T.C.
SELÇUK ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ KAMU HUKUKU ANABİLİM DALI
KAMULAŞTIRMA İŞLEMİNDEN DOĞAN
ADLİ YARGI UYUŞMAZLIKLARI
YÜKSEK LİSANS TEZİ
DANIŞMAN
Doç. Dr. Cemil KAYA
HAZIRLAYAN
Serdar CEYLAN
İÇİNDEKİLER
İÇİNDEKİLER ... i
KISALTMALAR... v
GİRİŞ ... 1
BİRİNCİ BÖLÜM KAMULAŞTIRMA BEDELİNİN TESPİTİNE VE TESCİLE İLİŞKİN ADLİ YARGI UYUŞMAZLIKLARI I. KAMULAŞTIRMA BEDELİNİN TESPİTİ VE TESCİL DAVASI ... 6
A. DAVANIN AÇILMASI... 6
1. Genel Olarak ... 6
2. Satın Alma Usulüne Başvurulması Zorunluluğu ... 11
3. Görevli ve Yetkili Mahkeme ... 19
4. Yargılama Usulü ... 20 5. Davanın Tarafları... 21 a. Davacı ... 21 b. Davalı... 22 6. Davanın Süresi... 24 7. Dava Dilekçesi... 24
B. KAMULAŞTIRMA BEDELİNİN TESPİTİ ... 25
1. Tebligat ve İlanların Yapılması ... 25
2. Mahkemenin Tarafları Anlaşmaya Davet Etmesi ... 29
3. Keşif ve Bilirkişi İncelemesi... 31
5. Kamulaştırma Bedelinin Bankaya Yatırılması ... 44
C. TESCİL KARARI VERİLMESİ... 50
D. TEMYİZ VE YARGILAMA GİDERLERİ... 54
1. Temyiz ... 54
2. Yargılama Giderleri ... 57
a. Harçlar ve Diğer Yargılama Giderleri ... 57
b. Vekalet Ücreti ... 59
II. TAŞINMAZIN MÜLKİYETİNİN İHTİLAFLI BULUNMASI HALİNDE AÇILACAK BEDEL TESPİTİ VE TESCİL DAVASI ... 63
A. GENEL OLARAK... 63
B. DAVANIN AÇILMASI ... 66
C. KAMULAŞTIRMA BEDELİNİN TESPİTİ VE BANKAYA YATIRILMASI ... 67
D. TEMYİZ VE YARGILAMA GİDERLERİ ... 69
III. TAPUDA KAYITLI OLMAYAN TAŞINMAZIN BEDEL TESPİTİ VE TESCİL DAVASI ... 70
A. GENEL OLARAK... 70
B. TESPİT İŞLEMLERİ... 71
1. Taşınmazın Tapuya Kayıtlı ve Kamu Mallarından Olup Olmadığının Tespiti .. 71
2. Taşınmazın Zilyedinin Mevcut ve İktisap İddiasının Olup Olmadığının Tespiti.74 C. DAVANIN AÇILMASI ... 76
D. MAHKEMECE ÖN İNCELEME VE İLAN YAPILMASI ... 77
E. KAMULAŞTIRMA BEDELİNİN TESPİTİ VE BANKAYA YATIRILMASI .... 80
F. KAMULAŞTIRMA YOLU İLE İRTİFAK HAKKI TESİSİ ... 84
IV. KAMU KURUMLARI ve TÜZEL KİŞİLERİ ARASINDA TAŞINMAZ DEVRİNE
İLİŞKİN BEDEL TESPİTİ VE TESCİL DAVASI... 89
A. İDARELER ARASINDA TAŞINMAZ DEVRİNE İLİŞKİN UYUŞMAZLIKLAR VE ÇÖZÜMÜ... ....89
1. İdarelerin Devirde Anlaşmaları ... 89
2. İdarelerin Devirde Anlaşamamaları ve Danıştay’a Başvurulması... 91
B. İDARELER ARASINDA BEDELE İLİŞKİN UYUŞMAZLIKLAR VE ÇÖZÜMÜ (DEVRE KONU TAŞINMAZIN BEDEL TESPİTİ VE TESCİLİ DAVASI) ... 96
1. Davanın Açılması ... 96
2. Bedel Tespiti ... 100
C. DEVİR AMACI DIŞINDA KULLANMA YASAĞI... 101
İKİNCİ BÖLÜM KAMULAŞTIRMA İŞLEMİNDEN DOĞAN DİĞER ADLİ YARGI UYUŞMAZLIKLARI I. ACELE KAMULAŞTIRMA DAVASI ... 102
A. DAVANIN AÇILMASI ... 102
1. Görevli ve Yetkili Mahkeme ... 106
2. Davanın Tarafları... 106
B. KAMULAŞTIRMA DEĞERİNİN TESPİTİ... 107
C. DAVA ESNASINDA ACELE EL KOYMA KARARI TALEBİ ... 111
D. ACELE EL KOYMA KARARI VERİLMESİ VE KARARIN TEBLİĞİ ... 113
E. TEMYİZ VE YARGILAMA GİDERLERİ ... 115
1. Temyiz ... 115
II. TAŞINMAZI KAMULAŞTIRILAN ESKİ MALİKİN GERİ ALMA DAVASI.... 118
A. DAVANIN AÇILMASI... 118
1. Görevli ve Yetkili Mahkeme ... 120
2. Davanın Tarafları... 123
B. DAVANIN ŞARTLARI... 124
1. Kamulaştırma Bedelinin Kesinleşmesi ve Üzerinden Beş Yıl Geçmiş Olması ... 124
2. Kamulaştırmanın Amacına Uygun İşlem veya Tesisat Yapılmaması ... 125
C. Birlikte Kamulaştırmalarda Geri Alma Hakkı ... 129
D. Davanın Açılamayacağı Haller ... 133
III. KAMULAŞTIRMADAN SONRA ALINAN TAPU KAYDININ İPTALİ DAVASI ... 136
A. DAVANIN AÇILMASI... 136
1. Görevli ve Yetkili Mahkeme ... 141
2. Davanın Tarafları... 141
3. Davanın Süresi... 142
B. DAVANIN ŞARTLARI ... 142
C. TEMYİZ VE YARGILAMA GİDERLERİ... 143
IV. KAMULAŞTIRMA İŞLEMİNDEKİ MADDİ HATALARIN DÜZELTİLMESİ DAVASI ... 144
A. DAVANIN AÇILMASI... 144
B. MADDİ HATALARIN DÜZELTİLMESİ ... 146
C. TEMYİZ VE YARGILAMA GİDERLERİ... 150
SONUÇ... 151
KISALTMALAR
AÜHFD : Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi AYM : Anayasa Mahkemesi
BOTAŞ : Boru Hatları ile Petrol Taşıma Anonim Şirketi BKK : Bakanlar Kurulu Kararı
bkz. : Bakınız c. : Cilt
DD. : Danıştay Dergisi DSİ : Devlet Su İşleri
DPT : Devlet Planlama Teşkilatı dn : Dipnot
E : Esas
EMK : 743 sayılı Türk Medeni Kanunu HUMK : Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu İBM : İstanbul Barosu Mecmuası
İÜHFD : İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi
İKÜHFD : İstanbul Kültür Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi K : Karar
KDV : Katma Değer Vergisi KT : Karar Tarihi
KY. : Karar Yayınlanmamıştır
Kanun : 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu m : Madde RG. : Resmi Gazete s. : Sayfa sy. : Sayı Şti : Şirketi Ü : Üniversite UM : Uyuşmazlık Mahkemesi
UMHB : Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü TBMM : Türkiye Büyük Millet Meclisi
TEİAŞ : Türkiye Elektrik İletim Anonim Şirketi TMK : 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu
TMMOB : Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği vd. : Ve Devamı
YCD : Yargıtay Ceza Dairesi YHD : Yargıtay Hukuk Dairesi YHGK : Yargıtay Hukuk Genel Kurulu
YİBBGK : Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu YKD : Yargıtay Kararlar Dergisi
YTL : Yeni Türk Lirası
YYVDD : Yerel Yönetim ve Denetim Dergisi
GİRİŞ
İdare, hızlı nüfus artışı, gelişen teknoloji ve çağın şartlarının gereği olarak toplumun sürekli değişen ve gelişen, ortak ve genel, karşılanması zorunlu olan ihtiyaçlarını karşılamak zorundadır1. Belirli bir zaman ve yerde kendini hissettiren toplumsal bir ihtiyacın karşılanması amacıyla yürütülen etkinlikler2 olarak tanımlanmakta olan kamu hizmetlerini kesintisiz sürdürmeli ve geliştirmelidir. Bu nedenle idare, kamu hizmetlerini yerine getirebilmek için taşınır ve taşınmazlara ihtiyaç duyabilir.
İdare, görevlerini yerine getirebilmek için ihtiyaç duyduğu, özel mülkiyette bulunan bir malı, öteki kişiler gibi satın alma yoluyla elde edebilir. Örneğin bir alım-satım sözleşmesi ile özel hukuk kişisine ait bir mal idarenin mülkiyetine geçebilir. Zira gelişmiş toplumlarda idare kural olarak bu yönteme başvurmaktadır. Fakat idarenin sözleşme yöntemi ile ihtiyaç duyduğu malları edinmesi her zaman mümkün olmayabilir. Söz konusu malın sahibi özel kişi, malını idareye satmak istemeyebilir. Bu nedenle idarenin yerine getirmekle yükümlü olduğu kamu hizmeti engellenmiş olur. Bu sonucun önüne geçmek için, idareye kamu yararına3 dayanarak, ihtiyaç duyduğu malları edinebilmesi için kamu gücüne dayanan yöntemlere başvurma yetkisi tanınmış ve bunu düzenleyen idari usuller getirilmiştir. İşte idarenin kamu gücü kullanmak suretiyle mal edinme yöntemlerinden biri de kamulaştırmadır4.
Kamulaştırma, anayasal güvence altında olan mülkiyet hakkını sınırlayan, hatta mülkiyet hakkının özüne dokunan ve tamamen ortadan kaldırıcı bir nitelik taşımaktadır. Kamulaştırma, devlet veya diğer kamu tüzel kişileri tarafından, gerçek ve özel hukuk tüzel kişilerine ait ve kamu yararı için gerekli taşınmazların kanunla gösterilen esas ve
1 Özay, İl Han, Günışığında Yönetim, Filiz Kitabevi, İstanbul 2004, s. 237. 2 Yayla, Yıldızhan, İdare Hukuku, Filiz Kitabevi, İstanbul 1990, s. 62. 3
“Kamu yararı” kavramı hakkında ayrıntılı bilgi için bkz: Hasgür, İbrahim, Türk ve Alman Kamulaştırma Hukukunda Kamu Yararı Kararı, Yayınlanmamış Doktora Tezi, İzmir 1997, s. 64 vd;
Kapani, Münci, Kamu Hürriyetleri, Yetkin Yayınevi, Ankara 1993, s. 209 vd; Doğanay, Ümit,
Toplum Yararı ve Kamu Yararı Kavramları, Mimarlık Dergisi, 1974, yıl 7, sy. 129, s. 5-6; Ercan, s. 67.
4 Günday, Metin, İdare Hukuku, İmaj Yayıncılık, Ankara 2003, s. 222; Köroğlu, Ömer, Kamulaştırma, Seçkin Yayınevi, Ankara 1995, s. 5-6; Şengül, Mehmet, Tapuya Kayıtlı Olmayan Taşınmazların Kamulaştırılması, İstanbul 2004, s. 19-20; Ercan, İnci, Yargıtay Kararlarında Oluşan Son Eğilimlerle Kamulaştırma, Acele İşlerde El Koyma, Acele Kamulaştırma, Yayınlanmamış Doktora Tezi, İstanbul 2000, s. 4, 5; Bilgen, Pertev, Kamulaştırma Hukuku, Filiz Kitabevi, İstanbul 1999, s. 1, 2; Yıldırım, Ramazan, İdare Hukuku Dersleri, Konya 2006, Mimoza Yayınevi, s. 296.
usullere göre, yetkili organlarca verilen karar uyarınca ve bedeli peşin ödenmek suretiyle, mülkiyetinin alınması veya üzerinde irtifak kurulması olarak tanımlanabilir5.
Kamulaştırma kavramı için mevzuatta ve doktrinde önceleri “istimlak” terimi kullanılmıştır. “Kamulaştırma” terimi, 1924 Anayasası metninin, 1945 yılında sadeleştirilmesinden sonra ortaya çıkmış ve o günden sonra da yargı kararlarında ve doktrinde yerleşmiştir6.
Mülkiyet hakkını yakından ilgilendirmesi nedeniyle kamulaştırma en başta Anayasalarda yer almıştır. 1876 tarihli Kanun-u Esasi'nin 21. maddesinde, 1924 tarihli Teşkilatı Esasiye Kanunu'nun 74. maddesinde, 1961 Anayasası'nın 38. maddesinde,
5 Ercan, s. 11; Şengül, s. 39-40; Arcak, Ali – Kitiş, Y. Servet, Açıklamalı, İçtihatlı Kamulaştırma Davaları ve Devletleştirme, Seçkin Yayınevi, c. 1, Ankara 1992, s. 42-43; Esmer, Galip, Mevzuatımızda Gayrimenkul Hükümleri ve Tapu Sicili, Ankara 1998, s. 438. Kamulaştırmanın sözlük anlamı için bkz. Türk Dil Kurumu, Türkçe Sözlük, s. 1055. Mevzuatta bugüne kadar kamulaştırmanın tanımı yapılmamıştır. Doktrinde ise kamulaştırmanın diğer kavram ve kurumlarla ilişkisi, kamulaştırma işlemine konu olan şeyin dar veya geniş tutulması, idareyi kamulaştırmaya yönelten neden ve kamulaştırma işleminden beklenen kamu yararı kavramındaki gelişmeler, mülkiyetin içeriği ve kapsamı ile olan ilişkisi bakımından, kamulaştırmanın pozitif hukukumuzda düzenleniş biçimine göre tanımları yapılmıştır. Kamulaştırmaya ilişkin tanımlar için bkz. Yıldırım, s. 296; Giritli, İsmet – Akgüner, Tayfun – Bilgen, Pertev, İdare Hukuku, Der Yayınevi, İstanbul 2006, s. 743, 744. Azrak, Ali Ülkü, Millileştirme ve İdare Hukuku, İstanbul 1976, s. 56-57;
Akkaya, M. Oktay, Kamulaştırma ve Kamulaştırmasız El Atma, Ankara 1998, s. 2; Akay, Yunus – Çiçek, Yusuf, Uygulamalı Kamulaştırma Tekniği, TMMOB Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası,
Ankara 2005, s. 2; Nazaroğlu, Yavuz – Ünal, Hasan, Danıştay ve Yargıtay Kararları Işığında Kamulaştırma ve İlgili Mevzuat, Ankara 1975, s. 6; Arcak, Ali, Kamulaştırmasız El Koyma ve Yeni Hükümler, Ankara 1978, s. 20; Kalabalık, Halil, Genel İdari Usul Kanunu Bulunmayan Ülkemizde Kanunla Usule Bağlanmış Bir İdari İşlem: Kamulaştırma Üzerine Bir İnceleme, Yönetim ve Ekonomi, 1998, sy. 4, s. 301; Karahacıoğlu, Ali Haydar – Nazaroğlu, Yavuz, İdari ve Adli Yargıda Kamulaştırma, Ankara 1984, s. 53-54; Artukmaç, Sadık, Kamulaştırma Hukuku, Ankara 1977, s. 11; Dönmezer, Sulhi, İstimlak, İBM, 1940, sy. 1-3, s. 277; Zevkliler, Aydın, Kamulaştırma Satımın Özel Bir Çeşidi midir?, Prof. Dr. O. Fazıl Berki'ye Armağan, Ankara 1977, s. 938; Sert, Gazi, Kamulaştırma, Yerel Gündem, sy. 3, Mart 2000, s. 14; Er, Refik, Kamulaştırmasız El Atmadan Doğan Davalar, AD, 1979, sy. 3-4, s. 281; Gözübüyük, A. Şeref, Yönetim Hukuku, Turhan Kitabevi, Ankara 2006, s. 270 vd; Böke, Veli, Kamulaştırma Kanunu ve Kamulaştırma Bedelinin Tespiti Davaları, Ankara 2004, s. 28; Kutlu, Meltem, İdari Bir İşlem Olarak Kamulaştırma ve İptal Davası, Ankara 1992, s. 7; Karagözoğlu, H. Fevzi, Kamulaştırma, Ankara 1983, s. 36; Eroğlu, Hamza, İdare Hukuku, Ankara 1985, s. 32; Düren, Akın, Devletin Mülkiyete El Atmasından Doğan Tazmin Yükümlülüğü, Ankara 1977, s. 10; Ulusan, İlhan, Medeni Hukukta Fedakarlığın Denkleştirilmesi İlkesi ve Uygulama Alanı, İstanbul 1977, s. 28; Onar, Sıddık Sami, İdare Hukukunun Umumi Esasları, c. 3, İstanbul 1966, s. 1513; Dönmezer, Sulhi, İstimlak Hukuku, İÜHFD, c. 7, İstanbul 1941, s. 41; Örücü, Esin, Taşınmaz Mülkiyetine Bir Kamu Hukuku Yaklaşımı, Mülkiyet Hakkının Sınırlanması, İstanbul 1976, s. 44; Özyörük, Mukbil, Kamulaştırma Hukuku, Ankara 1948, s. 230. Yargı kararlarında da kamulaştırmanın tanımı yapılmıştır. Bkz. AYM, E. 1993/8, K. 1993/31, KT. 22.09.1993, RG. 16.04.1994, sy. 21907; YHGK, E. 1995/633, K. 1995/826, KT. 18.10.1995, YKD, Mart 1996, sy. 3, s. 345; Y18HD, E. 1995/1278, K. 1995/2869, KT. 07.03.1995, YKD, Haziran 1995, sy. 6, s. 936.
6 “İstimlak” ve “kamulaştırma” terimlerinin karşılaştırılması için bkz. Onar, c. 3, s. 1513; Özyörük, s. 17; Köroğlu, s. 5; Şengül, s. 37; Ercan, s. 11.
1982 Anayasası'nın 46. maddesinde kamulaştırma ile ilgili hükümlere yer verilmiştir7. Kamulaştırmaya ilk kez Osmanlı Devleti döneminde bazı fetvalarda rastlanmaktadır. Tanzimat döneminden sonra ve Cumhuriyet döneminde ise kamulaştırma nizamnameler ve kanunlarla düzenlenmiştir8. 31.08.1956 tarihinde yürürlüğe giren 6830 sayılı İstimlak Kanunu9 daha önceki düzenlemeleri yürürlükten kaldırarak kamulaştırma konusunda genel bir kanun olmuştur10. Bu kanunu ise 08.11.1983 tarihinde yürürlüğe giren ve bugün de yürürlükte bulunan genel kanun olan 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu11 yürürlükten kaldırmıştır. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununda 4650 sayılı Kanunla12 yapılan değişikliklerle ise, yeni bir kamulaştırma usulü benimsenmiştir13. Ayrıca bugün bu genel kanun yanında özel kanunlarda da kamulaştırma yer almaktadır14.
7 Kili, Suna – Gözübüyük, A. Şeref, Türk Anayasa Metinleri, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, İstanbul 2000.
8
Bkz. 4 Recep 1272 (1855) tarihli Menafii Umumiyeye Dair Şeylerin Tanzimi Halinde Lüzumu Olup Kıymeti Layıkasıyla Sahiplerinden Mübayaa Edilecek Arazi Vesaire Hakkında Nizamname; 1285 (1869) tarihli Dersaadet İdare-i Belediye Nizamnamesi; 1876 tarihli Dersaadet Belediye Kanunu ve Vilayat Belediye Kanunu; 1295 (1879) tarihli Menafi-i Umumiye İçin İstimlak Kararnamesi; 1913 tarihli İstanbul'da ve Vilayatta Daire-i Belediye Namına İstimlak Olunacak Mahallerin Suret-i İstimlak-i Hakkında Kanun-u Muvakkat; 10.06.1926 tarih ve 929 sayılı Devlet Demiryolları İstimlak Kanunu; 1934 tarihli ve 2947 sayılı Belediyece Yapılacak İstimlak Hakkında Kanun; 14.07.1939 tarih ve 371 sayılı Belediye İstimlak Kanunu; 29.06.1940 tarih ve 3887 sayılı Kanun.
9 RG. 08.09.1956, sy. 9402. 10
Ayrıntılı bilgi için bkz. Olgaç, Senai – Karahasan, Mustafa Reşit, İstimlak Kanunu ve Alakalı Kanunlar, İstanbul 1959; Özyörük, s. 53-65; Ercan, s. 16-21; Karabulut, Kazım, Kamulaştırma ve Yargısal Denetim, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, İstanbul 1996, s. 5-7; Şengül, s. 23-25;
Köroğlu, s. 9-11; Tuğsavul, Muhsin, Kamulaştırma Mevzuu Üzerinde Bir İnceleme, AD, sy. 11,
1948, s. 1279, 1280. 11
RG. 08.11.1983, sy. 18215.
12 24.04.2001 tarih ve 4650 sayılı Kamulaştırma Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun, RG. 05.05.2001, sy. 24393.
13
Geçen altı yıllık süre içinde de uygulamada ortaya çıkan bazı aksaklıkların giderilmesi için “Kamulaştırma Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” tasarısı taslakları ve teklifleri hazırlanmıştır. Yeni kamulaştırma usulünün uygulanması sırasında karşılaşılan sorunlara çözüm olmak üzere, özellikle kamulaştırmaya sıkça başvuran kamu kurum ve kuruluşları tarafından ilgili bakanlıklarına sunulmak üzere hazırlanan bu tasarı taslaklarından, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından hazırlanan, Bakanlar Kurulunca 04.05.2004 tarihinde TBMM Başkanlığı'na sunulan, tali komisyon olarak Adalet Komisyonu’nda ve 18.04.2006 tarihinde esas komisyon olarak Plan ve Bütçe Komisyonu’nda görüşülüp kabul edilen tasarı hala TBMM gündeminde kanunlaşmayı beklemektedir. Bkz. Kamulaştırma Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı, 22. Dönem, 4. Yasama Yılı, sıra sy. 1145.
14 Kamulaştırma ile ilgili hükümler içeren bu özel kanunlara şunlar örnek verilebilir: 775 sayılı Gecekondu Kanunu, m. 33, 40; 1164 sayılı Arsa Üretimi ve Değerlendirilmesi Hakkında Kanun, m. 9; 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu; m. 12, 15, 42; 2960 sayılı Boğaziçi Kanunu, m. 16, geçici m.10; 2985 sayılı Toplu Konut Kanunu, m. 4; 3194 sayılı İmar Kanunu, m. 10, 13, 14, 17, 18, 33; 3218 sayılı Serbest Bölgeler Kanunu, m. 5; 6831 sayılı Orman Kanunu, m. 24, 63.
İdari ve adli yargı denetimine tabi olan kamulaştırma işlemi, kamulaştırma kararının yetkili idarece usulüne uygun bir şekilde alınmasıyla başlayan ve taşınmazın idare adına tesciline kadar devam eden bir süreçtir. Söz konusu bu süreç, idareye tanınan ve tek taraflı iradeye dayalı bir yetkiyle kamulaştırma kararının alınmasıyla başlamaktadır. Bu sürecin iki boyutu bulunmaktadır.
Kamulaştırmanın idari boyutunu, kamu hukuku niteliğini; kamulaştırma kararı alınmasına yönelik hazırlık, kamu hizmetlerinin görülmesinde somut olarak taşınmaza duyulan ihtiyaç ve bu nedenle de kamu yararı kararı alınması, bu kararın onay ile kesinlik kazanması, kararın alınmasında yetki, şekil ilkelerine uyulması, şerh talebi ve kamulaştırma muhatabına yapılan tebligat oluşturmaktadır. Bu süreçte idari işlemin doğumunda meydana gelecek sakatlıkların da bu niteliğe bağlı olarak idari yargıda çözümlenmesi gerekir15.
İdarece kamulaştırma kararı alınmasından sonra, taşınmaza bağlı ayni hakların idare adına tesciline kadar olan süreç ise, özel hukuk alanına girmektedir. Özellikle 4650 sayılı Kanunla getirilen değişilikler sonrası özel hukukun alanı genişlemiştir. Kamulaştırmanın özel hukuk niteliğini; idarenin, kamulaştırma davalarının zorunlu ön safhası olan satın alma usulünü uygulayarak, iradi yolla devir görüşmelerinde sağlanan uzlaşma sonrasında mülkiyet veya irtifak hakkını adına tescil ettirmesi ya da uzlaşma girişiminin sonuçsuz kalması halinde, mahkemenin belirlediği bedeli hak sahibi adına yatırarak tescili sağlaması oluşturmaktadır. İdare kamulaştırma ile, malvarlığının aktifine sağladığı mülkiyet veya irtifak hakkı kazanımı karşılığında bedel veya başka bir mal vermekle yükümlü kılınmış, buna karşılık kamulaştırma muhatabı ise bedel veya mal karşılığı taşınmazı veya irtifak hakkını idarenin malvarlığına tescil ile geçirme yükümlülüğü altına girmiştir. Böylece idare ve kamulaştırma muhatabı arasında karşılıklı değişimi içeren ve iki tarafı da borç altına sokan sinallagmatik bir özel hukuk ilişkisi meydana gelmektedir16. Bununla birlikte kamulaştırmanın rızai olmadığı durumlarda, idare ile taşınmaz sahibi arasında akdi bir ilişkinin varlığı söz konusu değildir. İdare kamu gücüne dayanmakta ise de, kamulaştırma adli yargıda karara bağlanmaktadır.
15 Şengül, s. 43. 16 Şengül, s. 42-45.
İşte tezimizin konusu “Kamulaştırma İşleminden Doğan Adli Yargı Uyuşmazlıkları”dır. Tez kamulaştırma bedelinin tespitine ve tescile ilişkin uyuşmazlıklar ve kamulaştırma işleminden doğan diğer uyumazlıklar olarak iki bölümden oluşmaktadır. Tezde uygulamada yaşanan sorunlara değinilmiş ve konu Yargıtay içtihatları ışığında incelenmiştir. Kamulaştırma işleminden doğan uyuşmazlıklar, adli yargıda dava yoluyla çözüme ulaştırıldığından, bölümlerde kamulaştırma davaları esas alınmıştır. Uygulamada önemli bir yer işgal eden kamulaştırmasız el koyma nedeniyle açılan tazminat davaları ise kamulaştırma işleminin yokluğunda açıldığından çalışmamızın kapsamı dışında bırakılmıştır.
BİRİNCİ BÖLÜM
KAMULAŞTIRMA BEDELİNİN TESPİTİNE VE TESCİLE
İLİŞKİN ADLİ YARGI UYUŞMAZLIKLARI
I. KAMULAŞTIRMA BEDELİNİN TESPİTİ VE TESCİL DAVASI
A. DAVANIN AÇILMASI 1. Genel Olarak
4650 sayılı Kanunla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 10. maddesinde düzenlenen, “kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmazın idare adına tescili davası”17, yeni kamulaştırma usulünün en önemli davasıdır.
Kanunkoyucu 4650 sayılı Kanunla değişik 10. maddenin değişiklik gerekçesinde, “kamulaştırma bedellerinin tespitinin mahkemelere bırakılarak, idarelerce yanlış yapılan tebligat ve ilanların mahkemelerce usulüne uygun şekilde yapılması, kamulaştırma sebebiyle ilgililerce açılması muhtemel olan ve çok uzun zaman alan, idare açısından kamulaştırmaları, yatırımları ve işlemleri sürüncemede bırakan, vatandaşlar açısından şikayetlere konu edilen ve taşınmaz malların bedellerini geç almalarına sebep olan bedel artırımı veya idarece açılabilecek bedel indirimi, taşınmaz malın idare adına tescili davalarının ortadan kaldırılarak, kamulaştırmanın tek davayla ve süratle çözümlenmesi”ni amaçladığını belirtmiştir.
17
Şengül kamulaştırma davasına ilişkin terminoloji sorununu ayrıca ele alarak, neredeyse bir tanıma yaklaşan “kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmazın idare adına tescili davası” terimi yerine genel bir dava niteliği taşıyan ve sade bir tanım olan “kamulaştırma davası” terimini kullanmayı tercih etmiştir. Bkz. Şengül, s. 262, 263; Yıldırım – Başsorgun, “taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ve idare adına tescili davası” ve “tespit ve tescil davası” terimlerini kullanmayı tercih etmiştir. Bkz.
Yıldırım, Bekir – Başsorgun, Naci, Açıklamalı İçtihatlı Eski ve Yeni Kamulaştırma
Kamulaştırmasız El Atma ve İmar Mevzuatından Doğan Bedel Davaları, Yetkin Yayınları, Ankara 2007, s. 137; Özkan, “kamulaştırma bedelinin mahkemece tespiti ve taşınmazın idare adına tescili davası” terimini kullanmayı tercih etmiştir. Bkz. Özkan, Hasan, Asliye Hukuk Davaları ve Tatbikatı, c. 2, Seçkin Yayınevi, Ankara 2004, s. 1942 ; Böke, “kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmazın idare adına tescili davası” terimini kullanmayı tercih etmiştir. Bkz. Böke, s. 164; Hayta, “kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davası” terimini kullanmayı tercih etmiştir. Bkz. Hayta, Mehmet Ali, Kamulaştırma ve Kamulaştırmasız El Atma Davaları, Adalet Yayınevi, Ankara 2007, s. 102. Yargıtay kararlarında ise, “kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili davası” ve “kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davası” terimleri kullanılmaktadır. Örnek olarak bkz. Y5HD, E. 2003/4885, K. 2003/6689, KT. 08.05.2003, YKD, c. 29, sy. 11, Kasım 2003, s. 1677, 1678; Y5HD, E. 2003/18246, K. 2003/592, KT. 03.02.2003, YKD, c. 29, Temmuz 2003, sy. 7, s. 1048, 1049; Y5HD, E. 2003/6064, K. 2003/10391, KT. 23.09.2003, YKD, c. 29, sy. 12, Aralık 2003, s. 1834, 1835. Çalışmamızda ise, “kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davası” terimi tercih edilmiştir.
Yeni kamulaştırma usulünde işin başından itibaren kamulaştırma bedelinin tespiti mahkemelere verilmiş, dava yoluna başvurulmadan önce satın alma usulüne başvurulması zorunluluğu getirilerek, devlet ile vatandaşın davalı duruma düşmesi önlenmek istenmiştir18. Buna karşılık eski kamulaştırma usulünde, kamulaştırma bedelini kıymet takdir komisyonları tespit etmekte, genellikle bu bedeller taraflarca tatminkar bulunmadığından bedel indirimi ve artırımı davaları açılmakta ve bu davaların sonuçlanmasından sonra, taşınmaz sahibi tapuda ferağ vermezse idarenin tescil davası açması gerekmekte idi. Yani kamulaştırma birden çok dava ile uzun sürede sonuçlanmakta idi19.
Yeni kamulaştırma usulünde ise, kamulaştırma bedelinin tespiti yetkisi, tapuya kayıtlı taşınmazlarda satın alma usulünün uygulanamaması halinde mahkemeye, tapuya kayıtlı olmayan veya mülkiyeti üzerinde uyuşmazlık bulunan taşınmazlarda ise doğrudan mahkemeye tanınmıştır. İdarenin kendi içinden oluşturduğu kıymet takdir komisyonunun tespit ettiği bedel ise, kamulaştırma bedeli olmayıp, sadece pazarlık görüşmelerinde taşınmaz için verebileceği en yüksek değeri ifade eden tahmini bir bedel halini almıştır20. Böylece yeni kamulaştırma usulünde üç ayrı dava birleştirilerek dava açma yetkisi sadece idareye verilmiş, kamulaştırmanın tek bir dava ile seri bir şekilde sonuçlanması amaçlanmıştır21.
18 Bozoğlu, Osman, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununda 4650 sayılı Kanunla Yapılan Değişiklikler, YYVDD, c. 6, Kasım 2001, sy. 11, s. 45. Değişikliklere ilişkin aksi yönde görüş ve değerlendirmeler için bkz. Akgüner, Tayfun – Erman, Hasan, Kamulaştırmada Son Gelişmeler ve Malikin Geri Alma Hakkı (İlginç Bir Karar), İKÜHFD, c. 1, sy. 1-2, Haziran 2002, s. 1 vd.
19
2942 sayılı Kanunun 17. maddesi uyarınca idarelerce kamulaştırılan taşınmazın tescili için açılması gereken davaların zamanında ya da hiç açılamamasını, 2942 sayılı Kanunun uygulanması sırasında ortaya çıkan sorunlar arasında sayılmaktadır. Bkz. Demirel, Zerrin – Demir, Hülya, Kamulaştırma Kanunu'nda Yapılan Değişikliklerin (4650 Sayılı Kanunun) İrdelenmesi, Selçuk Üniversitesi Jeodezi ve Fotogrametri Mühendisliği Öğretiminde 30. Yıl Sempozyumu, 16-18 Ekim 2002 Konya, s. 167. Gerçekten uygulamada tescil davalarının açılması gecikmekte, idare bedelini ödeyip kamulaştırdığı taşınmazı tapuda adına tescil işlemlerini gerçekleştirememekte ve kamulaştırma şerhleri de kimi zaman tapuya işletilmediğinden idareler hak kayıplarına uğramakta idi.
20
Kanunkoyucu tarafların kıymet takdir komisyonunun belirlediği bedel üzerinde anlaşmaları ve taşınmaz sahibinin tapuda ferağ vermesi durumunda, idarece belirlenen bu bedelin kamulaştırma bedeli olacağını ifade etmektedir. 2942 sayılı Kanunun 8. maddesine dayanan bu yaklaşım kanaatimizce doğru değildir. Zira üzerinde anlaşılan bedel tarafların serbest iradesi ile belirlenmiştir. Satın alma usulünün uygulanması sonucunda taşınmazın kamulaştırılmış sayılıp sayılamayacağı, kamulaştırmanın sonuçlarının doğup doğmayacağı üzerinde durulması gereken önemli bir konudur. 21 Yıldırım – Başsorgun, s. 136. Yıldırım – Başsorgun’a göre, “değişiklik öncesi tatbikatta, hemen
hemen her kamulaştırma işlemine karşı bedel artırım davası açılırken, idare tarafından bedel indirim davalarının oldukça az açıldığı ve bunda dahi idarenin başarısız olduğu ve bedelin belirlenmesinde mal sahibinin daha aktif rol oynadığı görülürken, değişiklik sonrası, idare de yöntem değişikliği nedeni ile davada aktif hale getirilmiştir”. Ayrıca kıymet takdir komisyonlarınca belirlenen
Taşınmazı kamulaştırılan taşınmaz maliklerinin 4650 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden, yani 05.05.2001 tarihinden sonra bedel davası açma ehliyeti kalmamıştır. 4650 sayılı Kanunun geçici 1. maddesi uyarınca, kamulaştırma kararı alınmış ancak henüz tebligata çıkarılmamış kamulaştırmalarda yeni kanun hükümleri uygulanacaktır22. Buna karşılık 4650 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden önce tebligata çıkarılmış kamulaştırmalarda değişiklik öncesi hükümler uygulanacak, eski kamulaştırma usulünden doğan dava ve haklar da geçerliliğini koruyacaktır23. Kanunun yürürlüğe
kamulaştırma bedellerine karşı açılan bedel artırım davalarının sonucunda kamulaştırma bedellerinin daha yüksek değerlerde belirlenmesi idarelerin bu yüksek değerleri ödemesinde sıkıntı yaşamasına neden olmakta, belirlenen bedeller geç ödenmekte, bu geçikmelere uygulanan gecikme faizi oranlarının enflasyonun çok altında kalması nedeniyle de hak sahipleri zarara uğramaktaydı. Gecikmeli olarak yapılan ödemeler nedeniyle de aleyhimize Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde açılan davalarda sözleşmeyi ihlal kararları çıkmış, yüksek meblağlara ulaşan tazminatlara hükmedilmiştir. Bkz. Demirel – Demir, s. 167. Örnek bir AİHM kararı incelemesi için bkz. Kaya, İbrahim – Kaya, Cemil, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Bayan Akkuş ve Davası: Türkiye Cumhuriyeti Kırksekiz Amerikan Doları Ödemeye Mahkum, Türk Hukuk Enstitüsü Dergisi, sy. 45, Ağustos 1999, s. 8-13. Ayrıca Berberoğlu, Ahmet, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Kararları Işığında Kamulaştırma Kavramı ve Türkiye Uygulaması, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Ankara 2004; Sayın, İçim, Kamulaştırma ve Yargısal Aşamaları, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Kırıkkale 2002, s. 94 vd. Kamulaştırmanın uluslararası boyutu hakkında bkz. Akgüner –
Erman, s. 3 vd. Eski kamulaştırma usulünde karşılaşılan teknik ve hukuki problemlere ilişkin
tespitler için bkz. Demirkır, Mehmet, Yol Kamulaştırma Çalışmalarında Kadastro ve Mülkiyet Sorunlarının İncelenmesi ve Doğu Karadeniz Sahil Yolu Ek Kamulaştırma Uygulaması Örneği, Yayımlanmamış Ünvan Tezi, Trabzon 1997, s. 51 vd.
22 Yargıtay bir kararında, 06.04.2001 tarihli kamulaştırma işleminin, 4650 sayılı Kanun yürürlüğe girmeden noter marifetiyle tebliğe çıkarılmadığından, 4650 sayılı Kanunla değişik hükümlerin uygulamasının gerektiğine karar vermiştir. Bkz. Y5HD, E. 2002/1647, K. 2002/6858, KT. 25.03.2002, YKD, c. 28, Kasım 2002, sy. 11, s. 1641, 1642. Aynı yönde bkz. Y5HD, E. 2002/3597, K. 2002/8571, KT. 11.04.2002, YKD, c. 28, Aralık 2002, sy. 12, s. 1802, 1803. 4650 sayılı Kanunun yürürlüğünden önceki hükümlere göre davaya bakılması gerektiği hakkında kararlar için bkz. Y5HD, E. 2003/20149, K. 2003/431, KT. 26.02.2003, YKD, c. 29, Ağustos 2003, sy. 8, s. 1194, 1195; Y5HD, E. 2002/14065, K. 2002/18749, KT. 21.10.2002, YKD, c. 29, Mayıs 2003, sy. 5, s. 698, 699; Y5HD, E. 2002/17002, K. 2002/21876, KT. 02.12.2002, YKD, c. 29, Mayıs 2003, sy. 5, s. 699, 700. 23 "Dava, davacı idare tarafından kamulaştırılan taşınmazın, davalı payına düşen bölümü için, 4650
sayılı Yasa hükümlerine göre bedelin tespiti ve davalı payının iptali ile idare adına tescili istemine ilişkindir. ... dava konusu taşınmaz 4650 sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği tarihten önce, 28.03.1997 tarihinde kamulaştırılmış ve kamulaştırma evrakı, davalının miras bırakanı Mehmet adına 05.04.1999 tarihinde tebliğe çıkarılmış olup, ayrıca diğer paydaşların da 27.07.1999 tarihinde tapuda ferağ verdikleri dosyadaki belgelerin incelenmesinden anlaşılmaktadır. Bu durumda gerek davalının miras bırakanı adına kamulaştırma evrakının tebliğe çıkarılmış olması ve gerekse diğer paydaşların 05.05.2001 tarihinden önce gerçekleştirdikleri ferağ işlemleri nedeniyle davada geçici 1. madde uyarınca, değişiklikten önceki 2942 sayılı Yasa hükümleri uygulanması gerekmektedir. İdare, bu aşamadan sonra dava konusu taşınmazın mirasçılarını saptayıp onlara usulüne uygun şekilde kamulaştırma evrakını tebliğ ettirip hak düşürücü süre içerisinde bedel artırımı davası açmayanların paylarıyla ilgili olarak 2942 sayılı Yasanın 17. maddesi uyarınca işlem yapılması için dava açma olanağına sahip bulunduğundan, idare tarafından açılan bu davanın aktif husumet ehliyetinin yokluğundan dolayı reddedilmesi yerine, işin esasına girilip yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir". Y18HD, E. 2004/3424, K. 2004/4351, KT. 24.05.2004, YKD, c. 30, Ekim 2004, sy. 10, s. 1589, 1590. Aksi yönde bkz. “Yasanın yürürlük tarihinden önce kıymet takdiri yapılmış ve kamulaştırma kararı alınmıştır. Davacı paydaşa, kamulaştırma işlemi tebliğe çıkarılmamıştır. Dairemizce, birlikte incelenen dosyalarda, kamulaştırma konusu taşınmazın birçok
girmesinden önce tebligata çıkarılmış kamulaştırmalarda, taşınmaz maliki bedel artırımı, kamulaştırmayı yapan idare ise bedel indirimi ve taşınmaz malın idare adına tescili davalarını açabileceklerdir.
4650 sayılı Kanunla yapılan değişikliklerin hangi işlemler hakkında uygulanacağına ilişkin olarak ortaya çıkabilecek tereddütleri gidermek amacıyla, 2942 sayılı Kanuna eklenen geçici 1. maddesinde kullanılan, “tebligata çıkarılmış” ifadesi birtakım tereddütleri de beraberinde getirmiştir. Şöyle ki kamulaştırma tebligata çıkarılmış ve fakat tebligat usulüne uygun yapılamamış ise hangi hükümler uygulanacaktır? “Tebligata çıkarılmış” ve “tebligat yapılmış” ifadelerinin doğurduğu farklı sonuçlar uygulamada tartışmalara neden olmaktadır. Bu konuya açıklık getirmek için değişiklik öncesine ilişkin Yargıtay kararları ile bir değerlendirme yapmak gerekmektedir.
Tebligat, hukuki bir işlemin, ilgili kimsenin haber almasını sağlamak amacıyla yetkili makamın kanun ve usule uygun bir biçimde, yazı ile ya da ilan ile yaptığı bildirim ve belgeleme işlemidir24. İşlemler genellikle tebligat ile hukuki sonuç doğururlar. Tebliği gereken işlem tebliğ edilmedikçe, o işlemin ortaya çıkaracağı hukuki sonuçları doğmaz25.
2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nda öngörülen tebligat işlemi de kanun ve usule uygun bir biçimde, 2942 sayılı Kanunun ilgili hükümleri, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun26 ve Tebligat Tüzüğü'nün27 genel hükümleri çerçevesinde yapılmalıdır. Aksi halde yapılan tebligat usulsüz olur. Tebligat Kanununun 32. maddesi uyarınca, usulüne uygun olarak yapılmayan tebligat kural olarak geçersizdir. Fakat tebligat muhatabı, usulsüz tebligata rağmen bunu öğrenirse ve öğrendiğini gelir bildirirse veya tebligattan haberdar olduğunu gösteren bir davranışta bulunursa tebligatı öğrenmiş
paydaşı olduğu, bazı paydaşlara 4650 sayılı Yasanın yürürlüğünden önce tebligatlar yapıldığı ve açılan bedel artırımı davalarının kararı çıkıp kesinleştiği gözlenmiştir. Bu sebeple olayda 2942 sayılı Yasa hükümlerinin uygulanması gerekir...” Y5HD, E. 2002/3989, K. 2002/8924, KT. 15.04.2002, YKD, c. 28, Ekim 2002, sy. 10, s. 1499, 1500.
24 Yılmaz, Ejder, Hukuk Sözlüğü, Yetkin Yayınları, Ankara 1996, s. 794.
25 Yılmaz, Ejder, Kamulaştırma Kanunundaki Tebligat Hükümleri ve Tebligat Kanununun Genellik Niteliği, AÜHFD, c. XXXIX, 1982-1987, sy. 1-4, s. 82.
26 RG. 19.02.1959, sy. 10139. 27 RG. 11.09.1959, sy. 10303.
olacağından, tebligat geçerli olarak kabul edilir. Böylece başlangıçtaki usulsüzlük ortadan kalkar ve tebligat hüküm ifade eder28.
2942 sayılı Kanundaki tebligata ilişkin hükümler, Tebligat Kanununa göre özel hükümler olduğundan öncelikle uygulanması gerekir. Ancak 2942 sayılı Kanun kamulaştırma işlerindeki tebliğler açısından yalnızca belli bazı esaslar koymakla yetinmiştir. Bu nedenle 2942 sayılı Kanunun düzenlemediği konularda Tebligat Kanunu'nun genel hükümleri uygulanır29.
Kamulaştırma bilgi ve belgeleri, kamulaştırma konusu taşınmazın maliki, zilyedi veya ilgilisi adına tebliğe çıkarılmalıdır. İlgilisine çıkarılan tebligat, adres yanlışlığı ve bu gibi bir nedenle yapılamadan geri dönmüş ya da hak sahipleri dışında birisine veya ölmüş bir kişi adına işlem yapılmış ise bu tebligat yok hükmündedir. Hak sahiplerine yeniden ve geçerli bir tebligat yapılmadığı sürece, hak sahiplerinin kendi kabulleri dışında, kamulaştırma bedelini bankadan almaları gibi bir neden ve olaya dayalı olarak kamulaştırmayı bütün unsurlarıyla öğrendikleri kabul edilemez. Bankaya yatırılmış kamulaştırma bedelinin malik tarafından çekilmesi, geçersiz de olsa bir tebligatın varlığı halinde tebligatı öğrenme sayılır. Dava açılması ve ferağ verilmesi durumlarında ise, tebligat yapılmamış ya da geçersiz olsa bile bu hallerde tebliğ gerçekleşmiş sayılır30. Yargıtay içtihatları da bu yöndedir31.
Nitekim Yargıtay'a göre, tebligat geçersiz olmakla birlikte, hak sahipleri kamulaştırma işlemini öğrenmişlerse, bu öğrenme ile tebliğden amaçlanan sonuç elde
28 Köroğlu, s. 111. 29 Köroğlu, s. 112.
30 Tutar, Muzaffer – Pulak, T. Murat, Açıklamalı İçtihatlı Notlu Karşılaştırmalı Eski ve Yeni Kamulaştırma Davaları, c. 2, Adalet Yayınevi, Ankara 2006, s. 1289, 1297.
31
“Dava konusu taşınmazın kamulaştırılmasına 4650 sayılı Kanunun yürürlüğünden önce karar verilmiş ve taşınmaza da el konulmuştur. 4650 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden önce taşınmaza el konulmuş ve dava açılmadan önce de taşınmazın ferağı davalı idareye verilmişse kamulaştırma tebligatı yapılmamış olsa bile 4650 sayılı Kanunun yürürlüğünden önceki hükümlere göre davacının dava hakkının kabulü gerekir”. Y5HD, E. 2002/20022, K. 2002/2034, KT. 25.02.2003, YKD, c. 29, Ekim 2003, sy. 10, s. 1514, 1515. Aynı yönde bkz. YİBBGK, E. 1993/3, K. 1994/2, KT. 24.06.1994. KY; Y18HD, E. 2004/2863, K. 2004/3507, KT. 29.04.2004. KY; Y18HD, E. 2004/845, K. 2004/1947, KT. 15.03.2004. KY; Y18HD, E. 2003/10180, K. 2004/1760, KT. 08.03.2004. KY; Y18HD, E. 2002/2087, K. 2002/4227, KT. 21.05.2003. KY; Y18HD, E. 2002/6580, K. 2002/7196, KT. 24.06.2002. KY; Y18HD, E. 2002/563, K. 2002/1159, KT. 05.02.2002. KY; Y5HD, E. 2002/17002, K. 2002/21876, KT. 02.12.2002, YKD, c. 29, Mayıs 2003, sy. 5, s. 699, 700; Y18HD, E. 2004/3465, K. 2004/4038, KT. 17.05.2004. KY.
edilmiş olmakta, Tebligat Kanunu'nun 32. maddesi uyarınca tebligat geçerli sayılmaktadır32.
Yargıtay, 4650 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce tebliğe çıkarılmanın yeterli olduğuna, tebliğin gerçek hak sahipleri adına çıkarılmış olmasının şart olmadığına, ayrıca davacılara yani hak sahiplerine kamulaştırma kararının tebliğe çıkarılması söz konusu olmadığından davacılar tarafından kamulaştırma bedelinin alınmış olmasının da geçersiz tebligatı geçerli hale getirmeyeceğine, davanın, yerel mahkemece 2942 sayılı Kanun hükümlerine göre bakılarak hüküm kurulması gerektiğine karar vermiştir33.
Sonuç olarak, 05.05.2001 tarihinde ve öncesinde kamulaştırma kararı alınmış ve tebligata çıkarılmış kamulaştırmalarda değişiklik öncesi hükümler uygulanacaktır. Burada kamulaştırmanın tebliğe çıkarılması yeterli olup, tebligatın geçerli olması şart değildir.
4650 sayılı Kanunla getirilen değişikliklerle, kamulaştırmanın kamulaştırma yapacak idarece tebliğe çıkarılması usulüne son verilmiş olmakla birlikte, satın alma usulünün uygulanması için yapılacak pazarlığa çağrı ve mahkemece yapılacak tebligatlarda da değişiklik öncesi Yargıtay kararları tebligat işlemleri için yol gösterici olacaktır34.
2. Satın Alma Usulüne Başvurulması Zorunluluğu
4650 sayılı Kanunla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu uyarınca, kamu yararı kararı alınıp, onaylandıktan sonra, kamulaştırma kararı alan idare, kamulaştırılacak taşınmazın satın alma usulü ile satın alınamaması durumunda, 2942
32 Y18HD, E. 2002/6580, K. 2002/7196, KT. 24.06.2002. KY. 33 Y5HD, E. 2003/7591, K. 2003/12422, KT. 28.10.2003. KY. 34
“2942 sayılı Yasanın 14. maddesine göre, dava hakkı ancak, kamulaştırılan taşınmaz malın sahibine yöntemine uygun olarak yapılan tebligattan itibaren 30 gün geçmesiyle sona erer. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 24.06.1994 günlü, 1993/3 Esas, 1994/2 sayılı Kararına göre de, kamulaştırılan taşınmaz malın sahibine yasaya uygun bir bildirim yapılmamış olması halinde, 30 günlük sürenin başlangıcı tapuda ferağ tarihinden başlar. Dava açma hakkının başlangıcını bu iki hal dışındaki bir olaya bağlamak, taşınmaz sahibinin mülkiyet hakkının ve hak arama özgürlüğünün yasada mevcut olmayan bir nedenle kısıtlanması sonucunu doğurur”. Y18HD, E. 2000/10695, K. 2000/11665, KT. 02.11.2000, YKD, c. 27, Haziran 2001, sy. 6, s. 884, 885. Aynı yönde bkz. Y5HD, E. 2000/1458, K. 2000/13156, KT. 19.09.2000, YKD, c. 26, Ekim 2000, sy. 10, s. 1522, 1523; Y5HD, E. 1993/13678, K. 1993/18307, KT. 12.10.1993, YKD, c. 20, Ocak 1994, sy. 1, s. 39, 40; Y5HD, E. 1993/3523, K. 1993/5012, KT. 15.04.1993, YKD, c. 20, Temmuz 1994, sy. 7, s. 1124, 1125.
sayılı Kanunun 7. maddesine göre topladığı bilgi ve belgeleri bir dilekçeye ekleyerek, kamulaştırma konusu taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ile, bu bedelin ödenmesi karşılığında idare adına tesciline karar verilmesini taşınmazın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesinden talep eder35.
İdarenin bu şekilde dava yoluna başvurabilmesi için öncelikle 2942 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca kamulaştırma konusu taşınmazı maliklerinden anlaşma yolu ile satın alma amacıyla girişimde bulunması gerekmektedir. 8. maddenin ilk fıkrasında hüküm altına alındığı üzere; idarelerin tapuda kayıtlı olan taşınmazları kamulaştırabilmesi için bu maddede düzenlenen satın alma usulünü öncelikle uygulamaları esastır36.
Bununla birlikte idare öncelikle kamulaştırma konusu taşınmaza ilişkin malik, zilyed ve adres araştırmasını gerçekleştirmelidir. Zira yapması gereken sonraki işlemler, satın alma usulünün uygulanıp uygulanamayacağı bu tespitlerin sonucuna göre belli olacaktır. Kamulaştırma konusu taşımazın tapu kütüğüne kayıtlı olup olmadığı, mülkiyeti üzerinde uyuşmazlık bulunup bulunmadığı tespit edilmeli, taşınmazın bu niteliğine göre hareket edilmelidir.
35
2942 sayılı Kanun, m. 10/1.
36 Y18HD, E. 2006/1163, K. 2006/3843, KT. 08.05.2006. KY. "Dava, 4650 sayılı Kanunla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesi uyarınca kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tesciline ilişkindir. ... 4650 sayılı Yasa ile değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununa göre, davacı idarenin kamulaştırma bedelini ve kamulaştrılmasına karar verilen taşınmazın tescilini isteme hakkının doğması için, sözü edilen Yasanın 8. maddesi uyarınca anlaşarak satın alma teşebbüsünün sonuçsuz kalması gerekir. Davalının adresi, bahsi geçen Yasanın 7. maddesinde belirtilen mercilerden araştırılmadığından ve davalıya usulüne uygun olarak anlaşmaya varabilmek için tebligat da yapılmadığından, bu durumda davacı idarenin bedel tespiti ve tescil talep etme hakkı doğmadığı halde davanın reddi yerine, kabulüne karar verilmesi doğru değildir". Y5HD, E. 2004/10590, K. 2004/12764, KT. 22.12.2004, YKD, Mayıs 2005, c. 31, sy. 5, s. 683, 684. Aynı yönde bkz. Y5HD, E. 2004/10816, K. 2005/723, KT. 07.02.2005, YKD, Haziran 2005, c. 31, sy. 6, s. 859, 860; YHGK, E. 2004/18-92, K. 2004/107, KT. 25.02.2004, YKD, c. 31, Ocak 2005, sy. 1, s. 5-9; Y5HD, E. 2005/822, K. 2005/2501, KT. 11.03.2005. KY; Y5HD, E. 2005/552, K. 2005/1766, KT. 25.02.2005. KY; Y5HD, E. 2004/12410, K. 2005/1768, KT. 25.02.2005. KY; Y5HD, E. 2004/10816, K. 2005/723, KT. 07.02.2005. KY; Y5HD, E. 2004/5518, K. 2004/7429, KT. 28.06.2004. KY; Y5HD, E. 2004/2413, K. 2004/3700, KT. 26.03.2004. KY. “Davacı idarece, davalılara davadan önce anılan Yasanın 8/4. madde ve fıkrasında yazılı tebligatlar yapılmış ancak, pazarlıkta anlaşma sağlanamamış olmakla birlikte, aynı Yasanın 10. maddesine göre bedel tespiti ve tescil davası açıldığından ve davalılar duruşmaya iştirak ederek anlaşma önerisinde bulunduklarından mahkemece davanın esasına girilip, hüküm kurulması gerekirken, henüz dava hakkı doğmadığından bahisle, davanın reddine karar verilmesi, doğru görülmemiştir”. Y5HD, E. 2003/10657, K. 2003/12927, KT. 06.11.2004. KY.
Tapuya kayıtlı taşınmazlar için satın alma usulünün uygulanması, kamulaştırma davasının ön şartı niteliğindedir37. Diğer bir ifadeyle satın alma usulüne başvurulması zorunluluğu, kamulaştırmanın sonraki aşamalarına geçilebilmesi için şarttır. Kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmazın idare adına tescili için açılacak olan davada, mahkeme, idare tarafından öncelikle uzlaşma yoluna gidildiğini ve sonuçsuz kalındığını gösteren belgeleri aramalıdır38.
Tapuya kayıtlı olmayan taşınmazlarda ise satın alma usulü uygulanamaz. Zira tapuya kayıtlı olmayan taşınmazlarda kamulaştırma muhatabının belirlenmesi, haklı zilyetliğe dayanma olgusuna bağlı olarak farklı bir hukuki süreçtir39. İleride de görüleceği üzere 2942 sayılı Kanun tapusuz taşınmazlar için, 19. maddede özel bir düzenleme getirmiştir. Yine tapuya kayıtlı kamulaştırma konusu taşınmazın mülkiyeti üzerinde mahkemeye taşınmış bir uyuşmazlık bulunuyorsa, satın alma usulüne yine başvurulamayacaktır. Zira, ileride de görüleceği üzere, 2942 sayılı Kanunun 18. maddesinde özel olarak düzenlenen usulle, doğrudan taşınmazın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesinde kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davası açılacaktır.
Tapuya kayıtlı taşınmazlarda ise, kamulaştırmayı yapacak idare, kamulaştırma kararının alınmasından sonra 2942 sayılı Kanunun 11. maddesinde düzenlenen kamulaştırma bedelinin tespiti esasları uyarınca, taşınmazın tahmini bedelini tespit etmek üzere kendi bünyesinden en az üç kişiden oluşan bir veya birden fazla kıymet takdir komisyonu görevlendirir. Komisyon ilgili uzman kişi, kurum ve kuruluşlardan rapor alıp, gerektiğinde Sanayi ve Ticaret Odaları'ndan ve mahalli emlak alım satım bürolarından da bilgi alarak taşınmazın tahmini bedelini tespit eder. İdare kıymet takdir komisyonunca tahmin edilen bedel üzerinden pazarlıkla satın alma ve trampa
37 "2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 4650 sayılı Yasayla değişik 8. maddesi, aynı Yasanın değişik 10. maddesinin ön şartıdır. Bu nedenle davacı idare yönünden kamulaştırma bedelinin tespiti ile kamulaştırılmasına karar verilen taşınmazın tescilini isteme hakkının doğması için, dava konusu taşınmazın maliklerinden taşınmazı satın alma teşebbüsünün sonuçsuz kalması şarttır. Keza; taşınmaz maliklerinin adreslerinin de, bahsi geçen Yasanın 7. maddesinde belirtilen mercilerden araştırılması ve adreslerinin bulunamaması halinde ilanen tebligat yapılması gerekir". Y5HD, E. 2003/13643, K. 2004/1342, KT. 19.02.2004, YKD, Aralık 2004, c. 30, sy. 12, s. 1831 – 1833. Aynı yönde bkz. Y5HD, E. 2003/13642, K. 2004/1341, KT. 19.02.2004. KY.
38 Tutar – Pulak, c. 1, s. 180; Hayta, s. 113, 114. 39 Şengül, s. 272.
işlemlerini yürütmek üzere ayrıca bir veya birden fazla uzlaşma komisyonu görevlendirir40.
Daha sonra, kamulaştırılması kararlaştırılan taşınmazın devralınmak istendiği, kıymet takdir komisyonunun hazırladığı raporda belirlenen tahmini bedel belirtilmeksizin, idarece resmi taahhütlü bir yazı41 ile taşınmaz malikine bildirilir42.
İdare adres araştırmasını 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 7. maddesi hükümleri uyarınca yapacaktır43. Söz konusu maddenin ilk fıkrasına göre; idare kamulaştırılan taşınmazın maliklerini ve bunların adreslerini, tapu, vergi ve nüfus kayıtları üzerinden veya ayrıca haricen yaptıracağı araştırma ve belgelere bağlamak suretiyle tespit edecektir. İdarece yapılan adres araştırmasına rağmen adres tespit edilememiş olması durumunda, mahkemece yeniden adres araştırmasına girişilmeden ilanen tebligat yoluna gidilecektir44. Fakat uygulamada 7. maddenin hatalı lafzi yorumu ile idarece yeterince adres araştırması yapılmaması neticesinde, mahkemece yeniden adres araştırmasına gidilmektedir. Maddenin hatalı yazımı hatalı lafzi yorumlara sebep olmaktadır. İdare “veya ayrıca” ibaresini kimi zaman haricen yapılan araştırmanın yeterli görüleceği şeklinde yorumlamakta, ayrıntılı ve titiz bir adres araştırmasına girmemektedir.
Tutar – Pulak'a göre, "taşınmaz malın sahip veya zilyetleri ile bunların adreslerinin tapu, vergi, ve nüfus kayıtları üzerinden araştırılması usulü mutlak emredicidir. İdare, maddede sayılan yerlerin her birinden ayrı ayrı sormak suretiyle sahip veya zilyedin kimliğini ve adresini araştırmak zorundadır. Tapu, vergi ve nüfus idarelerinin yalnızca birinden veya ikisinden araştırma yapılması, yasanın amacına uygun sayılmaz. 7. maddede haricen araştırma ile ilgili olarak yer alan 'veya ayrıca' ifadesinin, 'gerekiyorsa ayrıca' olarak anlaşılması gerekir. Burada 'veya' bağlacına, 'ayrıca' sözcüğü ile birlikte kullanılmak suretiyle geneldekinden farklı bir anlam kazandırılmıştır. 'Veya ayrıca' ifadesiyle idareye, mutlak şekilde isteğine bağlı seçimlik bir görev verilmiş olmayıp, bu hükme göre idare, resmi kayıtlar (tapu, vergi, nüfus)
40 2942 sayılı Kanun, m. 8/2-3. 41
Uygulamada bu işleme “pazarlığa çağrı” denilmektedir. 42
2942 sayılı Kanun, m. 8/4. 43 2942 sayılı Kanun, m. 10/2. 44 Tutar – Pulak, c. 1, s. 216.
üzerinden yapılacak araştırmadan kesin sonuç alınamaması halinde haricen de araştırma yapmak zorundadır. Malik, zilyed ve bunların adreslerinin resmi kayıtlara göre kesin tespiti yapılmış olması halinde ise harici araştırma yapılmayabilecektir"45.
Yargıtay’a göre de, “taşınmazın tapu kaydında belirtilen maliklerin adresleri Kamulaştırma Yasasının 7. maddesinde yazılı kuruluşların her birinden ayrı ayrı araştırılıp tespit edilen bu adreslerinden aynı yasanın 8. maddesi uyarınca anlaşmaya çağrılmadan” kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davası açılamaz46. Ayrıca Yargıtay'a göre, "Tebligat Yasasının 35. maddesine göre tebligat yapılabilmesi muhataba daha önce aynı adreste yasaya uygun bir tebligat yapılmış olması koşuluna bağlıdır. Dava dilekçesi davalıya ilanen tebliğ edilmiş ise de, Tebligat Yasasının 28. ve Tüzüğün 46. maddesine göre ilanen tebligat adresi meçhul olanlara yapılır. ... Davalının adresi resmi veya özel kurum, kuruluş ve dairelerden, ayrıca zabıta vasıtasıyla tahkik ve tespit edilmeden yapılan ilanen tebligat geçerli değildir"47.
Yargıtay bir kararında ise, taşınmazı kamulaştırılan malikin adresinin idarece, Belediye’den, Tapu İdaresi’nden, Vergi Dairesi’nden, Nüfus Müdürlüğü’nden araştırıldığı, Belediye’den emlak beyannamesinde mevcut adresin bildirildiği, söz konusu bu adrese idarece tebligat çıkarıldığı, fakat tebligatın davalının başka bir yerde oturduğu gerekçesiyle iade edildiği ve bunun üzerine daha önceden Emniyet Müdürlüğü aracılığıyla da araştırma yaptırıldığından ilanen tebligat yaptırılmasını doğru bulmuştur48.
Yargıtay'a göre, “Yasanın 8. maddesinde özellikle pazarlık için resmi taahhütlü yazı ile malikin çağrılması yeterli görülmüş olup, adresi bulunamayanlara ilanen çağrı yapılacağına dair bir hükme yer verilmemiştir. Hal böyle olunca idarenin salt adresi bulunabilenlere çağrı yapması yeterlidir. Adresi bulunamayan malikler yönünden uzlaşma girişimi söz konusu olmaz. Bu bakımdan araştırmalara rağmen adresi
45 Tutar – Pulak, c. 1, s. 161, 162.
46 Y5HD, E. 2003/10248, K. 2003/12958, KT. 06.11.2003. KY. 47
Y18HD, E. 2006/3562, K. 2006/4412, KT. 29.05.2006. KY. “Kamulaştırma Kanununun 7. maddesine göre adres araştırmaları yapılmışsa da tapu Sicil Müdürlüğünün 26.04.1999 tarihinde bildirdiği adrese tebligat yapılmadan bu cevaptan önce, 23.04.1999 tarihinde ilanen tebligat yapılmıştır. Kaldı ki Belediye Emlak Vergi Dairesinde de davacının adresi vardır. Bu husus tahakkuk fişi ile de sabittir. Bu adreslere tebligat çıkarılmadan yapılan ilanen tebligat geçersiz olup dava süresindedir”. Y5HD, E. 2003/5098, K. 2003/8386, KT. 17.06.2003, YKD, c. 29, Ekim 2003, sy. 10, s. 1518, 1519.
bulunamayan malikler yönünden pazarlık girişiminde bulunmadan tespit ve tescil istemiyle dava açılması gerekir”49.
Yargıtay'ın aksi yöndeki bir kararı ise şöyledir50: “Dava açma hakkı, Yasanın 8. maddesinde belirtilen ön şartların yerine getirilmesi koşuluyla doğar. Taşınmaz maliklerinin adresleri, 7. madde uyarınca tespit edilip davet edilmeden, adresleri tespit edilemeyenler hakkında ilanen çağrıda bulunulmadan dava açıldığından, ön şartın yerine getirilmemesi sebebiyle davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmeden ... davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.”
Kanaatimizce 2942 sayılı Kanunun 10. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, idarece adres araştırması yaptırıldığı halde adresleri tespit edilemeyen hak sahibi davalılara mahkemece ilan yoluyla tebligat yapılmalıdır51.
Üzerinde durulması gereken diğer bir konu da, idarece yapılan adres araştırmalarında, hatalı ve eksik tapu kayıtları nedeniyle kamulaştırma konusu taşınmazın malikinin tespitinde yaşanan sorunlardır. Örneğin tapu siciline tescil edilen taşınmazın maliki, soyadı ve baba adı bile belli olmayan sadece isimden ibaret bir kayıtla tapu siciline işlenmiş olabilmektedir. Böylece kamulaştırılacak taşınmazın sahibini bile tam olarak belirleyemeyen idare, adres tespitini hiç gerçekleştirememektedir. Çoğunlukla ise taşınmaz malikinin tebligat adresini tespitte zorluklarla karşılaşılmaktadır. Son dönemlere kadar tapu kayıtlarında malike ait bir adresin bulunmayışı, mülkiyet intikallerinin geç ya da kimi zaman hiç yapılmayışı, hak sahibi mirasçıların adreslerinin tespitinde de sıkıntılar yaşanmasına neden olmaktadır. Bununla birlikte Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü'nün kadastro çalışmalarının tamamlanması, tapu sicillerinin dijital ortama aktarılması konusundaki çalışmaları ve Türkiye İstatistik Kurumu ile Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü tarafından gerçekleştirilen adrese dayalı nüfus kayıt sistemi projesi ile malik ve hak sahiplerine ait adres tespitinde idarenin karşılaştığı sorunların azalacağı tahmin edilmektedir52.
49
Y18HD, E. 2003/8015, K. 2003/8681, KT. 06.11.2003. KY. 50
Y5HD, E. 2004/2658, K. 2004/4471, KT. 12.04.2004. KY. 51 Aksi yönde bkz. Hayta, s. 49.
52 "e-Devlet Projesi", vatandaşlara ve idarelere ait verilerin kayıt altına alınması, bu kayıtlara erişimin kolaylaşması, kamu kurum ve kuruluşları arasında işbirliği ve koordinasyonun sağlanması açısından büyük bir kolaylık sağlamaktadır. Ayrıntılı bilgi için bkz. İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü, Mernis, İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü Yayınları, Ankara 1998; Devlet Planlama Teşkilatı, e-Devlet Proje ve Uygulmaları, DPT Bilgi
Kısacası 4650 sayılı Kanunla yapılan değişiklikle, 2942 sayılı Kanunun 8. maddesinin dördüncü fıkrasında, idareye, taşınmazın, kaynak veya bunların üzerindeki irtifak haklarını devralmak istediğini, resmi taahhütlü bir yazıyla kamulaştırma konusu taşınmazın malikine bildirme yükümlülüğü getirilmiştir.
Bununla birlikte bu yazının taşınmaz malikine tebliğ edilip edilmediğine dair idareye herhangi bir bildirim yapılmamaktadır. Bu nedenle, idare göndermiş olduğu tebligatın yapılıp yapılmadığını, adresin doğruluğunu ve taşınmaz malikinin yeni adresinin neresi olduğunu bilememektedir. Böylece kamulaştırma işlemi uzamaktadır. İdare tebligatı resen “iadeli taahhütlü” yaptığı takdirde ise, görevli personeline mali sorumluluk yüklenmiş olacaktır. Ayrıca uzlaşma sağlanamayan durumlarda açılmak zorunda kalınan bedel tespiti ve tescil davalarında, mahkeme tebligatın usulüne uygun olup olmadığını araştırmakta, usulsüz tebligatın tespiti halinde davaları reddetmektedir. İşte bu gerekçelere dayanarak Kamulaştırma Kanunu Tasarısı'nda, uygulamada yaşanan bu sıkıntıların giderilmesi amacıyla söz konusu bildirimlerin “iadeli taahhütlü” olarak yapılması öngörülmektedir53.
Kamulaştırma yapacak idarenin bedel tespiti ve tescil davasını açabilmesi için, öncelikle 2942 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca kamulaştırma konusu taşınmazın maliki ile anlaşma yoluyla satın alma girişiminin sonuçsuz kalması gerekmektedir. Kamulaştırma konusu taşınmazın maliki olan davalıya, öngörülen biçimde bir tebligat yapmadan, davacı idarenin dava açma hakkı doğmayacaktır54.
Yargıtay kararlarında da bu husus üzerinde önemle durulmaktadır. Malike tebligatın yapılması, uzlaşma görüşmelerinin başlaması ve görüşmelerin sonuçsuz kalması halinde idarenin mahkemeye başvurabilmesi için önemlidir. Aksi takdirde idarenin açacağı dava reddedilir55. Bununla birlikte kamulaştırma konusu taşınmazın malikinin adresinin tespit edilememesi veya herhangi bir nedenle tebligatın
Toplumu Dairesi, Ankara 2002; Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü, Adres Kayıt Sistemi Kurumların Sorumlulukları, Ankara 2007.
53 Kamulaştırma Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı, 22. Dönem, 4. Yasama Yılı, sıra sy. 1145, m. 1.
54 Böke, s.166.
55 "dosyada toplanan belgeler incelendiğinde; kamulaştırılan dava konusu taşınmaz malın maliki olan davalıya, davacı idare tarafından 2942 sayılı Yasanın ... 8. maddesinde öngördüğü biçimde herhangi bir tebligat yapılmadığı ve böylece davacı idarenin mahkemeden bedel tespiti ve tescil isteme hakkının doğmadığı anlaşılmakla, açılan davanın bu nedenle reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik görülmemiştir". Y18HD, E. 2002/3179, K. 2002/4750, KT. 25.04.2002, YKD, c. 28, Eylül 2002, sy. 9, s.1373, 1374.
yapılamaması halinde açılan davanın reddedilmesi bazen Yargıtay'ca doğru bulunmamaktadır56. Yargıtay bir kararında da, 2942 sayılı Kanunun 8. maddesi gereği çıkarılan tebligatın muhatabın adreste bulunamaması nedeniyle iade edildiği, bunun üzerine 2942 sayılı Kanunun 10. maddesine göre dava açıldığı, davalı taşınmaz sahibinin yargılama tutanağına geçen beyanından anlaşıldığı üzere, değer düşük tutulduğundan tebligat yapılmış olsaydı bile anlaşmaya yanaşmayacağından, dava ekonomisini de göz önünde bulundurarak yerel mahkemece verilen davanın reddi kararını doğru bulmamıştır57.
Tebligat konusu hem satın alma usulünün uygulanması aşamasında hem dava aşamasında kamulaştırmada yaşanan sorunların merkezinde yer almaktadır. Yargıtay bir kararında, HUMK’nun 163 ve devamı maddelerine göre, hakimin bir işlemin yapılması yönünde kesin bir süre tayin edebilmesi için o işlemin kendisine verilen sürede tarafın yapabileceği bir nitelikte, onun ihtiyarında bir işlem olması gerektiğini, adına dava dilekçesi tebliğe çıkarılacak davalı tarafın yurt dışında bulunduğundan ve açık adresi temin edilemediğinden, kanuna ve usule uygun tebligatın davacı tarafın yapabileceği bir işlem olmadığını ifade etmiştir58.
İdare tarafından kamulaştırma konusu taşınmazın malikine pazarlığa çağrının yapıldığı tarihten itibaren 15 gün içinde pazarlık görüşmeleri yapılır. Tespit edilen
56
Böke, Yargıtay kararlarının dava açılabilmesi için malikin uzlaşmaya davet edilmesini şart koştuğunu ve fakat 2942 sayılı Kanunun genel bütünlüğü içerisinde bu zorunluluğun çok katı esaslara dayanmadığını ifade etmektedir. 2942 sayılı Kanunun 10. maddesinin ikinci fıkrasında idarece yapılan araştırmalar sonucunda adresi bulunamayanlara, Tebligat Kanununun 28. maddesi gereğince ilan yoluyla tebligat yapılmasının öngörülmüş olmasını, kanunkoyucunun, idarenin adres tespit edemeyerek maliki uzlaşmaya çağıramaması ihtimalini peşin olarak kabulü şeklinde yorumlamaktadır. Böke, s. 166, 167.
57
Y18HD, E. 2002/11398, K. 2002/12485, KT. 23.12.2002. KY. "Davacı idare tarafından ... çıkarılan resmi taahhütlü yazı tebliğ edilmeden iade edilmiş olmasına karşın anılan yasanın 10. maddesine göre dava açılmış, mirasçılardan A.A. 09.04.2003 günlü oturumda davaya itirazı olmadığını açıklamış olmakla yasanın 8. maddesine göre yöntemince tebligat yapılamamış olması sonucu değiştirmeyeceği cihetle dava ekonomisi de gözönünde bulundurularak sadece bu davalı yönünden davaya bakılıp toplanacak kanıtlara göre esas hakkında hüküm kurulması gerekir...". Y18HD, E. 2004/8283, K. 2004/9168, KT. 07.12.2004. KY. "Davalı vekili ... davaya cevap dilekçesinde, davacı idarenin kendilerine düşük kamulaştırma bedeli teklifinde bulunulduğunu, gerçek değeri teklif etmediğini, gerçek değeri teklif etse idi teklifin kabul edilebileceğini ileri sürmüş, yargılama sırasında da Kamulaştırma Yasasının ... 8. maddesinin emredici nitelikteki 'resmi tahhütlü yazıyla malike bildirim' yapılmasına ilişkin hükmüne aykırı davranıldığı yolunda bir itirazda bulunmadan, taşınmazın kamulaştırma bedelinin mahkemece tespit edilmesi için keşif yapılması talebinde bulunmuştur. Açıklanan bu durumda, ... malike bildirim yapılması koşulunun yerine getirilmiş olduğunun kabulü zorunlu olmaktadır". Y18HD, E. 2003/6218, K. 2003/8572, KT. 04.11.2003. KY. Aynı yönde bkz. Y18HD, E. 2002/11398, K. 2002/12485, KT. 23.12.2002. KY.
tahmini bedeli geçmemek üzere, bedelde veya trampada anlaşmaya varılması halinde, bir uzlaşma tutanağı düzenlenerek imzalanır. Taşınmaz maliki tapuda ferağ verdiği takdirde bedel kendisine ödenir59. Üzerinde anlaşılan bedel taşınmaz malikine ödenmediği takdirde, malikin genel hükümler dairesinde söz konusu bu bedelin idareden tahsiline ilişkin dava açma hakkı vardır. Açılan bu davada saklı tutulmadığı takdirde, bedelin geç ödenmesi nedeniyle faiz talep edilemez60. Uzlaşma sağlanamaması veya ferağ verilmemesi halinde ise 2942 sayılı Kanunun 10. maddesi uyarınca dava yoluna gidilir61. Kamulaştırmayı yapan idare, 2942 sayılı Kanunun 7. maddesine göre topladığı bilgi ve belgeleri bir dilekçeye ekleyerek, kamulaştırılacak taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ile bu bedelin ödenmesi karşılığında idare adına tesciline karar verilmesini mahkemeye başvurarak, dava yoluyla talep eder62.
3. Görevli ve Yetkili Mahkeme
Kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davasında görev hususu 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununda açıkça gösterilerek, asliye hukuk mahkemesi görevli kılınmıştır63. Bu özel kanun hükmünden dolayı müddeabihin değerine yani dava konusu taşınmazın değerine bakılmaksızın dava asliye hukuk mahkemesinde görülür.
Yetkili mahkeme ise taşınmazın bulunduğu yerdeki asliye hukuk mahkemesidir. HUMK'nun 13. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, taşınmazın üzerindeki bir ayni hakka ilişkin davalar taşınmazın bulunduğu yerde açılır. Bedel tespiti ve tescil davasında ise özel olarak ayrıca yetki belirlenmiştir.
59 2942 sayılı Kanun, m. 8/5. 60
“Dava, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 8. maddesi uyarınca satın alma yolu ile yapılan kamulaştırmadaki, kamulaştırma bedelinin geç ödenmesinden doğan faiz alacağı istemine ilişkindir. ... Borçlar Kanununun 113. maddesi gereğince ana para alınırken faiz hakkı saklı tutulmaz veya saklı tutuduğu halin icabından anlaşılmaz ise faiz hakkı düşer. Davacıların, ana para alınırken faiz hakkını saklı tutmadıkları dosyadaki belgelerden anlaşılmakta olup bunun aksini iddia ve ispatta yoktur. Bu itibarla davacıların faiz talep etme hakkı bulunmadığı düşünülmeden, istem gibi karar verilmesi, kabule göre de; 3095 sayılı Yasanın 3. maddesine göre faize faiz verilemeyeceği düşünülmeden, tahsiline karar verilen faiz alacağına faiz yürütülmesi, doğru görülmemiştir”. Y5HD, E. 2003/12351, K. 2003/13044, KT. 10.11.2003. KY.
61
2942 sayılı Kanun, m. 8/8. 62 2942 sayılı Kanun, m. 10/1. 63 2942 sayılı Kanun, m. 10/1.