Soru 51. Soru 1. Buna parçadan aşağıdaki yargıların hangisine ulaşılamaz?

23  Download (0)

Tam metin

(1)

Soru 1

“Anlayabilmek için inanıyorum.” anlayışıyla felsefeyi dine tabi kılmış olan Augustinus’a göre hakikat bizzat Tanrı’nın kendisidir. Yani Tanrı insandadır. İnsanın kendisi de Tanrı’dadır. Felsefe ise bu durumu anlamaya çalışma etkinliğidir.

İnsan ancak bunu anlayarak mutlu olur.

Buna parçadan aşağıdaki yargıların hangisine ulaşılamaz?

A) Hakikati arayan kişi Tanrı’yı aramalıdır.

B) Felsefe ile teolojiyi birbirinden ayırmak olanaksızdır.

C) Hakikate ilişkin bilgi mutluluk için gereksizdir.

D) Felsefeyi Tanrı'nın bilgisine ulaşmak için kullanmak gerekir.

E) Tanrı insan tarafından bilinmeye değecek tek hakikattir.

Soru 2

Montesquieu'ya göre cumhuriyet, monarşi ve despotizm olmak üzere üç yönetim biçimi vardır.

Bir kişi, toplumu belli temel yasalara göre yönetiyorsa orada monarşi, yasasız tek kişinin yönetimi söz konusuysa despotizm görülür.

Cumhuriyet yönetiminde ise egemenliği elinde bulunduran halk temsilciler aracılığıyla yönetme yetkisini kullanır.

Buna göre yönetim biçimlerini ayırmak için kullanılan ölçüt aşağıdakilerden hangisidir?

A) Egemenliği elinde bulunduranların kim olduğu B) Yönetimin doğal duruma göre nasıl yapılandığı C) Yetki kullanımında halkın tercihinin hangi yönde olduğu

D) İktidarın gücünün neye dayandığı

E) Yönetme yetkisinin kim tarafından ve neye dayanarak uygulandığı

Soru 3

Kant'ın “Prolegomena” adlı eserinde dile getirdiği idealizm görüşü, şeylerin varlığıyla ilgili değildi.

Öyle olsaydı; şeyler, varlıklarından şüphe etmeye ve cisimler dünyasının varlığını reddetmeye müsait hale gelirdi. Şüpheyi bilgi alanında kullanması onu diğer idealizm görüşlerinden

Soru 51

A.Botton’un “Statü Endişesi” adlı eserine göre N.

Machiavelli, insanların bencilce hareket etmeye eğilimli olduğu görüşündedir. Sevginin temelinde yer alan şükran duygusunu arkada bırakıp kendi işlerine göre bir yol tutarlar. İnsanda korkuyu canlı tutan, güç gösterisine maruz kalma ve cezalandırılma ihtimalidir. Bu ihtimalin insanlar üzerinde etkili olmadığı hiç görülmemiştir.

İnsanların bir arada tutulması için güçlü bir prens tarafından yönetilmeye gereksinimleri vardır.

Prens, mutlak güç sahibi olmalı ve gerektiği gibi hareket edebilmelidir. Bunun için bütün kurumların ona bağlı olması gerekir.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi

Machiavelli’nin yönetim anlayışını destekleyen bir yargıdır?

A) İnsan, insanın kurdudur.

B) Amaca ulaşmak için her yol mübahtır.

C) Düşünüyorum, o hâlde varım.

D) Tebaanın refahı, erkin gücünün sınırıdır.

E) Özel mülkiyet, her türlü mutsuzluğun kaynağıdır.

Soru 52Platon, varlıkların asıllarının idealar dünyasında olduğunu ve bizim gördüklerimizin birer yansıma olduğunu iddia eder. Buna karşı Aristoteles ise görünenler dışında ayrı bir dünyanın varlığını reddeder. Ona göre varlıkların asılları veya özleri bizzat varlıkların içindedir.

Buna göre Platon ve Aristoteles'in varlık anlayışları arasındaki fark aşağıdaki seçeneklerden hangisi ile ilgilidir?

A) Varlığın var olup olmaması

B) Varlığın bilgisinin ulaşılır olup olmaması C) Varlığın amacının olup olmaması D) Varlığın özünün içkin olup olmaması E) Varlığın yaratılmış olup olmaması

Soru 53

Farabi şöyle der: "En üstün iyilik ve en büyük mükemmelliğe ilkin ancak şehirde ulaşılabilir, şehirden daha eksik olan bir toplulukta

ulaşılamaz. Ancak gerçek anlamda iyi, seçme ve irade ile elde edilebilir bir özelliğe sahip

(2)

ayırır. Çünkü varlıklardan şüphe duymak ve onları reddetmek Kant'ın dile getirmediği şeylerdi.

Onun şüphe ettiği nokta; bilginin konusu olan görünenlerin, şeylere ait bilgiyi verip

vermediğidir.

Aşağıdaki ifadelerden hangisi Kant'ın bu görüşü ile uyuşmamaktadır?

A) İnsan düşüncesinden bağımsız bir varlık alanı vardır.

B) Varlık bilgisinin hakikati yansıttığına şüphe ile yaklaşılmalıdır.

C) Cisimler dünyasının varlığı kesindir.

D) Cisimlerin, varlıkların ve bunların özlerinin tam bilgisine ulaşılır.

E) Gerçekler dünyasının özlerini algılayamayız.

Soru 4

Atomlar evrendeki boşlukta hareket etmektedir.

Benzer atomlar rastlantı sonucu karşılaştıklarında birleşmeleri zorunludur. Demokritos’a göre, evrendeki her nesne bu şekilde oluşmaktadır.

Tüm varlıklar, maddi tözler olan atomların birleşmesiyle oluşur. Ayrışmasıyla da yok olur.

Demokritos’un bu yaklaşımı, aşağıdaki öğretilerden hangisine bir örnek oluşturur?

A) Varoluşçuluk B) Materyalizm C) Fenomenalizm D) İdealizm E) Düalizm

Soru 5

Hristiyan felsefesinde genel olarak ‘Varlık nedir?’

sorusuna ‘Tanrı’nın kendisidir.’ cevabı

verilmekteydi. Bu dönemde felsefe dine hizmet ettiği ve Tanrı’nın varlığını kabul ettirmek için çalıştığı sürece yararlı görülüyordu.

Buna göre, Hristiyan düşüncesindeki gerçeklik için, aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

A) İnsan algısına bağlı bir durumdur.

B) Hali hazırda verilmiş bir bilgidir.

C) Bir tür var olma durumudur.

D) Bir doğruluk ölçütü olarak değerlendirilmiştir.

olduğundan, kötülükler de ancak, seçme ve iradenin ürünleri olduklarından, şehrin, insanların birtakım kötü amaçlara ulaşmak için birbirlerine yardım ettikleri bir varlık olarak kurulması mümkündür. Bundan dolayı mutluluğun elde edilmesi her şehirde mümkün olmayabilir."

Farabi'nin bu sözlerinden aşağıdaki yargıların hangisine ulaşılamaz?

A) Akıl ile tasarlanan her davranış iyidir.

B) Erdemli bir toplum için kişi sayısı önemlidir.

C) Bir davranışın erdemli sayılabilmesi onun bilinçli yapılmasına bağlıdır.

D) Toplumsal yardımlaşma iyi olmayana yönelik de olabilir.

E) İyi amaçlara ulaşmak için yardımlaşan toplumlar mutlu olur.

Soru 54

Anaksimenes nitelik bakımından değişmeyen, kendisiyle aynı kalma özelliği gösteren, gevşeyip yoğunlaşabilen bir maddenin varlığın özü olabileceğini iddia ederken; Empedokles birbiriyle karışıp daha sonra ayrılabilen, fakat kendisi değişmeyen ilk madde üzerinde karar kılmıştır. Demokritos’ta ise bu sorunun cevabı, maddenin temeli olan atom fikrine dönüşmüştür.

Bu parçadan aşağıdaki yargıların hangisine ulaşılabilir?

A) Değişme tüm var olanların temelidir.

B) İlk Çağ’da idealar problemiyle ilgilenilmiştir.

C) Filozofların düşünceleri, yaşadıkları çağda genelgeçer kabul edilmiştir.

D) Materyalistler varlığın özüne, farklı unsurları temele alarak ulaşmışlardır.

E) Filozoflar, varlığın aynı nitelikte olduğunu savunmuşlardır.

Soru 55

MÖ. 5.yy’da Sofistlerle birlikte bilginin kendisi şüphe ve eleştiri konusu olmuş; insanın nesneleri kendisinde olduğu gibi bilip bilemeyeceği

tartışılmıştır.

Buna göre aşağıdakilerden hangisi felsefenin

(3)

E) Soyut ya da somut olabilen bir yapıya sahiptir.

Soru 6

Spinoza'ya göre, eğer aşağı doğru akan bir su düşünebilen bir varlık olsaydı, kendi özgür istenci ve iradesiyle aşağı doğru akmakta olduğunu düşünürdü. Karar verme durumumuzu başka bir açıdan da özgürlük olarak kabul edemeyiz. Çünkü kararlarımız çoğunlukla hafıza denilen yapının etkileriyle oluşur. Spinoza'ya göre hafızaya hâkim olabildiğimiz söylenemez. Spinoza için özgürlük, insanın kendi doğasında mevcut olan zorunluluklara uyması durumudur.

Bu parçaya göre özgürlük aşağıdaki ifadelerden hangisiyle açıklanabilir?

A) Hafızayı kullanmadır.

B) Doğayla bütünleşmektir.

C) Hafızaya hakim olmaya çalışmaktır.

D) Zorunluluğun tanınmasıdır.

E) Çevreye uyum sağlamaktır.

Soru 7

Sokrates’e göre insanın kendi üzerindeki

egemenliği olan ölçülülük için gerek duyulan tek şey, iyiye ve kötüye ilişkin bilgidir. Çünkü insan kendisinin ne olduğunu, hayata geçirilmesi gereken en temel ihtiyaçlarının, yeteneklerinin ve arzularının neler olduğunu bildiği takdirde ancak kendi üzerinde tam bir denetim ve hakimiyet kurabilir. Bu yüzden Sokrates’ e göre yalnızca bu kavrayıştan yoksun olan budalalar ölçü ve kural tanımazlar.

Buna göre aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?

A) Cehalet mutluluk getirir.

B) Özgürlükler sınırsız olmalıdır.

C) Mutlak iyiye ulaşmak mümkün değildir.

D) Kendini bilen kişi erdemlidir.

E) Ahlaki kararlar kişinin arzu ve isteklerine bırakılmalıdır.

Soru 8

Felsefenin ortaya çıktığı ilk dönemde filozoflar

cevap aradığı sorulardan biri haline gelmiştir?

A) Varlığın ilkeleri nelerdir?

B) Evrenin ana maddesi nedir?

C) Bilimsel bilginin değeri nedir?

D) Doğru bilgi elde edilebilir mi?

E) Değişmeyen, kendisiyle özdeş kalan şeyler var mıdır?

Soru 56

Descartes’a göre var olmasaydık şüphe edemezdik. Bu bizim edinmiş olduğumuz ilk doğru bilgidir. Öyle ki şüphe etmek düşünmeye, düşünmek ise var olmaya yeter bir kanıttır.

Buna göre ulaşılan ilk doğru bilgi

aşağıdakilerden hangisiyle açıklanabilir?

A) Araştırmaların bilimsel verilerle desteklenmesi B) Akla dayalı ispat yöntemleri kullanılması C) Elde edilen verilerin doğaüstü güçlere dayandırılması

D) Bilinen akıl yürütme yöntemlerinin kullanılması

E) Düşünme yetisi ile duyu verilerinin yorumlanması

Soru 57

Bütün Ortaçağ döneminin değişmez karakteristik yaklaşımı, inancın bilgiden üstün tutulmasıdır.

Bazı filozoflar inanmak için aklın gereksiz ve yetersiz olduğunu savunmuş, inanç karşısında aklı geri plana atmıştır. Ancak Clemens akıl ile inancı uzlaştırmaya çalışmış, Hristiyan dininin

dogmalarını felsefenin yardımıyla

rasyonelleştirme çabası içerisine girmiştir.

Bu parçaya göre aşağıdaki yargılardan hangisi Clemens’in görüşüne uygundur?

A) Bilgi inançtan üstündür.

B) Hristiyan dogmaları mantıksızdır.

C) Dini bilgiler, insan aklını aşan özelliktedir.

D) Din ve felsefe aynı değerdedir.

E) İnanç, akıl tarafından onaylanmalıdır.

Soru 58

(4)

varlığın ana maddesini aramış ve verdikleri cevaplarda doğayı temel almışlardır. Filozoflar varlığın bu “ilk neden”ini arkhe olarak

isimlendirmiştir.

Aşağıdaki filozoflardan hangisi, varlığın arkhesini toprak, su, hava ve ateş olmak üzere dört unsur ile açıklamıştır?

A) Parmenides B) Empedokles C) Anaksagoras D) Thales E) Demokritos

Soru 9

Evrende birbirinden farklı o kadar çok varlık var ki... İnsanın bu varlıklardan birini sevmemesi onu yaratana bir saygısızlıktır. Her şeyi yaratan Allah olduğuna göre, Allah’ın yarattığı bir şeyi nasıl sevmeyiz. İşte bu nedenle “Yaratılanı severiz, yaratandan ötürü.”

Yunus Emre’nin düşüncesine yer veren bu parçadan yola çıkılarak aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?

A) Bir yaratıcının olduğuna

B) Yaratılanların çeşitlilik gösterdiğine C) Sevginin kaynağının yaratıcı olduğuna D) Yaratılanın, onu var edene duyulan sevgiden dolayı sevildiğine

E) Sevginin yaratan tarafından yaratılanlara eşit dağıtıldığına

Soru 10

Ontolojinin, hatta felsefenin ilk konusu “arkhe”

problemidir. İnsanoğlu temel ve esas olanı merak ederek, önce tüm var olanların

başlangıcını anlamaya çalışmıştır. Bu nedenle İlk Çağ filozofları, felsefeyi daha çok doğayı anlama isteğiyle “Evrenin özü nedir?” sorusuyla

başlatmışlardır.

Bu düşünceden yola çıkarak aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?

A) Felsefenin ilk sorusu, varlık felsefesiyle ilgilidir.

B) Töz, bir varlığın her ne ise o olmasını sağlayan unsurdur.

İslam felsefesinde irade özgürlüğü problemi konusunda çeşitli görüşler bulunmaktadır. Bu görüşlerden birine göre;

• Davranışı yaratan Allah’tır.

• Davranışı tercih eden ve insana yaptıran Allah’tır.

• İnsan davranışlarından sorumlu değildir.

Maddeler halinde verilen bu bilgiler aşağıdaki görüşlerden hangisine aittir?

A) Mu’tezile B) Eş’ariyye C) Maturidi D) Cebriye E) Dehriye

Soru 59

“Evrende hiçbir nesne, nesnelerin hiçbir özelliği yoktur ki, değişmeden aynı kalsın. Her şey bir başka şeyin yıkımı ve ölümü sayesinde varlığa gelmekte ve daha sonra yok olup gitmektedir.

Evrendeki tüm ögeler arasında sürekli bir çatışma ve savaş hali vardır ve değişmeyen tek şey, bu değişme halinin sonucu olan kozmik denge durumuyla değişmenin temelindeki ölçü ya da akıl anlamında ‘logos’tur.”

Herakleitos’un düşüncelerini yansıtan bu parçadan aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?

A) Varlık hareketsiz ve birdir.

B) Varoluş süreci rastlantısaldır.

C) Varlıklar birbiri ile uyum içindedir.

D) Var olan her şey ebedidir.

E) Her şey akış halindedir.

Soru 60

Hobbes’a göre insan, doğası gereği bencil bir varlıktır ve tüm eylemlerinin temelinde ben sevgisi vardır. İnsanın yaşamdaki amacı kendini korumak ve kendi çıkarlarını gerçekleştirmektir.

Bunun için başkalarının çıkarlarını görmezden gelerek yalnızca kendi iyiliği ve mutluluğu için

(5)

C) İlk Çağ filozofları, daha çok doğayı anlamaya çalışmıştır.

D) Varlığın ana maddesini oluş ve süregelen değişimler oluşturur.

E) Arkhe, var olanların ilk ana maddesi anlamında kullanılmaktadır.

Soru 11

I) Epiktetos II) Sokrates III) Thales IV) Aristoteles V) Gorgias

Verilen filozoflardan hangileri Anadolu’da yaşamıştır?

A) I, II, III B) I, III, IV C) I, III, V D) II, III, IV E) III, IV, V

Soru 12

MS 2-15. yüzyıl felsefesi, “Asıl varlık yani ilk neden nedir?” sorusuna aşağıdakilerden hangisi ile cevap vermiştir?

A) Hava B) Tanrı C) Toprak D) Su E) Ateş

Soru 13

"Nasıl ki insan bir hekim veya kaptan olarak doğmayıp bu sanatları eğitim sayesinde elde ederse, aynı şekilde ahlaki erdemler de uygun eğitim sayesinde ortaya çıkar ve insanlar eğitim sayesinde soylu ve iyi insan olurlar."

Aşağıdaki yargılardan hangisi Clemens’in bu düşüncesi ile çelişir?

A) İnsan yaratılışı gereği iyidir.

B) İnsan adil davranışları eğitim yoluyla öğrenir.

C) İnsan doğal olarak toplumsal bir varlıktır.

D) Erdem eğitim ile kazanılan bir edimdir.

E) Adil ve erdemli olmak istenen bir durumdur.

davranır.

Hobbes’un bu görüşlerinden hareketle aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?

A) Evrensel bir ahlak yasası yoktur.

B) İnsan özgürlüğü evrensel bir değerdir.

C) Ahlaki değerler insandan ve toplumdan bağımsız olarak vardır.

D) Bir eylemin değerini en çok sayıda insanın en çok yararı belirler.

E) İnsanlar herkesin iyiliğini gerçekleştirmek için vardır.

Soru 61

İslam felsefesinde doğalcı görüşleriyle öne çıkan Râzî, insanın ruh ve beden olmak üzere iki bileşenden oluştuğunu belirtir. Ezelî ve ebedî olan ruhun amaçlarını gerçekleştiren bedenle düalist bir varlık anlayışı sergiler. Ruhun rasyonel, hayvansal ve bitkisel olmak üzere üç parçalı olduğu görüşünde olan Râzî; erdemi, ruhun rasyonel parçasının rasyonel olmayan parçaları denetim altında tutması olarak düşünür.

Aşağıdaki ifadelerden hangisi Râzî'nin erdem görüşü açısından değerlendirildiğinde doğrudur?

A) İnsan, davranışlarını aklı sayesinde kontrol edebilir.

B) Ruhun amacı bedeni yönetmektir.

C) Akıl, maddeye olan bağımlılığından ruhu kurtarır.

D) Erdemli olmak için duygular açığa çıkartılmalıdır.

E) Ruhun paçaları arasındaki ahenk erdemin göstergesidir.

Soru 62

Ölümlü dünyadaki kötülüklerin Tanrı'da yok olacağı düşüncesi, bizleri sorumluluk kaygısından kurtarır. İyiliğin sonunda nasıl olsa galip geleceğine güvenerek korkumuzu yenebiliriz.

Dünya arabasını, yürüdüğü yolda keyfince gitmeye bırakarak ahlakı tatile göndeririz. İyi ama gerçek bu mudur? derseniz W. James'in cevabı hazırdır: Gerçek, pratik faydası olandır.

Bu paragrafın ana düşüncesi aşağıdakilerden

(6)

Soru 14

El Kindi’ye göre âlem kadim değil hadistir. Yani sonradan olmadır. Her sonradan var olanın varlığı bir yaratıcıya bağlıdır.

Buna göre El Kindi Tanrı'nın varlığına ilişkin;

I. Ontolojik kanıtlama II. Hudûs delili III. Sudûr nazariyesi

kanıtlamalarından hangilerini öne sürmüştür?

A) Yalnız I B) Yalnız II C) Yalnız III D) I ve II E) II ve III

Soru 15

Aristoteles’e göre varlığa ilişkin bilgiyi elde ederken duyular ve akıl yürütme önemlidir.

Bilinen şey, duyuları etkileyen form almış maddelerdir. Nesnelere ait duyusal veriler akıl yürütmeler yoluyla bir kavramla ilişkilendirilir ve nesnelere ait bilgiler zihindeki kategoriler yoluyla edinilmiş olur.

Bu parçadan hareketle Aristoteles’in bilgi konusundaki görüşleri aşağıdaki

yaklaşımlardan hangisi ile ilişkilendirilebilir?

A) “Bilginin kaynağı deneye dayalı olgusal dünyadır.” diyen pozitivizm

B) “Kesin ve değişmez bilgiye sezgi aracılığıyla ulaşılır.” diyen entüisyonizm

C) “Fayda sağlayan bilgi doğru bilgidir.” diyen pragmatizm

D) “Görünenlerin içinde bulunan öz doğru bilgidir.” diyen fenomenoloji

E) “Zorunlu, kesin ve genel- geçer bilgilere akıl yoluyla ulaşılır.” diyen rasyonalizm

Soru 16

F. Bacon’a göre düşünce kendi başına bırakılırsa

hangisidir?

A) Tek gerçeklik eylemlerden doğacak faydadır.

B) İnsanın amacı iyi eylemlerde bulunmaktır.

C) Tanrı sonsuz ve güçlüdür.

D) Kötülük olsa da Tanrı egemen olacaktır.

E) Gerçeklik, Tanrının varlığına bağlıdır.

Soru 63

"Bilmek, egemen olmaktır." Ne var ki nedensel yasaların bilgisine ulaşmanın önünde engeller bulunmaktadır. İnsan zihni boş düşüncelerle, kuruntularla dolup taşmaktadır. Bacon doğayı anlamaya çalışırken acele kestirimlerde

bulunmamıza yol açan yanlış kanı ve önyargılara dayalı düşünceleri "zihnin putları" diye adlandırır.

İnsanoğlu doğayı kendi gerçekliği içinde kavrayıp doğru bilgilere ulaşmak istiyorsa ilk yapması gereken şey, zihnine yer etmiş bu putlardan kurtulmaktır. Bu putlardan uzaklaşmadıkça doğaya egemen olma ülküsü boş bir hayalden öteye geçemez.

Bacon'ın bu görüşlerinden hareketle aşağıdaki ifadelerden hangisi söylenemez?

A) Doğayı olduğu gibi bilmek güçtür.

B) Bilgi insana güç kazandırır.

C) Doğayı bilmek için zihindeki engellerden kurtulmamız gerekir.

D) Zihnimizdeki kanılar doğayı anlamayı kolaylaştırır.

E) İnsanın doğaya egemen olma ülküsü vardır.

Soru 64

“Bilgi görüşünde rasyonel düşünceye

güvenmeyen, kuru bir akılcılık ve bilimciliğe karşı çıkıp, bunun yerine sezgiyi temel alan Bergson, bilincin her zaman bir şeyin bilinci olduğunu, bizim doğrudan ve aracısız olarak yalnızca kendi tecrübemizi bilebileceğimizi ve dolayısıyla en iyi ve en yetkin bir biçimde kendi bilinç akışımızı ve süreyi idrak edebileceğimizi belirtmiştir.”

Bu parçaya göre, aşağıdaki yargılardan hangisi Bergson'un bilgi anlayışına uygundur?

A) Sezgi, gerçeğin doğrudan kavranılmasını sağlar.

(7)

doğruya ulaşamaz. Nasıl kullanılan araçlar, elin gücünü artırıyorsa kullanılan akıl yürütme tarzları da aklın gücünü artırır.

Bu açıklama aşağıdaki konulardan hangisi ile ilgilidir?

A) Ahlaki yargıların yapısı B) Güzelin kaynağı C) En iyi yönetim biçimi D) Vahyin imkanı

E) Bilimsel yöntemin doğası

Soru 17

Descartes’a göre hem duyularımız hem de aklımız bizi yanıltabilir. Bu nedenle hayatımızda bir kez olsun her şeyden şüphe etmek gerekir. Bu şüphe, kendisinden kuşku duyulmayacak kadar apaçık bilgiye ulaşmamızı sağlayacaktır. Kesin bilgiye ulaşınca şüphe sona erecektir.

Buna göre aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılamaz?

A) Aklımız bizi aldatabilir.

B) Kendisinden şüphe edilmeyecek bir bilgi yoktur.

C) Şüphe, kesin bilgiye ulaşmada bir yöntemdir.

D) Duyular doğruluğun tanığı olamaz.

E) Şüphe, gelip geçici bir araçtır.

Soru 18

Sokrates diyaloğu, bilginin açığa çıkmasını

sağlayan bir tartışma yöntemi olarak kullanmıştır.

Bu tartışmada Sokrates karşısındakine sadece sorular sorar ve onun kendi cevaplarından doğan sonuçları görmesini sağlar. Sonuçları akla uygun olmayan cevapları eleyerek, doğru cevaba ulaşmaya çalışır. Böylece kişi düşüncede adım adım ilerleyerek doğruya ulaşacak ya da doğru bildiğinin farkına varacaktır.

Buna göre Sokrates’in yönteminin dayandığı temel varsayım aşağıdakilerden hangisi olabilir?

A) Bilgi duyu verileri olmadan sezgi yoluyla elde edilir.

B) Akıl, bilgiye deneyimlerin sentezi sonucu ulaşır.

B) Sezgi, akıl ve analiz yardımıyla bilgiye ulaştırır.

C) Bilim, evreni kavramanın tek aracıdır.

D) Akıl, tüm varolanların özünü bilme olanağı verir.

E) Bilimsel yasalar, başarısını sezgiye borçludur.

Soru 65

Newton yaptığı çalışmalar konusunda şu sözleri söyler: “Bilimsel öngörülerde bulunabiliyor olmamı, doğayı insanlara tanıtabilmemi, bilimde yeni bakış açıları getirebilmemi kısacası bunların her birini omuzlarında yükseldiğim kişilere borçluyum.”

Newton bu sözlerinde bilimin aşağıdaki özelliklerinden hangisini vurgulamıştır?

A) Olgusallık B) Nedensellik C) Birikimlilik D) Nesnellik E) Seçicilik

Soru 66

Platon’a göre maddi şeylerin bağımsız bir varlığı yoktur. Onlar ideal varlıklar evrenindeki

mükemmel biçimlerin geçici birer yansımasıdır.

Aristoteles ise maddesiz biçimin ve biçimsiz maddenin olamayacağını ileri sürer. Ona göre her varlığın, aynı zamanda varoluş amacı, kendi mükemmel “öz” ünü yine kendi içinde taşımaktır.

Buna göre Aristoteles’i Platon’dan ayıran temel nokta aşağıdakilerden hangisidir?

A) Varlığın yapısının bilenemeyeceğini düşünmesi B) İdeal varlıkların mükemmel olduğunu

savunması

C) Asıl gerçekliğin maddenin içindeki öz’de saklı olduğunu ileri sürmesi

D) Varlığın salt biçimden oluştuğunu savunması E) Biçimin maddeden ibaret olduğu görüşünü ileri sürmesi

Soru 67

Platon ünlü mağara benzetmesinde dünyadaki varlıkları, ideaların yansıyan gölgeleri olarak

(8)

C) Bilgi doğuştan akıl yoluyla gelir.

D) Bilginin varlığı yarar ilkesine dayanır.

E) Bilgilerin doğruluğu kişiden kişiye değişir.

Soru 19

“Hiçbir şey var değildir.

Var olsa da bilinemezdi.

Bilinse de başkasına aktaramazdık.”

Gorgias’a ait bu sözler aşağıdaki akımlardan hangisi ile ilişkilendirilebilir?

A) Materyalizm B) Entüisyonizm C) Dogmatizm D) Nihilizm E) Pozitivizm

Soru 20

Herakleitos’ta diyalektik, yeni bir şeyin ortaya çıkmasıdır. Bu oluş karşıtların savaşıyla

mümkündür. Çatışma yeni bir şeylerin meydana gelmesinin sebebidir. Örneğin gece ve gündüzün savaşı bir günü oluşturur.

Buna göre Herakleitos’un diyalektik düşüncesi ile ilgili aşağıdaki yargılardan hangisine varılamaz?

A) Diyalektik yeni bir şeyin oluşumunun koşuludur.

B) Karşıtların savaşı yeni bir şeyler oluşturur.

C) Gece; tez, gündüz; antitez, bir gün ise sentezdir.

D) Çatışma dönüşümlü olarak sürmektedir.

E) Diyalektik evrenin ana maddesidir.

Soru 21

Spinoza’ya göre özgür bir ruh kararlarını akıl yoluyla alır. Ahlaksal yaşam aklın tutkulara karşı savaşıdır. İnsanı özgür olmayıştan özgürlüğe yükseltme olanağı ancak ahlaksal yaşamda bulunur. Tutkular insanı köle yapar, insan düşünme halindeyken özgürdür.

tasarlar. O’na göre dünyanın maddi ve bireysel varlıkları eksik, yetersiz ve olumsuz özelliklere sahip oldukları için asıl varlık olamazlar.

Buna göre idea ile ilgili aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılamaz?

A) Bilgisine deneyim ile ulaşılır.

B) Kusursuz niteliktedir.

C) Soyut yapıdadır.

D) Zihinsel alanda yer alır.

E) Asıl gerçek varlıklardır.

Soru 68

Machiavelli, bireyin mutluluğu için uğraşmaz. Bu öncelik onun umurunda bile değildir. Bütün amacı aslında sadece devletin bekası ve

mutluluğudur. İnsanlar da bunun için vardır. Ona göre insan bir doğa gücüdür, canlı bir enerji kaynağıdır. Bu yüzden Hıristiyanlığın çizmiş olduğu mütevazı, alçakgönüllü insan tipine karşıdır. Onun özlemini çektiği insan tipi İlk Çağ insanı gibi atılgan ve üretken olanlardır. İnsan gerekirse ulvi bir amaç için devletin varlığını, kendi varlığına tercih edebilmelidir.

Machiavelli’ye göre iki tür insan vardır: Tarihi yaşayanlar ile tarihi yapanlar. Malzeme olanlar ile mimar olanlar. Onun gönlü şüphesiz ikincisinden yanadır.

Bu parçadan hareketle aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılamaz?

A) Birey, kendini olduğundan küçük göstermeli, tevazu sahibi olmalıdır.

B) Cesareti ve mücadele azmiyle birey, kapasitesini sonuna kadar kullanmalıdır.

C) Birey, devletin kaderini belirlemede aktif rol oynamalıdır.

D) Siyaset anlayışında devletin bütünselliği ön planda tutulmalıdır.

E) Bireyler, devletin devamı için kendisini feda edebilmelidir.

Soru 69

Sofistlerin önemi dikkatlerini doğadan insana, evrenden topluma çevirmeleri ve insanın insan olarak özü ve dünyayla olan ilişkisi üzerine

(9)

Bu parçaya göre aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılamaz?

A) Özgürlük bir bilinç gerektirir.

B) Özgürlük ahlaksal yaşamla mümkündür.

C) Ahlaki yaşamın önündeki engel tutkulardır.

D) Akıl ile tutkuları yenmek ahlaksal yaşamın amacıdır.

E) İnsan tutkularını yaşadıkça özgürlüğünü gerçekleştirir.

Soru 22

Hümanizm, Antik Yunan kaynaklarının yeniden değerlendirilmesi ile ortaçağ sonunda ortaya çıkan, insanı ve aklı merkeze alan bir anlayıştır.

Buna göre, Hümanizm için aşağıdaki ifadelerden hangisi söylenemez?

A) İnsanların sosyal sorumluluk almasının önemini vurgular.

B) Merkezinde birey vardır.

C) İnsan ve evren, insani deneyim ve akılla kavranabilir.

D) Ortaçağ zihniyetine karşı özgür düşünce zihniyetidir.

E) İnsan doğa karşısında geliştirilmesi gereken eksik bir varlıktır.

Soru 23

Protagoras’a göre “İnsan her şeyin ölçüsüdür.”

Buradaki insan bireysel insandır ve bu bireysel insanın algıları doğru ve yanlışın belirleyicisi olmaktadır. Bireysel algıları temele alan

Protagoras için ahlaki alanda da bir görelilik söz konusu olmaktadır.

Buna göre aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?

A) İnsan ahlaki değerleri toplumda hazır olarak bulur.

B) Nesnel ve evrensel bir iyi söz konusu olamaz.

C) Ahlak alanında rölatif ilkeler olamaz.

D) İnsan algısı mutlak iyiyi kavrayabilir.

E) Ahlaki yargılar bilgiyle belirlenir.

düşünmelerinden gelmektedir. Sofistler, insanın dünyayı tanırken duyularını kullandığını göz önünde bulundurduğundan edinilen bilginin hatalı olabileceğini düşünmüşlerdir. Bir nesneye bakan herkes, nesneyi kendi bakış açısıyla, içinde bulunduğu koşulların etkisiyle tanımlayacaktır.

Parçaya göre Sofistlerin bilgi anlayışına dair aşağıdakilerden hangisine ulaşılabilir?

A) İnsan aklı her şeyi bilebilir.

B) Doğruluğun ölçütü insandır.

C) Mutlak bilgiye ulaşılabilir.

D) Duyular en güvenilir bilgi kaynağıdır.

E) Bir takım insanlar otorite olarak kabul edilebilir.

Soru 70

Rousseau'ya göre insanların tarım ve özel mülkiyetin ortaya çıkışından beri özgür yaşamalarının koşulu bir araya gelip kendi iradeleriyle bağlandıkları bir devlet kurmalarıdır.

Bu genel bir uzlaşıdır.

Bu parçadan aşağıdaki ifadelerin hangisine ulaşılabilir?

A) Devletin doğal olarak var olduğu

B) Devletin toplum sözleşmesi ile ortaya çıktığı C) Devletin bir hizmet organı olduğu

D) Devleti toplumun ileri gelen belirli bir kesiminin oluşturduğu

E) Devlet kurmanın kutsal bir görev olduğu

Soru 71

18 - 19. yüzyılda düşüncelerin oluşturulması ve bunların aktarımı felsefenin dışına çıkmış, sanat ve edebiyatla yeni anlatım yöntemlerine başvurulmuştur. Filozof ve aydınlar eserlerinde akıl, deney, ilerleme, siyaset, insan hakları, adalet, eşitlik gibi kavramları ele almışlardır. Bu dönem yapılan entelektüel tartışmalar gazete ve dergilerde yayımlanmış, kitap olarak basılmıştır.

Yapılan tartışmaların toplumun tüm katmanlarına yayılması Fransız İhtilal’ine giden yolu açmıştır.

Bu parçadan hareketle 18 - 19. yüzyıl felsefesi için aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılamaz?

(10)

Soru 24

Felsefe tarihinin önemli filozoflarından biri olan Platon’un sanat anlayışı, varlık anlayışı ile ilişkilidir. Ona göre sanat, gerçeğin silik bir kopyası olan fenomenlerin birer kopyasını yapmaya koyulursa değersiz bir ürün ortaya çıkarır ve aslından uzaklaşır.

Buna göre Platon’un aşağıdakilerden hangisini eleştirdiği söylenebilir?

A) Sanat eserinin idealardan uzaklaşmasını B) Güzelin kişiden kişiye değişmesini

C) Evrenin yaradılıştan bir sanat eseri olarak algılanmasını

D) Kopyaların aslını yaşatmasını E) Pratik olarak işe yarayan eserlerin üretilmemesini

Soru 25

Orta Çağ’da ikinci dönem Hristiyan felsefesi, Batıda din adamlarını yetiştiren manastır ve katedral okullarında gelişmiş, dini karakterli bir etkinlik olarak ortaya çıkmıştır.

Bu okullarda gelişen felsefeye verilen isim aşağıdakilerden hangisidir?

A) Skolastik B) Patristik C) Mitolojik D) Antik E) Hellenistik

Soru 26

Sokrates tüm ahlaki erdemlerin bilgi formlarının olduğuna inanıyordu. Şöyle ki, adaletin ne olduğunu bildiğimizde bundan çıkan sonuç adil olabilme durumumuzdur.

Buna göre Sokrates’in etik görüşüyle ilgili olarak aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?

A) Bilgi erdemdir.

B) İnsan özü gereği iyidir.

C) Bilgi yararlıysa mutluluk getirir.

D) Ahlaki eylem haz veren eylemdir.

E) Ahlaki eylemin amacı ödeve uygun

A) Toplumu ilgilendiren konular ele alınmıştır.

B) Edebi eserlerde felsefi sorunlara yer verilmiştir.

C) Felsefenin halk arasında yaygınlaşmasına katkı sağlamıştır.

D) Büyük toplumsal hareketlere sebep olmuştur.

E) Kullanılan ağır dil eserlerin anlaşılmasını zorlaştırmıştır.

Soru 72

Tümel kavramlar, nesnelerin ortak yönlerine insanların vermiş olduğu adlardır. Dolayısıyla gerçekten var olan, ancak tek tek nesnelerdir.

Soyut nesneler yoktur, yalnız somut nesneler vardır.

Bu açıklama aşağıdaki görüşlerden hangisine karşılık gelir?

A) Kavram realizmi B) Nominalizm C) Realizm D) İdealizm E) Rasyonalizm

Soru 73

J. J. Rousseau, “Toplum Sözleşmesi” eserinde

“Doğal yaşama hâlinden toplum düzenine geçiş, insanda çok önemli bir değişiklik yapar.

Davranışındaki içgüdünün yerine adaleti koyar, daha önce yoksun olduğu değer ölçüsünü verir ona. Ancak ödevin sesi iç tepkilerin, hak da isteklerin yerini alınca o güne kadar yalnız kendini düşünen insan başka ilkelere göre davranmak, eğilimlerini dinlemezden önce aklına başvurmak zorunda kalır. İnsan, bu durumda doğadan sağladığı birçok üstünlüğü yitirse de öylesine büyük yararlar elde eder, yetileri öylesine işleyip gelişir, düşünceleri açılır, duyguları soylulaşır, baştan başa ruhu öylesine yükselir ki yeni durumun yarattığı kötülükler onu çoğu kez toplum öncesi durumdan da aşağı dereceye düşürmeseydi kendini bu durumdan bütün bütün çekip kurtaran ânı durmadan kutlaması

gerekirdi.” demiştir.

Birey devlet ilişkisi açısından

değerlendirildiğinde, bu parçadan aşağıdaki

(11)

davranmaktır.

Soru 27

Medici ailesinin 15. yüzyılda bilim ve tabiat tarihi adına destekledikleri çalışmaların insanlığa çok katkısı oldu. Bilim ve sanat üzerinde yeşereceği bir toprak ve uygun iklim ister. İşte Medici ailesi bu zemini ve iklimi yaratarak Rönesansın doğmasına, Avrupa’nın ve dünya tarihinin değişmesine yol açtılar. Michelangelo’dan Leonardo da Vinci’ye kadar sanat ve bilim tarihinin dâhileri Medici ailesinin koruması altına girdiler.

Buna göre bilim ve felsefenin gelişimi için aşağıdakilerden hangisi gereklidir?

A) Uygun ortam ve kültür B) Zengin bir tarihi birikim

C) Ülkelerin doğal kaynak zenginliği D) Güçlü otoritelerin varlığı

E) Ülkelerin ekonomik gelişmişliği

Soru 28

Gazâlî'ye göre akıl direkt ve aracısız olan bilgiyi veremez ancak aracısız, tam ve doğrudan bilgi, bir bilincin bilinci olarak kendisine sezgi yoluyla gelebilir. O, insanı bir bütün olarak ele almış, onu sadece bir duyu, deney veya akıl varlığı olarak görmemiştir.

Bu parçaya göre Gazâlî'nin bilgi görüşü aşağıdaki anlayışlarından hangisine uygun düşmektedir?

A) Rasyonalizm B) Empirizm C) Entüisyonizm D) Pozitivizm E) Kritisizm

Soru 29

Descartes, doğru bilgiye ulaşmak için öncelikle sahip olduğu tüm bilgileri eleştirmek ve şüphe süzgecinden geçirmekle işe başlar. Bir yöntem olarak şüpheyi kullandığında ise, doğruluğundan şüphe duyamayacağı ilk bilginin, kendisinin şüphe duymakta olduğu bilgisi olduğu sonucunu çıkarır.

ifadelerden hangisine ulaşılamaz?

A) Doğal hâldeyken davranışlar içgüdüseldir.

B) Toplumsal düzen, adaleti zorunlu kılar.

C) Toplum düzeni normların oluşmasını sağlar.

D) Toplum düzeni insanda birçok değişim sağlar.

E) Doğal yaşama hâlinde akıl egemendir.

Soru 74

Rönesans felsefesi öncelikli olarak insan sorunu üzerinde durmuştur. “İnsan nedir? İnsanın bu dünyadaki yeri ve anlamı nedir?” soruları araştırılmıştır. Orta Çağ’da ise insanın yeri zaten belliydi; bu nedenle de araştırılmaya gerek görülmemiştir.

Buna göre aşağıdakilerden hangisi Rönesans’ı Orta Çağ felsefesinden ayıran bir özelliktir?

A) İnsanın yerinin aşkın bir evrende değil, bizatihi bu dünyada aranması

B) Dogmatik düşüncenin bireysel olana göre ön planda tutulması

C) Doğrular hazır olduğu için araştırılmaya gerek görülmemesi

D) Toplumsal olanın bireysel olana göre daha değerli algılanması

E) Eskiden kopmamanın, yeniye karşı ise direnç göstermenin esas alınması

Soru 75

MS 2-15. yüzyıl felsefesi, filozoflarının çoğunu din adamlarının oluşturduğu, inancı ve kutsal

kaynakları temele alan bir dönem felsefesidir.

Hristiyan ve İslam felsefesi olarak iki farklı din anlayışından oluşan bu dönemde İslam

felsefesinin olduğu coğrafyalarda dinin yanında bilim ve felsefenin de gelişme gösterdiği görülmüştür

Aşağıdakilerden hangisi İslam ve Hristiyan felsefesinin ortak noktalarından biridir?

A) Din kaynaklı olup dinî öğretileri temellendirmeyi amaç edinmiştir.

B) Farklı yüzyıllarda ortaya çıkmıştır.

C) Aynı filozoflar tarafından temsil edilmiştir.

D) Yalnızca din adamları tarafından yapılmıştır.

E) Milattan önceki dönemde ortaya çıkmıştır.

(12)

Şüphe duyabilmek için kendisinin var olması ve düşünmesi kaçınılmazdır. Nihayet

"Düşünüyorum, öyleyse varım." önermesiyle kendinden şüphe edilemeyecek açık-seçik bir bilgiye ulaştığını duyurmuştur. Bu tür bilgilerin deneyimle oluşmadığını, akla dayalı olduğunu ve doğuştan geldiğini savunmuştur.

Bu parçadan, Descartes ile ilgili aşağıdaki yargıların hangisine ulaşılabilir?

A) Hiçbir bilgiye ulaşılamayacağını görmüştür.

B) Amacı septik filozofların haklılığını gözler önüne sermektir.

C) Felsefesinde insanın ne kadar önemsiz olduğunu göstermiştir.

D) Aklın insanı doğru bilgiye ulaştırabileceğini savunmuştur.

E) Kuşkunun bilgiye ulaşmada büyük bir engel olduğunu ispatlamaya çalışmıştır.

Soru 30

Locke “İnsan Zihni Üzerine Bir Deneme” adlı eserinde şöyle der: "Bütün ideler duyumdan ya da düşünümden gelir. Öyleyse zihnin bütün öz niteliklerden yoksun, hiçbir idesi olmayan özel deyimiyle “boş levha” olduğunu düşünelim; bu zihin nasıl donatılacaktır? İnsanın o devingen ve sınırsız imgeleminin hem de sınırsız bir değişiklik içinde ona işlediği bu geniş birikim nereden geliyor? Zihin, aklın ve bilginin bütün gereçlerini nereden edinmiştir?"

Bu parçada felsefenin aşağıdaki alanlarından hangisi üzerinde durulmaktadır?

A) Varlık felsefesi B) Bilgi felsefesi C) Sanat felsefesi D) Siyaset felsefesi E) Ahlak felsefesi

Soru 31

Roger Bacon, Orta Çağ’ın sonlarında yaşamış bir İngiliz düşünürdür. Ona göre bilginin kaynağı deneyim, ölçeği ise akıldır. Tek başına akıl kesin bilgiye ulaşamaz, kuşkudan kurtaramaz.

Kuşkunun giderilmesinde son söz deneyimindir.

Soru 76

Sofistlerle birlikte felsefenin yönünün değiştiğini söyleyebiliriz. Sofist filozoflar, doğa filozoflarının araştırdığı arkhe problemini felsefenin konusu olmaktan çıkarmış ve ilk defa “Doğru bilgi mümkün müdür?” sorusunu sormaya başlamışlardır. Bilgi insandan insana

değişmektedir; çünkü her insan farklı duyumlarla bilgiler elde etmektedir.

Buna göre Sofistlerle ilgili olarak aşağıdaki yargılardan hangisi yanlıştır?

A) Sofistlerle birlikte bilgi, felsefenin konusu haline gelmiştir

B) Sofistlere göre değişmez, genel geçer bir bilgi yoktur.

C) Sofistler varlığın mutlak bilgisinin elde edilebileceği iddiasındadır.

D) Sofistler doğa felsefesi ile ilgilenmemişlerdir.

E) Sofistler epistemolojik problemlere yönelmiştir.

Soru 77

Phyrrhon’a göre aynı şey farklı insanlara, farklı şekillerde görünür. Aynı bal bir kimseye tatlı, bir başkasına acı gelebilir. Hatta aynı suyu bir elim sıcak, diğer elim soğuk algılayabilir. Ben suyun sıcak mı yoksa soğuk mu olduğunu bilemem.

Phyrrhon’un bu görüşleri aşağıdaki yargılardan hangisiyle çelişir?

A) Tüm bilgimizden şüphe etmeliyiz.

B) Varlık hakkında doğru bilgiye ulaşılamaz.

C) Duyu verileri insandan insana farklılık gösterir.

D) Şeyler hakkında kesin bir yargıya varamayız.

E) Görünüşlerin ötesindeki gerçekliğin kendisine ulaşılabilir.

Soru 78

Aristoteles varlığın oluşunu dört nedenle açıklar.

Bunlar maddi neden, formel neden, fail neden ve ereksel nedendir.

Aşağıdakilerden hangisi, bu dört nedene ilişkin

(13)

Onun iki farklı anlamda kullandığı deneyim sözcüğünün birinci anlamı normal duyu deneyine işaret ederken, ikincisi insan zihninin Tanrı tarafından aydınlatılmasının sonucu olan içsel deneyimdir. Bellekte, akıl ilkelerine uygun geldiği öne sürülen bilgilerin doğruluğu ve gerçekliği deneyim ile bağdaşmasına bağlıdır. Deneyim verilerine aykırı düşen bir bilginin gerçekliği söz konusu değildir.

Bu parçada dile getirilen bilgi görüşü aşağıdaki yaklaşımlardan hangisi ile ilişkilendirilebilir?

A) Rasyonalizm B) Pozitivizm C) Emprizm D) Entüisyonizm E) Septisizm

Soru 32

Sofist filozoflardan Protagoras'a göre insan her şeyin ölçüsüdür. Bu anlamda herkes için geçerli bir bilgi olamaz. Var olan şeyler hakkında nesnel bir bilgiden bahsetmek olanaklı olmadığına göre, yapılması gereken çeşitli seçeneklerden daha yararlı olanı bulup onun peşinden gitmeye çabalamaktır. Sokrates bilgi konusunda sofistlerle aynı fikirde değildir. Ona göre insan varlığın bilgisine akıl yoluyla ulaşabilir. Akıl bilginin doğuştan taşıyıcısı durumundadır. Yapılması gereken uyku halindeki bu bilgiyi sorular yoluyla uyandırmaktır.

Parçaya göre aşağıdakilerden hangisi Sokrates'in bilgi anlayışına uygun bir yargıdır?

A) Bilgiye ulaşmak için deneyim gerekir.

B) Bilginin ölçütü uygulamada işe yaramasıdır.

C) Mutlak bilgiye ulaşılabilir.

D) Sezgi bilginin kaynağıdır.

E) Duyularla elde edilen bilgi doğrudur.

Soru 33

Orta Çağ Avrupa’sına baktığımızda kilise ve din adamları Hristiyanlığa ve İncil’e uymadığı gerekçesiyle her türlü bilimsel çalışmaya karşı çıkmıştır. Hatta bu bilimsel çalışmaları yapanlar

bir açıklama değildir?

A) Sebep - sonuç ilişkisi içinde bir oluş nedenidir.

B) Bir şeyin biçimsel nedenidir.

C) Maddenin biçim kazanmasını sağlayan nedendir.

D) Maddenin şekil kazanmasında dıştan bir itişi, hareketi başlatan nedendir.

E) Bir maddenin biçim kazanmasındaki amacını gösteren nedendir.

Soru 79

Aristoteles’e göre, “gerçekten var olanlar” tek tek şeylerdir: Şu kalemdir, bahçedeki vişne ağacıdır...

Yoksa gördüğümüz idealar değildir. Ancak bilgi, tümelin bilgisidir; duyumun bize bildirdiği tek tek şeyleri ya da olayları bir kavram altında

toplamak, mantıksal çıkarımlarla işleyerek bilgiye dönüştürmek aklın görevidir.

Aristoteles’in bu görüşlerinden yola çıkarak aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılamaz?

A) Asıl gerçeklik nesnelerin içinde saklıdır.

B) Gerçek varlık idealardır.

C) Akıl, bilgi edinmek için gerekli güce ve yetiye sahiptir.

D) Tekil olan şeylerden tümelin bilgisine akılla ulaşılır.

E) Bilginin nesnesi olan unsurlar bu dünyanın içindedir.

Soru 80

Descartes mutlak doğru bilgiye açık ve seçik bir biçimde bilinmeyen her şeyden şüphe ederek ve adım adım ilerleyerek ulaşılabileceğini söyler. Bu tür bir bilgiye ulaşmak için her şeyden kuşku duymaya, kendini açık seçik duyurmayan her şeyi reddetmeye karar verir. Bu noktada kuşku duymayacağı tek bir şey olduğunu söyler: “Kuşku duyduğumdan kuşku duymadığım gerçektir.”

Bu parçadan hareketle Descartes ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

A) Kuşkuyu amaç edindiği B) İki farklı töz kabul ettiği

C) Açık seçik mutlak bilgiye ulaşabildiği

(14)

en ağır şekilde cezalandırılmıştır. İşte bu yüzden Orta Çağ’ın diğer ismi “karanlık çağ” olmuştur.

Bu parçadan yola çıkılarak aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılamaz?

A) Din bilimsel çalışmaları etkilemiştir.

B) Bilim insanı, bilim yapabilmek için uygun ortamı bulamamıştır.

C) Orta Çağ Avrupa’sında bilimsel çalışmalar tamamen durmuştur.

D) Bilimin bugünlere gelmesinde bazı bilim adamları ağır bedeller ödemiştir.

E) Orta Çağ Avrupa’sında kilise ve din adamları bilimin önündeki en büyük engel olmuşlardır.

Soru 34

Tabloda harflerle belirtilmiş kavram ve filozoflar ile numaralarla belirtilmiş açıklamaları aşağıdaki seçeneklerden hangisinde doğru şekilde

verilmiştir?

A) a-IV, b-III, c-II, d-I B) a-III, b-II, c-IV, d-I C) a-II, b-I, c-IV, d-III D) a-I, b-II, c-III, d-IV E) a-II, b-III, c-IV, d-I

Soru 35

Gazâlî’ ye göre akıl hakikatin tümünü değil, belli bir kısmını bilebilmektedir. Hakikatin tümü ise aklı aşan bir durumdur. Akıl, hakikate değil ama kendi sınırları içerisindeki bilgiye ulaşabilme imkânına sahiptir. Hakikat hiçbir şekilde aklın kendi kavrayış sınırı ile sınırlandırılabilecek bir şey değildir. Bütün varlığın zemini olan ontolojik gerçeklik yani hakikat aklı da aştığı için, rasyonel düşünceye kapalıdır.

Bu parçadan aşağıdaki yargıların hangisine ulaşılabilir?

D) Apriori bilgilerin varlığını kabul ettiği E) Nesneler dünyasının varlığını araştırdığı

Soru 81

I. Bireysel ve toplumsal olarak Batı’da aydınlanmanın yaşandığı dönemdir.

II. Bu dönem filozofları, daha çok siyaset, ahlak ve bilgi alanında düşünceler geliştirmiştir.

III Antik Yunan felsefesinin etkisinde akıl, iman ve inanç konuları tartışılmıştır.

Verilenlerden hangileri 18 - 19. yüzyıl felsefesinin özellikleri arasında yer alır?

A) Yalnız I B) Yalnız II C) I ve II D) I ve III E) II ve III

Soru 82

Protagoras, “İnsan her şeyin ölçüsüdür.” sözüyle insanı doğruluğun ölçüsü kabul etmiştir.

Bilgi konusunda Protagoras’ın insanı ölçü olarak almasının ahlak felsefesindeki sonucu

aşağıdakilerden hangisi olabilir?

A) Acıdan kaçıp hazza yaklaşma B) Bireysel faydayı egemen kılma

C) Bireyi ahlak konusunda bilinçlendirme D) Ahlaki yargıların göreliliğini kabul etme E) Ahlaki eylemi evrensel değerlere dayalı belirleme

Soru 83

Hobbes, devletin oluşum felsefesini "İnsan, insanın kurdudur." düşüncesine dayanarak ortaya koymuştur. Herkesin herkesle savaşı durumu bireye yarar sağlamaz. Bu durum bireyin çıkarlarını engeller. Bireyler bu durumdan kurtulmak ister. Böylelikle eylemlerinin kaynağı olan kendini sevme ve varlığını devam ettirme içgüdüsü ortaya çıkar. Bu süreç kendinden üstün bir yapı olan devlete toplum sözleşmesi ile

(15)

A) Hakikat sezgi yoluyla kavranamaz.

B) Mutlak bilgiye ulaşmada akıl yeterlidir.

C) Akıl sınırlı bir varlık olduğundan hakikati kavrayamaz.

D) Akıl Tanrı’yı bilme aracıdır.

E) Tanrı rasyonel bir varlıktır.

Soru 36

Kelime anlamı “yeniden doğuş” olan Rönesans, Orta Çağ ile Yeniçağ arasında bir geçiş dönemi olarak bilinir. Hristiyan felsefesi din ve onun dogmalarına bağımlıdır; yolunu kendisi çizmez.

Rönesans düşüncesi ise bağımsızdır; yalnız kendine dayanan, konu ve amacını kendisi belirleyen bir felsefedir.

Buna göre aşağıdakilerden hangisi yalnız Rönesans düşüncesi için söylendiğinde doğru olur?

A) Kendi içine kapalı, uyumlu bir felsefedir.

B) Filozof sistemin pürüzlerini gideren bir ustadır.

C) Filozof, aklı temele aldığı düşünsel alanda özgürdür.

D) Felsefede bir birlik söz konusudur.

E) Filozoflar aynı zamanda din adamıdırlar.

Soru 37

Aşağıdaki ifadelerden hangisi 15-17. yüzyıl felsefesinin yeniden doğuş olarak

adlandırılmasının nedenidir?

A) Skolastik felsefenin akıl ve inanç tartışmalarından etkilenmesi

B) İnancın bilgiyi tek başına mümkün kıldığı düşüncesinin benimsenmesi

C) Antik Yunan felsefesinin ve aklı temele alan yapısının yeniden ele alınması

D) Din merkezli düşüncenin egemen olması E) İlk neden ve değişim düşüncesinin merkeze alınması

Soru 38

"Siz bana, Bacon ve Descartes'in felsefesinde gördüğüm hataların ne olduğunu soruyorsunuz. Başkalarının

gönüllü bir teslimiyeti getirir.

Hobbes'a göre devletin ortaya çıkışını sağlayan neden aşağıdakilerden hangisidir?

A) İnsanın güce sahip olmayı istemesi B) İnsanın varlığını devam ettirme isteği C) İnsanın kötüden uzaklaşma isteği D) İnsanın toplumsal barışı sağlama isteği E) İnsanın ahlaklı bir topluma ulaşma isteği

Soru 84

Bazı düşünürler, toplumsal düzen bireyin gereksinimlerini karşılayamaz hâle geldiğinde, haksızlıkları giderecek, sorunları ortadan kaldıracak ideal toplum düzenleri

tasarlamışlardır. Düşünürlerin adalet, eşitlik, özgürlük gibi kavramlar üzerine tasarladıkları bu devlet düzenine ütopya adı verilir.

Buna göre ütopyalar için aşağıdaki yargılardan hangisi söylenebilir?

A) Var olan devlet anlayışlarını betimlerler.

B) Ahlaki değerlere daha çok önem verirler.

C) Devlet düzenini reddeden anlayışa sahiptirler.

D) Zaman içinde gerçekleşmeleri umut edilir.

E) İleri teknolojiye hakim yönetimlerin oluşumu amaçlanır.

Soru 85

• Rönesans düşüncesi, kendini bütün tarihi otoritelerden bağımsız kılmaya, dünya ve hayat üzerine görüşlerine yalnız deneyin ve aklın sağladığı doğrularla biçim vermeye çalışır.

• Aydınlanma, insanın düşünme ve

değerlendirmede otoritelere ve geleneklere bağlı kalmaktan kurtulup, kendi aklı ve tecrübeleriyle hayatını aydınlatmaya girişmesidir.

Buna göre aşağıdaki ifadelerden hangisine ulaşılabilir?

A) Aydınlanma felsefesi, aşkın dünyayı açıklamaya çalışır.

B) Rönesans felsefesinin temelinde Aydınlanma filozoflarının görüşleri vardır.

C) Aydınlanma felsefesi, kutsal metinler ışığında

(16)

hatalarını açığa çıkarmak gibi bir alışkanlığım olmamasına rağmen, oldukça ısrarlı bu ricanızda, sizi memnun etmeyi deneyeceğim. Onların ilk ve en önemli hatası, şimdiye kadar, bütün şeylerin kaynağı ve ilk sebebinin bilgisinden uzaklaşarak yoldan sapmış olmalarıdır. İkinci olarak insan zihninin gerçek doğasını anlamakta başarısız oldular. Üçüncü olarak hatalarının gerçek nedenini asla kavrayamadılar. Bunların, sadece, bilgi ve eğitim eksikliğinden kaynaklandığını, bu üç noktanın doğru bilgi hakkındaki kritik önemini görmekte başarısız oldular."

Spinoza’nın görüşlerini yansıtan bu parçada sözü edilen üç hatanın ilgili olduğu alanlar aşağıdaki seçeneklerden hangisinde verilmiştir?

A) Varlık-Zihnin doğası-Gerçeklik B) İnsan-Bilgi-Dünya

C) Varlık-Zihnin doğası-Bilgi D) Varlık-Bilgi-Doğruluk E) Varlık-Zihnin doğası-Bilim

Soru 39

Galileo Galilei, hem Aristoteles’in dünya merkezli anlayışından hem de kutsal kitaptan şüphe duymuş, Orta Çağ'daki bilim anlayışında devrim yaratmıştır. Galileo'nun reddettiği dünyayı evrenin merkezine koyan anlayış kilise tarafından benimsenmiş olduğu için, engizisyon mahkemesi ondan dünyanın güneşin etrafında döndüğü yolundaki sözlerini geri almasını istemiştir.

Leonardo Da Vinci de dinî yasaklara aldırmadan uçan makineler, savaş makineleri, bitkiler gibi konularda; anatomi ve mimarlık gibi pek çok alanda çalışmalarına devam etmiştir. Özellikle insan vücudu üzerinde çalışmalar yaparak yanlış inanç ve yargıları yıkmaya çalışmıştır.

Bu parçada, aşağıdaki düşüncelerden hangisi desteklenmektedir?

A) Din adamları her zaman bilimin ve felsefenin gelişmesini desteklemişlerdir.

B) Bilim insanları ve dini otoriteler bilgi konusunda ters düşemez.

C) Kültürel ve yasal sınırlamalar, bilim ve

hayatın anlamlandırılmasını amaçlar.

D) Rönesans ve aydınlanma, doğayı ve insanı inançla açıklamaya çabalar.

E) Rönesans ve aydınlanma felsefesi, insan aklına duyulan güveni temele alır.

Soru 86

Her şey üzerine birbirine zıt iki söz söylemenin mümkün olduğunu söyleyen Protagoras için önemli olan herhangi bir şeyi ispat etmek değil, karşıdakini ikna etmektir.

Protagoras’ın bu görüşü bilgi felsefesinin aşağıdaki hangi kavramına işaret etmektedir?

A) Evrensellik B) Empirizm C) Rölativizm D) Rasyonalizm E) Tümel uzlaşım

Soru 87

Meşşailik, İslam felsefesine ait bir görüştür. Aklın imkanlarını kullanarak inancı felsefe ve mantık ile uzlaştırır. Gazali, Meşşailiğin bu

tavrına kesin bir şekilde karşı çıkar. Aklın ve tecrübenin yanıltıcılığını gözler önüne sererek inanç ilimlerini akli ilimlerden ayırmaya yönelir.

Bu parçaya göre Gazali'nin görüşünü yansıtan yargı aşağıdakilerden hangisidir?

A) İnanç konuları akılla ilişki kurulmadan edinilir.

B) İnanç konuları akla dayandırılarak temellenir.

C) İnsanın tecrübeleri, ilahi emirleri onaylar niteliktedir.

D) Bilgi, aklî tecrübe yardımı ile kazanılır.

E) Bilgide mistik tecrübe değil mantık söz konusudur.

Soru 88

Descartes’ın “Ne biliyorum? Ne kadar bilebilirim?

Hangi bilgilere güvenebilirim?” şeklindeki sorularına karşılık; Spinoza “İnsan için iyi yaşam nedir? Bu yaşamı en iyi şekilde yaşamamı

sağlayacak olan nedir? Yaşamımı sürekli mutlu ve kutlu yüce bir sevinç içinde sürdürmemi

(17)

felsefenin gelişimini durduramaz.

D) Bilimsel bilginin günlük yaşama uygulanması zaman alır.

E) Bilimsel ve felsefi ilerleme, inanç ve dogmalar ışığında gelişir.

Soru 40

Farabi ideal devlet düşüncesini anlattığı ‘“El Medinetü’l Fazıla” isimli eserinde toplumun mutluluğunu bilgili, ahlaklı, adaletli devlet adamlarına bağlar. Devleti yönetenler güzel konuşmalı, kendini halkın mutluluğuna adamalıdır. İnsanlar hayatın aldatıcı zevklerini yaşam tarzı haline getirdiğinde Allah’ın varlığı hakkındaki gerçeği kaybederek cahil şehir toplumunu oluşturur.

Bu parçaya göre aşağıdakilerden hangisi ideal devletin özelliklerinden biri değildir?

A) Toplumu Allah’ın iradesine uygun davranır.

B) Yöneticileri retoriğin inceliklerini bilir.

C) İnsanların mutluluğu amaçlanır.

D) Bilge ve adil yöneticileri olur.

E) Dünyevi ihtiyaçlar öncelenir.

Soru 41

Antik Çağ için Tanrı bu evrenin bir mimarıdır ve adeta bir yapı ustası gibidir.

Demiurgos biçimlendirdiği maddeyi hazır bulmuştur. Tanrı varlığın kendisidir, geri kalan tüm var olanlar Tanrısal varlık dolayısıyla, ondan pay aldıkları için var olmuşlardır. Orta Çağ’da ise Tanrı ile yaratılan aynı hamurdan değil, başka başka özlerdendir. Onun için de aralarında kapanmaz bir aralık vardır.

Buna göre Orta Çağ’da varlıkların oluşumu için aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

A) Evren Tanrı’nın eseridir.

B) Dünya Tanrı’nın kendisini açmasıdır.

C) Tüm var olanlar varlıklarını Tanrı’nın istemesine borçludur.

D) Bu dünyadaki tüm otoriteler Tanrısal istençten aktarmadır.

E) Madde de Tanrı’nın kendisi gibi öncesizdir.

sağlayacak olan şeyler nelerdir? Bunu nasıl elde edebilirim?” gibi sorular olmuştur.

Buna göre Descartes ve Spinoza’nın sırasıyla aşağıdaki felsefe alanlarından hangisiyle ilgilendiği söylenebilir?

A) Siyaset felsefesi – din felsefesi B) Bilgi felsefesi – ahlak felsefesi C) Bilgi felsefesi – siyaset felsefesi D) Ahlak felsefesi – bilgi felsefesi E) Varlık felsefesi – ahlak felsefesi

Soru 89

Hobbes’a göre insan insanın kurdudur. Bunun sonucu olarak da doğa ya da savaş

durumunda ‘’Hep şiddetli ölüm korkusu ve tehlikesi vardır ve insan hayatı yalnız, yoksul, kötü, vahşi ve kısa sürer.’’ İnsanlar dünya nimetlerinden daha fazla yararlanmak için birbiriyle savaşmak durumundadır. Bunun sonucu olarak bir arada yaşayabilmek ve dünya nimetlerinden daha fazla yararlanmak için bir düzen arayışına yönelmişlerdir. Böylece savaşma yetkisini ve gücünü, otoritesini kabul edecekleri bir kişi veya kuruma vermişlerdir ve ortak bir iradeyi temsil eden devlet oluşmuştur.

Buna göre, devletin ortaya çıkması ile ilgili aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?

A) İnsanlar başka topluluklar üzerinde güç kazanmak amaçlı birlik oluşturmuştur.

B) İnsanlar, aralarındaki güç mücadelelerini bir üstün güce devretmek üzere anlaşmıştır.

C) İnsanlar, tüm siyasal kurumların üzerinde tanrısal devlet kurmak amacıyla birleşmiştir.

D) İnsanlar, ortak mutluluk ve ideallerini

gerçekleştirmek için bir güç birliği oluşturmuştur.

E) İnsanlar erdemlerini korumak amacıyla güç birliği oluşturmuştur.

Soru 90

Aristoteles’e göre varlık yapısı gereği, madde ve formdan oluşmaktadır. Örneğin “şu” diye işaret edebildiğimiz karşımda duran insan dışında, ayrı bir insanlık kavramının gerçekliğinden söz edemeyiz. Platon’un aksine Aristoteles gerçekliği

(18)

Soru 42

Skolastik düşünce, insanı Tanrı tarafından kaderi belirlenmiş, eyleminin gerçek sahibi olmayan, ontolojik ve siyasal açılardan itaat eden bir varlık olarak temellendiriyordu. Rönesans yeni bir insan, toplum ve tarih anlayışı getirirken bu anlayışı da değiştirdi. Artık insan, Tanrının mutlak iradesiyle çizdiği bir tarihte yaşamıyordu. Çünkü Aydınlanma, en büyük öznesi kutsal olan bir tarih anlayışının yerine, tarihi inşa ettiği düşünülen bir özne-insan algısı üretti. Burada insan, toplum ve iktidar karşısında etkisiz bir nesne olmaktan çıkarak bunun aksine onlara karşı bireyselliğini koruyabilecek bir biçimde belirginleşti.

Parçaya göre Skolastik düşünce ile Rönesans düşüncesi arasındaki temel fark aşağıdaki hangi iki kavram arasındaki ilişki ile ilgilidir?

A) Tarih ve bilim B) İnsan ve Tanrı C) Toplum ve birey D) İktidar ve insan E) Doğa ve bilim

Soru 43

Öyle ya kim ve ne hakkında "Bunu biliyorum."

diyebilirim. İçimdeki bu yüreği duyabiliyor ve onun var olduğu yargısına varıyorum. Bu dünyaya dokunabiliyorum, onun da var olduğu yargısına varıyorum. Tüm bildiğim burada duruyor, gerisi kurmaca.

Bu parçada anlatılmak istenilen düşünce aşağıdakilerden hangisidir ?

A) İnsan her şeyi bilebilir.

B) Asıl bilinmesi gereken evrendir.

C) İnsan ve evren bütün olarak bilinmelidir.

D) Duyu verileri dışındakileri de bilebiliriz.

E) Varoluş algılarımızla sınırlıdır.

Soru 44

“Hobbes, doğanın insanları eşit yarattığını söyler;

bu eşitlik, bununla birlikte, bütün insanların aynı ölçüde fiziki güce ya da zihinsel yeteneğe sahip oldukları anlamına gelmez. Zira zaman zaman bir

ayrı bir alemde aramak yerine; şu diye

gösterebildiğimiz nesnelerin içindeki, formlarda aramamız gerektiğini savunmuştur. Buna göre, madde biçimlenmemiş bir yapıda iken, formlar onun biçimsel temel ilkesini oluşturmaktadır.

Buna göre Aristoteles’in varlık konusundaki düşüncelerinin Platon’dan temel farkı aşağıdakilerden hangisidir?

A) Varlığın özünü, salt maddesel ve denetlenebilir olarak göstermesi

B) Varlığı; idealar yerine, gerçek varlıkların formlarının içinde görmesi

C) Varlığı, sürekli bir değişim ve dönüşümden ibaret göstermesi

D) Varlığı, şu diye gösterebildiğimiz nesneler yerine başka dünyada araması

E) Varlığı, fenomen içinde bilinç yönelimiyle sezgisel olarak bulması

Soru 91

Demokritos ilk materyalist filozoflardan biridir.

Varlığın oluşumunu en küçük madde anlamına gelen atomlarla açıklar. O’na göre, her ne varsa atomların yapısal özelliklerinin bir yansımasıdır.

Demokritos’u atomcu düşünmeye iten gerekçeler arasında, içinde yaşadığı toplumun somut olanı önceleyen yaklaşımı gösterilebilir.

Parçaya göre Demokritos için aşağıdaki çıkarımlardan hangisi yapılamaz?

A) Toplumsal bakış açısı düşüncelerini etkilemiştir.

B) Atomcu yaklaşımıyla ontolojinin temellerini atmıştır.

C) Farklılıkları atomların özelliği ile açıklar.

D) Var olmayı atomlara dayandırır.

E) Maddeci bir düşünürdür.

Soru 92

Birçoğumuz “özgürlük” veya “devlet” gibi kavramlara sahibiz. Ancak bunlar dünyada görebildiğimiz, dokunabildiğimiz ya da

koklayabildiğimiz şeyler değildir. Empirist filozof Locke, özgürlük gibi karmaşık fikirlerin bile, en nihayetinde, basit algı parçalarının bir araya

(19)

başkasına göre bedence çok daha güçlü ya da daha çabuk düşünebilen birisi bulunsa da her şey göz önüne alındığında, iki insan arasındaki fark, bunlardan birinin diğerinde bulunmayan bir üstünlüğe sahip olduğunu öne sürmesine yetecek kadar fazla değildir. Bu da her insanın başka herhangi bir insanı öldürebilme yeteneğine sahip olduğu anlamına gelir.”

T. Hobbes tarafında savunulan, insanlar doğa karşısında eşittir ve herkesin her şeye hakkı vardır düşüncesi aşağıdaki hangi kavramla ifade edilir?

A) Doğal durum B) Toplumsal durum C) Ahlaki durum D) Savaş durumu E) İnsanlık durumu

Soru 45

Antikçağın sonlarına doğru Hristiyanlığın ortaya çıkmasıyla beraber felsefi düşünüş farklı bir yapıya geçmiştir. Felsefi düşünüşte dini temele alan yaklaşım, İslamiyet’in doğuşuyla da bu özelliğini sürdürmüştür. Hristiyan ve İslam felsefesi düşünürleri bilgi konusunda inancın gerektirdiği kabuller ve aklın rolü üzerine farklı görüşler ortaya koymuştur. Aklın bir sınırı olduğunu, inanmak için akla gerek olmadığını savunanlar olduğu gibi; aklın inanılanı

temellendirebileceğini savunan düşünürler de olmuştur.

Bu parçaya göre, 2-15. yüzyıl döneminde teolojik ve felsefi bilginin değerine ilişkin tartışmalarla ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

A) Felsefe, teoloji üzerinde egemenlik kurmuştur.

B) Felsefe, bu dönemde en çok bilimsel çalışmalardan etkilenmiştir.

C) Kutsal metinlere felsefi şüphe ile yaklaşılmıştır.

D) Felsefe, ikincil bir bilgi olarak teolojinin tamamlayıcısı durumundadır.

E) Teoloji çalışmaları felsefeyi yok saymıştır.

Soru 46

gelmesinden oluştuğunu iddia eder.

Buna göre empirizmin temel iddiası aşağıdakilerden hangisidir?

A) Bilgi, duyu verilerinin aklın apriori kategorilerinde şekillenmesi ile oluşur.

B) Gerçeğin bilgisi akıl yürütme ve mantıksal çıkarımlarla oluşur.

C) Deneyimlerimizden elde ettiğimiz bilgiler yanıltıcıdır.

D) Tüm bilgilerimizin kaynağı deneyimdir.

E) Mutlak bilginin kaynağı akıldır.

Soru 93

Thales, Milet (Aydın)'te yaşamıştır. Felsefe alanında, evreni açıklarken tüm varlıkların

“su”dan oluştuğunu savunmuştur. Milet okulunu kurmuştur. Felsefenin yanı sıra matematik, astronomi alanında çalışmaları vardır.

Herakleitos, Efes (İzmir)'te yaşamıştır. Evrenin ilk ilkesi olarak “ateş”i ileri sürmüştür. Değişim ile ilgili düşünceleriyle çağların ötesine geçen bir etki bırakmıştır.

Aşağıdakilerden hangisi Thales ve Herakleitos için söylenebilecek ortak bir yargı değildir?

A) Anadolu'da yaşamış filozoflardır.

B) Değişim ile ilgili düşünceye sahiptirler.

C) Varlığın mahiyeti problemine cevap aramışlardır.

D) Evrenin ilk ilkesini açıklarken doğadaki varlıklara başvurmuşlardır.

E) Doğayı gözlemlemeleri felsefelerini oluşturmada etkili olmuştur..

Soru 94

“Doğa, insanı iki egemen efendinin, haz ve acının hâkimiyeti altına yerleştirmiştir. Ne yapacağımızı gösterdikleri kadar ne yapmamız gerektiğini de yalnız onlar belirler. Bir yanda doğru ve yanlışın ölçütü, diğer yanda neden ve sonuçlar zinciri onların hükmüne bağlanmıştır. Her yaptığımızda, her söylediğimizde ve her düşündüğümüzde bizi yönetirler. Haz ve acıdan kaçmak için sarf ettiğimiz her çaba, sadece onları göstermeye ve

(20)

"(I) İlk filozoflar, “arkhe”nin ne olduğunu

araştırıyorlardı. Bunu aramak, varlığın ve tabiatın yapısını araştırmak demektir. (II) Duyularımız bize hiç durup dinlenme bilmeyen bir değişmeyi, bir oluşu gösteriyorlar; çevremizde her şey gelip geçiyor, değişiyor. (III) Varlığın asıl gerçeği bu mu? Yoksa bu değişmenin arkasında bütün olup bitenlerin kaynağı olan ama kendisi değişmeden kalan bir şey gizli mi? Asıl gerçek bu ise o zaman değişenden ve oluşandan daha üstün olacaktır bu. (IV) Gerçek varlığın ne olduğunu da bilirsek neyin daha çok değerli, neyin daha az değerli olduğunu da bilmiş oluruz. Bunu yapınca da dünyadaki anlamımızı ve rolümüzü doğru olarak gerçekleştiririz."

Parçaya göre, değişme karşısında, değişmeden kalan asıl varlığı bilmenin insan hayatına faydası aşağıdaki seneklerden hangisinde doğru olarak verilmiştir?

A) Varlığın yapısının araştırılması ve “arkhe” nin ne olduğu sorusunun yanıtlanması

B) İnsanın gerçek varlığı ve değerli olanı bilmesiyle eylemlerine anlam vermesi C) Duyuların bitmeyen bir değişmeyi ve oluşu işaret ederek insanı çevresine yöneltmesi D) Değişmenin varlığın asıl gerçeği olup olmadığı konusunda insanı şüpheye düşürmesi

E) Değişmenin gerisinde değişmeden kalan ve üstün olan asıl varlığın olduğunu bilmesi

Soru 47

Beyaz kuğuların gözlemlendiği yolundaki gözlem önermeleri ne denli çok sayıda olursa

olsun, bunlardan mantıkça "Bütün kuğular beyazdır." tümel önermesini çıkarmamız olanağı yoktur. Ancak kara bir kuğunun tek bir gözlemini anlatan tek bir gözlem önermesi, mantıkça "Bazı kuğular beyaz değildir." önermesini çıkarmamıza izin verir. Bu önemli mantıksal anlamda, deneysel genellemeler, doğrulanamaz ama yanlışlanabilir.

Bu ise, bilimsel yasaların kanıtlanabilir olmasalar da sınanabilir olmaları demektir. Onları yadsıma yolunda sistemli girişimlerle sınanabilirler.

Bu parçadan, aşağıdaki ifadelerin hangisi çıkarılamaz?

A) Tek bir siyah kuğunun gözlenmesi halinde

onaylamaya hizmet edecektir.”

Bentham’a ait bu metinden hareketle aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?

A) İnsanın etik varoluşu haz ve acıdan uzaklaşmasına bağlıdır.

B) İnsan belirlenmiş bir doğaya sahip değildir.

C) İnsan davranışlarının temelinde haz ve acı vardır.

D) İnsan özgürlüğünü, doğasından kaçmak için sarf ettiği çabayla gerçekleştirecektir.

E) İnsan eylemlerinde temel alınabilecek nesnel bir ilke yoktur.

Soru 95

Septiklere göre;

• İnsanlarda bazı yapısal farklılıklar vardır.

• Duyu organlarının getirdiği bilgiler insandan insana farklılık gösterir.

• Özneyi etkileyen koşullar farklıdır.

• Nesnenin yeri, uzaklığı duyuma etki eder.

• Yasaların, gelenek ve göreneklerin insanların üzerinde farklı etkileri olur.

Buna göre bilgi karşısında septiklerin tutumu aşağıdakilerden hangisi olmalıdır?

A) Otoritelere güven duymak B) Yargıda bulunmaktan kaçınmak C) Bilimsel bilgiyi doğru kabul etmek D) Kuşkuyla apaçık bilgiye ulaşmak E) Duyumlardan gelen bilgiye güvenmek

Soru 96

Bu yönelim ile insan MS 2- MS 15. yüzyıl felsefesinin dogmatik etkisinden uzaklaşmış ve Antik Yunan felsefesine geri dönmüştür. Bu geri dönüş insanı ve evreni yeniden yorumlama anlamı taşımaktadır.

Bu açıklamada dile getirilen yönelim aşağıdakilerden hangisi ile ifade edilir?

A) Kartezyen felsefe

Şekil

Updating...

Referanslar

Benzer konular :