160

kötülükleri kaldırmayı hedeflemektedir.671 Görüldüğü üzere Nizâmî’nin ileri sürdüğü ve savunduğu düşüncelerin İslami anlayışla desteklendiğini ve örtüştüğünü söylemek mümkündür.

161

Fitne imtihan,677 zarar verme,678 azap,679 dalalet,680 eziyet ve işkence681 gibi eylemlerin gerçekleşmesine sebep olmaktadır. Örneğin kötü bir alışkanlık olan yalanın caiz olduğu durumlarda fitnenin önüne geçmek için söylenilmesi iki ahlak dışı davranış arasında hangisinin daha da büyük oranda felakete sürüklediğinin kanıtıdır.682 Nizâmî, fitneyi tesir bakımından kılıç darbelerine benzetmektedir. Fitneyle insanın Allah’ın emaneti olan cana vurulan darbelerle ihanetinin bedelini ağır biçimde ödeyeceğini söylemektedir.683

Kur’an-ı Kerim’de pek çok yerde geçen ve şirk koşmaya denk gelen bu davranış biçiminin tamamen yok olduğu vakte kadar savaşılması önerilmektedir.684 Allah yolunda olanlar ise bir birilerine destek olmalı, aksi halde yeryüzünde fitne ve bozulma meydana gelebilmektedir.685

Doğru yoldan saptırmaya yönelik olan fitne, cehaletin ve sapkınlığın çoğalmasına neden olmaktadır. Zamanla ilmin, alimin azalması ahir zamanın alametleri arasında gösterilmektedir. Sapkın veya ünlü olmak isteyen din adamları tarafından fitne yaratacak fetvaların da verileceği686 bildirilmiştir. Eğitimde öğrencilere edindirilmesi gereken şeylerden biri de sorgulamadır. Her bir bireyin mevcut ve yeni ulaştığı bilgilere eleştirel düşünce ve farklı bakış açıları ile yaklaşması önemlidir. Dini bilgilerin doğruluğunu sorgulamak ve öğrenmeyi öğrenmek din eğitiminin önemli bir yönüdür.687 Etkili bir din eğitimi faydalı bilgi ile fitneye sebep olacak bilginin ayırt edilmesini sağlayabilir.

Fitne, fesadın oluşum sebepleri ve nedenlerini Nizâmî eserlerinde şöyle açıklamıştır: Bireyin manevi yönden olgunlaşması, toplumun olgunlaşmasının şartıdır.

677 et-Teğabün 64/15; el-İsrâ 17/60; el-Ankebût 29/3.

678 en-Nisâ 4/101.

679 ez-Zâriyât 51/14.

680 el-Mâide 5/41.

681 en-Nahl 16/110.

682 “İnsanların arasını düzeltmek maksadıyla birinden ötekine uygun sözler taşıyan (veya hayırlı konuşan) yalancı sayılmaz.” Buhârî, “Sulh”, 2; Müslim, “Birr”, 101; Ebû Dâvûd, “Edeb”, 50; Tirmizî,, “Birr”, 26.

683 İbn Mâce, “Sünen”, 3968.

684 el-Bakara 2/193.

685 el-Enfal 8/72-73.

686 “İlmin kaldırılması, cehlin kökleşmesi, içkinin içilmesi ve zinânın çoğalması, kıyâmet alâmetlerindendir.” Buhârî, “İlim”, 21.

687 Ömer Demir, “Felsefe ve Din Eğitimi İlişkisinde Felsefi Kazanımlar”, Ekev Akademi Dergisi 19/64(2015), 195-224.

162

Birincisi oluşmadığı takdirde ikincinin kâmil olması mümkün görünmemektedir. İnsanı merkeze almayan, insan merkezci bir anlayışı benimsemeyen toplumlarda eşitsizlik, zorbalık, açgözlülük, kin, dalkavukluk olduğu sürece fitnenin yayılma olasılığı yüksektir. Nizâmî, yaşamın tüm aşamalarında ve eylemlerin farklılığında fitnenin ortaya çıkardığı felaketi İskendername adlı eserinde “İskender’in kuzeye varması ve Yecuc seddini kapatması” başlıklı kıssasında açıklamıştır. Burada İskender’in peygamberliğine değinen Nizâmî, bu durumu Kehf suresinde yer alan ayetler688 ışığında açıklamaya çalışmıştır. Eserde anlatılan bu olayla çevreye zarar veren, yıkıp geçen, açgözlülük gösteren bir topluluk profili oluşturulmuştur. Kutsal kitaplarda belirtildiği gibi, Nizâmî de bu tür toplulukların geçmişte olduğu gibi gelecekte de olabileceğini ve bozgunluk yapacağını dile getirmiştir. Kur’an’ın Enbiya suresinde de aynı toplumun yeniden zuhur edeceğinin ve bozgunculuğun yeniden tüm toplumları sararak çöküşüne sebep olacağının belirtilmesi bunun bariz örneğidir.689 Şair, yeryüzünde fesat oluşturacak bu topluluktan kurtuluşun yolunu, yapılan ve yapılacakların Allah’a havale etmekle mümkün olabileceğini ifade etmiştir.690 Peygamber’den nakledilen: “Yararlı işler görmekte acele ediniz. Zira yakın bir gelecekte karanlık geceler gibi birtakım fitneler ortalığı kaplayacaktır. O zamanda insan, mü’min olarak sabahlar, kâfir olarak geceler;

mü’min olarak geceler, kâfir olarak sabahlar. Dinini küçük bir dünyalığa satar.”691 hadisi Allah’ın ilmine vakıf olanların kurtuluş yolunu bulmada zorluk çekmeyecekleri ve bu yanlışa düşmeyeceğini anlatmıştır.

Kıssada iki tayfanın özelliklerinden bahseden Nizâmî, birincisini açgözlü, doyumsuz, kötülüklere meyilli, fitne yaratan topluluk olarak nitelendirmiştir. İkincisini ise sakin, dindar, doğruluktan sapmayan ve ondan başka yol bilmeyen, iyilikler ışığında zulümden kurtulmuş, başkalarını sorgulamadan, verilene şükrederek Tanrı’sına itaat eden bir topluluk olarak açıklamıştır. İskender (Zülkarneyn) tarafından Ye’cüc ve Me’cüc’ün yaptığı bozgunculuğu önleme adına yapılan sedle fitnenin aradan kaldırılması çabası olarak nitelendiren Nizâmî, bunun tersi bir eylemde bulunanları da

688 el-Kehf 18/93-97.

689 el-Enbiyâ 21/96-97.

690 Gencevî, İsgendername (İqbalname), 2004, 181.

691 Müslim, “Îmân” 186. Tirmizî, “Fiten” 30, İbn Mâce, “İkame”, 78.

163

fitneyi uyandıran toplum olarak belirtmiştir. “Fitne uykudadır onu uyandırana Allah lanet etsin.”692 Sözleri de fitnenin yaratacağı olumsuzlukları ortaya koymaktadır.

Nizâmî, “düşmanlık eder mi perestiş eden”693 mısrası ile yaratanını tanıyıp ona yönelen kişilerin düşmanlık oluşturacak, bozgunculuk yapacak davranışlar sergilemeyeceğini anlatmıştır. Bozgunculuk yapanların da sadece dil ile söyleyip kalben inanmadıklarını dile getirmiştir. Çünkü inanan kişi buna istinaden eylemde bulunmuştur. İman tüm kalbiyle ondan gelene inanmak olduğu için o, kâmil toplumun oluşmasında sağlam bir maneviyatın önemli olduğu kanısındadır.

Fitnenin her konuda kendisini göstermesinin sebebi bireyin açgözlülüğe yeltenmesinden kaynaklanmaktadır. Nizâmî, tamahkârlığı fitnenin kaynağı694 olarak belirtmiştir O, bireyi her zaman ve her yerde nefsini bu arzudan alıkoymaya davet etmiştir. Nefsin meydana getirdiği huzursuzlukların önemli sebeplerinden sayılan açgözlülük, fitnenin oluşmasında da büyük rol onamaktadır.695 Nizâmî, “İskender’in kuzeye varması ve Yecuc seddini kapatması” kıssasında özgür yaşam ve fitneden uzak durmak için gerekenleri şöyle sıralamıştır: Sakin ve dindar yaşam, doğruluktan şaşmamak ve zulümden uzak durmak, yalan hayallere dalmamak, faydasız sorgu sualden çekinmek, kaderden gelene razı olmak, neden nereden geldi diye sorgulamamak, acizin derdine çare bulmak, özel hayatın gizliliğini ihlal etmemek, eşit mal paylaşımında bulunmak, cimriliğe yeltenmemek, altın gümüşe aldanmamak.

Mesnevinin sonunda bunu yapan topluma istinaden İskender’in “Düz yaşayış yolu budursa eger / İnsan bunlardırsa bes neyik bizler”696 beytiyle insanlığın huzuruna engel olacak fitneden uzak durmasını önermiştir. Birey nefsinin olumsuz arzularından uzak durdukça özgürleşmektedir diyen Nizâmî, özgürce yaşamak varken neden bu yapılan yanlışlar?! diye hem kendisine hem de insanlığa sitem etmiştir. “Bizi Haqq göndərib çölə, dənizə / Qəsdi göstərməkmiş bunları bizə”697 mısralarıyla her yaşanılanda bir hikmetin olduğunu ve bunun farkına vararak yaşamak gerektiğini belirtmiştir.

692 İsmail b. Muhammed Aclûnî, Keşfü'l-Hafâ ve Müzîlü'l-İlbâs (Beyrut: Dâru'l-Kütübi'l-İlmiyye, 1988), Hadis no: 1817.

693 Gencevî, İsgendername (İqbalname), 2004, 180.

694 Gencevî, Sirler Xezinesi, 2004, 135.

695 Gencevî, Xosrov ve Şirin, 2004, 65.

696 Gencevî, İsgendername (İqbalname), 2004, 182.

697 Gencevî, İsgendername (İqbalname), 2004, 182.

164

Nizâmî, fitnenin birey ve toplum üzerinde zincirleme şekilde zararları olacağını ifade ederek nefis terbiyesi üzerinde durmuştur. Bunun için kişinin bildiklerini ve öğrendiklerini içselleştirmesi gerektiğini tavsiye etmiştir.

Belgede NİZÂMÎ GENCEVÎ’NİN FELSEFESİNDE MANEVİ DEĞERLER (sayfa 172-176)