• Sonuç bulunamadı

Olay Örgüsü Belirgin Olan Öyküler

2.1. OLAY ÖRGÜSÜ

2.1.1. Olay Örgüsü Belirgin Olan Öyküler

23

İKİNCİ BÖLÜM

2. ÖYKÜLERDE YAPI

24

beklenmedik bir şekilde başkahraman küçük çocuğu öldürür. Öykünün sonlarına doğru, tüm yaşananların aslında sorgulama sırasında polislere verdiği ifade olduğu anlaşılır. Kendisine sorulan “(…) Hadi hepsini anladık da neden o gençlerden güçlü olanı, elinde bıçak olanı, korkutanı değil de, küçük olanı ve korkanı boğdun, öldürdün (Süngü, 2018a, s. 93)?” sorusu karşısında merdivenlerden çıkarken duyumsadığı o kokunun küçük çocuktan geldiği için öldürdüğünü söyler. Aslında kahramanın yapmak istediği şey, kendisini çocukken korkutan ve bir ömür korkak bir insan olarak yaşamasına neden olan o duygudan küçük çocuğu öldürerek kurtarmak istemesidir.

Öykünün olay örgüsünü şu şekilde sıralayabiliriz:

1. Başkahramanın cinayet anına giderken duyumsadığı o kokuyu anlatarak başlaması.

2. Geriş dönüş tekniğiyle yirmi yıl önceye gitmesi.

3. Çocukluğunda yaşadığı mahalle ve okuduğu okulu betimlemesi.

4. Korkak bir insan ve katil olmasına neden olan çocuğu duvarda otururken gördüğü anı anlatması.

5. Korku duygusuyla koku duyusunu özdeştirmesi.

6. Bir anda yirmi iki yaşına gelip âşık olduğunu anlatması.

7. Deniz kokusuyla özdeşleştirdiği aşkın kendisini iyileştirmesi.

8. Kısa süren bu mutluluğu son bulup o korkak adama tekrar dönüşmesi.

9. Tekrar yirmi yıl önceye gidip korkak biri olmasına sebep olan o çocukla tuvalette karşılaştıkları ilk anı tekrar anlatması.

10. Tuvalette aldığı kibrit ve sigara kokusuyla dumandan etkilenmesi.

11. Tuvalette yaşadıkları bu anın onun üzerinde derin izler bırakması.

12. Tekrar üniversite yaşamına geçip temsil komitesine başkan olduğu zamanı anlatması.

13. Yirmi yıl önceye bir daha gidip o çocuğu bahçe duvarında gördüğü anı hatırlaması.

14. “Bir bardak su alabilir miyim?” diyerek sorguda olduğunun öğrenilmesi.

15. Öykünün başında anlatıldığı merdivenden çıkma sahnesini anlatması.

25

16. Merdivenden çıkarken çocukluğunda aldığı o kokuyu tekrar duyumsaması.

17. Merdivenlerde biri on sekiz yaşında eli bıçaklı bir gençle ondan küçük bir çocuğun karşı karşıya olduklarını görmesi.

18. Olaya müdahale edecekken çocuğu boğarak öldürmesi.

19. Eli bıçaklı büyük çocuğu değil de küçük olanı öldürdüğünün anlaşılması.

20. Kokunun küçük çocuktan geldiği için öldürdüğünü söylemesi.

Hiçbir Şey Anlatmayan Hikâyelerin İkincisi kitabında yer alan “Yara Kabuğu” öyküsünde belediye otobüsünde karşılaşan iki gencin üniversitede âşık oldukları Hande adlı kız yüzünden değişen hayatları anlatılır. Flash back yoluyla genç erkekle, âşık olduğu Hande arasındaki diyaloglar verilse de olay örgüsü belirgindir. Öykü kahraman anlatıcı tarafından okura aktarılır. Kahraman anlatıcının da yaralı gencin de isimleri kullanılmaz. Sadece sevdikleri kız olan Hande’nin ismi verilir. Hande “tanrıça kadar (Süngü, 2017, s. 75)” güzel bir kızdır. Sevgilisi de kahraman anlatıcının “Sen de çok güzeldin. Yani… Fena yakışıklı bir adamdın.

Kıskanarak bakardık sana (Süngü, 2017, s. 77).” diye tarif ettiği yakışıklı bir erkektir.

Üniversitede birlikte olan genç ve Hande gıptayla bakılan bir çifttir. Herkesin kıskandığı bu çiftin mutluluğu, Hande’nin edebiyat kulübünün dergisinde gördüğü bir şiirle bozulur. Genç, kantinde otururken yanına Hande gelir ve büyük bir mutlulukla bu şiiri okur. Şiir bittikten sonra Hande sevgilisine kantinin diğer ucunda oturan kahramanı gösterir. Şiirden ve Hande’nin o anki mutluluğundan şüphelenen genç, kahramanın yüzünü ömrü boyunca unutamaz. Çünkü Hande’nin kendisini değil, o şairi sevdiğini anlar. Gencin Hande’yle yaptığı son görüşme sahnesi öyküde parça parça verilir. Bu sahnelerde Hande’ye olan aşkı aklını başından alacak kadar kuvvetli olan genç, aşkı için çirkinleşebileceğini onun da bunu yapmaya cesaretinin olup olmadığını sorar. Hande’ye aşkının ne kadar büyük olduğunu göstermek için çirkinleşmeyi bile göze aldığını söyler. Eline aldığı bıçakla yüzünü keser. Hande ise onu güzelliğiyle sevdiğini ve bunu yapamayacağını söyleyip ağlayarak oradan uzaklaşır.

Kahraman anlatıcı da üniversitede okurken Hande’ye âşıktır. Ama içine kapanık bir yapısı olduğu için ona aşkını söyleyemez. Edebiyat kulübünün dergisinde

26

çıkan şiir Hande’nin dikkatini çeker. Kahramanın şiiri olduğunu öğrenince ona gelip bu şiiri kimin için yazdığını sorar. Kahraman ise kimseye için olmadığını söyler. Bu kısacık zamanda birbirlerinin duygularını anlasalar bile her ikisi de bunu dile getiremez.

Olay örgüsü kahramanın işi için vergi dairesine gitmesiyle başlar. İşini bitirdiğinde saat dört olduğu için mesainin sona ermesini bekler. Evine gitmek için beşten sonraki otobüse biner. Öykünün ana kısmını oluşturacak olaylar, otobüsten inerken yüzü yaralı genci görmesiyle başlar. Yarı uyur yarı uyanık olan genci son durakta olduklarını söylemek için uyandırır. Gencin yüzüne dikkatli bakınca onu tanıdığı anlar: “Tanıyorum onu, yani hemen tanıdım. Garip oldu… Ama bu ne haldi böyle, tanıyamadım. Daha da garip oldu. Yani tanıdım ama… Şaşırdım evet, epeyce şaşırdım (Süngü, 2017, s. 71).” Kendini tutamaz ve onu üniversiteden tanıdığını söyler. Yüzü paramparça olan genç yaşadığı travmalardan hafızasını da yitirmiştir.

Aklında sadece on saniyelik bir görüntü kalmıştır. Bu kısacık zaman içinde gördüğü ve hatırladığı tek şey de kahramanın yüzüdür. Hatta kahramanın bile unuttuğu şairlik yönüyle onu hatırlar: “Şairsin. Kantindeki. Okuldaki. Üniversiteden. Maliyede okuyan (Süngü, 2017, s. 72).”

Yaralı genç “Ben… Hiçbir şey hatırlamıyorum. Bana yardım et (Süngü, 2017, s. 73).” diyerek geçmişini kendisine anlatması için kahramandan yardım ister.

Durakta konuşurken ona üniversitede bir arkadaşı olduğunu söyler. Yaralı genç o kişinin sevgilisi olduğunu ama en çok da onun yüzünü ve onunla geçirdiği zamanları hatırlamadığını söyler. Kendisine eski sevgilisinden bahsetmesini ister. Hafızasını kaybettiği için evinin yolunu da unutan genç, boynunda taşıdığı üzerinde

“Kaybolduysam, bu numarayı arayarak bana yardımcı olabilirsiniz (Süngü, 2017, s.

74).” yazılı kartı kahramana gösterir. Ama önce kendisine geçmişinden bahsedip sonra aramasını ister. Yaralı genç, üniversite ikinci sınıftan öncesini ve mezuniyetten sonraki kısımları tamamen hatırladığını ama onun dışında kalan süre içinde her şeyi unuttuğunu söyler. Tek bir an vardır hafızasında, o da kantinde kahramanı gördüğü kısacık zamandır. Kahraman, konuşmak için yaralı genci kahvehaneye götürür. Bu sahnelerde artık sık sık geriye dönüşler yapıp geçmişlerinde âşık oldukları Hande’den bahsedeceklerdir. Tabi yaralı genç, Hande’yle geçen zamanlarını hafızasından sildiği için kahraman daha çok konuşacaktır.

27

Kahraman, üniversitede herkesin Hande’yle ona gıpta ile baktığını anlatır.

Yaralı genç, Hande’nin ismini dahi unuttuğunu etrafındakilerin söylediklerinden öğrendiğini ama halen yüzünü hatırlamadığını söyler. Kahraman yine geriye dönüp onunla ve handeyle tanışmadıklarından bahseder. Ama “Ona âşıktım, bu yüzden, hayatım boyunca mutsuz bir adam oldum (Süngü, 2017, s. 77).” diyemez. Kahraman, üniversitede Hande’yle bir kez konuştuklarını, onun edebiyat kulübünün dergisinde gördüğü şiiri beğendiği için kahramanla tanışmak istediğini söyler. Kahraman Hande’yle yaptığı konuşmayı aklından tek tek geçirir ve aralarında bir etkileşim olduğunu ama bunun onu ileride mutsuz bir adam ettiğini düşünmektedir. Ancak yaralı gence bu kısmı kısacık anlatıp “Hayatınıza dair başka bir şey bilmiyorum (Süngü, 2017, s. 78).” diyerek konuyu kapatır. Daha sonra kartta yazılı olan numarayı arar ve yarım saat sonra yaşlı bir kadın yaralı genci almaya gelir. Öykü, kahramanın evine doğru yol alırken üniversitede yazdığı o şiiri hatırlamasıyla bitmektedir:

“sana derinliğine kimsesizlik sana sükunetin gizemli ilk hali bıçak serin sana kemik alnım yüzünde uçurumlar fiyaka dekorumuz yara kabuğu”

(Süngü, 2017, s. 80)

Bu öykünün olay örgüsünü şu şekilde sıralayabiliriz:

1. Öykünün kahramanla yüzü yaralı gencin durakla bekleme sahnesiyle başlaması.

2. Anlatıcının olayı okuyucunun kafasında netleştirmek için geçmişe dönmesi.

3. Kahraman anlatıcının öğle saatlerinde çalıştığı kurumun işleri için vergi dairesine gitmesi.

4. Dairede çalışan memurların işi yapmak için rüşvet istemesi.

5. Kahramanın iş yerindeki idari müdürü Hakan’ı arayıp bu durumu söylemesi.

6. Kahramanın birer paket sigara alıp memurlara işlerini yapmaları için rüşvet vermesi.

28

7. Mesai saatini doldurmak için beşe kadar beklemesi ve sonra otobüse binmesi.

8. Otobüse bindiğinde bir erkek yolcunun kahramanın dikkatini çekmesi.

9. Uyuduğunu zannettiği erkek yolcuyu son durağa gelince uyandırmak istemesi.

10. Erkek yolcuyu uyandırmaya çalıştığı anda, yüzünün aslında tanınmayacak hale gelmesine rağmen onu tanıdığını fark etmesi.

11. Cesaretini toplayıp erkek yolcuya onu üniversiteden tanıdığını söylemesi.

12. Erkek yolcunun “şairsin sen” diyerek kahramanı tanıması ve kahramanın bu söz üzerine bir an duraksaması.

13. Erkek yolcunun geçmişinde kahraman dışında kimseyi hatırlamaması ve bunun için kahramandan yardım istemesi.

14. Üniversitedeyken ikisinin da âşık olduğu Hande’yi hatırlamaya çalışması.

15. Hafızasını yitiren erkek yolcunun boynundaki kartta yazan telefon numarasını göstermesi.

16. Onu almaya gelecek kişiyi beklerken bir kahvehanede oturup geçmişten bahsetmeleri.

17. Erkek yolcunun üniversitedeyken sevgilisi olan Hande’nin kantinde ona bir şiir okurken kahramanı gördüğü on saniyelik bir süreyi hatırlaması.

18. Kahramanın erkek yolcu ile Hande’nin okulda ne kadar popüler olduğunu, herkesin onları hayranlıkla seyrettiğini anlatması.

19. Kahramanın Hande’ye âşık olduğunu konuşma sırasında erkek yolcuya söylememesi.

20. Kahramanın geriye dönüp Hande’nin ilk önce sevgilisine okuduğu şiiri sonra gidip kahramana gösterip bunu kimin için yazdığını sorması ve kimse için yazılmadığı cevabını aldıktan sonra Hande’nin üzülmesini hatırlaması.

21. Hafızasını yitiren gencin Hande’yle görüştüğünü, yüzünün çok güzel olduğunu ama yine de ondan tiksindiğini anlatması.

22. Her ikisini de geçmişlerinde güzelliğinden etkilendikleri Hande’yi anmaları.

29