• Sonuç bulunamadı

ARKİTEKT M İ M A R L I K, Ş E H İ R C İ L İK T U R İ ZM D E R G İ Sİ izmir resim ve heykel müzesi

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "ARKİTEKT M İ M A R L I K, Ş E H İ R C İ L İK T U R İ ZM D E R G İ Sİ izmir resim ve heykel müzesi"

Copied!
58
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

ARKİTEKT

M İ M A R L I K , Ş E H İ R C İ L İ K T U R İ Z M D E R G İ S İ

izmir resim ve heykel müzesi

366

2 — 1977

YIL — XLVII İ S T A N B U L Fiyatı: 30.00 T.L.

(2)

eatmm İzocam'la g i i j f i a f l ı i

s M a m a s a H

İZOCAM TASARRUFTUR

Dünyanın en ileri sistemiyle (Saint - Gobain TEL Prosedesi) yurdumuzda üretilen İzocam, konut çatılarından sınaî yapılara kadar kullanıldığı her alanda olağanüstü tasarruf sağlar.

İzocam kullanıldığı takdirde daha küçük satıhlı kalorifer kazanı, daha az sayıda radyatör dilimi, daha küçük boyutlarda pompa ve boru yeterli olur. Bu suretle yapının inşaat masrafı azalır.

Ayrıca İzocam için ödenecek fark 1-2 yılda kendisini öder. Jzocamın her türlü çatıda ve

kalorifer tesisatında kullanılmasıyla gittikçe pahalılaşan yakıt sarfiyatı azalır ve bir türlü ısınmayan en üst katlar kolaylıkla ısınır, size de

" SAöOLASIN İZOCAM" dedirtir.

İzacamla korunan yapı sağlıklı, ekonomik ve komşu anlaşmazlıklarına yer bırakmayan bir yapı olur,

Bütün ısı ve gürültü problemlerinizde bizi hatırlayınız.

Kesin tecrit,büyük tasarruf, tam konfor.

TEKNİK DANIŞMA BÜROLARIMIZ ÜCRETSİZ EMRİNİZDEDİR:

İstanbul Ankara İzmir Bursa Trabzon Adana İskenderun 498451 174616 34859 12470 23 98 12823 22 56 45 35 68

Data — 107/19

(3)

İ W İ B J Ö

SİRKÜLASYON POMPALARI

-TAMAMEN SESSİZ ÇALIŞIR.

-YAĞLAMA ve BAKIMI GEREKMEZ.

- B İ R YIL GARANTİLİDİR.

İMALAT GENEL DAĞITICI

SİMTEL TİCARET ve SANAYİ A.Ş. DASA DAĞITIM V E SATIŞ A.Ş.

(4)

Güvenebileceğiniz yegane kaptama malzemesidir

İ s t a n b u l

BETEBE (Cam) MOZAİKLERİ FİATLAR1 Renk Gruplarına göre M® Hatları TL.

Tip m/m A-B Grubu C Grubu D Grubu E Grubu F-Fsp-Grubu

20x20 açık ton renkler Koyu renkler Koyu renkler Sarı renkler Kırmızı renkler

15X30 105,— 115.— 120.— 180.— 300.—

20X40 115,— 125.— 130.— 195.— 310.—

50X50 Karo 137.50 f50.— 156.25 243.75 38750

Palladiano 143.— 148.50 154.— 258.50 396.—

Hegza (altı köşe) 144.— 153.— 165.— 228.— 372.—

30X30 165.— 162.50 171 .88 256.25 400.—

35X50 Prlmldal 156.25 175 180.— 250— 395.—

BETEBE (emay) MOZAİKLERİ FİATLARI sarı renkler

13x13 180.— 200.—

1M2 flatları TL. (takribi) 20x20 185.— 225.—

Hegza 195.— 225.—

Tip m/m Bütün renkler 509-510 No. lu Hegza

A R K . — 21

(5)

i s v i ç r

* ASANSÖR VE YÜRÜYEN MERDİVENLERİ

Meşrutiyet Cd. Karanfil Tel: 121891 Ankara

176944 Postahane Cd. Fercan Tel: 11386 han 2

Cumhuriyet cd. 79/3 Tel: 22761 Vakıf Işhanı 15 Tel: 6663 Eski Belediye Cd. 19/A Tel: 3110 Anıt alanı Anıt ap. il/3 Tel: 1277 Maraş Cd. Halkevi Sk. Tel: 1854 il/2

Yeniyol I. Ersan Işhanı Tel: 12304 Kayseri

Antalya Trabzon

Eskişehir : Sakarya Cd. Şenlier iş- Tel: 6489 hanı 106

Samsun : Tel: 4232 Diyarbakır : Gazi Cd. Çarşılı han 2/I1 Tel: 3603

T Ü R K E L İ T İ C A R E T A . S .

B a n k a l a r C a d d e s i Y a n ı k k a p ı sok:no1-$-5

Karaköy-İstanbul 45 6145U Hat)

(6)

DBS CEPHE KAPLAMA BOYALARINDA DA GÜÇLÜDÜR cBs

y ı l l a r c a hep a y n ı s ö z ü s ö y l e y e c e k t i r evine her b a k ı ş t a . " Ç B S A k r o l i t " diyecektir

" t a m a r a d ı ğ ı m b o y a "

her cins boyada Ç^S bJt^^ **

9üç,udür l^^Vj ••*

ÇBS BOYA-KİMYA SANA ve TİCARETİ A.Ş.

Karaköy, Kardeşim Sok, No. 44/3 İstanbul Telefon : 43 49 55 Ç B S Akrolit... İşte Ç B S ' n i n

yapıların d a h a dayanıklı olmasını s a ğ l a m a k , onları kışın karından, b a h a r ı n y a ğ m u r u n d a n , y a z ı n s ı c a ğ ı n d a n v e s o n b a h a r ı n rüzgarından k o r u n m a k için ü s t ü n güçlerle d o n a t t ı ğ ı v e görevlendirdiği boya...

Eğer bir y a p ı Ç B S Akrolit'le d o n a n m ı ş v e g.üçlenmişse artık o yıllarca

en güzel, en s a ğ l a m niteliğini gururla t a ş ı y a c a k t ı r . . Evini Ç B S Akrolit'le t a k v i y e eden

herkes

(7)

W e r t h e i m

asansör ve

yürüyen merdivenleri

ARK. — 24

(8)

Her tür yapıya iek bir kaplama malzemesi

Ondulîne

(9)

D E T E K Ş

su tecridinde

tam (özüm

SİKA-1 SİKA-2 SİKA-4a SİKAFLEX-la İGAS-gris SİKA-LATEX PLASTOC R ETE-N PLASTİM ENT-BV-40 SİKA-RETARDER SİGUNİT

KONSERVADO-P

Sıva v e şaplarda su geçirmezlik katkısı Tazyikli fışkıran suların tıkanmasında Elâstik fuga macunları Tamir hareı katkısı Betonda su geçirmezlik katkısı Plâstifian beton katkısı Betonda priz geciktirici

Püskürtme beton., gunitaj, priz çabuklaştırıcı v e geçirimsizlik katkısı Geçirimsiz dış cephe boyası P V C su yalıtım muşambası Elâstik yalıtım Dilâtasyon bandı Beton iş v e

dilâtasyon derzleri yalıtımı K İ M Y A S A N A Y İ İ A . Ş . Mecidiyeköy, Büyükdere Caddesi

Hukukçular Sitesi No. 5

Telefon : 66 44 88 - 66 44 89 İstanbul

(10)

Borusanın Yaratıcı

Gelişen Türk Sanayiine Borusan'm katkısı her alanı dolduruyor. Otomotiv, tekstil, ev aletleri ve ambalaj sanayiinde, inşaatın her dalında Borusan mamulleri en geniş tatbik kolaylıkları sağladı.

T t l T F I G L

çeşitlerimiz : Su ve gaz boruları

Sanayi boruları (Mobilya ve ekzoz borusu)

Profil borular Kalın etli profiller Pencere profilleri Paslanmaz çelik borular Ambalaj çemberi DKP bant

BORUSAN

Gelecek Sanayiin rehberi

Reklâm M oran — 980/26

(11)

Komple tesis kuran firmada aranacak ilk iki husus :

Son beş yılda 10 ile 200 Milyon TL. arası 40' tan fazla tesis yaptık.

Mühendislik hizmetlerini yapan 200' ün üstünde her branşta mühendis kadromuz vardır.

Konularımızla ilgili imalatımızı modern makinalardan Kurulu üç ayrı fabrikada yapıyoruz.

Dünyanın en büyük firmaları ile teknik işbirliği yapmaktayız.

. KISACA BELİRTMEK GEREKİRSE ANAHTAR TESIİMİ TESİS KURMADA TÜRKİYE'DE SÖZ SAHİBİ BİR ŞİRKETLER TOPLULUĞUYUZ.

ARK/27

(12)

L ' A R C H I T E C T E T H E A R C H I T E C T p e r i o d i q u e d ' a r c h i t e c t u r e Periodicai Publication O n Architecture d ' u r b a n i s m e e t d e t o u r i s m e T o w n P l a n n i n g a n d t o u r i s m

Ne. 366 — 2 — 1977 Cilri — 46 İ ç i n d e k i l e r :

• Önemli haberler 51 • İzmir resim v e heykel müzesi, mimarları: Prof. M. Türkmen - İ. Göral 53 • Ak- deniz ve Ege'de yat ve eğlence limanları, yazan: Dr. mimar Z. Sayâr 58 • Yaya yolları, yazan: mimar E.

Aydın 62 • Trabzon otogar projesi, mimarları: Prof- İ. Bayhan - H. Kaptan - Dr. M .E. Aystı, 64 • Park garaj yapıları, çeviren: mimar F. Gorbon 69 • Sydney opera binası, Prof. E. Kortan mimar İ.T.Ü. 74 • K.

Çekmece'de tatil köyü projesi, R. Soley (öğrenci çalışması) 81 • Anadolu hisarında lokanta projesi, R.

Soley (öğrenci çalışması) 83 • S.S.K. büyüyebilen tip hastane mimarî proje yarışması I. ödül, 86 • Bibliografya, 92.

C o n t e n t s :

No. 366 — 2 — 1977 Volume — 46

• İmportant nevvs 51 • The museum of fine arts in İzmir, By Prof. M. Türkmen - İ. Göral, arehiteets 53 O The Mediterranean and Aegean yacht and Joke seaports, vvritten by Z. Sayâr Dr. arüh. 58 • The Pedestrian Paths, vvritten by E. Aydın arch- 62 • The Autogar project of Trabzon By İ- Bayhan areh. H.

Kaptan arch. M.E. Aysu Dr. Arch. 64 • The parking Buildings, Transl. by F. Gorbon, arch. 69 • The Ope- ra building of Sydney, vvritten by E. Kortan Prof. Arch. İng. 74 • Holliday village in K. Çekmece (İs- tanbul) student project 81 • Design for a Restaurant in Anadoluhisar (Bosphorus) student project 83 • Hospital project first prize 86 • Bibliography 92.

S o m m a i r e :

No. 366 — 2 — 1977 Volume — 46

• Nouvelles importantes 51 • Musee des beaux arts â İzmir, Prof. M. Türkmen - İ. Göral arch. 53 • Ports de yachting et de plaisance aux mers - Mediterranee et Egee, ecrit par Z. Sayâr Dr. Arch. 58 • Les routes pietonnes, ecrit par E. Aydın, arch. 62 • Projet de l'autogare â Trabzon (mer noire), İ Bay- han - H. Kaptan - M.E. Aysu Arch. 64 • Les bâtiments parc-garages, traduit par F. Gorbon arch. 69 • L' opera de Sydney, ecrit par E. Kortan Prof. Arch. ing. 74 • Village de vacances â K. Çekmece (İstanbul) travail d'etudiant 81 • Projet d'un restaurant â Anadolu hisar {Bosphore) travail d'etudiant 83 • Projet d'un fıopital, premier prix 86 • Bibliographı'e 92.

Arkitekt'in Satıldığı Kitc "şevleri:

A.B.C. Kitabevi Tünel Meydanı No: 1 Beyoğlu

Yaprak Kitabevi Atatürk Bulvarı No: 127

Ankara

(13)

ARKİTEKT

e m l i h a b e r l e r Her üç ayda bir yayınlanır.

Adres: Anadolu Han 33 — İstanbul Tel: 22 13 07 Kuruluşu 1931 Cilt : 46 Sayı 36S E Sahibi ve sorumlu yayın müdürü: :

Sekreter:

Keti Ç a p a n o ğ l u M u h a b i r l e r i :

EBAlmanya : Engin A Y D I N - Mimar D.

BG.S.A./BDB. - U.S.A. : Altan G Ü R S E L 1 • Mimar M.M.F. - Fransa: Hâluk T O -!

G A Y - Mimar D.G.S.A. - İsveç : Alil [ . Ş E N E R - Mimar D.G.S.A - İsviçre : 1 Seyfi S O N A D - Mimar D.G.S.A. - Kib- ir rıs : Behzat A. B E Y L İ - Mimar İ.T.Ü.

I R. I. B. - MRTPI - italya : Dr. Baran Ç A - i G A - Mimar - Yunanistan : Sava Ç İ L E -

N İ S - Mimar I.T.Ü./M.M.F.

A b o n e ş a r t l a r ı : I Yıllığı Şahıs için 125.— TL.

B Öğrenci 100.— TL.

BYabancı memleketler için : 150.— TL.

! Bu sayı : 30.— TL.

I ilân tarifemiz istek üzerine gönderilir. I E Yazı, foto, resim ve abone bedelleri BjARKİTEKT'in adresine posta ile gö^de-

• rilmelidir. Basılmayan yazılar iade edilir.

B Adreslerini değiştiren abonelerin en geç bir ay içinde bize haber vermeleri lâzım- t dır. Aksi takdirde kaybolan dergilerden İ idaremiz sorumlu değildir.

İ M Subscription rates:

i Annual subscription 10.00S I Single copy 2,50$

n Âli subscriptions, letters, photos, articles t advertisements tec. Should be addressed.

To: A R K İ T E K T

: Anadolu Han No. 33 Eminönü/İSTANBUL TURKEY Abonnements pour letranger lan 10.00 S Prix de ce numöro 2.50Ş

| Pour tout payement et demande des ren- [ seignements, ainsi que pour tout envol

des documents, tels que photos, artic- les, annonces, bibliographie â insörer

; s'adresser â la Direction A R K İ T E K T . Anadolu Han No. 33 Eminönü İstanbul —

TUROUİE

İ s a n b u I d a j p I a

• Geçen dönem, Ülkemizde yapıl- ması kararlaştırılan, ancak maddi olanak- ların yetersizliği yüzünden gerçekleştiri- lemeyen 6. Balkan Ülkeleri Mimarları Konfreransı bu yıl Ekim ayı içinde İstan- bul'da düzenleniyor.

Geleneksel olarak her yıl Balkan ül- kelerinden biri tarafından düzenlenen konferansın bu yılki konusu. Yönetim Ku- rulu'muz tarafından «Balkan Ülkelerinde Arsa ve Konut Politikalarının Eleştirisi»

olarak saptandı. Toplantının düzenlenmesi için Selçuk Batur, Atilla Yücel ve Raşit Gökçeli'den oluşan bir komite görevlen- dirildi. Komite yürütücüsü Selçuk Batur, çalışmalar hakkında bilgi vermek ve prog- ram üzerinde görüş birliği sağlamak üze- re 11 Nisan'da UIA 1. Başkan Yardımcı- sı M. Pissarski ile görüşmek üzere Sof- ya'ya gitti. Balkan ülkelerinde izlenmekte olan arsa ve konut politikalarına eleştirel bir yaki'aşımla eğilinerek bu ülkelerin mi- marları arasında bilgi alışverişini sağlaya- cağı umulan konferansın programı hak- kında ileride daha ayrıntılı bilgi verile-

U I A II. B ö l g e M i m a r l ı k E ğ i t i m i K o m i s y o n u d a E k i m a y ı n d a t o p l a n a c a k

UlA'nın uluslararası komisyonların- dan biri olan ve yürütücüsü bulunduğu- muz Mimarlık Eğitimi Komisyonu uzunca bir aradan sonra çalışmalarına başladı.

Komisyonu Odamız adına Şazi Sirel yü- rütüyor.

Komisyonun toplantısı 6. Balkan Ül- keleri Konferansı ile aynı tarihte İstan- bul'da yapılacak, Komisyon yürütücüsü Şazi Sirel", UIA 1. Başkan Yardımcısı Pis- sarski ile Sofya'da Yönetim Kurulu'mu- zun Eğitim Komisyonu'nda ele alınmasını önerdiği «Sosyo-Ekonomik Gelişme ile Mimarlık Eğitimi ve Uygulamasının İliş- kisi» konusunu görüştü. Pissarski ile ya- pılan görüşme sonucuna göre konu kesin- leştirilecek ve ayrıntılı bilgi duyurulacak.

d a ğ M ı r

• İZMİR (A.A.) — Ege Üniversite- si Fen Fakültesi astronomi kürsüsü öğ- retim görevlisi Doç. Dr. Ünal Akyol, İz- mir'in sanayi bölgelerinde görülen hızlı ve dengesiz dağılımın bölgedeki bitki ör- tüsünü yok ettiğini öne sürmüştür.

Ünal Akyol, yanlış yayılma nedeniyle tarıma son derece elverişli alanların sa- nayi tesislerine ayrıldığını bunun ise çok sakıncalı olduğunu da savunmuş şöyle demiştir:

«Son beş yıldır izmir'de sanayi böl- gesinin gelişme ve yayılmasının çok yan- lı zararları görülmeye başlamıştır. Bir yandan faydalı bitki örtüsü yok olurken ekim için son derece faydalı olan alanlar da sanayi tesislerine ayrılmakta, buna pa- ralel olarak atmosferdeki toz ve duman ve yanık kokuları giderek rahatsız edici düzeye ulaşmaktadır.»

s r g i I e r .

Prof. Mimar Dr. Bülent Özer'in «im- gelem ve gerçek» ile «yapılar» ko- nularındaki grafik sergisi 12-31 ma- yıs tarihleri arasında İ.D.G.S. Akade- misi salonlarında açılmış, ilgi ile iz- lenmiştir.

Prof. ressam Sabri Berker'in eserle- rinden toplu bir şekilde oluşan ser- gi, İ.D.G.S. Akademisi salonlarında 28.4.77'den 18.5.1977 tarihine kadar devam etmiş, ilgi ile takip edilmiş- tir.

İKUO Hirayama'nın (İpek yolu) adlı Japon resim sergisi, İ.D.G.S. Akade- misinde 5-19 nisan tarihleri arasın- da açılmıştır. Bu münasebetle Japon sanatının tarihsel gelişimi konulu bir konferans verilmiştir.

Romanya Sosyalist Cumhuriyeti İst.

Başkonsolosunun teşebbüsü ile İ.D.G.S. Akademisi kitaplığında «Ro- manya kitap» sergisi açılmıştır. Sergi 17 hazirandan 1 temmuza kadar de- vam edecektir.

(14)

İçinde y a ş a d ı ğ ı çevreyi K İ R L E T M E Y E Kimsenin hakkı yoktur.

I s î a n b u i T?. 43 10 6ü Ç E V R E K O R U M A V E

Y E Ş İ L L E N D İ R M E D E R N E Ğ İ

D ü n y a t a b i a t ı n ı k o r u m a g ü n ü

ANKARA — Her yıl Haziran ayının ilk günü kutlanan «dünya tabiatını koru- ma günü» yurdumuzda da kutlanmıştır.

Türkiye Tabiatının Koruma Cemiyeti,

«dünya tabiatını koruma günü» dolayısiy- le, Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumu salonunda bir toplantı düzenlen-

Toplantıyı bir konuşmayla açan Der- nek Başkanı Hasan Asmaz «bütün dün- yanın bugün bir numaralı davası, (tabii çevrenin bozulması) dolayısiyle ortaya çıkan (çevre sorunları) dır. Bu nedenle gelişmekte olan memleketimizde genel politikanın hangi yönde olması gerekece- ği yanında, konuya düşen görevlerin de belirtilmesi zarureti aşikârdır.» demiştir.

Daha sonra Türkiye Bilimsel ve Tek- nik Araştırma Kurumu (Tübitak) genel sekreteri Prof. Dr. Naci Bor «çevre araş- tırması organ'zasyonu», Tübitak çevre araştırması bölümü başkanı Prof. Dr. Ne- cip Berkson» insan ve tabii çevre ilişki- leri» de Kanada'da çevre plân geliştirme mühendislik ve mimarlık bölümü peyzaj mimarı olarak görev yapan Dr. İsmet Gür-

ses» açık alan politikası ve bir Kanada uygulaması» konusunda konuşmuşlardır.

Dr. Gürses, açık alan politikası i!e ilgili bilgi verirken, Kanada'daki uygula- malardan Slaytlarla örnekler gösterilmiş- U l u s l a r a r a s ı

İ s t a n b u l f e s t i v a l i B a ş l a d ı :

|~~| İstanbul Kültür vo san'ai vakfı ulus- lararası 5. İstanbul festivali sergileri:

— «San'ai kitapları sergisi» I.S.O. sergi ve enformasyon merkezi - Galatasa- ray 22.6.1977 -

— Georges Mathieu resim sergisi I.S.O.

sergi ve enformasyon merkezi - Gala- tasaray 22.6.1977

— «Prof. Anton Lehmdcn resim sergisi»

T. İş Bankası can'aî galerisi -Beyoğlu 21.6.1977

— 38. Devlet resim ve heykel sergisi İ.D.G.S. Akademisi - Fındıklı 24.6.1977

— Sinan şaheserleri fotoğraf sergisi İ.D.G.S. Akademisi - Fındıklı 28.6.1977

— Kadın minyatür san'atçıları sergisi Ol- gunlaşma enstitüsü - Beyoğlu 29.6.1977

— • İstanbul Festivali afiş yarışması ser- gisi İ.D.G.S. Akademisi - Fındıklı 23.6.1977.

T e h l i k e l i y ü k s e l i ş l e r ! Bir iki yıldan beri İmar ve İskân Ba- kanlığı İstanbul'un Anadolu yakası için ka- bul ettiği bir yönetmelik ile on ve daha fazla katlı konutlar inşasına imkân sağ- lamıştır.

Bu durumdan faydalanan inşaatçılar, 1,8 oranını uygulayarak 10-14 katlı bina- lar inşa etmektedirler. Ne var ki, bu tür binalar gereken özel inşa tekniğine uyul- madan yapılmaktadır.

Çok katlı yüksek binaların projelerin- den uygulanmasına kadar gözönünde tu- tulması gerekli kriterlere maalesef uyul- madığını, yalnız sermaye sahibi inşaatçı- ların değil, binaların sorumlu mühendis ve mimarlarının bile bu özel şartların bi- linci içinde hareket etmediklerini son olaylar göstermektedir. Birkaç gün önce Göztepe'de inşa halindeki 14 katlı bir apartman yapısında tehlikeli çatlakların meydana gelmesi, bir tesadüf olmayıp, sorumluların gereken önemi vermemeleri- ni ispatlamaktadır. Uzun bir süreden beri belediyenin kentteki inşaatı kontrol etme- diği, bütün sorumluluğu yapının statik he- saplarını ve kontrolünü yapan mühendis ve mimara bıraktığı malumdur.

Ancak, inşaatın sorumluluğunu yükle- nen bazı mimar ve mühendislerin bu gö- revi gereği gibi yapmadıkları meydana ge- len olaylardan anlaşılıyor.

Çok eskiden İstanbul Belediyesi fen heyeti bütün inşaatı sorumlu fen adamla- rile beraber denetler ve bu kontrollarını şantiye defterine bir zabıtla kaydederler- di. Sonradan odaların isteği ile belediye kontrolü yöntemi kaldırılmış, yükümlülük inşaatın sorumlu mühendis ve mimarına bırakılmıştır.

Ancak, inşaatlarda çökme, çatlama gibi olayların devam etmesi Belediye Fen Kurulu'nun murakabesinin lüzumlu oldu- ğunu göstermektedir.

Hemen her ülkede (yapı polisi) teş- kilâtı vardır. Bu teşkilâtın ülkemizde de kurulması gereklidir. Bilhassa, toprak spekülasyonunun ve talimatnamelerin teş- vik ettiği çok katlı yüksek yapıların inşa edildiği bu devrede yapı kontrol polisine şiddetle ihtiyaç vardır. Halkın hayatı, mil- li servetin heba olmasile oynamağa kim- senin hakkı yoktur.

Ayrıca bu hoş olmayan çökme olay- larından belediye ve Bakanlık da sorum-

(15)

İzmir resim ve heykel müzesi, Ko- ık mevkiinde Orduevi ile basın kulübü

•asındaki arsada Prof. Muhlis Türkmen i İnal Göral'ın projelendirdikleri ve ya- ımı maalesef müelliflerinin kontrolleri aricinde devam etmekte olan Ege Üni- jrsitesi şehir kültür merkezi yanında an'a^veTültü^merkezi olacaktır. Şehrin

îrleşmiş bulu- ma sahası el- - sadelik için- ılaşmak gaye- sile projelendirilmiştir. Zemin, asma ve

"•birinci katlar arasında oluşan görsel ge- çişler ile yapıda bir mekân bütünlüğü ve

| düzenleme sağlanmıştır.

Ayrıca plânın hallinde derinlemesine doğal bir havalandırma, serin imbat rüz- gârına her hadleriyle açık bir plân yerleş- e düzeninin kurulmasına çalışılmıştır, j düzenleme gerek lojman terasında,

(Devamı 92. Sayfada)

(16)
(17)
(18)
(19)
(20)

A k d e n i z v e E g e ' d e Y a t v e e ğ l e n c e L i m a n l a r ı

— Fransa'da her deniz mevsiminde zenginlerin demir attıkları Port - Canto yat limanının kuşbakışı görünüşü.

Akdeniz'de İspanya,' Fransa ve İtalya'- nın, Ege'de Yunanistan'ın son yıllarda eğ- lence ve yat limanlarına çok önem vermek- te oldukları bu nedenle yeni limanlar ve tesisler kurarak deniz turizmini geliştirdik- leri görülmektedir. Fransa ve italya'da ha- len yüzlerce eğlence limanı bulunmaktadır.

Yunanistan'da ise küçük büyük 180 kadar yat limanı vardır. Bu ülkelerde denizcilik dağ sporundan daha geniş bir potansiyel'e sahip olduğundan, altın yumurtlayan tavuk sayılmaktadır.

Takriben 8.000 kilometre uzunluğunda kıyılara sahip Türkiye ise, deniz sporunun önemini daha yeni anlamağa başlamıştır.

Kıyılarımızın deniz sporuna çok elverişli olması, buna ilâveten tarih, iklim ve doğa güzelliklerine sahip bulunması, bilgili bir şekilde geliştirilecek deniz sporları ve yat limanlarının ülke turizmine büyük katkıda bulunacağını göstermektedir.

ce o ^ülke insanının bu sporu başlatması, gerekli tesis ve gereçlere, yetişmiş perso- nele sahip olduktan sonra yabancı turiste gereği gibi hizmet edebileceğini göstermiş- tir.

İtalya'da bu tür limanlarda çalışan in- sanların klüp ve organizasyonların ihtisas- laşmış kadrolara sahip oldukları, gerekli kanunî ve parasal sorunları çözmüş bulun dukları görülmektedir.

Halkımız deniz sporu'nu ve yatçılığı çok sevmektedir. Son yıllarda küçük şan- tiyelerde yapılan yatlar tirhandeller ve di- ğer motorlu vasıtalar önemli bir şekilde artmaktadır. Halen amatörce başlayan bu tutkuyu geliştirmek ve yaygınlaştırmak için-

bizde de koruyucu kanunlara ihtiyaç var- dır. Oysa, amatörlerimiz bu güne kadar her türlü yardımdan mahrumdurlar. Deniz sporu'nun pahalı bir uğraş olduğunu söy- lemiştik. Halkımızın denizlere açılması için gerekli gereçleri temin etmeleri önemli ekonomik bir sorundur. Küçük bir tekne'yi temin etmek bile binlerce liraya mal ol- maktadır. Daha önemlisi pahalı olan bu araçların deniz mevsiminde ve bilhassa mevsim sonunda korunmalarının teminidir ki, maalesef ülkemizde mümkün değildir.

Marmara'da mevsim geçtikten sonra sahip- leri teknelerini nereye çekeceklerini, ne- rede kışlayacaklarını şaşırmaktadırlar. Ana- dolu yakasındaki birkaç küçük koydan (Fe-

Deniz sporunun gelişebilmesi ancak halkımızın denizlere açılması ile kabildir.

Esasında pahalı bir spor olan denizcilik son yıllarda bütün zorluklara rağmen geliş- mekte, deniz vasıtaları yıldan yıla artmak- tadır.. Ancak, bu spor dalına halkımızın ve gençlerimizin daha ziyade önem vermesi için koruyucu kanunlara ihtiyaç olduğu ka- dar deniz gereçlerinin ucuz temini, bakımı ve bilhassa korunması gereklidir. Bu da, barınakları ve yat limanlarının tesisini ön plâna çıkarmaktadır. Her büyüklükte yüz- lerce limana sahip olan İtalya'da bile bu spor dalını daha cazip bir hale getirmek için 1960'lardan itibaren koruyucu kanun- lar çıkarılmış, gerek devlet elile gerekse özel sermayenin bu işe yatırım yapması teşvik edilmiştir. Geçirilen tecrübeler bir ülke'de deniz turizminin doğması için ön-

— Yunanistan'daki yeni yat limanlarından biri, limana demir atan yabancı tekne, her türlü ihtiyacını kolaylıkla bulur. Su, elektrik, telefon bağlantısı hemen yapılır.

(21)

nerbahçe, Bostancı), Boğaziçinde (Göksu, Büyükdere, Beykoz, Bebek) bir iki çekme yerinden başka, elverişli barınak bulunma- maktadır. Buralarda ise, teknelerin kışla- ması için istenen kiralar büyük rakkamla- ra varmaktadır. Ayrıca bu barınaklar o ka- dar ilkel durumdadır ki, tekneleri karaya almak için gerekli mekanik araçlar bulun- madığından, bu iş tamamen insan gücü ile yapılmakta ve pahalıya mal olmaktadır.

Durum böyle iken, ülkemizde deniz sporunun genişlemesinden ve yat turizmin- den kıyıla-

rımızın durumu da, Marmara'dan de- ^

ğildir. S jSgSfijSP'*^' ^ ^ ^ j ^ m ^ M ^ B S ^ g ^ Ege'de ve Akdeniz'deki ülkelerde yat E Tar-' '""*"'

ve eğlence limanlarının nasıl geliştiği hak-

kında bir fikir verebilmek için, İtalya'da ı «k ^ H ^ H tenezzüh ve spor teknelerinin sayısının

1970'de 250.000, tekne inşa eden şantiye- I l M ^ %

bunların

teknelerin ise, 20.00 civarında olduğunu söylemek yeterlidir. Bu endüstri kolunda

15.000 kişinin çalıştığı ve ihtisaslaştığı bi- ^r • • J ^ ^ K g B ^ ^ ^ ^ vik edici kanunlarla bu rakkamların halen

ço!< artmış olması muhakkaktır. : - On yıldanberi Fransa'nın Akdeniz tu-

rislik sahil kasabalarında yeni yat liman- Cogolin marinasının maketi ları inşa edilmiştir. Önceleri küçük balık-

çı limanlan kenarında barınan tenezzüh ve nelerinin bütün ihtiyaçlarını karşılamakta- recek şekilde eğlence limanlarını plânla- eğlence merkezleri bugün daha bilgili bir dırlar. 1971'de Fransa'da küçük büyük mıştır.

şekilde yaratılmaktadır. Bu ülkede yat li- 200.000 eğlence ve spor teknesi, deniz Yunanistan'daki çalışmalar, Fransa ve manları yeni inşa edilen dinlenme köyle- sporu ve yatçılık yapan 600.000 amatör var- İtalya'dan daha geri değildir. Geçen yaz ri ile beraber yapılmakta tatil mevsimi sü- dı. Fransa, 15 yıl zarfında denizciliği bir Pire ve Atina'nın turistik kıyı kasabaların- resince turistler, hotel, eğlence yerleri kitle sporu haline getirmek için, bir mil- da son yılların gelişmelerini izlemiş. Pire'- bulmakta, küçük ticaret merkezlerinde tek- yon tekne ve 3 milyon sporcu'ya cevap ve- deki eski «Turkolimano» denen yat lima-

— Fransa'nın Akdeniz sahillerinde Saint- Tropez yakınında yeni inşa edilen modern bütün tesisleri bulunan (Cogolin) mari-

nası ve yat limanı.

1 — Umumî liman 2 — Tek ve çift direk- li küçük yelkenli tekneler için havuz 3

— Kaptanların bürosu 4 — Altları düz kü- çük teknelere mahsus havuz 5 — Tekne satış merkezi 6 — Tamirhane 7 — Havuz

(22)

— Pire'deki eski (Turkolimano) yat limanı bugün yabancı teknelerle dolmuş ve sıkışık bir hale gelmiştir. İhtiyacı karşılamak için Yunanistan modern tesisleri olan yeni yat limanları inşa ettirmektedir.

; nının yüzlerce yabancı bayraklı yatlarla do- noksanın süratle izalesi, mümkündür. Gerek tir. Yat. limanları ihtiyacını bilhassa Ege'li

!j olduğunu, artan ihtiyaca cevap verebil- turizm Bakanlığının, gerekse özel sermaye- turizm uzmanları hissetmekte ve Bakanlı- mek için, yeni limanlar inşa ettiklerini gör- nin Marmara. Ege ve bilhassa Akdeniz kı- ğı devamlı ikaz etmektedir. Bazıları yeni

| müştüm. Bu iimanlarda turistler bakım, ta- yılarımızda kuracakları işletmeler hem ha!- yat limanları inşa edilinceye kadar balıkçı mir, gereç gibi her türlü ihtiyaçlarını ko- kımızın denizciliğe ilgisini arttıracak, hem barınaklarından faydalanılmasını önermek- laylıkla sağlamaktadırlar. Pek çok yabancı de yabancı turistleri bu bölgelere çekecek- tedirler. Halen Ege'de yirmiden fazla balık-

| turist, teknelerini bütün yıl süresince br p limanlardaki teşkilâta bırakarak gitmekte . Ij yeni deniz mevsiminde döndüklerinde tek

| nelerini boyanmış, kalafatlanmış, motor re !

| vizyonu yapılmış ve denize açılmağa hazıı

| bulmaktadırlar.

Bu sahada Yunanistan'ın bir döviz kay- nağı yaratmış olduğunu göstermektedir, i Ayrıca bu limanlarda adalara gitmek iste

| yen gruplara motor, yat kiralayan ve bel- I li zamanlarda tekne satışları yapan orga j nizasyonlar da bulunmaktadır.

Ülkemiz turizm'de önemli bir dövir kaynağı olabilecek yatçılık ve deniz spor- ı ları tesislerini kurmakta maalesef çok ge(

I kalmıştır. Yapılacak dikkatli etüdler ve ka

| nunî himayeler ile yazımızın başında da

belirttiğimiz gibi kıyılarımızın doğa, tarih Atinaya yakın kıy: sayfiyesi Glifada yat limanı j ve peyzaj gibi özellikleri sayesinde, bu

(23)

çı barınağı vardır. Geçmişte diğer ülkele- rin faydalandıkları bu usul bugün artık ge- çerli değildir. Bugün başka ülkeler tatil E köyleri yanında her türlü modern tesisleri bulunan yat limanlarını inşa etmiş ve ge- [ liştirmiştirler. Bu yeni limanlarda deniz

sporunun yelken, motor ve su kayağı gibi bütün deniz sporlarında kolaylıklar bulan.

K köydeki oteller, eğlence yerleri alış veriş { merkezlerinden faydalanan, teknelerin re- k vizyonu için marinalar bulan yabancı turis- ti sahillerimize ancak modern tesisleri I' olan limanlar ile çekebiliriz.

Turizm ve Tanıtma Bakanlığı bir iki l yıldanberi K u ş a d a s ı ve A n t a I -

y a yat limanlarını inşa ettirmiş ise do,

| her ikisi de yukarıda özelliklerini saydığı- [ mız tesislerden mahrum, basit ve küçük bi- r ışr limancıktır. Bakanlığın Marmara'da bir K yat limanı inşası için çalışmalar yaptırdığı

• bilinmektedir. Şehre ve hava alanına yakın I olması nedenile Y e n i k a p ı sahille- k rinde düşünülen bu liman için ilk çalışma- f lara başlanmıştır. Ancak yat limanları te- B sisi artık bir ihtisas ve bilhassa özel ya-

• salar ve finansmanlar gerektiren bir iştir.

K İnşa ettirilecek eğlence ve yat liman-

• larının yer seçimini mütehassıs denizciler,

• iktisatçılar, peyzajcıiar, mühendis ve mi-

| marlardan kurulu heyetlere yaptırmak ge- K rekmektedir. Büyük sahil kentlerine yakın

| tabiî koyların, rüzgâr, derinlik, su cereyan- larının iyice etüd edilmesi ve doğa bakı- I mından estetik durumlarının incelenmesi İ; lâzımdır. Bu tür limanların tesisi için artık R kriterler belirlenmiştir. Akdeniz ülkelerinin

^geçirdikleri tecrübelerden faydalanılmalı-

| dır.

E Kanımıza göre 1960'larda İtalya'nın yap- tığı gibi teşvik edici kanun ve kararname- lere mutlaka ihtiyaç vardır. Kamu sektörü e yanında özel sermayenin bu branşa yatı-

| rım yapmasını kolaylaştırmak liman inşası- I na elverişli kamuya ait kıyıların kiralanma- sını sağlamak ve bilhassa bu işlerde ça-

R Iışacak personeli eğitmek gereklidir. Foto: İsmet Taşkurt A.A.

— 1976 sonbaharında Fenerbahçe koyunda karaya çekilmek üzere demirlemiş 200 parçadan fazla yelkenli ve tenezzüh moto- runun acıklı hal;!

Sir yat limanı için lüzumlu doğal şartlar- dan ve tesislerden mahrum Kalamış koyu- na sığınan ve her birinin değeri yüzbinler- ce lira oian bu teknelerin, bir lodos fırtına- sında demir tarayarak birbirlerinin üzerine düşüp parçalanmaları ihtimali her an var- dır. Nitekim 1962 yılındaki bir fırtına'da Anadolu kıyılarında ve Kalamış koyunda yüzlerce tekne batmış ve milyonlarca li- ralık zarara sebeb olmuştu.

(24)

Y a y a y o l l a r ı A l m a n y a d a n ö r n e k l e r

H a z ı r l a y a n : Y. M i m a r E n g i n A Y D I N , D G S A - B D B

Son senelerde bütün dünyada oldu- ğu gibi Almanyada da, şehir plânlamasın- da yenilik yaya yollarıdır.

İnsanların hareket sahası, yaşama sa- hası ve alış veriş yaptıkları merkezi cad- delerin kaldırımları insan kitlelerine dar gelmektedir. Şehir içindeki ticaret, bu- luşma, alış veriş bağlantıları işlek trafik caddeleri ile kesilmektedir. Caddelerimi- zin fonksiyonları bağlantı elementi yerine ayırıcı element olarak genişlemektedir.

Alt ve üst geçitler ancak, otomobil ve insan kesişmesini hal eden çözüm yo- lu olarak kullanılıyor.

Modern devirde artık insan yalnız günlük ekmeği için mücadele etmemek- tedir. İnsanların 24 saati çok cepheli geçmektedir, insanları kaynaştırmak, bir araya getirmek, alış verişe sevketmek, turistlere şehrin umumi atmosferini bu tip yollarla yaşatmak şehir belediyeleri- nin Avrupada başlıca görevleridir.

Aşağı yukarı 5000 sene evvel bizim kültürümüzde ilk satış merkezlerini etra- fında toplamış bu tip merkezlere bazar ismi verilmiştir. Avrupalılar bugün bu elementi alarak şehrin satış ve kültürel caddelerine uygul maktadırlar.

Trafiğe kapatılmış bu 600-1000 m.

uzunluğunda ve en fazla 10 m genişliğin- de tutulan bu yollara, hususi yer döşeme- si ile, enteresan ışıklandırma sistemi ile, oturma ve dinlenme köşeleri, küçük ga- zete sigara satış yerleri, açık kahve ve lokanta oturma yerleri ile özel bir atmos- fer vermektedirl'er.

Bu atmosfer şehrin atmosferini yan- sıttığı için, bu tip yollar Almanyada mi- mari yarışmaya çıkarılmaktadır. Mimar

ve bahçe mimarinin müşterek çalışması da şart koşulmaktadır.

Yayaların otolara karşı üstünlüğü ni- hayet kabul edilmiştir. Bu üstünlük gü- nün 24 saatini kapsamaktadır bu tip ya- ya yollarında. Ekonomik, psikolojik ve kültürel açıdan faydaları da büyüktür.

1) Yoğun trafik yönünden motorlu vasıtalardan çıkan gürültünün insanları rahatsız etmemesi.

2) Hava kirlenmesi probleminin kıs- men halli.

3) Dükkânların kapanış saatinden

sonra, halkın bu yol üzerinde kültürel, bu- « yAVAYocuvBiNOA kuliankan e^memtus-R luşma, eğlenti ve tanışma isteklerini de-

vam ettirmesi, yaşantının geç saatlere kadar devam etmesi.

4) Bu yol üzerindeki oturma ünite- lerinin yerlerini büro ve satış mağazaları- na terk etmesi. Bu suretle şehrin dışın- daki arsa ve ikâmetgâhların değer kazan- 5) Satış mağaza ve lokanta, kafe ve eğlence yerlerinin kazançlarında belirli bir artış kaydedilmesi. Satış ekonomisi- nin artması.

Bu tip yolların yapımı sırasında hal edilmesi lâzım gelen güçlükleri de göz- den geçirmekte fayda vardır.

1) Ara ve arka . yollar ile mağaza ve lokantaların servis bağlantıları.

2) Yangın anında, itfaiyeye geçit serbestisi.

3) Yol döşeme motif ve oyunlarına arzu eden dükkân sahiplerinin ortak ol-

(25)

4) Kahve ve lokantaların açık otur- ma yerleri için belediyeye vergi ödeme- 5) Açık ve kapalı oto park yerleri- nin yakınlığı ve bağlantısı.

Yaya yolları hakkındaki bu umumi bilgilerden sonra eskiz şeklinde Batı Al- manyada uygulanan, bir kaç numune ver- mekte fayda gördüm.

Her şeyde geç kaldığımız gibi, bü- yük şehirlerimizde satış ve kültürel mer- kezlerde bu tip yolların yapımı, beledi- yelerimizin bütçe darlığı sebebiyle yapı- lamamaktadır.

Hatırladığıma göre bir çok kıymetli mimar arkadaşımız bu tip etüdler yaptı- lar. Etüdleri kâğıt üstünde kaldı.

Benim arzum güzel Istanbulumuza renk katacak bu tip yaya yollarının bir an önce ele alınması ve uygulanmasıdır.

istanbulda İstiklal caddesi (Tünel - Taksim bağlantısı), Nişantaşı - Osmanbey ara bağlantısı fikrimce ilk eıe alınacak yollar olmalıdır.

E YAYA YOLU D Ö Ş E M E NUMUNELERI' :

• ASAÇL6NDıRMA.

Mimar Oruç Çakmaklının bir karikatürü

(26)

T r a b z o n o t o t e r m i n a l i

P r o j e : İ r f a n BAYHAN E T H H ü s e y i n KAPTAN

İDMMA M. E m r e AYSU

İDMMA G e n e t :

Bilindiği gibi Trabzon kenti, Doğu Ana- doluyu Erzurum üzerinden İran sınırına bağlayan tarihi bir ulaşım ağının Karade- niz üzerindeki başlangıç noktasıdır. Eski çağlarda deniz yolu ile Avrupa ve Asya arasındaki mal akımlarında, doğunun kapı- sı görevini yapan Trabzon limanı zaman içinde fonksiyonlarını kaybetmiş ve ula- şımla ilgili koşullar önemli değişikliklere uğramıştır.

Ancak, Trabzon kenti'nin doğu Karade- niz bölgesindeki iki alt bölgeden biri ve bu kesiminin «Bölgesel gelişme merkezi» olu- şu bir plânlama kararı olduğu kadar, % 60 oranında gerçekleşmiş durumdadır. Kent içindeki ticari merkezin yakın çevre tica- ri işlevlerine dönük ve hızlı bir tempo için- de gelişmesi ve hizmetler sektörünün yo- ğunlaşması. Trabzon'un bölgesel merkez oluşunun başlıca kanıtlarıdır. Karayolu ula-

şımının 1955-60 yıllarındaki uygulamalarla geliştirilmesi sonucu kent, doğu-batı yö- nündeki lineer yerleşim zincirinin, çok ak- tif ve yoğun bir halkası ve özellikle güney yönünde Gümüşhane - Erzurum İran ula- şım aksı ile kesişme noktasındadır.

Bölge merkezi olarak Trabzon'da yo- ğunlaşan ticaret ve hizmetlerle ilgili akti- vitelerin doğal bütünleyicisi, doğu, batı ve güney yönlerindeki çevre ve şehirlerarası ulaşım akımlarıdır. 7 ilçesi kıyı şeridinde doğu-batı yönünde bağlanan ve bir ilçesi de Trabzon - Erzurum devlet karayolu üze- rinde bulunan kent, yakın çevre (Pendel) ulaşım yükü ile bölge merkezi fonksiyon- larını oluşturmuştur. Mevcut koşullar al- tında yapılan projeksiyonlara göre. 1985 lerde Trabzon kentinin doğusunda Akçaa- bat ve batısındaki Yomra yerleşmeleri ile birlikte yaşar duruma geleceği, başka bir anlatımla, lineer - bant strüktürü içeren bir şehirsel alan doğuracağı beklenmekte- dir.

Kentin konumundaki özellikler ve araç işletmeciliğinin koşulları içinde karayolu taşımacılığında bugün için iki tür talep oluşmuştur. Bunlardan biri, İstanbul - An- kara'dan Rize - Erzurum doğrultusunda gi- den ve gelen araçların transit otobüs ter- minali ve diğeri de kentin yakın çevre gün-

lük ilişkilerinin doğurduğu minibüs termi- nali gereksinmesidir.

Bu. gereksinmeler kent. içinde. Belediye ve Fatih parkının, bulunduğu merkezde dü- zensiz ve dağınık biçimde 1970 yıllarına kadar karşılanmış ve 1969'da başlatılan yeni imar plânlaması ile plân kararları içinde Değirmendere vadisinde, doğu-batı ve güneş yönlerindeki karayollarının kesiş- me düzenine yakın bir alanda (Bak. Vaziyet plânı) yeni terminal yeri saptanmıştır. Yer seçiminde bu alanın Belediye toprağı olu- şu da geniş ölçüde etken olmuştur.

T e r m i n a l y a p ı l a r ı : Yerleşimde etken olan ve oluşturan fonksiyonel yapı parçaları şehirlerarası terminal, yakın çevre terminali (Pendel, Gel-git) çarşı (Lokanta-Pastahane) Otel, Katlı otopark ve bakım üniteleri ile. ter- minal alanı içindeki ulaşım hareketlerini düzenleyici alan ve yer ayırımlarıdır.

Şehirlerarası yol (Karayolu) şebekesi- nin farklı düzlemlerde plânlanmış konumu, ve terminal alanlarının eski ve yeni sana- yi çarşıları arasında bulunuşu yerleşimde ana verilerdir. Şehirlerarası ve yakın çev- re ulaşımı karayolu şebekesi ile ilişkili ola rak ve terminal-kent merkezi ilişkileri de tamamen ayrı bir yol düzeni içinde çözüm- lenmiştir.

(27)
(28)

otelin kat planları ve elevasyonlar

(29)

T e m e l f o n k s i y o n l a r ı n a g ö r e k i t l e l e r :

— iki parçalı terminal (Şehirlerarası yakın çevre) acentalar, satış yerleri, eş- ya emanet, bekleme, WC ve terminal yö- netimi ile ilgili bürolar.

— Çarşı ve yolcu .gereksinmeleri için lokanta, pastahane.

— 90 odalı normal ölçülerde yolcu ve turist oteli

— Katlı otopark ve Bakım servisleri.

Yerleşim plânında görüldüğü gibi. ya-

pı kitleleri doğuya bakan L harfi biçimin- de sıralanmış, terminaller, kent içi ulaşı- mı şehirlerarası ulaşıma aktaracak nitelik- te, başka bir deyimle en kesitleri bakımın- dan bu iki ulaşıma ait giriş-çıkış veya kal- kış-varış noktaları ile sıkı ilişki kurulacak niteliktedir. Şehirlerarası ve yakın çevre ulaşımı otopark ve Bakım kesimi ile bir- likte tek bir kapı (giriş-çıkış) kontrolü al- tındadır. Kent'den terminale giriş (taksi - dolmuş) için kapı kontrolü düşünülmemiş, sadece terminale araçlarla geliş ve kısa süreli otopark ve araç hareketlerinin dü- zenlemesi ile yetinilmiştir.

Terminal içi gereksinmelerde hazır ve pratik yiyecek maddelerinin önemi bü- yük olduğundan, otel birimine ait lokanta ve pastahane çarşı içi satış birimleri için- de çözümlenmiştir. Otel kitlesi bir düşey prizma, diğer yapılar ise yatay etkenliği sağlayan ölçülerdedir. Tüm yapılar betonar- me iskelet sistemi ile düzenlenmiştir.

Vaziyet plânında kitlesi belirlenen kat- lı otopark normal binek arabaları ile, kam- yon ve otobüsler için düşünülmüş ve ba- kım (yağlama-temizlik - yakıt) birimleri ile bütünleşmiştir. Tamir atelyesi yoktur.

(30)

kalitemizin güvencesi

® Çelik özlü alüminyum iletkenler <3§£>

® Tam alüminyum iletkenler <T§E>

© Plastik izoleli askı telli alüminyum kablolar-ALPEK

® Plastik izoleli alüminyum iletkenli enerji kabloları -ALVİNAL<t§5>

® Plastik izoleli telefon kabloları

• Alüminyum profiller

• İletken v e kablolar için e k malzemeleri

| T Ü R K K A B L O A.O.

| Merkezılnönü Caddesi 69 1 Taksim-İstanbul Tel:45 52 38-39 Teleks: 22266 j Fabrika:RK. 53 İzmit Tel. 1476-1397

TÜRKKABLO MAMULLERİ TEVZİİ A.Ş.

Kemeıaltı Caddesi 34 Karaköy-İstanbul Tel:4300 06-43 00 07 ADMAR — 77280/28

(31)

P a r k g a r a j y a p ı l a r ı Otto M. Vogler

Viyana ZEMENT UND BETON

Dergisinden Heft 1. 1977

> I < ı i Trafik olayının asıl sorunlarından bi- ri de duran trafiktir. Kentlerde taşıt- lara ayrılan alanların taşıt sayısına yetmemesi ile bu sorun ciddî ol'rak karşımıza çıkmaktadır.

Araştırmalar. Avrupa kentlerinde özel otoların günde ortalama bir sa- at hareket halinde olduklarını gös- termiştir.

Geri kalan yirmi üç saat bu vasıta- ların park edilmiş olduğunu düşü- nürsek, sorunun önemini anlamamız kolaylaşır.

Kentlerde park gereksinmesini etki- leyen faktörler şunlardır:

Nüfus yoğunluğu.

Taşıt yoğunluğu, - Araba kullanma arzusu,

Halkın kullandığı genel yakın me- safe taşıtlarının nitelik ve nicelik açısından durumları,

- Kentin ekonomik yapısı, Psikolojik ve sosyolojik etkenler.

Park ücreti, . Park süresi.

Park yapıları sorununa yaklaşımda aşağıda ele alacağımız etkinlikler dikkate alınmalıdır.

1. 11. K o n u t b ö l g e l e r i Günümüzde sadece iş bölgelerinde değil, aynı zamanda konut bölgele- rinde de park olayı ciddî bir sorun- Viyana'da Magdeburgstrabe'de yeni yapılan bir konut gurubunda, bodrum katta 133 otoluk bir garaj yapılmış- tır. Konut bölgelerinde sadece ikS- met edenler için park yerleri ayır- mak yeterli olmamaktadır. Konuklar için ' de gerekli alanların ayrılması gerekmektedir.

1. 12. İ ş b ö l g e l e r i Buralarda çalışanlar genellikle sabah erken saatlerde park ettikleri araba- larını akşam saatlerine kadar yerle- rinden oynatmazlar. Böylelikle bu bölgelerdeki park olanakları bütün gün kapatılmış olur.

1. 13. İ ş t a k i b i

Gündelik hayatın bir parçası olan ve iş takibi diye adlandırabileceğimiz etkinlik genellikle kısa süreli park gereksinmesini doğurmaktadır.

1. 14. A I ı ş - v e r i ş Bir çok uzman park alanı gereksin- mesinin gerçek sebebinin alış-veriş olayı olduğu konusunda hemfikirdir.

Özel otoları ile büyük mağaza ve ticaret merkezi gibi yerlerden alış- veriş yapanlar, bu bölgelerdeki park alanlarını tamamen işgal etmekte- dir.

1. 15. K ü l t ü r v e s a n a t o l a y l a r ı

Çok sayıda kişinin izlediği fuarlar, kongreler, sergiler, opera ve konser- ler, tiyatro gösterileri ve sportif olaylar trafiği oldukça fazla etkileye- bilirler ve park sorunlarına nsden olabilirler.

1.16- T a ş ı t d e ğ i ş t i r m e o l a y ı

Karayolları ile başka tür taşıma araç- larının kesişme noktaiarında kişile- rin arabalarını park etme ve tren, metro v.s. ile yolculuğa devam et- me istekleri sonunda oldukça önem- li park sorunları ile karşılaşılabilir. 2.

Bunlar genellikle gayet karmaşık olaylardır. Özellike hava alanların- 2.

da katlı garajlar yapılması giderek alışılmış bir uygulama halini almış-

17. r I e a k i t

Eski ve tarihi kent merkezlerinin ya- kınlarında ya da belirli bir kent ke- siminin oto trafiğinde kapatılması halinde, bu kısımların yakınlarında büyük bir park alanı gereksinmesi' doğmaktadır.

2. K e n t p l â n l a m a s ı Kent strüktürü ve ulaşım strüktürü arasındaki ilişkilerin gayet iyi bilin- mesi, trafik plânlaması çalışmaları- nın başarılı olabilmesi için geçerli ilk şarttır. Bunun için her iki strük- türiin de günümüzdeki durumları ve geleceğe ait gelişme eğilimleri sap- tanabilmelidir. Şehir plâncılarının uğ- raştıkları en zor sorunlardan biri, yeni yolların açılması, kentin genel gelişmesi ve park alanı gereksinme- si olaylarını denge içinde tutabil- mektir. Özel oto trafiğinin önemini anlamak istemeyen ve bu nedenle merkezlerde gerekli park yerlerini ve garaj yapılarını yapmayan beledi- yeler, giderek kent merkezlerinin hayatiyetlerini kaybettiklerini gör- mektedirler. Tarih, herhangi bir se- beple ulaşım olanaklarından uzak kalan kentlerin kısa sürede kaybol- duklarını bize göstermektedir.

P a r k y a p ı l a r ı p l â n l a m a v e y a p ı m ı . P l â n l a m a v e t a s a r ı m

i l k e l e r i

Bu konuda günümüze kadar bir çok tasarım türleri ortaya konulmuş, an-

(32)

cak her tür park yapısına uygulana- bilecek bir yöntem geliştirileme- miştir. Bu nedenle, plânlayıcı, çalış- maya başlamadan önce geçerli bü- tün sistemleri etüd etmiş olmalıdır.

Bir garaj yapısını hitap ettiği bölge, kentsel açıdan olduğu kadar, işlet- me ekonomisi açısından da önemli- dir. Bu hitap alanı 5 dakikalık yürü- me mesafesi ile sınırlanır. Giriş ve çıkışların plânlamalarında şimdiki trafik bağlantıları göz önüne alın- . malı, ancak gelecekteki değişiklikler de muhakkak düşünülmelidir.

Bölgede dengeli bir şekilde dağıtıl- mış, orta büyüklükte yapılar çok bü- yük yapılara kıyasla daha avantajlı- dır. İstenilen park kapasitesinden yapının gerektirdiği arsa alanı ve kat sayısı saptanabilir.

P a r k y a p ı l a r ı t ü r l e r i Park yapıları, basit yapılar, katlı ya- pılar, toprak altında yapılan katlı ga rajlar ve aynı zamanda garaj olarak kullanılan sivil savunma yapıları ola- rak sınıflandırılabilir. Bazı hallerde garaj yapıları başka yapıların bünye- sinde düzenlenirler; bu takdirde ya- pısal bazı sorunlar halledilirse ga- 2

yet kısa yürüme yolları elde edilir.

2. 3 K a t l i a ğ l a

r k I a

Genellikle birkaç kattan oluşan park yapılarında araçların üst katlara ulaş- malarını sağlayan rampalar veyahut mekanik taşıma araçları kullanılır.

Büyük yapılarda rampa kullanılması uygundur. Ancak rampaların her kat- ta ortalama 18 arabalık park yerini işgal ettiği unutulmamalıdır. Rampa- ların dolma ve boşalma sürelerini kısaltma ve ekonomik olmak gibi iki büyük avantajları vardır.

Garajlarda kullanılan mekanik araç- lar şunlardır:

— Araçları istenilen katlara taşıyan (Kata çıktıktan sonra sürücü ara- bayı kendi bulacağı bir park ye- rine bırakır.)

- ARABALARIN sürücüsüz olarak taşındıkları asansörler.

- Dar yerlere araba park edilme- ; sini sağlayan döner plâklar. ; - Aynı park sahasında üst üste iki

arabanın park edilmesini sağla- yan araçlar.

P E O J E Ç A L I Ş M A S I İ C I N j "U4,50-n P a r k a ç ı s ı n 90 75» 60"

L = 4 , 5 0 s i n o < + l , 8 0 c o s c x 4500 4812 47V7 e = 2 , 3 0 / s i noc 230D 2381 2656 3253 f = y o l g e n i ş l i ğ i

+2 e m n i y e t m e s a f e s i 7,oo 650 5„'70 4,50 F=park s a t h ı ( l + - | ) e 18.4 1 ? 2 2.03 21/3 Ş e k i l 1 . Ç e ş i t l i p a r k a ç ı l a r ı n a g ö r e p a r k a l a n l a r ı .

1 K e n t d o k u s u n d a p a r k y a p ı l a r ı

Yapılması düşünülen yapının katlı garaj şeklinde ..vey.ahot zemin , altın- da düzenlenen bir yapı . olarak plân- lanması genellikle tartışma konusu olur. Kati: yapılar garaj yapıları ara- sında maliyeti en düşük olanlardır.

Zemin altına gömülü yapılar ise masraflı havalandırma tesislerine, büyük hafriyat çalışmalarına ve ço- ğu zaman izolasyon yapılmasına ge- rek gösteren yapılardır. Bütün bu faktörler yapı maliyetini arttıran faktörlerdir. Ancak dikkate alınması gereken bir nokta daha vardır. Ga- raj gereksinmesi duyulan yerler ge- "

nellikle arsa fiatlarının yüksek oldu- ğu merkezlere yakın yerlerdir. Bu gibi kıymetli arsalarda arsanın ras- yonel kullanılmasını sağladığı tak- dirde gömme garajlar yapılması tav- siye edilebilir. Bazı hallerde çevre- deki tarihi yapıların oluşturduğu mekanı zedelememek arzusu gömü- lü garajların yapılmasını zorunlu kıl- maktadır.

Y a p ı s a l ö z e l l i k l e r A r a b a p a r k ı b o y u t l a r ı

Arabaların kapladığı park alanının saptanmasında «normal araba» deni- len ve boyutları 1.80x4.50 olan ara-

ba göz önüne alınacaktır. Kapı açı- labilmesi için genişliğe 50 cm ve yo- la olan emniyet mesafesi olarak bo- yuna 50 cm ilâve edersek 2.30x5.00 m elde ederiz. Şekil. 1-, v e d e alan ihtiyacının araba park düzeni ile olan ilişkisi verilmiştir. 3 numara- lı şekilde 45 derecelik park sistemi gösterilmiştir. Şekil 5 de normal ara- banın dönme geometrisi verilmiştir.

Diagramda ise. yol genişliği, park açısı ve park yeri genişliği arasın- daki ilişki verilmiştir. Park eden ara- ba başına ortalama 29 veya 30 m- alan ayrılması doğru ofur.

R a m p a l a r

Genellikle rampaların yapının diğer kısımlarından ayrı yapılmaları istenir.

Rampanın plândaki izdüşümü olanak nisbetinde basit, kırıksız ve döne- meçsiz olmalıdır.

Dönemeç dış çapı en az 9.00 m ol- malıdır.

Seçilen rampa sistemine bağlı ola- a) Yatay park düzlemleri b) Farklı nivolarda düzenlenmiş

park katları (split level) c) Eğilimli park düzlemleri yapı-

labilir.

Düz alanlara hizmet eden rampalar, düz ya da dönemeçli olabilir.

(33)

'Split level' sisteminde, iniş ve çı- kış rampaları iç içe düzenlenir. İniş rampaları ortada ve birbirine yakın düzenlenirse, yapı çok kısa sürede boşalabilir. (Şekil 6.) Şekil 7'de gösterilen sistemde iniş ve çıkış rampaları ayrılmışlardır.

Katlar arasındaki yükseklik farklı eğimli döşemelerle aşıldığında, rampalara gerek kalmaz. Resim 8'de ise dönen rampalar gösterilmiştir.

(Cenevre)

Rampalarda boyuna meyil % 17'yi fazla aşmamalıdır. Eğimli park satıh- larında % 3-5 eğim yapılır.

G i r i ş v e ç ı k ı ş l a r Genellikle giriş ve çıkışlarda araba- dan inmeden açılabilen bölmeler ya- pr.'ır. Yan yana iki geçiş yapılması akış bakımından tercih edilmelidir.

D i k m e l e r v e Park yapılarında kolon aralan statik gereksinmelerle saptanamaz. Açıklık her zaman 2.30 m'nin katlarına uy- malıdır.

G a r a j i ş l e t m e s i G e n e l

Plânlama safhasında yapının işletme- si ile ilgili konular düşünülmüş ol- malıdır. Personel sayısın azaltmak için otomatizasyona önem verilmek- tedir.

P a r k e t m e o l a y ı Otomatize olmuş tesislerde giriş;

yapan özel oto sürücüsü bilet veren cihazdan bilet alarak, önündeki ka- pının açılmasını sağlar. Genel kulla- nıma açık olmayan garajlarda kapı- lar anahtar ile de açılabilir. Daha son ra sürücü boş bir park yeri arar ve arabayı park eder. Sürücü arabasınr almaya geldiğinde kasaya ücretini ödeyerek çıkış kapısını açan bir bi- let alır. Garajı terk etmeden para- sını ödemeyen bir sürücü bütün çı- kışı bloke edebilir. Bu sebeple tüm giriş-çıkışları merkezî bir kasaya yö- neltmek gerekir.

D o l m a v e b o ş a l m a s ü r e l e r i

Bu yapıların dolma ve boşalma sü- releri genellikle şu dört bölümün çalışmasına bağlıdır: giriş ve çıkış- lar, bilet gişeleri, rampalar ve yol- 5.

lar. Otomatlardaki bilet kesme işle- 5.1.

mi araba başına ortalama yedi sani- ye sürer. İki adet kapı yapıldığında,

£

£

ii, Şekil Ortadaki yol o t r a l

bu sistemin kapasitesi 2x60x60: 7=

1028 araba/saat'dir. Bu sistemde 700 arabalık bir garaj için aritmetik dol- ma süresi 40 dakika olarak hesapla- D o n a t ı m

A y d ı n l a t m a v e e l e k t r i k d o n a t ı m ı

Genellikle 30 lux gücünde aydınlat-

r i b o y u t l a r ı

rk Yeri Y01

-

dik açılı, park

ma yapılmalıdır. Yardımcı aydınlat- ma olarak 0,5 lux yeterlidir.

Merkezi bir kontrol ve yönetim ye- rinden şu işlemler yönetilebilmeli- dir.

a. Boş park yerlerinin saptanması TV kontrol sistemi yada temas ile sinyal alan bir sistem ile sağla- nabilir. TV kameraları 10 lux ay- P r o j e ç a l ı ş m a s ı i ç i n b-1,80m, l-4,50m

3

Ş e k i l 2 . Ç e ş i t l i d u r u m l a r d a p a r k y e ı Park Yeri Yol Park Yeri Yol Par

m m

çekil 3. Yollar arasında diagonal park.

— T

m m lal L

(34)

Ş e k i l 7 . Düz yarım rampalar, a y r ı i n i ş ç ı k ı ş i l e dınlıktan itibaren kullanılabilir.

b. Garaj yönetim sistemi Garaj içindeki yol ve yer göste- rici işaretler

c. Bilet kesme sistemi • Bu sistem, bilet otomatlarından ve giriş-çıkış kapılarından oluşur.

Otomatlarda kullanım zorukları olması halinde yardım edilebilme- si için merkezi kontrol odası ile otomatlar arasında telefon irtiba-

tı olmalıdır. ( d. Havalandırma sistemi

Kontrol merkezinden havalandır- ma sisteminin yönetimi de yapı- labilmelidir. Gene bu merkezde yangın alarm sistemi de bulunma- lıdır.

H a v a l a n d ı r m a Havalandırma sisteminin yönetimi havadaki karbonmonoksit miktarını ölçen bir aletle yapılabilir. Bu siste- me ilâve olarak havadaki zararlı gaz miktarı belirli bir oranı aşınca ça- lışan ikaz sinyalleri tesis edilmelidir.

Y a y a u l a ş ı m ı Katlı garajlarda çoğu zaman asansör- ler, daha seyrek olarak yürüyen

merdivenler kullanılır. Bunlar gara- jın diğer kısımlarından perdelerle ay- rılmış, özel düşey şaftlarda düzen- lenmelidir.

I. Y a n g ı n d a n k o r u n m a Merdivenler ve asansör boşlukları, öngörülen kaçış yollarının sağlana- ^ bileceği şekilde düzenlenmelidir. Ye- terli sayıda yangın alarmı düğmesi koymak gerekir.

S o n u ç

Kentlerin, yapılarca mekânların sı- nırlandığı merkez kesimlerinde, mev- cut yol alanını arttırmak çok kere olanak dışıdır. Bu nedenle, yolların dışında park etme olanaklarının sağ- lanması gereklidir. Garaj yapıları, bu nedenle, giderek önem kazanmak- tadır. Viyana'da bugün trafiğe kayıt- lı 450.000 özel oto vardır. Ayda ara- ba başına 100 şilin toplanabilse, sa- dece bir yılda 8 adet orta büyüklük- te garaj yapısı yapılabileceği hesap- lanmıştır.

Çevire

• park y e r i g e n i ş l i ğ i

1 5. Teorik park a l a n l a r ı d a ğ ı l ı m ı 6 . Düz yarım rampalar,

i ç i ç e düzenleme i l e

<*,=iç ,

(35)

Türkiye'nin

uluslararası standartlara uygun ilk su geçirmez örtüler sistemi

Mfiff

yapınıza uzun ömür ve ekonomi getiriyor

S u geçirimsizliği sorunu v e Cam Elyaf Sanayii A . Ş .

CAMELYAF, su geçirimsizliği soru- nunu ciddiyetle ele alan tek kuruluştur

Yaklaşımı bilimseldir: konuyu yurt e yurt dışında derinlemesine

Kapasitesi, gelecekteki taleple rahatça cevap verecektir.

Kadrosu uzman ve yetkindir: Üreti uygulama, detay konularında titizlikle yetiştirilmiştir.

İlki ürünü olan FİBROCAM (cam tülü), Schuller KG tekniğiyle üretilir.

FİBROCAM, bitümlü örtüler için en gelişmiş taşıyıcıdır; kavrulma ve çüı sorunlarım kesinlikle ortadan

CAMELYAF'ın Fibrocam dan sonra yeni ürünü: B T M

BTM, Türkiye'nin uluslar

BTM, Ruberoidvverke AG.

' ' ' ) AG. 100 yıllı!

iyle. konusunda dünyanın ön uruluşlanndan biridir.)

BTM'ye kusursuz su geçirin

;el bitüm, bu bili

•zırlanır.

lüklerini BTM için özel olarak geliştir- diğimiz FİBROCAM'ımız ve aluminyum folyodur. Böylece uzun ömürlülüğü dahî BTM, Batı Alman normlarına uygunl ğu için özel laboratuarlarda sürekli bir kalite kontrolundan geçer.

BTM, bütün bunların sonucu olarak yapınıza uzun ömür ve dayanıklılık, size de kazanç sağlayacaktır.

Sorumluluğu paylaşalım;

Su geçirimsizliği sorunu yapılarınızı büyük kayıplar yaratabilmektedir.

Bunu önlemek için yardıma hazırız:

BTM ile..,'

fetkili Satıcılarımız İSTANBUL Koçtaş Ticaret A.Ş. Tel. 49 1

kaliteyi taşır, BTM. deği

uygun ilk su geçirmez örtüler Uygulama ve detay ir. Her cm 'si aynı üstün sorumluluğunuzu paylaşacak

bitümlü örtüleri kapsayan bir CAM ELYAF SANAYİİ AŞ-

bir kadroyla...

BTM'yi tanıyın.

Geçilemeyeceğini görün.

Mm "geçilmez.

(36)

S y d n e y O p e r a b i n a s ı

Enis KORTAN Asosye Prof. Mimar (I.T.Ü.) g i r i ş

Mimarlık dünyası, bundan yaklaşık 20 yıl önce, ilerde çağımızın en önemli mimarlık yapılarından olacak bir binanın ön projelerine tanık olmaktaydı.

1956 yılında Sidney Opera Binası için Uluslararası bir mimarlık yarışması dü- zenlenmiş ve dünyadaki mimarlar arasın- da büyük ilgi uyandırmıştı. Söz konusu mimarî proje yarışmasına çeşitli ülkeler- den 222 proje katılmış ve Danimarkalı mi- mar Joern Utzon'un projesi birinci ödüle lâyık görülmüştü.

Rüzgârda şişen yelkenlerden esinlenerek başlayan ilk çalışma

daha gelişmiş bir skeç J o e r n U t z o n ' u n k i ş i l i ğ i

v e p r o j e s i

Meslekî kariyere yeni başlamış bir mimar olarak yapının proje ve maket fo- tolarını ilk gördüğüm zaman, imgelerim- de düşlediğim opera yapılarına hiç ben- zemiyen bu yapıtın karşısında hayretler içinde kalmıştım.

Gerçekten de alışılmış ve beklenen tüm imajlardan, tüm ifadelerden çok fark- lılıklar gösteren özgün (orijinal), farklı ve kişisel ifade ile yüklü, garip ve extrava- gant bir yaratıktı bu. Birçok kabuk parça- ları, farklı ölçülerde ve kendine özgü bir düzen içinde biraraya gelerek «Bütün» ü yani yapıları oluşturmuşlardı.

Proje üzerinde düşünmüş ve umut- suzluklara düşmüştüm, neden böylesine özgün bir imaj, imge gücümün bir köşe- sinden dahi geçmemişti diye...

Belki de benim gibi diğer bazı mi- marlar da benzer duygular içindeydi. Ar- tık kesinlikle bir mimarın «heykel» ça- lışmaları ve eğitimini yapması gerektiği- ne inanmıştım. Çünkü bu yapı bir hey- keldi ve Le Corbusier'in Ronchamp ile 1950'lerde başlattığı «mimarlığın heykele kayması» olayı bu çok önemli bir yarış- manın sonucunda da kendini iyice belli etmişti.

Utzon'un önceki yapıtları genellikle

«Rasyonel» nitelikte olup bazı özel evle- ri kapsar, üzerinde fazla önemle durula- cak olanlara pek rastlanmaz. Geçmişteki yapıtlarına bakarak bu olağanüstü, bek- lenmiyen şaşırtıcı atılımı nasıl yapabilmiş- tir? Bu sorunun yanıtını verebilmek için Utzon'un kişiliğini oluşturan etmenler üzerinde bir süre duralım. Utzon, Dani- marka Krallık Sanat Akademisini bitirmiş ve bu arada tarihçi ve kent plâncısı Steen

Çiler ve Rasmussen'in öğrencisi olmuş tur. 1945'de, Alvar Aalto ve Gunnar Asp- lund ile birlikte çalışmıştır. 1948'de hey- keltraş Henri Laurens, ressam Fernand Leger ve Le Corbusier ile ilişkileri olmuş ve 1949 yılında ise Amerika Birleşik Dev- letlerine gitmiştir. Burada da Frank Lloyd VVright ve Mies van der Rohe ile tanış- mıştır. Meksika'ya da giden Utzon, Ma- yaların ve Aztek'lerin mimarlık yapıtla- rını da görmüştür.

Böylece, yetenekli bir mimarın çok değerli bir özgeçmişi, çalışma ve araştır- ma birikimi olduğunu görmekteyiz. Yaşı- nın da 38 olduğunu ve bir hayli tecrübe kazandığını da düşünürsek, artık Utzon'-

un kendisine güveninin tam olduğuna ve kişisel atılımlarda bulunmanın eşiğinde bulunduğunu kabul edebiliriz. Kanımca Sidney Opera Binası yarışması Utzon'un gerçek yaratıcı kişiliğini gösterebilmesi için mükemmel bir fırsattı.

S. Giedion, mimarlıkta işverenin kül- tür düzeyinin mimarınki kadar önemli ol- duğunu söylemektedir. (1) Gerçekten de bu özellik son derece önemlidir. Örneği- mizde işverenin temsilcisi durumunda

(1) S. Giedion, Architecture You and Me. Cambridge, Masssehusetts, Harvard University Press, 1958, s. 163.

(37)

f yarışma jürisini kabul edebiliriz ki bu jü- I ri dört mimardan oluşmuştu: J. Leslie

Martin, Cobden Parkes. Harry I. Ash- worth ve Eero Saarinen.

Eero Saarinen, jüri'nin çalışmalarına I bir süre geç katıldı ve o ana kadar jüri, f 222 projeyi tetkik etmiş ve bunlardan 212 ' adedini eleyerek yarışma dışı bırakmış ve geri kalan 10 proje üzerinde son ka- B rarını verecek çalışmalara geçmişti.

Olayın bundan sonraki gelişmeleri I çok ilginçtir: Saarinen, çalışmalara katıl- l dığı zaman, jürinin diğer üyelerinin başa-

! rılı bulduğu son 10 proje ile tatmin olmaz ve elenmiş olan tüm projelerle ilgilenip i Utzon'un projesini bulup çıkarır, jüriye göstererek «Baylar, bu birinci ödüldür»

E e r o S a a r i n e n ' i n k i ş i l i ğ i Saarinen, kuvvetli kişiliği ile jürinin diğer üyelerini de ikna etmiş ve başlan- gıçta saf dışı bırakılmış olan Utzon'un jr projesine birinci ödülün verilmesine se-

bep olmuştur. Şurası kesinlikle bilinme- [ lidir ki jüride Saarinen olmasaydı Utzon'- ı un projesi ödüllendirilmiyecekti.

Sırası gelmişken şu gerçeğin önemi üzerinde duralım: Bir mimarlık yarışma- sına sadece yüksek kaliteli projelerin kat- kısı yeterli değildir; bunu anlayıp takdir

İ

ederek doğru değerlendirmeler yapabile- cek yetenekte jüri üyelerinin de olması gereklidir; ancak bu iki koşulun beraber- ce varolması sağlıklı sonuçlar getirebi-

I

lir.

Eero Saarinen, ünlü Finli mimar Eli-

; el Saarinen'in oğlu olup, ailece, Eero da- ha küçük yaşlarda iken A.B.D. ye gelip yerleşmişler. Genç yaşlarda Paris'de Academie de la Grande Chaumi6re'de t (1929-30) heykeltraşlık öğrenimi de görü- I yor. Saarinen, Mies Van der Rohe'nin et-

kisinde kalarak yarattığı General Motors kompleksinden sonra giderek çabalarını manierist bir tutumla heykelsi biçimlere doğru yöneltiyordu.

Saarinen yarışma Jüri üyesi olduğu sıralarda M.I.T. (Massachusetts Institute of Technology) kampusundaki 3 noktaya oturan bir kabuk örtüye sahip olan odi- toryomu yeni bitirmişti. Kendisi, jüri ça- lışmaları sırasında Utzon'un projesindeki betonarme kabuklarının inşaatı ile ilgili so- ruları rahatlık ve güvenle cevaplandırı- yor ve «Bunlar problem değil, biz ben- zeri kabukları M.I.T. de daha yeni yaptık, nihayet birkaç santim daha kalın bir ka- buk olur» diyordu. Halbuki daha çok ön- celeri, 1955 yılında, ilerde Sidney Opera Binasının strüktürünün sorumluluğunu üzerine alacak ünlü mühendis Ove Arup Saarinen'in M.I.T. oditoryumu hakkında şunları yazmaktaydı: «Saarinen'in spelcte- küler, üçgen şeklindeki beton kabuğu, çe- lik mafsallar olarak düşünülmüş 3 nokta- ya oturmaktadır. Bunu yapmak için strük- türel ve ekonomik bir sebep yoktur: Bu, birazcık sahte olmasına rağmen estetik bir yaklaşım olup, eğrilik hissini tatmin eden saf bir yapıdır.» (2)

Gerçekten de ilerde tekrar ele ala- cağımız üzere, Saarinenin hiç düşünmedi- ği şekilde Sidney Opera'sının kabuk ör- tüleri büyük problemler yaratmıştır.

M.I.T. Kampusundaki söz konusu odi- toryumdan sonra da Saarinen ferdiyetçi, kendine özgü, duygusal ve özgün davra- nışlarda bulunmaktaydı: New York, Ken- nedy hava alanındaki TWA Terminal bina- sı ve Yale'deki hokey arenası bu tür dav- ranışların bir sonucu olarak «heykelsi ya- pılar» şeklinde ortaya çıkıyordu.

Buradan hereketle, Utzon, Opera Bi- nasının tasarımını imgelerken, ön plânda olarak Saarinen'in o devirdeki mimarlık anlayışına uygun düşecek tipte bir dü- şün - yaratı sürecinin esasları doğrultu- sunda olduğunu ifade edebiliriz. Diğer bir deyişle, Utzon'un projesi, Saarinen'e etki yapabilecek ve onun ilgisini çekebilecek özellikleri içermekteydi: özgün, kişisel ifade ile yüklü, eşsiz ve benzeri olmayan, (2) Ove Arup, Modern Architecture : The Structural Fallacy,» The Listener,, (July 7-1955), s. 11-15.

İlk kesit

(38)

kaprisli ve heykelsi, coşkusal bir yakla- Utzon'un düşünceleri gerçekleşmiş olup projesi Saarinen'i her yönü ile et- kilemiş ve birincilik ödülünün kendisine verilmesin; sağlamıştı.

Burada «işveren» in temsilcisi duru- munda kabul edebileceğimiz Eero Saari- nen, ve jürinin diğer üyeleri bu eşsiz pro- jeyi anlayıp değerlendirebilmiş ve bu yol- la gerçekleşebilmişti. Aksi halde, Saari- nen olmasaydı, söz konusu proje, elene- rek yarışma dışı bırakılan 200 projeden biri olacak ve çağımızın en önemli yapıt- larından olan bugünkü opera binası yeri- ne, büyük bir olasılıkla, alışılagelmiş sı- radan bir yapı yer alacaktı. Nitekim, 2.

ödül verilen projeyi tetkik edersek bunu açıkça görebiliriz ki başlıca özellikleri şunlardır: rasyonel, coşkulardan uzak, anonim ve çevre verilerini yeterli dere- cede dikkate almamış bir yapıt.

Jüri çalışmalarını bitirip sonuçlar açıklanınca, Utzon'un projesi ile ilgili çe- şitli görüşler ortaya atıldı: «Mimarlığın ölümsüz bir parçası», gibi yapıtı yücelten ifadelerden tutunuz da, «Şemsiyeler kol- leksiyonu» gibi yerenler de vardı...

Fakat, Avustralyanın ünlü mimarla- rından Harry Seidler, Utzon'a hemen şu telgrafı göndermişti: «Tebrikler, yapıtınız güzelliğin ta kendisi».

Bu yapıtı «güzel» bulanlara veya onu beğenmiyenlere saygı duymak gerekir.

Sanatın amacı mutlaka ve sadece «gü- zel» birşey yaratmak değildir; ünlü sa- nat tarihçisi Herbert Read bu konuda şunları yazmaktadır: «Güzellik kavramını müphem, çok defa aldatıcı belirtiler gös- teren ve tarih boyunca durmadan deği- şen bir olay olarak kabul etmek bence en doğrusudur... Sanatın güzellik olması şart değildir. Bu meseleye ister tarihî (sa- natın geçen yüzyıllardaki durumunu dü- şünürsek), ister toplumsal (sanatın bü- tün belirtileri ile bugünkü dünyadaki du- rumunu düşünerek) bir açıdan bakalım, sanatın çok defa güzellikle ilgisi olma- dığını görürüz... Sanatın amacı duyduğu- muzu başkalarına ulaştırmaktır, güzellik ise bazı biçimlerin bize verdiği duyuş- tur.» (3)

(3) Herbert Read, Sanatın Anlamı, Çev. Güner İnal, Nurşin Asgarî, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları 87, İstanbul 1974, s. 18-19.

Büyük salon ve kafeteryanın görünüşü.

* w t H r t M ( m M U H l T f U l

Referanslar

Benzer Belgeler

Bu şekilde, yapı- cısının ölümünden yüz yıl sonra, her bö- lümü Viollet-le-Duc tarafından yapılmış azrak yapıtlarından biri, Fransız mimari- sinin baş

esnaf ve sanatkârlar dernekleri birliğinin Küçük Çamlıca eteklerine is- kân dışı saha olarak ucuz fiyat İle alınan ve belediyenin ısrarı ile nazım plân ta- rafından

Ruh Eğitimi (Manevi güçlenme) Birçok kişiye bunlar Beyin Yıkanma diye geleceksede, Toplumlar Beyni Yıkan- mış kişilerden oluşurlar... ancak bu Be- yin Yıkanması

Sokak ve caddelerin yeni baş- tan inşa edilmesi (rekonstruksyon) ile trafik problemi, genel olarak ve bilhassa şehrin merkez kesiminde, yeteri kadar so- mut bir surette,

— Bu konuda; özellikle, hakiki bina- larda yapılan «gerçeğe yakın yangın de- neyleri» sırasında çekilen fotoğraf ve filmler; ya da yerleştirilen aygıt ve gös- tergeler,

Madde 10 — Belediye Encümenle- rince (Ankara'da imar idare Heyeti) par- selinde otopark yapılmasında sakınca görülen binalarla otopark ihtiyacının par- seli

«PEUGEOT» BİNASI.. Vapıİacaİc ve burası 80.000 seyirci alabile- cektir.. Sonra su ile yoğurıılıır. Bu delik, pişirilme sıra- sında nem'in dışarı çıkmasını temin içindi.

En kesinlikle tesbit edilen nokta paras- kenionların tavanları ile üzerlerinin sivri bir çatı ile örtülü olmasıdır. Sonuç olarak şunu söyliyebiliriz ki, Aspendos tiyatrosu-