• Sonuç bulunamadı

AYLIK MECMUA MİMAR

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "AYLIK MECMUA MİMAR"

Copied!
35
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

S. Rüstem B. Köşkü - Adana. Mimar Semih RUstem.

m ^ ^ ^

M İ M A R

A Y L I K M E C M U A

İ K İ N C İ S E N E N İ S A N 1 9 3 2 Fİ A T I 1 LİRA

(2)

M İ M A R

A Y L I K M E C M U A

İ S T A N B U L - A N A D O L U H A N No. 2 0 . T E L E F O N : 2 1 3 0 7

S E N E : 2

S A Y I : 4

N İ S A N

1 9 3 2 S A Y I S I : 1 , A L T I A Y L I Ğ I : 6 , S E N E L İ Ğ İ : 1 2 L İ R A D I R E C N E B İ M E M L E K E T L E R İ Ç İ N S E N E L İ Ğ İ 6 D O L A R D I R

Yeni sanat

Mimar

Aptullah Ziya - Adana

Bütün cihan mimarlarının yeni bir san alı ortaya koydukları muhakkak. Biz —ve bizim

•eviyenıizdeki milletler— belki bu saıı'ntin he- nüz etüdile meşgulüz, fakat Rusya. Almanya, Holaııda gibi milletlerin de bu san'atta orijinal ve kuvveUi san at eserleri ibda ettiklerini de inkâr edemeyiz. ^ eni saıı'atı bir ekonomi, çe- lik ve be'.oıı işi zannedenler çok aldanıyorlar.

\eııi san atın, eski san'atın dejenere olmuş bir

istihalesi oldıığıııııı iddia etmekle, yeııi san atin hakiki karakterde karşılaşmadan bir kaç isim- siz mimarın yaptığı e-erleriıı fotoğraflarından yeni san at hakkında fikir alınmış oluyor. \ir- miııci asırdaki malzeme ile. yirminci asırdaki içtimai yaşayış tarzile, gökte tayyareler, deniz- de tahtelbahirler baş döndürücü bir süratle gi- derken. Mısırlı fellâhın Mabudüuii düşünerek yaptığı Ivarnakdaıı fikir ve san at alanııyaca-

(3)

ğııııız gibi: taş ve tahtadan başka elinde inşaat malzemesi olmayan Yunanlının yine Allahma tapmak için yaptığı Akropolündün ve cihana azamet ve servetini göstermek isleyen Romalı- nın taşlarını bir Çiııli ıuinyatürcü gibi delik de- şik ettiği Vesta mabedinden, Türkün Camisin- den, çeşmesinden motif alarak bu asırda saıı'at c-eri yapılamaz.

Hakikî saıı'at eseri eskilerin taklidile, is- tillere itaat ile olamaz. Hakiki san atkâr asrın ihtiyaçlarını, içtimai zevklerini gören ve ibda edeıı saıı'atkârdır. Eskileri taklit eden saıı'at- kâr , şarkın minyatür üzerinde bir nakkaş gibi iğne ııcile çalışan ve saıı'at kıymeti, sar- 1'e'tt.iği senelerle ölçülen tezhipçisile ayııi ayar- dadır.

:Eski saıı'ati taklit, etmeği mimarlar de- nediler. Vignoliıı muayyen ölçüleri, baş- lıklı dört sülunlu, ve kemerlerde apartmanlar, bankalar, çeşme ve mezar taşı motiflerde si- nemalar ve oteller yapmağa çalıştılar. Bu ça- lışma tarzı derhal semeresini ( ! ? ) verdi. Mü- hendisler de ellerinde fotoğraf makineleri me-

zarlıkları, camileri, mabetleri dolaştılar. Vyııi taşçıya, ayni kartonpiyerciye, ayni motifleri ıs- marladılar. Mimar unutuldu, mimarın ismi kay- boldu, mimarları birer desinalör şeklinde kul-

lanmağa başladılar. Mesleğin uğradığı felâ- keti ilk evvel sezen Avrupalı mimar, hakiki mimarı, hakiki saıı'ati meydana koymağa mec- bur oldu. İstihfaf edilen yeııi saıı'at (Mimar) kelimesini kurtardı.

Bugün mimarın bir kıyme.li vardır. Mı- sırlı mimar Karııak mabedini yaparken, fel- lâlıııı allalıına giderken duyacağı hisleri ve ona duyurmak istediği çeyleri düşündü ve muvaf- fak oldu. Yunanlı mimar keza elindeki mal- zemeyi ve mabetlerinde vereceği tesiri düşün- dü ve muvaffak oldu. Türk mimarı camisinde, hamamında, sebilinde çok muvaffak oldu. Yu- nanlı, Mısırlıdan, Romalı, Yunanlıdan, Türk, Araplaıı bir şeyler gördü, fakat taklit etmedi.

Taklit edeıı 011 dokuzuncu asrın mimarı ölmüştür. Bu gün yeni bir saıı'at doğuyor. Şüp- hesiz ki daha tanıamile mevkiine geçmemiştir.

Bütiin hâkimiyeti ve saltaııatile, giizelliğüa gö- zükmedi. Bu yeııi san'atın cılızlığından, kan- sızlığından değil, henüz pek küçük olmasından-

dır. Yeni saıı'at yürüyecek ilerliyecekdir. As- rımızda insanların teması bir kaç bin kilomet- relik meiafeler dahilinde mahsur kalmadığın- dan, tıpkı Mısır, Yunan, Türk mimari saıı'ati gibi bir yirminci asır saıı'ati ve mimarisi mey- dana gelecektir.

(4)

1^ 937

j m

İzzet bey evi. Maçka

P r o j e : M i m a r S a i m T a t b i k : Mtlh. Alguadiç

Umuıni vaziyet ve program: Arsa bir taralı kapalı, bir yanı ile arkasında bahçe- si mevcut ve esas cephe cadde üzerindedir.

Antre caddeden biraz girintili olarak tan- zim edilmiştir. Antreden bir vestiyere buradan da hole girilir. Hol üzerinde kat merdiveni ile salonun kemeri ve yemek odası kapısı toplanmaktadır.

Arka cephede yemek salonundan bir taraşa çıkılmaktadır. Birinci katta geniş bir sofa üzerinde dört yatak odası, banyo ve belâ var.

Binanın plânı zengin ve ferahtır.

Cephede ufki hatlar hâkim olmakta ve ahengi temin etmektedir.

(5)

İzzet bey evi. Maçka — Sokaktan görimiiş ı>e kat pilanlan.

(6)

İzzet Bey ev i - Maçka Holden salon ve yemek otlularının göniniişii.

(7)

Mimar Sedat Hakkı Bu villâ Ankara'da Çankaya civarında inşa edilmiştir. Arazi Ankara'ya doğru meyillidir.

Anlcaraya doğru güzel bir manzarası vardır.

Villâda bir zemin katı üzerinde iki kat vardır.

Zemin katı hizmet odalarını ihtiva etmektedir, (Mutfak, kiler, hizmetçi odaları, W.C. vesaire) ve irtifaı 2,60 dır. Birinci kat e;as oturma ka- ildir, Bir kaç basamakla bir methale girilir.

Methalin bir yanında garclrop iîe halâ ve mer- diven, diğer tarafta caloıı kapısı vardır. Salon ve yemek odası manzara tarafuıdadır. Buııuıı için bu taraflarda açıklık çoktur. Yemek oda- sı ile salonun önünde bir caııılı tarao vardır.

S:c:ık havalarda burada da oturulabilir. Salo- nun sokak yani şark tarafında da penceresi çokiuır. Kışın burada her zaman giiııeş var- dır.

İkinci katta 3 yatak odası vardır. Her o- danın bir yerli dolabı vardır. Odalar sabah güneşi alırlar ve manzara tarafına mütevec- cihtirler. Merdiven başında çatı arasına çık- mak için bir kapak vardır.

Bu binanın henüz kaloriferi yoktur. Odalar soba ile ısıtılır, salona bir şömine yapılacaktır.

(8)

Ar. Paşa villâsı Ankara.

On v e yan ccplıcler.

(9)

S H H E l f e

N. Ihışu villâsı. A likanı.

Oıı ceplıc î'ı; ki,t pilımb.m.

(10)

N. p a ş a villâsı. Ankara. M i m a r S e d a t H a k k ı

(11)
(12)

»

(13)
(14)

Zemin kal duvarları Ankara taşıdır, ve diiz ıııer'i olarak bırakılmış ve kırmızıdır. Bi- rinci ikinci katın döşemesi beton armçdir. Ha- rici duvarları İVa luğla kalınlığındadır. Çatı örtüsü eternittir.

Biııa haricen gayet renkli olarak düşü- nülmüştür. Kapaklar kırmızıdır. Saçak altları kırınızı ve siyahtır. Bunun sayesinde binaya bir tatlılık ve şenlik verilmeğe çalışılmıştır.

Ankara'da yapılan binaların kuvvetli renklere ihtiyaçları vardır. Oradaki kuvvetli güne-in zi- yası altında ince renk nüansları dayanmıyor, ve sönük duruyor. Bunun içindir ki yeni yapılan

evlerin bir çoğu bu kadar cansız bir manzara arzetmektedirler. Eski Ankara evlerinde buna karşı gayet parlak renkler bulmuşlardır. Çan- kaya ve Keçiöreııdeki evler kırmızı, mavi ye- şil gibi kuvvetli renklerle boyanmışlardır, ve o civardaki ciddi arazi ortasında birer çiçek gibi dururlar. Bu köşkler ekseriya bir zemin katı, ve bir üst kattan ibarettir. Alt kat taşta 11- landır, üst kat ahşap iskelet üzerine ıııer'i veya sıvalı tuğladır. Renkler ahşap kısımların, tuğlaların taşların arasındaki derzlerin üzerin- den konmuştur. Sıva kısımlarının üzerinde de ekseriya beıiı beyaz bir badana vardır.

(15)

Mimar: Semih Rüstem Adana

Bir Mimar ikametgâhı

Adana'da ıızuıı zamaıulanberi mesken buh- ranı vardır. Buııa rağmen şehirde esaslı bir in- şaat faaliyeti yoktu ve yapılan binalar da eski ıısııl ve sistemi muhafaza etmekte idiler.

Ancak bir kaç senedenberi Aclana'cla, gü- zel binalar yapılmakta olduğunu görüyoruz,

©unlardan biri de yukarıda resimlerini gör- düğümüz mimar Semih Rüstem'iıı kendisi için inşa ettiği villâdır.

'Bugün istasyon ile, şehir arasında yeni teşekkül etmekte olan mahallede, cadde üze-

rinde bir arsaya iıışa edilmiştir. "ı Bina caddeden oldukça geride inşa edil-

miştir.

Esas cephe caddeye muvazi bir şekilde- dir. Bu cephenin ortasına tesadüf eden içerlek bir antreden, bir kaç basamakla bole girili- yor. Solda bir gardrop. karşıda da kat merdi- veni vardır.

Holün sol tarafında büro, sağda salon, sa- lonun arka tarafında da yemek salonu bıılunu- yor.

Mutfak, kiler, ve müştemilâtı salona mut- tasıl olarak ve bütün servisi bir arada toplaya- rak tertip edilmiştir. Mutfağın arka tarafında bir lıziıiıelçi odası vardır. Çalışına odasının ar- ka tarafında, misafir için. yatak odası ve ya- nında bir halâ vardır,

(16)
(17)

S. Riistem B. kaşkii. Adana Caddeden göriiniiş ve kat .':

pilânları.

Misafire n i r yatak otlası evin uıııuıııi ha- yatından iyi bir suretle ayrılmıştır. Birinci ka- ta boldeki merdivenle çıkılıyor. Birinci kal ya- tak odalarına tahsis edilmiştir.

Bu villâ iki kaili yatık bir binadır. Çatı diiz taraştır. Esas kitle ile, motiflerin ahengi ufki hatlar ile tesis edilmiştir. Balkon ve pen- cere parmaklıkları ve pencerelerin ahşap tak- simatı bıı ufki ahengi itmam ediyor.

çEztrvr/' &>nj.KoNtJ

(18)

Mimar Sinan ve Ekolü

Bu fani çekil âleminde bir asırlık ömürden sonra ebediyete intikal ederek cihan saıı'at ve medeniyet tarihine mal olaıı Mimar Sinan'ın ah- fada yadigâr bıraktığı güzel eserler pek çok- tur. Muazzam abidelerde ölmez bir nam bıra- kan ve her türlü methü sitayişten müstağni, kalacak olan büyük saıı'atkârm yaptığı muhte- lif eserler üç yüzü mütecavizdir. Şimdiye ka-

Mimar B. O. Celâl

dar hakkında bazı yanlarla beraber eserleri- nin müfredatı da yazıldı. Bunun için biz burada tekrara lü/.uııı görmedik. Yalnız şunu söylü- yelim ki bu kadar çok eser inşa etmek mimari tarihinde pek ender saıı'atkâra nasip olmuş bir bahtiyarlıktır. XVIıııcı ve XVIinci asırlarda Si-

nan'ın açtığı çığırla (kuvvetli karakter itibarile) Türk mimarisi gerek konstriiksiyon ve teknik,

(19)

gerek güzel san allar ııoktai nazarından en yük- sek tekâmül devresini göstermiştir. Binaenaleyh l)u devri başlı haşıııa bir Sinan ekolü olarak ka- bul etmek lâzımdır. Çünkü bu inek • tep kendisinden sonra yetiştirdiği talebeler ta- rafından devanı ettirilmiş olmakla beraber sa- dece Osmanlı hudutları dahiline münhasır kal- mamış, hariçle dahi semereler vermiş eıerler ibda etmiştir.

Graıı Moğollar devrinde Babiir Şalı tara- fından davet edilen ve Sinan'ın çok değerli tale- belerinden muallim Yusuf'un maiyetinde Hin- distan'a giden san'atkârlar Delhi, Ağra, Kişıııir ve Lâhur şehirlerinde kaleler, saraylar, cami- ler, türbeler hulâsa bir çok ezerler vücude ge- lirdiler. Ağrada Tac Malıal'm inşasını bir kon- kur neticesinde kazanan İsa Mehmet bir Türk mimaridi. Meşhur Cilıaııabad'ın imarında Türk mimarları pek çok çalışmıştır. Ahmelabattaki Nur Malıalin kubbesinin inşası için Osmanlı pa- dişahlarından Dördüncü Melııret tarafından Şah Cihana bir Türk mimarının gönderildiğini Hammer tarihi yazıyor.

Cihan Müslüman mimarisini tetkik eden (Art Mıifsulmane) müellifi: (XVI)ıncı asırda Si- nan mektebinin yetiştirdiği Türk mimarlarının

Hint ısaıı'atı üzerinde çok mühim ve bariz tesirleri görülmüştür. Şüphesiz ki Türk saıı'atkârları ken- di memleketlerinden daha zengin bir saha bul- dukları cihetle çok daha geniş bir program ile çalıştılar ve şaheserler meydana getirdiler.) di- yor ve sonra kitabında Ecole ottomane diye ayır- dığı kısmın hülâsasında da (Görüyoruz ki Os- manlılar tarafından inşa edilen moııumental e. erler siyasi mevcudiyetlerinin başlangıcında.ı itibaren muntazam bir '.eyir ile devanı e'.nıiş ve bütün tezahüratının tetkiki istifadeye şayan mü- tekâmil bir saıı'at olmuştur. Ne yazık ki bilâ- hare l)u saıı'ata XVIII iııci asrın piç mimarisi ııiıı cidden bayağı ve yabancı unsurları karış- tırılmıştır.) diyerek o zamana kadar salim bir seyir takip eden sade, fakat teknik ve eleman iti barile çok zengin ve kudretli olan Türk saıı'- atiııin bu fena tezahüratına hayfleniyor. Fil- hakika mütenasip, mevzun endamlı geııc baki-

reler kadar saf ve kasvetsiz olaıı o cazip mima- ri yine o devirlerin züyüf akçesi, kalp mangır- ları gibi tağşiş edildi ve bozuldu.

İşte bu Sinan mektebinin iııdirasa doğru ilk gidişiydi. O devrin psikolojisini tetkik mes- lekim haricinde olduğundan tabii bir şey söy- liycmiyeceğim. Yalnız kanaatimce o zaman mü- nasebetsiz bir yenileşmek, programsız ve pren- sipsiz sersemce bir röııesans üzenişi hulâsa ta- rihin hiç affedemiyeceği bir hars ve milliyet ihmalkârlığı daha doğrusu şümullü bir cehalet güzel Türk saıı'atiniıı tabii seyrini durdurdu.

Bu fena akıbetin amillerini yukarda arzelliğiııı garpli müellif le şöyle tayin ediyor. (İtiraf etmek lâzımdır ki Osmanlı Sultanlarının ve ri- calinin Avrupa'dan çağırdıkları sanatkârların aciz ve cehaletleri yüzünden Türk saıı'ati seri bir dekadaııs ile veçhesini değiştirdi. Eğer ozanımı celbedileıı san'atkârlar yüksek ve değerli ol- sa idiler Türk mimarisi şüphesiz daha az muta- zarrır olurdu.)

Türk mimarisinin karakterini sadece kub- be, kemer, kolon ve çini telâkki edenler hâvide olmuş Sinan mimarisi diye yarı istiğııalı yarı istihfafh nazarlarla bakıyorlar. Fakat Hayret- tin, bilhassa Sinan, Kasını ve ilâ... mimarisi daha doğrusu Türk mimarisi diyip le geçil- mesin. Meslektaşlarını takdir ederler ki Si- nan ile \eni ve geniş bir devir açaıı ve bir haıı\- lecle insana kolayca taklit edilebileceği ümidi- ni veıeıı Türk mimarisi Gotik ve Rönesans üs- lûplarında cepheleri dolduran, kemerleri, ko- lonları, hatta kubbeleri süsliyeıı o orııenıaıı ve dekorasyon kesafetine, bolluğuna mukabil as- rın mimarisini yapabilecek kadar sade olması- na rağmen her bileğin kıvıramıyacağı kadar çetiıı birer saıı'at eserleridir.

Sinan ve arkadaşları garple gelmiş olsay- dılar haklarında ciltlerce eserler yazılırdı. Mo nümanlarıııın muhtelif ve müteaddit relöveleri yapılırdı. Maalesef şimdiye kadar onları ka- musuna bile kaydetmiyeıı kadirnaşinas ahfadı bunu ihmal etmişse cihaıı saıı'at ve me- deniyeti önünde onlar kendi kendilerinin eıı muazzam ve mutena abidelerini ellerde dik- mişlerdir.

(20)

Mimar Sinanın Bolvadındaki eserleri

Mimar Süreyya

Bolvadin kazası eski İstanbul Suriye cad- desi üzerinde Afyon vilâyetinin zengin bir ka- zasıdır. Burada Kanuni Süleyman Ha- nın veziri azamı Rüstem Paşa tarafından bir cami, bir lıamanı, bir çeşme yaptırılmıştır. Ev- liya Çelebi seyahatnamesinde Bolvadinden bah- sederken şöyle der:

"Camilerinden Riistem Paşa camisi Sü- leyman Hanın veziri camisi olmağla Mimar Sinan binasıdır, ruşeıı mabeddir.,,

Cami zelzeleden yılalmıştır, hamam el an kullanılmaktadır, çeşme de yıkılmıştır, yalnız kitabesi kalmıştır. Bolvadin Çarşı camisi son cemaat yeri temelinde bulunmaktadır.

Bu sırada yapıldığı kitabesinden anlaşılan Bolvadin İslıaklı arasındaki Kırkgöz köprüsü

de Mimar Sinanın eseri olmak tabiidir. Kanu- ninin Bağdat seferine hazırlık olmak üzere köp- rü iıııar edilmiş ve Kanuni ordusu ile buradan geçmiştir. Buııu işaret edeıı köprü kitabesi ye- rinden düşmüş ve son zamanlarda Afyon Asarı atika deposuna kaldırılmıştır, .

Kırk göz köprüsü Eber gölü bataklıkları kenarında ve 64 gözden ibaret muazzam bir köprüdür, iki kısımdır, çok eski olan cenup kısmı Akarayç'm mecrasını değiştirmesi yü- zünden yatak haricinde kalmış ve Kanuni dev- rinde şimal kısmı ilâve edilmiştir. Kırk Göz köprüsünün ancak yarısı Mimar Sinan tarafın- dan yapılmış demektir. Son istiklâl harbinde Yunan ordusu çekilirken köprünün 4-5 gözünü tahrip etmiştir.

Mimar Sinan

Sinanın huzuruutlayız... Onu memleket ve saıı'at namına hürmetle selâmlar, ona insani- yet ve medeniyet namına arzı şükran eyleriz.

Sina ıı ölümünün, bugün, üç yüz kırk clör- düııcü yılı. Ben bugüne, Sinan yüz sene yaşa- dığına göre, Sinan doğumunun dört yüz kırk

Mimar Şevki

dördüncü yıl dönümü demeği daha doğru bu- luyorum. Çüııkü:

Evvelâ: Sinan, yalnız sıhhat ve saffetin dehâsıdır, ölemez !..

Saniyen: Sinan, ne görüşülmüş, ııe ta- nıııılmıştır, öldüğü kabul edilemez!..

(21)

Salisen: Sinan bizzat ölümü kabul et- memiştir, öldürülemez!..

Sinan türbesi dediğimiz mezar, nihayet oıı beş çeki Bakırköy taşının, şöyle bir, baş başa ge- lişidir. ürada görülür ki Siııaıı ölüııı hazırlığı görmemiş, ölümü bcninısenıenıişlir. Süleyıııaııi- yeııin ayakucundaki bıı nişane, büyük bir tablo kenarındaki imza izinden başka bir şey değildir.

Hakikat şudur ki Sinan, beş yüzü mütecaviz şaheserinin fevkinde yaşamakta, bütün sıh- hat ve azadeliği, bütün hayatçılığı ve san'atin- deki palıa.sız asudeliği ile yaşamakta... Hatta bakir olarak yaşamaktadır..

Sinanı görüyoruz, fakat henüz tanımıyo- ruz. Tarihi malûmat noksandır ve asarı ciddi bir tetkike tâbi tutulanıamıştır. Düne kadar, bü- tün özürlerimize rağmen, asırlamnış ve nasır- lanmış bu günahla, tekmil cihan karşısında mah- cuptuk. Bugün en büyük şükran borcumuzu ö- deıııek için ilk adımı; atıyoruz: Onun asil lıü-

viyetini arayacak ve bu hüviyetin tesbitine sarfı gayret edeceğiz.

On, 011 beş sayfalık yarı tarihi, yarı edebi bir lezkerelülbOnyandaıı sezdiğimiz Siııaııa id- rakimizle ilerledikçe, bize doğru taşıp gelen bir fevkalbeşerle müteheyyiciz. Ona kâh Şarktan Garba, kâh Garptan Şarka, yayıla yayıla, aydııı- lana aydııılaııa cevelâıılar yapan ilâhi bir kud- ret diye tapıyoruz.

Esaslar kurmuş, itikatlar yaratmış...

Muhterem bir zat, Sinan için, devrinin yc- liştirınesidir; dedi. Doğrudur. Fakat bu, işin yalnız bir veçhesidir; işin ikinci ve en mühim cephesi: Siııanın kendisini yetiştiren bu devrenin fevkine yükselerek o devreyi yetiştirmesidir ki bu da dehanın diğer bir tarifinden başka bir şey değildir.

Kuvvetini bilhassa inkılâptan alan Türk mimarı, beynelmilel bir şahika olaıı Siııaııa da lâyık olduğu mevkii ihzar etmektedir.

M i m a r Sinarıın aziz ruhuna

Türk Mimarîsi

Medeniyet bütiin insan camialarının bir .te- kâmüle doğru yürümesi demekse o muazzam teşekkülde Türk ırkının unutulmuş ve yahut gasbedilmiş bariz bir hakkını görüyoruz.

Bugün Oıiaasya toprakları altında; tetkik edilmemiş bakir bir saıı'at... mütevazi bir Türk saıı'ati hâlâ yaşıyor...

Türk mimari saıı'ati orta ve küçük Asya Türk ve İslâm medeniyetini yaratan doğurucu ve lcâdİT bir unsurdur ki bugün ölmeyen eser- leri yarı dünya şehirlerini süslüyor. Bütün A- ııadolu ve Rumeli şehirleri toprakları üzerinde yükselen ve ebediyete koşan eserlerini Türk'-

Bedrettin Hamdi- Behçet Sırrı

ün kııdretkâr eline ve Türk mimari san'atiııin ince zevki selimine borçludur.

Fakat 11e yazık ki bundan yarını asır ev- veline kadar inkâr edilen bu saıı'at şubesi daha yakın bir mazide Müslüman san'atiııin bir şu- besi olarak gösterildi. Hatta biraz daha mutaas- sıp davranarak İslâm medeniyetinin Avrupa'nın

nazarı dikkatini celbettiği o sıralarda Türksaıı'- atini inkâr ve ihmal yollarına saptılar. Akıncı ve barbar telâkki ettikleri bu kavmin yapmak ve yaratmak yolundaki büyük kudretlerini tanı- mamak gafletinde bulundular.

(22)

Tarihlerimiz de öyle yazddar... Onlardan gördüler.

Maalesef şimdiye kadar tahlil ve teşrih edilmemiş olan büyük san'aii Arap, Aceııı ve Bizans san'atlerile karıştırmışsak ve yahut ka- rıştırdmışsak o yine bizini ihıııaliınizdir. Bun- dan yine ferdafert biz mesulüz.

Celâl Esat Bey bir dersinde:

Terbiyede saıı'at lâzımı külli mevkiini iş- gal etmiyor. Sultan Ahmet çeşmesi bir helvacı dükkânı kadar nazarları celbetmiyor. Mimari eserlerimizin hiç bir millete nasip olmıyan bo- ci ial arı karşısında esniyoruz. Yüz çeviriyoruz.

Bulgarlar ki kendi milli mimarileri namına his- selerine bir mağara bir çoban kulübesi düşer.

Onların bile saıı'atlerine dair yazdıkları eser- ler asarı mimarilerinin işgal etliği hacimden ziyade yer tular. Halbuki biz, elimizde Haçli- katülcevami olmasaydı büyük nıebani ve ca- milerin isimlerinden haberdar bile olmayacak- lık. Bir vezire yüz mersiye yazan nesil yüz bina- ya bir tavsifname bile yazmadı. Bu topraklar üzerinde yücelen eserler onlara hüdayi ııabit gibi geldi, diyordu. Acı fakat çok haklı bir şi- kâyet...

Vakur ve sade, ıııütevazi Türk mimarisinin seciye farklarını gökleri yırtan minareleri ge- niş kubbeli camileri olan bu Şark ve bu bütün bir şarkın bir saıı'at şubesi gibi görenler için:

Memleket bütün bu koca saıı'atinin karakterleri- ni tesbit edecek bir dâhi, güzel saıı'atler aka def- misinden doğacak güneşi bekliyor.

Tiirk san'alkârıııııı yegâne karakteri lıis- leriudeki mantık ve sadeğidir.

Türle mimarisi hiç bir vakit süs ve alâyişe kapılmamıştır. Türk mimarları binalarının gü- zelliğini ııisbetlerin uygunluğunda mantık ve ahenkle aradılar.

Bazı dünya şehirlerine eser vermiş olan hu büyük saıı'atin inkişafı ise en müsait şe- raiiini Bursa ve İstanbul topraklarında buldu.

Haricen ve dalıilen tekâmül etmiş bir bina t/ipi bulan Türk mimarisi Bizans saıı'a- tiniıı varamadığı gayeye vardı. (Acemin şiir ve safası Arabııı hayal ve mistiği) ııi Türkler çoktanheri tanıyorlardı.

Bu velııt saıı'atin üstatları başında ise Siııaıı var. Sinan Garpte cemiyetlerin el birliğile hu- sule getirdiği saıı'at hareketine Şarkta yalnız başına cevap verdi. O ebediyete haykıran ve ci- han tarihini hayretlere sokan büyük yapılar izin- de yürüdü ve imkân ile zaman mefhumlarını büyük benliğinde eriterek 360 ı mütecaviz e- serle Türk vatanını süsledi.

Türk san'ati tarihine lâyemut bir mefahir silsilesi ibd;ı eden Sinan bugün büyük eseri Sii- leymaniyenin ıııütevazi bir köşesindeki küçük türbesinde medfıuı. O eserlerde ezelden ebede giden bir fâni idi; 11e mutlu ona.

(23)

Tavnus (Almanya)

Mim ar

Peter Behrens Bir tepenin eteğine doğru büyük ve kibar bir sadelikle inşa edilen bu liiks villânın cep- hesi geniş manzaralı bir vadiye, arkası da bir ormana bakmaktaıdr. Mimarın bu binanın teç- siminde istihdaf ettiği gaye saıı'at eseri ile ta- biatın azamî ve en tabii imtizacıdır.

Eviıı methali ormaıı tarafındadır. Bura- dan gardroplıı, uzun bir vestibüle girilir. Tanı karşıya gelen kapıdan salona girilir. Diğer bi- taraftan geniş sürmeli kapılardan veraııdalı bir yemek odasına, diğer taraftan da bir oyuıı oda- ısııa geçilir. Methale nazaran binanın sağ kıs- mı tekmil servise tahsis edilmiştir. Sol kısım- da ise bir 'misafir dairesi ayrılmıştır.

Üst kat yatak, lıivalet ve çalışma odala- rile bir misafir dairesini ve hizmet- çi odalarını ihtiva etmektedir. Geniş teraslar binanın u f k i karakterini tekit etmektedir. Bü- tün teknik terakkilerden, eıı lüks ve eıı konfor- lu veasitten istifade etmekle beraber san'atkâr mimar binaya iddiasız ve asil bir sükûn temin edebilmiştir.

(24)

Villâ projesi. Yan cephe.

Villâ projesi

Mimar Arif Hikmet

Bıı proje Kızıltoprak'ta temel ve beden duvarları mevcut, yanmış bir binanın duvar- larından istifade şartile tanzim edilmiştir.

Binanın sol yanını çeviren geniş bir veran- daya bir kaç basamakla çıkılarak binaya giri- liyor. Holün sağında küçük bir oda, yanın- da mutfak, bala ve kat merdiveni var. Kar-

şısında yemek odası var. Yassı ve ufak bol pencereleri binanın cephesine hıısuaiyet veri - yor. Üst katta, önde salon, yanda banyo ve ar- kada yatak odası var. Bu kısımları ufak bir so- fa topluyor. Mimar mevcut duvarların verdiği mecburiyete ramğeıı şahsiyet ve Iııı-iunyet ta- şıyan güzel bir proje hazırlamıştır.

(25)

17//:! projesi. Önden göriiniiş ve kat pilânlart

(26)

ki genç nıeslektşalarımız, bütün yokluğa rağ- men çok güzel binalar vücucle getiriyorlar.

Nazarı dikkati celbeden bir nokta daha var ki, o da Afyon'daki mektep binası gi- bi mimari tesir ve üslûp itibarile, bu binaların tamamen memleket mahsulü olduğudur. Buıı- lar birer mimari şaheser olmasa bile, yerli san atkâr, yerli ınakeıne, ve işçilik ile meydana gelmiş memleketin iktisadi vaziyetine ve sa- de ihtiyaçlarımıza uygun binalardır.

V

ilk mektep binası-Afyon

Afyonda resini küşadı bir kaç ay evvel yapılan Cumhuriyet ilk mektep binası on iki sınıf, bir muallimler odası, bir baş muallim odası, bir kütüphane, bir müze ve hademe o- dalarını ihtiva etmektedir. Binanın üst kat cep- hesi baştan başa taraştır. Bu kısmı kışlık te- neffüshane olarak kullanılacaktır. Sınıfların zi- yası yalnız soldan gelmektedir. Bina beton ar- me olarak inşa edilmiştir. Sınıf ve odalar döşe- meleri ahşap kaplıdır. Koridorlara çini döşen- miştir. Elektrik ve su tesisatı yapılmıştır. Mer- divenler mozayiktir. Bu mektep elli bin liraya mal olmuştur.

Memlekette maarife verilen ehemmiyet sa- sayesinde vilâyetlerimizden, kasabalarımız ve

köylerimize kadar bir çok mektep binaları in- şa edilmektedir.

Mimarı bulunan vilâyetlerdeki mektep bi- naları mahalli malzemei inşaiyeııin iptidailiğine rağmen ancak fenni malûmat ve nazariyat ile yapıldığı için, memleket namına kazanılmış bi- rer eserdir. Memleketin, muhtelif köşelerinde-

P r o j e : M i m a r Süreyya T a t b i k ve t a a h h ü t : Mü- h e n d i s S a d ı k ve Ferruh.

(27)

Maktaı şakuli ve cephesi şekilde görülen tuğladan mamul bir fabrika bacasının mukavemetinin tetkiki

Mühendis: Halil

Bacanın sokl kısmı üstüvanevîdir. Gövde- nin maktaı ufkisi lıalkai daire şeklindedir. Ta- ban kısmı ise murabba! maktadadır.

Baca, beherinin irtifaı 4,10m olmak üzere altı adet kuleden ibaret olup her bir kulenin kalınlığı ise yukarıdan aşağıya doğru beşer san- timetre tezayüt etmek üzere bulunurlar. En yu- karıdaki kalınlık (20) santimetredir. Ye en aşağı kulede dahi (45) santimetredir.

Sıkletlerin hesabı :

Sıkletlerin hesabı (Gülden) davasına istinat eder.

Gülden davası:

ABC gibi kapalı bir sathın xx gibi bir mihver etrafında deveranından husule gelen ha- cım, işbu sathın (S) merkezi sıkletinin esnayı deveranda kateylediği mesafe ile maktam mesa- imi satlıiyesinin hasılı zarbına müsavidir.

Sathın miktarı (F) ve riıerkezi sıkletinin es- nayı deveranda kateylediği mesafe 2wolsa, hacim dahi V ile güsterilirse V = F X bulunur.

Misalimizde ise mihveri deveran bacanın mihveri şakulîsidir. Satıhlar dahi kalınlıkları«8»

le ve irtifaları da *h» ile gösterilen miitevazi-

yüladlalardır. Bir kulenin irtifaı «lı» ve kalınlığı

«8» ve merkezi sıkletin mihveri deverana olaıı mesafesi ( r ) ve tuğladan bacanın beher metre mikâbının vezni 1800'* kabul edilirse

Vezin = g = h X <5 X 2nr X 1800 bulunur.

At ^

h - 4,10'" kabul edilirse g = 4 , 1 0 X ft X 2 r X 3 , 1 4 X 1800 bulunur.

4 6 3 5 6 X r X «

Muhtelif kulelerde ( r ) ile ((5) 1er yerine müsavileri konulursa

öl 4 6 3 5 6 X 0 , 6 0 X 0 , 2 0 =

g 3 = 4 6 3 5 6 X 0 , 6 7 5 X 0 , 2 5 ga = 4 6 3 5 6 X 0 , 7 5 X 0 , 3 0 g4 = 4 6 3 5 6 X 0 , 8 2 5 X 0 , 3 5

g. = 4 6 3 5 6 X 0 , 9 0 X 0 , 4 0 g6 - 4 6 3 5 6 X 0 , 9 7 5 X 0 , 4 5

5560k l i

7820""' 10400'*

13400'*

16700'*

2 0 4 0 0 ' * Sokl kısmı ile temel kısımları ise maktaı

X 2 , 0 0 X 1 8 0 0 - 14600'*' k a i m i b i r e r l ı a l k a i d a i r e (

Jarındaıı

t ~ 2 \

„. ^ « X 2,72 ti X 1.50 |

0 7 \ 4 4 )

t ~2 ~ 2 \

Q. — 1 X X 3,04 K X 1,50 I

0 8 \ 4 ~ 4

)

XI ,05 X I 8 0 0 — 1 0 4 0 0 ' * '

f

(28)

gıcr

3,36 — 2

N

X 3,68 __ n X 1,50

j X

\ (ı

" X ^'" S0 j

X1,05 X1800 - I 3400'*

05X1800= 16800k

taban kısmı ;se adi beton olup metre mikâbının vezni 2400'* kabul edildiğine ve sathı dahi mu- rabba bulunduğuna göre

gn = 4,00X4,00X0,70X2400=26900'* bulunur- işbu şakulî kuvvetler mudallaı kuvada 10000'* = rm kuvvet mikyası ile bir ( a ) nokta- sından itibaren bir şakulî hat üzerinde sırala- nırlarsa müteakiben a, b, c, d, e, f, g, h, ı, k>

1, ııı noktaları bulunur.

Rüzgâr tazyikleri: r

Rüzgârın ufkan esdiği ve bir metre murabbaı şakulî satıh üzerine 150'* tazyik icra eylediği kabul olunmuştur. Bacanın maktaı lıal- kai daire olduğundan « n » emsali 0,667 kabul olunarak baca mihverinden geçen müstevii şa- kulî de ölçülmek üzere beher metre murabbaı şakulî satha gelen rüzgâr tazyiki

0,667 X 1 5 0 = 100'*/,„2 bulunur.

Baca I — I , II —II, III — III....İlâ... makta- larından kesilip tepeye kadar olan kısmı bacalar nazarı itibara alınmış ve bunların müstevii kut- rilerine gelen rüzgar tazyikleri hesap olunmuş- tur. Meselâ I — I maktamın üstünde kalan baca kısmına gelen rüzgâr tazyiki ( V j ) ile gösteril- diğine göre

l,30-(-l,50 X 4,10 X 100 574'*

ve II — II maktaı ile tepe arasında kalan baca kısmına gelen rüzgâr tazyiki da ( V2 ) ile göste- rilirse

V, 1.30+1,70 X 8,20 X 1 0 0 = 1230'*' bulunur.

Ayni suretle devam olunarak:

V3 = X 12,30 X 100 = 1968'*

V , = ' •3° +2- ' ° X 16,40 X 100 = 2778'*

Yr. = ', 3° +2'3 0 X 20,50 X 100 = 3 6 9 0 ' * 4 6 7 4 ' * V6= , M 5 ± ^ x 24,60X100

Sokl kısmı için dahi ayrıca

V7 = 2 , 2 0 X 2,72 X 1 0 0 - 600'* bulunur.

Bu rüzgâr kuvvetleri mudallaı kuvada uf- kan ve (a ) noktasından itibaren, şakulî kııv"

vetler mikyas ile nakloluıısalar kabul edilen mikyasa göre pek küçük olarak tersim edilme- leri iktiza eder. Bu ise pek güçtür. Bundan dolayı rüzgâr kuvvetlerini büyültmek ve ona göre mudallaı kuvaya nakletmek münasip olur.

' • .= I i ••

Büyültme nisbetini ( 2 0 ) olarak alalım. Bu takdirde şakulî kuvvetler mikyası ile mudallaı kuvaya nakledilmesi icabeden ufkî kuvvetler 'Vı , ,V2, 'V8.... ilâ ile gösterilirse

'Vı =

% = ' v3 =

% =

% = 'V7 =

20 X 574 20 X 1230 20 X 1968 20 X 2778 20 X 3690 20 X 4674 20 X 600

11480'*

24600'*

39360'*

55560'*' 73800'*

93480'*

120001*

bulunur.

'Vı , 'V, .. . 'VG kuvvetlerde mudallaı ku- vada (a) noktasından itibaren hattı ufkî üzerinde naklolunarak ve cümlesinin nihayetleri (a) olmak üzere b ı , c ı , dı , eı , fı , gı noktaları bulunur.

'V7 kuvveti ise ( g ı ) noktasından itibaren naklolunarak ' V7= Iıı gı alınır.

Şakulî kuvvetler ile rüzgâr tazyik- lerinin terkibi:

I — I maktamın üstünde kalan baca kıs- mına tesir eden kuvvetler hakikat halde şunlar- dır:

1 — gı vezni ki 5560'* dır. Ayni zamanda bu kuvvet Gı ile de gösterilmiştir.

2 — Vı rüzgâr tazyiki ki 574 kilogramdır Bunlardan ( g ı ) vezninin noktai tatbiki ba- ca mihveri üzerindedir. Vı rüzgâr tazyikinin noktai tatbiki ise (I—I) maktamın üstünde kalan baca kısmının mürtesemi şakulîsinin merkezi sıkletidir. Bu noktayı ( Sı ) ile ğösterelim ki ya.

tersimen ve yahut hesap ile bulunabilir. Misa- limizde tersimen bulunmuştur. Ayni noktaya ( g ı ) vezni dahi naklolunup bu iki kuvvet ter- kip edilirse hasılanın istikameti bulunur. Ve Sı noktasından hasılaya çizilen muvazinin I — T maktamı katettiği nokta dahi bu suretle elde edilir. Ve bu noktanın baca mihverine olan me-

(29)

sal'esi dahi şekil mikyası île ölçülmek üzere delik noktasının mihvere olan hakiki mesafesini verir.

Misalimizde ise rüzgâr kuvveti (20) defa büyütüldüğünden ( g ı ) ile ('Vı ) in hasılası olan (R) kuvvetine muvazi olarak ( S ı ) nokta- ısndan çizilen haltın ( I — 1) maktamı katettiği (tı ) noktasının baca mihverine olan ('tı tı ) me- safesi evvel emirde rüzgâr tazyikinin büyültme nisbeti olan (20) ye taksim ettikten sonra çıka- cak harici kısmeti şekil mikyası ile ölçmek iktiza eder. Şekilde tı 'h = 44 / dir. 20 ye taksim e-111

III

dildikte 2,2 milimetre bulunur. Şekli mikyası ise 100c m=P'm olduğundan tı tı mesafesinin hakiki miktarı (22; santimetre bulunacağı anla- şı'ır.

11—II maktamın üstünde kalan kuvvet- lerin terkibi:

1 — gı , g.> vezinlerinin mecmuu ki G., ile gösterilmiştir.

G, = gı f - g, = 5560 - f 7820 = 13380'* dır.

Ve ınudallaı kuvada dahi (ac) şuaı ile gös- terilmiştir. Ye noktai tatbiki da bacanın mihveri üzerindedir.

2 — İşbu baca kısmına tesir eden rüzgâr kuvvetleri hasılası ki ( V2) ile gösterilmiştir.

Miktarı dahi 1230'*' dır. Bu kuvvet ınudallaı ku- vaya (20) defa büyültülerek nakledilmiştir. Ye ( ' V ı ) ile iş'ar edilmek üzere ( a c ı ) şuamdan ibarettir. Noktai tatbiki dahi (8,20) metre irti- faındaki baca kısmının merkezi sikleti olan ( S 2 ) noktasıdır.

G2 , 'V2 kuvvetleri S2 noktasında terkip edilirlerse hasıla olmak üzere R2 şuaı elde edilir. ( S2) noktasından R2 ye bir muvazi çizi- lirse II — II maktamı (t2 ) noktasında kateder.

t2 't2 mesafesinin dahi rüzgârın büyültme nisbeti olan (20) ye taksiminden elde edilecek harici kısmet şekil mikyası ile muamele olun- dukta basılanın maktaı deldiği noktanın mihvere olan hakiki mesafesi elde edilmiş olur.

Misalimizde t2't2 mesafesi 72 milimetredir.

3,6 = ^ milimetre bulunup şekil mikyası ise 100cm = rm olduğundan mesafei hakikiye 3,6 X 100 — 360 milimetre bulunurki (36) santi- metre demektir.

Aynı minval üzere hareket olunarak ts t'3 = 4 6 - , t, t'4 = 57-' , t51'5 = 6 5 - ve tB t'6 = 70Lm bulunur. Ve bu hal VI — VI maktama kadar devam eder.

V I I — V I I maktama gelince; Bunun üze- rinde kalan baca kısmı iki parçadan mürek- keptir: Biri nıalıruiî kısım ki VI, VI maktamın üstünde bulunan baca parçasıdır.

lîu kısma tesir eden kuvvetler ise ikidir.

Biri G„ , ve diğeri de V'6 dır.

İkinci parça olan sokl kısmı ise üstiiva- ııevidir. Buna da tesir eden kuvvetler iki olup birisi sıkleti zatiye olan ve g7 ilo gösterilen glı şııaıdır. İk'iıcisi ise yalnız İni kısma gelen rüzgâr tazyiki olup V'7 ile gösterilmiştir.

Mudallaı kuvada dahi (h,g,) ile gösterilmiştir.

Bu dört kuvveti terkip içiıı dahi tarzı âti üzere hareket olunur:

Hvvolâ: Ge ile V'e terkip olunur ki esasen hasılaları ınudallaı kuvada R(. ile gösterilmiştir.

Bâde bu hasıla i cüz'iye ile V'7 terkip olunur.

Bunun için de IîB ve V7 kuvvetleri istikamet- leri üzere ihraç olunarak (N) noktası bulunur.

Ve ınudallaı kuvada Rı; ile V'7 nin hasılası olan (r) şuama muvazi olmak üzere (N) noktasından bir muvazi çizilirse bu hat, baca mihverini bir (Q) noktasında kat/eder. Bu nokta ise geriye kalan ve sokl kısmının vezni olan ( g7 ) kuv- veti ile ( r ) in tekatu noktası demektir, ( r ) ile g7 nin hasılası dahi R7 şuaı olup mezkûr «.Q»

noktasından R7 ye bir muvazi çizilirse bu hat VII — VII maktamı bir ( t7) noktasında kat'- eder. t7 t'7 mesafesi yukarda izah edildiği üzere mesaha ve muamele olundukta hakikî mesafe olarak 70 santimetre bulunur.

VII — VII maktamdan sonra artık rüzgâr tazyikleri kalmamış ve yalnız baca kısım- larının sıkleti zatiyeleri kalmış olduğundan müteakiben g8 ve R7 kuvvetleri terkip olunarak bunların tekatu noktası olan Q noktasından g8 le R7 nin hasılası olan R8 e bir muvazi çizilirse- bu hat, VIII maktamı bir t8 noktasında kat'- eder t8 t'8 mesaha olundukta (62) santimetre bulunur.

Diğerleri için de aynı suretle muamele olunarak t91'9 = 54Cm , t10 t'10 = 47 velhasıl tu t'11 = 43°m bulunur.

(30)

İşte bu suretle hasılaların her maktaı ufkiyi deldiği noktaların baca mihverinden olan hakikî mesafeleri ve hasılaların işbu makta- lara nazım olan mürekkipleri ve rlaha doğrusu alınan maktaı ufkînin üzerinde kalan baca vezinlerinin G1 , G2, G3.... Gs , G7... Gn

miktarları maltım olduğundan mekatıı ulkivenin en hariç noktalarında husule gelen dahili kuv- vetleri atideki tarzda hesap edebiliriz:

Kuvvei gayrı merkeziye halinde maktam en hariç kenarlarında husule gelen azamî ve asgarî dahilî kuvvetler malûm olduğu üzere:

ııı a x P 911 ' T +

P

\nin F W,

911

W .

şeklinde olup

asgarî gerilmenin sıfır olması arzu edilirse:

ıııin P 911 F

9)1

F Wa

W , O veyahut P bulunur. P X a = 9)1

olduğundan yerine konuldukta P

n ve buradan da a X F = W P P. a

— — —— veya tarafeyin (P) ile badelihtisar

F W.

ve binnetice K, = a = edilir.

W ,

F münasebeti elde

Aynı suretle hareket olunarak kuvvetin makta dahilindeki münasip bir vaziyetinde:

P 9/1 .

ifadesinin dahi sıfır olması arzu F W.

edilirse vinç avııı muhakeme ile:

a = Kı W ı

F bulunur.

W ı ± W2 ise Kı =t K2 olacağı aşikârdır.

Azamî ve asgarî dahili kuvvetleri gösteren:

on

ııı a x F ' W ı

111111 F

w, on

düsturlarında OU yerine sureti umuıııiyepe PXa ve W i Wa yerine de şimdi bulduğumuz W ı = Kı F.

Wo = K , . F mikdarları konuldukta:

P P X a max F K ı . F

P P. a

m in F Kı . F münasebet- lerine desteres olunur. Bu düsturlar dahi badel- ihtisar:

ıax F \ Ko )

- = — İ L ) şeki ıin F \ K-ı ) illerine girerler.

Dahilî kuvvetlerin esııayi hesabında biz bu düsturları kullanacağız.

İmdi I — I ve XI — XI maktaları arasın- da iki cins makta vardır.

Bir kısmı lıalkai daire ve diğer kısmı da murabba olan XI — XI numaralı maktadır.

Numune olmak üzere bir lıalkai daire ile, bir de murabba gösterilmek kifayet eder.

Halkai daireye dair misal ohııak üzere TII — III maktamı alalım.

Dahilî kuvvetleri hesap edebilmek için lâzım gelen anasır başlıca şunlardır:

1 — P kuvveti.

2 — F makta sathı.

3 — (a) harici anilmerkezlik mikdarı.

4 — Kı = K2 mikdarları ( hali hususî ) mmtıkai merkeziye mesafeleri.

1 — P kuvveti, ki III — III maktamın üstünde kalan baca kısmının umum veznidiı.

Misalimizde G3 = P = 23780 Kg dır.

2 — F makta sathı: Halkai daire satln malûm olduğu üzere:

F = n ( D2— d2) = 3,14 (T9ÖJ —"Ü3Ö2) =

4 4 1,508'"2 = 150801'™2 dir.

3 — ( a ) harici aııilmeıkezlik mikdarı 46cm dir.

4 — Kı = K2 mikdarlarımn hesabı (misa- limizde hususî olarak)

(31)

Hesabatın hülâsası atideki cetvelde görülür.

M a k t a n u m a r a l a r ı

Kuturlar

I)2 d2

Mıntıka! merkeziye mesafeleri

. D-'+d2

Hasılanın noktai tatbikinin baca mih- verine olan

mesafeleri ( a )

Santimetre cinsinden

Mııkatta satıhları

T, ( kD2—d") Baca sıkletleri P (kilogram)

P F

Kilogram Santimetre

murabbaı

a p (\ 1 P ( ı A\

M a k t a

n u m a r a l a r ı sin D

den)

d I)2 d2

IV—M—1\-2— g p

Santimetre cin- sinden

Hasılanın noktai tatbikinin baca mih- verine olan

mesafeleri ( a )

Santimetre cinsinden

4 Santimetre murabbaı

cinsinden

Baca sıkletleri P (kilogram)

P F

Kilogram Santimetre

murabbaı

a

F V K ) F V K /

I — I 1 5 0 110 22500 12100 29 22 8168 5560 0,68 0,76 + 0,52 Tazyik + 0,52 Tazyik

II — 1 1 170 120 28900 14400 31,8 36 11379 13380 1,18 1,12 + 2,50 » — 0 , 1 4 [er

İ İ İ — m 190 130 36100 16900 35 46 15080 23780 1,57 1,38 + 3,64 » — 0,49 »

I V — I V 2 1 0 140 44100 19600 38 57 19242 37180 1,93 1,50 + 4,83 » — 0.96 »

V — V 230 1 5 0 52900 22500 41 65 23877 53880 2,26 1,60 + 5,88 » — 1,35 »

V I — V I 2 5 0 160 62500 25600 4 4 70 28981 74280 2,56 1,60 + 6,65 » — 1,53 »

V I I - V I I 272 1 5 0 73984 22500 44,4 70 40436 88880 2,20 1,58 + 5,68 » — 1,27 »

V I I I — V I I I 304 1 5 0 92416 22500 4 7 , 2 62 54912 99280 1,80 1,31 4- 4,16 » — 0,56 »

I X — I X 336 1 5 0 112896 22500 50,2 54 70997 112680 1,58 1,07 + 3,27 » — 0,11 »

X — X 368 1 5 0 1 3 5 4 2 4 2 2 5 0 0 53,6 47 88691 129480 1,46 0,88 + 2,74 » + 0,18 Tazyik

X I — X I B x B B !

160000

y = K1 = K2

66,7 43 B 1

160000 156380 0,98 0,65 + 1 , 6 2 » + 0,34 »

(32)

. cm . crn 1 O o— =1 _

ŞEKİL MİKYASI KUVVET MİKYASI

DAHİLÎ KUVVETLER MİS 2KVcm2 = ı ^

(33)

126 .MİMAR

K l = W L = ^ ^

F F

W | = W2 = dir.

Dahilî kuvvetler hesabı:

Bu takdirde:

W

32 x L)

« ( D4 — d4) F - = Kı = K, = 32 x D

(d

2

71

D + d" _ 1,90"+ 1,30" _ 3gt.„

8 D

bulunur. 8 X 1,90 max a

inin o

_ P _ /I + J L\ = 23780 /i + 46\

F \ 1 Kı/ 15080 \ 3 5 ) 3,69 kVcnı2 tazyik gerilmesi

P / t a_\ _ 23780 / 46\ _ F \ KaJ ~~ 15080 \ 35 J "

— 0,49kg/cııı2 bulunur ki bir cer gerilmesidir.

Murabba hali ( taban için ) 1 — P kuvveti.

2 — F inakta sathı.

3 — (a) harici anülmeıkezlik mikdarı.

4 — Kı , mikdarları.

1 — P kuvveti, taban ve temel, ve gövde kısmı dahil olduğa halde umum baca vezni

156380 kilogram.

2 — F makta sathı 4.00,nX4.00m = 16.00'"2

veyahut 160000 santimetre murabbaı.

3 — ( a ) harici aııülmerkezlik mikdarı ( a = 431'"') dir.

4 — Kı , K2 mikdarları.

w 6 B 400 _,

1!

m

K l = K2 = = _ = _ = 6 6 , 7 -

o = Z ( ı + A ) = 156380

mas F \ K j 160000 \ 66,7 )

1,62 gl cma

a = Z J L V İ 5 6 3 8 0 /i =_ 4 3 _ \

min F \ K J 160000 \ 6 6 . 7 /

= 0,34 bulunur.

Yerilen bacanın iıtil'aına güre müsaade edilen azami tazyik ve cer gerilmelerini tetkik edelim.

Evvelce görülen ameli düstur mucibince:

1,3 (1 + 0,01 x H) = ıuüsade edilen azamî cer gerilmesi olup misalimizde ise bacanın zemini tabiî üzerinde kalan kısmının irtifaı H = 26,2 olduğundan:

1,3 ( 1 + 0,01 X 26,8 ) = l,75kt'/,„,2 bulunur.

Müsade edilen azamî tazyik gerilmesi ise:

5 (I + 0,03 H) = 5 (1 + 0,03 x 26,8) = 9,3k«/,,„o olur.

Cetvelde muharrer cer gerilmelerinin azamîsi ise l,53k8/,„„2 olup 1,75 den küçüktür.

Kezalik ınekatıı mulıtelifede husule gelen tazyik gerilmelerinin azamîsi 5,65kg/c„,2 olup 9,3kB/Cm2 den daha küçüktür.

Hülâsa: Bacanın muvazenet vaziyeti emin bir haldedir.

Makta dahilinde hiç bir noktada cer geril ıııesi kabul edilmediğine göre kuvavi dahiliye hesabını gelecek makalede zikredeceğiz.

— Devam edecek —

Fen adamlarını alâkadar eden

Muhtıra Naci

1932

ESER: Mühendis Mehmet Naci - Berlin (Fennî ve ilmî cep kitabı)

içinde: Beton işleri. Fennî alât, buhar, elektrik inşaat, fennî v e ilmî lügatçe, v e bütün fennî malûmatı nafia, m i h a n i k dusturları, mukavemeti ecsam, müsellesat ölçüler, y o l inşaatı, su boruları, sür'at, tayyarecilik, vezinler v e saire. Mimar

mecmuası vasıtasile alacaklara % 5 0 tenzilâtile bedeli 1 liradır.

Mühendis Mehmet Nadji Bey

Adres: Giesebrechtstr - 18 Charlottenburg 4. D Berlin

(34)

H A B E

Bizde:

G a z i Hazretlerinin büstü

Güzel saıı'atlar akademisinde heykeliraş Hadi tarafından Gazi Hazretlerinin yeııi bir büstü yapılmıştır. Teknik tenkidini heykeltıraş arkadaşlara bıraktığımız bu büstü biz takdirle ve Türk heykeltraşlığı namına iftiharla karşı- ladık. Hadiyi tebrik ederiz.

Afyonda adliye binssı

Afyonda bir iki aya kadar ikmali bekle- nen bir adliye binası inşa edilmekledir. İnşaat emaneten idare edilmektedir. Usta ve ameleleri kamilen mahpuslardan ibaret olan bu yapı 60 bin liraya mal olacaktır.

Banyo ve fayans fiatları

Istanbuhla gayri tabii inşaat faaliyeti vc kontenjan dolayısile ihtiyaca kâfi banyo vc fa- yans malzemeleri bulunmamakla ve fiatlarda yüzde 011 beş kadar bir yükseklik görülmek- tedir.

Ankara zabıta âbidesi

Ankara, Yenişehirde havuz başındaki za- bıta abidesi inşaatı mukavele tarihinden itiba- ren altı ay zarfında ikmal edilmek üzere ka- palı zarf usulde 16 mayıs pazartesi gününe kadar münakaşaya konmuştur. Proje ve keş- f i görmek veya malûmat almak için Ankara vilâyeti nafia baş mühendisliğine müracaat et- melidir.

Başka Memleketlerde:

Moskova'da, ikametgâhların tevsii (Tass ajans)

Şimdiye kadar, eski karakteristik şeklini muhafaza etmekte olaıı Rusya'nın merkezi hü-

R L E R

kümeli Moskova şehri, 1931 senesinden itibaren yeııi inşaatla fiziyonoıuisini değiştirmekledir.

Sokakların adi kaldırımları asfalta tahvil edilmekte ve ' gayri muntazam taşlarla döşen- miş sokaklar kesme kaldırım taşlarına tahvil edilmektedir.

Yer yer tesis edilen parkların, ve geniş caddelerin kenarlarına dikilen ağaçlar umumi bir yeşillik vücude getirmekle beraber şehrin havası üzerinde iyi tesir etmektedir. Moskova şehri merkezi hükümet ittihaz olunduktan son- ra, nüfusu üç milyonu tecavüz etmiştir. Bu mü- nasebetle, şehrin kenarlarında, yeni amele ev- lerinden müteşekkil mahalleler inşası takarrür etmiştir. Ayni zamanda iki ve üç kattan fazla olaıı evlerin katlarının tezyidine karar verile- rek bu inşaatın ikmali için 50 milyon ruble tah- sis edilmiştir. Böylece 7,000 ikametgâh bu se- ne tevsi edilerek, ikametgâhlar sahası 250.000 metre murabbaıııa iblâğ edilecektir.

Bu miktar müteakip senelerde 3,5 milyon metre murabbaıııa iblâğ olunacaktır.

1900 senesinden 1917 senesine kaçlar bina- ların, umumi sahası ancak 195,000 metre ııııı- rabbaını geçmediği nazarı itibara alınırsa yu- karıdaki rakamların şayanı dikkat olduğu anla- şılır.

Mevcut binalara, ilâve edilecek katların in- şaat projelerinde müteaddit mimar ve mîılıeıı- disler çalışmaktadırlar.

Halen iki katlı olan binaların yerlerine al- lı katlı binalar inşa edildikten sonra, Moskova caddelerinin manzarası tamamen değişmiş o- lacaktır.

(35)

128

Dünyanın en büyük gemi asansörü

Berlin ile Stettiıı arasında işleyen büyük gemilerin Niederfinovv da 36 metre yüksekte kalan kanaldan Öder nehrine veya dönüşle ne- hirden kanala geçebilmeleri için mevcut çek- mece son zamanlarda ihtiyaca kâfi gelmedi- ğinden buraya şimdi muazzam bir gemi asan- sörü iıışa olunmaktadır. Bu asansör 60 metre yüksekliğinde bir bina dahilinde işleyen 12x80 metre eb'adında bir tekneden ibarettir. Bu tek- nenin bazaıı 4,000 'tonu mütecaviz bir yük kaldırması lâzım geldiğinden beheri 22 tonluk

192 Kontrpua sı vardır. Makineler gayet iyi hesap edilmiş olup 75 şer beygir kuvvetinde dört elektromotor ile kolaylıkla işleyebilmek- le ve 36 metreyi beş dakikada katedabilmek- tedir.

Nevyork'la ebedî bina

Amerikalılar gayri mahdut para sarfile Nevyorkta sırf granitten bir kilise inşa etmek- tedirler. Ebediyyen dayanması istihdaf olunan bu yapıda kiriş, kenet, gergi namına dâhi fa- ni maden kullanılmamakta, yalnız dahili tez- yinatta mermerden istifade edilmektedir. |

Beynelmilel şehircilik ve yapı m a l z e m e s i sergisi

12 Haziranda bir ay sürmek üzere Porto şehrinde (Portekiz) bir sergi açılacaktır. Yapı âlemine ait beynelmilel en yeni etüdler mi- mime, kroki ve fotoğraflar halinde burada teş- hir edilecektir.

Amerikan mimarları bu masif kiliseyi Ro- man tarzında inşa etmeyi tercih etmişlerdir.

[Sydney] de yeni b i r köprü

Sidııey limanı ağzında 75 milyon Türk lirasına ıııal olaıı 503 metre açıklığında ve 1,250 metre uzunluğunda muazzam bir köp- rünün resmi küşadı bir buçuk ay evvel icra edilmiştir.

Şikago sergisi

Amerikan hükümeti 1933 Şikago cihan sergisinin tahakkuku için bir ıııilyoıı dolar tah- sisatı kabul etmiştir.

Afrika'da liman inşaatı

Fransız müstemlekât nezareti garbi Af- rikada fil dişi sahilinde büyük bir liman inşa- sına karar vermiştir. 10 bin tonluk gemileri

barındırabilecek olan bu limanda, kanal ve çekmece inşası, taş ocakları ve vâsi mikyasta tarama işleri nazarı itibara alınmıştır.

Muhabere ile

Mukavemet ve beton arme dersleri Mimar mecmuasına müracaat

İ m t i y a z s a h i b i : M i m a r A. Z i y a — N e ş r i y a t m ü d ü r ü : M i m a r A b i d i n Matbaacılık ve Neşriyat T . A . Ş. - istanbul

Referanslar

Benzer Belgeler

Hint ısaıı'atı üzerinde çok mühim ve bariz tesirleri görülmüştür. Şüphesiz ki Türk saıı'atkârları ken- di memleketlerinden daha zengin bir saha bul- dukları cihetle

Muhakkak ki Rusyada inşa edi- lecek muazzam komünist saray ne, Seba melike d Belkısın sarayına, ııe de büyük Daranın ika- metgâhına benziyecektir, O halde san'atkârın

Yapıl- makta oldn inkilâp yalnız şehirlerde değil, doğrudan doğruya bir hars ve medeniyet inkı- lâbı olduğu için düşünüldüğü gibi, meselâ 12 inci ve 14 inci

Yapıl- makta oldn inkilâp yalnız şehirlerde değil, doğrudan doğruya bir hars ve medeniyet inkı- lâbı olduğu için düşünüldüğü gibi, meselâ 12 inci ve 14 inci

1 — Sür'atli nakil- vasıtalarile mesafe ve uzaklık mefhumunu ortadan kaldırmağa çalışmak. 2 — Kirası ucuz ve konforlu evler inşa ederek hal- kın buralara rağbetini

Artık hikâyeden murat ne olursa ol- sun hangi bir düşünüş ve maksadı izaha matuf bu- lunursa bulunsun, yeter ki san'atkâr matyere bu kudreti, bu dispozisyonu verebilsin ve senobizm

boşaltabilen şeydir. Sevilecek şeyler insanların dimağî inkişaflarına, asabî kudretlerine tâbidir. Muayyen ve cazip bir ideali olanlar için sevile- bilecek şeylerin kadrosu

Harabe- nin etrafa serilmiş taşları, bu kül rengi yer, b u kül rengi dağlar insanın kalbini