Jungert-Arnóthy Mihály’nin Ankara Elçiliğine Atanması

Belgede TÜRK KAYNAKLARI IŞIĞINDA TÜRK-MACAR İLİŞKİLERİ (1923-1950) (sayfa 128-132)

2.1. ATATÜRK DÖNEMİ SİYASİ ALANDA TÜRK-MACAR İLİŞKİLERİ

2.1.1. Siyasi İlişkiler ve Yapılan Antlaşmalar

2.2.1.5. Jungert-Arnóthy Mihály’nin Ankara Elçiliğine Atanması

Naip Horthy, Budapeşte Elçisi Behiç Erkin’e 12 Şubat 1932 tarihinde Macar Harp Umumi Hatıra Madalyası411 ve 25 Ocak 1937 tarihinde Macaristan’ın en büyük nişanı olan birinci rütbe “Ordre du Marite” nişanını vermiştir412. Görüldüğü gibi 1928 Kasım ayı sonundan, 1939 yılı Temmuz ayı sonuna kadar 10 yıl 8 ay Budapeşte elçiliği görevinde bulunmuş olan Behiç Erkin, Macar devlet adamlarının sevgisini kazanmıştı. 4 Temmuz’da Ruşen Eşref Ünaydın’ın Budapeşte Elçiliğine tayini için agrementi Macar Dışişleri Genel Sekreteri Vörnle’den isterken şu cevabı almıştı:

“Bu işi biraz uzatalım, siz Budapeşte’yi çok seversiniz, biz de sizi severiz. Ne kadar geç gitseniz, o kadar iyi olur.” Behiç Erkin de bu nezakete teşekkürle, “Ben herhalde gideceğim, bu geciktirme hiçbir tesir yapmaz” demiştir413. Erkin2in Macaristan’dan ayrılması Macar basınında da geniş yer tutmuş ve hararetli makaleler yazmıştır. Bu bağlamda Pester Loyd “Macaristan’ın samimi bir dostu Budapeşteyi terk ediyor…” demiştir414. On bir yıla yakın Macaristan’da elçi olarak görev yapan Behiç Erkin bu süreçte gerek Macar Kral Naibi Horthy gerekse diğer Macar devletadamlarının sevgi ve saygısını kazanan bir diplomat olarak görev yapmıştır.

Öyleki Horthy ve eşi birçok akşam Türk elçiliğinde Behiç Erkin’in misafiri olduğunu görmekteyiz.

Gazi Mustafa Kemal’e gönderdiği mektubuyla şöyle bildirmiştir415: “Aziz ve Büyük Dostum, Macaristan Krallığı ve Türkiye Cumhuriyeti arasında var olan dostluk ilişkilerine ara vermek istemediğimden ve bu isteğim doğrultusunda Sayın Ladislas Tahy’ye bir halef tayin etmek istediğimden Macaristan Krallığının Fevkalade Murahhas ve Orta Elçisi sıfatıyla Ekselanslarınız huzurunda bu görevi icra etmesi için, Siyasal Bilgiler Doktoru Sayın Michel Jungerth-Arnothy’yi atamış bulunuyorum. Sadakati, gayretkeşliği, yeteneği ve kendisini tanımlayan diğer vasıflar konusundaki bilgim Michel Jungerth-Arnothy’nin görevini iyi niyetim doğrultusunda yerine getireceği ve Ekselanslarınızın güvenini kazanmak için hiçbir çabadan kaçınmayacağı hakkında tam güvence sağlamaktadır. Bu inancın doğrultusunda kendisini sıcak bir şekilde karşılamanızı ve adıma ile Türk Hükümeti adına ileteceği tüm bilgilere, özellikle de Alteslerinizin şahsı mutluluğu ve Macaristan Krallığının refahı için sunduğum iyi dileklerime içten inanmanızı, güvenmenizi rica ederim.”

Atatürk, 9 Ocak 1934 tarihinde Macar Elçisi Jungerth Arnóthy’i güven mektubunu sunmak üzere yaptığı görüşmeyi Macar Dışişleri Bakanı Kálmán Kánya’ya gönderdiği 10 Ocak 1934 tarihli raporunda Atatürk’ün Başbakanla beraber huzurunda ve güven mektubunu sunduktan sonra bir saat görüştüğünü belirtmiştir.

Ayrıca bu görüşmenin diğer elçilerle yapılan görüşmeler gibi kısa olmadığını hatta Alman elçisiyle Atatürk’ün 12 dakika görüştüğünü de belirterek bu durum yabancı elçilerinde dikkatini çektiğini ifade ederek şunları yazmıştır416: “Konuşma birkaç geleneksel cümleden sonra, millet türlerinin unsuruna döndü. Fin-Ugor kardeşliğinden, Türk-Macar, daha sonra halkların genel ırki tasnifine ve bunlarla ilişki unsurlarına sıra geldi. O Finlileri, mongoloid sayıyor; dillerinin Macarlara olan benzeyişine göre; böyle olmakla birlikte ırki temeli yok. Fakat iki halkın binlerce yıl öncesinde olan beraber yaşamasına bağlıyor. Lapları Finlilere kıyasla, Türklere ve bize daha yakın sayıyor. Halkların ırki bölünmesinde dorikisefal ve brakisefal unsurlardan hareket ediyor. Ayrıntılı olarak bir tanesini ve diğer ırkın tarihini, coğrafi yerini tüm yeryüzünde ve kültür gelişiminde etkisini açıkladı. Güçlü kritik konusu yaptı. Hatta güya dorikisefallerin, brakisefaller üzerinde entelektüel

415 DBA, Macaristan, 2/30-D.1.a.2’den aktaran Şimşir, a.g.e., s. 296(Fransızca).

416 “Macar Sefiri Geldi”, Cumhuriyet, 17 Şubat 1934, s. 2; Çolak, “Atatürk, Macarlar ve Türk Tarih Tezi”, s. 378-379.

üstünlüğü olduğu teorisini kabul etmedi. Tam tersine O’na göre dorikisefallerin kültür gelişmiş Cilalı Taş Devrinde durdu. Yalnızca brakisefallerin müdahalesi, daha sonraki kültürün gelişimine imkân verdi. Gazi bu unsurları açıklarken insan O’nun bir Türk özgürlük kahramanı ve reformisti değil fakat bir Batı Avrupa Bilimler Akademisi başkanının odasında oturduğuna inanabilirdi. O, benimle, halkların ırki akrabalığıyla uğraşmaktan, böyle fikir alışverişi yapmaktan memnuniyetini dile getirdi. Sonunda tekrar konuşmayı Türk-Macar akraba ve dostluk ilişkisine götürdüm. Ki onun üzerine Gazi, geçmiş olaylara, halklarımızın tarihçesindeki temasına bir göz attı. Vaktiyle iki halk arasındaki savaşlarımızı din ayrılığı kışkırtmıştı, maalesef birbirlerine yalnızca zarar vermişlerdi. “Hayal edersek” dedi ki iki halk, ülkelerimiz birbirine sınır komşusu olduğu zaman akrabalıklarını bilerek, birbirlerine yaslanarak korumuş, güçlerini geliştirmiş olsalardı, son yüzyıllarda Doğu Avrupa tarihi tamamen başka yön alırdı. Şimdi onlar din devrini kapattıklarına göre iki kardeş halkın-bu deyimi defalarca kullandı- dostluğu ve her alanda işbirliğini sağlamlaştırmasına hiçbir engel yok. Bizim halklarımızın ilişkisi, zikredilen çağlarda olduğu gibi şekillenmeli. Halklarımızın birbiriyle olan ilişkisini geliştirdiğimiz zaman ilerlememiz gereken yön bu olsun.” Görüşmenin sonunda Atatürk Macar elçisine Türk-Macar dostluğunun geliştirilmesine kendisinin ve Türk Hükümetinin daima destek vereceğini taahhüt etmiştir.

Yeni Macar elçisi Jungert, elçiliğinin ilk günlerinde iki ülke dostluğunun takviyesinin çok kolay olduğunu belirterek, Cumhuriyet gazetesi muhabirine şunları söylemiştir417: “Ankara son zamanlarda Balkanlardaki siyasi hareketlerin merkezi olmuştur. Bu itibarla hükümetimi burada temsil ettiğime çok memnunum. İki memleket arasındaki dostluk münasebetlerinin inkişafı da dostluğun takviyesi de çok kolaydır. Bu defa gelişimde Türkiye’yi tamamen değişmiş buldum. Gazetelerinizi elime alınca okuyacağımı zannediyorum. Yeni yazılarınızı çabuk öğrenebileceğimi tahmin ediyorum.” Horthy’nin, özellikle Jungert’i Ankara elçiliğine atamak istemesinin nedeni; Rusya ile Macaristan’ın bu dönemde iyi ilişkiler kurmak istemesi, Jungert’in Sovyet Rusya ile ilişkiler üzerine ihtisası dolayısıyla uzun süre Estonya ve Finlandiya Maslahatgüzarlıklarında bulunması ve Rusya’da kalan Macar

417 “Yeni Macar Elçisi”, Cumhuriyet, 29 Kanunevvel(Aralık) 1933, s. 3.

esirlerinin iadesi müzakeratını Reval’de idare etmiş kişi olmasındandır418. Jungert, Macaristan ile Sovyet Rusya arasında 1934 yılında Roma’da imzalanan protokol’de de önemli bir rol oynamış, bu protokol ile Sovyetler Macaristan tarafından tanınmış ve iki hükümet arasında siyasi ilişkilerin tekrar kurulması sağlanmıştır419. Böylece 1934 Şubat ayı başlarında Macaristan’ın Sovyet Rusya nezdindeki elçiliğini, bir süreliğine Ankara’daki Macar Elçisi Jungert yapmıştır. Gazeteler bu durumun Macaristan’ın Sovyet Rusya’yı İtalya’nın gayretleri sonucunda resmen tanımasından dolayı olduğunu belirtmektedir. Macar Dışişleri Bakanı Kanya ise mecliste yaptığı konuşmasında Sovyetlerle diplomatik ilişkilerin yeniden kurulmasının sebebini şöyle açıklamıştır: “Macaristan, çetin mücadelesinde bütün devletlerin dostluğunu aramağa mecburdur420.”

1934 yılında Macaristan Sovyet Rusya’yı tanımış ve Ankara Elçisi Jungert’i aynı zamanda Moskova ile ilişkilerle de ilgilenmeye memur etmişti. Ancak Sovyetlerin de buna karşılık Viyana Elçisini Budapeşte’ye göndermesi Macaristan’da hükümete karşı büyük bir tepki oluşturmuştur421. Macaristan ile Sovyet-Rusya diplomatik ilişkilerin kurulması dolayısıyla Macar ajansı şu açıklamayı yapmıştır422: “Avusturya-Macaristan Hükümeti, Brestlitovsk Antlaşması ile Sovyet Rusya’yı tanımış fakat Macaristan Hükümeti diplomatik ilişkilere girişmemişti. Bu ilişkilerin tesisi için 1924 yılında Berlin’de yapılmış olan görüşmelerde bir sonuç vermemiştir… İki ülke arasındaki ilişkilerin bilhassa siyasi ve iktisadi alanda tanzimi fikri ayan ve mebusan meclisleri hariciye encümenlerinin son baharda akdetmiş oldukları celselerde şekillenmiştir. Mesele Sovyet Rusya hariciye komiseri M. Litvinoff’un Roma’yı ziyareti münasebetiyle müzakere olunmuştur. Macar Hükümeti bu fırsattan istifade ederek evvelce Berlinde başlanılmış olan müzakerelerin ipucunu Roma’da yakalamış ve oraya orta elçilerinden Jungerth’i göndererek kendisini Roma’daki Sovyet elçisi ile iki ülke arasında diplomatik ilişkilerin yeniden kurulması hususunda müzakereye görevlendirmiştir. 22 Ocak 1934’te başlamış olan bu görüşmeler başarıyla

418 BCA, 30.10, 131.937.14, 02.10.1933.

419 “Macar Sefiri Geldi”, Milliyet, 18 Şubat 1934, s. 1; BCA, 30.10, 221.489.17, 01.03.1934.

420 Ayın Tarihi, Sayı: 3, 1-28 Şubat 1934, s. 321.

421 BCA, 30.10, 232.567.9, 30.04.1934; BCA, 30.10, 221.489.15, 28.02.1934.

422 Ayın Tarihi, Sayı: 3, 1-28 Şubat 1934, s. 323.

sonuçlanmıştır…” Görüldüğü üzere Macar Elçisi Jungert’in Ankara’da görev yaptığı dönemde Rus-Macar dostluğu için önemli gelişmeler olmuştur. Bu dönemde Türkiye’de dış politikası gereği Rus-Macar yakınlaşmasını desteklemiştir423. Horthy, Macaristan’ın Türkiye’de Fevkalade Murahhası ve Orta Elçisi olarak görev yapan Michel Jungerth-Arnothy’ye 1935 Mayıs’ında başka bir görev vererek424 yerine Máriássy Zoltán’ı atamıştır. 1935 Mayıs’ında Macaristan Moskova’da bir elçilik kurmayı kararlaştırmıştır. Bu nedenle Macaristan’ın Ankara Orta Elçisi Jungerh Arnoth Moskova’ya atanmıştır. Ardından Macaristan Dışişleri Bakanlığı özel kalem direktörü Mariassy’de Ankara’ya atanmıştır425. Macar elçisi Jungert’in Moskova’ya atanması onun Ankara’daki görevini başarıyla yerine getirdiğinin göstergesidir.

Çünkü Jungert’in önemli çabaları sonucunda Rus-Macar diplomatik ilişkileri kurularak Moskova’da Macar elçiliğinin açılması sağlanmıştır.

Belgede TÜRK KAYNAKLARI IŞIĞINDA TÜRK-MACAR İLİŞKİLERİ (1923-1950) (sayfa 128-132)