• Sonuç bulunamadı

Vaka Zamanı Belirgin Olan Öyküler

2.3. ZAMAN

2.3.1. Vaka Zamanı Belirgin Olan Öyküler

62

63

dogukan-isler/) [Erişim Tarihi: 11.11.2018]” dediği bu öykü üzerine vazife olmadan ve bilip bilmeden her şeye konuşan insanları konu edinir. Öykünün başkahramanı cansız bir mankendir. Ancak yüzü duvara dönük olduğu için herkes onu insan zanneder. Her söylenene mecburen sessiz kalan cansız manken önce boyacı çocuk sonra emekli bürokrat tarafından eleştirilir. Onların konuşmaları sırasında yanlarından geçen ekose etekli kadının şemsiyesi cansız mankene çarpmasıyla konuya dâhil olur. Cansız mankenin kim olduğu anlaşılamadığı için yoldan geçenler de konuyu merak ederler. Böylece birkaç dakikalık bir süre içinde birbirinden farklı kimliklere sahip bu insanlar kalabalık bir grup oluştururlar.

Yazar öykülerinin genelinde kahramanlarının şimdiki zamanlarından bahseder ama sık sık geriye dönüşler yapar. Diğerlerinden farklı olarak bu öyküde zaman sadece şimdiki ‘an’la sınırlıdır. Geriye dönüşler ya da ileriye sıçrayışlar olmaz. Bu da kronolojik zamanın kırılmamasına sebep olur. “Şemsiye kapalıydı, çünkü hava da sadece kapalıydı. Yağmur yağmıyordu (Süngü, 2017, s. 37).”

cümlesinden öykünün gündüz vakti geçtiği anlaşılır. Öyküde boyacı çocuğun ayakkabı boyamak istemesi ve kalabalığın dağılması vaka zamanını oluşturur. Şehrin işlek caddelerinin birinde geçen öykünün vaka zamanı on dakikalık bir süreyi kapsar.

Bu süre insanların yaptığı birkaç diyaloğu içine alacak kadar kısadır. Zaten öykünün başlama ve bitme süresini belirleyen de bu diyaloglar olur.

“Duvara Bakan Adama Bakan Adamlar” öyküsünün zaman kronolojisi şu şekildedir:

Z.1. Boyacı çocuğun duvara dönük adamı fark etmesi ve onun ayakkabısını boyamak için seslenmesiyle zamanın başlaması.

Z.2. Duvara dönük adamdan cevap gelmedikçe boyacı çocuğun caddeden geçenlere laf atıp onlardan sigara istemesi.

Z.3. Aynı zaman içinde emekli bürokratın elinde gazetesiyle öyküye giriş yapması.

Z.4. Duvara dönük adamın emekli bürokratın dikkatini çekmesi ve bürokratın boyacı çocuğa onu sorduğu an.

Z.5. Tam bu anda ekose etekli kadının duvara dönük adamının yanından geçerken ellindeki şemsiyenin ona çarpması.

64

Z.6. Ekose etekli kadının çarpmaya şemsiyesi değil de duvara dönük adam sebep olmuş gibi ona kızması.

Z.7. Boyacı çocuğun, emekli bürokratın ve ekose etekli kadının duvara bakan adam hakkında dedikodu yapmaları.

Z.8. Onlar dedikodu yaparken bodur teyzenin minik kalabalığı görerek onların yanına gitmesi.

Z. 9. Bodur teyzenin duvara bakan adamın suç işlediğini düşünüp bunu ekose etekli kadına sorması.

Z. 10. Ekose etekli kadının onun sadece deli olduğunu söylediğinde boyacı çocuğun hırsız olduğunu ima etmesi.

Z. 11. Tam o anda bir başka cadde sakinin konuya dâhil olması.

Z. 12. Biraz daha kalabalıklaşan bu gruba yoldan geçen bir kadınının da merakla katılması.

Z. 13. Cadde sakininin duvara bakan adamın aslında hırsız olduğunu o kadına söylemesi.

Z. 14. Yine yoldan geçen kılıksız bir gencin konuyu öğrenmeye çalışması.

Z. 15. Grubunun tamamının duvara bakan adamın hırsız olduğu konusunda hemfikir olmaları.

Z. 16. Herkesin ortak bir düşüncede buluştukları an bir adamın yanlarından geçip duvara dönük adamı belinden kavrayıp dükkânına götürmesi.

Z. 17. Mankeni dükkân vitrinine koyması ve kalabalığın bir anda dağılması.

Köşe Başında Suret Bulan Tek Kişilik Aşk kitabında yer alan

“Mezartaşlarına İsim Yazan Adam” öyküsünde ise zaman belirgindir. Kahraman anlatıcı “üç gündür düşünüyorum (Süngü, 2015, s. 81)” sözleriyle öyküye başlar. Bu cümleden de anlaşılacağı üzere vaka zamanı üç günlük bir süreci kapsar. Kahraman anlatıcının, kendisine ait bir evi ve mezar taşlarına isim yazdığı bir dükkânı vardır.

Dükkânda tek başına çalışan kahraman evde de tek yaşamaktadır. Kahramanın isimlerini anmak istemediği iki komşusu vardır. İlki yaşlı, çelimsiz ve kısa olan karşı komşusudur. Kahraman anlatıcı karşı komşunu “Kısa” diye adlandırır. İkincisi ise

65

lise öğrencisi olan alt komşusudur ve ondan da “Öbürkü” diye bahseder. Bu iki komşusu dışında evine giren çıkan yoktur. Bu yüzden kendini yalnız biri olarak tanımlar. Son zamanlarda yaşadığı yalnızlığın verdiği bunalımla uğraşan kahraman, gün içindeki bütün anlarda canının sıkıldığını anlatır:

“Yorgun kalkıyorum sabahları. Yatağın içinden çıkana kadar canım çıkıyor, canım çıktıktan sonra anca çıkmış oluyorum yataktan. İstemeye istemeye gidiyorum işe, bu yüzden de sinirli oluyorum. İş yerinde sinirimi çıkarabileceğim kimse yok, yalnız çalışıyorum, yanımda çalışan yok, sinirim içimde kalıyor. Öğlen yemeğimi yerken de düşünüyorum. Sonra akşam oluyor, dükkanı kapatıyorum. Eve dönüyorum (Süngü, 2015, s. 81).”

Kahraman ilk başlarda evini sevmemektedir. Tek başına yaşadığı için evinden nefret bile eder. Ama son üç gündür düşüncelerini farklılaştığını anlar. Kısa ve Öbürkü diye bahsettiği komşularının kendisini meşgul ettiğini ve bu yüzden düşünmesine zaman kalmadığını fark eder. Kahraman anlatıcı, bu durumunun son üç gündür olduğunu her cümlesinde özellikle vurgular. Bu da vaka zamanın netleştirilmesi açısından önemlidir. “Son üç gündür ise bambaşka artık her şey. Üç gündür başka hiçbir şey yapmadan düşünüyorum ve kızıyorum kendime, neden daha önce akıl edemedim ben bunu diye. Ama insanı rahat bırakmayan başka unsurlar yok değil (Süngü, 2015, s. 82).” Üç gün önce evine ilk Kısa gelir. Kısa ile sürekli minimalist yönetmenlerin filmlerini seyrederler. Bir süre önce kahraman anlatıcının televizyonu bozulur. Bu yüzden o gün Kısa’nın getirdiği filmi seyredemezler. Çay demleyip sohbet ederler. Kısa’dan sonra eve Öbürkü gelir. Öbürkü, babasıyla yaşayan bir lise öğrencisidir. Öbürkü, oturup çayını ve sigarasını içer. Konuşacakları çok ortak konu olmadığı için bu süre zarfında pek sohbet etmezler. Çayı bittikten sonra da Öbürkü evine gider ve iki misafirini de ağırladıktan sonra kahraman düşünmeye başlar. “Salona döndüm. Bardakları topladım, mutfağa götürdüm ve yıkadım. Bu arada ocağı kapattım. Sonra oturdum. Düşündüm (Süngü, 2015, s. 86).”

Mezar taşı işçiliği yapan kahraman anlatıcının bir yanında Kısa gibi evlat acısı görmüş yaşlı bir komşu, diğer yanında babasından şiddet gören bir genç vardır.

İkisinin de misafirliğe geldikleri o akşamdan sonra hem bu durumu hem ölümü düşünen kahraman, üç günlük süreç içinde büyük değişimler yaşar. “O günden sonra işte, sadece düşünür oldum. Üç gün demiştim zaten, başka bir şey yapmadan, sadece düşünerek geçirmeye başladım zamanımı (Süngü, 2015, s. 86).”

66

“Mezartaşlarına İsim Yazan Adam” öyküsünün zaman kronolojisi şu şekildedir:

Z.1. Kahraman anlatıcının üç gün önceki hayatını anlatması.

Z.2. Üç gün içinde yaşadığı değişimi fark etmesi.

Z.3. Üç gün önce komşusu Kısa’nın gelmesi.

Z.4. Kısa’nın getirdiği filmi izleyememeleri.

Z.5. Kısa’nın pencereden dışarı bakıp dalması.

Z.6. Kahraman anlatıcının Kısa’nın aklından geçenleri bilmesi.

Z.7. Kısa evine gittikten sonra alt komşusu Öbürkü’nün gelmesi.

Z.8. Öbürkü’nün de pencereden dışarı bakıp düşüncelere dalması.

Z.9. Öbürkü’nün babasından korktuğunu belirtmesi.

Z.10. Misafirleri gittikten sonra kahramanın evde yalnız kalması ve üç gün boyunca devam edecek düşünme sürecine girmesi.

Z.11. Kahramanın üç günlük düşünme sürecinin bitmesi.

Z.12. Kahramanın artık işini daha severek yapması.