sektöründen çok ekonomi, finans ve bankacılık sektörleri içerisinde kendine geniş bir yer bulmaktadır. Konutun bu disiplinler arası yer değişimi, zaman içerisinde tanımının değişmesi, böylece anlamının dönüşmesi sonucudur. Kullanıcının yaşamını sürdürdüğü, bireysel kimliğin ve aidiyetin merkezi olarak yorumlanabilecek yapısal bir eleman, tekil sahibi olmayan, yatırım ortaklıklarının sermaye artırımı doğrultusunda kullandığı bir menkul değere dönüşmüştür. Türkiye’de günümüz konut sektörü bu anlam dönüşümünü 1980lerden bu yana birinci elden yaşamaktadır. Bugüne kadar gerçekleşen konut üretim sürecini incelemek, mevcut durumun tespiti ve değerlendirmesi için değerlidir. Bu çerçeve içerisinde çalışmanın amacı, Türkiye’nin 2000 sonrasında özellikle konut mimarisinde gözlenen değişimi anlayabilmek, üretim sürecindeki yeni aktörleri, yeni konut sunum biçimlerini, konutun edindiği yeni anlamları ve bu süreçte mimarın rolünü tanımlayabilmektir.
Summary
As one of the major research area in the field of architecture, housing is mostly included in finance, economy and banking sector rather than construction industry in today’s professional world. The reason of the displacement of house conception is the change of definition and the meaning of the notion in time. A structural element, where user lives a life inside, interpreted as a center of the sense of belonging and personal identity, has transformed an asset which is merchandise for capital increase by its corporate, multi-partnered owner. The housing sector in Turkey has experienced this transformation from first hand since 1980s. Examination of the historical development of the residential architecture so far is valuable to identification and to evaluate the current situation of housing production. In this framework, aim of the study is to understand the changes in the residential architecture in Turkey especially after 2000 and to define new actors involved in production process, new kinds of housing supply, new meanings of house and the role of architect in this process.
Anahtar Kelimeler konut üretimi, konut sunum biçimleri, pazar
değeri, mimarın rolü
Keywords:
housing production, various kinds of housing supply, market value, the role of architect
Üretiminin Yeniden Okunması
Duygu Koca Hacettepe Üniversitesi İç Mimarlık ve Çevre Tasarımı Bölümü
1.Giriş
Mimarlık alanında temel bir araştırma alanı olan konut, günümüz dünyasında inşaat ve yapı sektöründen çok ekonomi, finans ve bankacılık sektörleri içerisinde konu edilmektedir. Kullanıcının yaşamını sürdürdüğü, bireysel kimliğin ve aidi-yetin merkezi olarak yorumlanabilecek mekânsal bir tipoloji, zaman içerisinde tek sahibi olmayan, yatırım ortaklıklarının farklı amaçlar doğrultusunda kullandığı bir menkul değere dönüşmüştür. Başka bir deyişle, en temel anlamı ile barınma, kentsel kültürel aidiyet, üretim ve bir mimari tasarım nesnesi olan konut, süre içerisinde kapitalist düzenin hakim olduğu toplumlarda, toprağı ile beraber metalaş-tırılarak bir prestij, tüketim ve yatırım nesnesi olarak değer kazanmaktadır. Türkiye’de de günümüz konut üretimi bu anlam dönüşümünü doğrudan yaşamakta-dır. Çalışmanın amacı, Türkiye’nin 2000 sonrasında özellikle konut üretiminde gözlenen değişimi, dönüşümü, yeni arayışları ve bu süreç içerisinde mimarın pozisyonunu anlayabilmek ve tanımlaya-bilmektir. Amaç doğrultusunda konutun yapısal ve anlamsal dönüşümleri tarihsel bir araştırma üzerinden yorumlanmaya ça-lışılmıştır. 2000 sonrası konut üretiminin temel çerçevesinin çizilebilmesi, cumhu-riyetin kurulumundan günümüze kadarki
sürecin çeşitli alt başlıklara ayrılarak irdelenmesi ve bu başlıkların geçirdiği dönemsel dönüşümlerin kavranması ile mümkün olabilir. Bu sebeple, çalışmada temelde kronolojik bir anlatım ile 2000'li senelere kadar Türkiye’de konut gelişim süreci incelenmiş ve 2000 sonrası konut üretim sürecine dahil olan yeni aktörler, yeni konut sunum biçimleri ve mimarın süreç içerisindeki rolü tanımlanmıştır. Araştırmanın temel amacı, incelenen dönemler içerisinde yapılan uygulamaları ve geçen süreci eleştirmek ya da yapı-lamayanları ortaya çıkarmaya çalışmak değil, Türkiye’de konut üretiminin tarihsel sürecini tanımlayabilmek ve bu doğrultuda günümüz koşullarını anlamaya çalışmaktır. Tam tersinden bakılır ise, çalışma aynı zamanda bugün kullandığı-mız ve yaşadığıkullandığı-mız barınma çevrelerini ortaya çıkaran süreçlerin nasıl işlediğine, aktörlerin kimler olduğuna ve rollerin nasıl belirlendiğine odaklanarak konutun tarihsel gelişiminin izini sürmektedir. Bu çalışma kapsamında Cumhuriyet sonrası geçen 90 senelik süreç içinde Türkiye’deki konut sektörünün gelişimi 5 ölçüt (konut üreticisi/yatırımcısı, konut tipleri, konut kullanıcısının sosyoekonomik durumu, konutun edindiği değer ve konutun kentleşme üze-rindeki etkisi) üzerinden değerlendirilmiştir.
Duygu Koca
Bu ölçütler, konut üretiminin kronolojik incelemesi içerisinde farklı uygulamaların öncesinin ve sonrasının karşılaştırıla-bilmesine olanak vermektedir. Tarihsel süreç içerisinde konut uygulayan aktör-lerin tariflenmesi, dönemin yönetimsel karakterlerinin ortaya konması açısından önemlidir. Politik gelişmeler ışığında arsa piyasasının yönetişim biçimleri ile etkileşimi mevcut kent yönetimi yazınında önemli bir yer kaplamaktadır (Eraydın ve Altay 2011; Moulaert vd. 2003; Swyngedouw 2005; Swyngedouw vd. 2002). Arsa teminini, konut üretimini, emlak piyasasını ve mülkiyet haklarını düzenleyen yasalar ve kurallar, sosyal amaçlı kamu uygula-maları ile ekonomik amaçlı özel sektör uygulamaları arasındaki dengeyi sağlaya-bilmek açısından önemlidir. Bu noktada tarihsel süreç içerisinde arsa piyasasını etkileyen faktörler ve konut üretiminin aktörleri üretici/yatırımcı ölçütü altında değerlendirilmiştir.
Yönetim biçimleri ve piyasa aktörlerinin konut üretimine etkileri doğrultusunda ortaya çıkan çeşitli konut sunum biçimleri ise konut tipleri ölçütü altında değerlendi-rilmiştir. Konut mimarisi yazınında farklı tipleri tanımlayan çalışmalar oldukça yaygındır. Aslında pek çok çalışma belli bir bölge (Büyükmıhcı 2005; Çıkış 2011; Çıkış 2009; Sami 2007; Sarıkaya 1995) ya da belli
tipler (Candan ve Kolluoğlu 2007; Çınar vd. 2006; Danış 2001; Geniş 2007; Gülümser ve Baycan Levent 2005; Kıray 1998; Kurtuluş 2009; Kurtuluş 2005; Şenyapılı 2004; Yüksel ve Akbulut 2009)
üzerine yoğunlaşmıştır. Konut tipleri öl-çütü içerisinde, temelde kentleşme odaklı olarak farklı konut sunum biçimlerinin bir arada değerlendirildiği yazınlara (Arlı 2005; Bilgin 1998; Keleş 2013; Sey 1998; Tekeli 2009; Türkün 2011; Yırtıcı 2010) paralel olarak süreç
içerisinde üretilen farklı konut sunum biçimleri nitelenmekte ve günümüzde üretilen konut biçimleri tanımlanmaya çalışılmaktadır. Çalışma içerisinde konut tiplerinin oluşum sürecini etkileyebilecek yasal düzenlemelere yer verilmiş, ancak konut üretimi ya da kentleşme süreci ile ilgili tüm mevzuata, yazının kapsamı itibari ile yer verilmemiştir.
Konutun tanımının ve üretimi süresince edindiği anlamın nasıl bir dönüşüm geçirdiği ise yönetim kararları ve bu doğ-rultuda üretilen konut tiplerinin seslendiği hedef kitlenin sosyoekonomik durumla-rının incelenmesi ile ortaya konabilir. Bu doğrultuda her dönemde üretilen konut tiplerinin yöneldiği kullanıcıların sosyo-ekonomik durumları hem üretimi yön-lendiren piyasa eğilimlerini hem devletin bu eğilimler karşısında kamu yararına geliştirdiği yöntemleri hem de konutun üretim sürecinde özellikle tasarımı aşama-sında edindiği değeri sorgulayabilmek açısından önemlidir. Konut yatırımcısının, üretim süreçlerinin, kullanıcı profilinin ve böylece edindiği değerin geçirdiği dönü-şüm tasarım sürecini aktif olarak yürüten mimarın zamanla farklı pozisyonlar almasını gerektirmiştir (Correa 1982; Güner 2006; İncedayı 2007; Özbay 1989). Tasarım
yolu ile değer kazanan konut yapılarının, zaman içerisinde bir yatırım aracı olarak tüketilebilen bir nesne haline gelmesi ve mimarın süreç içerisindeki rolünün tanımı ise konutun edindiği değer ölçütü altında incelenmiştir.
Yönetim mekanizmalarının, yasal düzen-lemelerin ve konut piyasasına yön veren aktörlerin değişmesi yalnızca konutun tasarım sürecini, biçimini ya da mimarın rolünü etkilememiş, aynı zamanda büyük ölçekte kentlerin gelişimini de doğrudan etkilemiştir (Goodchild 1994; Keleş 2013; Terzi ve Bölen 2012; Williams vd. 2000). Çalışma
kap-samında incelenen süreç içerisinde konut gelişiminin ve farklı konut sunum biçim-lerinin kent içerisindeki yerleşiminin izi sürülmektedir. Tam anlamı ile kentleşme üzerinden bir okuma yapmak yerine konut yerleşimlerinin kent ile kurduğu ilişki bağlamında bir inceleme yapılmaktadır. Bu çalışmanın temelini mimarlık yazı-nında çokça vurgulanan, cumhuriyetin kurulumundan günümüze kadar uzanan konut üretim sürecinin temelde üç döneme
(1920-50, 50-80, 80-2000) ayrılması oluş-turmaktadır. Çalışmanın mevcut yazına sağlayacağı katkı ise 2000 sonrasında konut üretiminin ana aktörlerini, yeni
konut sunum biçimlerini, konutun edindiği yeni anlamları, bu yolla mimarın tasarım sürecinde edindiği yeni rolleri ve yeni ko-nut biçimlerinin kent ile kurduğu ilişkiyi ortaya çıkarmaktır.
2. Cumhuriyetin Kuruluşu Sonrası, Yavaş Kentleşme, 1923-1950
İlk dönem, Türkiye Cumhuriyeti devleti-nin kurulmasından 2.Dünya Savaşı sonuna kadar geçen zamanı kapsamaktadır. Her ne kadar Türkiye, 2. Dünya Savaşı’na girmemiş olsa da bu süreç Kurtuluş Savaşı ve 2. Dünya Savaşı arasında yeni yapılan-maya çalışan bir devletin inşa süreci olarak görülebilir.
Devletin dönemin konut yapılanması ile ilgili olarak düşünmesi gereken en önemli konuları Kurtuluş Savaşı’ndan çıkmış
kentlerin yeniden inşası ve barınma sorunudur. Başka bir deyişle, dönemin konut üretiminde söz sahibi olan üretici/ yatırımcı devletin kendisidir. Ancak, Cumhuriyetin ilanı ve 1930'lara kadarki dönemde çok sayıda kullanıcı için üretil-miş pek fazla konut bulunmamakta; yeni konut üretimi yerine çoğunlukla mevcut konutların yeniden kullanımı öngörül-mektedir. 1925-34 yılları arasında devlet eli ile üretilen konutlar ise çoğunlukla yeni başkent Ankara’da kamu kuruluşları tarafından, devlet çalışanlarının kullanımı için uygulanmış konutlardır (Türel 1987).
1930'lu yıllara kadar devlet çeşitli yasa-larla planlama ve konut sorununu çözmeye çalışmış olsa da örgütlenmedeki aksak-lıklar ve yeterli sermayenin olmaması yüzünden devlet konut üretiminde yer alan
Resim 1.
Tekil ev ve apartman örnekle-ri-1930lar, Mimarlar Odası, Arkitekt Veritabanı, 2014 (a. Münip B. evi, Nişantaşı, 1932 Erişim yeri: http:// dergi.mo.org.tr/dergiler/2/84/ 868. pdf b. Dr. İhsan Sami evi, Suadiye, 1934 http://dergi.mo.org.tr/der-giler/2/38/ 322.pdf Erişim yeri: c. Melek apartmanı, Nişantaşı, 1932 Erişim yeri: http://dergi.mo. org.tr/ dergiler/2/87/903.pdf [Erişim tarihi: 12 Aralık 2014])
aktif bir aktör olamamıştır (Sey 1998; Türkün 2011). Konut uygulamaları, çoğunlukla şahısların kendi kullanımları için üret-tikleri tekil konutlar ya da apartmanlar bazında ilerlemektedir. Bu konutlar bir arsaya sahip olabilecek düzeyde olan orta ve çoğunlukla üst gelir grubunun, kendinin ve ailesinin barınabilmesi için yaptırdıkları konutlardır. Arsa sahibi olan birey, finansör ve uygulamacı olarak konut üretimini gerçekleştirir. Konutlar çoğun-lukla bireyin kendi kullanımı için üretilen, düşük yoğunluklu, bahçeli tekil evlerdir. Tek evlerin yanı sıra kent merkezlerinde yine bireysel üretim ile üretilen tekil apartmanlar da inşa edilmiştir. Bu apart-manlarda mülk sahibi yine arsa sahibidir. Arsa sahibinin aile bireylerinin kullanımı için tasarlanan apartmanlar, kimi zaman yine bir evin kirasını karşılayabilecek düzenli gelir sahibi kişiler tarafından kiralanarak da kullanılabilmektedir. Kısaca 30'lu yıllara kadarki süreçte konut üretim/yatırımcısı olan arsa sahibi birey, düşük yoğunluklu tek ev ya da apartman inşa ederek barınma sorununu çözmeye çalışmaktadır.
Bu noktada, bireysel üretilen konutların tasarlanması sırasında mimarın rolünün büyük olduğunu söylemek yanlış olmaz. Kendi kullanımı için konut edinmek isteyen arsa sahibi, mimarın uzmanlığın-dan yararlanarak konut üretmektedir. Kullanım amacının yanı sıra, tekil evin sahibi olan bu orta-üst gelir grubu işveren, kullanacağı konutu kendisi için saygınlık ve prestij sağlayan bir eleman olarak da kullanmaktadır. Kullanıcının istekleri ve mimarın oluşturduğu tasarım üzerinden değer kazanan bir oluşum söz konusudur ve bu nedenle bireysel üretim, mimarın da aktif olarak yer aldığı, özgün ve işvere-nine özel konutların tasarlandığı bir süreç olarak tanımlanabilir.
1940'lı yıllarda devlet çalışanlarına konut edindirme amaçlı çalışmalar ön plana çıkmaktadır. Devlet bankası olan Emlak Eytam Bankası’nın devlet çalışanları için lojman yapımını desteklemesi ve 1945’te kurulan SSK’nın kooperatifleşme koşulu ile konut kredisi vermeye başla-ması, konut üretim şekillerini ve konut sunum biçimlerini değiştirmiştir. Kent
Resim 2.
Devlet çalışanları için yapılmış evler-1940lar, Mimarlar Odası, Arkitekt Veritabanı, 2014 (a. Sümer Bank amele evleri, 1944 Erişim yeri: http://dergi.mo.org.tr/ dergiler/2/118/1344.pdf c. Adana’da memur, teknisyen ve ustabaşı evleri, 1947 Erişim yeri: http:// dergi.mo.org.tr/dergiler/2/19/111. pdf [Erişim tarihi: 12 Aralık 2014])
planlamasının yanı sıra küçük ölçekli de olsa konut üretimi, devletin ilgilendiği konulardan biri haline gelmiştir. Kentlerde konut talebinin artması ve konut üreti-minin bireysel üretim ile sınırlı kalması karşısında kamu yardımı ile kooperatifler kurulmaya başlamıştır. Bu konut sunum biçiminde üretici/yatırımcı yine devlet de-ğil özel sektördür, ancak kamu kurumları tarafından işleyiş süreci ya da finansman açısından desteklenmektedir.
Konut kooperatifleri öncelikli olarak -ko-nut talep eden kesimin küçük bir kısmına- üst gelir grubunda yer alan, düzenli bir geliri bulunan devlet çalışanlarına seslen-mektedir. 40'ların ortalarından sonra ise devlet, işçi ve memurlar gibi dar gelirli kesimler için Anadolu’da konut kooperatif-leri oluşturulması üzerinde durmuştur (Sey 1998; Tekeli 2009; Türkün 2011). Bu dönemde
devlet yardımları ile gerçekleştirilen konut kooperatifleri 50'ler sonrasında özel sektör yatırımcısı tarafından çeşitli sosyoekono-mik statüdeki kullanıcılar için Türkiye’nin çeşitli yerlerinde uygulanmaya devam etmiştir. İşçi evleri ve konut kooperatif-lerinin üretim sürecinde mimarın tavrı bireysel konut üretimine göre farklılık göstermektedir. Dönem mimarlarının ko-nut üzerine görüşleri mimarların konuyu halkçılık ilkesi üzerinden yorumladıkla-rını göstermektedir (Sey 1998). Zamanın
konut mimarlığının tasarım ilkesi, konutu kullanacak bireyin alışkanlıklarını, temel kültür ve geleneklerini koruyan (Kozanoğlu 1935) aynı zamanda yeni bilim ve
teknik-lerden yararlanan (Erkan 1935), tasarım yolu
ile halkın sorunlarını çözebilecek “güzel mesken mimarlığı yapmak”tır (Ünsal 1935).
Böylece, üretilen devlet çalışanları ve ko-operatif evleri, mimarın kullanıcı temelli, bulunduğu çevrenin ve kültürün değerle-rinden beslenen özgün tasarımı üzedeğerle-rinden değer kazanmaktadır. 50'lere doğru ise mimarların batılı modernizm etkisinde kalarak yerel değerlerden uzaklaştıkları söylenebilir (Balamir 2003; Sey 1998). Yeni bir
devletin kurulması ile çağdaş ve modern yapılı çevreler yaratma söylemleri birbir-leri ile örtüşmüş, böylece konutlar modern mimarlığın değerleri üzerinden okunmaya başlamıştır.
İlk dönem sunum biçimlerinin tek ev, tek apartman, işçi ve memur evleri ya da koo-peratiflerin oluşturduğu konutlar ile sınırlı olduğu anlaşılmaktadır. Yapım süreci tekil şahıslar ve konut kooperatifleri ile düşük yoğunlukta devam etmiştir. Dönemin sonlarına doğru kentlerdeki nüfus birikimi artmaya başlamış olsa da genel olarak mevcut konut stoğunun kullanılması, sadece kent içi arazilerde barınma amaçlı konut inşası yolu ile düşük yoğunlukta ilerleyen konut üretimi sonucu kentleşme hızı da yavaştır. Ancak, dönem içerisinde oldukça düşük yoğunlukta başlayan ve çok da hızlı ilerlemeyen konut üretim süreci, dönemin sonlarına doğru gecekondu gibi yeni konut sunum biçimlerinin ortaya çıkması ile farklı bir boyut kazanmıştır.
3. Göç sonrası, Hızlı ve Plansız Kentleşme, 1950-1980
1950 sonrası dönemde, Türkiye’deki konut üretimini ve sunum biçimlerini etkileyen
Resim 3.
Kooperatif ve apartman örnekle-ri-1950ler, Mimarlar Odası, Arkitekt Veritabanı, 2014 (a. Türkiye İş Bankası, İkramiye apartmanları, 1964 Erişim yeri: http://dergi.mo.org. tr/dergiler/2/259/3622.pdf b. Emel yapı kooperatifi blok apartmanı, 1965 Erişim yeri: http://dergi.mo.org.tr/ dergiler/2/145/1732.pdf [Erişim tarihi: 12 Aralık 2014])
iki önemli olay vardır. Bunlardan ilki, 2. Dünya Savaşı sırasında yaşanan ekonomik durgunluğun, savaşın sona ermesiyle farklı bir boyut kazanmasıdır. Aslında tüm dünyada etkili olan Savaş sonrası makineleşme ve sanayileşme sonucu tarımsal üretimin değer kaybetmesi ve pazar ekonomisine geçiş süreci Türkiye’de de benzer bir yol izlemiştir. Tarımda makineleşme, Anadolu’da yaşayan tarım işçisini işsiz bırakmış ve işsiz kalan kesim çareyi kentlere göç etmekte bulmuştur. Böylece, kent nüfusunda büyük bir artış olmuştur. Bu artış rakamlar ile de kolayca takip edilebilir; kentlerdeki nüfus artışı 1940-50 yılları arası %20,1 iken 1950-60 arasında 4 kat artarak %80,2 olmuştur
(Keleş 1978). Böylece bir önceki dönemde
uygulanan üretim biçimleri ile konut talebi karşılanamayan kentliye, göç ile gelen yeni kentliler katılmıştır. 1950'lere kadar işçi ve memurlar için üretilen konutlar dışında alt gelir grubuna yönelik herhangi
bir üretim söz konusu değildir. Bu sorun çoğunlukla göç sonrası kente gelen ve düzenli bir geliri olmayan yeni kentlinin sorunudur. Sorunun yarattığı çözümler ise ilk kırılmayı, diğer bir ifadeyle yeni bir konut sunum biçimi olan gecekondu ve bu gecekonduyu üreten yeni aktörlerin sürece dahil oluşunu tanımlamaktadır (Erder 2004; Erman 2001; Şenyapılı 1978; Tekeli 1982).
Çoğunlukla düzenli bir geliri olmayan alt gelir grubuna yönelen bu yeni konut sunum biçimi, kentin imara açık olmayan arazilerinde, başlarda kullanıcısı tarafın-dan finanse edilen ve yine kullanıcısı tarafından uygulanan gecekondulardır. Kentin çeperindeki arazilere enformel olarak yerleşip, sadece kullanım için üretilen bu konutlar hızla çoğalarak gecekondu mahalleleri oluşturmuştur
(Ataay 2001; Sey 1998).
1963 yılında yürürlüğe giren 1.Kalkınma Planı’nda kamu hizmetlerinden
gece-Resim 4.
Konut siteleri örnekleri-1970ler, Mimarlar Odası, Arkitekt Veritabanı, 2014 (a. Türksan sitesi, Etiler, 1973 Erişim yeri: http:// dergi.mo.org.tr/dergiler/2/275/ 3854.pdf b. Yapı Kredi Bankası, Valikonağı sitesi, 1978 Erişim yeri: http://dergi.mo. org.tr/ dergiler/2/229/3158.pdf c. BağKur ve S.Sigortalılar Birlik yapı kooperatifi, Ortaköy sitesi, 1979 Erişim yeri: http://dergi.mo.org. tr/dergiler/2/262/3625.pdf d. T.Emlak Kredi Bankası, İzmir Deniz bostanlısı blokları, 1978 Erişim yeri: http://dergi. mo.org. tr/dergiler/2/230/3178.pdf [Erişim tarihi: 12 Aralık 2014])
kondu bölgelerinin de faydalanması ve bu çevrelerin iyileştirilmesi konularının gündeme gelmesi ile devlet, enformel bir yapı biçimini formel hale getirmeye başlamıştır (Türkün 2011). Gecekondu, 1966
yılında çıkarılan 775 sayılı Gecekondu Kanunu ile bir konut tipi olarak doğrudan resmi kayıtlarda kullanılmış ve mevcutta kullanılabilecek durumda olanlar meş-rulaştırılmıştır (Sey 1998, 288; Tekeli 2009, 247). Böylece gecekondu artık Türkiye’de üretilen konut sunum biçimlerinden biri olarak tanımlanabilir hale gelmiştir. Devletin temelde gecekonduların uygulanmasını azaltabilmek amacı ile 1953’te 6188 sayılı Bina Yapımını Teşvik Kanunu’nu uygulamaya koyması, gece-konduya yönelik talebi azaltmak yerine apartmanlaşmayı yaygınlaştırmıştır. Kanun ile belediyelerin yetkisindeki boş arsaların konut sahibi olmayan bireylere verilmesi önerilmiştir. Ancak, bu kanun alt gelir grubunun konut edinebilmesine yönelik herhangi bir çözüm üretememiş, bunun yerine göç ile köyden kente yerle-şen veya hâlihazırda kentte yaşayan orta gelir grupları için üretilen apartmanların üretiminin önünü açmıştır (Bilgin 2010; Kıray 1998; Sey 1998).
1970'lere kadar küçük ölçekli özel sektör yatırımcısının kurduğu kooperatiflerin uygulamaları olarak gerçekleştirilen apartmanlar daha sonra belediyelerce hayata geçirilmiştir.
1950 sonrası dönemde Türkiye’deki konut üretimini ve sunum biçimlerini etkileyen ikinci olay ise 1965 yılında çıkarılan Kat Mülkiyeti Kanunu’dur. Apartmanların kooperatiflerce ya da özel sektör girişim-cisi tarafından üretimi kanun ile yaygın-laşmaya başlamıştır (Tekeli 2009). Bu dönem
içinde inşaat maliyetlerinin artması ile kendi arsası üzerine apartman yapamayan arsa sahibi, çözümü arsa üzerine yapılacak yapının belli bir kısmını yatırımcıya vererek, yapıyı özel sektör yatırımcısına yaptırmakta bulmuştur. Böylece, özel sektör girişimcisinin inşa ettiği, belli bir kısmının girişimciye, diğer kısmının da
arsa sahibine ait olduğu yap-sat apart-manları ortaya çıkmıştır (Kurtuluş 2011; Türel 1987). 1969 senesinde yürürlüğe giren
Kooperatifler Kanunu ile de yap-sat yönte-mine benzer şekilde kent çeperlerinde arsa satın alan özel sektör yatırımcısı, koopera-tifleşme yolu ile konut üreterek hem her ay düzenli ödemelerle finans sağlamaktadır, hem de apartmana görece daha çok sayıda konut birimi üretebilmektedir (Sözen 1996).
Böylece çok daireli tekil blok şeklinde uygulanan apartmanlar süreç içerisinde bir bloğun çokça tekrarlanarak oluşturulduğu büyük ölçekli yerleşimlere evrilmiştir. Kat Mülkiyeti Kanunu’na kadar geçen sürede konut-mimar-işveren arasındaki ilişki bir önceki döneme benzer bir şekilde ilerlemektedir. Ancak, geleneklere bağlı duran ve yerelliği önemseyen tasarım anlayışı yerini ithal tarzların ve uluslara-rası üslubun tekrarına bırakmıştır (Balamir 2003). Özellikle Kat Mülkiyeti Kanunu
sonrasında konut üretiminin devletten özel sektör üreticisine kaymış olması ve birimler halinde satılabilir konuma gel-mesi, konutun kar getirecek bir mal olarak görülmeye başlamasına neden olmuştur. Cumhuriyetin kurulumundan 1965’e kadar olan süreçte üretilen tüm konut sunum biçimleri kullanım değeri üzerinden anlam bulurken, Kat Mülkiyeti Kanunu sonrası değişim değeri üzerinden değer kazanmaktadır. Konutun tanımında ve bir kavram olarak algısındaki bu değişim, konut mimarisine de doğrudan yansımak-tadır. Kullanım değeri üzerinden tanımla-nan ilk dönem konutları, mimar tarafından tasarlanan, sahibinin gereksinimlerine cevap vermek için hem iç mekan planla-ması yapılan, hem de bir prestij unsuru olarak düşünüldüğü için cephe ve form tasarımlarının önem kazandığı yapılardır. Ancak göç sonrası konut ihtiyacının çözüm aciliyeti, kat mülkiyeti sonrası konutun birim olarak düşünülmeye başla-ması, böylece alınıp satılan bir mal haline gelmesi ve ranta dayalı üretim sonucu konutlar, ilk döneme benzer bir tasarım sürecine dahil olmadan, çoğunluklar plan şemalarının ve kat düzenlerinin tekrarına dayanan bir yaklaşım ile üretilmiştir.
Tanımlı bir işveren için barınma yapısı tasarlayacak olan mimar için konut, tasarı-mın ana nesnesi olarak tanımlanmakta idi. 60'ların sonlarından itibaren ise mimar, işveren ve yüklenici arasındaki ilişki yön değiştirerek ortaya çıkan yapıların mimari oluşum süreçlerini doğrudan etkilemiştir. Tanımlı bir mimar-kullanıcı ilişkisi bu dönemden sonra kullanıcının anonimleş-mesi ile yok olmuştur. Mimarın kullanıcı ihtiyaç ve istekleri doğrultusunda yönle-nen tasarımı, işveren- yüklenici-yatırımcı kavramlarının iç içe geçmesi ile önemini yitirmiştir. Bu değişimler mimarı, tasarım ve inşa bilgisine başvurulan bir meslek profesyonelinden “ruhsat teknisyenine” dönüştürmüştür (Balamir 2003).
Tüm bu yasal düzenlemeler, yeni konut sunum biçimleri ve yeni aktörlerin devreye girmesi ile kentleşme hızı önceki döneme kıyasla oldukça artmıştır. Kentte uygulanan konutların plansız, kimi zaman da illegal olarak üretilmesi kentlerin de plansız olarak gelişmesine neden olmuş-tur. Bir yandan kent çeperlerinde nereye yerleşilebileceği ya da nereye doğru büyüyeceği tahmin edilemeyen gecekondu yerleşmeleri, bir yandan zaman içerisinde gittikçe sıkışan, boş arsanın bulunamadığı kent merkezlerinde yükselerek çoğalabilen apartman yerleşmelerinin bir araya geldiği bir kent gelişiminden söz edilebilmektedir. Sınırlı sayıda ve küçük ölçekli planlama ve denetimler dışında, yoğun göç sonucu oluşan konut talebinin karşılanması ve
kentlerin bu yönde geliştirilecek planları-nın oluşturulması konusunda devlet yeterli hamleleri yapamamıştır. Aynı şey konut mimarisi ve mimarlar için de söylenebilir. Farklı gelir ve ihtiyaç gruplarından olan yeni kentlinin barınmasını sağlayacak, aynı zamanda kentin gelişim yönünü ve biçimini belirleyecek şekilde tasarlanması gereken mimari projeler üretilememiştir.
4. Liberalleşme sonrası, Parçalı Kentleşme, 1980-2000
1980 sonrasında, mimarlık dahil olarak tüm fiziki üretim biçimlerini etkileyen en önemli faktörlerden biri, dünyadaki ekonomik bunalım ve bu duruma karşı geliştirilmeye çalışılan çözüm önerileridir. Bunalım sonrası finansal üretim ile fiziki üretim arasındaki ilişkinin farklı bir boyutta gerçekleşmeye başladığını söylemek mümkündür. Ulusal ekonomile-rin birbirleri ile bütünleşmeye başladığı bu süreçte, finans sektörü fiziki üretim dahil tüm üretim biçimlerinden daha baskın hale gelmiştir. Bu noktada, Türkiye’deki gelişim de dünyadaki ile paralel bir yol izlemiştir. Ekonomik ve finansal gelişme-lere dahil olabilmek için Türkiye’deki politik ortam ve yönetim kararları pazar şartlarını her şeyin üzerinde tutan yakla-şımlar üzerinden şekillenmiştir. 1980 sonrası devlet yönetiminin liberal-leşme politikalarını benimsemesi (Gülen 2009; Kazgan 2004) ve kentlerin özel
mülki-yete önem veren bir anlayışla düzenlenen
Resim 5.
Toplu konut örnekleri-1990lar (a. Bahçeşehir II. Kısım, İstanbul Erişim yeri: http://wowturkey.com/t. php?p=/tr633/pasha71_vadi2_07. jpg&sid=b5dea56bd99eecd-9943d87ea0a11d888 [Erişim tarihi: 24 Haziran 2015] b. Konutkent II Ankara, 1994 Erişim yeri: http:// wowturkey.com/t.php?p=/tr95/ deRya_DSCF2084.jpg [Erişim tarihi: 24 Haziran 2015])
yasalar üzerinden şekillenmeye başlaması ile bazı kamu haklarının özel sektör eline geçtiği izlenebilmektedir (Newman ve Thornley 1997). Kamu kurumlarının konut
üretimleri, piyasa mantığı çerçevesi içerisinde ilerlemekte, devlet özellikle konut uygulamalarında kamu yararına bir üretim yerine sermaye ve pazar ekonomisi odaklı bir gelişimi desteklemektedir. 1980'li yıllarda yerel yönetimler kendi kaynaklarını oluşturabilmek ve dışarıdan sermaye aktarımı yapabilmek için çeşitli yöntemler geliştirmekte, merkezi yönetim de çoğunlukla bu stratejileri destekle-mektedir (Eraydın ve Altay 2011). Türkiye’de de 1985 senesinde yürürlüğe giren İmar Kanunu ile yerel yönetimlerin yetkilerinde değişimler olmuş, imar planlama kararları alma, fiziki üretim onay ve denetimi belediyeler yetkisine bırakılmıştır. Yerel yönetimlerin yanı sıra, 1981 ve 1984 yılla-rında iki Toplu Konut Kanunu çıkarılmış ve bu kanunu yürütecek olan Toplu Konut İdaresi’nin kurulması ile devlet konut pro-jelerinin yapımını örgütlemeye başlamıştır
(Türel 1989). Merkezi idare, yerel yönetimler
ile beraber çalışarak kooperatifleşme ile konut üretmeye devam etmiş, aynı zamanda Emlak Bankası’nın finansör ve yatırımcısı olduğu, çoğunlukla orta gelir grubuna yönelik toplu konutlar üretmiştir
(Görgülü ve Kaymaz Koca 2007; Sey 1998; Tekeli 2009). Kent çeperindeki gecekondu alanları
ile merkezdeki apartman alanları arasın-daki boşluklar toplu konut uygulamaları ile doldurulmaya başlamıştır (Süher 1989).
Toplu konut uygulamalarının yaygınlaş-ması 1984 yılında çıkarılan 2981 sayılı İmar Affı Kanunu ile hızlanmıştır. 1966 yılında yasalarda yer almaya başlayan gecekondu yerleşimleri, bu kanun çerçe-vesindeki imar affı ile yine meşru hale getirilmiş, imar değişiklikleri ile de gece-kondular üzerinde değişiklik yapma hakkı getirilmiştir. Başlarda kent çeperlerinde yer alan gecekondu bölgeleri, 80'lerde gittikçe büyüyen kentin merkezine dahil olmaya başlamış, böylece kentsel rantın odaklandığı bölgeler haline gelmiştir. Hem Toplu Konut hem de İmar Affı Kanunları ile 50'lerde kent merkezini işgal eden apartmanlar gecekondu bölgelerine doğru
kaymış, üretimin ölçeği büyütülerek toplu konutlar halinde uygulanmaya devam etmiştir.
Devletin 1980 sonrası kentlerin gelişimi üzerine izlediği politikalar çoğunlukla ekonomik olarak çekiciliği arttırma ve sermaye gruplarının ilgisini çekmeye yönelik bir takım düzenlemelere öncelik verme şeklinde ilerlemiştir (Eraydın ve Altay 2011). Büyük sermaye gruplarının odaklan-dığı yapı tipi ise hem yasal düzenlemeler ile yatırımın kolaylaştırıldığı hem de aynı anda çok sayıda kişinin tüketimine açılabilme kapasitesi olan konutlardır. Ekonomiye yön veren bu büyük sermaye grupları, kentlerin yasalarla meşrulaştırı-lan çeperlerinde ve merkezlerinde yer ameşrulaştırı-lan konut dokusundaki yoğunlaşma nedeniyle, kent dışındaki arazilerde konut üretimine odaklanmıştır. Kent dışı arazilerin mer-kezdekilere göre daha büyük olması ve mevcut parsellerin birleştirilerek büyü-tülebilmesi, büyük ölçekli konut proje-lerinin bu alanlarda uygulanabilirliğini arttırmıştır.
90'lı yıllarda yatırımcının da konuta ayırdığı sermayenin büyümesi ve büyük ölçekli yatırımcının yanı sıra, kurumsallaşmış, örgütlü ve çok ortaklı yatırımcının (Gayrimenkul Yatırım Ortaklıkları gibi) konut üretimine başlaması ile konut
sunum biçimlerinde değişimler meydana gelmiştir. Bu dönemde çokça tekrarlanan sunum biçimleri büyük ölçekli toplu konut projeleri ve çoğunlukla az yoğunluklu kapalı yerleşimlerdir. Toplu konutlar, kent merkezinde yer alan eski apartmanları ya da gecekonduları yıkarak yerlerine ya da kent dışında yer alan parsellere yüksek yoğunluklu olarak uygulanmıştır. Kent merkezinde yap-sat apartmanları gibi tekil üretimlerin yanı sıra gecekondu ya da apartman parselleri birleştirilerek ve yerel yönetimlerce imar hakları değiştirilerek, büyük ölçekli uygulamalar da yapılabil-mektedir. Yıkılan apartman ya da gece-konduda oturan alt veya orta gelir grubu kullanıcılar ise yeni konutların üreticisi ile yapılan anlaşmalar sonucu, yeni yerle-şecekleri evler için ücret ödemek ya da kent dışındaki toplu konut yerleşimlerine
yönelmek zorunda kalmaktadır (Ayata 2002; Kurtuluş 2011).
Diğer konut sunum biçimi ise kent dışın-daki araziler üzerinde, güvenliği ve çevre düzeni sağlanmış, çoğunlukla içe dönük ve yer aldığı bağlam ile ilişki kurmayan kapalı yerleşmelerdir (Baycan Levent ve Gülümser 2004; Candan ve Kolluoğlu 2008; Çekiç ve Gezici 2005; Çınar vd. 2006; Danış 2001; Geniş 2007; Özgür 2006). Kent merkezine yerleşmiş olan kentli orta-üst sınıflar, merkezin yoğunlaşması ile kent dışında kurulan bu güvenlikli sitelere doğru kaymaya başlamıştır. Büyük ölçekli yatırımcının bu projeleri uygulamasındaki esas amaç hızlı şekilde sermayeye dönüşebilmesidir ki bu nedenle hedef kitlesi, üst gelir grubudur. Yatırımcı bir yandan kentin yoğunlu-ğundan ve sıkışıklığından uzak, belli bir düzeyde kullanıcı için özel olarak tasar-lanmış yeni yaşam çevreleri oluşturuldu-ğuna, bir yandan da bu çevrelerin zamanla paraya dönüştürülebilme kapasitesini vurgulayarak üst gelir grubunun dikkatini çekmeye çalışmaktadır. Bu yaklaşımla, günümüzde daha da yoğun hale gelen özel sektör içerisindeki rekabet gücü tartışmaları, 90'lı yıllarda uygulanmaya başlayan proje odaklı girişimler üzerinden kendini göstermeye başlamıştır (Eraydın ve Altay 2011).
Tüm bu üretim biçimleri, konut mima-risinin de finansal üretimin baskınlığı altında kaldığını göstermektedir. Konut ihtiyacı ve talebi arasındaki ilişki, konutun metalaşması ile tanım değiştirmiştir. Mimarın karşılaştığı konut talebi artık bireysel kullanıcı yerine büyük ölçekli yatırımcıdan gelmektedir. Konutlar, kul-lanıcı ihtiyaç ve istekleri yerine yatırımcı istekleri doğrultusunda tasarlanmaya başlanmıştır. Kullanım değeri yerine satış hızı üzerinden anlamlanmaya başlayan konut için mimardan beklenen, piyasada geçerli olduğuna inanılan değer hüküm-lerine göre ya da yüksek gelir gruplarını cezbedecek şekilde “özellikli” tasarımlar yapmasıdır. Başka bir deyişle, tasarlana-cak konut yapısının kullanıcı ihtiyaç ve isteklerini yansıtan özelliği, konutun pazar ekonomisi içerisinde dolanabilen bir mal
olarak algılanmaya başlaması ile değişime uğramıştır. Konutun özellikli tasarımı, kullanıcısından bağımsız, üretim ve satış aşamasında yapının benzerlerinden ayrıla-bilmesi ve öne çıkaayrıla-bilmesi için kullanılan bir pazarlama değeri haline dönüşmüştür. Bu dönemde, mimarlığın özgün, yeni olanı tasarlama fikri ve kendi içsel dinamikleri ile elde edilen değeri, sadece mimarlığın sonuç ürününün finansal üretim içinde ne hızla değer kazandığı üzerinden tariflen-meye başlamıştır.
80 sonrası dönemde konut üretiminde dev-let tarafından özel sektör yatırımcısının desteklenmesi, merkezi yetki sisteminin dağıtılarak planlama ve onama yetkileri-nin yerel yönetimlere devredilmesi sonucu kentlerde bölgesel olarak farklı oluşum biçimleri ortaya çıkmıştır (Eraydın ve Altay 2011). Kentin bir bütün olarak planlanması
yerine parçalara bölünerek ve her parçanın farklı bir aktör tarafından, parsel bazında imar hakları tanınarak planlanması dö-nemin en önemli karakteristiğidir. Çeşitli aktörler tarafından geliştirilen planların çokluğu ve kent parçaları arasındaki plan-lama çelişkileri ile bu dönemde kentler kontrolsüz şekilde konut yerleşimlerinin istilasına uğramıştır.
5. Deprem sonrası, Kentsel Dönüşüm, 2000 sonrası
2000 yılından sonra Türkiye’deki konut gelişimi 80'lerde başlayan ve sonrasında tüm sektörlerde çokça söz sahibi olmaya başlayan kapitalist-neoliberal yaklaşımlar ve küresel ekonomi etkisiyle şekillenmiş-tir. Kentsel yönetim yazınlarında çokça ortaya konduğu şekilde merkezi yönetim-ler küresel ekonomi ile bağlarını kentyönetim-ler üzerinden özellikle de kent merkezleri üzerinden sağlamaya çalışmaktadır
(Gordon vd 2004; Keyder 2005; Keyder 1999; McGuirk 2005; Salet 2006). 80'lerde konutun
geniş kitlelere seslenebilme ve kolay likiditeye dönüşebilme kapasitesini keşfeden küresel sermaye 2000'lerde konuta yatırım yapmaya devam etmiştir. Ulusal, uluslararası finans kuruluşları, bankalar ya da büyük ölçekli yatırımcılar tek başlarına konut üretimine katıldıkları gibi birlikte kuruluş ortaklıkları kurarak
ve üretimin ölçeğini önceki dönemlerdeki konut sunum biçimlerinin üzerine çıkara-rak konut üretmeye başlamışlardır. Ancak önceki dönemden farklı olarak sermaye grupları, bu konutları kent içerisindeki önemli merkez noktalarında uygulamakta, böylece değer artışı sağlayan bölgeler üzerinde pay sahibi olmaya çalışmaktadır. Türkiye’nin içsel dinamiklerindeki değişimler de bu büyük ölçekli üretimi destekler şekilde ilerlemiştir. Özellikle 1999 Gölcük depremi sonrası mevcut konut stoğunun durumu sorgulanmaya başlamış, bu stoğun yenilenmesi fikri ortaya çıkmıştır (Genç 2008). 80'lerde
merkezde yer alan eski yerleşimlerin ve gecekondu bölgelerinin geçirmeye başladığı proje odaklı yenileme süreci, deprem sonrası kentsel bir ölçeğe taşın-mış, böylece merkezde yer alan konut yerleşimleri kentsel yenileme ve kentsel dönüşüm kavramları üzerinden tekrar üretilmeye başlamıştır. Uluslar ötesi kapitalist sınıfın yönlendirdiği ekonomi sektörü, dönüşüm kavramı ile boşaltılan büyük kent parçaları üzerinde konut üretimine odaklanmıştır. Bu yönelimin temelde iki nedeni vardır. Bunlardan ilki konutun tüketilebilme kapasitesi açısından geniş bir kitleye seslenmesi, dolayısıyla
daha hızlı ve kolay olarak likide dönüşe-bilmesidir. İkinci neden ise konut uygula-malarının çeşitli ticaret ve hizmet birim-leri ile birleştirilerek yeniden üretilmeye elverişli olmasıdır. Bu nedenle sermaye elde etmeye odaklı yatırımcının ilk olarak yöneldiği konu konut üretimi olmuştur. 80'lerde doygunluğa ulaşan kent merke-zinden kent çeperine doğru kayan büyük ölçekli, içe dönük konut siteleri 2000 sonrası kentsel dönüşüm adı altında tekrar kent merkezine doğru hareket etmiştir. Kentsel dönüşüm kavramı 2000 sonrası çeşitli yasalar ile konut üretimini doğ-rudan etkilemiştir. 5366 sayılı Yıpranan Tarihi ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkında Kanun, sit alanı olarak tescil edilen alanların, bölgenin gelişimine uygun olarak yeniden inşasını öngörmektedir. 5393 sayılı Belediye Kanunu ile ise yerel yönetimlere kentsel dönüşüm yapabilme yetkisi sağlamıştır
(Genç 2008; Özden 2007). Son olarak 6306
sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun ile de kentin herhangi bir yerinde afet durumları için riskli görülen yapıların dönüşümü meşrulaştırılmıştır (Şenyol Kocaer ve Bal 2013).
Resim 6.
2000 sonrası büyük ölçekli yerleşimler (a. Yeşil vadi konakları, İstanbul, 2009 Erişim yeri: http://v2.arkiv. com.tr/p7804-yesil-vadi-konaklari. html [Erişim tarihi: 24 Haziran 2015] b. Sinpaş Altınoran, Ankara, 2014 Erişim yeri: https://www.youtube. com/watch?v=QMCmPK9mrqU [Erişim tarihi: 24 Haziran 2015] c. My World, İstanbul, 2014 Erişim yeri: http:// wowturkey.com/t.php?p=/tr633/ pasha71_vadi2_07.jpg&sid=b5dea56b-d99eecd9943d87ea0a11d888 [Erişim tarihi: 24 Haziran 2015]d. Antepia, Gaziantep 2014 Erişim yeri: http:// www.skyscrapercity.com/showth-read.php?t=1276855&page=3 [Erişim tarihi: 24 Haziran 2015])
Yasalar ile kentin biçimleniş sürecine hem yeni aktörler katılmış hem de kentsel dönüşüm kavramı bölgeleri dönüştürme yerine mevcudu yıkıp yerine yenisini yapma olarak anlamlanmaktadır.
Yasal düzenlemeler kamu yararına ve sos-yal amaçlar doğrultusunda uygulanmak yerine çoğunlukla yapısal çevreyi oluştu-racak aktörler arası yetki ve sorumluluk-ları belirlemeye yönelik oluşturulmuştur
(Eraydın ve Altay 2011). Sermaye gruplarını
yetki alanlarının içine çekmeye çalışan yerel yönetimler, tekil araziler üzerinde proje bazlı kararlar alabilmektedir. Başka bir deyişle, belediyelerce alınan planlama kararları doğrultusunda, kentte yan yana duran iki parselin imar hakları birbirle-rinden tamamen farklı olabilmektedir. Genellikle o bölgeye yatırım yapacak sermaye gruplarının işini kolaylaştırmaya ya da kent toprağından daha fazla rant elde edilebilmesine yönelik olarak parsel bazında imar değişikliği yapabilmektedir. Böylece kentsel dönüşüm ya da yenileme adı altında belediyeler, kamunun ihtiyacı doğrultusunda üretim ya da hizmet alanları oluşturmak yerine bölgeye yatırım yapacak girişimcinin talebini karşılamak için çeşitli uygulamalar gerçekleştirmek-tedir. Bu, kimi zaman yeni yatırıma kent içinde arsa sağlamak olabileceği gibi, kimi zaman da ayrıcalıklı imar hakları sağlamak olabilmektedir. İlçe belediyele-rinin yanı sıra büyükşehir belediyeleri ve belediye iştirakleri de şehir merkezinde kentsel dönüşüm adı altında, kent dışında ise büyük ölçekli uydu kentler kurarak çeşitli sosyoekonomik gruplardan kulla-nıcılara seslenen konutlar üretmişlerdir
(Karasu 2009; Taşçı 2013).
Yerel yönetimlerin yanı sıra, devletin toplu konut üretimi ile görevli kurumu Toplu Konut İdaresi (TOKİ) 2000 sonrası toplu konut üretiminin baş aktörlerindendir. Aslında idare 1984 yılında, temelde kamu eli ile alt ve orta gelir grubu için konut üretebilmek ve konut kooperatiflerini desteklemek amacı ile kurulmuştur (Geray 2011). Ancak 2003 sonrası çeşitli yasalarla idarenin temel amaçları ve yönetim şekli
yeni bir boyut kazanmıştır. İdare, yeni yasal düzenlemeler sonrası kapatılan Emlak Bankası’nın bankacılık dışındaki tüm faaliyetlerinin, Konut Müsteşarlığı, Arsa Ofisi Genel Müdürlüğü, Bayındırlık Bakanlığı Mesken İşleri Daire Başkanlığı ve Başbakanlık Proje Uygulama
Birimi’nin görevlerini yürütmek üzere yetkili kılınmıştır (Aydoğmuş 2007; Türkün ve Yapıcı 2009; Yapıcı 2011). Doğrudan
Başbakanlığa bağlı olarak çalışan idarenin aldığı kararlar, herhangi başka bir kurum tarafından denetlenmemektedir. 2004 yılı sonrasında TOKİ, Arsa Ofisi’nden devro-lan ya da idareye tahsis edilen kamu arazi-lerinin ya da kentsel dönüşüm yolu ile kent parçaları üzerinde yerel yönetimler, özel sektör yatırımcısı veya her iki aktörün bir araya geldiği ortaklıklar ile beraber çalışarak toplu konut projeleri üreten ve kentsel planlama yapan bir kurum haline gelmiştir. Aslında idare, kamuya ait arazi-ler üzerinde yapılacak olan uygulamaları 500’e yakın yüklenici eli ile gerçekleştiren bir üst yönetim mekanizması olarak çalışmaktadır (Yapıcı 2011).
Bu dönemde gelişen konut sunum biçim-leri, 2000'li yıllarda konut üretiminde sek-töre egemen olan TOKİ’nin çalışma alanı içerisinde üretilen konutlar üzerinden ta-nımlanabilir. Sosyal Konut başlığı altında üretilen, çoğunlukla kent merkezinden uzak, tek tip plan şeması ile oluşmuş blok-ların tekrarı ile oluşan, yüksek yoğunluklu toplu konutlar konut sunum biçimlerinin ilkidir. Aslında önceki dönemlerde de hem kent içinde hem de dışında üretilen bu apartman yerleşimleri 2000'lerde toplu üretim teknolojilerinin ve deneyiminin de artması ile çoğalmış, Toplu Konut İdaresi ve yerel yönetimlerin çokça uyguladığı bir biçim olmuştur. Çok sayıda birim içeren bu yerleşimler kente göç eden ve önceki dönemlerde enformel konutlar üreten alt gelir grubunun barınmasına yönelik olarak düşünülmüştür. Ancak bu konutların kullanıcısı çoğunlukla kentsel dönüşüm yoluyla kent merkezinde yıkılan gecekondu bölgelerinde yaşayan alt gelir grubudur (Ataöv ve Osmay 2007).
Merkezde kalan gecekondu bölgeleri ve depreme dayanıksız olarak tanımlanan konut bölgeleri kentsel dönüşüm yolu ile yıkılarak, idarenin kaynak geliştirme uy-gulamaları adı altında uyguladığı konutlar ve yeni yatırım biçimleri için kent içinde yer açılmaktadır (Sassen 2004). Dönemin bir
diğer konut sunum biçimi, ulusal ve ulus-lararası yatırımcının odaklandığı büyük ölçekli gayrimenkul yatırım projeleridir
(McLeod, 2002; Rodriguez vd. 2002; Rodriguez vd. 2001; Swyngedouw vd. 2002). Uygulamalar
içerisinde karma işlevli yerleşimler ve çok katlı, çoğunlukla tek bloktan oluşan rezidanslar yer almaktadır.
Karma işlevli projeler 90'lardan başla-yarak 2000'den sonra üretilmeye devam eden, konut birimleri ve tüm kentlinin kullanımına açılan ticaret, hizmet, spor ya da kültür işlevlerini içeren yapıların bir arada tasarlandığı uygulamalardır
(Görgülü ve Kaymaz Koca 2009). Tam anlamı
ile karma işlevli olarak
tanımlanamaya-cak şekilde, 2004 sonrası özel sektörün ürettiği neredeyse tüm konut projelerinde barınma dışı işlevler yer almaktadır. Bu tip yerleşimler yatırımcısı için bir sermaye elde edim aracıdır ve üzerinden mümkün olduğunca çok rant elde edilmelidir. Bu sebeple, yatırımın kolay paraya dönüşebi-lir karakterde olması önemlidir ve konutu yatırım aracı olarak gören, bir sonraki el değişiminden elde edilecek rantı düşünen üst gelir grubunun tüketimine açılmıştır. Bu yerleşimler birçok işlevi bir arada barındıran yüksek yoğunluklu yapılardan oluşur ve büyük kent parçalarını konut yerleşmelerine dönüştürür.
Gayrimenkul yatırım biçimlerinden bir diğeri, tek blok şeklinde uygulanan, çoğunlukla kent merkezinde, karma işlevli yapılara görece daha sınırlı bir alanda çok katlı olarak tasarlanan rezidanslardır
(Yüksel ve Akbulut 2009). Rezidanslarda alan
sınırlaması dolayısıyla birimlerin m²’leri
Şekil 1:
Cumhuriyet sonrası konut üretiminin tarihsel gelişimi
küçük ve kiralanabilir özelliktedir. Ayrıca bu yapılar hizmet sektörünün barınma iş-levi ile en bütünleşmiş halleridir. Barınma işlevini bir konuttan çok bir otel hizme-tinde veren bu yapılar kent merkezinde düşey olarak konumlandırılmış güvenlikli siteler olarak tanımlanmaktadır (Danış ve Perouse 2005). Yapıların kullanıcısı ise çoğunlukla kentte belli bir süre kalacak olan ya da kent merkezinde çalışan ve merkezden kopmak istemeyen üst gelir grubudur (Bilgin 2006).
Yatırımcının ve konut sunum biçimlerinin ölçeğinin önceki dönemlere göre kıyasla oldukça büyüdüğü 2000'ler sonrasında mimarın pozisyonu diğer dönemlere göre oldukça farklı bir konumdadır. Yeni konut yatırımcısı bir finans kuruluşu olabileceği gibi, bir inşaat şirketi, çeşitli firmaların bir araya gelmesi ile oluşmuş bir yatırım ortaklığı ya da hisseleri halka açılmış bir GYO olabilmektedir. Mimar, kurumsal ve örgütlü yatırımcının profesyonel bilgisine başvurduğu bir meslek grubudur; ancak, tersinden düşünülür ise bu durum bugüne kadar mimarlığın konut tasarımında karşılaştığı işveren/yatırımcı/ konut sahibi algısından oldukça farklıdır. Mimar tara-fından, kullanıcı ya da sahibinin ihtiyaç ve istekleri üzerinden tasarlanması gereken konut yapısı bu dönemde, maksimum kar için yatırımcının hesapladığı optimum rakamlar ya da piyasadaki genel geçer kabuller üzerinden tasarlanmaktadır. Başka bir deyişle, mimarın sorumluluğu kullanıcı istek ve ihtiyaçları doğrultu-sunda bir ev tasarlamak değil, yatırımcı-sının gelir-gider tablolarındaki rakamlara uyacak şekilde, üretildikten sonra imajı ile muadillerinden ayrılabilecek ve hızla tüketilebilecek bir sermaye edinim nesnesi tasarlamaktır. Mimarın pozisyonu ruhsat teknisyeninden imaj danışmanına dönüşmüştür. Hatta bazen yaratılmaya çalışılan imaj doğrudan mimarın kendisi ve bilinirliği üzerinden de yaratılabilmek-tedir. Konut sunum biçimlerinin yoğun-luğunu arttırarak kent parçaları üzerinde tasarlanmaya başlaması kentlerin gelişimi açısından kritik önemdedir. 2000 sonrası çok sayıda farklı kurumun parsel bazında
aldığı planlama kararları, kentlerin bütüncül gelişmesini zedeler niteliktedir. Çoğunlukla konut birimleri ile beraber farklı ticaret ve hizmet birimlerinin bir arada tasarlandığı karma yerleşimler için uygulanan parsel bazlı kararlar ile plan-lama bütünlüğü kaybedilmektedir. Kent içinde sürekli değişim ve dönüşüm halinde bulunan yerleşim alanları hem kentin makro formundaki düzeni takip edilemez kılmakta hem de farklı sosyoekonomik grupların sürekli hareketine neden olmak-tadır (Eraydın ve Altay 2011).
7. Sonuç
Cumhuriyetin kurulmasından günümüze kadar geçen dönem konut üreticisi/yatı-rımcısı, konut tipleri, konut kullanıcısının sosyoekonomik durumu, konutun edindiği değer ve konutun kentleşme üzerindeki et-kisi üzerinden düşünüldüğünde karşımıza çıkan gelişim Şekil 1 üzerinden okunabil-mektedir. Süreç içerisinde özellikle 2000 sonrasında konut üretimi tüm ölçütler bağlamında ölçek değiştirmiştir. Her ölçüt ya kendi etkinlik alanını genişleterek büyümüş, ya yeni tanımlar ile anlam değiştirmiş ya da farklı sorumluluklar üstlenerek sınırlarını genişletmiştir. Zaman içerisinde en büyük ölçek değişik-liğinden ilkini konut üretici/yatırımcısı geçirmiştir. Konut üretimini bireysel olarak gerçekleştiren yatırımcı yok olmuş, hatta küçük ölçekli yatırımcı dahi kay-bolmaya yüz tutmuştur. 2000'li yılların ilk on senesi içerisinde kamu kurumları konut üretimine piyasa mantığı çerçevesi ile yaklaşmış, yasal düzenlemeler ise girişimciliği ön plana çıkarabilmek adına yenilenmiştir. Çoğunlukla büyük ölçekli, kurumsallaşmış sermaye gruplarının ilgisini çekmeye yönelik olarak ilerleyen süreçte kamu kurumları, konut yatırımla-rından pay alabilmek için yeni yatırımcı-nın ortağı haline gelmiştir.
Konut sunum biçimlerinin geçirdiği dönü-şüm ise yine büyüme odaklıdır. Tekil ev ya da apartman ile başlayan konut üretimi zamanla blokların ya da tekil evlerin bir araya gelerek oluşturdukları sitelere
dönüşmüştür. Bu dönüşüm 80 sonrasında ölçeğini bir kademe daha büyüterek yeni tipolojiler üretmiştir. Barınma birimlerine eklenen farklı işlevler ile ya da hizmet sektörünün barınma birimleri ile bütün-leşmesi ile oluşan bu yeni sunum biçimleri 2000'lerde de üretilmeye devam etmiştir. 2000 sonrası dönemde fiziki üretimi yakından etkileyen en önemli gelişmeler küresel sermayenin dolaşımı ve finans sektörünün tüm üretim biçimlerinin üze-rinde değer kazanmış olmasıdır. Özellikle konutun kolayca paraya çevrilebilme kapasitesi ve mortgage gibi tekniklerle el değiştirebilmesi, fiziki ve yapısal üretime finans içerisinde yeni bir yer açmıştır. Ancak konutun bu yeni dinamikler üzerinden üretilmesi, konut mimarisini ve konut algısını önceki süreçlerde edindiği değerden çok farklı bir boyuta getirmiştir. 2000 sonrası konutun finans çevreleri, fiziki üretimin gerçekleştirildiği tüm sek-törler ve bireysel konut alıcısı için önemli yatırım araçlarından birine dönüşmesi ve bu dönüşümün yasal düzenlemeler ve yönetişim biçimlerindeki değişimler ile desteklenmesi, ulusal ve uluslararası yatırımcının konut üretimine yönelmesine neden olmuştur. Konut artık barınmak için bir gereklilik değil, tekrar tekrar üretilerek üzerinden rant sağlanan bir yatırım aracı haline gelmiştir.
Konutun anlamı barınılacak, içinde yaşanacak bir ev olmaktan çok bir menkul değer, her an paraya dönüştürülebilecek bir mülk olmaya başladığı an mimarisi de önceki dönemlerden farklı bir anlam kazanmaktadır. Finansal üretimin fiziksel üretim üzerindeki baskınlığı, bu yeni iliş-kiler içerisinde mimarlık disiplininin ve mimarlık mesleğini icra edenlerin farklı pozisyonlar almasına sebep olmuştur. Hızla çoğalan konut projelerinin tüke-tilebilmesi, tüketime teşvik edilmesi ve likide dönüşmesi için diğer örnekleri arasından seçilmesi gerekmektedir. Bu öne çıkma projenin edindiği “farklılık”, projenin diğerlerinden ayrı olan “özelliği” ile olmaktadır. Tüketim toplumu olgusu ve global kültürün mimarlık üzerinde
kazandığı dönüştürücü güç ve etki sonucunda, yapının kimliği, mimarlığın kendine özgü yaratım süreci içerisinde değerlenen bir kavram olmak yerine artı bir pazar değeri olarak algılanmaya başlamıştır. Mimarinin değeri, yapının işlevsel yeterliliğinin, dayanıklılığının, malzeme kalitesinin, konumunun ötesinde pazar değerini arttıracak bir unsur olarak ortaya çıkmaya başlamıştır. “Farklılık” dediğimiz şey kendi başına bir değer olarak algılanmaya, dolayısıyla değişik veya yeni bir şey yapma olgusu da pazar değeri oluşturmaya başlayan kavramlar olarak ortaya çıkmaktadır. Mimar, tasarım sürecinde bu yeni değerlere göre pozisyon almaya zorlanmaktadır.
Konutun bir yatırım aracı haline dönüşme-sinin yanı sıra konut girişimcidönüşme-sinin nitelik değiştirmesi de mimarinin değerinin dönüşümünde etkili bir diğer konudur. Büyük ölçekli yatırımcı ya da, gayrimen-kul yatırım ortaklıklarının geliştirdiği konut projeleri aslında tekil bir sahibi olmayan, borsada pek çok hissesi olan, do-layısıyla profesyonel yöneticiler tarafından bir yatırım aracı olarak gerçekleştirilen projelerdir. Bu durum mimari tasarımı gerçekleştirecek mimarın muhatabının aslında tamamen yatırım değerini öne alan bir grup olduğunu göstermektedir. Şüphesiz herhangi bir yatırımda yatırım değeri önemlidir ancak, o zaman o grup, mimari projeyi öncelikli olarak yatırım değerine göre değerlendirmektedir. Artı olarak, yatırımcı profesyonel bir yönetici olduğu için belli riskleri almaksızın yani aslında yeniliğe çok açık olmaksızın, konvansiyonel, kendini garantiye alacak değerler üzerinden hareket etmektedir. Üretilen proje, yapının belli dolaşım alanı, satılabilir veya kullanılabilir alan oranları hesaplanarak elde edilen optimum değerler üzerinden değer kazanmaya başlamıştır. Bu durumda yapının edindiği değer, yapının ana fikrinde ve radikal olarak mi-marisinde değil de imajına indirgenmiş bir şekilde pazara yönelik artı bir değer olarak talep edilmeye ve beklenmeye başlamıştır. Şehirlerin oluşumunda önemli bir yere sahip olan yüksek yoğunluklu konutların biçimleniş sürecinin imaj üretimi
üzerin-den gerçekleşmeye başlaması, mimarlık disiplininin kendi iç dinamiklerini ve üretilen yapıların kent ve kentliye karşı sorumluluklarını tekrar sorgulamasını gerektirmektedir.
Kaynakça
Altuğ, S. G., Demers, F. S., & Demers, M. 2009. The Investment Tax Credit and Irreversible Investment. Journal of Macroeconomıcs . ANKA. 2012. ANKA. Retrieved April 12, 2012, from
Haberler.com: http://www.haberler.com/ demir-celikci-efesan-dan-halic-e-uc-cepheden-ba-kan-haberi/
Arkiv. 2008, June 23. Mavisu Residence. Retrieved May 06, 2012, from Arkiv: http://www.arkiv.com.tr/p7878 Arkiv. 2010, March 03. Yeşil Vadi Konakları. Retrieved
April 16, 2012, from Arkiv: http://www.arkiv.com. tr/p7804
Astrumtowers. (n.d.). Astrumtowers. Retrieved May 06, 2012, from Astrumtowers site yönetimi: astrumtowers.net
Baudrillard, J. 1983. Simulations. New York: Foreign Agent Series.
Baudrillard, J. 2005. The System of Objects. New York: Verso.
Benjamin, W. 2007. The Work of Art in the Age of Mechanical Reproduction. In t. b. ed. by Hannah Arendt. Illuminations: Essays and Reflections (pp. 217-251). New York: Schocken Books.
Bilgin, D. C. 2009, September 24. Güneş pilleriyle az enerji tüketecek yağmur sularıyla tasarruf sağlayacak. Hürriyet Yaşam Emlak .
Bilgin, İ. 2002. Modernizmin Şehirdeki İzleri 1. Retrieved May 10, 2012, from Arkitera: http://www.arkitera. com/v1/diyalog/ihsanbilgin/modernizm1.htm Bilgin, İ. 1998. Modernleşmenin ve Toplumsal
Hareketliliğin Yörüngesinde Cumhuriyet’in İmarı. In Y. S. ed., 75 Yılda Değişen Kent ve Mimarlık (pp. 255-272). İstanbul: Tarih Vakfı Yayınları.
Blox Haliç. 2009. May 04. press release. Retrieved May 6, 2012, from Blox Haliç: www.bloxhalic.com/index. cgi?basinbultenleri
Boyer, M. C. 1994. The City of Collective Memory. Cambridge: The MIT Press.
Buvan Yatırım. 2009. Buvan Yatırım. Retrieved May 04, 2012, from Buvan Yatırım: www.buvanyatirim. com/arketip.aspx
Colomina, B. 1995. The Media House. Assemblage (27), 55-66.
Conversation. 2009. Ortadoğu Grup, enerji ve inşaat sektörlerine odaklanacak. Dünya İnşaat , 62-63. Demirci, S. 2011. Krizler Ve Mortgage. Akademik
Araştırmalar Dergisi. n.4 , 57-78.
Dictionary.com. 2012. Dictionary.com. Retrieved May 06, 2012, from Dictionary.com: http://dictionary. reference.com/browse/archetype
DNA Architecture. (n.d.). Plus flats Housing Block. Retrieved April 12, 2012, from DNA Architecture: http://www.dnamimarlik.com/ eng/?sayfa=proje&proje_id=9
Dome Doğal Mekan Mimarlık. 2009. Milpark’ta Fonksiyonel Mimari Çözümler. İnşaat Dünyası , 126.
Donat, N. 2009, July 04. Bodrum’da doğayla iç içe ömür boyu tatil! Milliyet .
Dumankaya. 2011. Dumankaya. Retrieved May 06, 2012, from Dumankaya: http://en.dumankaya.com/ projects/proje-detayi
Dumankaya. 2011. Dumankaya. Retrieved April 16, 2012, from Dumankaya: http://www.dumankaya.com/ projeler
EAA. 2011. Arketip Housing. Retrieved April 12, 2012, from Emre Arolat Architects: http://www.emrearolat.com/2006/01/17/ gokturk-arketip-housing-istanbul-turkey-2006/ ed. by David McLellan. 2003. Karl Marx: Selected
Writings. Oxford. New York: Oxford University Press.
Eğilmez, M. 2009. Küresel Finans Krizi. İstanbul: Remzi Kitabevi.
Estatium. 2007. Estatium. Retrieved April 12, 2012, from Estatium: http://www.estatium.com/Default. aspx?pageID=46&type=1&pid=32 Figueiredo, S. M. 2011. Imaging buildings and building
images: from De Kiefhoek to Hageneiland and beyond. ARQ , 35-46.
Friedmann, J. 1986. The World City Hypothesis. Development and Change , 17 (1), 69-84. GAD. 2009. One&Ortaköy. Retrieved April 12, 2012, from
GAD Architecture: http://www.gadarchitecture. com/?p=312
Galfetti, G. G. 2003. Introduction Pisos Piloto. In B. Leupen, & J. Leupen, Dwelling: Architecture and Modernity (pp. 87-102). Delft: TU Delft: Faulteit Bouwkunde.
Goldberg, J. J. 1995. Corporate Capital and the Techniques of Modernity: Problems in the Mass Production of Space, Image and Experience. Journal of Architectural Education. 48 (4), 227-239. Gottdiener, M. 2001. The Theming of America on
American Dreams, Media Fantasies and Themed Environment. Cambridge: Westview Press. Görgülü, T., & Kaymaz Koca, S. 2007. Türkiye’de Barınma
Biçimlerinde Yaşanan Değişimler: Son Dönemde Yapılan Tüketim Odaklı Konutlar. Mimarlık (337), 29-33.
Habermas, J. 2006. The Divided West. Cambridge, Massachusetts: Polity Press.
Hall, S. 1991. The Local and the Global: Globalization and Ethnicity. In A. D. King, Culture, Globalization and the World-System. Binghamton: State University of New York.
Hancı, D. 2004, November 08. Mimaride Zen Yaklaşımı. Akşam .
Hannerz, U. 1996. Transnational Connections: Culture, People, Places. London: Routledge.
Harvey, D. 1990. The Condition of Postmodernity. Oxford, Massachusetts: Blackwell Publishers Ltd. Haug, W. F. 1986. Critique of Commodity Aesthetics:
Appearance, Sexuality and Advertising in Capitalist Society. Great Britain: Polity Press. Hertzberger, H. 1991. Lessonsfor Students in Architecture.
Rotterdam, The Nederland: 010 Publishers. Hitchcock, H.-R., & Johnson, P. 1995. The International
Style. New York: Norton. Holmes, B. 2004. Artistic Autonomy and the
Communication Society. Third Text , 18 (6), 547-555.
Jameson, F. 1991. Post-modernism or the Cultural Logic of Late Capitalism. London: Duke University Press. Kaminer, T. 2007. Autonomy and commerce: the integration
of architectural autonomy. arq , 11 (1), 63-70. Karabey, H. 2005. Maslak Plazalar Dünyasına İki Bakış:
Levent ve Çeliktepe Perspektifleri. Retrieved May 25, 2012, from Arkitera: http://www.arkitera.com/ article.php?action=displayArticle&ID=89 Keleş, R. 2012. Kentleşme Politikası. Ankara: İmge
Kitabevi.
Keleş, R. 1978. Konut sorunları ve politikası. In F. Yavuz, R. Keleş, & C. Geray, Şehircilik (pp. 587-721). Ankara: A.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi. Kieran, S. 1987. The architecture of plenty: theory and
de-sign in the marketing age. Harvard Architecture Review , 6, 103-113.
King, A. D. 1990. Global Cities: Post-Imperialism and the Internationalization of London. London: Routledge.
Kiptaş. (n.d.). Kiptaş. Retrieved May 22, 2012, from http:// www.kiptas.com.tr
Kiptaş. (n.d.). Kiptaş. Retrieved May 06, 2012, from Kiptaş: http://www.kiptas.com.tr/EN/YASAM/yas_genel. asp
Koca, D. 2009. Understanding Façade Between Design and Manufacturing. Saarbrücken: VDM Verlag. Koza Ispartakule Evleri. 2010. Koza Ispartakule Evleri.
Retrieved April 10, 2012, from Koza Ispartakule Evleri, Koza Yönetim: http://www.kozaispartaku-leevleri.com/
Kuban, D. 1981. Turkey. In W. Sanderson (Ed.), International Handbook of Contemporary Developments in Architecture. London: Greenwood Press.
Kumcu, E. 2009. Krizler, Para ve İktisatçılar. İstanbul: Remzi Kitabevi.
Latin Dictionary. 2008. Latin Dictionary. Retrieved May 06, 2012, from Latin-Dictionary.org: http://www. latin-dictionary.org/astrum
Levitt, T. 1983. Globalization of Markets. Harvard Business Review .
Lynch, K. 1960. The Image of the City. Cambridge, Massachussets: MIT Press.
Mashattan. (n.d.). Mashattan. Retrieved April 10, 2012, from Mashattan: http://www.mashattan.com/ Mesa-Nurol Bahçeşehir Partnership. (2012). Mesa-Nurol
Bahçeşehir Partnership. Retrieved April 16, 2012, from Mesa: http://www.mesagrup.com/tr/ mesa-nurol-bahcesehir-ortak-girisimi Mesa-Nurol. (n.d.). Mesa-Nurol. Retrieved May 06, 2012,
from Mesa Nurol Bahçeşehir Evleri: http://www. mesa-nurol.com/en/index.html
Middleist. (n.d.). Middleist. Retrieved April 10, 2012, from Middleist: Middleist [online]. (n.d) from http:// www.middleist.com/ [Accessed at 10.04.2012] Milpark. 2009. Milpark. Retrieved April 10, 2012, from Milpark Konutları: http://www.milpark.com.tr/ tr.html
mm project. 2012. mm project. Retrieved April 11, 2012, from mm project: http://www.mmproje.com.tr/ tr/projects
National Statistical Service. (n.d.). Basic Survey Design. Retrieved May 20, 2012, from National Statistical Service: http://www.nss.gov.au/nss/home.nsf/ NSS/
Norberg-Schulz, C. 1984. Genius Loci: Towards a Phenomenology of Architecture. New York: Rizzoli International Publications.
Ockman, J. 1993. Architecture Culture 1943-1968 A docu-mentary Antholog. New York: Colombia Boks of Architecture, Rizzoli.
Oxford English Dictionary. 2012. global. Retrieved May 06, 2012, from Oxford English Dictionary: http://www.oed.com/view/ Entry/79019?redirectedFrom=global#eid Ozus, E., Sence Turk, Ş., & Dökmeci, V. 2011. Urban
Restructuring of Istanbul. European Planning Studies , 19 (2), 331-356.
Plus Flats. (n.d.). Plus Flats. Retrieved May 04, 2012, from Plus Flats: www.plusflats.com
Sassen, S. 1991. The Global City: New York, London, Tokyo. Princeton: Princeton University Press. Schneider, T., & Till, J. 2007. Flexible Housing. Oxford,
United Kingdom: Architectural Press. Sey, Y. 1998. Cumhuriyet Döneminde Konut. In Y. S. ed.,
75 Yılda Değişen Kent ve Mimarlık (pp. 273-300). İstanbul: Tarih Vakfı Yurt Yayınları.
Simmel, G. 1997. Metropolis and Mental Life. In N. Leach, Rethinking Architecture: A Reader in Cultural Theory (pp. 69-82). London, New York: Routledge.
Simmel, G. 2003. The Philosophy of Money. London, New York: Routledge.
Sklair, L. 2006. Iconic architecture and capitalist globaliza-tion. City , 10 (1), 21-47.
Sklair, L. 2006. Iconic Architecture and Capitalist Globalization. City , 10 (1), 21-47. Sklair, L. 2006. Iconic Architecture and Capitalist
Globalization. City , 10 (1), 21-47. Sudjic, D. 1992. The 100 Mile City. London: Andre
Deutsch.
Susam, N., & Bakkal, U. 2008. Kriz Süreci Makro Değişkenleri ve 2009 Bütçe Büyüklüklerini Nasıl Etkileyecek? Maliye Dergisi, n.155 , 72-88. Şengezer, B., Ökten, A., & Kozaman Som, S. 2011.
İstanbul'da son 20 yıldaki konut gelişmeleri. Konut Sempozyumu (pp. 391-409). İstanbul: TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi.
Tapan, M. 2005. International Style: Liberalism in Architecture. In A. E. R. Holod, Modern Turkish Architecture. Ankara: Chamber of Architects of Turkey.
Taş, D. 2009, December 22. One&Ortaköy, çatıda boğaza karşı havuz keyfi yaptıracak. Sabah Emlak Mortgage .
Tekeli, İ. 2009. Konut Sorununu Konut Sunum Biçimleriyle Düşünmek. İstanbul: Tarih Vakfı Yurt Yayınları. Tekeli, İ. 1979. Türkiye Kentlerinde Apartmanlaşma
Sürecinde İki Aşama. Çevre Mimarlık ve Görsel Sanatlar Dergisi (4).
Till, J., & Schneider, T. 2005. Flexible Housing: The Means To The End. Arq , 287-296.
TOKİ. 2011. Corporate Profile 2010/2011. İstanbul: Housing Development Administration of Turkey. Tveter, O. 2009. Anarchist Urban Theory Planning&Place
Theory. Pomona: The Anarchist Planner Collective.
Uygur, E. 2001. Krizden Krize Türkiye: 2000 Kasım ve 2001 Şubat Krizleri, Tartışma Metni 2001/1. Retrieved March 30, 2012, from Türkiye Ekonomi Kurumu: www.tek.org.tr/dosyalar/KRIZ-2000-20013.pdf
van Berkel, B., & Bos, C. 2006. After Image. In C. B. Ben van Berkel, UN Studio: Design Models, Architecture, Urbanism Infrastructure (pp. 370-379). New York: Rizzoli.
van Nes, A. 2008. The Heaven, the Earth and the Optic Array: Norberg-Schulz’s Place Phenomenology and its Degree of Operationability. Footprint Architecture and Phenomenology , 113-134. van Ostaijen, M. 2008. Between differance and
hyper-re-ality. Blind , http://www.ziedaar.nl/article. php?id=333.
Yakut, A., & Gulkan, P. 2003, October 15. Housing Report, Tunnel form building. Retrieved April 21, 2012, from World Housing Encyclopedia: http://wor-ld-housing.net/whereport1view.php?id=100104 Yapı Kredi Koray. 2007. İstanbul Zen. Retrieved April
12, 2012, from Yapı Kredi Koray: http://www. yapikredikoray.com/zen.asp
Yavuz, Z. 2005, September 28. Manhattan ‘Mashattan’la İstanbul’da. Akşam .
Yılmaz, M. 2008. Sustainable Housing Design Considerations for Turkey. Ankara: Hacettepe University Publications.
Yırtıcı, H. 2010. Rant Ediminde Kent Toprağı. dosya 21 , 5-9.
Yuvacan, N. 2010, 01 18. Gazete Vatan. Retrieved April 12, 2012, from Gazete Vatan: http://haber. gazetevatan.com/Yabanci_oteller_Bilgilinin_or-tagi_oldugu_OneOrtakoyun_pesinde/282429/2/ Haber
Zukin, S. 1991. Landscapes of Power: From Detroit to Disney World. Berkeley: University of California Press.