düşünmüşler;

Macaristan’ı ihmal etmişlerdir. Onun için, Macar milleti gibi, Gömbös’te hanedanın ihyasını istememektedir. Ancak bizim, eski muahedeleri tekrar gözden geçirmek hususundaki talebimiz üzerine, Habsburglar derhal önümüze çıkıyorlar: “ İşte, bizim de ilk yapacağımız budur!” diyorlar… Filhakika, Macar topraklarının bazı parçaları yabancı devletlerin hudutları içinde kalmıştır. İşte, Avusturya ile birleşerek kuvvetli bir devlet teşkil ettikten sonra, bu topraklara yeniden sahip olmak birçok millettaşlarımızı cezp ediyor. İkinci cihette Macarların toprak sahibi asilzadelerini, Habsburgların devlet başına gelmesi alakadar ediyor. Zira hükümdarlık ilan edilince, herhangi bir sosyalist şekil baş göstermeyecektir. Kilise, Habsburg propagandasını köylüler arasında bile yapıyor. Köylüye de: “Hanedan dirilirse mülkiyetiniz asla elinizden alınmayacak!” fikrini aşılıyorlar. Fakat gene de, efkârı umumiyenin üçte biri bile hanedan taraflısı değildir. Ancak hükümeti ellerinde bulunduran sınıf buna zahirdir.”

Türk gazetecilerin ikinci olarak “Diğer devletler, hanedanın başa geçmesine ne diyecek?” sorusuna cevap olarak: “ Zannedildiği gibi, Mussolini Habsburgların kati surette ihyasına taraftar değildir. Hâlâ tereddüttedir. Fakat Habsburg’çular çok kurnazdırlar. Siyasi manevraları yapmayı iyi bilirler. İlk önce başa geçsinler. Ondan sonra, arkası gelecektir. Eski imparatorluğun bütün icabatını teker teker ihya edeceklerine şüphe edilemez. İşte, Mussolini bunu anladığı için tereddüdünü bir türlü yenemiyor. Hele diğer komşu devletlerin, bilhassa Küçük İtilafın Habsburglara ve Avusturya-Macar birleşmesine ne kadar muarız oldukları malumdur” demişlerdir.

341 “Macar Gazetecileri Dün Gittiler”, Cumhuriyet, 18 Ağustos 1934, s. 3.

342 Ayın Tarihi, No: 9, Eylül 1934, s. 380.

Türk gazetecilerin son olarak “Fakat netice neye varacak?” sorusuna Macar gazeteciler şu cevabı vermişlerdir: “Biz Avusturya’lılarla beraberken asla iyi geçinmezdik. Onlara diş bilerdik. Zira bize inkişaf imkânını vermezlerdi. Devletin bütün nimetlerini kendilerine hasrederlerdi. Fakat şimdi ayrıldıktan sonra aramız pekiyidir. Cidden samimi dostuz. Bunu gördükleri için, Avusturyalılar, bize:

“Yekdiğerimizin mütemmimiyiz. Siz ziraat memleketisiniz; biz ise sanayiciyiz.

Birleşmemiz gayet iyi olur” diyorlar. Lakin bütün bu vaziyetten bir Habsburg saltanatı doğup doğmayacağı henüz halledilmemiştir ve zannetmiyoruz ki Otto, başımıza geçsin…”

Macar gazetecilerin gitmesinin ardından 29 Ağustos 1934 tarihinde 23 kişilik bir Macar polis heyeti Varna üzerinden geçen “Çar Ferdinand” vapuruyla İstanbul’a gelmiştir. Macar misafirler; vapurda İstanbul Emniyet Müdür yardımcısı Sadullah Bey ve Macar Konsolosluğu personeli tarafından karşılanmıştır. Macar Polis Heyeti, Budapeşte Polis Müdüriyeti Müşaviri Rayozy başkanlığında, Türk emniyetinde incelemelerde bulunmak üzere gelmiştir. Macar Polis Heyeti, 26 Ağustos’ta İstanbul camilerini ve 27 Ağustos’ta ise müzeleri gezmiştir. Heyet, 28 Ağustos sabahı İstanbul zabıta teşkilatında incelemede bulunup, parmak izi dairelerini, birinci şube müdürlüğü ve liman zabıta teşkilatı gözden geçirilmiştir. Öğleden sonra da Macar Polis Heyetine tahsis edilen bir muşla Boğaziçi ve adaları gezip, akşam saat 18’de memleketlerine dönmüşlerdir343. Daha sonraki yıllarda Türk gazeteciler de Macaristan’ı ziyaret etmişlerdir344. Macar gazetecilerin Türkiye’yi ziyaretlerinin turistik ve kültürel bir ziyaret olmadığını asıl nedenin Macaristan’ın Trianon Antlaşmasıyla kaybettiği toprak ve nüfusu geri almak için dünya genelinde başlattığı propaganda faaliyetinin bir parçası olduğu anlaşılmaktadır.

343 “Bir Macar Polis Heyeti Şehrimizde”, Cumhuriyet, 27 Ağustos 1934, s. 3.

344 “Macaristan Başvekili”, Cumhuriyet, 12 Ağustos 1942, s. 1.

Belgede TÜRK KAYNAKLARI IŞIĞINDA TÜRK-MACAR İLİŞKİLERİ (1923-1950) (sayfa 98-103)