Yatay Toplum:

Belgede Küreselleşme ve eleştirileri (sayfa 137-140)

KÜRESELLEŞMENİN SAVUNUSU VE ELEŞTİRİSİ

2.1 Küreselleşme Savunusu

2.1.3 Yatay Toplum:

Geleneksel toplumdan modern topluma geçiĢi ifade eden yatay toplum, küreselleĢme sürecinin geldiği noktayı kimlik, otorite ve kültür üzerinden değerlendirirken; modernliğin Batı

ile sınırlı kalmadığını, küreselleĢmeyle tüm dünyaya yayıldığı olumlu bir iç içelik olarak ele alır. Yatay toplumda, modernliğin küreselleĢme süreciyle yaygınlaĢması, dünya çapında insan haklarının geliĢimi, bireysel tercihlerin öne çıkması, bireylerin otoritelere bağlanmaması gibi kazanımlarla olumlanır.

Modern toplumla birlikte en çok tartıĢılan hususlardan biri kimliktir. Geleneksel toplumların aksine modern toplumlar bireylere daha büyük gruplara bağlanmama özgürlüğü verdiğinden bu toplumlar yatay toplum olarak nitelendirilir. ModernleĢme süreci, insanların özne-birey olarak büyük gruplara bireylerin tercihleri dıĢında bağlanma sürecini zayıflatmaktadır. KüreselleĢme süreci de modernleĢmenin içinde barındırdığı bu potansiyeli küresel çapta yaygınlaĢtırmaktadır. KüreselleĢme süreci, insanlara kendi kiĢisel tercihlerini geliĢtirmelerine olanak tanımakta, biliĢim ve iletiĢim teknolojileriyle yalıtılmıĢlığı azaltmakta, böylece küresel bir kültürün oluĢumuna öncülük etmektedir. Ġzolasyonu azaltan biliĢim ve iletiĢim teknolojileri bireyi güçlendirdiği için kimlik bir tercih sorunu haline gelmektedir (Friedman, 2012: 16-17).

Modern toplumun aksine geleneksel toplum, tarımsal ekonominin baĢat olduğu, dinsel kurumların hayatın her alanına nüfuz ettiği, ailenin üretim mekânizması olduğu, merkezi hükümetler ve onların temel unsuru olan bürokrasinin olmadığı, kiĢisel iliĢkilerin yüz yüze ve yoğun olduğu, kapalı ekonomi anlayıĢının olduğu, pazar ve ticaret ekonomisinin yetersiz olduğu, sosyal mobilitenin dikey yönde hareketliliğe izin vermediği, zaman ve mekân yoğunluğunun bağımsızlaĢmadığı, okuma ve yazma oranın düĢük olduğu bir toplum olarak tanımlanır. Bu sayılan “olumsuz” özellikler modern toplumla giderilmeye çalıĢılmıĢtır (Akdoğan, 2012: 6-7). KüreselleĢme geleneksel toplumun değerler sistemini modern toplumun değerler sistemi lehine azalttığından olumlanmaktadır.

Yatay toplum küreselleĢmeyle birlikte ortak bir kültürün yaygınlaĢmasıdır. Köklerini Batıdan ve aydınlanmadan alan insan haklarının dünyada makes bulması yatay toplumun birey algısının küreselleĢme süreciyle mümkündür. Yatay toplum, sanayi devriminin yaratıcısı olan faktörlerin sonucunda meydana gelerek insanlığı cehalet kafeslerinden kurtaran özgürleĢtirici bir süreç olarak görülür. Modern dünyanın teknoloji eliyle toptan dönüĢümünü ifade eden küreselleĢme süreci bu potansiyeli kullanarak toplumları katı ve mesafeli otoritelerden uzaklaĢtırır. Dünya ekonomilerinin küreselleĢme sonucunda birbirine bağlanması, sadece hizmet ve malların değil aynı zamanda kültürel unsurların da hareketlenmesine vesile olmaktadır. Dünya ölçeğinde ekonomi ve teknoloji eliyle toplumların bağlantılı hale gelmesi, küresel (popüler) bir kültürü ortaya çıkarmıĢtır. Modern topluma geçiĢin bir göstergesi olan bu kültürün sebebini sadece Amerika olarak değerlendirmemek gerekir. Dolayısıyla, küreselleĢmenin sonucu olan

küresel kültürün emperyalist bir geliĢmeyle iliĢkilendirilmesi doğru değildir. Bu kültürün varlığı sadece Amerika‟nın dünyayı iyi tanımasının sonucunda ortaya çıkan rıza ve kabulle ilgilidir. Küresel kültürün yaygınlaĢmasına engel olabilecek duvarlar inĢa etmenin artık mümkün olmadığı bu dünyada yaygınlaĢan ve kapsam alanı geniĢleyen kültür modernliğin kendisidir (Friedman, 2012: 25-55). Burada, Amerika‟nın kendi rengini verdiği emperyalizmin ince bir biçimi olan küreselleĢme ince bir Ģekilde cilalanarak yataylaĢma lehine olumlanmaktadır.

1989 yılında soğuk savaĢın bitiminin ilanı niteliğinde görülen Berlin duvarının yıkılması milyonlarca insanın özgürlük özlemini kıĢkırttı. Modern toplumda mündemiç insan hakları olgusu küreselleĢme eğilimiyle birlikte yaygınlaĢmaya baĢlamaktadır. Modernite Batı kökenli olsa da içeriğindeki değerler onun evrensel karekterini gösterir. Tarihsel olarak Batıda ortaya çıksa da modernite herkesin savunması gereken değerleri içinde barındırdığı için yatay toplumun gereğidir. Çünkü Batılı haklar ve demokratik kurumlar aynen küresel kültürün diğer unsurları gibi paylaĢılabilir ve içselleĢtirilebilir bir niteliktedir. Hiçbir toplumun modernitenin hukuksal ya da siyasal unsurlarından kaçamayacağı üzerine kurulu olan yatay toplum, küreselleĢme üzerinden yayılarak bireysel hakları, özgürlükleri, temel hakları genel-geçer kılar. Bu hususa örnek olan durumlar bir paradoksu içermektedir. Mesela biliĢim ve iletiĢim teknolojilerinden en iyi Ģekilde istifade eden köktenci hareketler bile farkında olmadan modernitenin değer sistemini kullanırlar. DüĢmanın araçlarını kullanan köktenciler onun düĢünsel araçlarını da zamanla özümserler. Sonuç olarak küreselleĢmenin hız kazanmasıyla birlikte Doğu ve Batı ayrımı söz konusu olmaktan çıkar. Asıl öne çıkan husus, modernitenin az ya da çok olması ölçüsünde farklı diyalektiklerdir. KüreselleĢme süreci modernitenin yataylaĢma eğilimine destek vererek küresel kültürü bu diyalektikler üzerinden yaygınlaĢtırmaktadır (Friedman, 2012: 61-64).

Yatay toplum eĢitliğin, bireyselliğin, insan haklarının adıdır. Yatay toplumun hak bilinci modern küresel kültürün önemli veçhesidir (Friedman, 2012: 309). Bireyci bir toplum olan yatay toplum insanlara kendi tercihlerini yaĢatabilme olanağı sunduğundan demokratiktir. KüreselleĢme, yatay toplumun kimlik algısını yaygınlaĢtırdığından demokrasinin taĢıyıcısıdır. KüreselleĢmeyle birlikte kimliklerin çoğalması ve farkındalık kazanmaya baĢlaması ulus devlet kimliğinin birleĢtirici ve bütünleĢtirici niteliğini zayıflatarak insanlara etnik, dini ve kültürel değerler etrafında bir araya gelerek kendilerini ifade etme olanağı verir. Bu bağlamda kültürel farklılıklar hem kültürel zenginliğin kaynağı hem de özgürleĢmenin imkânıdır (Karadağ- Sabancılar, 2013: 7-8). Modern dönemden postmodern döneme geçerken dünya ölçeğinde hız kazanan küreselleĢme, ulus ve sınıf gibi holistik kavramları yerlerinden ederek daha mikro, tikel kimliklerin önünü açmıĢtır. ParçalanmıĢlık, akıĢkanlık, bölünmüĢlük, çoğulculuk ve farklılık

yüceltilen değerler olmaya baĢlamıĢtır. Ayrıca kimlik, tüketim alıĢkanlıklarına da bağlı olarak daha devingen bir hal almıĢtır. Dolayısıyla postmodern dönemde kimlikler daha çabuk değiĢtirilen, hemen içselleĢtirilip ve kolayca terk edilebilen bir unsura dönüĢmüĢtür (Karaduman, 2012: 5-6).

Yatay toplumun yaygınlaĢtığı çağdaĢ dünyada eskiye dönüĢü ifade eden geliĢmeler yaĢansa da mülteci ve sığınma politikaları liberalleĢmektedir. KüreselleĢme sürecinde liberal eğilimler siyasal konularla sınır kalmamakta ekonomiyi de içine alan evrensel bir değer olmaktadır. Serbest piyasa ekonomisinin mal ve hizmet üretiminde ortaya koyduğu harika erdemler, hem verimliliği artırmakta hem de herkesi zenginleĢtirmektedir. Siyasal, ekonomik ve kültürel yönden çoğul eĢitliğe yatkın olan yatay toplumun yaygınlaĢma eğilimi üstü kapalı bir değerler asimilasyonunun ilanıdır(Friedman, 2012: 195). KüreselleĢme savunucularının doğrudan ya da dolaylı olarak önemsedikleri serbest piyasa ekonomisinin bolluk ve refah getireceği varsayımı burada da öne çıkmaktadır.

Belgede Küreselleşme ve eleştirileri (sayfa 137-140)