• Sonuç bulunamadı

AYLIK MECMUA

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "AYLIK MECMUA"

Copied!
49
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

i l f l l g

Z i r a a t m e k t e b i . B u r n o v a , İ z m i r . Z i r a a t v e k â l e t i f e n h e y e t i

A Y L I K M E C M U A

İKİNCİ SENE TEMMUZ - AĞUSTOS 19 3 2 SAYISI 1 LİRA

(2)

H°\3

M İ M A R

A Y L I K M E C M U A

İ S T A N B U L - A N A D O L U H A N No. 21-22. T E L E F O N : 2 1 3 0 ? S E N E : 2 S A Y I 7-8 T E M M U Z - A Ğ U S T O S 1 9 3 2 S A Y I S I : 1 , A L T I A Y L I Ğ I 6 , S E N E L İ Ğ İ 1 2 L İ R A D I R E C N E B İ M E M L E K E T L E R İ Ç İ N S E N E L İ Ğ İ : 6 D O L A R D I R

San'atta Snobizm.

/

Yirminci asır daha nısfına varmadan cihanın baş döndürücü fikir inkılâbı, hayat istihalesi san'at sa- hasında dahi kendini göstermesi tabiîdir. Bununla beraber san'atkâr ve san'at mensupları hatta dene- bilir ki duyan ve hisseden insanlık tuhaf bir sno- b'.zm yapıyor. İlim âleminde de ihtimal ki ayni te- zahürat tecelli etmektedir.

Filhakika tarih sahîfe doldurmağa başladığı gün- denberi hep buna benzer istihaleler görmüş geçir- miş, beyaz sahifeleri böyle geçmişi anlatan satırlar- a dolmuş. Ancak hiç te samedani olmıyan bu be- -eri komedi bitmemiş; işte ezeli hikâyenin maba- di ayni musiki nağmelerinin varyasyonları gibi tizden pese ve peşten tize savrulup gidiyor.

Mimar: B. O. Celâl

Esen rüzgâra göre istikamet alan bu fena har- man şüphsiz ki hep böyle savrulup gidecektir.

Kim bilir hayatın realitesi de belki budur. Arzu- lardan ve zevklerden boşalan ve fikirlerin akümüle olmuş havasile dolan boşluklar içinde za - man zaman husule gelen bu tahü savruluş bir gün uzun merhaleler kateden yorgun ve bitgin yolcu- lar gibi bir müddet yine duracak ve kendini poze edecektir.

O zaman son merhaleye kadar varabilen kavi ve kahraman dispozisyonlann en bariz karakterle- ri, en sert izleri itina ile tetkik edilmiyecek mi?

San'at tarihi yazanlar, kritikler kanaatlerini tes- bit ederek bunlardan ahkâm çıkaracak, hulâsa ya-

A «litf KfftöPMSHf lj ^ M ^ h - A _

(3)

194 :

şadığımız devri okuyacak. Şimdi san'at sahnesi, beşerin bu sonu gelmez zevk dekoru, düşünüş ve yaşayış şeridi tıpkı yarı şeffaf sisler içinde görü- nen ve insanın muhayyelesini yoran manzaralara benzerler.

Asrın klâsikler mabadi arnuvo, modern, kübizm ve ilâh. isimleri altında kostüm değiştiren zevki menşurun müteaddit veçheleri gibi bir veçhesi ti- pik sâlhurdelerin ihtiyar ve komik zevklerini, baş- ka bir veçhesi şımarık çocukların heveslerini diğer bir cephesi vaktinden evvel bunamış genç uzviyet- lerin rabıtsız, münasebetsiz ifadelerini andırır. Ba- zı Veçheleri de iş adamı vasfını almış yalın kat bir zevk, mukavva bir his, bayağı bir makineleşme, lü- zumsuz bir maddecilik şeklidir.

Taşa, çimentoya, çeliğe, bronza, billûra, mermere zoraki lisan kudreti vermek istiyen senobist san'ati asırlarca sonra hyeroğlif gibi uzun tetkiklerle re- miz halledilir gibi halledilip okunacak. Sahrada sfenks'in grup zamanı zairin anlattiğı Firavun masalı gibi devrimizin eserleri de bütün düşünüşü- müzü, yaşayışımızı nesillerce sonra gelecek ahfada daha heyecansız bir sükûn içinde hikâye edecek.

Anlatan bütün telâkatile anlattığına, dinliyen de

— MİMAR derin saffetile anladığına kani gülünç bir metafi-

zik diskuru. Şu farkla ki biri güya samadani bir masalı, heşmetin ceberutun kalverini temsil diğeri ise daha aklî, daha beşerî ve insanî bir hikâyeyi rivayet eyliyor. Artık hikâyeden murat ne olursa ol- sun hangi bir düşünüş ve maksadı izaha matuf bu- lunursa bulunsun, yeter ki san'atkâr matyere bu kudreti, bu dispozisyonu verebilsin ve senobizm yapmadan sadece beğenilmek gibi boş ve bayağı arzulardan kendini kurtararak yalnız yaşanılan devrin, kültürün tam ve hakikî bir ifadesi, bir ki- tabesi olabilsin. ^Cihanın tefekkür hürriyeti, düşün- ce kabilieyti ne kadar genişlese hiç bir zaman millî karakterlerden, millî zevklerden vareste kalamaz, dnda muhakkak ki milliyetin bir şeması buluna- caktır. Binaenaleyh san'atkâr haricin görüşlerini, ihtiyaçlarını kopye ederek ve senobizm yapmaktan- sa biraz daha feragatle en doğru ve en tükenmez asil bir ilham kaynağı olan kendi ırkının, kendi öz kültürünün hakikî bir ifadesi ve zevk enmuzeci ol- ması lâzımdır. Bu bilhassa büyük, monümantal ve milli eserlerde daha ehemmiyetle teemmül edilme- si ve kavranılması lâzımgelen çok millî bir lüzum ve bir zarurettir.

s

(4)

Umumî görünüş

/

İMM-.Z ı ^ - Î T

İzmir Ziraat mektebi 5 L - . S İ ,.„ h.,.„

Tatbik ve taahhüt : Mühendis Mahmut Hüseyin ve Mustafa Reşit

Ziraat Vekâleti tarafından İzmirde Burnu- vada inşa ettirilen bu mektep 1400 m2 kadar yer kaplamaktadır. Binanın iskeleti betonarme, duvarlar taş ve tuğladır.

Bina biri bodrum katı olmak üzere üç kat- tan ibarettir.

Dört dershanesi bir kimya ve anatomi lâ-

boratuvarı, 250 kişilik konferans salonu, bir kütüpanesi mevcuttur.

Mektep leylî olduğundan müteaddit yatak odaları banyo ve duşları vardır.

İdare kısmı ayrı bir gurup halinde mevcut- tur.

Bina tekmil tesisatile birlikte 162.500 liraya ihale edilmiş, on ay zarfında ikmal edilmiştir.

(5)
(6)

Zemin kat pilûnı

(7)

198 MİMAR

üst kutlar plânı

(8)

İzmit Ziraat mektebi. Köşe görünüşü.

Süleyman Nazif medarı

E d İ m e k aP ' Mimar: Samih Saim

Geçen sene İstanbul belediyesi Edirnekapı- da merhum edip Süleyman Nazif için bir mezar inşa ettirdi. Bu mezar tesir itibarile muhitile hemahenk ve ananevi hislere hiç yabancı gel- miyen bir tarzda eski Türk mezarlarının iyi stilize edilmiş bir örneğidir. Kitabe kısmına Nazifin ismi, doğum ve ölüm tarihile imzası

oyulmuştur. Mimar, mezar taşının yanlarına çektiği şakulî ince kanalürlerle ebedî yollan ifade etmek istemiştir.

Mezarın temel ve yan duvarları taş, lâhit kısmı betonarme, su basman ve merdivenler Boğazda çıkan yontulabilir mavi granit taşın-

(9)

dan yapılmış, mezarın üstü ve kitabe kısmı Marmara mermerinden işlenmiştir. Granit ve mermerin ahengi çok müsait bir tesir yapmak- tadır.

Bu mezar, dinî tesirler de gözetilerek iyi etüt edilmiş bir proje mahsulü olmak itibarile yüksek bir ölüye lâyık kıymetli bir hatıra ese- ridir.

(10)
(11)

Umumî göriiniiş

Proje - Ferit Kontrol ve detay resimleri. Mimar

Aptullah Ziya Taahhüt - Mühendis irfan

ruata musallat olan haşarat hakkında tetki- katta bulunup gelen genç bir Türk zîfcaatçisi plânı nasıl istediğini tarif etmiş ve yine Ferit ijîminde bir Türk genci de projeyi çizmişti.

Adanaya gittiğim zaman haşarat lâboratu- var şefi inşaatın kontrolünü bana tevdi etti.

Merdivenler, hela ve .banyo tertibatı, ca- mekânlar, jaluziler tarafımdan yerli ustalara yaptırıldı. Bilhassa jaluzilerin Adanada yapılması

Ziraat haşarat lâboratuvarı

Adana

Mühim bir ziraat memleketi olan Adanada son zamanlarda Ziraat vekâleti tarafından bazı inşaat yapıldı.

Adanaya gittiğim zaman bu inşaatın bir kısmı bitmek üzere idi. Bir kısmına da başlan- mıştı. Resmini (Mimar) da takdim ettiğimiz bina ziraat haşarat lâboratuvarıdır.

Almanyada Ziraat vekâleti hesabına mez-

(12)

On cephe

hemen de imkânsız birşey iken az çok müsbet bir netice verdi. [*]

[*] Eğer jaluzilerin ağaçları fırınlanmış ke- resteden imal olunsaydı tamamile muvaffak bir netice alınabilirdi.

Jaluzi çıtaları 3 santim genişliğinde ve 5 milim kalınlığında cevizden yapıld:. Çıtaları biribirine eklemek için fitil geçirmek ve yahut çelik yay takmak mümkündür. Yalnız fitilin geçtiği kısım biraz daha kalınca olmalıdır.

Çıtalar iki baştan (u) demirleri^fmde çı- kar inerler, aşağı kısımda (u) demirlerine bi- rer mafsal yaparak jaluziyi dışarı doğru çıkar- mak mümkündür.

Üst kısma bir mil koyup bu milin her iki ucuna çelik birer zenberek takılırsa jaluziler mükemmel olarak işler.

Binanın teraslarına çift olarak ikişer san- timden 4 santim trikosalli şap çekildi ve üze- rine mozayik yapıldı. Bu suretle rütubetin ve yağmurun binaya nüfuzuna tamamile set çe- kildi.

Koridorlara mozayik odalara linoleum kap- lanmıştır.

Bina ayrı ayrı iki şefe aittir. Lâboratuvarlar ve odalar mütenazır ve çifttir.

Yalnız kütüpane ve konferans salonu müşterektir.

Üst kat her iki şefe ait hususî aile dairele- ridir. Plândan da anlaşılacağı veçhile her dai- rede üç oda bir mutfak, bir banyo ve bir helâ mevcuttur.

Bina elektrik ve su tesisatile birlikte tak- riben 36 bin liraya çıkmıştır.

Mimar: A. Ziya

(13)

204 MlMAK

(14)

Sait B. evi.

A d a n a

Mimar: Semih Rüstem

Adanada yapılan bu bina asrî ihtiyaçlara cevap veren modern bir ev olarak düşünülmüş- tür. Binanın ufkî pencereleri gösteriş itibarile çok güzeldir.

Bunlar tiren pencereleri gibi alttan yaylı ve sustalı olarak aşağı, yukarı iner, kalkar. Demir- den ve işçiliği Adanada yapılmıştır.

Binanın harici açık vişne rengindedir. Mer- mer tozu çimento ve boyadan mürekkep bir harçla sıvanmıştır. Terasa asfalt üzeyine çakıl döşenmiştir. Binanın içi renkli ve J ^ e k l i rulu boya yapılmıştır. *

Methalden girilince sol tarafta yemek oda- sı sağda bir çalışma odası ve misafir odası kar- şıda da mutfak mevcuttur.

Methale karton piyer kaplanmıştır.

Üst katta yatak odaları banyo ve bir depo mevc'iıttur.

(15)
(16)

Edirne muallim mektebi konferans salonu

Mimar: Burhan Arif

Edirne Erkek muallim mektebinde bu sene vekâlet bürosu tarafından bazı iSPüiec ve te- sisat yapılmıştır. Bu meyanda mimar Burhan Arifin proje ve nezareti ile bir de konferans salonu tesis edilmiştir. Salon gayet sâde döşe- nilmiş ve indirekt ziya usulile aydınlatılmıştır.

Salonun ufak temsil ve konserlere mahsus gü- zel bir de sahnesi vardır.

(17)

Edirne Muallim mektebi konferans salonu. Sahnenin iki yanındaki ışık tertibatı motifi. Mimar Burhan Arif

Memlekette muhtelif kollardan ilerliyen mimarî faaliyeti tetkik ederken en başta kad- ro, sermaye ve vüs'at sahasına nisbetle muvaf- fakiyet derecesi zayıf olan daire mimarisini gö- rüyoruz.

(Daire mimarisi) gerek projesinin tanzimi gerek bu projenin tatbiki nezareti hükümet da- ireleri tarafından idare edilen asarın heyeti umumiyesine dedik.

Geçen sene Bursada belediyenin bir fen memuru emrinde emaneten yaptırmakta bulun- duğu garaj projesizlik neticesi yıkılmışt . İs- tanbul idarei hususiyesinin tatbik edilmekte bulunan otuz iki mektep projesi cümhuriyet maarifinin mimari kıymet ve kudretile tetviç edilememş bulunması noktasından tenkide mühtaçtır, İstanbul belediyesinin Taksim mey- danında asil olan, hiç bir zaman mimamî varlı- ğımız egildir. Yalovada, bütün bir tarih huzu- runda, millet ulusuna lâyık olamadık. Hakikati hal: Daire mimarisinin muvaffakiyetsizliğini ispat için emsal çok fazladır.

Mimar Şevki Yine bu cümleden olarak birçok vilâyetlerde daire mimarisi hududu dahilinde kalan mebani ekseriyeti mutlaka ile, mimarî nota müstahak olmayan fena eserlerdir. Hakikat için, faydalı olmak için bunu ilân ve tekrara lüzum vardır.

Daire mimarisinin ajlemi muvaffakiyeti es- babının en mühimmi, daire kadrosunun gerek kemiyeten gerek keyfiyeten mimarı lüzumu v e ç - hile kabul edememiş bulunmasında aranılmalı- dır. Filhakika, bilhasra hükümet elile, umumî bir imar faaliyetinin cereyan ettiği bu altmış küsur vilâyetli memlekette otuz küsur (memur mimar) ancak mevcuttur. Daire mimarisinin merkezi sikletini çeken bu meslektaşlar ok ç a - lışma muhitlerinin, çalışma programlarının fen ve san'at hayatlarile olan mübayeneti dolayısile hiç bir zaman hakikî kıymetlerini izhara imkân bulamamaktadırlar.

Unsurlar, hususiyetlerini nazarı dikkate

(18)

alınmaksızın kullanılıyor ve makina kırıtmıyor- sa iş fena çıkıyor demektir.

Daire mimarisi şu veya bu vilâyet meselesi olmaktan ziyade doğrudan doğruya bir memle- ket meselemi sayılmak gerektir. Millet bu -eser- lerle haricin ve devlet bu eserlerle milletin hü- kümlerine maruzdur. Yalnız devletçilik nokta- sından da gerek hariç gerek dahil için bu eser- ler,' bilhassa bugünkü vaziyetimize nazaran, bi-

rer inkilâp membaı, birer kültür müessesesi, fen ve san'at kudretimizin birer ifade kıymetleri- dir. Bu sebeplerle de bu eserler arasında bir vahdet ve bir ahenk gerektir.

Daire mimarisinin hali hazırdaki keşme- keşten kurtarılması için bir taraftan mahalli daire bürolarının salâhiyetlerini tahdit kadro- larını tasfiye ve mimarla tensik diğer taraftan mimari kudret ve kıymete müstenit ve vekâlet- ler refakatinde iki veya üç merkezi mimari büro teşkili lüzumlu ve doğru olur kanaatindeyiz.

VI...

Milliyet gazetesinin 21 ağustos pazar nüs- hasında Falih Rıfkı Beyefendinin (Alev ve be- ton) adile bir makaleleri intişar etti. Falih Rıfkı Beyefendi ahşap İstanbulun yangınla açılan meydanlarını işaret ederek:

«Kırmızı alevden daha korkunç bir ca- »

« navarın, zevksizliğin, bilgisizliğin, kontrol- »

« suzluğun canavarlaştırdığı betonun bu sefer »

« İstanbulun bütün güzelliğini yalnız tahrip »

« değil yok ettiğini göreceksiniz. »

« Hep biribirindenkopye plân parası veril- »

« memek için yapı kalfalarının kafasından çık- »

« mış ve kalfa kafası kadar karışık ve berbat»

« apartımanlar, hep biribirine denizi kapıyarak, »

«hep bahçeleri sökerek, müthiş bir çığ gibi»

« yuvarlanıp duruyorlar. »

« Okadar ki bugün hiç sıkılmadan dene- »

« bilir ki:»

« — İstanbul suyu, havayı, yeşilliği, sıh- »

« hati ve gençliği sevmiyor ve hiç birinden an- »

«lamıyor. Yedi milyon nüfus çıkabilecek bir»

« şehiı hududu içinde bütün şehircilerij^ ve»

«ijiyen adamlarının ikametgâh hakkınaLki»

« bütün kararlarının tersine şehircilik ilmine»

« taban tabana zıt olarak hiçbir mimarî zevki»

«olmıyan san'atin, tabiatin, hıfzısıhhanın,»

« ilmin, fennin, düşüncenin ve duygunun aley- »

«hine ve inadına İstanbul şehri çirkinleşti-»

* rilmekte ve artık ne alev, ne de zelzele ile »

« temizlenmiyecek tarzda çirkinleştirilmekte- »

« dir. Cahil ve san'atsiz beton canavarını ça- »

« buk sıkboğaz ediniz.»

« Biz maziye bin kere üstün bir istikbale »

« doğru giderken, hiçbir işimizde sevmediğimiz »

« maziye hasret çektirecek müsamahalara göz »

« yummamalıyız.» diyorlar.

Milliyetin bu yazı sütunları Nişantaşı, Maçka, Taksim ve Fatihte yükselmekte bulunan sağır beton sütunlarını acaba ne derece titre- tebilecektir?

1 — Mimar ve mühendisin bulunmadığı mıntakalarda kalfaya da salâhiyet veren şurayı devlet teffıirffii İstanbul, İzmir, Ankara gibi mimarın kesif bulunduğu şehirlerde tatbiki ne derece doğrudur?

2 — Bir taraftan plânsız İstanbulun en kötü bir tarzda dallanıp budaklanmasına şahit oluyoruz. Bu hal şehir plânının tatbiki muvaf- fakiyetini tahdit ve işkâl eder. Bu plânm taci- len tanzimi mümkün değil midir?

Diğer taraftan meşhur şehir mütahassısla- rından bahsolunmaktadır. Bu şayanı takdir idrakle bugünkü inşaata gösterilen müsamaha yekdiğerile kabili telif değildir. O inşaat ki hiçbir zaruretin ifadesi değildir. Acaba geniş bir adımla tahdidi imkânı yok mudur?

(19)

210 MİMAR

F a b r i k a u s u l i ile i n ş a e d i l e n m e k t e p b i n a l a r ı

Yazan: Richard J. Neutra Terceme eden: Ahmet Adnan

Maarif sisteminin akıl ve mantık dairesinde beynelmilel itilâflarla halledilerek memleketle- rin fevkinde bir mesele gibi tanzim edilmesi el- bet muvafık olurdu. Maarif ayni zamanda yeti- şen fertlerin irtibatlandırılmasi demektir.

Maarif bir neslin anlaşma vasıtasıdır. Bir nesil ile evvelki neslin ve gelecek neslin irtibatı- nı vahdetle tesbit eder. Bu itibarla yalnıa bir memlekete münhasır olmasına rağmen devletin tesis ve nezaret ettiği normal resmî devletin oir memlekete münhasır olmasına rağmen devletin tesis ve nezaret ettiği normal resmi mektepler, tecrübelerle usuller araştıran vasfı kıymetli de olsa, hususî mekteplere faiktir.

Resmî mektep gayedir. Gidiş tarzı muayyen bir devir için umumî itibara tevafuk etmelidir.

Cemahiri Müttehidei Amerika hükümetleri

ittihadının kanunları artık muvafık görülmediği için bu ittihadın her bir hükümeti kendi maarif sistemine böyle normalar, modeller vazediyor;

mektep binasını, tarzını* ve teçhizatını kontrol ediyor.

Bu maksatla vazedilen nizamlar, zarurî ola- rak, daha ziyade menfi, menedici mahiyette şey- lerdir. Bazıları da riayet edilmesi lâzım asgarî kaideler göstermekle iktifa ediyorlar?*

Mektep binalarına mahsus mahallî projeler hükümet tarafından mükerreren tetkik edilerek mütesavver normaya, modele mümkün olduğu kadar yakınlaştırılıyor.

Meselâ Los Ancelos'da son on sene içinde mektep binalarının bir misli fazlalaşmasına se- bep olmak üzere memleket aksamında mektep çocuğu nüfusunun mühim surette tezayüdü se-

(20)

bebi ile bu tetkik işi büyük bir yük halini alıyor ve gene de esaslı bir tesir yapamıyor.

Bana kalırsa; mektep binalarına ait niza- mattan doğan yasak listesini tekâmül ettirmek- tense arzu edilen normayı daha müsbet ve daha makul bir hale getirmek muvaf.k olur. Amerika - da senelerdenberi propagandasını yaptığı ucuz ve fabrika usulü ile inşa edilen küçük ikamet- gâhlar sanayii bütün şeraiti lâzimenin mevcut olmasına rağmen sırf iktisadî buhran sebebi ile ancak bu buhrandan sonra ve ruhî esbaba bina- en biraz da geçikirse mevcut olan vüs'ati iktisap edecek ve senede bir kaç milyar dolara baliğ o- lacaktır. Fakat buna muvazi olan mektep binala- rı inşaatının, daha mahdut miktarda da olsa, daha serbest daha sür'atli, daha tipik bir suret- te ayni yolda yürüyebileceği görülüyor. Bu ma- kalede mevzuu bahsettiğimiz inşaata dair ilk eser bir kaç sene evvel Dr. J. Gantner tarafın- dan neşredilen «AMERİKA» ismindeki kitapla

«Dünyada yeni inşaat» namı ile intişar etmiş olup şümullü (Rush City Reformed - Şehrin sür'atle tecdidi) projesinin bir kısmıdır. New York Museum of Modern Art müzesinin sipariş- leri üzerine müellif fabrika usulü ile inşa edilecek daire şeklindeki mektep projesini daha mükem- mel bir surette tertip etmiştir.

Esas fikir şunlardır:

1 — Hükümetin nezareti altında bulunan bir sanayi seri usulü ile normalanmış ilkmektep binaları inşa eder. Bu binalar en kısa bir zaman- da, iki inşaat devresinde kasaba civarının kırlık sahasında, mektep çocuklarının tezayüdü ile mü- tenasiben inşa edilerek belediyeye devredilir.

2 — İnşaat çelik sisteminde olup duvarlar da dahil olmak üzere kısmı azamı atelyede hazırla- nır ve tekmil tesisat esas projede sarih olarak gösterilir.

3 — İnşaatın böyle norma altına alınması dolayısile yapılacak tasarrufat kısmen fennî te- sisata ve kısmen de araziden daha iyi istifadeye tahsis edilir.

Bir katlı ve haricî kısımları ile ve çimenlik avlu ile iyi imtizaç ettirilmiş sınıflar vücude ge- tirilir. Sınıfların talebe adedi iki düzineyi geç- mez. Yıkanma musluklarının bulunduğu kısım ile tuvalet kısımları temerküz ettirilmiyerek her sınıfa iltisak ettirilir. Harareti nakleden teshin sistemi yerine az hararet neşreden, fakat cismen büyük olan teshin vasıtaları kullanılır ki. bun- ların daha sıhhî olduğu mücerreptir.

4 — Talebe sıralarının yerleri sabit olduğu- na göre zarurî bulunan pencereler ve ziyanın bir taraftan gelmesi gibi muallimi mutlaka talebe ile karşı karşıya bulundurmağa mecbur tutan ahval ortadan kalkarak ve bunun yerine tepe- den ziya kaim olur. Mektebin ve sınıfın vaziyeti ziya cihetlerine tabi olmaktan kurtulur ki, bu su- retle binanın her vaziyette ve her herde kuru-

Bir dersııne re önünde gezinti mahalli

labilmesi temin edilmiş, normaya her yerde tat- bik kabiliyeti bahşedilmiş olur. Talebenin serbest grup halinde oturması ve hocanın talebe grupu arasında bulunması esası da böylelikle binada tatbik sahası bulmuş demektir.

5 — Her sınıf kısmen kaldırımlanmış çimen- lik bir avluya açılır. Bu itibar ile derslerin her zaman için açık hava faaliyeti şekline kalbe- dilmesi imkânı temin edilmiştir.

6 — Kapalı sınıf fikrinden çok uzaklaşıl- mıştır.

Psikoloji noktai nazarından, sadece bir çın- gırak sesi ile çocuğun ruh ve fikrini bir ders mevzuuna nakletmek kabil olmıyacağı için her ders branşı o derse mahsus olmak üzere tanzim ve tertip edilmiş bir sınıfta, hususî bir alâka uyandıran bir muhit içinde, tedris edilir. Her sı- nıf kendisine ait ders bıranşına mahsus kitapla- rı, levha ve sair ders levazımı koleksyonlarıni te- merküz ettirilmemiş olarak ihtiva eder. Bu le- vazım görülebilecek yerlere konur. Bilhassa, ço- cukların sadece samimi surette değil, daha zi- yade faal surette öğrenmelerine ehemmiyet ve- rilmiştir. Ders bıranşlarına göre tertip edilmiş o-

Mektep avhısu

(21)

212

lan sınıflardan fazla kullanılanlar ikişer tane., yapılabilir.

7 — Müşterek oyun, beden terbiyesi, rüzgâr- s>z güneş banyosu, yüzme ve yar.ş için bina plâ- nında muntazam yerler tahsis edilmiştir. Bunlar plânın tanziminde müessir olmalı, sadece plân ilâve edilivermiş tarzda olmamalıdır.

Mektebin heyeti umumiyesi dört kısımdan mürekkeptir:

A — Tek katlı sınıflar.

B — İki katlı jimnastik, tiyatro ve atelye halinde elişleri binası.

C — İdare binası.

D — Mektep otobüsüne mahsus garaj.

A kısmı.

Tepeden ışık alan tek katlı sınıf kısımları iki s:n>f daire halinde tertip edilmiştir. Küçük muhitinde ve yukarıda bahsedilen çimeni) avlu- nun dış kısmında camlı bir irtibat yolu vardır.

Yukarı doğru kalkan cam kapılar mektebin dahili kısımları ile irtibatı temin eder. Sınıflar ile koridor arasında sabit vesaiti tedrisiye dolap- ları, yıkanma muslukları mahalleri, tuvaletler kız ve erkekler için ayrı olarak tertip edilmiştir.

Sınıfları ay ran duvarlar tamamen yazı tahtası halindedir. Nısıf daire şeklindeki sınıf kısımları oynama avlusunu ihata eder.

B k ı s m ı .

Elişleri atelyeleri ayni zamanda oyun avlu- sundaki yüzme havuzunda yüzenlerin de istifade ettiği gardroplarm ve duşların arkasındadır.

Üst kattaki jimnastik halinin arka cihetinde

MİMAR serbest tiyatro ve basit oyunlar için sahne, ön cihetinde oyun avlusuna karşı ultraviyole şuaatı için camla mücehhez güneş banyosu vardır. Bu- rada dairevi çatı üzerinde avluyu devreden yarış yeri de bulunur.

C kısmı.

D kısmında mektep otobüsü garaj i ile umu- mî otomobil mahalline kapalı bir pasaj ile bağ- lı olan idare binasının bekleme yerine mülâsık surette bir tarafında mektep bürosu, diğer tara- fında müteaddit küçük daireler vardır ki, bu da- ireler ebeveyn ile muallimlerin görüşmesine mah- sustur. Üst katta müdürün bürosu, ders kitapları kısmı, konferans ve istirahat salonu, bir muallim odası mevcut olup muallim odası ile alt kattaki mutfak arasında bir küçük asansör vardır. Mut- fak ayni zamanda talebenin tatbikat görmesine hizmet eder. Mutfağa merbut geniş bir halde ç o - cuklar yemek yer. Erzak ve soğuk mahzen kısım- ları bodrum katındadır. Buraya idare binasının altından geçen bir pasaj mülâki olur.

Mektep küçük yaşta kız ve erkek 450 çocuk içindir. Rush City Reformed plânına göre alâka- dar mıntaka dahilinde muayyen adette kapalı hal usulünde tesis edilmiş olan yaşları muhtelif çocuklar, n öğleden sonra ziyaretine mahsus yu- va mektepleri de gene bu dairevî mektebin ida- resine verilmiştir. Bu suretle bir muayyen mınta- ka dahilinde ayni yaştaki çocukları bir sınfta tcplıyan usuldeki mekteplere nazaran çocukların mektepte daha ziyade bir aile yuvası hayatı geçi- rebilmeleri temin edilmeğe çalışılmıştır.

ıMilliyet gazetesi 8 ağustos tarihli nüshasında Bursa Karacabey belediyesinin resmi küşadından bahisli yazısında mezkûr binanın mimarını Nedim

Bey olarak göstermişse de bunda bir zühul mevcut- tur. Mezkûr binanın mimarı Şevki Beydir. Tavzih ederiz.)

(22)

Ifersay cıvan için düşünülmüş Siedlung projesi — Mimar Burhan Arif

Şehircilik (

Yeni şehirlerin inkişafı ve „Siedlııng" lar

L'rbanist mimar Burhan Arif

İktisadi âmillerin neticesi olarak nüfus kesafeti- nin büyük şehirlerde ufak şehirlere nazaran raa- kûsen mütenasip olarak artması ve şehir hayatının mihanikileşmesi, belediyeleri yeni doğan ihtiyaçlar karşısında bırakıyor; şehirlerin sanayileşmesi harp- ten evvelkine nazaran dev adımlarile ilerliyor.

Harpten sonra Avrupa şehirciliğin 15 senede va- sıl olduğu inkişafı gurur ile seyreden belediyele- rin başında Berlin ve Frankfurt a. M. şehirleri ge-

lir. Bu iki beldenin inşaat siyaseti hayretle bütün geride kalmış belediyeleri düşündürmeğe değer. Ber- lin şehrinin inkişaf plânmdaki vahdete hâkim olan ve inşaat programmı tanzim eden ehli vukufun ba- şında Stadtbaurat Martin Wagner, Frankfurt ta ise Ernct May vardır. Bu iki adamı Almanların metod ve enerji sahibi iki timsali gösterebilirim. Berlin şe- hircilik reisinin bu şehirde inkişaf için takip ve tat- bik ettiği programın ana hattı şudur. Harpten ev-

(23)

M t M A R

vel şehrin iki tekâşüf merkezi vardı ve bu iki mer- kez bütün Fransız şehirlerinde olduğu gibi şehrin merkezindeki muhayyel bir nokta değil, iki ana caddenin ekseri geçtiği, iki hattı müstakimde top- lamk kabil olurdu. Biri «Unter den Linden» diğeri

«Kurfürstendiamm». Bugün ise «Martin Wagner»in başında bulunduğu heyeti fenniyenin direktifi sa- yesinde Berlin'in bu iki merkezi de kaybolmuş mo- dern bir şehir için gaye olan gayri merkezi bir hal almıştır.

Fihakika bugünkü Berlin artık, «Neu Wes- tend» «Zellendorf» «Tempelhof» «Reinigendorf»

« Tegeloı t» «S.emensstadt»« Norden» ve muhtelif mün ferit açık ve havadar sahalara cezri olarak getiril- miştir; büyüyen nüfus kesafeti bir merkezde top- lanmaktan ziyade hektarlar dahilinde dağıtılmıştır.

Acaba yüzde yetmiş halkı mutavassıt derecede olan bu şehirde birer meskene ve hem de yeni ve hava- dar bir yurda nail kılan cemiyet kuvvetinin elin- deki cezri vasıtalar nelerdir?

Bunları bu gün belediyeler için bir nümune ol- mak üzere tahlil ediyorum. Asrî şehirde inkişafın seri ve şumullü olabilmesi için vaıalacak birinci ga- ye:

1 — Sür'atli nakil- vasıtalarile mesafe ve uzaklık mefhumunu ortadan kaldırmağa çalışmak.

2 — Kirası ucuz ve konforlu evler inşa ederek hal- kın buralara rağbetini temin etmek.

3 — Yol, kanalizasyon ve elektrik olmıyan hali arazide tek başına inşaat yapmalarına müsaade et- memek ve bu gibi münferit inşaatın en yalcfl» imar sahasına iltihakını mecbur kılmak.

4 — Hipotek üzerinden şirketlerin bu muayyen sahalarda inşat yapması.

1-2 — Halin- I lasellıorst'ta son. yapılan 4 katlı blok evleri.

3-4 ••- Rottenlaın'da işçi evleri bloku. J. J.V. Oııd.

5 — Çite modeme, lkııxelles. Vicfor ttoıırycois.

(24)

MİM AK

b _ Çite' moderne Bnı.veseZ/e. Metot Bourgeois

7 _ s — Frankfurtda amele evleri. Ernst May 9 /o — Kolonyada blok evler. W. Riphahn.

Şirketler « Siedlung»lar inşasile projelerini kuv- veden file getirirler.

«Siedlung»lar bu surette Alman şehirlerinin in- kişafında en büyük âmil olmuşlardır. Bu kelimeyi Türkçeye mahalle diye şumullü bir tarzda tercüme ediyorum. Fransızlar immeuble diyorlar ki kâfi de- ğildir, çünkü « Siedlung»lar bir şahıs tarafından yaptırılmış değildir.

Belediyenin himaye ve hususî plânmın nizamna- mesine tâbi olarak cem'i teşekküller tarafından yaptırılmıştır.

Bu cemiyetlerin muhtaç olduğu resülmalı bulan, inşaattan sonra emlâkin ciheti tasavvurunu tayin eden muhtelif formüller vardır.

« Siedlung»lar inşası için teşekkül eden şirketler muhtelif kayıtlar altında ortaya hisse senetleri çı- karırlar. Ekseriya bu hisse senetleri 3 veya 4 edadan müteşekkil ve bir ailelik ikametgâh inşasının baliğ olduğu kıymetin nısıf veya iki sülüsü kıymetini ta- şıyan parçalardan müteşekkildir. Evsiz veya yeni teşekkül etmiş veya o şehre yeni nakletmiş ailele- rin yer bulmak için müracaat edecekleri birer «is- kân büroları» vardır. Bu bürolar iskân nezaretinin ve hükümetin her türlü mesken buhranına mani ve kiralar üzerindeki «spekülation» kontrol etmek için teşkil edilmiş resmî makamlarıdır. «Siedîung»

ların iskânında tasarruf ve temlikinde de birer nâ- zım olurlar.

Hisse senetleri ekseriya muhtelif dairelerin inşası bitmeden satılmış olur. İnşaattan sonra bunlara te- mellük eden her şahs, her ay kira gibi mukannen bir taksitle 2 - 3 senede borcunu öder.

Bu suretle hem kolaylıkla herkes bir küçük da- ireye sah'p olabilir ve hem de şirket emlâk üze- rindeki mütedavil sermayesini nümalandırır.

(25)

«Siedlung» ların müşterek ve her gün nezafet kontroluna tâbi bir « Sanitere» tesisatı, çöp için, halı ve kilim silkmek için, çamaşır yıkamak için mahal- leri vardır. Binalar şerit halinde, daima dizi ile sıralanır. Güneş nazarı itibara alınır, muayyen ci- hetler verilir.

Resimlerimizde bunlardan muhtelif memleketler misallerini görüyoruz.

Modellerimiz en son tatbik olunan şekillerden- dir, bunlarda kapalı avlular veya aydınlık için fe- ner gibi tesisata belediyenin nizamnameleri bizzat mümanaat etmektedir.

«Siedlung»lar üzerine muhtelif konkurlar açılmış malûm olarak her dairenin baliğ olduğu fiat şart konmuştur. Mesai neticesi en ekonomik ve kulla- nışlı şekiller, tahlil edilmiş eb'adile doğmuştur. Ek- seriya daireler 2, 3, 4, 5 veya 6 odalıdır. Almanya- da daima ufak aileler ve herkes yalnız başına yaşa- mayı arzu ettiği için bunlar tercih edilir.

Frankfurt'ta şehrin merkezine otobüsle 15 daki- kada gidüebilen hariçte böyle 3,5 daireli bir «Sied- lung»»n kirasın) /rdum: 70 mark; kalorifer dahil, havagazı ve elektrik ekstra imiş. Yeni ve tabitm ortasında ve ayni zamanda büyük bir şehirde bu fiat Almanya için şayanı hayret bir şeydir.

Yeni «Siedlung» 1ar üç veya dört katı hiç bir za- man tecavüz etmez. Bu cihet hem asansör yapıl- mıyarak fazla masrafı mucip olmamakta, hem de dört kattan yüksek bir binanın, beşinci kat masrafı birinci katm sülüs fiatı nispetinde büyümektedir.

Bu saydığımız vasıfları ile «Siedlung» 1ar bu gün için en tekemmül eden ve hayalin tatbikat sahası- na girmiş ebniye nümuneleri olmuştur.

«Siedlung» 1ar Almanların ferdi hayattaki kabi- liyetlerinden fazla, cem'i olarak iktisadî buhran-

lara karşı koyarak şehirlerinde asrın nazarî ola- rak bir yaşayış ve barınış fikrini filiyat sahasına koyan şah eserlerinden biridir.

«Siedlung»larda yalnız geçen sene Berlinde 80 aı daire yapılmış, 80 bin aile yeni yurt bulmuştur.

Merkezdeki sıkışık apartmanlara artık rağbet ol- muyor. (Siedlung)un manası da (Siedeln), muhace- ret etmek demek olduğuna göre eskiden yeniye doğ- ru olan bu göç etmiye işaret ediyor demektir.

«Siedlung» 1ar oturmak için yalnız havadar bir ikametgâh değildir, bunların ekserisinin bodrum katında « Kolonialwaren» denilen günlük ihtiyacı temin edebilecek bakaliyeler, pastahane ve fırın- lar, kırtasiyeciler, kadın ve erkek berberlerine varıncıya kadar düşünülür.

Günlük ihtiyacı bu suretle temin edebildi- ğiniz gibi şehrin merkezine 15 dakkada yeraltı şi- mendiferile gidebilirsiniz.

Frankfurt a. M. şehrinde de bugünkü şekline ka- dar çok terakki etmişlerdir. «Ernst May» en bü- yük âmil olmuştur. Kendisi de bizzat şehrin hari- cinde bunlardan birinin ufak nümunesinde otur- makta ve her gün gidip gelirken nezaret etmek- tedir.

«Siedlung» binaları estetik cihetinden tıpkı eski Romen sokaklarını, «Forum» larını, «Kamp» larmı hatırlatan asil bir sadelik içindedir. İçlerinde çok gü- zelleri vardır; dairelerin birbirinin ayni olan teker- rürü silsilesinden sakin motifler çıkmıştır. (Sied- lung) larda müşterek merdivenler, her dairede yapı- lanlardan daha muvaffakiyetle ve işe yarar bir suret- te yapılmıştır. Balkonlar pencere önlerinde sağır'ol- maktan ziyade geniş çimenliklere ve ekseriya da.

r

başka temiz bir binanın siluetine açılan kapalı ta- raşa şeklindedir.

(26)

M İM AK 217

Anadoluda Türk Abidelari

( M o n u m e n l s T ü r c s D'AııatoIie) Müellifi: Albert Gabriel İntarıbul ve Slrasburg darülfünunları

arkelolögi Profesörü Naşiri: F.. de Boccard Paris.

Epey zamandanberi İstanbul Darülfünu- nunda arkeologi. kürsüsünü işgal etmekte olan profesör Gabriyel, uzun tetebbü ve seyahatları- nın bir semeresi olarak, (Küçük Asyada Türk asarı) namile hazırladığı bir eserin ilk cildini neşre muvaffak olmuştur. Büyük bir itina ile hazırlanmış olan bu eserin ilk cildi Niğde, ve Kayseri vilâyetlerindeki eski mimarî abidata hasredilmiştir. Yüz yetmiş sahifelik olan ilk cilt tarihî mimarî malûmatı ve 56 adet fototipi tar- zında planşı havidir.

Hükümet, bir kaç sene evvel Anadoludaki eski Türk abidatını, metodik bir tarzda tasnif etmeğe profesör Gabriyeli memur etmişti. Ma- arif vekâletinin gösterdiği büyük alâka ve ko- laylıklar sayesinde, müteaddit seyahatlar ve araştırmaların neticesinde profesör Gabriyel bu eseri Maarif vekâletinin müzahereti altında neşretmiştir.

Bu eser, şimdiye kadar tasnif edilmemiş asarın, hakikî rölevelerini ve fotoğrafileri ile tarihi malûmatlarını 12 ve 13 üncü asırlarda, Anadoluda Selçukiler tarafından bina edilen asa- rı ve bunlar meyanında askerî inşaata ait eser- leri ihtiva etmekte, şato ve kaleler, dini mebam

Mimar Zeki Selâh esamiler, medreseler, tekkeler, mezaı^., sivil mebani ve nihayet kârvan yolları üzerine hâkim muazzam kârv|^p>«!aylardan bahsetmektedir.

Bunların arasında, on beşinci asrın evasıtma kadar yükselen devirlerde, bir çok cami ve medreseler, Osmanlı mimarisinin bariz formül ve hatlarını taşımaktadırlar.

Profesör Gabriyel, bu eserin, tasnif ve ter- kibi için, tarihî malûmattan ve eski şehirlerin münasebetlerinden maada, son seneler zarfında Türk müellifler tarafından vücude getirilen tarihî ve kıymetli eserlerden de istifade etmiş- tir.

Eserde, mündericatına ilâveten, plânlar, maktalar, ve detaylara ait desenler vardır, harabe halindeki asarın eski şeklini tanzir eden krokiler, kasaba plânları, coğrafi haritalar mev- cuttur.

İstihbar ettiğimize nazaran, Maarif vekâ- leti talim ve terbiye dairesi mezkûr eserin ay- ni şekilde olarak mündericatınin tamamen Türkçeye çevrilmesine başlamıştır. Bu suretle kütüphanemizde büyük bir boşluğu dolduracak olan bu kıymetli eserin, yakın bir zamanda Türkçe olarak neşrini temenni ederiz.

(27)

Mimarları: Shreve, Lamb ve Harmon Ahiren Nevyorkta inşa edilen ve bulufcdelenlerin

yükseklik rekorunu kıran bu bina bu günkü. Ame- rika inşa tarzının, inşaat teşkilâtının ve sanayii- nin bir eseri ve mahsulüdür. Tanımadığımız bir in- şa sistem , ve sanayileştirilmiş, standardize edil- miş malzeme ile ve mükemmel bir teşkilâtla vücu- de getirilen bu binanın yazısını okuyuculara bir fi- kir verebilmek için takdim ediyoruz.

Umumi farikalar:

Binanın mahalli: Beşinci caddede, 33 üncü ve 34 üncü sokaklar -arasındaki saha. Yıkılan tarihî (Waldorf Astoriatnın evvelce işgal ettiği arsa. Me- sahai sathiyesi (8,350) metre kare. Building ka- milen bu sahayı işgal ediyoT.

Katların mecmu adedi (102) dir. Bunlardan iki- si sokak seviyesinden aşağıda, tahtezzemin kat- lardır.

86 ıncı katın çatısı geniş bir plâtform teşkil et- mektedir. Bu plâtformun ortasında, bu irtifadan

sonra (61) metre irtifada, kabilisevk balonların bağlanması için bir kule inşa edilmiştir.

Bu kulenin zirvesi sokak seviyesinden 380 metıe irtifada bulunmaktadır.

Kule, son katma kadar kabili sükha olduğun- dan, bu münasebetle (Empire State Buildingt ir- tifa rekorunu kırarak birinciliği ihraz etmiştir.

Evvelki rekor, 240 metre idi.

Arsanın heyeti umumlyesini, tahtezzemin ve ilk beş kat işgal etmektedir.

Binanın geri çekilmesi 18 metre irtifada bulu- nan Uk kattan sonra başlıyor.

Binanın umumî hacmi 1,060,000 metre mikâbı- dır.

Mağazalar da dahil olduğu halde, ikamete tah- s'"s edilen döşeme sathı 216,000 metre murabbaıdır.

Büroların işgal ettiği döşeme sathı 190,000 met- re murabbaıdır.

Kiracıların adedi (19,000) kikidir.

Binada yevmî gelip giden insan faaliyeti (40,000) kişi tahmin olunmaktadır. v

(28)

MİMAR 219 Teşkilât: Her şeyden evvel haiz ehemmiyet olan

cihet, bu büyük işin, teşkilât sayesinde çok kısa bir zamanda yapılmış olmasıdır.

Malî anlaşma, ve cihetler sür'atle halledilmiştir.

Bu suretle binayı inşa fikrinin mevkii icraya kon- masından sonra iki seneden daha az bir zamanda, arsaya tahsis edilen 15 milyon dolar ile beraber umum inşaat için tahsis edilen 58 milyon dolar istismar edilmeğe başlanmıştır.

Bu netice ancak, mimar ve mütehassıslarla, mal sahiplerinin sıkı bir iştirak mesaisi sayesinde elde edilmiştir.

Binanın tayin edilen mühlette, tamamen bitiril- miş olması lâzımdı. Bunun için, mimarlar, cephe- lerin tanzim ve tezyinini ehemmiyetle nazarı dik- kate almışlardır ki bütün cephelerde (6,400) pen- cere mevcuttur. Bu yekûnun (4,fo00) adedi yalnız orta kısımda bulunmaktadır.

.3 sahife sonraki şekilden anlaşüacağına naza- ran haricî cephelerin detaylarının terkip ve tan- zimi, teknik bir tekâmülün mahsulüdür. Fakat standardize edilmiş olduğundan çok sür'atle vaz- edilmiştir. Bu hal, binanın vakti muayyeninde bitmesine çok yardım etmiştir. Pencereler, bina- nın duvarlarının haricine doğru konarak, dahilen radyatörlerin vaz'ına yarıyacak yer temin edilmiş- tir.

Cepheler üzerindeki pencerelerin aralarındaki kârgir ayaklar 86 ıncı kata kadar ç;kmaktadır. Gay- rikabili tadat derecede çok olan bu pencereler şa- kulen kârgir ayaklar ile ayrılmaktadır. Bu ayak- lar haricen profilli ve kabartmalı madenî plâklar ile ufken alüminyum satıhlar ile haricen giydi- rilmişdirler.

Kârgir ayaklar ve araları demir iskelet olup ma- denî kaplamalar ile ve pencere kasaları ile kap- lanmışlardır.

Demir doğramaların, kasaları bu iskeletlere isti- nat ettirilmiştir. Kârgir ayaklar, yonulmuş kal- ker taşı ile inşa edilmişlerdir. Duvarlar silmesiz ve çıkıntısız bir suretle örülmüştür.

Piyasada mevcut 10, 15, 20 cm genişliğinde yont- ma ocak taşlarından maada, icap eden hususî pro- fillerde ve eb'atta taş istimal edilmiştir. Pencere- lerin altları dahilen radyatörlere tahsis edildiği için ve haricen de madenî plâkla? ile kaplanmış olduğundan buralarda kârgir istimal edilmemiş, yalnız pencereler arasındaki ayaklar (trumeaux) yukarıda bahsettiğimiz kalker yontma taşlar ile ö- rülmüştür. Bu ayaklar bu suretle 150 - 200 metre irtifaa kadar yükseliyorlar. Yanlardan pencerele- rin teferrüatına istinat etmiyorlar.

Duvarların örülmesi, fennî tesisatın mükemmel olmasından kısa bir zamanda ikmal edilmiştir.

Pencereler ve teferrüatı standardize edilmiş bir tiptir, madenîdir. Profilleri alelâde olup kiyotin sistemidir. Üst çerçlve kârgir duvardan harice dört santimetre taşmıştır.

Pencerelerin alta tesadüf eden kısımları 1.5X1.35

eb'adinda olup alüminyum plâklardan mamuldür- ler. Zati sikletleri 50 kilogramdır.

Bu alüminyum panolar, mat gri renkte ve kum gibi serpmeli olark imal edilmişlerdir. Gerek pen- cerelerin boyası ve gerek- alüminyum satıhların rengi güzel bir armoni teşkil ediyor.

Döşeme ile pencere denizliği arasını teşkil eden bu alüminyum levhalar, doğrundan doğruya pencerele-

rin kasalarına ittihat ettirilmiştir. Bu birleşmele- rin derzleri su nüfuz etmiyecek suretle imal edilmiştir. Pencerelerin umum sıkleti 58,000 ton- dur.

Montaj henüz Avrupada tatbik edilmiyen bir şe- kilde çok sür'at ve muvaffakiyetle icra edilmiştir.

1930 senesi 1 inci ayında (Post ve Mc Cord) firması

(29)

Jieşirıci cadde üzerindeki esas methal tafsilâtı

86, 101, 102 inci katlar pilânı

ile binanın montajı için mukavele aktedilnıiştir.

1 nisan 1930 da montaj ameliyesine mübaşeret edilmiştir. Bir hafta sonra ilk kolonlar dikilmeğe başlanmıştır. 22 eylül 1930 da (8G) mcı kata ka- dar montaj ikmal edilmiştir.

Siklet 57.540 tona baliğ olmuştur. Kabilisevk ba- lonların bağlanmasına tahsis edilmiş olan kulenin plânlarında tadilât yapıldığından bir ay sonra ik- mal edilmiştir. Bu suretle mecmu tonaj 58.238 to- na baliğ olmuştur.

Montaj tamamen 4 teşrinievvel 930 da ikmal edilmiştir. Bu tarih evvel tayin edilen zamandan 12 gün evveldir. Her ay vasati olarak 10,000 ton madenin montajı yapılmıştır.

Bu rakamlar, Amerikada taahhüt işlerindeki di- siplin ve teşkilâtın mükemmeliyetine birer mi- saldir.

Montaj ameliyesi için, dokuz ade' » metre ir- tifamda ve 23 metro tulünde kolları .t (dericks) vinçleri istimal edilmiştir. Bunlardan dördü 20 ton kaldırmağa mahsus olup binanın dört köşesi- ne vazedilmişlerdir. Diğer beş tanesi, kolonların ağır aksamını kaldırmak için tahsis edilmiş olup binanın ortasına vazedilmişlerdi. Bunlar 30 ton sikletindeki demir aksamı kaldırmağa tahsis edil- mişlerdir.

He otuz kat irtifada bu vinçlerin de irtifalar! de- ğiştiriliyordu.

Temeller; (Manhattan) üzerindeki diğer binala- rınki gibi bütün yarım adanın al Unda bulunan gra-

nit tabakası üzerine, münferit kuyular açılarak be- tonlar üzerine oturtulmuştur. 1,200 ton sikletine ka- dar kolonlar mutavassıt geniş bir çelik tabaka üze- rine istinat ediyor. Sikletlere nazaran kolonlar üç muhtelif tipe ayrılmışlardır. Bu kolonların en bü- yüğü 3 numaralı tip olup (4,700) ton sikleti taşıyor.

Zati sikleti 3,500 kilogramdır.

Binanın irtifaının, mütezayit oluşu, rüzgâra mu- kavemet meselesini mühimleştirmiştir. Bu şekilde inşa edilen diğer binalar gibi umumiyetle cepheleri irtifa çoğaldıkça müteaddit ve mütemadi surette geri çekilmek mecburiyeti hasü olduğumdan, inşaat nı.'ktai nazarından demir kolonların müştereken ça- lışabilmeleri için dahilî taksimatta temele kadar mümted ayni şakulî istikamette tertip edilmiş ol- maları lâzımdır.

Altıncı kattan itibaren binanuı satıhları üzerine mütesaviyen gelen rüzgâr kuvveti metro kareye 90 kilogram olarak hesap edilmiştir. Bundan maada, balonların yanaşmasına mahsus olan kulenin zir- vesine 50 ton bir cer kuvveti geleceği farzediTÎSiş- tir. Bunlardan maada, asansör mahallerinin etra- fındaki zukesirülâdla' kolonlar duvarların kalınlığm- ca birbirine bağlanmışlardır.

Döşemeler, beton ve demir grivajdan alelekser Newyorkta kullanılan bir tipte imal edilmiştir. Bu kısımların inşasına 56,000 metre, mikân beton sarf- olunmuştur. Betonarme imalât, evevlce tayin edilen mühletten 4 gün evvel ikmal edilmiştir. Asansörler:

Demir inşaattan sonra oldukça vâsi bir iş teşkil

(30)

I H t ı ıt-J m^msM . > ş

inci katlar pilâm

i i

i t-U-i E3S2E2DI g [ g ® E?

20 nci ve 8C

J

. , ,,, ra 3p tI-j-frgjl ta-ls-U I f T-n-Ts^ı [Kt-T-^rn ( .:;( Eki Lr-';-.ı:---j It-r-i-riJ

Zemin kat pilânı

ediyorlar. Zira, en yüksek katlara kadar, mutavas- sıt katlarda durmaksızın doğru asansörler tahsis ederek, geliş ve gidişi sür'atle temin etmek icap et- mekte idi.

Takriben 19,000 kiracı iskân edecek olan (Empire State Building) in ikamet edilen bütün taksimatı- na muvafık bir methal verebilmek lâzımdı. Sabah saatlerinde asansörlerin azamî iktidarları her beş dakikada (2,400) kişidir. Bürolara geliş ve çıkış za- manlarında ikamet eden 10,000 kişinin nısfının bi- naya girip çıkmasını, yirmi dakikada temin etmek- tedir.

Yukarıki şekiller asansör servislerinin plân- larını göstermektedirler. Şekillerde görüldüğü üze- re asansörler muayyen katlara tahsis edilmişlerdir.

İnce tire hatlar tevakkuf etmeden çıkan ekspres asansörleri gösteriyor. Kuvvetli tire hatlar asansöre methali olan katları göstermektedir.

Binanın asansör teşkilâtı 7 grup halinde 58 asan- sörden mürekkeptir. 4 fazla katların eşyalarını çı- karmak için sür'atli, tahtezzemin katlar için, sur- atsız büyük eblatta montşarj vardır. Üç grup asan- sör yekdiğerini müteakip 180, 235, 290 metre irtifaa kadar yükselerek bu irtifalardaki katlara son sür- 'atle çıkmaktadırlar. Bu üç grup asansörün sür'ati

saniyede 5.1 metredir. Son katlardaki kiracıların yekûnu oldukça ehemmiyetli bir yekûn teşkil et- tiğinden 1,600 kilogram siklete mütehammildirler.

Binada, muntazam teşkilâtlıdırlar mevcuttur denilebilir. Günün bütün saatlerine tahsis edilmiş asansörlerin hareket zamanları tayin edilmiş oto- matik bir sistem ile işlemektedirler.

Bütün methallerde, hollerdeki memurlar ile asan- sörlerin makine aksamında ve sair icap eden yer- lerde bir telefon şebekesi vücude getirilmiştir. Bu tertibatın vüs'ati hakkında bir likir edinebilmek için aşağıdaki rakamları zikrediyoruz.

Bütün asansör servisinin (1,239) methali vardır.

Asansörlerin kontrpuvaları raylarının umum tu- lü 43,000 me dir. Asansör kafeslerinin umumî tu- lü 11,000 me dir. Bütün servisi biı- tek hat farze- dersek vasatı o^atte 30,000 yolcu çıkacak kudrette- dir.

Havaî iskele ittihaz edilen kulenin zirvesi sathı zeminden 380 metre irtifadadır.

Binanm zirvesinde havaî bir gar tesisi proje ha- zırlanırken nazarı dikkate alınmış ve temini için bütün imkânlar araştırümıştır. Mütehassıslar kubi- lisevk balonların, bağlanacakları madeni direğin, binanın 320 inci metresinde itibaren (60) metre ir- tifada ve 50 tonluk bir cer kuvvetine mukavemet

(31)

222 MİMAR

•M îî 11 J3| ; / II

ıııımı

i! I il 1111 !

Katlar ve asansörler şeması

Cephe duvarlarının inşa tafsilâtı

(32)

edecek şekilde inşa etmeğe karar vermişlerdir. Bu cer kuvveti, kuleden 330 metre aşağıya kadar demir direklerle intikal ettirilerek hesap edilmiştir. Kavai garın tesisinden sonra, binanın üstüne, halk için bir müşahedehane tesis imkânları araştırılmıştır. Ay- ni zamanda bu muhtelif meselelerle, belediye niza- matına göre hareket etmek ve binanın harici gü- zelliğine halel getirmemek lâzımgeldiğinden bunla- rı telif etmek bir mesele olmuştur.

Tarsaya çıkmak için zemin katından asansörle 86 ıncı kata buradan da tekrar asansörler ile müşa- hedehanenin holüne çıkılmaktadır. Yanlarda kami- len cam kaplı iki salon vardır. Döşemeleri man- zarayı kâmilen görebilecek tarzda yapılmıştır.

Cenup ve şimal cepheleri de ayni tarzda inşa edil- miş olup ancak 1.2 m. genişliğindedir.

Ortadaki odadan bir merdiven ve asansörle son terasa çıkılır. Burası 101 inci kattır. Buradan 102 inci kata çıkılır. Caddeden 380 metre irtifadadır. Sahası 7,60 kutrunda bir dairedir. Etrafı 1,2 genişliğinde ve 40 kişi istiap edecek şekilde korkuluklu bir galeri halindedir.

Bu nihayet noktadaki (cihannüma) dan manza- ra dairenmadar 80 kilometreden daha uzaklara ka- dar görülmektedir. Üzeri 7,60 kutrunda köşeli bir kubbe ile örtülmüştür.

Kubbenin dahilinde balonların yanaşmalarına mahsus alât ve edevat yerleştirilecektir. Binanın zirvesini teşkil eden bu 60 metre irtifaındaki ma- denî kulenin tenviri çok güzeldir. Terasların etrafın- da 0,90 irtifaında ufkî ziyadar bantlar ile dört cep- hesi üzerinde bulunan şakulî cam şasiler güzel bir armoni yapmaktadırlar. Ve kubbenin içinde hari- ce ziya fışkıran sekiz fener mevcuttur.

Münteha kulenin inşaatı, çelik bir iskelettir. Ha- ricen camla kaplanmıştır. Heyeti umumiyesi takri- ben 60 metre irtifaında yirmli katlı bir binanın şek- line muadildir. İstinat ettiği mahal zeminden 320 metre irtifadadır.

Kulenin harici dört köşesinde kromlu çelikten mamul dekoratif bir mahiyet arzeden kanat şek- lindeki büyük motifler bu kısımları tezyin etmek- tedirler.

Bütün binada icrayi fiil eden bir sistem vantilâs- yon vardır. Isınmış su binaya, duhulünden evvel bü- yük tesiri haiz mesamattı kâğıtlarla teçhiz edilmiş filtrelerden tabiî cereyanına halel gelmeksizin geç- mektedir.

Teshin: Vazedilen radyatörlerin adedi 7.000 umu- mî radyatörlerin 22,700 metre murabbaı olduğu dü- şünülürse mevkii icraya konan teshin işinin vüs'ati anlaşılır. Bir kolon montan ile binayı teshin etmek düşünülmüş ise de imkân olmadığından bina dört şebekeye ayrılmıştır. Bu dört şebekenin her biri bir kolonla alimante edilmiştir. Az tazyikli bu kolon- ların her birinin kutru 25 inci kata kadar 0.60 metre- dir. Kolonların zati sikleti bir metre tulünde 45 kg.

dır. Ve insibat mafsallarının her biri iki ton sik- letindedir.

Radyotörler tamamen duvar kalınlıkları içine sak- lanmışlardır. Radyatörler kırmızı bakır tüplerden imal edilmişlerdir. Bu suretle odaların dahilinde bir çıkıntı mevcut değildir. Cepheden ajorlu birer (ka- che radiateur) ile saklanmışlardır. Şebeke otomatik bir surette çalışıydr. Sakinlerin tatlı ve tabiî bir ha- raret dahilinde bulunmalarmı temin ediyor. Bina- nın mutfakları ve lâvaboları için sıcak suyu temin maksadı ile istimli bir şebeke yapılmıştır

Yukarıda bahsettiğimiz tecdidi hava da, havayı ısıtmak için bir sistem kullanılmıştır. Ve binanın te- kâsüf sularını boşaltmak için bir tulumba teşkilâtı vücude getirilmiştir.

Zemin katının tertibinde, asansörlerin methalle- rinin kolay ve suhuletli olması düşünülmüştür. A- sansörlerin etrafında iki canibi kulvar (geçit) vü- cude getirilmiştir. Canibi methaller "S^^clerin üç- te ikisinde bulunuyor ve sokak methalleri geçitlerle iltisak ediyor. Bu suretle sokaktan asansörlere geç- mek, hiç bir karışıklığa meydan vermeden asgarî bir zaman ve mesafede kabil oluyor. Antre kapıla- rı dairevi şekilde tanburludur.

Hol güzel bir tona malik olan kırmızı damarlı gri Alman mermeri ile kaplanmıştır. Subasmanlar koyu renkte, üstleri açık gri mermer ile kaplıdır.

Yalnız mermerlerin renklerinin yaptığı armoni dü- şünülerek basit bir ahenk vücude getirilmiştir

Tavanlara, parlak maden ve gümüş kaplamalı ma- denî bant ve motifler ile talik edilerek kaplanmış- lardır.

Bu muhtelif renkli mermerlerin üzerine balkon, merdiven korkulukları, mağazaların vitrinlerini mu- hafaza eden korkuluklar gibi bir çok alüminyum- dan mamul madenî aksamın ilâvesi ile bir armoni vücude getirilmiştir.

Cadde üzerindeki mağazaların vitrinlerine nazarı dikkati calip bir ehemmiyet verebilmek için bina-

(33)

nın esas cephesinden 90 santimetre bir çıkıntı ya- den vitrinleri çerçiveliyen alüminyum bir korniş pılmış, bu suretle kârgir ayaklardan vitrini kur- vardır.

tarmak kabil olmuş. Ve cephe imtidadmca alûmin- Neticede Amerikan inşa tarzının bariz bir nümu- yum şasiler dahilinde kristal vitrinler yapılmıştır. nesi olan (Empire State Building) elyevm en yük- Antreler etrafında siyah granit (sokl)ların üzerin- sek bina rekorunu muhafaza etmektedir.

İş Bankası şubesi

M e r s i n

Mimar: Semih Rüstem İş Bankasının bir şubesi olarak yapılan bu bina Mersin de en işlek bir cadde üzerinde yap. Imıştır.

Binanın üstünde mevcut elektrikli « İ ş Bankası » yazısı denizden gözükmektedir.

Bina Mersinin diğer binaları gibi taştan yapılmıştır.

Merdinde taş bol ve çok yumuşak olduğun- dan ucuza mal olmakta, kolayca işlenilmektedir.

Bu sebepten Mersinde tuğla kollanılmaz.

Duvarların kalmlığ. 35 sant m, üst katta yirmi santimdir. Mersin taşları kalkerantrak denilen cinsten kireçli taşlardır.

Binanın betonarme kirişleri üzerine de taş taksimatı yapılarak binaya yekpare bir taş bina manzarası verilmiştir.

(34)

MİMAR -

Münip B. evi.

Nişantaşı

Mimar: H. Hüsnü

Nişantaşında, Güzel bahçe sokağında yeni te- şekkül etmekte olan mahallede inşa edilen bu ev 3 katlı dörder odalı bir apartman olarak dü- şünülmüş, fakat şimdilik ancak bodrum ile ze- min katı ikmal edilmiştir. Bu bina arsanın mü- saadesi nisbetinde hava ve ziyası bol, odaları, so- fa banyo, ve mutfağı gayet rahat ve kullanışlı olarak yapılmıştır.

(35)

Miinip bey evi. Zemin ve katlar pilûnı, bi- ikmal olunacağı zamanki cephesi

mikyas /: 200

Ş a m şehrinde yeni keşfedilen mozayikler

Yazân-Dr. H. Th. Bossert Terceme eden: Ahmet Adnlhı

Eustache de Lorey isminde bir Fransız ali- mi geçende Şam şehrindeki Omajade camisi- nin meşhur mozayiklerinin bir kısmını açmağa muvaffak olarak san'at ve san'at tarihi nokta- sından pek yüksek ehemmiyeti olan böyle bir eseri temaşa etmeye imkân verdi. Omajade c a - misi evvelden kilise idi. 706 senesinde halife bi- rinci Velit tarafından hıristiyanlardan alınarak camiye tahvil edildi. Sultan Velit bu kiliseyi muh-

teşem surette tezyin ettirdi ve Arap müellifleri bu camiye «dünyanın mucizesi» dediler.

Onuncu asırda bir Arap coğrafya şinası Omajada camisini tasvir ederken şöyle diyor:

«Bu cami bugün mevcut camilerin en güzelidir.

Zemini tamamen mermerle kaplanmış ve duvar- ları iki insan boyuna kadar -renkli rçermerle örtülmüştür. Bu irtifadan tavana kadar da ren- gârenk mozayiklerle süslüdür. Bu mozayiklerdo

(36)

pek müstesna, bir güzellik, incelik, emsalsiz bir içlilikle yapılmış ağaçlar, şehirler ve kitabeler tersim edilmiştir. Caminin duvarlarında her nevi ağaç ve hemen de her meşhur şehir görülmek- tedir.»»

Mozayiklerin plânını hazırlıyaıı ve onları tatbik eden san'atkârlarm isimleri meçhuldür.

Fakat bunların bir çoğunun her halde yerli Su- riyeli san'atkârlar olduğu ve aralar, naa Bizans- lılar da bulunduğu tahmin edilebilir. Hepsi de kurunu-ulâ nihayetleri uslûbu ile çalışan üstat- lar idi. San'at tarihi noktasından bu mozayikle- rin pek mühim oluşu şu sebeptendir: Mozayikler sekizinci asırda yapılmış olmasına rağmen kuru- nu-vustanin san'at ruhu bunlarda o kadar az hissediliyor ki, bir benzerini göstermek icap et- se, onları Milâdı-İsa asırlarmdaki, yahut ta Mi- lâttan sonra ilk asırlardaki, klâsik resimler ve mozayikler; meselâ ikinci ve üçüncü üslûptaki Pompei nakışları, Livia kasrındaki bahçe tasvir- leri veya Filistinin İskender devrine mahsus ru- hu yaşatan zemin tezyinatı meyanında saymak lâzımgelir. Kurusu-vusta san'atinde yalnız man- zaradan mürekkep eserler hiç yoktur.

Bu mozayiklerin o zaman ilk devirlerinde bulunan İslâm san'ati ile hiç bir münasebeti yoktur. Bunlar olsa olsa insan tasvirlerinden iç-

tinap noktasından islâm san'ati ile münasebet- tar görülebilir. Buna mukabil ise dünyevî Bizans san'atine dair bize bir fikir verebiliyorlar, şim- diye kadar bilmediğimizi bize öğretiyorlar. Bil- hassa sekizinci asırda başlıyan vâsi resim rağbe- ti her halde hıristiyan san'atkârlarm: zararsız, bitaraf motifler aramağa mecbur etmiş olmalı- dır ki bu iki motoflerin en güzelleri ve en -kolay bulunanları kurunu-ulânm dekorasyon ve man- zara resimlerinde idi. İşte Bizans san'atkârları büyük bir gayretle o zaman mevcutları çokça o- lan kurunu-ulâ abidelerinde model ve nümuııe anyarak Bizans san'atinde bir rönesans ihdas et- miş elmalılar ki, bunun da misalini Şam şehrin- deki mozayklerde görüyorüz.

Tasvir edilen binaların bazılarında o zaman- lar mevcut olan kurunu-ulâ sonlarına ait âbide- lerin izleri mevcut olduğundan şüphe edilemez.

Maamafih öyle Arap coğrafya şinasının dediği gibi hatta şehirlerin de aynen tasvir edilmiş ol-

(37)

duğu doğru değildir. Böyle bir şey sekizinci asır- da yoktur. 1 numaralı resimde görüldüğü üzere iki servi ağacı arasına üstüste ve içiçe geçirilmiş, dikilitaşa benzer mebani her halde hakikatte mevcut bir nümuneden alınmış olamaz. Bunda daha ziyade sahne mimarının ve tiyatro ressa- mının tesiri görünüyor. Nitekim bunlar esasen klâsik dekorasyon ressamlığında da mühim bir rol oynamışlardır. 2 numaralı resimde yarım da- ire şeklindeki yapının önündeki binada olduğu gibi ön plândaki eşyayı seyircinin daha uzak görmesi icap eden eşyadan daha küçük gösteren

ters perspektifler ise tiyatro ressamlığından t?

hassül etmiş olamaz. Bunlarda başlıyan kurunu- vustanm san'at eserleri ile karşı karşıya bulun- duğumuzu hatırlatıyor.

Cam, güneş, altın ve muhtelif kireç taşla- rından mürekkep kırk renk içinde bu temizlen- miş mozayikler bugün yapılmış gibi yeni duru- yorlar. Temenni edilir ki De Lorey icap eden pa- rayı bulsun da henüz sıva ile kaplı duran mü- tebaki mozayikleri de açsın ve san'at eserleri bi- ze tekmil heyeti ile tesir etsinler.

(38)

Temellerde toprak

tazyikına dair

Mühendis: M. Enver

Bu makalenin esas maksadı murabbaî veya müstatilî, dairevî veya müseddesi radye temel- lerde tekevvün eden azamî toprak tazyikini hesap için şimdiye kadar kullanılan bir takım karışık hesaplara nazaran daha sâlim taraftan neticeler veren son derecede basit ve seri bir usul vermektir.. Usul herhangi büyüklükteki bir temele tatbik edilebilir ve yumuşak tahtezze- mine nakledilen şakulî hamule (rüzgâr tazyiki veya diğer bir sebeple) temel sathının merkez sikle tinden kaçtığı zaman bilhassa kabili tat- biktir. Bu gibi meseleler başlıca baca temelle- rinde, çamurlu arazide binaları taşıyan radye temllerde, ve bir istikamette rüzgâr tazyikmdan ve diğer istikamette tirenin ray üzerindeki h a - reketinden mütevellit ufkî kuvvetlere maruz köprü ayaklarında ve diğer bir çok ahvalde meydana gelir.

Takdim edilen usulün hususî bir hale tat- biki gayet basittir, ve murabbaî veya müstatilî kaide halinde her hangi bir cetvele ihtiyaç hissettirmez. Dairevî veya müseddes kaide h â - linde, müstatilî kaide için müstamel formüller bir mazrup vasıtasile istimal edilebilir. Bu maz- rup cetvel I de verilmiştir.

Usulü muhassalanın şakulî mürekkebi ta- rafından meydana getirilen azamî toprak taz- yikile iştiğal eder. Ufkî mürekkepten mütevellit kayma tesiri şüphesiz ayrıca nazarı itibara alın- malıdır. Şurası da nazarı itibara alınmalıdır ki, bu usul yalnız killi, dozlu, (kumlu ve plâstik sulp haline gelmiş yumuşak topraktan ibaret ve kazıklar üzerine istinat yerine münteşir te- mel şekli tercih edildiği ve yahut temel ayağı sert kayaya kadar indirilemediği ahvaldeki mahmul zeminlere aittir.

kariler kullanılan tabirlere alışık olmakla beraber bunlardan bazılarını dakik olarak ver- mek lâzımdır:

(1) bir Elâstik cisim, mutat veçhile, geril- meleri tağyir şekillerle mütenasip olan cisim diye tarif edilir. Bu suretle, eğer bir mahmul zemin elâstikî ise, bir muayyen tazyik hamulesi mütenasip bir tazyik tağyir şeklile müterafik

olacak, ve eğer tazyik biraz refedilirse, bununla mebsusten mütenasip olarak tağyir şekilde m ü - tenazır bir tenezzül hâsıl olacaktır.

(2) Bir plâstik cisim, verilen bir tağyir şekil için muayyen bir hamuleye dayanan, ve fakat hamule refedilince orijinal şekline d ö n - miyen cisim diye tarif edilebilir. Mahdut bir gerilmiye kadar plâstik cisim, ilk tağyir şekil hâsıl olduktan sonra kabili müşahede daha fazla bir tağyir şekil olmaksızın tatbik edilen hamuleye müsavi bir aksi tesir hâsıl eder f a r - zedilebilir. Bu gibi tağyir şekiller hamule ile makis olmakla beraber onunla mebsuten mütenasip değildir. Bu mahdut tazyikten sonra plâstik cisim bir lüzuci mayi halini arzeder.

İşte toprağın bir plâstik cisim olduğu esa- sına göre elde edilen usule [plâstik m e t o t ] tesmi- ye edilmiştir. Bu '^sulün tatbiki için şu iki nis- beti elde etmek lâzımdır:

ŞM

(1) Anilmerkezlik nisbeti — Şekil 1 de X X hattı temel kaidesinin tenazur hattını gösteri.- yor. Bu hat murabba veya mustatil halinde muvazi dılıların ortalarım vasleden mihver, daire halinde kutur, altı köşeli kaide halinde

(39)

dılılardan veya reslerden birisi etrafında dev- retmeğe sai olduğuna göre, karşılıklı dılıların ortalarını vasleden hat veya karşılıklı resleri vasleden kuturdur. P ile yapıdan ve temel kit- lesinden mütevellit ölü sikleti gösterelim. Bu siklet, en basit halde sathın merkez sikletinden geçer ve şakulî ve aşağıya müteveccihtir. H ile rüzgâr veya diğer bir sebepten mütevellit olarak temelin kaidesinden itibaren h irtifamda tesir eden ufkî kuvveti gösterelim. Bu kuvvetten mü- tevellit anı M ile gösterirsek M=H.h yazabliiriz.

X X tenazur mihverinin tulüne b dersek P sik- letinin andan mütevellit tebdil mevzii e.b olur.

(e anilmerkezlik nisbeti olmak üzere) müşabih müselleslerden

e. b H . . = — yahut ( 1> P 3

H. lı P. I>=

M P. I»

olur. Diğer ahvalde anilmerkezlik nisbeti ter- simat ile ve yahut bütün kuvvetlerin münasip bir noktaya göre anları alınarak muhassalanın merkez sikletten tebdil mevzii bulunarak elde edilebilir.

(2) Tebdili mevzi nisbeti — Azamî toprak tazyikini bulmak için evvelâ bu nisbet bulunur.

Tebdili mevzi nisbeti hâsılanın tenazür mihveri üzerinde ayırdığı parçalardan büyüğünün kü- çüğüne nisbetidir. Bu nisbeti U ile gösterelim.

şekil 1 den

ideli temeller için, hasıla karşılıklı dılıların or- tasını vasleden mihver üzerine düştüğüne göre, azamî toprak tazyiki:

p = U.f ( 0

ile gösterilebilir. Meselâ hâsıla sülüs noktası V, ı/u

üzerine düşse U = — — = 2 ve azamî taz- 4 — '6

yik p = 2 f olur.

U.f kıymeti, kaide sathı hududu dahilinde kalmak üzere, muhassalanın vasat sülüs dahi- linde veya hricindeki bütün mevkileri için te- mel kaidesinde tevellüt eden nazarı azamî ge- rilme kıymetidir. Bununla beraber (biraz sonra gösterileceği veçhile) hakikî azamî gerilme na- zarî azamî gerilmeden az çok dun olsa gerektir.

Eğer hasıla mustatili kaidede tenazür mih- veri üzerinde olmıyan bir noktaya düşerse iki tebdili mevzi nisbeti hesap etmek lâzımdır. Bu iki nisbetin hasılı zarbı vasatî gerilme ile zarbe- dilirse nazarî azamî toprak tazyiki bulunur.

Bu suretle şekil 2 de görüldüğü gibi ABCD müs- tatil bir temelin plânı ve P de ölü raklet hasıla- sının bu plân üzerindeki mevkii olsun. Bu P noktasının X X mihveri üzerinde e.,. b kadar ve YY mihveri üzerinde W2.,b kadar tebdili mevzi etmiş olsun, ohalde

u,=-

t *

ŞekH 2

rirsek f =

gösterelim, şu halde murabbai veya mustatil ka- b / 2 — e . b "i — e Müstatil kaideler için azamî gerilme — F ile kaide mesahai sathtyesini ve f ile temel blo- ku ve toprak arasındaki vasatî tazyiki göste-

P

: -jj- olur. p ile azamî toprak tazyikini

ve azamî toprak tazyiki D köşesinde tevellüt eder ve

P = ül. ü , . f (2)

formülile verilir.

Değirmi ve altı köşeli kaideler için azami tazyik — Ayni hesap tarzı bütün mütenazır şe- killere kabili tatbiktir. Fakat müstatil halinde tenazur hattı üzerindeki bir noktaya tekabül eden temel arzı sabit olduğu halde, dairevî veya altı köşeli makta halinde bir uçtan diğer uca*

doğru arz tahavvül eder, ve bunun neticesi ola- rak şekil 1 eki GBE gerilme hattının meylinin tahavvülâtının derecesini epice değiştirir. Bu- nunla beraber, mütehavvil arzın meydana ge- tirdiği bu tesirat hesap edilebilir, ve azami ge- rilme muadelesi

c. U. f . (3)

şeklinde yazılmakla usul yine cari olur. U nun kıymeti bütün hallerde, hasılanın tenazür mihveri üzerindeki tebdil mevzii bulunarak el- de olunur. Ondan sonra U nun herhangi bir hu-

(40)

MİMAR

susî kıymetine tekabül eden C nin k.ymeti cet- vel 1 den alınabilir. Bu suretle faraza üstüvanî tmel blokları için tebdili mevzi nisbeti U 3.00 olduğuna göre c = 1.52 ve buradan azami nazarî gerilme = 1.52 X 3.0 X f = 4.6 X vasatî gerilme olarak bulunur. Değir- mi bir maktada hasıla kutrun dörtte biri

6/s 2

üzerine düşerse U = ' — = 1 — olur. Cetvelden /8 3

• c .= 1.200 bulunur ve azami gerilme X 1.2 X f = 2 vasati gerilme ö

olur. U = 2.5 olduğuna göre bir dıl'ı etrafında devrilmeğe sayyeden altı köşeli kaide halinde azamî gerilme 1.23 X 2.5 X f = 8.1 f mikta- rını tecavüz edemiyecek, ve bir resi etrafında dönmeğe tayyederse 1.89 X 2.5 X f = 4.7 f miktarını tecaüz edemiyecektir.

Nazarî ve amelî mülâhazalar — Şekil bir- eki GBE hattı tek bir muadele ile iş'aı- edilen namütenahi-miktarda münhanilrden keyfimat- tefak birisidir. Bu münhanilerden her hangi birisi, temel bloku altında tevezzü eden tatbik- lere4 ait iki esas faraziyeyi tahkik etmek has- sasına maliktir:

Faraziye I. Mecmu şakulî siklet, blok al- tındaki sathın unsurlarına icrayı tesir eden aksi tesirlerin mecmuuna müsavi olacaktır.

Faraziye II. Hasılanın kaideyi katettiği noktadan geçip tenazur mihverine amut olan hatta nazaran, bir tarafında kalan toprak aksi tesirlerinin anı, diğer tarafında kalan aksi te- sirlerin anına müsai olacaktır.

Usule ait riyazî ispat bu esas faraziyelere istinat etmektedir, c madrubu bu faraziyeleri tahkik eden ve Prof. Griffith ve Esling tarafın- dan verilen muadeleden çıkarılmiştir.

Bu makalede verilen usulü amelî noktai nazardan Jüstifier etmek için, plâstik cisim üzerine oturan bir radye temelin altında te- vezzü eden gerilmelerin hakikaten bir münhanî hatla iş'ar edilebileceği iddiasını ve bu usulün ansak sâlim taraftan hatalı olduğunu iddiasını ispat etmek lâzımdır. Bunun için her şeyden evel, hattı müstakim tatbik tevezzüü faraziye- sinin istinat ettiği esasları tetkik etmek lâzım- dır.

a) Elastik Metot. Tetkikat neticesinde gö- rülüyor ki hattı müstakim kabulü yalmz zemi- nin bir elâstik (tabirin mutat manasile) cisim olduğu, yani gerilme ile tağyir şeklin mebsuten mütenasip olduğu faraziyesine müstenittir. Bu suretle eğer, bir müstatil radye temelin alt sat-

lilâtsik metoda nazaran tazyikin sureti intişarı

-'»w*?

Plâstik metoda nazaran tazyikin sureti intişarı

İki haldeki tazyik sureti intişarlarının mukayesesi

Referanslar

Benzer Belgeler

Muhakkak ki Rusyada inşa edi- lecek muazzam komünist saray ne, Seba melike d Belkısın sarayına, ııe de büyük Daranın ika- metgâhına benziyecektir, O halde san'atkârın

Yapıl- makta oldn inkilâp yalnız şehirlerde değil, doğrudan doğruya bir hars ve medeniyet inkı- lâbı olduğu için düşünüldüğü gibi, meselâ 12 inci ve 14 inci

Yapıl- makta oldn inkilâp yalnız şehirlerde değil, doğrudan doğruya bir hars ve medeniyet inkı- lâbı olduğu için düşünüldüğü gibi, meselâ 12 inci ve 14 inci

Artık hikâyeden murat ne olursa ol- sun hangi bir düşünüş ve maksadı izaha matuf bu- lunursa bulunsun, yeter ki san'atkâr matyere bu kudreti, bu dispozisyonu verebilsin ve senobizm

sunu beğendim. Gayet mevzun ve ahenkli omuz- ların üstüne fevkalâde zarif bir itina ile oturtul- muş küçücük başı, ince belinden aşağı taşan kalçaları ve ona tezat

boşaltabilen şeydir. Sevilecek şeyler insanların dimağî inkişaflarına, asabî kudretlerine tâbidir. Muayyen ve cazip bir ideali olanlar için sevile- bilecek şeylerin kadrosu

Harabe- nin etrafa serilmiş taşları, bu kül rengi yer, b u kül rengi dağlar insanın kalbini

(Hoço) şehri.. Köşelerinde yuvarlak burçları vardır. Şimal kaidesinde burçların adedi altı ve cenupta burçların sayısı beş tanedir. Her iki tara- fın burçları