Küreselleşme Ve Beşeri Refahın Yükselişi:

Belgede Küreselleşme ve eleştirileri (sayfa 143-146)

KÜRESELLEŞMENİN SAVUNUSU VE ELEŞTİRİSİ

2.1 Küreselleşme Savunusu

2.1.5 Küreselleşme Ve Beşeri Refahın Yükselişi:

KüreselleĢme süreci eleĢtirilirken üzerinde en çok durulan hususlardan biri bu sürecin sıfır toplamlı bir oyun olduğudur. KüreselleĢmeyi sıfır toplamlı bir oyun görenler küreselleĢme süreci ile birlikte zenginin daha zengin fakirin daha fakir olduğu dile getirirler. Yapılan bu eleĢtirilere küreselleĢme savunucuları tarafından birbiri ile sebep-sonuç iliĢkisi içinde olan iki cevap verilir. KüreselleĢme sıfır toplamlı bir oyun olmaktan ziyade zenginleĢme yönünde eĢitsiz bir süreç ise, bunun anlamı küreselleĢme süreci ile birlikte beĢeri refahın artacağıdır. Bu savunmaya göre beĢeri

refahın yükseliĢi küreselleĢmeyle iliĢkili ise bu durum küreselleĢmenin hanesine yazılması gereken artı bir puan olarak görülmelidir.

KüreselleĢme finansal, teknolojik ve ekonomik geliĢmelerin sonucunda meydana gelen bir süreç olarak görülmekle beraber, bu sürecin önemli tetikleyicilerden biri de insanların daha rahat yaĢamak istediklerine dair temel insanî özlemdir. Dolayısıyla küreselleĢme, herhangi birilerinin yukarıdan aĢağıya baĢlattığı bir süreç olmayıp doğal bir süreçtir. Yani her birimizin özlemleri ve umutları ile aĢağıdan yukarıya doğru Ģekillendirdiği bir süreçtir. KüreselleĢme sürecinin ana motoru olan kapitalizm tarihte ilk defa bu kadar insanın beĢerî refahına katkı sağlamaktadır. Zengin fakir arasındaki eĢitsizlikler büyüyor görünse de dikkat edilmesi gereken husus, insanların temel yaĢama gereksinimlerinin hep yukarıya doğru seyrettiğidir. KüreselleĢmeyle birlikte mutlak yoksullukta bir düĢme eğilimi, bebek ölümlerinde azalma, beslenme imkânlarında artma, okuma yazma oranlarında yükselme, temiz suya eriĢim oranlarında artıĢ söz konusu olmuĢtur. Olumlu yönde seyreden bu geliĢmeler “dipten gelen dalga” olarak nitelendirilir (Friedman, 2010: 355- 359).

KüreselleĢmeyi savunanlar küresel piyasada zenginliğin sürekli fakirliğin aleyhine geliĢtiği anlayıĢını mutlak bir ölçü olarak değerlendirmemektedirler. Dolayısıyla bu durum küreselleĢmeye karĢı kullanılabilecek bir argüman değildir. KüreselleĢme vasıtasıyla birçok teknolojik araç, mal ve hizmetler fakir insanların hizmetine sunulmaktadır. Küresel rekabetin teĢvik ettiği tıp alanındaki çalıĢmalar, sadece bulundukları ülkenin insanlarına değil az geliĢmiĢ ülkelerin insanlarına da ulaĢmaktadır. Bundan dolayı küreselleĢmeyi, kiĢi baĢına düĢen gelirle değerlendirmemek gerekir. Eğer küreselleĢmeyi değerlendiren bir ölçüt seçilecekse bunun için baĢka göstergelerin seçilmesi gerekmektedir. BeĢeri refah ve geliĢme arasındaki iliĢki, ortalama yaĢam süresinin artıĢı, okuryazarlık oranın yükseliĢi, eğitim, sağlık alanındaki iyileĢmeler, çocuk ölümlerinin ve iĢçiliğinin azalması gibi göstergelere bakılarak değerlendirilmelidir. KüreselleĢmenin bu göstergelerle savunusu Freedom House, Coto Institu, Fraser Institu, BirleĢmiĢ Milletler ve Dünya Bankası gibi kuruluĢların yaptığı araĢtırmalarla ortaya konulan verilerle kanıtlanır. Örneğin buralardan alınan ve son kırk yıllık süreci içeren beĢeri geliĢme endekslerine bakıldığında zengin-fakir arasındaki mevcut uçurumun azaldığı göze çarpmaktadır (Acar, 2009: 96-97).

KüreselleĢmenin sonuçları ile ilgili değerlendirme yapılırken önemli olan nokta gelir farklılıkların artıp artmadığına bakmak değil, küreselleĢmenin beĢeri refahı büyütüp büyütmediğine bakmaktır. Dolayısıyla beĢeri refah ölçekleri kiĢi baĢına düĢen gelire göre daha sağlıklı bir değerlendirme imkânı vermektedir. Daha sağlıklı bir değerlendirme aracı olarak

görülen beĢeri refah endeksine bakıldığında açlık tehlikesinin olup olmaması, çocuk ölüm oranlarının düĢüp düĢmediği, eğitim olanaklarının artıp artmadığı, temiz suya eriĢim olanaklarının bulunup bulunmamasını ve yaĢam ümidinin artıp artmadığı gibi verilerden hareketle küreselleĢmenin sonuçları üzerinde daha net bilgiler elde edilebilir (Goklany, 2009: 83).

KüreselleĢme sürecine ivme kazandıran ekonomik geliĢmeler dünya nüfusunun ezici bir çoğunluğunun -gelir eĢitsizliği konusunda trendler ne olursa olsun- hayat standartlarını olumlu yönde etkilemektedir. Eğer son zamanlarda beĢeri refahı olumsuz yönde etkileyen bazı geliĢmeler olmuĢsa da bu, küreselleĢmeden değil yetersiz küreselleĢmeden kaynaklanmaktadır. KüreselleĢmenin zenginlerin fakirlerden çalarak zenginleĢmesine imkân tanıyan bir süreç olarak görülmesi, ona yapılan en büyük haksızlıktır. Aksine fakirler, zenginlerin katkısıyla ortaya konan teknolojik geliĢmelerden yararlanarak hayat standartlarını yükseltme olanağına kavuĢmuĢlarıdır. Yoksul olan ülkeler, küreselleĢmenin getirdiği teknolojik imkânlardan yararlanmak suretiyle beĢeri refahlarını artırmaktadırlar. KüreselleĢme bu gereçlerle güvenceye alınması gereken bir süreçtir. BeĢeri refah ile zenginlik arasındaki iliĢki doğru orantılıdır. Bu doğru orantıdan yola çıkan küreselleĢme savunucuları, serbest ticaretin güvenceye alınması, mali açıdan hesap verebilir hükümetlerin olması, patent yasalarının uygulanması ve mülkiyet haklarının anayasal teminat alınmasını gerekli görmektedirler (Goklany, 2009: 84-92).

BeĢeri refah ve geliĢme göstergelerinin baĢında “açlık ve yetersiz beslenme” ile ilgili iyileĢmeler söz konusudur. KüreselleĢmeyle artan ticaret yoksulluğa bağlı beslenme sorunlarını gidermektedir. Özellikle 1960‟lı yıllardan baĢlayarak artan ticari alandaki geliĢmeler, 20. Yüzyılda beklenen açlık tehlikesini önlemiĢtir. GeliĢmekte olan ülkelerin küresel piyasaya katılmasıyla açlık bir sorun olmaktan çıkmıĢtır. BeĢeri refahın göstergelerinden biri olan “bebek ölüm oranları”, tarımsal, tıbbi ve teknolojik geliĢmelere bağlı olarak dünya genelinde bir düĢme eğilimi göstermiĢtir. Özellikle çocuk ölüm oranlarının düĢmesi teknolojik transferler gibi küresel geliĢmelere bağlanmaktadır. Yine beĢerî refahın olumlu yönde seyir izlediğinin göstergelerinden biri de “yaĢam ümididir.” KiĢi baĢına düĢen gıda arzındaki yükseliĢ, mikropla mücadele tekniklerinin artması, temiz suya eriĢim olanaklarının artması, tıbbi önlemler, aĢılama ve bulaĢıcı hastalıklarla mücadele tekniklerinin yaygınlaĢması yaĢam ümidini artırmıĢtır. KüreselleĢme sürecinde malların, bilgilerin, ticaretin ve hizmetlerin dolaĢımı insanlığın yaĢam ümidini artıran geliĢmelere imkân tanımaktadır. BeĢeri refahın baĢka bir göstergesi de “çocuk iĢ gücündeki düĢüĢtür.” Küresel dünyada artan gelir oranları çocuk iĢ gücü oranını düĢürmektedir. “BeĢeri geliĢme endeksi” de küreselleĢmenin savunulması gereken göstergelerden biri olmaktadır. YaĢam

ümidi, okuma yazma oranı ve ekonomik büyümedeki geliĢmeler beĢeri geliĢme endeksinin olumlu göstergeleridir (Goklany, 2009: 94-105).

KüreselleĢme sürecinde ortaya çıkan eĢitsizlikler bu olumlu göstergelerin nedenidir. Mevcut eĢitsizlikler, beĢeri refahın varlık sebebi olan teknolojilerin elde edilmesini sağlar. Yüksek teknolojinin yüksek maliyet gerektirmesi bu düĢüncenin gerekçesini oluĢturmaktadır. Teknolojilerin sürekli geliĢtirilmesiyle maliyetlerin düĢürülmesi beĢeri refahın artıĢına olumlu yönde bir katkı sağlamaktadır. Bundan dolayı gelir eĢitsizliğinin erdemleri sermaye yoğunluklu ürünlerin elde edilmesi açısından göz önüne alınması gereken bir husustur (Goklany, 2009: 106). Dolayısıyla anti-küreselleĢme karĢıtı hareketlerin küreselleĢme hakkında dile doladıkları zengin ve fakir uçurumunu artırması, fakir kesimi olumsuz yönde etkilemesi gibi düĢünceleri kabul edilemez. Özellikle 1970‟lerin ortasından itibaren küresel çapta meydana gelen ekonomik geliĢmeler iki yüz yıldır devam eden fakirlik oranını sabitleĢtirerek düĢürmüĢtür. Bu tarihten itibaren Çin ve Hindistan gibi ülkeler, geliĢme yolunda hızla ilerlemektedir. Bu ülkeleri geliĢme yoluna sokan küreselleĢme, önemli bir sorun olan yoksulluğu da düĢürmüĢtür. Sonuç olarak küreselleĢmenin yarattığı entegrasyon süreci, yoksulluğu azaltarak insanlığın refahını artırmaktadır (Kollar-Kraay, 2013: 4-7).

Belgede Küreselleşme ve eleştirileri (sayfa 143-146)