Askeri Alanda Türk-Macar İlişkileri

Belgede TÜRK KAYNAKLARI IŞIĞINDA TÜRK-MACAR İLİŞKİLERİ (1923-1950) (sayfa 50-54)

1.1.2. Balkan Savaşı ve Türk-Macar İlişkileri

1.1.3.2. Askeri Alanda Türk-Macar İlişkileri

1909 yılından Birinci Dünya Savaşı’nın sonuna kadar Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun İstanbul’daki büyükelçiliğinde askeri ataşe olarak görev yapan General Joseph Pomiankowski, hatıralarında Türkler ve Macarlar arasındaki ilişkilerin nasıl olduğunu şöyle anlatmaktadır: “Avusturya-Macaristan subaylarının Şark havasına daha kolay intibakı, onların hem halk arasında hem de Türk subayları çevresinde sevilmelerine, Bosna-Hersek’in ilhakı zamanından kalma kırgınlıkların ortadan kaldırılmasına yardım ediyordu. Bizim bile haberimiz olmadan Türk resmî makamları Avusturya-Macaristan subaylarına ve birliklerine Almanlarınkinden daha iyi muamele ediyorlardı. O yüzden onların bu davranışları Almanlarca iyi karşılanmıyordu. Obüslü tümen Suriye’ye vardığı zaman Cemal Paşa, aynı sıfatla bir Alman subayını kabul etmek istemediği halde yaveri ve irtibat subayı olarak Avusturya-Macaristan subayının maiyetine verilmesini istemişti.” Kerekesházy, Mustafa Kemal’in Almanlar ve Avusturyalılarla hep sürtüşme yaşamasına rağmen Macarlara karşı sonuna kadar sempatisini koruduğundan söz etmekte ve onun Macarlarla tanışıklığı hakkında şunları söylemektedir129: “Mustafa Kemal, Macarlarla gençken tanıştı. Onlar Dünya Savaşı’ndaki müttefikleri Macar

127 Melek Çolak, “İstanbul Macar Bilim Enstitüsü (1916-1918)”, Karadeniz, Sayı: 3, Yaz 2009, s.

98.

128 Macar bilginlerin Anadoluya yaptıkları inceleme seyahatlerinden birisi Macaristan’ın Papa şehrinde coğrafya öğretmenliği yapan Dr. Béla Lakos’un yanında Hüseyin Arif’le birlikte iktisadi amaçla yaptığı seyahat diğeri ise Macar Müessese-i İlmiyesi(Magyar Ludgmányságos Inlézet) tarafından Bursa’ya yapılan arkeoloji incelemelerinde bulunmak amacıyla yapılan seyahattir. Bu seyahata François Luttor, Antoini Hekler, Zoltá Oroszlán, François Zsinka ve Charles Kós katılmıştır.

(BOA, DH. KMS, Dos. 22, no. 22, Ek: 1,2; BOA, DH. EUM. 5. Şb., Dos. 50, no. 32.)

129 Çolak, “Macar Kaynaklarına Göre Türk-Macar Askeri İlişkileri…”, s. 401-402.

askerlerdi. M. Kemal önce burada görebildi geniş elmacık kemikli, Asyalı görünüşlü Macar ırkını.”

Osmanlı Devleti, Birinci Dünya Savaşı sırasında askeri ihtiyaçlarının çoğunluğunu Almanya, Avusturya ve Macaristan’dan temin etmiştir130. 1916 yılı başında Macar Milli Savunma Bakanlığı bir Macar topçu birliği ile Osmanlı Devleti’ni desteklemek için Güney Filistin’e gönderilmiştir. 1916 yılında Doğu Galiçya Cephesi’nde Türk tümenlerinin Ruslara karşı kahramanca mücadelesi, Macaristan’da büyük bir coşkuyla karşılanmış, diğer taraftan Avusturya-Macaristan müfrezelerinin topçu ve takviye birliklerinin subay ve erlerden oluşan Macar kısmı, Gelibolu ve Mukaddes topraklardaki savaşlarda Türkleri desteklemişlerdi. Türklerin isteği üzerine gönderilen Avusturya-Macaristan topçu bataryaları Çanakkale Cephesi’nde; Saros Körfezi, Arıburnu, Soğanlıdere, Anafarta’ya yerleştirilerek Anzak askerlerini topa tutmuştur131. Türk ordusunun kazandığı Çanakkale zaferi Macaristan’da samimi ve memnuniyetle karşılanmıştır132.

I. Dünya Savaşı sırasında askeri alandaki Türk-Macar ilişkilerinin bir diğer boyutu Macarların Osmanlı için Tayyare fabrikası kurma girişimidir. Savaş sırasında kara ve deniz tayyarelerinin büyük bir öneme sahip olması nedeniyle Macaristan tayyare fabrikalarından “Elsö Magyar Aero Müvek” in 1915 yılında Osmanlı Harbiye ve Bahriye Nezaretine başvurarak İstanbul’da bir tayyare fabrikası kurmayı teklif etmiştir. Bu teklife göre fabrikanın kurulmaya başlanabilmesi için gereken sermayeden 4000 liralık bir paranın Osmanlı Devleti tarafından verilmesiyle makine, işçi ve malzemelerin şirketce gönderileceği ve iki üç ay süresince fabrikanın inşa edilerek tayyare üretilebileceğini belirtmiştir. Macar tayyare şirketi ayrıca Osmanlı Devletinin uygun gördüğü bir isimi fabrikaya veya tayyarelere verilebileceğide belirtmiştir133. Ancak bu teklifin hayata geçirilmediğini görmekteyiz.

130 ATASE(Askeri Tarih ve Stratejik Etüt Başkanlığı Arşivi), İstiklal Harbi (İSH), K: 72, G: 41, B: 41-2.

131 Peter Jung, The Austro-Hungarian Forces in World War I, 1914-16, Series editor: Martin Windrow, Osprey Publishing Ltd 2003, s. 42-43; Çolak, “Macar Kaynaklarına Göre Türk-Macar Askeri İlişkileri…”, s. 402-403.

132 “Türk ve Macar Muhadeneti(Yeni Bir Cemiyetin Teşkili Münasebetiyle”, Servet-i Fünun, Cilt: 50, Sayı: 1282, 31 Kânunuevvel 1331, s. 96.

133 TİTE, K: 271, G: 26, B: 26.

1915 yılında İtalya’nın İttifak Devletleri tarafından ayrılması üzerine, Budapeşte’de belediye azaları, Darülfünun personeli, esnaf cemiyetleri ve askeri erkânının da içinde bulunduğu bir kesim Osmanlı lehine gösteri yaparak padişahın ömrünün uzunluğuna dua etmiş, Budapeşte belediye başkanı ise İtalya aleyhine ve Osmanlı dostluğu ile padişahı öven konuşmalar yapıp, Macar halkının Sultan ve Osmanlı Devleti hakkındaki dostane hisleri telgrafla bildirilmiştir134. İtalyanların müttefiklerine ihanetleri sebebiyle 1916 yılında Macaristan’ın Fejer, Estergon, Györ, Nagy Varad belediyeleri ve Mariskorda, Komarom şehirlerinin Macar halkının, dost ve sadık Türk halkına selamları iletilmiştir135. 1916 yılında ünlü Macar şarkiyatçı Arminius Vambery’nin oğlu Rüstem Vambery’nin başkanı olduğu Macar Silah Kardeşliği kongresi ile Türk Silah Kardeşliğiyle birleştirmeyi gerçekleştirmek arzusunda olunduğu Osmanlı Sadrazamına ve Enver Paşa’ya bildirmiştir136.

Diyarbakır ve Musul arasındaki Türk birliklerini desteklemek üzere kamyonlardan oluşan Avusturya-Macaristan otomobil birliği görev almıştı. Filistin Cephesinde bulunan iki Macar obüs sınıfı ise Hayfa ve Gazze’nin yakınında mevzilenmişti. İngilizlerin üç defa buradaki Türk mevzilerini kuşatma teşebbüsü ardından 25 Mart 1917 tarihinde İngilizlerin eline geçmesiyle sonuçlanmıştır. Fakat Macar batarya komutanı Kopasz, 26 Mart’ta kaybedilen bu toprakları geri almıştır.

Macar topçu ateşi İngilizleri geri çekilmeye mecbur etmiştir. Haziran sonunda İkinci Gazze Savaşı’nda Türkler ve Macar topçu birliğinin ateşi, tekrar İngilizleri geri çekilmeye mecbur bırakmıştır. 30 Ekim’de Üçüncü Gazze Savaşı’nda İngilizler daha büyük güçle ortaya çıkmış ve Türk kuvvetlerini zorlamıştır. Fakat 6 Kasım’da Türk ordusuna doğu istikametinde geri çekilme emri verilmiştir. Macarlar, Güney Cephesinde görev alan Macar topçu birliğini, “bizim topçu birliğimiz uzak yerde, yabancı ülke iklimi altında, yabancı koşullarda, ideal amaçlar için, ölümü göze almaya ve son ana kadar kahramanca mücadele etmeye muktedir olduğunu gösterdi” şeklinde övmektedir137. 1917 yılında Osmanlı Devleti’nin cephelerde

134 BOA, HR. SYS, Dos. 2409, no. 75, 27.05.1915.

135 BOA, HR. SYS, Dos. 2417, no. 5, 03.01.1916.

136 BOA, HR. SYS, Dos. 2426, no. 41, 29.09.1916.

137 Jung, The Austro-Hungarian Forces in World War I, 1914-16, s. 43; Tosun Saral, “Gelibolu Cephesine Ulaşan Avusturya/Macaristan Topçu Bataryaları…”, Çanakkale 1915, Yıl: 4, Sayı: 11, Mart 2012, s. 32-36; Çolak, “Macar Kaynaklarına Göre Türk-Macar Askeri İlişkileri”, s. 405-406.

kazandığı bu zaferler Macar milleti tarafından tebrik edilmiştir138. Birinci Dünya Savaşı esnasında ölen Macar askerlerinin eytamı menfaatine olarak 9 Nisan 1917 tarihinde Tepebaşı kışlık tiyatrosunda “Tiefland” operası sahnelenmiştir139.

1917 yılında Macarlar Padişah’ın doğum gününü(Velâdet-i hümâyûn) ve tahta çıkış yıldönümünü(Cülûs-i hümâyûn) unutmayıp, tebriklerini iletmiştir140. 1918 Ağustos’unda Macar Profesör Jacob, Macaristan ve Osmanlı Hükümeti arasında bir anlaşma yapmak için görevlendirilmiş ve İstanbul’da Osmanlı-Macar ilişkileri hakkında konferanslar vermiştir141. Savaşın ardından 30 Ekim 1918 tarihinde imzalanan Mondros Ateşkes Antlaşmasının on dokuzuncu maddesi gereğince142 Alman ve Avusturya-Macaristan ordularının 1918 Kasım ayı sonuna kadar Türkiye’den çıkması gerekiyordu143. Avusturya-Macaristan birlikleri, İstanbul Haydarpaşa’da toplanmış, silahsızlandırılarak 1919 başlarında Trieste üzerinden yurtlarına nakledilmişlerdi144. Ayrıca İstanbul’da memur olarak çalışan Alman, Avusturya ve Macar vatandaşları görevlerinden alınmıştı145. 1920 yılında ise Alman, Avusturya ve Macar savaş esirleri Rusya’dan İstanbul’a getirilerek, Selimiye kışlasında ağırlandıktan sonra ülkelerine gönderilmiştir146. Savaş sırasında Türk ve Macar askerlerin birbirlerini kardeşçe karşılayarak diğer müttefik askerlerine göre daha iyi anlaşmışlardı. Mustafa Kemal’in de bu dönemde Macar askerlerine bir sempati beslediği görülmekteydi. Birinci Dünya Savaşında Macar topçu birlikleri Türk askerlerini desteklerken, Doğu Galiçya cephesinde ise Türk askerlerinin Macarlarla beraber Ruslara karşı yaptığı mücadele Türk ve Macar milletinin hafızasında silinmez izler bırakmıştır.

138 Buna örnek olarak Osmanlı ordusunun Gazze’de kazandığı zaferden dolayı Macar halkı tebriklerini iletmiştir. (BOA, HR. TO, Dos. 547, no. 47, 22.04.1917.)

139 BOA, HR. SYS, Dos. 2433, no. 2, 28.03.1917.

140 BOA, HR. TO, Dos. 547, no. 49, 02.05.1917.

141 BOA, DH.EUM.SSM (Dahiliye Nezareti Emniyet-i Umumiye Müdüriyeti Süyrüsefer Kalemi)., Dos. 33, no. 37B; DH.EUM.SSM., Dos. 28, no. 15; DH.EUM.SSM., Dos. 26, no. 23.

142 Mondros Ateşkes Antlaşmasının on dokuzuncu maddesine göre Alman, Avusturya-Macaristan deniz, kara orduları, sivil memurları ve vatandaşlarının bir ay içinde Osmanlı’nın uzak bölgelerinde bulunanların ise bir aydan sonra mümkün olan en kısa sürede Osmanlı topraklarını terk etmeleri gerekmektedir. Yılmaz Altuğ, Türk İnkılâp Tarihi (1919-1938), Üçdal Neşriyat, Beşinci Baskı, Ankara, s. 29.

143 Uçarol, a.g.e., s. 430-431.

144 ATASE, İSH, K: 235, G: 211, B: 211-1; ATASE, İSH, K: 369, G: 104, B: 104-1; Peter Jung, The Austro-Hungarian Forces in World War I, 1914-16, s. 43.

145 ATASE, İSH, K: 136, G:61, B: 61-1.

146 ATASE, İSH, K: 557, G:66, B: 66-1; ATASE, İSH, K: 893, G: 93, B: 93-1.

Belgede TÜRK KAYNAKLARI IŞIĞINDA TÜRK-MACAR İLİŞKİLERİ (1923-1950) (sayfa 50-54)