3. DİN EĞİTİMİ

3.1. Din Eğitimi Nedir?

Din eğitimi kavramını tanımlayabilmek için din ve eğitim kelimelerinin karşılık geldiği anlamları göz önünde bulundurmak gereklidir. Din kelimesi Arapça’da ceza, mükâfat, hüküm, hesap, itaat, boyun eğme, ibadet, adet, hal, şeriat, kanun, yol, mezhep, millet…331 gibi anlamlara gelmektedir. Din kelimesinin İngilizce’deki karşılığı olan religion kelimesi Tanrı’ya ya da tanrılara inanma ve tapınma ya da herhangi bir inanç sistemine inanma ve tapınma , bir kişinin aşırı derecede hevesle ve düzenli olarak yaptığı bir aktivite332 olarak tanımlanmıştır. Latince’de; ise religion kelimesinin kökeninin geldiği religare, religio ‘bağlamak’ ve ‘cemaat’ kelimeleriyle karşılık bulmaktadır.333

      

330 Bkz. R. W. Hood, Jr. Spilka, B., Hunsberger, B., Gorsuch, R., The psychology of religion: An empirical approach (2nd ed.). New York: Guilford Press. 1996; K. I. Pargament, The psychology of religion and coping: Theory, research, practice. New York: Guilford Press1997.

331Günay Tümer, Abdurrahman Küçük, Dinler tarihi Tarihi, b.y., Ankara: Ocak Yayınları, 2003, s.2.

332Cambridge Dictionary, “Religion”, http://dictionary.cambridge.org/dictionary/english/religion (21.04.2018).

333 Yümni Sezen, Sosyoloji Açısından Din, 2. b, İstanbul: İFAV Yayınları, 1993, s.21.

Din kelimesinin terim anlamının ise daha geniş bir alanda ele alındığı görülmektedir. Din, insan hayatının her alanında bulunması sebebiyle farklı sosyal bilimler içinde birçok düşünür tarafından çeşitli tanımlamalarla karşımıza çıkmaktadır.

Örneğin; 15. Yüzyıl İngilteresi’nde yaptığı karşılaştırmalı din incelemesi çalışmalarıyla bu alanda ilklerden sayılan Lord Herbert Cherburey’e göre din tanımı beş önermeyi içinde barındırır. İfade edilen tanım dini, felsefi açıdan ele almaktadır ve kutsal, kendine mevcut, ilk neden, herşeyin enerjisi ve amacı, iyi, adil, bilge ve sonsuz, kudretli ve özgür, yüce bir varlık bu tanımın ilk parçasıdır. Mevcut yüce varlığa tapınmak insanın görevi olduğundan, bu ibadetin olmazsa olmazı erdem ve dindarlıktır. Bu nedenle yüce varlığa karşı işlenen günahın tövbesi ve karşılığının ödenmesi gereklidir. Evrende ilahi bir sistemin varlığı sebebiyle yapılanların karşılığı öteki dünyada alınacaktır.334

Dinin insan psikolojisi üzerinde etkisinin yadsınamazlığını kabul eden psikoloji biliminde din tanımına sık başvurulmuştur. Psikologlar dine uzaktan bakma eğilimindedirler ve uzaktan bakınca din, genel, farklılaşmamış, durağan bir süreçmiş gibi görünür. Dinî hayata daha yakından bakarsak, farklı bir görüntü ortaya çıkar. Dinin çok boyutlu olduğu, durumlar ve bağlamlarla içiçe geçtiği, zaman ve şartlardan dolayı değiştiği görülebilir. Allport’un belirttiği üzere din, kişilikteki beyaz bir ışıktır, parlak ve sade olduğu halde, gerçekte kompozisyonda çok renklidir. 335

Psikolog Erik Erikson , dini birçok insanın hoşuna gidebilecek bir şekilde tarif etmektedir. Ona göre din , bir kişinin gösterilebilir olmasa bile derinden doğru olarak hissettiği şeyi açıklar. Din önemli kelimeleri, imajları ve insan hayatını kuşatan , karanlıkları aşan, kaideleri ve tüm kaygı ve endişeleri ötesinde hakim olan aydınlığı gösterir.336 Erikson bir toplumun sahip olduğu dinin, hayata anlam katma özelliği olduğu düşüncesindedir. İnanmayanlar ve ateistler için merak uyandırıcı bazı durumları içeren böyle bir durum eğer ciddiye alınırsa, sömürmeyen ve etik dinsel sistemlere katılan bazı bireylerde var olma duygusunun boşluğunu ve eksikliğini anlamamıza yardımcı olan bazı değer sistemleri ( böyle bir değer sistemi modern Freud psikanalizinde bulunabilir)

      

334 Hüseyin G. Yurdaydın, Mehmet Dağ, Dinler Tarihi, b. y., Ankara:Gündüz Matbaacılık, 1978, s.8.

335 G.W. Allport, The individual and his religion: A psychological interpretation. New York: Macmillan.

1950, s.9, aktaran Kenneth I. Pargament, “Acı ve Tatlı: Dindarlığın Bedelleri ve Faydaları Üzerine Bir Değerlendirme” , çev. Ali Ulvi Mehmedoğlu, Ç. Ü. İlahiyat Fakültesi Dergisi, C.5, S.1, Ocak-Haziran 2005, s.303.

336 Mustafa Köylü, Yetişkinlik Dönemi Din Eğitimi, 2.b., DEM Yayınları, 2004, s.105

ile çelişir.337 Bütün davranışların bilinçaltı tarafından şekillendirildiğini ve davranışlara sebep olan asıl nedenin cinsellik dürtüsü olduğunu iddia eden Freud dini, bir nevroz, üstelik evrensel bir nevroz, belki de hem acı, hem tatlı bir zehir olarak tanımlamaktadır.

Nevroza tutulmamış kişilerin belki de buna derman olacak herhangi bir zehire ihtiyaç duymayacaklarını, beklentilerini öteki dünyadan geri çekip, sebest kalan tüm enerjilerini dünyadaki yaşamlarına harcayabileceklerini savunur.338 Freud, aslı bir libido olan arzunun, kılık değiştirerek dini bir davranış halinde kendini gösterebileceğini savunan dini davranışın sağlıklı bir davranış değil, bir ruh hastalığı olarak tanımlamıştır.339 Freud dini, hasta insanların ortaya çıkardığı bir davranış olarak tanımlarken öğrencisi C. G. Jung bu konuda Freud'dan farklı düşünerek dini, bir nevroz veya illüzyon değil, dini bir huzur ve sağlık hazinesi olarak tanımlamıştır.340

Batılı düşünürlerinin çoğunlukla aşkın varlığın mevcudiyetinin ya da kudretinin sınırlarına yönelik şüpheli ve yoksayıcı olumsuz din tanımlamalarına karşılık İslam düşünürleri dini tanımlamalarını sonsuz ve mutlak kudret sahibi Allah’ın varlığının önkabulüyle şekillendirmişlerdir.

Harman’a göre, tarihsel açıdan ele alındığında İslam’ın doğuşuyla ortaya çıkan din kavramının tanımı Mekke döneminde; tarihin akışına ve tabiatın gidişine yön veren, zamana ve aleme hükmeden, dini ortaya koyan, hesap gününü elinde tutan Allah’ın otoritesi olarak tanımlanabilecekken, Medine döneminde; kişinin Allah’a bağlı bir hayat sürdürmesi, müslüman topluluğuna karşı görevlerini yerine getirmesi; Allah’ın mutlak tasarruf ve hakimiyete sahip olması olarak tanımlanmıştır. Kur’ân-ı Kerîm’de din kelimesinin ifade ettiği mâna, on altı yerde geçen Allah’ın dini, din Allah için, hak din, dosdoğru din, hâlis din; on üç yerde geçen din günü, on yerde geçen dinde ihlâslı olma şeklinde vurgulanmış ve her iki dönemde din kelimesi sadece müslümanların değil başkalarının inançlarını da ifade etmek üzere kullanılmıştır.341

      

337 Yehudi A. Cohen, “ Other:Young Man Luther”, Erik H. Erikson, American Antropolojists , Volume 62, Issue 3, June 1960, Vol: 62, DOI: 10.1525/aa.1960.62.3.02a00340, ss: 547–549, s.548.

338 Sigmund Freud, Bir Yanılsamanın Geleceği, çev. Hasan İlhan, İstanbul:Alter Yayıncılık, 2015, ss.68-71.

339 Kerim Yavuz, Psikanalizde İlk Dini Gelişmelerin Değeri, b.y., Erzurum:Atatürk Üniversitesi Yayınları.

1987, s.19.

340 Yavuz, a.g.e., ss.38-39.

341 Günay Tümer, "DİN", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/din#1-genel-olarak-din (22.04.2018).

Hadis kaynaklarında dinin tanımına dair net bir tanım bulunmamaktadır. Din, nas ve sünnetle hayatın her alanında hissedilen İslam olgusuyla karşılık bulduğundan, bu tarz bir ayrıma gidilmemiştir. Görmez, Hz. Peygamber (s.a.v)’in “Din, nasihattir” (Müslim, lman, I, 74.) hadis-i şerifinin hem dinin tanımlandığı nasihat kavramının anlam

tanesinin öne çıkarılması ve bu şekliyle dilimize çevrilmesinin hem dinin dörtte birine denk olduğu kabul edilen bu hadisin yanlış anlaşılmasına, hem de Hz.

Peygamber'in yaptığı tek din tanımının gözlerden kaybolmasına yol açmıştığına dikkat çekmiştir. Bu nedenle Görmez, dinin; kişinin dindarlığı ve toplumsal davranışı bakımından, Allah’a, peygambere, Kitab’a, müslüman idarecilere ve bütün Müslümanlara karşı ihlaslı ve samimi olmak, içten davranmak ve gönülden bağlı kalmak (nasîhat ) şeklinde tanımlanması gerektiğini ifade etmektedir.342

Erken dönem din literatüründe dine dair ilk tanımlama Ebu Hanife’ye aittir. Ebu Hanife “Din, iman, islam ve yerine getirilmesi gereken vazifelerin hepsini kapsayan isimdir (ed-dînu ismun vaki‘un ‘ale’l -îmâni ve’l -islâmi ve’ş- şerai‘i kullihâ).” diyerek kavramın sınırlarını çizmiştir.343

Dinin, eğitim anlayışını da şekillendirmesi kaçınılmazdır. Kara, inançları sağlam olan kişilerde, eğitim faaliyetleri hayat boyunca devam eden, kendini ve yaratıcısını tanımaya yönelik, dinin ön gördüğü şekilde olgun ve ahlaklı bir kişiliğe sahip olma bilinciyle gerçekleştirilen bir eğitim sürecine işaret etmektedir.344 Eğitimi, ahlaki erdemleri ve sanatları oluşturma yöntemi olarak gören Farabi öncelikli olarak kişilerde iyi işleri yapma istek ve iradesini harekete geçirmek, bunları alışkanlığa dönüştürmek olan bir eğitim tanımı yapmaktadır. Farabi, öğretimle nazari erdemleri oluşturmayı hedefleyen, eğitimle dini ve ahlaki erdemlerin kazandırılmasının amaçlandığı bir eğitim anlayışını öngörmüştür.345 Daha sonraki dönemlerde ise es-Sühreverdi’nin tasavvufun

      

342 Mehmet Görmez, “Hz. Peygamber’in Bir Din Tanımı - Bir Hadisin Semantik Tahlili”, Diyanet İlmi Dergi -Peygamberimiz Hz. Muhammed- (Özel Sayı), Ankara, 2003, s.331-338.

343 İmam Azam Ebu Hanife el-Fıkhu’l-Ekber (İmam-ı Azam’ın Beş Eseri içinde) , çev. Mustafa Öz, İstanbul, 1981, s.62, aktaran İsmail Çalışkan, “Din Tanımlamalarında Tezahür Eden Din Anlayışları-İslam Düşncesindeki Tanımların Tasnif ve Tahlili”, Journal of Turkish Studies 11 (Vol.11 , Issue, 17), 2016, ss.

221-244, s.225.

344 İhsan Kara, Din Eğitimi, Din Hizmetleri ve Tasavvuf, Diyanet İlmi Dergi C. 42 , S. 2, 2006, ss.107-124, s.110.

345 Bkz. Ebu Nasr Muhammed Farabi,Kitabu Tahsilu's-Saade, Osmanlı Maarif Matbaası, bs yy. h. 1345, s.

29, aktaran Kara, a.g.m., s.110.

insan-Allah ilişkisine odaklanan yaklaşımı ekseninde dini, insanın kendini Rabbine adaması, onun karşısında varlık iddia etmemesi olarak tanımladığı görülmektedir. 346

19. ve 20. yy’da Batı’da benimsenen modernist, içinde dinin yaşamdaki varlığının etkisinin azaltıldığı bir yaşam tarzı müslüman toplumları da etkisi altına almıştır. 3 Mart 1924 tarihinde kabul edilen Tevhid-i Tedrisat Yasası ile Cumhuriyet rejiminin eğitimi, toplumu ve kültürü modernleştirme ve laikleştirme adımlarından en önemlisi atılmıştır.347 1928’de din ile ilişkilendirilen tüm hükümlerin anayasadan çıkarılmış, devleti tamamen laikleştirme politikası doğrultusunda din eğitimi de eğitim sisteminden kademeli bir şekilde tasfiye edilmeye başlanmıştır.348

İslam geleneğinde dini, birey ve Allah ilişkisi çerçevesinde yorumlayan tanımlar olmakla birlikte “İlahi emirler ve yasaklar bütünü” olarak algılayan tanımlamaların da olduğu görülmektedir.349 Bilgin, dini, birey-Tanrı ilişkisi olarak kabul ederek, din kavramı için insanın kayıtsız, şartsız var olan mutlak varlığa yönelişi ve onun tarafından kuşatılışı tanımını kullanmıştır. 350

Din eğitimi ifadesini oluşturan bir diğer kavram olan eğitim kavramına İngilizce’de karşılık olarak kullanılan education; eğitim, eğitim ve öğretim, tedris, tahsil, maarif, yetiştirme, eğitme; ilim, irfan; pedogoji, eğitim bilimi anlamlarına karşılık gelmektedir.351 Türkçe’de ise maarif, terbiye, (1) Toplumun genç üyelerinin varolan ekine yetişkin üyelerce bilinçli, amaçlı ve düzenli biçimde hazırlanması süreci, (2) Yeni kuşakların, toplum yaşayışında yerlerini almak için hazırlanırken, gerekli bilgi, beceri ve anlayışlar elde etmelerine ve kişiliklerini geliştirmelerine yardım etme etkinliği, (3) Önceden saptanmış amaçlara göre insanların davranımlarında belli gelişmeler

      

346 Ebu Hafs Şihabüddin Ömer es-Sühreverdî, Avârifu’l-Maârif-Tasavvufun Esasları , çev. H. K. Yılmaz-İ. Gündüz, 1.b., İstanbul:Erkam Yayinları, 1989, s.10.

347 Necdet Sakaoğlu, Osmanlı’dan Günümüze Eğitim Tarihi , 1.b., İstanbul: Bilgi Üniversitesi Yayınları, 2003, s, 190.

348 Mahmut Zengin, Türkiyede Cumhuriyet Dönemi Eğitim Politikalarının Din Dersi Öğretim Programlarına Etkileri, Sakarya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi (SAUIFD), C. XIX, S.36 , Aralık 2017, s.118.

349Yıldız Kızılabdullah, Kavramsal Çerçeve: Eğitim-Öğretim ve Din, ss.41-56, s.50, Recai Doğan, Remziye Ege, Din Eğitimi El Kitabı, 4.b., Ankara:Grafiker Yayınları, 2016’nın içinde. 

350 Beyza Bilgin, Eğitim Bilimi ve Din Eğitimi, b.y., Ankara: Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Yayınları, 1988, s.7.

351 Redhouse Sözlüğü, (Ed. Robert Avery, Serap Bezmez, Anna G. Edmonds, Mehlika Yaylalı), 4. b., İstanbul:Redhouse Yayınevi,1978, s.302.

sağlamaya yarayan planlı etkiler dizgesi, (4)Belli bir konuda, bir bilgi ya da bilim dalında yetiştirme ve geliştirme vb. şeklinde açıklanmıştır.352

İslam’da eğitim kavramına bakıldığında, bu kavram yerine zaman zaman farklı ya da onu tanımlayan kavramlar kullanıldığı görülmüştür. Rabb kelimesi bunlardan biridir. Bilgin, Rabb kökünden gelen terbiye kelimesinin Arapça’da efendi, baba, sahip gibi anlamlarda kulanıldığına, bu anlamda terbiyenin, efendiliği meydana getirme bir başka ifade ile Allah için kullanıldığında , kullarını büyütüp geliştirmesi, halden hale geçirmesi ve mükemmel hale dönüştürmesi gibi anlamlara geldiğine işaret etmektedir.353 Gündüz’e göre eğitim kavramının oluşumuna kaynaklık eden kelimelerden ilk akla geleni Rabb kelimesidir. Rabb kelimesi, Kur’an’da Allah kelimesinden sonra en sık tekrarlanan bir kelime olduğu için aynı kökten türeyen terbiye genellikle bugün eğitim terimi yerine kullanılmaktadır. Te’dib kavramı da eğitime eş anlamlı olarak kullanılan terimler arasındadır. Da’vet, tebliğ, irşad, talim kavramları eğitime karşılık gelen diğer kavramlardır.354 Terbiye kavramının eğitim yerine kullanıldığını belirten Çelik , eğitim sözcüğünün 1930’lu yıllarda ortaya çıkan Türkçe’yi arılaştırma çalışmaları sonucu ‘Ağaç yaşken eğilir’ atasözündeki ‘eğilmek’ fiilinin taşıdığı anlamdan hareket edilerek kullanılmaya başlandığına dikkat çekmektedir.355 Bilgin ise eğitimi şu sekilde tanımlamaktadır: “Eğitim, Türkçe bir kelime olan eğmek kökünden gelmektedir. Eğmek

“Bir şeyi eğmek” olarak eşya için kullanılır. Eşyanın eğilmesi ile durumunda bir değişiklik yapılmış olur. İnsan için kullanıldığında ise eğmek, insanın davranışlarında inanıp benimseme ile veya zorla değişiklik meydana gelmesi anlamına gelir.”356

Formal eğitimin birçok tanımı mevcuttur. Bu tanımların ortak noktası, egitimin, amaçlanan davranışları planlı faaliyetlerle geliştirme süreci oldugu üzerinde durulmasıdır.357

      

352TDK Bilim ve Sanat terimleri Anasözlügü, “Eğitim”,

http://www.tdk.gov.tr/index.php?option=com_bilimsanat&view=bilimsanat&kategori=terim&hng=md&k elime=e%C4%9Fitim(23.4.2018)

353 Beyza Bilgin, Eğitim Bilimi ve Din Eğitimi, s.9.

354 Gündüz, a.g.e., ss.22-53.

355 Abbas Çelik, Din Eğitimi, 1.b., Arı Sanat Yayınevi, 2003, s.12.

356 Bilgin Beyza, Eğitim Bilimi ve Din Eğitimi, Ankara:Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi, 2007, 1988, s.19

357 Ertürk, 1977, s. 12; Oğuzkan, 1974, s. 25 aktaran Yaşar Baykul, “Eğitim Sisteminde Değerlendirme”, Hacettepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, S.7, ss.85- 94, 1992. s.85.

Belgede KUR AN KURSU ÖĞRENCİLERİNDE ÖZNEL İYİ OLMA HALİ VE KAYGI (ANKSİYETE) DURUMU ÜZERİNE BİR ÇALIŞMA (sayfa 114-120)