M İ M A R
A Y L I K M E C M U A
İ S T A N B U L - A N A D O L U H A N No. 20. T E L E F O N : 2 1 3 0 7 S E N E : 2 S A Y I : 5 M A Y I S 1 9 3 2 S A Y I S I : 1 , A L T I A Y L I Ğ I : 6 , S E N E L İ Ğ İ : 1 2 L İ R A D I R E C N E B İ M E M L E K E T L E R İ Ç İ N S E N E L İ Ğ İ : 6 D 0 L AR D I R
San'at
Mimar B. O. Celâl
San'at, nesli münkariz olmuş bir uzviyet müstelıasesi gibi tetkik ve mütalaa edilemez.
O insanlığın mebadisindenberi teselsül edeıı, istihaleler geçiren fert zevkinin, cemiyet dü- şünüşünün zamanına uygun bir mahsulüdür.
Geoeıı yazıda saıı'atkârın bir devir muhassalası, zamanının bir zevk mihrakı olduğunu söylemiş- tik. Bu çapta bir yaradılış olarak kabul edilen san atkârı Firavunun karnakıııdan. Lâtenin ka- tedralinden, Brahmanın mabedinden ilham di- lenir farz ve tasavvur etmek mantıksız bir iddia olıır. Yalnız bu g ü n ü n zevkine istikamet arayan ve vermek istiyen bu başı dik şahsiyetin ma-
ziye karışan ideallere de varis olduğunu kabul etmek lâzımdır. Evet; asrın düşünüş sahasında telâkkisi alhee dir. İmansız değil, fakat allalısız- dır. Asrın ideali ecdadın bin bir mafevkattabia i- majlarla süslenmiş, o uhreviye'.e giden yol üzerin- deki büyük -Viadııc'ü-sırat'ı - berhava etli. Bu g ü n k ü nesil bu merhalenin namütenahiye, uç- suz bucaksız boşluğa çıktığına kanidir. Elbette ki ondan bir Firavun karnağı beklenemez ve is- tenemez. Buııa mukabil de iddia edemeyiz ki üç bin f ene evvel Opera binasının bir eşini Men- fis harabelerinin yarım kilometre şarkında bu- labilelim. Atina'da takdirle tetkik ettiğim muaz-
zam m e r m e r stadyum Akropol'üıı yanındaki ka- dim stadyüme benzemiyordu. Herhalde vale t il e o yalnız bu g ü n ü n stadyumu vazifesini gör- miyordu. Sofoklisin trajedileri bu günün ka- palı ve u y d u r m a dekorlu sahnelerinde temsil e- dilmiyordu. Muhakkak ki Rusyada inşa edi- lecek muazzam komünist saray ne, Seba melike d Belkısın sarayına, ııe de büyük Daranın ika- metgâhına benziyecektir, O halde san'atkârın katedral, cami, türbe ve mezarlık kopyacısı ol- duğunu nasıl iddia edebiliriz. Bir ıırucu İsa, bir merkade tevdi veya Arkadya ormanlarında ııynıphleriıı raksını kaval çalarak seyreden Paııı musavver tabloları biz bugün san,atkârın kafa- sında değil, ancak asarı atika meşherlerinde bulabiliriz. Bugün belki onları bile imajlarının r u h u itibarile zevkle, takdirle, hayranlıkla te- maşa eden bulunur. Fakat bu bize ııe büyük bir ölünün kaybolmuş mezarını aratacak, ne de bil- yeni doğan sahirin nazar boncuğunu takdıracak mahiyettedir. Sadece geçmişteki cemiyetlerin dü- şüncelerini ifade eder. Eğer biz san'atkârın bu lisanından bir şey anlayabilir, bu sayede mazi hakkında bir bilgiye sahip olabilirsek bunun m u v a f f a k bir eser olduğunu kabul eder ve şüp- hesiz ki bir dehanın sükut içinde anlattığı hi- kâyeyi lezzetle dinlemiş oluruz. İşte bir iki nüs- ha evvel bahsettiğim gibi en derin ve şümullü bir mana ifade etmesi lâzımgelen abideleri bu itibarla kıymetsiz bulmuştum. Bence bir eserin klâsik veya modern olması haizi ehemmiyet.
değildir. İnşa sebebini, maksadı ifade etmesi kâfidir.
Asrın yürüyüşünü, bilhassa büyük harpten sonra insan zekâsının ve insanlığın kat ettiği - düz veya dikenli - yolu bundan beş altı seııe evvel d a r ü l f ü n u n d a verdiği konferanslarla Pro- fesör Kayzerling izah etmişti (*).
Milletler tekâmül ederken zevkleri de is- tihale eder, hayat unsurları da beraber tekâmül lediaL*.: Ahlâki, içtimai değişiklikler izhar eden milletlerin zevkleri de muhakkak surette deği- şir. Beşerin uzun tarih salıifeleri san'at hakkında da bizim için güzel bir grafiktir. Yeni dünyanın pragıııanistlerinin, eski dünyanın ve bir kısmı şarkın yeni fikir dalgaları daha henüz kat 'i su- rette tebellür etmedi. Tefekkür cihazının müs- bel ve m e n f i iki kutbundan intişar eden kuv- vetlerin muhassalası bize henüz son hükmü ver- direcek mahiyette değildir. Muayyen fikirlerin bütün cilıan efkârına karşı nisbeti ferdin cemi- yete karşı nisbeti gibidir.
Milletlerin -geçmiş devirler de dahil olduğu halde - mimarisini tetkik ve mütalea edersek stilden ve ornemandan evvel zevk gözümüz fikirlerin ve ifadelerin nisbetleriııi ve varyasi- yoıılarını arar. Binaenaleyh mimari san'ali için bir tarif yapmak lâzımgelirse divebilirizki mi- marî stil ve ornemandan evvel varyasiyon ve proporsiyondur.
[*] Bilâhare bu konferanslar Hayat mecmuasın- da müderris Şekip B. tarafından neşredildi.