TÜRKĠYE’DE GÜVENLĠK YÖNETĠġĠMĠ

929  Download (0)

Tam metin

(1)

T.C.

ANKARA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ SİYASET BİLİMİ VE KAMU YÖNETİMİ YÖNETİM BİLİMLERİ ANABİLİM DALI

DEVLETĠN DÖNÜġÜMÜNÜN GÜVENLĠK ALANINA YANSIMASI:

TÜRKĠYE’DE GÜVENLĠK YÖNETĠġĠMĠ

Doktora Tezi

Serdar EKİNCİ

Ankara-2011

(2)

T.C.

ANKARA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ SİYASET BİLİMİ VE KAMU YÖNETİMİ YÖNETİM BİLİMLERİ ANABİLİM DALI

DEVLETĠN DÖNÜġÜMÜNÜN GÜVENLĠK ALANINA YANSIMASI:

TÜRKĠYE’DE GÜVENLĠK YÖNETĠġĠMĠ

Doktora Tezi

Serdar EKİNCİ

Tez Danışmanı

Prof. Dr. Ahmet Alpay DİKMEN

Ankara-2011

(3)

T.C.

ANKARA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ SİYASET BİLİMİ VE KAMU YÖNETİMİ YÖNETİM BİLİMLERİ ANABİLİM DALI

DEVLETĠN DÖNÜġÜMÜNÜN GÜVENLĠK ALANINA YANSIMASI:

TÜRKĠYE’DE GÜVENLĠK YÖNETĠġĠMĠ

Doktora Tezi

Tez DanıĢmanı: Prof. Dr. Ahmet Alpay DĠKMEN

Tez Jürisi Üyeleri

Adı ve Soyadı Ġmzası

... ...

... ...

... ...

... ...

... ...

... ...

Tez Sınavı Tarihi ...

(4)

TÜRKĠYE CUMHURĠYETĠ ANKARA ÜNĠVERSĠTESĠ

SOSYAL BĠLĠMLER ENSTĠTÜSÜ MÜDÜRLÜĞÜ’NE

Bu belge ile, bu tezdeki bütün bilgilerin akademik kurallara ve etik davranıĢ ilkelerine uygun olarak toplanıp sunulduğunu beyan ederim. Bu kural ve ilkelerin gereği olarak, çalıĢmada bana ait olmayan tüm veri, düĢünce ve sonuçları andığımı ve kaynağını gösterdiğimi ayrıca beyan ederim. (……/……/20…)

Tezi Hazırlayan Öğrencinin Adı ve Soyadı

………

Ġmzası

………

(5)

KISALTMALAR

AB Avrupa Birliği

ABD Amerika BirleĢik Devletleri

AGĠT Avrupa Güvenlik ve ĠĢbirliği TeĢkilatı

AVM AlıĢveriĢ Merkezi

BM BirleĢmiĢ Milletler

DB Dünya Bankası

DPT Devlet Planlama TeĢkilatı

EGM Emniyet Genel Müdürlüğü

GSR Güvenlik Sektörü Reformu

IMF Uluslararası Para Fonu

ĠġKUR Türkiye ĠĢ Kurumu

MKEK Makine ve Kimya Endüstrisi Kurumu

MOBESE Mobil Elektronik Sistem Entegrasyonu

(6)

NATO Kuzey Atlantik Paktı

OECD Ekonomik ĠĢbirliği ve Kalkınma TeĢkilatı

ÖGġ Özel Güvenlik ġirketleri

ÖGG Özel Güvenlik Görevlisi

TBMM Türkiye Büyük Millet Meclisi

TDP Toplum Destekli Polislik

TKY Toplam Kalite Yönetimi

TÖGF Tüm Özel Güvenlik Dernekleri Federasyonu

TÜĠK Türkiye Ġstatistik Kurumu

UNDP BirleĢmiĢ Milletler Kalkınma Programı

YKĠ Yeni Kamu ĠĢletimi

(7)

TABLOLAR

Tablo - 1. Özel Güvenlik Temel Eğitim Programı ... 573

Tablo - 2. Özel Güvenlik Yenileme Eğitim Programı ... 577

Tablo - 3. Toplum Destekli Polislik (TDP) Pilot Uygulaması ... 733

Tablo - 4. Öğrencilere Yönelik Bilgilendirme Toplantıları ... 748

Tablo - 5. Esnaf ve VatandaĢlara Yönelik Bilgilendirme Toplantıları ... 748

Tablo - 6. Kurumlara Yönelik Düzenlenen Bilgilendirme Toplantıları ... 749

(8)

TEġEKKÜR

Doktora eğitimim boyunca ve tez çalıĢmamın tamamlanması sürecinde göstermiĢ olduğu ilgi ve desteklerinden ötürü Tez DanıĢmanım Prof. Dr. Ahmet Alpay Dikmen‟e, doktora eğitimim süresince ve tez yazımı aĢamasında vermiĢ olduğu değerli katkılarından dolayı Hocam Doç. Dr. Yılmaz Üstüner‟e, gerek tez aĢamasında gerekse tezin son halini almasında getirmiĢ olduğu çok değerli önerileriyle Hocam Doç. Dr. Örsan Akbulut‟a, almıĢ olduğum dersleri sayesinde kazandığım bilgi birikimini teze yönlendirmemde emeği geçen Hocalarım Prof. Dr.

Birgül A. Güler‟e ve Yrd. Doç. Dr. Ġpek Özkal Sayan‟a teĢekkürü bir borç bilirim.

Doktora süreci dahil olmak üzere öğretim hayatım boyunca üzerimde emeği geçmiĢ hocalarıma da ayrıca teĢekkür ederim.

Doktora programının her aĢamasında göstermiĢ oldukları dostlukları ve her türlü desteklerinden dolayı Oğuz Serkant Akın‟a, Sevgi TaĢkın‟a, Ozan Zengin‟e, Müge Algan‟a, Rüya Ataman‟a, Korhan Erdem Karadere‟ye, Özkan Leblebici‟ye, Belgin Büyükbuğa‟ya, Safiye Kaya‟ya, her zaman yanımda olan dostlarım Serdar Korkmaz, Ünal Sayman, Selim Tezcan, Sedat Biçer, Tayfun Çorumlu, Serkan Güney, Erkan Tunç, Hasan Sevinç‟e ve tek tek sayamadığım ama isimleri gönlümde mahalle arkadaĢlarıma çok teĢekkür ederim.

Son olarak teĢekkürün ötesinde varlıklarıyla bana maddi ve manevi her zaman destek olan aileme ve Burcu‟ma minnettarım.

(9)

ĠÇĠNDEKĠLER

KISALTMALAR ... i

TABLOLAR ... iii

TEġEKKÜR ... iv

GĠRĠġ ... 1

BĠRĠNCĠ BÖLÜM: DEVLET VE GÜVENLĠK ARASINDAKĠ ĠLĠġKĠ ... 14

I. DEVLET ... 14

A. Devletin Tanımı ... 14

B. Devletin Ortaya ÇıkıĢında Sosyal SözleĢme Teorisi ve Güvenlik Olgusu / Marksizm ve Zor Aygıtının VaroluĢu ... 25

1. Devletin Ortaya ÇıkıĢında Sosyal SözleĢme Teorisi ve Güvenlik Olgusu ... 25

2. Marksizm ve Zor Aygıtının VaroluĢu ... 37

II. GÜVENLĠK ... 44

A. Güvenliğin Tanımı ... 45

B. Güvenlik Olgusuna ÇeĢitli YaklaĢımlar... 48

C. Ġç ve DıĢ Güvenlik ... 57

D. Ġç Güvenliğin Sağlanması – Kamu Düzeni ... 61

III. DEVLET VE GÜVENLĠK ARASINDAKĠ ĠLĠġKĠDE YAġANAN DÖNÜġÜM .... 75

A. Feodal Devlet ve Güvenlik AnlayıĢı ... 75

1. Feodal Güvenlik AnlayıĢı: Ġngiltere Örneği ... 79

2. Feodal Güvenlik AnlayıĢı: Fransa Örneği... 81

3. Feodal Dönem Kamu Düzeninin Sağlanması Yolunda Polislik Pratikleri ... 84

B. Modern Devlet (Ulus Devlet) ve Güvenlik AnlayıĢı ... 90

1. Kapitalizmin GeliĢimi ve Modernite ... 96

2. Modern Devletin ġiddet Kullanma Tekeli ... 102

3. Modern Polisliğin Ortaya ÇıkıĢı ... 105

4. Modern Polis ve Sınıf Kontrolü ... 111

5. Modern Polisliğin Belirleyici Özellikleri ... 118

5.1. Çift Taraflılık ... 119

5.2. UzmanlaĢma ve Profesyonellik ... 122

5.3. Gözetim ve Denetim Gücünün ArtıĢı ... 124

6. Modern Devletin Güvenlik Modeli: Kamu Hizmeti Olarak Güvenlik ... 130

6.1. Kamu Hizmeti ... 130

6.2. Güvenlik Hizmeti ... 136

C. Neoliberal Devlet ve Güvenlik AnlayıĢı ... 139

1. Neoliberal Devletin YükseliĢi ve Sosyal Devletin ÇözülüĢü ... 152

2. Neoliberal Devletin ÖzelleĢtirme Amacı - Özel Güvenlik Uygulaması ... 158

3. Neoliberal Devletin Yoksullukla Mücadelesi - Toplum Destekli Polislik Uygulaması ... 173

4. Neoliberal Devletin Güvenlik Modeli: Güvenlik YönetiĢimi ... 183

4.1. Güvenlik YönetiĢimi ... 188

BĠRĠNCĠ BÖLÜM GENEL DEĞERLENDĠRMESĠ ... 204

(10)

ĠKĠNCĠ BÖLÜM: GÜVENLĠK YÖNETĠġĠMĠNĠN GELĠġĠMĠNDE BAġLICA

ÖNEMLĠ DĠNAMĠKLER ... 217

I. KÜRESELLEġME: DEVLET-SERMAYE ORTAKLIĞI ... 217

A. KüreselleĢme Kavramı ... 219

B. KüreselleĢme Sürecinde Devlet-Güvenlik ĠliĢkisi ... 221

C. KüreselleĢme Sürecinde Güvenlik Bağlamında Zayıf Devlet (Merkez-Bağımlı Ülkeler Ayrımı) ... 232

II. YENĠ SAĞ: NEOLĠBERAL VE NEOMUHAFAZAKAR AKIMLAR ... 249

A. Yeni Sağın Güçlü “Güvenlik” Devleti – Reaganizm ve Thatcherizm ... 258

B. Gece Bekçisi (Jandarma) Devlete DönüĢ ... 266

III. SOĞUK SAVAġIN SONA ERMESĠ ... 272

IV. ULUSLARARASI KURULUġLAR: GÜVENLĠK SEKTÖRÜ REFORMU ... 280

A. BirleĢmiĢ Milletler (BM) ... 282

B. Ekonomik ĠĢbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) ... 286

C. Dünya Bankası (DB) ... 288

D. Avrupa Birliği (AB) ... 290

E. Avrupa Güvenlik ve ĠĢbirliği TeĢkilatı (AGĠT) ... 314

F. Kuzey Atlantik Ġttifakı (NATO)... 320

V. 11 EYLÜL 2001 TERÖRĠZME KARġI SAVAġ: ABD EMPERYALĠZMĠNĠN SAVAġ MODELĠ ... 328

VI. POST MODERNĠZM ... 376

A. Risk Toplumu ... 379

B. Tüketim Toplumu ... 388

C. BireyselleĢmiĢ Toplum ... 396

D. Korku Toplumu ... 405

ĠKĠNCĠ BÖLÜM GENEL DEĞERLENDĠRMESĠ ... 449

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM: DÜNYADA VE TÜRKĠYE’DE ÖZEL GÜVENLĠK OLGUSU ... 453

I. DÜNYADA ÖZEL GÜVENLĠK OLGUSU ... 453

A. Özel Güvenliğin GeliĢimi ... 454

B. Özel Güvenliğin Boyutları ... 469

II. TÜRKĠYE‟DE ÖZEL GÜVENLĠK OLGUSU ... 483

A. Özel Güvenliğin Tanımı ve Tarihsel GeliĢimi ... 485

1. Tanım ... 485

2. Tarihsel GeliĢim ... 491

B. 1980 Sonrasında Türkiye‟de Özel Güvenlik ... 497

1. 2495 Sayılı Kanun‟a Göre Özel Güvenlik ... 497

2. 5188 Sayılı Kanuna Göre Özel Güvenlik... 510

2.1. YasalaĢma Süreci ... 511

2.2. Özel Güvenlik TeĢkilatı‟ndan Özel Güvenlik ġirketi‟ne: 5188 Sayılı Kanun ... 525

2.3. 5188 sayılı Kanun‟a Göre Özel Güvenlik Görevlilerinin Yetkileri ... 537

C. Özel Güvenliğin Denetimi ... 558

D. Özel Güvenlik Eğitimi ... 570

E. Özel Güvenliğin Ġstihdamı ... 591

F. Özel Güvenliğin Kolluk Ġçindeki Konumu ... 620

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM GENEL DEĞERLENDĠRMESĠ ... 639

(11)

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM: DÜNYADA VE TÜRKĠYE’DE TOPLUM DESTEKLĠ

POLĠSLĠK UYGULAMASI ... 646

I. DÜNYADA TOPLUM DESTEKLĠ POLĠSLĠK UYGULAMASI ... 649

A. Toplum Destekli Polisliğin GeliĢimi ... 650

1. Toplum Destekli Polisliğin Tanımı ... 656

2. Toplum Destekli Polislik Uygulamaları ... 664

B. Toplum Destekli Polisliğin Unsurları ... 682

1. Önleyici Polislik (Suçla Mücadelede Proaktif YaklaĢım) ... 683

2. Çok Kurumlu YaklaĢım ... 689

3. Polis-Halk ĠĢbirliği ... 694

4. YerelleĢme... 700

II. TÜRKĠYE‟DE TOPLUM DESTEKLĠ POLĠSLĠK UYGULAMASI ... 711

A. Türkiye‟de Toplum Destekli Polisliğin GeliĢimi ... 713

B. Türkiye‟de Toplum Destekli Polislik- Tanım ve Uygulama... 730

C. Toplum Destekli Polisliğin Değerlendirilmesi ... 760

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM GENEL DEĞERLENDĠRMESĠ ... 791

SONUÇ ... 797

KAYNAKÇA ... 813

ÖZET ... 916

ABSTRACT ... 917

(12)

GĠRĠġ

Devletin ortaya çıkıĢında zora sahip olması ve bunu düzenin devamı için sürdürmesi gerekliliği, varlık sebeplerinden birisi olarak karĢımızdadır. Devletin var olmasında çok önemli bir unsur olarak güç kullanma özelliği, devletin oluĢumunda önemli bir yere sahiptir. Dolayısıyla devletin zorla içiçeliği, toplumsal kontrol ve denetimin sağlanması temelinden yükselmektedir. ÇalıĢma, devletin iç güvenlik iĢlevini yürütme konusunda baĢvurduğu zor kullanma aygıtı olarak polisin, devlet düĢüncesinde merkezi bir yere sahip olduğu fikrini taĢımaktadır. Devletin toplumsal kontrol ve denetimi sağlama yönünde kamu düzenini sağlaması için polise baĢvurması durumu vardır. Ancak bu noktada devlet teorisine iliĢkin açıklamalara yer verilmesi, iç ve dıĢ güvenliğin taĢıdığı anlamın, kamu düzeninin, kamu hizmetinin, toplumsal denetimin açıklanması ve nihayetinde polis kavramının da gözardı edilmeksizin ele alınması gerekmektedir. Güvenliğin, devletin düzeninin inĢası için kullanılan mantığın bir parçası olduğu ön kabulüyle polis yapılanmasıyla ilgili değiĢim, genel anlamda devletten bağımsız olmayan bu değiĢim, oldukça önemli sonuçlar ortaya çıkarmaktadır. Polis, sermayenin emek üzerindeki egemenliğini gözetecek kanun ve düzen politikaları içinde liberal prensiplerle uyumlu bir takım güvenlik ölçütlerine, liberal güvenlik tekniğine uygun bir biçimde tasarlanmıĢtır.1 Bu nedenle çalıĢma, devletin güvenlikle olan iliĢkisini ve güç kullanma yolunda zor aygıtlarından polisi de ele almaktadır.

Devletin zor ile içiçeliğinin yanında zorun bir boyutu olarak güvenlik kavramının kamu hizmeti özelliği, özellikle modern devletin ortaya çıkıĢıyla birlikte kendisini göstermeye baĢlamıĢtır. Devletin topluma nüfuz edebilme araçlarının geliĢmeye baĢladığı bu dönemde geniĢ toplumsal kesimler için kamusallık kazanan ve bu düzlemde meĢru kılınması yönünde bir güvenliğin varlığı, Weber tarafından modern devletin tekelinde temel ayırt edici özellik olarak tanımlanmıĢtır. Bu noktada modern devletin düzeni sağlamada esasen sınırlandırıcı ve denetleyici yönünü meĢru kılmaya

1 Mark Neocleous, Toplumsal Düzenin İnşası, Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi, Ġstanbul, 2006, s. 72- 76.

(13)

yönelik çabalar içerisine girdiği görülmektedir. Güvenliğin kamu hizmeti boyutunun vurgulanması, modern devletin toplumun geniĢ kesimlerine nüfuz edebilme kapasitesine ulaĢmaya baĢlaması ve aynı zamanda zor gücünde de büyük artıĢların yaĢanmasıyla çok yakından iliĢkilidir. Bu durumun ortaya çıkardığı halkın güvenliğini sağlamanın devletin en baĢta gelen görevlerinden, hatta varlık sebeplerinden birisi olduğu genel kabulünün, tarihsel süreçte devletin yaĢadığı dönüĢümler içinde ele alınması gerekmiĢtir. Ancak çalıĢma özellikle 20. yüzyılın son çeyreğinden itibaren kendisini gösteren neoliberal reform programları doğrultusunda devletin dönüĢümü paralelinde, iç güvenlik alanında yeniden yapılanmayı ve buna yönelik gerçekleĢtirilen yasal ve kurumsal değiĢimleri konu almaktadır.

ÇalıĢma; iç güvenlik olgusundaki değiĢimi, özel güvenlik Ģirketleri (ÖGġ), toplum destekli polislik (TDP) uygulaması ve idari kolluk olarak polis özelinde yetki ve sorumluluk bakımından yansımalarını güvenliğe iliĢkin mülkiyet değiĢimi üzerinden ele almaktadır. Özellikle 1980 sonrası, özelleĢtirme politikalarının hız kazanmasıyla piyasa iliĢkileri çerçevesinde birçok kamu hizmetinin iĢletmecilik esasına göre yürütülmeye baĢlandığı görülmektedir. Güvenlik alanının da piyasa anlayıĢı içinde sermayenin değerlenme alanlarından birisi olmaya baĢladığı söylenebilir. Güvenlik alanının geniĢlemesine yönelik eğilimlere uygun olarak bu alnda örgütlenmelerin de kurulmaya baĢladığı görülmektedir. Dolayısıyla, önce devletin üretici olduğu alanlardan çekilmesi ile baĢlayan minimalleĢme süreci, zaman içerisinde devletin varlık nedenleri olarak görülen görev alanlarına da yayılmıĢtır. Bu bağlamda bazı güvenlik hizmetlerinin özelleĢtirilmesinin, bazılarının halka mal edilmesi yoluyla sivilleĢtirilmesinin güvenlik hizmetlerinde etkinlik ve verimlilik sağlayacağı, kaynak israfını önleyeceği iddiasının gerçekliği, tartıĢılması gereken bir konudur.

Günümüzde devletin, sermayenin yeni yatırım alanları arayıĢından kaynaklanan süreçte kamu hizmeti sunumundan uzaklaĢtığı görülmektedir. Bu durum toplumsal yaĢamın bütün alanlarında olduğu gibi güvenlik alanın da, sermayenin kâr maksimizasyonu amacı doğrultusunda yeniden yapılandırılmasıyla somutlanmaktadır. ÖzelleĢtirmeye konu olan güvenlik alanında giderek önemini artıran bir aktör olarak ÖGġ‟nin ve devletin sosyal yönünden uzaklaĢmasıyla daha ön

(14)

plana çıkan baskıcı yönünün meĢru kılınmasına yönelik iç-dıĢ müĢteri odaklı bir anlayıĢı yansıttığı düĢünülen TDP uygulamasının Türkiye‟de güvenlik alanında yaĢanan değiĢimler içerisindeki yerinin belirlenmesi önem taĢımaktadır. Bir bütün olarak kamu yönetiminde kurumsal ve göreve iliĢkin değiĢimine yönelik uygulamalar bağlamında ele alınması sayesinde, özelleĢtirme, sivilleĢtirme ve yerelleĢme üzerinden Türkiye‟de güvenlik hizmetinde yaĢanan değiĢimin anahatları yakalanmaya çalıĢılacaktır. Bu kapsamda, Amerika BirleĢik Devletleri (ABD) ve BirleĢik Krallık baĢta olmak üzere dünyada güvenlik anlayıĢında yaĢanan değiĢimin güvenliğe, yapı olarak kamu yönetimlerindeki içiĢleri örgütlenmelerine nasıl yansıdığıyla ilgili yazın da analiz edilerek incelenecek, özellikle ülkemizdeki dönüĢüme etkileri küreselleĢme ve yerelleĢme bağlamında ele alınacaktır. Güvenlik alanında yaĢanan değiĢimler, devletin kendi içerisinde ve devlet aktörleri arasındaki mücadelenin aldığı biçimleri yansıtmaktadır. Türkiye‟de merkeziyetçi yönetim sistemi içinde devletin elinde ve hiyerarĢik kontrolünde olan ve özelleĢtirmeye veya güvenlik sisteminin özelleĢmesine sınırlama getiren anlayıĢın çözülmeye baĢladığı ve bu alana yeni bir biçim verilmek istendiği görülmektedir. Ġç güvenlikteki bu yeniden yapılanma, devletin küresel piyasaların gereksinimleri doğrultusunda yeniden örgütlenmesi sürecinin bir baĢka boyutu olarak görülebilir.

ÇalıĢma Ģu soruları sorarak baĢlamaktadır. Türkiye‟de güvenlik hizmetlerinin sunumunda ve güvenlik yapılanmasında 2000‟li yıllarda yeni aktörlerin ve uygulamaların gerçekleĢmesinin gerisinde hangi iç ve/veya dıĢ kurum-kuruluĢlar ve faktörler yatmaktadır? Bu yeni dönemdeki tartıĢmaları önceki dönemlerden farklılaĢtıran nedir? Yeniden yapılanmaya yönelik çıkarılan yasalar kamu yönetimi alanında hangi değiĢiklikleri gündeme getirmektedir? Devletin rolü ve iĢlevlerinde bir değiĢimden söz edilebilir mi? Türkiye‟de iç güvenlik alanında son dönemde ne yapıldığı, bunun gerekçe/leri, güvenlik alanında ÖGġ‟nin, TDP uygulamasının ne anlam taĢıdığı, gerçekleĢtirilmek istenen modelin Türkiye‟de yerleĢip yerleĢmediği ve uygun olup olmadığı, sürecin yarattığı ya da yaratması muhtemel anlayıĢ ve yapı üzerindeki etkileri, TDP uygulamasının bu sürecin bir parçası olup olmadığı, ÖGġ‟nin yapısının, iĢlev ve fonksiyonlarının güvenlik hizmetlerinde geleneksel kamu örgütlenmesi içerisinde hangi konumda bulunduğunun değerlendirilmesi ve bu

(15)

yapılanmanın devlet-güvenlik iliĢkisi bağlamında ne gibi bir değiĢikliğe sebep olduğu ve/veya olacağı sorularından hareketle çalıĢma, iç güvenlik olgusunda yeniden yapılanmanın gerisindeki dinamikleri araĢtırmıĢtır.

ÇalıĢma, sermayenin karını artırmak üzere dünyada ve Türkiye‟de kamu hizmeti alanının daraltılmasını, serbestleĢtirilmesini ve ticarileĢtirilmesini isteyen geliĢmeler sonucunda devletin yaĢamakta olduğu değiĢimi güvenlik alanı üzerinden tartıĢmayı amaçlamıĢtır. ÇalıĢmanın ana gayelerinden birisi, özellikle modern devletin ortaya çıkıĢıyla birlikte polisin halkın güvenliğini sağlamaktan çok sınıf kontrolü içinde egemen kesimin çıkarlarını koruyacak bir kamu düzeninin devam ettirilmesine yönelik olarak tasarlandığını düĢündüğü liberal güvenlik tekniğinin yerleĢmesine iliĢkin özellikle son dönem ağırlıklı olarak dünyada ve Türkiye‟de yaĢanan geliĢme ve değiĢiklikleri, eleĢtirel bir anlayıĢla ele almak ve irdelemektir.

Devletin kamu hizmeti sunumundan uzaklaĢmasıyla daha somut bir biçimde görülmeye baĢlayan zor ile içiçeliğinin meĢru gösterilmesine yönelik çabaların ortaya konulması amaçlanmıĢtır. Bu çabaların güvenlik alanında özelleĢtirme yoluyla ÖGġ ve kamu hizmeti vurgusu iddiasıyla TDP uygulamasıyla somutlandığı görülmektedir.

ÖzelleĢtirme yoluyla piyasaya devredilen güvenlik hizmetleri ve halkın kendi güvenliğinden sorumlu kılınması bağlamında sivilleĢmesinin arkasında yatan sebeplerin, örgütlenme, personel, iĢlev açısından açıklanmasına odaklanılmıĢtır.

ÇalıĢma; devlet ile güvenlik iliĢkisinin sermaye birikimi üzerinden nasıl Ģekillendiğini açıklama, geliĢmiĢ ve az geliĢmiĢ ülkeler kapsamında devletin iç güvenlik fonksiyonundaki dönüĢümünü ortaya koyma, güvenlik hizmetlerinin metalaĢma sürecini betimleme, özellikle 1980 sonrası küresel sermayenin kamu hizmetleri üzerindeki etkisi baĢta olmak üzere sermayenin güvenlik hizmetleri üzerindeki etkilerini dönemsel olarak ortaya koyma, sosyal devlet anlayıĢındaki dönüĢümün güvenlik üzerinden okunması, küresel kapitalizm ve uluslararası sermayenin talep ve beklentilerine paralel olarak özel güvenlik sektörünü ve devlet kurumlarında yapısal ve iĢlevsel açıdan varolan geliĢmeleri irdelemek, ÖGġ ve TDP uygulaması üzerinden ülkemizde güvenliğin yeniden yapılandırılmasına yönelik geliĢmelere ıĢık tutabilme amacını taĢımaktadır.

(16)

1980‟li yıllarda yükseliĢe geçen özelleĢtirme dalgası, güvenlik hizmetlerinin ticarileĢmesinin önünü açmıĢ ve böylece özel güvenlik/askeri Ģirketleri büyük bir hızla artmıĢtır. Bu durum, ulus devletlerin iĢlevleri ve anlamında da bu geliĢmelere koĢut biçimde değiĢmenin olduğunu göstermektedir. Bu bağlamda güvenliğin özelleĢmesinin devlet ile toplum arasındaki iliĢkilerde ne gibi etkiler yarattığı, sermayenin kar alanlarından birisi haline gelen güvenliğin devletin dönüĢümünde yer aldığı konumun belirlenmesi amaçlanmıĢtır. Devletin rolü ve iĢlevlerinde güvenlik düzleminde değiĢimlerin yaĢanıp yaĢanmadığının incelenmesinde, devletin güvenlik ile iliĢkisindeki değiĢimlerin toplumla arasındaki iliĢkilere nasıl yansıdığının da açıklanması gerekmektedir. Bu bağlamda neoliberal anlayıĢın güvenlik alanındaki somut yansıması olarak TDP uygulaması bu sürecin nasıl geliĢtiğini yansıtabilecek önemli bir araç olarak karĢımıza çıkmaktadır. Toplumsal sorunları, bireylerin kendi sorumsuzluklarına indirgeyen, yapısal bozuklukları bir irade eksikliği olarak gören ve önerdiği çözümleri performans üzerinden bireye bağlayan anlayıĢ içerisinde2 yerel ve mikro alanlardaki sıkıntılara odaklanan TDP uygulamalarının, güvenlik alanında ne anlama geldiği ve güvenlik alanındaki örgütlenmeye nasıl bir etkide bulunduğunun da irdelenmesi gerekmektedir. YaĢanan durumun ulusal ve ulus ötesinden kaynaklanan nedenlerini, Türkiye‟de iç güvenlik hizmetlerinde neoliberal anlayıĢ üzerinden yürüyen bir değiĢme var ise, bunun gerekçelerini ortaya koymak gerekmektedir. Güvenliğin özelleĢmesi, yerelleĢmesi ve sivilleĢmesi yönünde bir eğilim var ise bunun arkasında yatan düĢüncelerin, taleplerin neler olduğu ve Türkiye‟de bu taleplerin ne derece karĢılandığı, karĢılanamayan talepler var ise bunun sebeplerini analiz etme hedefi güdülmektedir.

Güvenliğin özel güvenlik boyutu ve toplumdaki güvenlik algısına yönelik etkilerinin, kapitalizmin iki fenomeniyle iç içe geçtiği ileri sürülmektedir. Ġlki, devletin sosyal devlet veçhesinin küçülmesidir. Emniyet hizmetleri de, tıpkı sağlık ve eğitim hizmetleri gibi bütçede yük teĢkil etmekten olabildiğince çıkartılmaya çalıĢılmaktadır. Diğer fenomen ise, toplumsal hayatta güvenlik endiĢesinin artmasıdır. Güvenlik endiĢesindeki artıĢın ideolojik bir boyutu olduğu düĢünülmekle beraber yeni zamanların daha hızlı, daha anonim, daha yüzergezer iliĢki ağlarının

2 Zeynep Gambetti, “Linç GiriĢimleri, neo-liberalizm ve güvenlik devleti”, Toplum ve Bilim, Birikim Yayınları, Sayı: 109, (2007), s. 31.

(17)

insanlar için daha çok kaygı üretmekte olduğu3 ifade edilmektedir. ÇalıĢma, sosyal devletin çözülmesiyle yaĢanan değiĢimin jandarma devlet anlayıĢına doğru bir gidiĢatı yansıttığını düĢünmekle birlikte bu durumun güvenlik tedbirleri ve güvenlik gücünde yaĢanan artıĢa rağmen ironik olarak halkın güvencesizliğini artırdığını düĢünmektedir. Çünkü çalıĢma, yaĢanan durumda güvenliği, devletin halkın güvenliğini sağlamak üzerinden bir kamu hizmeti biçiminde sunduğu değil, kamu düzenini sağlamada baskıcı yollarla kendi meĢruiyetini ve sermayenin güvenliğini artırdığı Ģeklinde yorumlamaktadır. Halk, TDP uygulamasıyla kendi güvenliğinden sorumlu kılınmak ya da bu hizmetin özelleĢtirilmesi yoluyla piyasadan satın almak durumunda kalmaktadır.

AlıĢveriĢ ve iĢ merkezleri, fabrikalar, Ģirket binaları, özel eğitim kurumları, oteller, sanayi bölgeleri, özel hastaneler, otobüs terminalleri, kuyumcular, döviz büfeleri, yüksek duvarlarla çevrili siteler (gated communities) gibi her mekanda ve refakat hizmetleri, konserler, spor karĢılaĢması, özel toplantı gibi etkinliklerde görev alan ÖGġ‟nin amaçları, “Ģirket ve mülkün korunması ve böylelikle suçun önlenmesine katkıda bulunmak” olarak ifade edilmiĢtir ve “Ģirket ve mülkün” koruyucusu olan bu Ģirketlerin varlık gerekçesi “özellikle iĢyerlerinin devletin sağladığı korumadan daha fazlasına ihtiyaç duyması” olarak ortaya konulmuĢtur. Dolayısıyla bu anlayıĢ üzerinden hareket edildiğinde, küreselleĢme sürecinde sermayenin karını artırmak üzere özelleĢtirilen güvenlik alanının, kurulan ÖGġ ile sermayenin koruyucusu haline gelmesi durumunun gerçekte sermaye için ikili bir korunma kalkanı yarattığını söylemek mümkündür. Yaratılan güvenlik bunalımı aracılığı ile halkın bu değiĢime karĢı koyması engellenmek istenmiĢtir. ĠĢte bu süreçte ÖGġ ile özelleĢen kolluk hizmetleri aracılığıyla güvenlik hizmeti sadece dünya servetinin büyük çoğunluğunu elinde bulunduran sermayedarların yararlanabildiği bir hak ve kendilerini büyük çoğunluktan koruyabildikleri bir olanak biçimine bürünmüĢtür. Böylece çoğunluk karĢısında özel bir savunma yapılanması oluĢturularak, azınlık çoğunluğa karĢı daha da güçlü kılınmıĢtır.4 Bu durumda da doğal olarak güvenlik ihtiyacını “özel güvenlik

3 Tanıl Bora, “Özel Güvenlik ve Polis Toplumu”, Birikim Aylık Sosyalist Kültür Dergisi, Sayı: 178, (ġubat 2004), s. 20-23.

4 Evren Haspolat, “Devlet-Güvenlik ĠliĢkisinin DeğiĢen Ġçeriği: Dünyada ve Türkiye‟de Özel Güvenlik”, Eğitim Bilim Toplum Dergisi , Cilt: 4, Sayı: 13, (KıĢ 2005/2006), s. 60-75.

(18)

hizmeti satın alarak” karĢılayabilen sermaye ve iĢ dünyası, tüm dünyada ÖGġ tarafından korunurken, halklar devletlerin giderek daha da niteliksiz olarak sunduğu

“emniyet hizmetleri”ne mahkum olmaktadır.5 Temel bir ihtiyaç olan korunma, sosyal güvenlik yerine polisiye güvenlik anlayıĢını benimseyen neoliberal devlet tarafından piyasaya ve kiĢilerin kendi sorumluluklarına bırakılmaktadır.

Devletin sosyal devlet yönünün özelleĢtirilerek giderek salt bir savunma aygıtı haline geldiği ve bu durumun, devlet toplum arasındaki iliĢkide güvenlik alanında daha denetleyici ve baskıcı bir anlayıĢı ortaya çıkardığı görülmektedir. BaĢta eğitim, sağlık ve sosyal güvenlik alanları olmak üzere birçok alanda neoliberal anlayıĢ doğrultusunda gerçekleĢtirilen değiĢikliklerin toplumda yarattığı hoĢnutsuzlukların ve sıkıntıların devlete karĢı bir meĢruiyet sorunu doğuracak boyuta eriĢmemesi amacıyla TDP uygulamalarına baĢvurulduğu söylenebilir. Neoliberal devletin kendi bünyesinde oluĢturduğu güvenlik yapılanması ve anlayıĢını yansıttığı düĢünülen TDP, toplumda neoliberal dönemin hakim kıldığı sosyal güvencelerde piyasalaĢma döneminin yarattığı “güven(ce)sizlik” haline karĢı vatandaĢı da kendi güvenliğinden sorumlu kılmanın ve polis teĢkilatı için birer bilgi kaynağı haline getirmenin aracı olarak görülebilir. VatandaĢa kendi güvenliğinden sorumlu olma bilincini yükleme, hem güvensizlik durumunun bir nebze bertaraf edilebilmesi, hem maliyeti kısabilmenin, hem de polislik iĢlerinde daha etkin olabilmenin bir yolu olarak öne çıkmıĢtır.

Bu açıdan bakıldığında neoliberal dönemde devlet ile zorun içiçeliği kendisini daha belirgin ve açık bir Ģekilde göstermektedir. Dünya genelinde, devletin güvenlik alanını ÖGġ‟ye giderek daha da fazla açmaya baĢlaması, TDP gibi zoru meĢru kılacak politikalara tarihsel süreç içinde yeniden yönelmesi arkasında yatan temel neden devletin değiĢimi, yani sosyal iĢlevlerinden arınması olduğu söylenebilir.

Türkiye‟de de süreç aynı Ģekilde ilerlemiĢ ve devletin güvenlik alanında özel birimlere alan açması, zoru meĢru kılacak politikalara güvenlik alanında daha fazla baĢvurması sosyal yönlerinden sıyrılmaya baĢladığı döneme rastlamıĢtır.

5 Tanıl Bora, “Garibana “emniyet” kibar muhitlere “özel güvenlik” mi?”, İstanbul Dergisi, Sayı 59, (Mayıs 2007), s. 58-61.

(19)

Bu anlayıĢ içinde kanunlar ve yönetim nihayetinde zenginleri, yoksullara veya mülkiyeti olanları olmayanlara karĢı korumak için tesis edildiklerinden bu kanunları uygulayacak zor gücünün tasarlanması gerekmektedir. Bu noktada polis kavramı, yapılan sözleĢmeleri koruyacak ve mülkiyet haklarını kollayacak, sermayenin gereksinimleri doğrultusunda yapılandırılmakta olan güvenliği sağlayacak bir güç olarak karĢımıza çıkmaktadır. Bununla birlikte neoliberal güvenlik yönetiĢiminin öngörüdüğü aktörlerden biri olarak ÖGġ tipik bir kapitalist Ģirket gibi iĢlemektedir.

Daha çok kar etmek için kim daha çok para verirse ona hizmet etmektedirler. Bu Ģirketlerin dünyanın daha güvenli (!) bir yer haline gelmesine katkıda bulunabileceklerinin düĢünülmesi hatalıdır. Bu noktada ÖGġ‟nin sermayenin güdümüne daha kolay girecek bir yapılanma içinde bağımsız ve öz-çıkar güdümlü bir biçimde mülkiyet peĢinde koĢma egoizminin garantisi olma yolunda6 önemli bir aĢama olduğu düĢünülmektedir. Kısaca devletin desteklediği ve güvenlik alanında sivillerin de kendi güvenliğini sağlamasına imkan verecek gönüllü güvenlik temelindeki uygulamalar ile paramiliter bir gücün kendisini gösterdiği söylenebilir.

ÇalıĢmada niteliksel yöntem üzerinden devlet ve güvenlik olgusunun tanımlanması, bu olgulara iliĢkin bilgilerin analiz edilmesi, aralarındaki iliĢkinin tanımlanması ve sınıflandırılması, gerçekçi ve bütüncül bir biçimde ortaya konulması, ekonomik ve politik açılardan yönetim bilimi çerçevesinde incelenmesi amacını taĢıyan bir araĢtırma gerçekleĢtirilmesine uğraĢılmıĢtır. Veri toplama tekniği olarak doküman incelemesine baĢvurulmuĢtur. Doküman incelemesi ağırlıklı olarak kitaplar, periyodik yazılı kaynaklar, dergi, yargı kararları, raporlar, kanun metinleri, yazılı basın, elektronik kaynaklar, istatistiksel veriler ve bültenler üzerinden yürütülmüĢtür.

Tezin devletin temel fonksiyonlarından birisi olan güvenliği tartıĢması ve devlet tarafından kamu hizmeti olarak sunulmasında ulus devlet anlayıĢındaki değiĢimin güvenlik anlayıĢına yansıması önemlidir ve çok geniĢ kitleleri ilgilendirir. Buna karĢılık güvenlik konusunu çalıĢmanın pratik zorluklarından birisi, genel itibarıyla her çalıĢma için ileri sürülebilecek kaynaklara ulaĢabilmede “güvenlik gerekçesi”nin bu çalıĢmada daha somut bir biçimde görülmüĢ olması, dolayısıyla ulaĢılamayan

6 Mark Neocleous, 2006, a.g.k., s. 72-76.

(20)

kaynakların varlığıdır. Bu durum kamu yönetimi disiplininde alana yönelik çalıĢmaların azlığına sebep olduğu gibi daha az ilginin de ortaya çıkmasına sebep olmaktadır. Güvenlik konusu belki de doğal ve ağırlıklı olarak güvenlik alanında faaliyet gösteren kurum ve yetkilileri tarafından ele alınmaktadır. Bu konuda yapılan çalıĢmaların mevcut güvenlik politikalarının ele alınmasında örneğin son dönem neoliberal güvenlik politikalarını olumlamaktan ne kadar bağıĢık bir değerlendirme içerdiği de Ģüphe götürür. Bu alanda eleĢtirel çalıĢmaların azlığı ortadadır.

Dolayısıyla güvenlik alanında gerçekleĢtirilen birçok çalıĢmanın anlayıĢ ve uygulama bakımından son dönem neoliberal ideolojinin belirlediği fikirlerin ıĢığında kaleme alındığı söylenebilir. Sermaye birikimi modeli hem ulusal hem de uluslararası bir olgu olarak karĢımıza çıktığına göre, güvenliğin yönetimini de çok katmanlı bir birikim süreci olarak algılamak gerekmektedir. Bu çözümlemenin zorluklarının farkında olmakla birlikte, bu tez çalıĢması aracılığıyla güvenlik arayıĢının birikim sürecine hizmet eden yönlerini ortaya koymak bile, baĢlıbaĢına akademik bir duruĢ olarak kabul edilebilir. ÇalıĢma, en azından tek yönlü bir bakıĢ açısından kurtulma ve güvenlik kavrayıĢının sermaye birikimi ile iliĢkisini ortaya koyabilme çabasındadır ve ele aldığı konunun bu yönüyle kolay olmadığının da farkındadır.

Tezin dört bölümden oluĢması öngörülmüĢtür. Ġlk bölümde tezin temel kavramsal çerçevesine yönelik olarak devlet, güvenlik ve bunlar arasındaki iliĢki tarihsel süreç içerisinde ele alınmıĢtır. Özellikle sermayeye yeni kar alanları açılması üzerinden temellenen neoliberal politikalar yoluyla Ģekillenen neoliberal devletin güvenlik anlayıĢını yansıtan güvenlik yönetiĢimi, tezin sonraki bölümünde daha ayrıntılı bir Ģekilde yer almak üzere tanımlanmaya çalıĢılmıĢtır. Bu bölüm zorun devletle olan içiçeliğini ortaya koyma amacını taĢımaktadır. Aynı zamanda modern devletle birlikte güvenliğin kamu hizmeti boyutunun topluma nufüz etmede meĢrulaĢtırıcı bir unsur olarak ortaya çıkmasına değinilmiĢ ve 1970‟lerde baĢlayan sermaye birikim krizinin aĢılması yönünde bu boyutun özelleĢtiğine ve devletin zora dayalı tek kurum olarak neoliberal süreçte sosyal yönlerinin çözülmeye denetim ve gözetim boyutuyla ise daha da güçlendiğine yer verilmiĢtir. Güvenlik yönetiĢimi, tezin sonraki bölümünde daha derinlemesine ele alınmak üzere sözü edilen neoliberal devletin çok

(21)

aktörlü güvenlik anlayıĢını yansıtması açısından bu bölümde açıklanmıĢtır. Buna göre Birinci bölümde; devlet, güvenlik kavramı, iç ve dıĢ güvenlik, sivil toplum ve mülkiyetin korunması bağlamında tartıĢılacak güvenlik hizmetinin tarihsel geliĢimi, farklı dönemlerdeki devlet örgütlenmeleri ve buna bağlı olarak güvenliğin yapısal niteliğindeki dönüĢümleri sınıflandırılmaya çalıĢılacaktır. “Devlet nedir?” sorusu çerçevesinde iç güvenlik ve güvenliğin sınıfsal karakteri incelenecektir. Devlet kuramı ile ilgili detaylı ve kapsamlı bir inceleme yapılmamakla beraber, devlet ile güvenlik iliĢkisini anlamayı sağlayacak derinlikte bir irdelemede bulunulmaya çalıĢılmıĢtır. Devletin tarihsel süreçte geçirdiği değiĢimler ve güvenlik olgusuyla olan iliĢkisi ele alınmıĢtır. Özellikle son dönem yaĢanan geliĢmeler içinde karĢımıza çıkan özel güvenlik hizmeti ve bu hizmetteki büyüme eğiliminin “güvenlik toplumu”

yaratma çabaları üzerinden bir tür sermaye birikimi aracı olup olamayacağı, bu bölümde ileri sürülecek ve izleyen bölümlerde bu tezin altının doldurulması için ön bir hazırlık yapılacaktır. Devletin güvenlik gücü ile üretim araçlarının mülkiyetinin korunması ve özel güvenlik hizmetinin kesiĢim alanındaki bazı kavramlara odaklanılarak (kamunun yeniden yapılanması, yönetiĢim, Ģeffaflık vb.) çalıĢma bir sonraki aĢamaya taĢınacaktır. Bu bölüm çalıĢmanın kavramsal çerçevesinin genel hatlarıyla ortaya konulduğu ve izleyen bölümlerde tartıĢılacak sorunsalın netleĢtirildiği bir bölüm olarak tasarlanmaktadır.

Ġkinci Bölümün amacını, kamu-özel kesim arasındaki ayrımın ortadan kalkması, devlet-sermaye ortaklığı içinde sermayeye yeni kar alanları yaratmak, devlete ise güvenlik alanında meĢrulaĢtırıcı politikalar yürütmesini sağlayacak güvenlik yönetiĢimi ve geliĢiminin incelenmesi oluĢturmuĢtur. Devlet, güvenlik alanında güçlü ve ayrıcalıklı yerini korurken, özel sektör ve sivil toplum aktör olarak güvenlik yönetiĢiminde yerini bulmuĢtur. KüreselleĢme sürecinde devlet-güvenlik iliĢkisi ve az geliĢmiĢ-geliĢmiĢ ülkelerdeki yansımaları, güvenlik yönetiĢiminin kuramsal kaynakları, iç ve dıĢ güvenlik ayrımının ortadan kalkması, güvenlik yönetiĢiminin kurumsal kaynakları, terör söyleminin güç kazanmaya baĢlaması, güvenlik algısının geniĢlemesi, güvenlik endüstrisinin oluĢmasında post modernizm ve toplumsal

Ayrıntılı bilgi için bkz. Selime Güzelsarı, “Kamu Yönetimi Disiplininde Yeni Kamu ĠĢletmeciliği ve YönetiĢim YaklaĢımları”, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi GeliĢme ve Toplum AraĢtırmaları Merkezi, TartıĢma Metinleri, No.66, Mart 2004.

(22)

temelleri bu bölümün çatısını oluĢturmuĢtur. Buna göre İkinci bölümde; sermayenin kamu hizmeti sürecindeki etkisinin tarihsel olarak ortaya konulması üzerinde odaklanılacaktır. Tarihsellik perspektifi elbetteki hiyerarĢik bir düzlemde ele alınmak zorundadır. Az geliĢmiĢlik ve geliĢmiĢlik perspektifi, güvenlik kavrayıĢının dönüĢümü ve dönemsel algısında elbette ki önemli olmalıdır. Bu bağlamda güvenlik hizmeti algısı hiyerarĢik bir dünya sisteminin, ideolojik olduğu kadar örgütsel temelde de yeniden inĢası sürecini açığa vermektedir. Bu hiyerarĢik katmanlaĢmada soğuk savaĢın yarattığı komünist-kapitalist ikiliği kadar, çağımız “terör”söyleminin yarattığı “korku kültürü” ve “izleme” üzerine kurulmuĢ güvenlik algısı da önemlidir.

Bu tür kültürel formların uluslararası sermaye ile bağlantılarının kurulması bir gereklilik olarak karĢımızda durmaktadır. Demokrasi/terör ikiliği üzerinden kurulan yeni hiyerarĢik modelin geliĢmiĢlik ve azgeliĢmiĢlik formlarını aĢarak dünya çapında toplumsal örgütlenmelerin çekirdeğine kadar sızması yeni bir ideolojik saldırı olarak algılanabilir mi? Devletin aldığı yeni biçim, sosyokültürel bir form olarak, devlet geleneğini bir yandan çözerken diğer taraftan da yeniden örgütlemektedir. Bu örgütlenme tek baĢına incelenirse bizi ideolojik bir körlüğe sevk edebilir. Kanımca bu ideolojik körleĢmeyi aĢmanın yolu, güvenlik kavrayıĢının sermaye birikimi ile iliĢkisini anlamaya çalıĢarak aĢılabilir. Güvenlik olgusunun çağdaĢ formlarının, kapitalist birikim modelleriyle bağlantısının kurulması bu bölümün temel sorunsalını oluĢturacaktır. Güvenlik arayıĢı ve birikim süreci arasında kurulacak olan iliĢki, güvenlik arayıĢının özel bir formu olan “özel güvenlik Ģirketleri” ve “toplum destekli polislik” ile nasıl bir iliĢki içerisinde olabilir sorusuna taĢınarak, bu bölüm, sonraki bölümlere hazırlanmaya çalıĢılacak; özel güvenliğin ve TDP‟nin, özellikle suç ve suçluyla mücadele ve terör söylemi aracılığıyla kazandığı güç ortaya konulacaktır.

ÇalıĢma, bu bölümde güvenliğin özelleĢtirilmesi bağlamında ÖGġ‟yi ve yerelleĢmesine doğru gidiĢi hızlandıracak bir anlayıĢ olarak TDP uygulamasını da kapsamına alan yönetiĢim modeline ve bu modelin geliĢim sürecinde etkili olan dinamiklerin incelenmesine odaklanmıĢtır.

Üçüncü Bölümde güvenliğin alt boyutu olarak özel güvenliğin dünyada geliĢimi, sermaye birikimi sürecinde ve iĢlemesinde taĢıdığı anlam ortaya konulmuĢ, Türkiye‟de özel güvenliğin ortaya çıkıĢ süreci özellikle yasal düzenlemeler, aktörler

(23)

üzerinden ele alınmıĢtır. SektörleĢen güvenlik alanının giderek önem kazanan aktörü olarak ÖGġ ve görevlilerinin güvenlik yönetiĢimi modelindeki yeri; yetkileri, istihdam koĢulları, eğitimi ve denetimi üzerinden belirlenmeye çalıĢılmıĢ, kolluk yapılanmasındaki yerinin daha net anlaĢılmasında polis ile iliĢkileri de incelenmiĢtir.

Buna göre Üçüncü Bölümde; Türkiye‟de ÖGġ‟nin, iç güvenlik alanında ortaya çıkıĢ gerekçelerinin ve bu gerekçeler arkasında yatan dinamiklerin açıklanması, özel güvenlik uygulamasının iç güvenlik yapılanması üzerindeki yansımaları, bu alanda Türkiye‟deki durum ele alınmıĢtır. ÖzelleĢen güvenlik alanında sayıları artan güvenlik aktörlerinden biri olarak ÖGġ, TDP uygulamasıyla birlikte neoliberal güvenlik anlayıĢını yansıtan örnek olaylarından biri olarak seçilmiĢtir.

Dördüncü Bölümde baskıcı ve denetleyici yönü giderek daha belirgin hale gelmiĢ olan neoliberal devletin zoru meĢru kılma politikalarından biri olarak TDP‟ye yer verilmiĢtir. Suçla mücadelede hem denetim hem de gözetim gücünün artması ve geniĢlemesine yol açan önleyici polislik; güvenlik yönetiĢiminin öngördüğü Ģekilde kamu-özel ayrımının ortadan kalktığı ya da en azından iĢbirliği içinde olmasını gözeten çok kurumlu yaklaĢım; zorun baskıcı ve denetleyici doğasının halkı kendi güvenliğinden sorumlu kılmak yoluyla meĢrulaĢtırılması yolunda polis-halk iĢbirliği ve özel sektöre yer açması ve demokratikleĢmeyle özdeĢleĢtirilerek anglosakson güvenlik uygulamalarının evrensel değerler olarak lanse edilmesine imkan tanıyacak yerelleĢme TDP‟nin tanımlanmasında ve geliĢiminde temel noktalar olarak yer almıĢtır. Türkiye‟de TDP‟nin geliĢimi ve uygulamanın yansımaları değerlendirilmiĢtir. Devletin TDP anlayıĢıyla topluma daha derinden nüfuz edebilme potansiyelini artırıp artırmadığı, aynı zamanda zorun özelleĢ(e)meyen boyutu ile meĢru kılınmasına yönelik uluslararası sermayenin talep ve beklentilerine uygun bir neoliberal güvenlik politikası olup olmadığı irdelenmiĢtir. Buna göre Dördüncü Bölümde; Türkiye‟de TDP uygulamasının iç güvenlik yapılanması üzerindeki yansımaları, TDP uygulamasının ortaya çıkıĢ gerekçelerinin ne derece bilinçli bir proje olduğu, bu alanda Türkiye‟deki durum ele almıĢtır. Güvenlik yönetiĢiminin öngördüğü bir model olarak dünyada ve Türkiye‟de TDP‟nin uygulama ve değerlendirmesine yer verilecektir. Sonuç kısmı, güvenlik yönetiĢiminin aktörlerini oluĢturan devlet kesimi açısından polis, özel sektör için ÖGġ ve sivil toplum

(24)

açısından gönüllülüğü ön planda tutan TDP baĢta olmak üzere tezin genel bir değerlendirmesini içermektedir.

(25)

BĠRĠNCĠ BÖLÜM: DEVLET VE GÜVENLĠK ARASINDAKĠ ĠLĠġKĠ

I. DEVLET

Devlet, temel toplumsal kurumlardan biri olarak belirli iĢlevlere sahiptir. Ancak bu çalıĢma, devletin iç ve dıĢ olmak üzere ancak özellikle ve öncelikle iç güvenlik alanındaki iĢlevlerine odaklanmaktadır. Dolayısıyla devlet ve güvenlik kavramlarının birbirleriyle çok yakın olduğu ön kabulüyle çalıĢma yürütülmektedir. ÇalıĢmada devlet ve güvenlik alanının ortak noktalarının tartıĢılması sözkonusu olacaktır.

Devletin tanımına iliĢkin belli baĢlı düĢünürlerin fikirlerine yer verilerek çalıĢmanın devleti nasıl tanımladığı ve güvenlikle nasıl iliĢkilendirdiği ortaya konmaya çalıĢılacaktır. ÇalıĢma devlet içerisinde iç güvenlik alanında meydana gelen değiĢimleri, bunların arkasında yatan dinamikleri ele alacaktır.

Devletin tanımına iliĢkin görüĢler genel hatlarıyla belirtilmeye çalıĢılmıĢtır.

Açıklamalar ıĢığında devlet-güvenlik arasındaki bağlantılar kurulmaya çalıĢılacak ve çalıĢmanın ileriki bölümlerinde ele alınacak zor aygıtı olarak polisin anlaĢılması nispeten daha kolay olacaktır. ÇalıĢmada devlet kuramı ile kapsamlı ve tarihsel bir tartıĢma sözkonusu olmamakla birlikte çalıĢmanın temel hareket noktası, kapitalizmin geliĢmesi olarak ifade edilen dönüĢümün ürünlerinden biri olan bugün içinde yaĢanılan değiĢim sürecinin etkilediği ve aynı zamanda etkilendiği modern devlet olmaktadır.

A. Devletin Tanımı

Devlet çok boyutlu ve çok yönlü bir sosyal olgu olarak görülebilir. Devletin nasıl tanımlanması gerektiği konusunda pek çok tanım yapılmıĢtır.7 Devletin oluĢumu ve iĢlevlerine iliĢkin bakıĢ açıları ve ideolojiler farklılık göstermekte bu durum devletin tanımına iliĢkin farklı düĢüncelerin ortaya çıkmasına sebep olmaktadır.

7 Yahya Kazım Zabunoğlu, Kamu Hukukuna Giriş- Devlet (Tanım-Kaynak-Unsurlar), Sevinç Matbaası, Ankara 1973, s. 35.

(26)

Platon‟a göre; devlet ile o devletin sınırları içinde yaĢayan kiĢilerin birtakım karĢılıklı ve sürekli iliĢkileri vardır. KiĢinin vatandaĢ olarak devlet içinde kendine özgü bir varlığı olmalı, kiĢi görevlerin bölüĢümünde üzerine düĢeni yapmalı, öteki vatandaĢlarla birlikte çalıĢmalıdır. KiĢiler gibi, devletin de birtakım gerekli ihtiyaçları vardır. Bunları sağlamak için özel organlardan, savunmasına ve iç düzenin kurulmasına yarayacak ihtiyaçlardan yararlanacak, gerektiğinde zora baĢvuracak bir hükümeti olacaktır.8

Duguit‟e göre devlet, güçlüler ile zayıfların farklılaĢtığı ve güçlülerin iradelerini üstün kılacak bir Ģekilde örgütlendiği bir insan topluluğudur. Bir devletin varolabilmesi için bir kuvvetin oluĢmasına ve buna karĢı konulamayacak derecede üstün bulunmasına ihtiyaç vardır. ġayet bir kamu otoritesi varsa ve bu otorite güçlülerle zayıflar arasındaki farktan kaynaklanıyorsa ortada bir devletten söz edilebilir. Devlet yapay bir oluĢumdur ve güçlülerle zayıflar arasında meydana gelen farklılaĢmadan meydana gelmektedir. 9

George Jellinek‟in “Üç Unsur Teorisi” devleti, insan, toprak ve iktidar unsurlarının bir araya gelmesiyle oluĢmuĢ bir varlık olarak tanımlamaktadır. Devletin birinci unsuru olan insan topluluğuna ulus denmektedir. Ulus, birbirlerine birtakım bağlarla bağlanmıĢ olan insanlardan oluĢmuĢ bir topluluktur. Devletin ikinci unsuru olan toprak unsuruna ülke denilmektedir. Ülke, belirli insan topluluğunun devamlı olarak yaĢayabileceği ve egemenlik kurabileceği, belirli sınırları olan bir toprak parçasıdır.

Devletin üçüncü unsuru olan iktidar unsuru egemenlik olarak adlandırılmıĢtır.

Egemenlik, en üstün iktidar demektir. Bir devletin varlığından bahsedebilmek için, insan topluluğunun belirli bir ülke üzerinde en üstün iktidara sahip olması gerekir.10

8 Platon, Devlet, Sabahattin Eyüboğlu, M. Ali Cimcoz (Çev.), Türkiye ĠĢ Bankası Yayınları, Ġstanbul, Kasım 1999, s. 55,58,285.

9 Recai G. Okandan, Devletin Tarihi Menşeini Kuvvet ve Mücadelede Bulan Muhtelif Görüşler, Ġstanbul Üniversitesi Yayınları No. 252, Kenan Matbaası, Ġstanbul, 1945, s. 507.

Yılmaz Günal, “Duguit ve Devlet Nazariyesi”,

<<http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/42/395/4275.pdf>> (12.01.2009)

10 Kemal Gözler, Devletin Genel Teorisi, Ekin Kitabevi Yayınları, Bursa, ġubat 2007, s. 4. ; Brian Chapman, İdare Mesleği, Cahit Tutum (çev.), TODAĠE Yayınları, No, 114, Ankara 1970, s. 25.

(27)

Toplumsal gerçekliğin önemli öğelerinden biri olan devlet ve onun toplumla arasındaki ayrılığının hem mantıken hem de tarihsel olarak devletin kuruluĢunun en önemli olgusu olduğu ileri sürülmektedir. Buna bir gerekçe olarak ortak organların, önce toplumla bağlarını koparmadan, toplumun üzerinde kendilerini devlet haline getirememeleri durumu ortaya atılmaktadır. Engels‟e göre bu durum, üretim güçlerinde yeterli bir geliĢme ve artık ürünün eĢitsiz bölüĢümüne dayalı bir toplumsal katmanlaĢma gibi ön koĢullar olmadan gerçekleĢememektedir. Onun için devlet, toplumdan doğan ancak onun üstünde yer alan güç olarak tanımlamıĢtır.11

Dolayısıyla, devletin doğuĢunda en yaĢamsal rol, toplumdan kopma eylemine aittir.

Devlet toplumdan kopma süreci içinde kamu gücüyle karĢı çıkılamaz bir üstünlüğü yansıtır, zor kullanmanın esaslı örgütü olarak karĢımızdadır. Devletin ortaya çıkmasıyla ilgili olarak karĢımıza çıkan kamu gücü sadece güce ve baskıya dayalı yönetsel bir aygıtın kurulmasıyla sağlanmaz ancak bu güç, anlamını kaba kuvvetin genel kullanımında bir tekel oluĢturmasıyla bulabilmektedir. Ġlk devletlerin tümünde hükümdarın yasa koyucu, üst yargıç ve baĢkomutan kabul edilmesi, bu devletlerin tümünde yasal olarak kaba kuvvet kullanma yetkisinin yalnızca devletin elinde olduğunu göstermektedir.12 Kamu gücü olarak sürekli ordu ve polis ön planda olmakla birlikte bunlar devletin temel baskı aygıtlarını oluĢturmaktadır.13

Devletin bu kamu gücünü elinde bulundurmak suretiyle baskı ve mücadele vasıtası olarak, güçlülerin zayıfları istismar ve tahakkümleri altında bulundurmak için meydana getirdikleri, galiplerin mağluplara, kuvvetlilerin zayıflara kabul ettirdikleri bir örgütlenme biçimi olarak ortaya çıktığı ifade edilmektedir.14 Devlet, güçlülerin zayıflar üzerinde zorla kurdukları bir baskı örgütlenmesi olarak, zayıfları sömürme

11 Freidrich Engels, Ailenin, Özel Mülkiyetin ve Devletin Kökeni, Kenan Somer (Çev.), Sol Yayınları, Mayıs 2008, s. 199.

12 Cem Eroğul, Devlet Nedir?, Ġmge Kitabevi Yayınları, Ankara, Eylül 2002, s. 121-122,130-131.

13 Vladimir Iljch Lenin, The State and Revolution, Robert Service (Çev.), Penguin Twentieth-Century Classics, 1992, s. 11.

14 Recai G. Okandan, 1945, a.g.k., s. 510.

(28)

aracı olmaktadır. Hukuk da, bu baskı ve sömürü düzenini devam ettirebilmek ve her türlü direniĢi önleyebilmek için konulmuĢ bir takım kurallardan ibaret görülmektedir.

Franz Oppenheimer‟a göre devlet, kaynağını belirli sebeplerin etkisi altında meydana gelen mücadelede, gasp ve yağmada bulur. O‟na göre dünya tarihinde, devlet için, topluca yapılan mücadele, gasp ve yağmadan baĢka bir kaynaktan bahsedilemez.

Devletin dıĢ görünüĢü tahakkümdür; iç görünüĢü ise bağımlıların, kölelerin efendiler zümresi tarafından ekonomik yönden sömürülmesidir. Ġnsanlar ihtiyaçlarını biri çalıĢma, diğeri gasp olmak üzere iki değiĢik yolla gidermektedir. Gasp ise ihtiyaçları gidermenin siyasal yolunu oluĢturmaktadır. Siyasal yolun kullanılması, yani baĢkalarının servetlerinin gasp edilmesi devleti meydana getirmektedir. O halde devletin doğabilmesi için iki Ģart gerekmektedir: Birinci olarak gasp edilecek bir servet olmalıdır. Ġkinci olarak ise bu servet, gasp edilmelidir. Gasbın sürmesi için de, gasp edenlerin bir baskı örgütüne ihtiyacı vardır ki, bu da devlettir. O halde devletin tek amacı vardır: galiplerin mağlupları ekonomik yönden sömürmesini sağlamaktır.

Devletin sömürü ve efendiliğin vasıtası olduğu ifade edilmektedir.15

Poggi‟ye göre “ortada bir devlet olabilmesi için, siyasal iktidara belli yetkiler verilmiĢ olması ve bu siyasal iktidarın birtakım kurallar, roller, kaynaklar gibi belli amaçlar doğrultusunda tasarlanmıĢ, farklı birleĢtirilmiĢ ve birleĢtirici çıkar ve amaçlara hizmet eden düzenlemeler aracılığıyla uygulanması gerekir. Belli sınırları olan bir bölgede yaĢayan bir nüfusu idare eden bir organizasyon, (1) aynı toprak sınırları içinde faaliyet gösteren diğer organizasyonlardan farklılaĢmıĢ; (2) özerk; (3) merkezileĢmiĢ ve (4) bölümleri birbiriyle resmi bir koordinasyon içinde çalıĢıyor ise, devlettir.”16

Bir baĢka tanımda devlet, kendi alanının savunmasında nüfusu mobilize eder, sivil toplumdaki yönelimleri, gidiĢatı düzenler, gözetler, polisiye eder, ekonomiye

15 Franz Oppenheimer, Devlet, Alaettin ġenel, Yavuz Sabuncu (Çev.), Phoenix, Yayınevi, Ankara, 2005, s. 38,206. ; Kemal Gözler, Devletin Genel Teorisi, 2007, s. 32-33; Yahya Kazım Zabunoğlu, 1973, a.g.k., s. 58-59.

16 Gianfranco Poggi, Devlet/ Doğası, Gelişimi ve Geleceği, Ġstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, Mart 2007, s. 27-28.

(29)

müdahalelerde bulunur, kamu alanı içinde bilgi akıĢını düzenler.17 ġaylan için devlet, temel toplumsal kurumlardan biridir ve belli iĢlevleri yerine getirmektedir. Bu iĢlevlerin kapsam ve içeriği, toplumun yapısı ve dinamiği tarafından belirlenmektedir. Toplum ve devlet arasında karĢılıklı iliĢkiler hem devletin iĢlevlerini kapsam ve içerik olarak değiĢtirmekte hem de toplumun değiĢimine etki etmektedir.18

Devletin üç siyasal iĢlevi yerine getirdiği ve bu iĢlevlerin birbirine zıt olmasından ötürü daima bir çeliĢkiler düğümü içine hapsedilmiĢ olduğu, bu çeliĢkilerin egemen sınıf lehine çözüldüğü ileri sürülmektedir. Bu çeliĢkilerin tekrar tekrar ortaya çıktığı ve egemen sınıfın, siyasal alandaki üstünlüğünü sürdürebilmek için sürekli bir uğraĢı içinde olma zorunluluğundan bahsedilmektedir. Birinci temel iĢlev, üretim güçlerini korumak ve geliĢtirmek; ikinci temel iĢlev, üretim iliĢkilerini korumak ve geliĢtirmek; nihayet üçüncü temel iĢlev, devletin kendi çıkarını korumak ve geliĢtirmektir.19

Devleti kavramsal bir soyutlama olarak gören ve nasıl tanımlanması gerektiğine yönelik geniĢ kapsamlı iki cevabın verilebileceğinden söz eden Dunleavy ve O‟Leary, bunları örgütsel tanımlamalar ve iĢlevsel tanımlamalar olarak belirtmiĢtir.

Örgütsel tanımlamalar devleti bir dizi kuruluĢ olarak görmektedir. Hükümet, rehberlik etmek ya da düzenlemek, kontrol etmek, kurallar koyma sürecidir. ĠĢlevsel tanımlamalarda devlet iki biçimde kendisini gösterir. Birincisi öncül (ex ante) yaklaĢımdır. Bu yaklaĢım devleti belirli amaçlar nedenler ya da hedefleri gerçekleĢtiren bir kurumlar dizisi olarak tanımlamaktadır. Ġkincisi ardıl (ex post) yaklaĢımıdır. Bu yaklaĢım devleti, sosyal düzenin sağlanması gibi sonuçlarla tanımlama yoluna gitmiĢtir.20

17 Colin Hay, Michel Lister, David Marsch (Eds.), The State Theories and Issues, Palgrave Macmillan, 2006, s. 1.

18 Gencay, ġaylan, Değişim, Küreselleşme ve Devletin Yeni İşlevi, Ġmge Kitabevi Yayınları, Ankara, 2003, s. 24.

19 Cem Eroğul, 2002, a.g.k., s. 149-162.

20 Patrick Dunleavy and Brendan O‟leary, Theories of the State, The Macmillan Pres, London 1987, s.

1-3.

(30)

Devletin bazı özelliklerine yer veren tanımlamaları içeren açıklamalar da mevcuttur.

Devletin, onu idare edenlerin Ģahsiyetinden ayrı bir varlığı bulunmaktadır. Belli bir toprak üzerinde bağımsız bir örgüt kurmuĢ olan insan topluluğuna da devlet denmektedir. Devlet nüfus, ülke ve egemenlikten oluĢmaktadır.21 Devlet,

“kollektivitenin, beĢeri oluĢumun en geliĢmiĢ Ģekli, hukuki ve siyasi olayların en dikkate değer ve en önemlisi, beĢeri hayatın zorunlu bir Ģartı ve gerekli bir unsuru”

olarak tanımlanmıĢtır.22 Bir diğer devlet tanımı ise, belirli bir ülke üzerinde ve hükümetle temsil olunan, üstün ve merkezi bir otoritenin hükmü ve gözetimi altında, belirli hukuki ve bağımsız bir düzene bağlı olarak yaĢayan insanlardan oluĢan en geniĢ siyasi birlik olması Ģeklindedir.23 Devlet, kendisini oluĢturan ülke, millet, hükümet gibi varlıklardan oluĢmakla birlikte yasaklayıcı, zorlayıcı, üstün bir kudrete sahip olması, hukukun belirlenmesinde tek kaynak olması, egemenliğe sahip olmasıyla da tanımlanmaktadır. Bu unsurların devletin yapısının varlığından söz edebilmek için gerekli asgari koĢullar olduğu ileri sürülmektedir.24 Devlet, aile ve akraba gruplarından farklılaĢmıĢ zor kullanan örgütler olarak da tanımlanmakta ve önemli toprak parçalarında birçok açıdan bütün öteki örgütlere göre açık üstünlükleri olan örgütlenmeler olduğu25 ifade edilmektedir. ġiddet araçları üzerinde tekel iddiası ya da meĢruiyet faktörünü içermeyecek Ģekilde devlet, hükmü bölgesel olarak düzenlenmiĢ olan ve bu hükmü sürdürmek için Ģiddet aracını harekete geçirebilen siyasal bir örgütlenme26 olarak da tanımlanmıĢtır.

Etik yaĢamı aile, sivil toplum ve devlet olarak üç ayrı alana ayıran Hegel her alanın farklı etik değerlere sahip olduğunu ileri sürmektedir. Sivil toplumun etiği çatıĢma,

21 Vakur Versan, Kamu Yönetimi (Siyasi ve İdari Teşkilat), Der Yayınları, Onuncu Basım, Ġstanbul, 1990, s. 7.

22 Recai G. Okandan, Devletin Menşei, Ġstanbul Üniversitesi Yayınları No. 252, Kenan Matbaası, Ġstanbul, 1945, s. 5.

23 Ali Fuat BaĢgil, Devlet Nedir? (Realist bir Tarif Denemesi), s. 10.

24 Yahya Kazım Zabunoğlu, 1973, a.g.k., s. 37-44.

25 Charles Tilly, Zor, Sermaye ve Avrupa Devletlerinin Oluşumu, Kudret Emiroğlu (Çev.), Ġmge Kitabevi Yayınları, Ağustos 2001, s. 18.

26 Anthony Giddens, Ulus Devlet ve Şiddet, Cumhur Atay (Çev.), Kalkedon Yayınları, ġubat 2008, s.

32.

(31)

rekabet, hırs gibi bireylerin tamamen kendi çıkarlarını vurgulayan normlar etrafında geliĢir. Sivil toplum, bireyleri birbirinin hasmı haline getirir. Tarihsel bir geliĢme olarak modern toplumda olgunlaĢan sivil toplum; pazar ekonomisi, ekonomik firmalar, sosyal sınıflar, gönüllü kuruluĢlar, kısaca toplumsal alanda görülen kural, kurum, kuruluĢ, oluĢum ve pratiklerin karmaĢık bir ağından oluĢur. Bu anlamda, sivil toplum Hegel‟de farklılık (difference), özel çıkar (particularity) ve çatıĢma (conflict) alanı olarak ön plana çıkar.27 Hegel‟in sivil toplum çözümlemesinde, toplumsal eĢitliği bozan adaletsizliklere karĢı devletin katkısı zorunlu görülmektedir. Uygar ve geliĢme yolu açılmıĢ bir toplum için devletin müdahalesi “olmazsa olmaz” koĢul sayılmaktadır.28

Marx‟a göre devlet sivil topluma dayanmakta ve sivil toplum içindeki sınıfsal yapıyı yansıtmaktadır. Marx, sivil toplumu devlet mekanizmasının dıĢında kalan her Ģey olarak tanımlamaktadır.29 Marksizmde devletin varlık nedeni ve temel iĢlevi mevcut sosyopolitik düzeni sürdürmektir ve bunun için de devlet, toplumsal açıdan güç ve Ģiddet kullanma tekelini elinde bulundurmaktadır. Marx, maddi üretim araçlarını kendi tasarrufunda bulunduran sınıfın aynı zamanda zihinsel üretim araçları üzerinde de denetime sahip olduğunu belirtmiĢtir.30 Marksizmde toplumsal düzen, bir sınıf egemenliği düzenidir ve düzenin korunması da ister istemez sınıf egemenliğinin korunması ve yeniden üretilmesi anlamına gelmektedir.31 Burjuva devletinin en göze çarpan amaçlarından birisi, zor ve baskı araçlarının geliĢtirilmesi ve kullanılmasıdır.

ġiddet kullanımı güçlü olanın hakkının açık biçimde ortaya konulmasını gözlerden saklama adına devletin asıl amacı Ģiddeti meĢrulaĢtırmaktır.32 Bir anlamda sınıflar

27 Friedrich Hegel, Hukuk Felsefesinin Prensipleri, Cenap Karakaya (Çev.), Sosyal Yayınlar, Ġkinci Baskı, Ağustos 2004, s. 144-145,160,162,200,203-204,237.; Ömer Çaha, Aşkın (Transandantal) Devletten Sivil Topluma, Plato Film Yayınları, 3. Baskı, Ġstanbul, Aralık 2007, s. 22-24.

28 Gencay ġaylan, Değişim, Küreselleşme ve Devletin Yeni İşlevi, Ġmge Kitabevi 2. Baskı, Ankara, 2003, s. 59.

29 Gencay ġaylan, Değişim, Küreselleşme ve Devletin Yeni İşlevi, Ġmge Kitabevi 2. Baskı, Ankara, 2003, s. 58.

30 Anthony Giddens, 2008, a.g.k., s. 103,108.

31 Haldun Gülalp, Kapitalizm, Sınıflar ve Devlet, Belge Yayınları, 1. Baskı, Ekim 1993, s. 47.

32 Pierre Jalee, Kapitalizm Nasıl İşler?, Belge Yayınları, 2. Baskı, Mayıs 1995, s. 94.

(32)

arasındaki çatıĢmayı düzen içinde tutmak, egemen sınıfın egemenliğinin devamını sağlamaktır.33

Max Weber‟e göre devletin üç temel öğesi bulunmaktadır. Bunlar: düzenli bir yönetim örgütlenmesi, bu yönetimin ve yönetim örgütlenmesindeki görevlilerin toplumda Ģiddet ve güç kullanma tekelini ellerinde bulundurmaları, üçüncü olarak söz konusu Ģiddet ve güç kullanma tekelinin belirli bir coğrafya üzerinde geçerli olmasıdır.34 Weber‟e göre bütün bu sistemin varlık nedeni mevcut toplumsal sistemi korumak ve geliĢtirmektir. Max Weber, devletin yasamayla değiĢtirilmeye açık bir idari ve yasal düzene sahip, meĢru fiziksel güç tekeli olma iddiasında olduğunu belirtmiĢtir.35

Weber‟e göre modern devlet, bütün siyasal birlikler gibi, sosyolojik olarak ancak kendine özgü somut araçları açısından tanımlanabilir. O da fiziksel güç ve Ģiddet kullanımıdır. Devletin ayırıcı özelliği, “Ģiddet kullanma hakkının tek kaynağı” olma statüsüdür, baĢka bir deyiĢle, en etkili ve en kapsamlı yaptırım gücüne sahip olmasıdır. Devlet, belli bir arazi içinde fiziksel Ģiddetin meĢru kullanımını tekelinde bulunduran insan topluluğudur. ġiddet kullanılmasını bilen sosyal kurumlar olmasaydı devlet kavramının ortadan kalkacağını ve sözcüğün tam anlamıyla anarĢinin doğacağını belirten Weber, Ģiddetin devletin olağan ya da tek aracı olmadığını ama Ģiddet kullanımının devlete özgü bir araç olduğunu ifade etmiĢtir.

ġiddet araçlarının kesinleĢmiĢ sınırlar içinde baĢarılı bir biçimde tekel altına alınmasının ise modern devlete özgü olduğunu belirtmiĢtir.36

Gramsci, devletin kendisinin, yasa koyucuları ve diğer baskıcı aygıtları ile baskıcı bir varlık olduğunu savunmaktadır. Konsensüsün tutunabilmesi ve istikrarlı olabilmesi

33 Deniz Adalı, Tekelci Polis Devleti, Kaldıraç Yayınevi, IV. Baskı, Ġstanbul, Eylül 2007, s. 22.

34 Max Weber, Toplumsal ve Ekonomik Örgütlenme Kuramı, Özer Ozankaya (Çev.), Ġmge Kitabevi Yayınları, 1. Baskı 1995, s. 96.

35 Gianfranco Poggi, Devlet/ Doğası, Gelişimi ve Geleceği, 2007, s. 41-42.

36 Max Weber, Sosyoloji Yazıları, Taha Parla (çev.), Deniz Yayınları, 12.Baskı, Ġstanbul 2008, s.

93,138.

(33)

için “sürekli olarak güç kullanmanın çoğunluğun onayına dayandığını göstermeye yönelik uğraĢılar verilir.” Devlet, kitleleri belirli bir ekonomi ve üretim tipine uyumlu Ģekilde kontrol etmek için kullanılan bir baskı aygıtıdır ve yönetici kesim, diğer sınıflar üzerinde hegemonyasını yitirmiĢ bile olsa bunları bağımlı kılmayı sürdürmesini sağlayan baskıcı aygıtlar (polis, ordu) üzerindeki denetiminden ötürü iktidarı elinde tutmaktadır.37 Güç, halk kitlesini uyumlu ve itaatkar hale getirmek için baskıcı bir aygıtın kullanımını gerektirir. Güç devlet organları kadar özel gruplarca da (günümüzden örnek verirsek ÖGġ) uygulanabilir. Etkisi ise salt polisiye ya da askeri faktörler kadar ekonomik ve ideolojik unsurlara da bağlıdır. Hegemonya ise yöneten sınıfın entellektüel, ahlaki ve politik liderliği ile bağımlı sınıfın etkin rızasının seferberliğini gerektirmektedir. Hegemonya temel yönetici sınıf çıkarlarından fedakarlık yapmadan hakim sınıfın uzun dönemli temel çıkarlarına hizmet eden çıkarların meĢru kılınması için gerekli desteğin örgütlenmesine referansta bulunur.38

Gramsci‟ye göre devlet hegemonyanın politik ayağını oluĢturur. Hegemonyanın kültürel ayağını da sivil toplum oluĢturur. Hegemonyanın bu iki ayağı onun sürekliliğini bu iki mekanizmaya dayalı olarak sürdürür. Devlet, toplumdan bağımsız ve toplum üzerinde mutlak egemen bir varlık değil, aksine toplumdaki hegemonyanın sürdürülmesi sürecinde oluĢmuĢ bir araçtır. Hegel‟in sonsuz bir kurum olarak bahsettiği devlet, Gramsci‟de toplumdaki hegemonyanın son bulmasıyla nihayete erecek olan geçici bir kurumdur. Devlet sürekliliğini sağlamak için, hegemonyanın sert yüzünü, yani baskı (zor) boyutunu teĢkil ederken, sivil toplum hegemonyanın rıza boyutunu oluĢturmaktadır.39

37 Antonio Gramsci, Hapishane Defterleri (Tarih, Politika, Felsefe ve Kültür Sorunları Üzerine Seçme Metinler), Kenan Somer (Çev.), AĢina Kitaplar, Ankara, ġubat 2009, s. 22-23. ; Ahmet Hamdi Aydın,

“MeĢruiyet ve Polis”, Türkiye’de Devlet, Toplum ve Polis, Hasan Hüseyin Çevik, Turkut Göksu (Ed.), Seçkin Yayınevi, Ankara, Nisan 2002, s. 91.

38 Bob Jessop, Devlet Teorisi Kapitalist Devleti Yerine Oturtmak, Ahmet Özcan (çev.), Epos Yayınları-40, Birinci Baskı, Ankara Mayıs 2008, s. 77-78.

39 Antonio Gramsci, 2009, a.g.k., s. 18. ; Ömer Çaha, 2007, a.g.k., s. 31-32. ;

Ferit Serkan Öngel ve Kurtul Gülenç, “Otoriterizm-Özgürlükçülük Gerilimi Bağlamında Mekân, Hegemonya ve Strateji”

<<http://www.kongrekaraburun.org/metinler/C1_2.pdf>> (14.03.2009)

Şekil

Updating...

Referanslar

Benzer konular :