4. GENÇLİK /ERGENLİK DÖNEMİ

4.3. Ergenliğe İlişkin Kuramsal Yaklaşımlar

4.3.5. Bağlanma Kuramı

Birisi kökler, diğeri ise kanatlar olmak üzere çocuklarımıza kalıcı olarak bırakabileceğimiz iki miras bulunmaktadır. Bu ifade, ergenin başarılı bir biçimde dünyaya uyum sağlayabilmesi üzerinde özerklik ve bağlanmanın etkisini ortaya koymaktadır. Tarihsel akış içerisinde gelişimcilerin ergenlerin bağlanma durumundan çok özerklik durumlarına odaklandığı görülmektedir. Fakat son zamanlarda, sağlıklı ergen ve yetişkin gelişiminde bağlanmanın etkisine verilen önem artmıştır.491

Bir insanın yaşamındaki kendisi için önemli olan insanlara karşı hissedilen, onlarla ilişkide olduğunda mutlu olmasını, sıkıntılı zamanlarında yakınlıkları ile rahatlamasını sağlayan yoğun ve kalıcı duygusal bir bağ492 olarak tanımlanan bağlanma olgusu, neredeyse yarım yüzyıllık bir zaman diliminde gittikçe üzerinde daha fazla araştırma yapılmaya ihtiyaç duyulan bir alan haline gelmiştir.

Bağlanma kuramının öncülerinden Bowlby, bebeklik ve çocukluk döneminde bağlanmaya odaklanmış, bağlanmayı etiyoloji, nesne ilişkileri ve psikodinamik yaklaşımlar üzerine kurulmuş, bir kişilik gelişim kuramı olarak ele almıştır. Bebeğin ya da çocuğun onun bakımıyla ilgilenen kişiyle yakınlık kurması ve kendini güvende hissedip tehlikelerden korunabileceğini hissetmesi bağlanma açısından en temel hedeftir.

Çocuğun gelişebileceği bir alan oluşturması kendini güvende hissetmesiyle mümkündür.

Bağlanma sistemi bebeğin ona bakan kişiye yakın olmasını ve çocuğun dışarıdan gelebilecek etkenlere karşı bakıcısını bir sığınak olarak kullanabilmesini öngörür.493 Yaşamın ilk yıllarında bağlanma sistemini etkin ve yeteri kadar işlevsel hale getirebilmek ya da bağlanmayı sona erdirebilmek için çocuğun bağlanma figürüne ilişkin beklentiler       

490 Steinberg, a.g.e., s.32.

491 P. K. Kerig, J.A. Swanson ve R. M. Ward, Autonomy with connection: Influences of Parental psychological control on mutuality in emerging adults close relationships.In P.K. Kerig , M. S. Schulz , S.

T. Hauser,(Eds.), Adolescence and beyond. New York:Oxford University Press, 2012 aktaran Satrock, a.g.e., s.265.

492 John Bowlby; Attachment and Loss, s.177, 183; Mary D. S. Ainsworth, Attachment Beyond Infancy, American Psychologist, 44, 1989, ss.709-716 aktaran Hayta, a.g.e., s.33.

493 J. Bowlby Attachment and Loss, Vol. II. Separation, Anxiety and Anger. New York, Basic Books, 1973;

aktaran Ümit Morsünbül, Figen Çok, Bağlanma ve İlişkili Değişkenler, Psikiyatride Güncel Yaklaşımlar, 2011; C.3, S.3, eISSN:1309-0674 pISSN:13, 2011, ss.553-570, s.555.

geliştirdiği düşüncesini ortaya koymuş ve bunları da içsel çalışan modeller olarak tanımlamıştır.494 İhtiyacı olduğunda bakıcısından gereken desteği ve olumlu tepkiyi görürse çocuğun bakıcısının ulaşılabilir, güvenilir ve destekleyici olduğuna ilişkin bilişsel zihinsel şemalar geliştirebileceği ifade eden Bowlby, bakıcısı çocuğun gereksinimlerine duyarsız kaldığında ya da birbiriyle uyuşmayan tepkilerle karşılık verdiğinde ise çocuk bağlanma figürünü reddedici, kendisini de sevilmeye ve desteklenmeye değmez biri olarak göreceğinin altını çizmiştir.495 Bireyin diğerlerini ve çevreyi algılama, onlar hakkında düşünme biçimini belirleyen sosyal bilincini kapsayan çalışma modeline göre, ilişki biçimi güvensizlik içeriyorsa, çocuk diğer insanların davranışlarıyla ilgili olarak hep bir negatif beklenti içinde olduğundan çoğu zaman akranlarına karşı belirsizlik içeren, manüpilatif, provakatif davranışlar sergiler.496 Bebeklik döneminde güvensiz bağlanmış bir bireyin ergenlik yıllarında da güvensiz ilişkileri olacaktır. Bu durum sadece arkadaş ilişkisi için değil, ana-baba ilişkisi için de geçerlidir. Ergenin bebeklik yıllarında güvenli ilişki kurması ergenlik yıllarında da olumlu sosyal ilişkiler geliştirebilmesi açısından uygun ortam oluşturur.497 Konuya ilişkin Allen ve mestektaşlarının çalışması örnek verilebilir. Araştırma sonucunda 14 yaşında güvenli bağlanan ergenlerin 21 yaşına geldiklerinde özel bir ilişkilerinin olduğunu, ilişkilerindeki yakınlıktan rahatlık duyduklarını ve artan ekonomik bağımsızlığı elde edebildiklerini söylemelerinin daha olası olduğu görülmüştür. Son yıllara ait başka bir araştırma ise ergenlikte güvenli bağlanmanın en tutarlı sonuçlarının, olumlu akran ilişkileri ve duygu düzenleme kapasitelerindeki gelişimi içerdiğini göstermektedir.498

Bağlanma olgusunun ergenliğe yansıması da çocuğun daha önceki deneyimleri üzerinden gerçekleşmektedir. Konuyla ilgili yapılan araştırmalar, anne ve babaya güvenli bağlanmanın, arkadaş ilişkileri kurma, derinleştirme, sürdürme ve akranlardan memnun olma gibi bir çok değişkenle yakından ilişkili olduğunu göstermiştir. Özellikle okula uyum, yeni okula başlama ve akademik başarı değerlendirmeleri bakımından da önemli bir geçiş dönemi olarak nitelendirilen orta çocukluk döneminde güvenli bağlanmanın       

494 Bowlby; Attachment and Loss; Volume:I, s.222-230, Bowlby; Attachment and Loss; Volume:3, S.38-40; aktaran Hayta, a.g.e., s.34.

495 Bowlby, a.g.e. aktaran Morsünbül, Çok, a.g.m., s.555.

496 Gülseren Keskin, Olcay Çam, “Ergenlik ve Bağlanma Süreci: Ruh Sağlığı Açısından Literatürün Gözden Geçirilmesi”, Yeni Symposium Dergisi, C.47 , S. 2, Nisan 2009, s.56.

497 Bayhan, Işıtan, a.g.m., s.35.

498 J.P Allen. , E.M. Miga, , 2010, Attachment in Adolescence: A Move to the level of emotion Relation, Journal of Social and Personal Relationships, 27, ss. 181-190 aktaran Santrock, a.g.e., s. 268.

okula uyum ve okul değiştirme gibi geçiş sorunlarının başarıyla üstesinden gelinmesi açısından da önemli olduğu görülmüştür.499

Hayta, bağlanma davranışının çocukluk döneminde daha çok bağlanma figürüyle fiziksel yakınlık arama şeklinde ortaya çıktığına, ergenlik döneminde ise bu durumun bağlanma figürü ile sevincini, korkularını, duygularını paylaşma olarak şekillendiğine dikkat çekmektedir. Ergenlikten gençlik dönemine geçiş aşamasında öncelikli hedefi başkalarından bağımsız olarak yaşam çizgisini belirlemek ve amaçlarına ulaşmak için bağımsızlık gereksiniminde olan bireyin, gençlik döneminde farklı bir bağlanma tarzı geliştirdiği görülmektedir. Bu dönemde genç, duygusal bağ kurabileceği, ilgi duyabileceği karşı cinste yönelik bir bağlanma arayışına girer.500

Bağlanma durumunun, kişilerarası ilişkilerin yanısıra kişinin yaratıcıyı algılamasının şekillenmesinde etkin olduğu görülmektedir. Bağlanma ve din ilişkisini temel alan bağlanma kuramında Telafi edicilik hipotezleri (compensation hypothesis) ve karşılıklılık hipotezleri (correspondence hypothesis) olmak üzere iki genel hipotezin doğmasına sebep olmuştur. Telafi edicilik hipotezleri (compensation hypothesis) güvensizliği deneyimleyen bireylerin, birincil figür ile ilişkisinde bağlanma ilişkisi kurmak, çekilen acıdan kurtulmak ve güvenlik duygusunu elde etmek için daha büyük bir ihtiyaç içinde olduğunu kabul ederek Tanrı’nın ikincil (surrogate) bağlanma figürü işlevi olduğu varsayılmıştır. Karşılıklılık hipotezleri ise (correspondence hypothesis) ise güven hissetme deneyimi yaşayan kişilerin çocukluktaki bağlanmalarında Tanrı ile karşılıklı kurulabilecek yapıda bir ilişki oluşturduklarını ve bağlanma figürlerinin dini olan ve dini olmayan ölçütlerini başarılı bir şekilde sosyal hayata uyarladıklarını iddia etmektedirler.501Anne baba ile olumlu ilişkilerin olumlu bağlanma ve umut ile ilişkili olduğu, negatif ilişkilerin ise depresyon ve kaygılı bağlanma ile ilişkili olduğu görülmüştür. Özellikle Tanrı algısı ergenlik dönemi süresince diğer insani bağlanma figürleri gibi güvenli bir sığınak işlevi üstlenmektedir.502 Güvenli bağlanma oluşturmuş gençlerde, aileden gelen olumlu duyusal tutumların süreklilik gösterdiği için Tanrı’ya       

499 Nebi Sümer , Meltem Anafarta Şendağ, “Orta Çocukluk Döneminde Ebeveynlere Bağlanma, Benlik Algısı ve Kaygı”, Türk Psikoloji Derneği, C. 24, S. 63, Haziran 2009, ss.87-88.

500 Hayta, a.g.e., s.90.

501 P. Granqvist, L. A. Kirkpatrick, Religious Conversion and Perceived Childhood Attachment: A Meta-Analysis. The Journal for the Psychology of Religion, c. 14, sa. 4, 2004 ss. 223-250 aktaran Akif Hayta,

“Anneden Allah’a: Bağlanma Teorisi ve İslam’da Allah Tasavvuru”, DED, S. 4, C. 12, 2006, , s.40.

502 Bk. Hayta, a.g.e., s.199.

bağlanma durumu yavaş yavaş ve içselleştirilerek gerçekleşmekte, bununla birlikte güvensiz bağlanmamış olan gençlerde Tanrı’ya bağlanma çok yoğun duygusallıkla aniden gerçekleşmektedir.503 Ergenlikteki duygusal gerilimler üzerinde önemli ölçüde yatıştırıcı bir etken olan sağlam temelli, doğru bir inanç sistemi ve Tanrı tasavvuru için bağlanma kuramının varsayımlarını dikkate almak bireyin bu dönemde yaşadığı sıkıntıları önlemek ya da azaltmak açısından faydalı olabilmektedir.

Belgede KUR AN KURSU ÖĞRENCİLERİNDE ÖZNEL İYİ OLMA HALİ VE KAYGI (ANKSİYETE) DURUMU ÜZERİNE BİR ÇALIŞMA (sayfa 149-152)