• Sonuç bulunamadı

II. ÇOCUK SUÇLULUĞUNUN NEDENLERİ

1.2. Kalıtım ve Suç İlişkisi

Kalıtım ile suç arasında bir bağlantı olduğu fikrini Lombroso ileri sürmüştür. Lombroso yapmış olduğu incelemeler neticesinde suçun insanın organizmasının bir ürünü olduğu fikrini ileri sürmüştür. Lombroso’a göre nasıl ki bir hayvan doğuştan yırtıcı veya vahşi oluyor ve bir bitki parazit olarak doğuyorsa insanda suçlu olarak doğmaktadır. Yani insan doğuştan suçludur. Bu insanlar bedenlerinde bulunan stigmata (damga) ve anomaliler ile diğer insanlardan farklılık gösterirler. Bu özellikleri kendilerini iradeleri dışında suç işlemeye yöneltir.209 Doğuştan suçlu insanlarda fiziki, psikolojik ve biyolojik bazı anomaliler bulunmaktadır. Bu nevi insanlar fiziki olarak normalden kısa boylu, uzun kollu, vahşi ve sert bakışlı, uzun ve geniş çehreli, çukur gözlü ve gözleri birbirinden uzaktır. Psikolojik anomalilere gelince bu tür insanlarda pişmanlık

208 Dönmezer, S.: A.g.e., sh.142 209 Yavuzer, H.: A.g.e., sh.90

duygusu yoktur. Hırs, intikam, ihtiras, sefahat gibi en aşağı duyguları taşırlar. Bencildirler ve ahlaki duyguları yoktur. Doğuştan suçlu insanlarda gözlenen biyolojik aykırılıklar ise bu insanların tat ve acı alma duyularının normal insanlara göre daha az gelişmiş olduğu ayrıca bunlarda karşı cinsiyete ait karakterleri gösterme gibi oluşum bozuklukları olduğu gözlenmektedir. Bu nevi aykırılıklar birçok milletin suçlularında tespit edilen ortak gayrı tabiliklerdir.210

Eskiden beri insanların fiziki ve ahlaki yönden atalarına benzediğine inanılmaktadır. Bugün artık bilim sayesinde insanın 46 çift kromozom ve bir milyon kadar genden oluştuğunu, sperm veya yumurta yolu ile bu genlerin yarısını çocuğuna verdiğini biliyoruz. İnsan yavrusu anne ve baba cinsel hücrelerinin birleşmesi ile oluşmaya başlar. Oluşan bu tek hücreye zigot denilir. Döllenmiş bu yumurta yarısı anneden yarısı babadan gelen 46 kromozomla, anne ve babanın bir kısım genetik mirasını alır ve 275 günlük bir embriyolojik evrimle insan yavrusu haline dönüşür. 211 Babadan ve anneden alınan bu kromozomlar içinde DNA maddesinden oluşan çok küçük genlerden meydana gelir. İşte bu genler sayesinde biyolojik vesayet nakledilmektedir. Bu kalıtsal yazgı kişinin ileride davranış ve uyumunu olumlu ya da olumsuz etkileyebilecek bir faktördür. Bu genlerde meydana gelen kimyevi yetersizlik veya dengesizlik neticesinde sakat veya geri zekâlı bir insan doğmaktadır.

Kadınlar XX, erkekler ise XY kromozom şeklinde yapılanmaktadır. Fakat bazen sperm veya yumurtada meydana gelen bozukluklar sebebiyle XY kromozomuna bir Y kromozomu eklenerek XYY kromozom şeklini almaktadır. Bu durumda bazı anormallikler ortaya çıkmaktadır. Nitekim 1965 yılında yapılan bir inceleme XYY kromozom şekli ile suçluluk arasında bir ilişki olabileceğini ortaya çıkarmıştır. Fazla Y kromozomun suçlu insanlarda normal insanlara oranla daha fazla rastlandığı tespit edilmiştir. Danimarka ve Fransa’da yapılan araştırmalarda ise fazla Y kromozomlu insanlarda zekâ geriliği ve bazı bedensel yetersizliklerin görüldüğü ve bu insanların suç işleme riski taşıdıkları sonucuna varılmıştır.212 Fakat yinede kalıtsal etkenlerin hepsi suç işlenmesine sebep olmamaktadır.213

210 Dönmezer, S.: A.g.e., sh.86

211 Yavuzer, H.: Çocuk Psikolojisi, İstanbul, 1996, sh.32 212 Dönmezer, S.: A.g.e., sh.104

Kalıtım ile suç arasındaki ilişkiyi açıklamak için suçlu aileler, ikizler ve ırklar üzerinde kapsamlı olarak araştırmalar yapılmıştır. Friedrich Stumpfl’in yaptığı bir araştırmada ağır suç işlemiş 195 suçlunun % 66’sının babalarının da suçlu olduğu fakat hafif suç işleyenlerin % 25’inin babalarının suçlu olduğu tespit edilmiştir. Burt suçlu çocuklar üzerinde yaptığı araştırmada bu oranı % 11’inin, Kemp ise fahişeler üzerinde yaptığı incelemede ancak % 2,53’ünün babalarının suçlu olduğunu tespit etmiştir.214 Bu oranlar ise genel nüfus ile değerlendirildiğinde çok düşük çıkmaktadır.

Bilimsel yönden kalıtım ile suç arasındaki ilişkiyi açıklarken kuşaklar arasında suçun aktarılması noktasında çevresel faktörlerin etkisinin çok fazla olduğu düşünülmektedir. Nitekim ikizlerin aynı çevrede yetişmeleri ve aynı muameleye tabi tutulmaları nedeniyle çevresel faktörler en az olduğundan daha objektif sonuçlar elde edileceği düşüncesiyle suç araştırmaları bunlar üzerinde yapılmıştır. İkizler ise tek ve çift yumurta ikizleri olarak sınıflandırılarak incelenmişlerdir. Çift yumurta ikizleri farklı cinsiyette olabilen normal kardeşler iken tek yumurta ikizleri aynı gen yapısına sahip bir özellik sergilerler.215 İkizler ve suçluluk üzerine 1299 yılında Alman Lange tarafından yapılan incelemede 13 tek yumurta ikizinin 10’u suç işlemişken, 17 kardeş ikizin ise sadece 2’si suç işlemiştir. Buna göre tek yumurta ikizlerinden % 77’si aynı zamanda suç işlemişken kardeş ikizlerde aynı zamanda suçlu olma oranı % 12’dir. Yine Amerika’da 1937 yılında yapılan ortak bir araştırmada 42 tek yumurta ikizinin % 93’ünün aynı zamanda suçlu olduğu, 25 kardeş ikiz üzerinde yapılan araştırmada ise % 20’sinin aynı zamanda suçlu olduğu tespit edilmiştir. Kalıtım ve suç arasındaki ilişki bu nevi araştırmalar ile kabul edilmiş gibi görünürken daha sonra yapılan bazı araştırmalar bu etkiyi azaltmıştır. Özellikle 1970 yılında en fazla ikiz çift üzerinde yapılan bir incelemede Chirstiansen; 67 tek yumurta ikizinde aynı zamanda suçlu olma oranını % 34, 114 kardeş ikizlerde ise % 12 olarak tespit etmiştir. Yine Chirstiansen 1977 yılında 3586 ikiz çift üzerinde araştırma yapmış ve tek yumurta ikizlerinde aynı zamanda suçlu olma oranını % 50, kardeş ikizlerde aynı zamanda suçlu olma oranını % 21 olarak tespit etmiştir.216 Bu ve buna benzer sonuçlar ikizlerin aynı zamanda suçlu olmalarında kardeş olmalarının

214 Dönmezer, S.: A.g.e., sh.106-107 215 Demirbaş, T.: A.g.e., sh.102 216 Dönmezer, S.: A.g.e., sh.112

yanı sıra ikizlerin içinde yaşadıkları çevre faktörünün de etkili olduğu sonucunu ortaya çıkarmıştır.

Anne ve babalarından biri psikopat olan ikiz çocukların normal aileler tarafından evlat edinilerek aile ortamında büyümeleri suça eğilim göstermemelerini sağlamaktadır. Evlat edinilen bu çocukların saldırganlık oranları diğer çocuklara göre biraz fazla gözlense de bu dürtüyü spor gibi olumlu aktivitelere yönlendirmek mümkün olmaktadır.217 Nitekim şiddet genetik olmaktan çok öğrenilen bir davranıştır.

Kalıtım ile suç arasındaki ilişki açıklanmaya çalışılırken ırki özelliklerden faydalanılmaya çalışılmıştır. Bazı ülkelerde ve bölgelerdeki suç oranının yüksek olmasının çeşitli ırkların oralarda yaşıyor olmasından kaynaklandığı ileri sürülmüştür. Çingenelerin, Yahudilerin, Çinlilerin, Japonların, Kızılderililerin, zencilerin suçlulukları üzerine birçok araştırma yapılmıştır. Fakat bu araştırmalar da bazı ırkların veya etnik grubun diğerlerine göre suça daha yatkın olduğu sonucunu çıkarmamıştır. Hooton, ırklar üzerine yaptığı incelemeler neticesinde suçların ırka bağlı olmadığını fakat her ırkta biyolojik bakımdan bozuk kimselerin olduğunu ve bu kimselerin suç işlediğini belirtmiştir.

Doğuştan suçluluğu savunan Lombroso daha sonra yazdığı eserlerinde bu fikrini biraz daha yumuşatarak doğuştan suçlu insanların ancak uygun sosyal çevreyi bulmaları durumunda suç işleyebileceklerini belirtmiştir.218 Nitekim kalıtım yolu ile geçen zihni geriliğin bireyin suç işlemesinde etkisi olduğu kadar yetişmesinde rol oynayan anne ve babasının ahlakça ve zihnen zayıf olmasının ve yetiştirilmesinde gösterilen kötü muamelenin de etkisi vardır. 219