4. GENÇLİK /ERGENLİK DÖNEMİ

4.4. Ergenlik Dönemine Etki Eden Faktörler

4.4.1. Ergenlikte Aile İlişkileri

Ergenlik dönemi, genellikle aile içi gerginliklerin bireyin yaşantısında belirgin şekilde kendini gösterdiği bir dönemdir. Ergenlik dönemi, bireyin kendi ayakları üzerinde durabilmeyi öğrenmesi, gelecekte karşılaşacağı problemlerin üstesinden gelmesi için kendine özgü başaçıkma stratejilerini geliştirmesi açısından bağımsızlaşmasını gerektiren bir dönemdir. Ebeveynler, bu bağımsızlaşmayı isterken aynı zamanda onaylamadıkları ya da çocuklarının yanlış yapacaklarını düşündükleri noktalarla ilgili olarak ergene müdahelede bulunmak istemeleri ergenlikte aile içi ilşkilerdeki çatışmaların önemli nedenlerinden biri olarak görülebilir. Gander ve Gardiner, birçok ana babanın ergen çocuklarının olgun davranmasını isterlerken onların yetişkin ayrıcalıklarına sahip

      

520 Bkz. Kenneth A. Dodge, Patrick S. Malone, Jennifer E. Lansford, Shari Miller-Johnson, Gregory S.

Pettit, John E. Bates, (edit. by Alison Clarke-Stewart and Judy Dunn), Toward a Dynamic Developmental Model of the Role of Parents and Peers in Early Onset Substance Use , Publisher: Cambridge University Press, 2006, ss.104-132.

521 L. Chassin, A. Hussong , M. Jr. Barrera, B. Molina, R. Trim, J. Ritter, Adolescent Substance Use. In R. Lerner and L. Steinberg (Eds.). Handbook of adolescent psychology, New York:Wiley, 2004; T.

Holmen, E., Barrett-Connor, J. Holmen ve L. Bjermer, Health problems in teenage Daily smokers versus nonsmokers, Norway, 1995-1997, American Journal of Epidemiology, 151, 148-155, 2000, D. Kandel, J.

Johnson, H. Bird , G. Canino, P sychiatric disorders associated with substance use among children and adolescents: Findings from the Methods fort he Epidemiology of Child and Adolescent Mental Disorders (MECA) Study. Journal of Abnormal Child Psychology, 25, 121-132,1997; L. Wu, J. Anthony, Tobacco smoking and depressed mood in late childhood and early adolescence.American Journal of Public Health, 89, 1837-1840, 1999 aktaran Steinberg, a.g.e., s.495.

olduğunu kabul etmediklerine, ergenlerin de yetişkinlik ayrıcalıklarını isteyip yetişkin sorumluluğunu reddettiğine dikkat çekmektedirler.522

Ebeveynlik stilleri de ergen ve gençlerin kişilik gelişiminde etkili olmaktadır.

Yetkici (açıklayıcı otoriter) ev ortamlarında büyüyen gençler, yetkeci, kayıtsız evlerde büyüyen akranlarından psikososyal açıdan daha yeterliyken, yetkeci evlerde büyüyen ergenlerin daha bağımlı, edilgin, toplumsal açıdan daha yetersiz, daha az özgüvenli olduğu görülmüştür. İzin verici ev ortamında büyüyen ergenler, genellikle olgun ve sorumlu olmayıp akranlarının isteklerine daha çok boyun eğme ve liderlik pozisyonunu daha az üstlenen özelliktedir. İlgisiz-kayıtsız evlerde yetişen ergenlerin ise birçoğu tepkisel kişilik yapısına sahiptir. Alkol, madde bağımlılığı, cinsellik gibi yetişkin yaşantılarına ve suça eğilim oranları yüksektir. Araştırmaların sonucunda elde edilen güçlü bulgular, ergen kişilik gelişimi açısından en ideal ebeveynlik stilinin yetkili anababalık tutumu olduğunu göstermektedir. Yetkili anne-babaların ergene belirli standart ve sınırlamalar çerçevesinde özgüven kazanmasını sağlayıcı fırsatlar sunması ve kısıtlayıcılık ile bağımsızlık arasında bir denge kurması, yetkili ebeveynlerin sağlıklı ergen gelişimi için neden en iyi ebeveynlik stili olduğunun cevabıdır.523

Senemoğlu, ailenin çocuk yetiştirme tarzının yanı sıra, ebeveynlerin boşanmasının, çocukların aile içindeki doğuş sırasının ve hatta hormonların da bireyin gelişimi etkilediğini ifade etmektedir. Boşanmalar, özellikle küçük yaşlardaki çocukları ruhsal açıdan önemli ölçüde örselemekte, boşanmanın suçlusu olarak kendilerini gören çocukların, bazen boşanma gerçeğini kabullenememeleri söz konusudur.524

Kulaksızoğlu ebeveynler ve gelişen ergenler arasındaki en temel anlaşmazlığın, iletişimsizlikten kaynaklandığını ifade etmektedir. İşten yorgun gelen babaların ve çalışıyorsa annelerin geçirdiği yoğun gün sonrasında eve döndüklerini, ergenlerin okul sonrası evde ders tekrarı ve üniversiteye hazırlık çalışmalarıyla ilgili sorumluluklarının bilincinde olması gerekmektedir. Ancak genellikle ergenlerin ders çalışmak yerine internette gezinme, telefon konuşmaları, arkadaşlarla vakit geçirme gibi etkinliklerle uğraşmasının sorumlulukları yerine getirmekten alıkoyması durumunda, ebeveynlerin bu

      

522 Gander ve Gardıner, a.g.e., ss.479-480.

523 Bkz. Steinberg, a.g.e., ss.158-160.

524 Nuray Senemoğlu, Gelişim Öğrenme ve Öğretim: Kuramdan Uygulamaya, 9.b., Ankara:Gazi Kitabevi, 2004, ss.10-15.

noktada hatırlatıcı olması ergen-ebeveyn anlaşmazlıklarına yol açabilmektedir. Bu dönemde ergenin, ebeveynlerini kural koyucu ve rakip olarak görmesi sonucu artan iletişimsizlikle, ebeveynlerin ve ergenin birbirlerini rakip görmek yerine destek olması, birbirlerini aynı takımın taraftarı gibi görebilmesiyle başedilebilir.525

Çalışan ebeveynlerin ergen davranışlarına ve ergen-ebeveyn ilişkilerine yansımasının farklı etkileri olduğu görülmektedir. Son dönemde yapılan araştırmalar ebeveyn – ergen ilişkisini etkileyen faktörün ebeveynin çalışması değil, ebeveynin işinin doğası olduğunu göstermiştir.526 Ann Crouter, uzun çalışma saatleri, fazla mesai, işyerinde özerklik eksikliği vb. olumsuz koşullara sahip ebeveynlerin, iyi çalışma koşullarına sahip ebeveynlerle kıyaslandığında, evde daha sinirli olma ve daha etkisiz ebeveyn katılımı olasılığının yüksek olduğu sonucuna ulaşmıştır. Aynı durumla ilişkili olarak yapılan bir diğer çalışmasında ağır yük altında çalışması nedeniyle yapmak istedikleri için çok az zamanlarının kaldığını algılayan babaların ergen çocuklarıyla ilişkilerinin daha çatışmalı olduğu görülmüştür.527

Yapılan araştırmalarda, ebeveynlerin çalışmasının ergenler üzerinde olumlu etkilerine ilişkin bulgulara da ulaşılmıştır. Goldberg ve Lucos-Thompson çalışan annelerin çocuklarının (özellikle de kız çocukların) daha az kalıp yargılara ve cinsiyet hakkında daha eşitlikçi görüşlere sahip olduğu sonucuna ulaşmışlardır.528 Aynı şekilde problemlere yatkın olabilmelerine rağmen ebeveynleri iş yerinde çalışırken eve girebilmeleri için anahtar taşımak zorunda olmaları nedeniyle “anahtar taşıyan çocuklar ya da ergenler” olarak adlandırılan ergenlerin, deneyimlerindeki durumların olumlu etkilerini kullandıkları görülmüştür. Anahtar taşıyan ergenlerde gözetilemeyen akran ilişkileri, güvensiz çevre, yetersiz izlenim, dışsallaştırılmış problemler ile ilişkiliyken, bu ergenlerde ebeveyn izleminin ve yetkili ebeveynliğin akran baskısına direnme açısından etkili bir başaçıkma davranışı oluşturduğu gözlemlenmiştir.529

Ailede yaşanan deneyimlerin ergenlik döneminin seyrinde belirgin bir etkisi söz konusudur. Anne-babanın yeterli ilgi göstermemesi, bireyin çocukluk döneminde şahit olunan anne-baba çatışmalarının ya da anne-babanın boşanması gibi durumların ergenliğe       

525 Kulaksızoğlu, ss.48-49.

526 Goodman ve diğerleri, 2011; Han 2019; Parke, Clark ve Stewart;2011 aktaran Santrock, a.g.e., s.283.

527 Crouter ve diğerleri 2011, aktaran Santrock a.yer.

528 Santrock, a.g.e., s.283.

529 Santrock, a.g.e., ss.283-284.

erken girilmesine sebep olmaktadır. Konuyla ilgili olarak yapılan bir araştırmada 15 aylıkken anneleri ile ilişkileri öncelikli olarak güvenli ve güvensiz olarak sınıflandırılmış ve gelişimleri 15 yaşına kadar izlenmiş olan ergenler incelenmiştir. 15 aylıkken güvensiz bağlanma oluşturmuş olan bebeklerin %43’ünün erken olgunlaştığı ve bu oranın güvenli bağlananlarda yalnızca %28 olduğu görülmüştür. Başka çalışmalar da, hem anneyle stresli ilişkilerin hem bir üvey babanın varlığının erken ergenliğe yol açtığını bulmuşlardır.530

Ailedenin bireylerden birinin yaşadığı psikolojik problemlerin aile işlevlerini genellikle olumsuz etkilediği görülmüştür. Böyle bir durumda bireylerin, evlilik doyumundan ve işlevlerin yerine getirilmesinden memnuniyetsizlik duyduklarına ilişkin veriler mevcuttur. Ruhsal sorunlu bir bireyin varlığı aile yaşamı içinde bir tehdit unsuru olarak algılanmaktadır.531 Aynı durum bireylerden birinin kronik bir hastalık geçirdiği ya da bedensel özür yaşayan ailelerde de görülebilmektedir. Bu ailelerde yetki paylaşımı, rol dağılımı, aile sınırları gibi özellikler, üyelerinin ilişkilerinde görülen esneklik veya katılık, iletişim veya iletişimsizlik gibi faktörler, ihtiyaçların karşılanması ve problem çözme biçimleri olumsuz etkilendiğinden, bu durum aile ilişkilerine de yansımaktadır.532 Aile içinde yaşanan bu tür durumlar, ailede ergenlerle olan ilişkileri de etkileyebilmektedir.

Ergenlikte kardeş ilişkileri incelenirken kardeş rolleri ve doğum sırası gibi faktörler üzerine odaklanılmıştır. Ailenin diğer bireyleriyle karşılaştırıldığında kardeş ilişkileri daha fazla çatışma içermektedir ve bu durum ergenlerin duygusal destek ve sosyal iletişim yoluyla kardeşleriyle birçok olumlu duyguyu paylaşmasıyla aşılabilecek bir problemdir. Ergenin, aile içinde kaçıncı çocuk olduğu özel bir araştırma konusu olmuş ve ilk doğanlar ile sonraki doğanlar arasındaki farklılıklar rapor edilmiştir. Tek çocukların çoğunlukla sosyal olarak daha yeterli olması, şımarık çocuk kalıp yargısının aksine bir

      

530 Smith, a.g.e., ss.25-26.

531 Bkz. Işıl Bulut, Ruh Hastalığının Aile İşlevlerine Etkisi, Ankara: Başbakanlık Kadın ve Sosyal Hizmetler Müsteşarlığı Yayınları, 1993, ss. 2-19.

532 G. Ç. Duyan, “Aile İşlevleri ile Ailenin Sosyal, Demografik ve Ekonomik Nitelikleri ve Yasam Döngüsü Arasındaki İlişkiler, ” Yüksek Lisans Tezi, Ankara:Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Üniversitesi, 2000 aktaran Ayşe Ezgi Acar, Kronik Hastalıkların, Hastaların Aile İşlevleri ve Yaşam Doyumları Üzerine Etkisi, (Yüksek Lisans Tezi) İzmir: Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, s.57.

bulgudur. Aile araştırmacılarının bu konudaki görüşü doğum sırası etkilerinin abartıldığı ve ergen davranışını yordamada diğer faktörlerin daha önemli olduğudur. 533

Aile içi çatışmanın yoğunluğunu ve miktarını etkileyen bir diğer değişken sosyo- ekonomik statüdür. Düşük sosyoekonomik statüye sahip olan ailelerde itaat, kibarlık ve saygı; orta statüye sahip ailelerde ise bağımsızlık kazanma ve söz sahibi olma temel sorun olarak kabul edilirken, düşük sosyo-ekonomik statüye sahip aileler, çocuklarının okula devamıyla ilgili, orta seviyede sosyoekonomik aileler ise çocuklarının notları ve okul başarıı konusunda kaygı duymaktadırlar.534 Yoksul ebeveynlerin otoriter olma, sert ve tutarsız disiplin yöntemlerini kullanma olasılığının daha yüksek olması535 ergen-ebeveyn çatışmasının artmasına sebep olabilmektedir.

Ergenler bağımsızlık kazanmak için aileden uzaklaşmalarıyla hissettikleri yalnızlık duygusunu arkadaş çevresiyle gidermeye çalışmaktadırlar. Eldeleklioğlu çalışmasında, üniversite öğrenimine devam eden erkek ergenlerin aileleri ile ilişkilerinde duygusal yalnızlık düzeylerinin kız ergenlere oranla daha yüksek olduğunu, geç ergenlik döneminde yalnızlık duygusunun arkadaş sayesinde sağlanan sosyal destek ve sosyal beceri ile azaldığını, aileden alınan sosyal desteğin yeterli olmadığını saptamıştır.536 Çeçen’in ve Löker’in de konuya ilişkin araştırmaları ergenliğin ortalarında bulunanların, ergenliğin ileriki yıllarında olanlara göre daha fazla duygusal yalnızlık hissettikleri ve ön ergenlerin daha sonraki yaşlardaki ergenlerden daha fazla sosyal yalnızlık yaşadıklarıdır.537

Dehabadi ve Hüseynizade ise gençler ve ebeveynlerin İslami açıdan birbirine karşı sorumluluklarını bilmelerinin önemini vurgulayarak, gençlerden sorumlu olan       

533 Santrock, a.g.e., s.291.

534 E. Hoff, B. Laursen, T. Tardif Socioeconomic status and parenting. In M.H. Bornsteın(Ed.), Handbook of Parenting. 2.cilt:Biyology and ecology of Parenting, 2.b., ss:231-252.) Mahwah , NJ:Erlbaum, 2002 aktaran Dolgin, a.g.e., s. 416.

535 B. Leyendecker, R.L. Harwood, L Comparini, A. Yalçinkaya,. 2005, Socioeconomic Status, ethnicity and parenting .In T. Luster & L. Okagaki (Eds.), Parenting:An Ecological Perspective (2. b., ss.319-341).

Mahwah, NJ:Erlbaum; aktaran Dolgin, a.g.e., s. 416.

536 J. Eldeleklioğlu, “Yalnızlığın Belirleyicileri Olarak:Cinsiyet, Duygusal İlişki, İnternet Kullanımı Algılanan Sosyal Destek ve Sosyal Beceri”, Eurasian Journal of Educational Research, n: 33, ss: 127-140 , 2008 aktaran Bayhan, Işıtan, a.g.m., s.38.

537A. R. Çeçen, “Üniversite Ergenlerinin Cinsiyet ve Yaşam Doyumu Düzeylerine Göre Sosyal ve Duygusal Yalnızlık Düzeylerinin İncelenmesi”, Mersin Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, C.3, S. 2, 2007, ss: 180-190; Ö. Löker, Ergenlerde Ana-Baba ve Arkadaş Bağlılığının Sosyal ve Duygusal Yalnızlık Üzerindeki Ayrıştırıcı Etkisi, (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi ), Ankara: Ortadoğu Teknik Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 1999 aktaran Bayhan, Işıtan, a.g.m., s.38.

kişiler olarak anne- babaların gençlerle yakın ilişki ve irtibat içinde bulunmalarının önemine dikkat çekmektedirler.538 Ebeveynlerin ergenlerle yakın ilişkiler içinde olması, ergeni sosyal çevrenin olumsuzluklarından korumanın ve ergenin ruhsal açıdan dengeli bir birey olarak yetişmesinin önkoşulu olarak nitelendirilebilir.

Belgede KUR AN KURSU ÖĞRENCİLERİNDE ÖZNEL İYİ OLMA HALİ VE KAYGI (ANKSİYETE) DURUMU ÜZERİNE BİR ÇALIŞMA (sayfa 156-161)