M İ M A R
A Y L I K M E C M U A
İ S T A N B U L - A N A D O L U H A N No. 2 0 . T E L E F O N : 2 1 3 0 7
S E N E : 2
S A Y I : 4
N İ S A N
1 9 3 2 S A Y I S I : 1 , A L T I A Y L I Ğ I : 6 , S E N E L İ Ğ İ : 1 2 L İ R A D I R E C N E B İ M E M L E K E T L E R İ Ç İ N S E N E L İ Ğ İ 6 D O L A R D I R
Yeni sanat
Mimar
Aptullah Ziya - Adana
Bütün cihan mimarlarının yeni bir san alı ortaya koydukları muhakkak. Biz —ve bizim
•eviyenıizdeki milletler— belki bu saıı'ntin he- nüz etüdile meşgulüz, fakat Rusya. Almanya, Holaııda gibi milletlerin de bu san'atta orijinal ve kuvveUi san at eserleri ibda ettiklerini de inkâr edemeyiz. ^ eni saıı'atı bir ekonomi, çe- lik ve be'.oıı işi zannedenler çok aldanıyorlar.
\eııi san atın, eski san'atın dejenere olmuş bir
istihalesi oldıığıııııı iddia etmekle, yeııi san atin hakiki karakterde karşılaşmadan bir kaç isim- siz mimarın yaptığı e-erleriıı fotoğraflarından yeni san at hakkında fikir alınmış oluyor. \ir- miııci asırdaki malzeme ile. yirminci asırdaki içtimai yaşayış tarzile, gökte tayyareler, deniz- de tahtelbahirler baş döndürücü bir süratle gi- derken. Mısırlı fellâhın Mabudüuii düşünerek yaptığı Ivarnakdaıı fikir ve san at alanııyaca-
ğııııız gibi: taş ve tahtadan başka elinde inşaat malzemesi olmayan Yunanlının yine Allahma tapmak için yaptığı Akropolündün ve cihana azamet ve servetini göstermek isleyen Romalı- nın taşlarını bir Çiııli ıuinyatürcü gibi delik de- şik ettiği Vesta mabedinden, Türkün Camisin- den, çeşmesinden motif alarak bu asırda saıı'at c-eri yapılamaz.
Hakikî saıı'at eseri eskilerin taklidile, is- tillere itaat ile olamaz. Hakiki san atkâr asrın ihtiyaçlarını, içtimai zevklerini gören ve ibda edeıı saıı'atkârdır. Eskileri taklit eden saıı'at- kâr , şarkın minyatür üzerinde bir nakkaş gibi iğne ııcile çalışan ve saıı'at kıymeti, sar- 1'e'tt.iği senelerle ölçülen tezhipçisile ayııi ayar- dadır.
:Eski saıı'ati taklit, etmeği mimarlar de- nediler. Vignoliıı muayyen ölçüleri, baş- lıklı dört sülunlu, ve kemerlerde apartmanlar, bankalar, çeşme ve mezar taşı motiflerde si- nemalar ve oteller yapmağa çalıştılar. Bu ça- lışma tarzı derhal semeresini ( ! ? ) verdi. Mü- hendisler de ellerinde fotoğraf makineleri me-
zarlıkları, camileri, mabetleri dolaştılar. Vyııi taşçıya, ayni kartonpiyerciye, ayni motifleri ıs- marladılar. Mimar unutuldu, mimarın ismi kay- boldu, mimarları birer desinalör şeklinde kul-
lanmağa başladılar. Mesleğin uğradığı felâ- keti ilk evvel sezen Avrupalı mimar, hakiki mimarı, hakiki saıı'ati meydana koymağa mec- bur oldu. İstihfaf edilen yeııi saıı'at (Mimar) kelimesini kurtardı.
Bugün mimarın bir kıyme.li vardır. Mı- sırlı mimar Karııak mabedini yaparken, fel- lâlıııı allalıına giderken duyacağı hisleri ve ona duyurmak istediği çeyleri düşündü ve muvaf- fak oldu. Yunanlı mimar keza elindeki mal- zemeyi ve mabetlerinde vereceği tesiri düşün- dü ve muvaffak oldu. Türk mimarı camisinde, hamamında, sebilinde çok muvaffak oldu. Yu- nanlı, Mısırlıdan, Romalı, Yunanlıdan, Türk, Araplaıı bir şeyler gördü, fakat taklit etmedi.
Taklit edeıı 011 dokuzuncu asrın mimarı ölmüştür. Bu gün yeni bir saıı'at doğuyor. Şüp- hesiz ki daha tanıamile mevkiine geçmemiştir.
Bütiin hâkimiyeti ve saltaııatile, giizelliğüa gö- zükmedi. Bu yeııi san'atın cılızlığından, kan- sızlığından değil, henüz pek küçük olmasından-
dır. Yeni saıı'at yürüyecek ilerliyecekdir. As- rımızda insanların teması bir kaç bin kilomet- relik meiafeler dahilinde mahsur kalmadığın- dan, tıpkı Mısır, Yunan, Türk mimari saıı'ati gibi bir yirminci asır saıı'ati ve mimarisi mey- dana gelecektir.