TÜRKİYE CUMHURİYETİ

341  Download (0)

Tam metin

(1)

TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANKARA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ SİYASET BİLİMİ VE KAMU YÖNETİMİ

(KENT VE ÇEVRE BİLİMLERİ) ANABİLİM DALI

TÜRKİYE’DE GIDA SİSTEMLERİ VE EKOLOJİK ETKİLERİ

Doktora Tezi

Sabriye AK KURAN

Ankara-2019

(2)

TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANKARA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ SİYASET BİLİMİ VE KAMU YÖNETİMİ

(KENT VE ÇEVRE BİLİMLERİ) ANABİLİM DALI

TÜRKİYE’DE GIDA SİSTEMLERİ VE EKOLOJİK ETKİLERİ

Doktora Tezi

Sabriye AK KURAN

Tez Danışmanı Prof. Dr. Nesrin ALGAN

Ankara-2019

(3)

TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANKARA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ SİYASET BİLİMİ VE KAMU YÖNETİMİ

(KENT VE ÇEVRE BİLİMLERİ) ANABİLİM DALI

Sabriye AK KURAN

TÜRKİYE’DE GIDA SİSTEMLERİ VE EKOLOJİK ETKİLERİ

Doktora Tezi

Tez Danışmanı: Prof. Dr. Nesrin ALGAN

Tez Jürisi Üyeleri

Adı ve Soyadı İmzası

Prof. Dr. Nesrin ALGAN ...

Prof.Dr. Tayfun ÇINAR ...

Prof.Dr. Kıvılcım ERTAN ...

Doç.Dr. Özgür TEOMAN ...

Doç.Dr. Elif ÇOLAKOĞLU ...

Tez Sınavı Tarihi 17.12.2019

(4)

TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANKARA ÜNİVERSİTESİ

SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ MÜDÜRLÜĞÜ’NE

Bu belge ile, bu tezdeki bütün bilgilerin akademik kurallara ve etik davranış ilkelerine uygun olarak toplanıp sunulduğunu beyan ederim. Bu kural ve ilkelerin gereği olarak, çalışmada bana ait olmayan tüm veri, düşünce ve sonuçları andığımı ve kaynağını gösterdiğimi ayrıca beyan ederim. (…/…/…)

Tezi Hazırlayan Öğrencinin Adı ve Soyadı

……….

İmzası

………...

(5)

i İÇİNDEKİLER

İÇİNDEKİLER...i

ŞEKİLLER DİZİNİ………...v

TABLOLAR DİZİNİ………vi

KISALTMALAR………vii

GİRİŞ...1

Tezin Araştırma Problemi (Sorun)...7

Tezin Önemi………..9

Tezin Amacı……….12

Tezin Araştırma Soruları………...14

Tezin Varsayımları………...14

Tezin Yöntemi……….15

Tezin Sınırlılıkları………17

BİRİNCİ BÖLÜM: GIDA SİSTEMLERİ YAKLAŞIMI...19

A. Gıda Sistemleri Kavramı ve Kapsamı...19

1. Sistem Yaklaşımının Gerekliliği ve Faydaları...24

2. Gıda Sistemleri Faaliyetleri...30

2.1. Gıda Üretimi...30

2.2. Gıda İşleme ve Ambalajlama...32

2.3. Gıda Dağıtım ve Satışı...33

2.4. Gıda Tüketimi...36

B. Gıda Sistemleri Aktörleri...38

1. Devletler/Hükümetler...41

2. Çiftçi/Balıkçı/Çoban...48

3. Şirketler………...55

4. Tüketiciler……...62

(6)

ii

5. Uluslararası örgütler………...69

C. Gıda Sistemleri Türleri...74

1. Geleneksel Gıda Sistemleri...78

2. Geçiş Dönemi Gıda Sistemleri...85

3. Modern Gıda Sistemleri...91

İKİNCİ BÖLÜM: TÜRKİYE’DE GIDA SİSTEMLERİ………..100

A. Geleneksel Gıda Sistemi (1923-1950) ………....100

1. Devlet Destekli Tarım………102

2. Geçim Odaklı Üretim Modeli………107

3. Üreten Çiftçi………..111

4. Kamu-Çiftçi-Tüketiciden Oluşan Tedarik Zinciri……….117

5. İhtiyaç Odaklı Tüketim………..123

B. Geçiş Dönemi Gıda Sistemi (1950-1980) ………...128

1. Tarımsal Yapıda Değişim Göstergeleri……….130

1.1. Yoğun Tarım Teknolojisine Geçiş………..130

1.2. Yaygın Tarımdan Yoğun Tarıma Geçiş………..140

1.3. Geçim Amaçlı Üretimden Pazar İçin Üretime Geçiş………..146

1.4. İhtiyaç Odaklı Tüketimden Kopuş………..152

C. Modern Gıda Sistemi (1980 ve Sonrası) ……….155

1. İşlevi ve Etkinliği Değişen Devlet/Devlet Kurumları………156

2. Tarımdan Koparılan Çiftçi……….162

3. Şirket-Çiftçi-Şirket-Tüketiciden Oluşan Tedarik Zinciri………...168

4. İsrafa ve Hazza Dayalı Tüketim………173

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM: TÜRKİYE’DE GIDA SİSTEMLERİ VE ÇEVRESEL ETKİLERİ……….180

A. Yaşam Döngüsü Analizi Yöntemi………...181

(7)

iii

1. Yaşam Döngüsü Analizi Yöntemi ve Aşamaları………...181

1.1. Amaç ve Kapsam Tanımı………...183

1.2. Envanter Analizi……….185

1.3. Etki Değerlendirme……….187

1.4. Yorumlama……….191

2. Yaşam Döngüsü Analizi Etki Değerlendirme Yöntemleri………..192

2.1. CML 2002………...195

2.2. Eco-indicator 99………..196

2.3. EDIP 2003………...197

2.4. EPS 2000……….197

2.5. IMPACT 2002+………..198

2.6. LIME………...199

2.7. LUCAS………200

2.8. MEEup………201

2.9. ReCiPe………202

2.10. Swiss Ecoscarcity………..203

2.11. TRACI………...204

3. Yaşam Döngüsü Analizi Yöntemine Yönelik Eleştiriler……….205

4. Türkiye’de Yapılan YDA Çalışmaları ve Sonuçları………215

B. Ekolojik Ayak İzi Yöntemi………..222

1. Ekolojik Ayak İzi Hesaplamaları………...224

2. Ekolojik Ayak İzi Yöntemine Yönelik Eleştiriler……….226

3. Türkiye’de Ekolojik Ayak İzi Analizi ve Sonuçları………..229

C. DPSIR Yöntemi………...232

1. DPSIR Yöntemine Yönelik Eleştiriler………...236

2. Türkiye’de DPSIR Yöntemine Dayalı Çalışmalar ve Sonuçları………238

(8)

iv

Ç. Çevresel Etki Değerlendirmesi Yöntemi………..241

1. Çevresel Etki Değerlendirmesi Aşamaları……….243

2. Çevresel Etki Değerlendirmesi Yöntemine Yönelik Eleştiriler……….246

3. Türkiye’de Gıda Alanında Uygulanan ÇED Analizleri ve Sonuçları…252 D. Gıda Sektörünün Ekolojik Etkilerinin Değerlendirilmesinde Kullanılan Yöntemlerin Karşılaştırılması………..257

E. Türkiye’de Gıda Sistemlerinin Ekolojik Etkileri Hakkında Genel Bir Değerlendirme……….268

SONUÇ………..273

KAYNAKÇA………281

EKLER………..322

ÖZET……….324

ABSTRACT………..326

(9)

v ŞEKİLLER DİZİNİ

Şekil 1: Gıda Sistemleri ve Etmenleri……….23

Şekil 2: Bölge veya Ülke Gruplarına Göre Çiftliklerin Payı………...50

Şekil 3: Arazi Büyüklüğüne Göre Çiftliklerin Payı……….51

Şekil 4: Dünya’da Değişen Gıda Tüketimi 1961-2010………...66

Şekil 5: Farklı Bölgelerde (Tüketim ve Tüketim Öncesi Aşamalarda) Kişi Başı Gıda Kayıpları ve İsrafı………68

Şekil 6: Geleneksel Dönem Tedarik Zinciri………..119

Şekil 7: Yaşam Döngüsü Analizi Aşamaları……….183

Şekil 8: Yaşam Döngüsü Analizi Etki Kategorileri………...188

Şekil 9: DPSIR Yöntemi ve Bileşenleri………233

(10)

vi TABLOLAR DİZİNİ

Tablo 1: Gıda Sistemleri Aktörleri ve Sistem İçerisindeki Rolleri……….39

Tablo 2: Dünyanın En Büyük Gıda Üretim Şirketleri (2009)……….57

Tablo 3: Dünyanın En Büyük Gıda Perakende Şirketleri (2009)………58

Tablo 4: Geleneksel, Geçiş Dönemi ve Modern Gıda Sistemlerinin Bazı Özelliklerinin Karşılaştırılması………...76

Tablo 5: 1937-1943 Yılları Arası Dekar Başına Çiftçi Aile Sayısı………...110

Tablo 6: Türkiye’de Yıllara Göre Bazı Tarımsal Araç ve Gereç Sayıları……….131

Tablo 7: Türkiye’de Yıllara Göre Arazi Kullanım Durumu………..132

Tablo 8: Türkiye’de Kırsal ve Kentsel Nüfusun Yıllara Göre Dağılımı………...135

Tablo 9: Türkiye’de Yıllara Göre Gübre Tüketim Durumu………..142

Tablo 10: Türkiye’de Yıllara Göre Bitki Koruma İlaçları Kullanımı………...143

Tablo 11: Etki Değerlendirme Yöntemlerinde Kullanılan Etki Kategorileri…………194

Tablo 12: Türkiye’de Gıda Ürünlerine Uygulanan YDA Çalışmaları………..216

Tablo 13: Gıda Sektörünün Ekolojik Etkilerini Değerlendirmede Kullanılan Yöntemler ve Bu Yöntemlerin Farklılaştığı Noktalar……….258

(11)

vii KISALTMALAR

A.g.y. :Adı Geçen Yapıt

AB :Avrupa Birliği

ABD :Amerika Birleşik Devletleri

BBYKP :Birinci Beş Yıllık Kalkınma Planı

CASFS :Center for Agroecology & Sustainable Food Systems (Agroekoloji ve Sürdürülebilir Gıda Sistemleri Merkezi)

CH4 :Metan

CML 2002 :Centre of Environmental Science (Çevre Bilimleri Merkezi)

CO2 :Karbondioksit

ÇED :Environmental Impact Assessment (Çevresel Etki Değerlendirmesi)

Çev. :Çeviren

dB :Desibel

DB :World Bank (Dünya Bankası)

Der. :Derleyen

DGD :Doğrudan Gelir Desteği

DİE :Devlet İstatistik Enstitüsü

DP :Demokrat Parti

DPSIR :Driver-Pressure-State-Impact-Response (İtici güç-Baskı- Durum-Etki-Tepki)

DPT :Devlet Planlama Teşkilatı

DTÖ :World Trade Organization (Dünya Ticaret Örgütü)

EBK :Et ve Balık Kurumu

Ed. :Editör

(12)

viii EDIP 2003 :Environmental Development of Industrial Product (Endüstriyel Ürünlerin Çevresel Gelişimi)

EEA :European Environment Agency (Avrupa Çevre Ajansı) ELAW :Environmental Law Alliance Worldwide (Evrensel Çevre Hukuku İttifakı)

EPA :United States Environmental Protection Agency (Amerika Birleşik Devletleri Çevre Koruma Ajansı)

EPD :Environmental Product Declaration (Çevresel Ürün Beyanı)

EPS 2000 :Environmental Priority Strategies (Çevresel Öncelik Stratejileri)

ETÜDER :Ev Dışı Tüketim Tedarikçileri Derneği

EUREP-GAP :Euro-Retailer Produce Working Group Good Agricultural Practice (Avrupa Perakendeciler Ürün Çalışma Grubu İyi Tarım Uygulamaları)

EUROPOL :European Police Office (Avrupa Polis Ofisi)

FAO :Food and Agriculture Organization of the United Nations (Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü)

FİSKOBİRLİK :Fındık Tarım Satış Kooperatifleri Birliği

g :Gram

GAIN :Global Agricultural Information Network (Küresel Tarımsal Bilgi Ağı)

GDO :Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar

GEF :Global Environment Fund (Küresel Çevre Fonu)

GİMA :Gıda ve İhtiyaç Maddeleri Türk A.Ş

H2S :Hidrojen Sülfür

Haz. :Hazırlayan

(13)

ix HLPE :High Level Panel of Experts on Food Security and Nutrition (Gıda Güvenliği ve Beslenme Üst Düzeyli Uzmanlar Paneli)

IAIA :International Association for Impact Assessment (Uluslararası Etki Değerlendirme Derneği)

IFAD :International Fund for Agricultural Development (Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu)

IHDP :International Human Dimensions Programme on Global Environmental Change (Küresel Çevresel Değişime İlişkin Uluslararası İnsan Boyutları Programı)

IMF :International Monetary Fun (Uluslararası Para Fonu) IMPACT 2002+ :Impact Assessment of Chemical Toxics (Kimyasal Toksiklerin Etki Değerlendirmesi)

ISO :International Organization for Standardization

(Uluslararası Standartlar Teşkilatı)

İ.İ.B.F. :İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi

İBYKP :İkinci Beş Yıllık Kalkınma Planı

İHA :İhracatın Ekolojik Ayak İzi

İKE :İnsan Kirliliğine Eşdeğer

İTA :İthalatın Ekolojik Ayak İzi

K2O :Potasyum Oksit

kg :Kilogram

kha :Küresel Hektar

KİT :Kamu İktisadi Teşebbüsleri

km :Kilometre

KOB :Katılım Ortaklığı Belgeleri

l :Litre

(14)

x LIME :Life Cycle Impact Assessment Method Based on Endpoint Modeling (Son Nokta Modellemesine Dayalı Yaşam Döngüsü Etki Değerlendirme Yöntemi)

LUCAS :Life Cycle Impact Assessment Method Used for a Canadian-Specific Context (Kanada’ya Özgü Yaşam Döngüsü Etki Değerlendirme Yöntemi)

LVC :La Via Campesina (Çiftçinin Yolu)

m2 :Metrekare

MEEuP :Methodology of Ecodesign of Energy-Using Products (Enerji Kullanan Ürünlerin Çevresel Tasarım Yöntemi)

N :Azot

N2O :Azot Protoksit

NH3 :Amonyak

OECD :Organisation for Economic Cooperation and Development (Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü)

P2O5 :Fosfor

s. :Sayfa

SEK :Süt Endüstrisi Kurumu

STK :Sivil Toplum Kuruluşu

Swiss Ecoscarcity :Swiss Ecological Scarcity (İsviçre Ekolojik Az Bulunurluk)

t :Ton

TBMM :Türkiye Büyük Millet Meclisi

TEA :Tüketimin Ekolojik Ayak İzi

TEMA :Türkiye Erozyonla Mücadele, Ağaçlandırma ve Doğal Varlıkları Koruma Vakfı

(15)

xi

TİGEM :Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü

TL :Türk Lirası

TMMOB :Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği

TMO :Toprak Mahsulleri Ofisi

TRACI :Tool for the Reduction and Assessment of Chemical and other Environmental Impact (Kimyasal ve Diğer Çevresel Etkilerin Azaltılmasına Yönelik Araç)

TRIPS :Trade-Related Aspects of Intellectual Property Rights (Ticaretle Bağlantılı Fikri Mülkiyet Hakları Anlaşması)

TRUP :Agricultural Reform Implementation Project (Tarımsal Reform Uygulama Projesi)

TŞFAŞ :Türkiye Şeker Fabrikaları Anonim Şirketi

TÜİK :Türkiye İstatistik Kurumu

TZDK :Türkiye Zirai Donatım Kurumu

UNDP :United Nations Development Programme (Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı)

UNEP :United Nations Environment Programme (Birleşmiş Milletler Çevre Programı)

ÜEA :Üretimin Ekolojik Ayak İzi

Vd. :Ve Diğerleri

WWF :Doğal Hayatı Koruma Vakfı

YDA :Life Cycle Assessment (Yaşam Döngüsü Analizi)

(16)

1 GİRİŞ

Bugün tüm dünya genelinde insan nüfusunu beslemek ve refahını devam ettirmek için gereğinden fazla gıda üretilmekte ve küresel tarımsal üretimin önümüzdeki yıllarda da giderek artacağı tahmin edilmektedir. Görece önemli bir başarı olarak değerlendirilebilecek olan bu artış birtakım ekonomik, politik, toplumsal ve kültürel değişikliklerle doğrudan ilgilidir ve bu faktörlere bağlıdır. Başka bir ifadeyle, tarımsal üretim miktarı ve sürecinde meydana gelen değişiklikler bazı yapısal değişiklikler sonucunda ortaya çıkmaktadır.

Tarımsal ürün talebini karşılamak amacıyla yapılan değişiklikler ise, dünyanın her yerinde aynı değildir. Ülkeden ülkeye değişmektedir. Çünkü her bir ülkenin siyasi, ekonomik ve sosyal politikaları farklıdır ve bu farklılıklara bağlı olarak da gıda üretim ve tüketim düzeyini etkileyen çiftçinin üretim yaptığı toprak miktarı, kullandığı teknoloji, üretim faaliyetleri ve koşulları, tedarik zinciri, tüketici profili ve zincir içerisindeki aktörler arası etkileşim gibi temel bileşenler değişmektedir. Üstelik bütün ülkeler tarımsal üretime yönelik kararlarını tamamen kendi dinamiklerine bağlı kalarak da vermemektedir. Dünyadaki genel eğilim de alınan kararlar konusunda belirleyici bir faktördür. Yani, dünya ülkelerinin tarımsal yapılarına ilişkin attıkları ve/veya atacakları adımların sınırları farklı etmenler tarafından belirlenmektedir.

Gıda üretim sürecine yönelik yapılan değişikliklerin zamana ve mekâna bağlı olarak farklılaştığı tespitini, destekleme politikaları örneği üzerinden somutlaştırabiliriz.

Türkiye’de 2000 yılında yürürlüğe giren ve 2001 yılında başlatılan Doğrudan Gelir Desteği (DGD) sistemine AB ve ABD’de de başvurulmuştur. Ancak söz konusu DGD sistemi, o dönem koşulları içerisinde hiçbir ülkede Türkiye’de olduğu şekliyle uygulanmamıştır.1 AB’de toplam desteklemeler içerisinde DGD %30, pazar fiyat desteği

1 Oğuz Oyan, “Tarımda IMF-DB Gözetiminde 2000’li Yıllar,” içinde (ed.) Necdet Oral, Türkiye’de Tarımın Ekonomi-Politiği: 1923-2013, 1. Baskı, Ankara, NotaBene Yayınları, 2013, s. 121.

(17)

2

%55 ve girdi desteği %8 oranındaydı. ABD’de ise, DGD’nin toplam desteklemeler içerisindeki payı %10, pazar fiyat desteğinin %50 ve girdi desteğinin %10 düzeyindeydi.2 Bu ülkelerde DGD sisteminin uygulanma amacı, üretim fazlasını ortadan kaldırmaya yönelik önlemlerin üretici gelirlerinde yol açacağı gerilemeleri telafi etmekti.3 Türkiye’de ise, üretim fazlasını besleyen bir destekleme politikası sorunu sonucunda DGD sistemine geçilmemiş, adı geçen sisteme geçilmesi Uluslararası Para Fonu (IMF) gibi uluslararası örgütlerle yapılan anlaşmaların etkisiyle olmuştur. Dolayısıyla tarımsal politikaların dünyanın her yerinde aynı şekilde değişim geçirmediğini ve tarımsal yapıyı etkileme olasılığı yüksek olan bazı özel önlemlerin ülkeden ülkeye değişiklik gösterdiğini söylemek yanlış olmayacaktır.

Türkiye tarımı yalnızca destekleme politikaları bakımından değil, aynı zamanda tarımsal yapıda yaşanan dönüşüm, kapitalistleşme süreci, uygulanan tarım politikaları ve devlet-tarım ilişkileri konusunda da diğer ülkelere kıyasla farklı bir süreçten geçmiştir.

Türkiye’de tarıma yönelik alınan politika önlemlerini, tarımsal sübvansiyonları, piyasa teşviklerini, fiyat desteklerini, tarımsal alandaki teknolojik yenilikleri ve tarımın modernizasyonu için verilen yardımları dönem koşulları içerisinde, dönemin öncelik ve amaçları doğrultusunda okumak gerekir. Çünkü Türkiye tarımındaki yapısal değişim tek bir çizgi üzerinde ilerlememiştir. Cumhuriyetin kurulduğu yıllardan günümüze kadar geçen sürece bakıldığında, tarımsal üretimdeki gelişmelerin farklı politika yaklaşımlarının etkisiyle şekillendirildiği4 ve tarımsal yapıdaki değişimlerin dönüm

2 A.g.y., s. 121-122.

3 Gülcan Eraktan, “Ortak Tarım ve Balıkçılık Politikaları,” içinde (ed.) Çağrı Ertan ve Deniz Senemoğlu, Avrupa Birliği Politikaları, 2. Baskı, Ankara, İmaj Yayınevi, 2011, s. 93-100; Ahmet Şahinöz, “AB ve

Türkiye Tarım Politikalarında Değişim Eğilimleri,”

http://www.zmo.org.tr/resimler/ekler/32b81fa223a1b1e_ek.pdf?tipi=14, (Erişim 22.08.2019).

4 Ela Ataç, “Rural Poverty Dynamics: An Evaluation on Agricultural Policies of Turkey,” Gazi University Journal of Science, Volume 24, Number 3, 2011, s. 560.

(18)

3 noktalarının da genellikle belirli ekonomik politika değişiklikleri ile belirlendiği görülmektedir.5

Türkiye’de Cumhuriyet dönemi tarımının 96 yıllık gelişme serüvenini, dikkate değer yapısal değişiklikler bağlamında üç döneme ayırmak mümkündür. Birinci dönem, 1923-1950 arası yılları kapsayan geleneksel dönem, ikinci dönem, 1950’li yıllarla başlayan ve 1980’lere kadar devam eden geçiş dönemi ve son olarak 1980 ve bu tarihten günümüze kadar olan zaman dilimini kapsayan modern dönemdir. Cumhuriyetin kuruluş yıllarından 1950’li yıllara kadar devam eden geleneksel dönemin temel özellikleri; tarım ağırlıklı bir ekonomik yapı, aile emeğine dayalı geçim odaklı üretim modeli, niteliksel ve niceliksel anlamda ilkel denilebilecek teknolojik yapı, kamu-çiftçi-tüketiciden oluşan kısa tedarik zinciri ve ihtiyaç odaklı tüketimdir.

Kuruluş yıllarındaki tarımsal yapıyı karakterize eden tüm bu koşullar ve dönem içerisinde ortaya çıkan ekonomik ve politik sorunlar (Dünya Ekonomik Buhranı ve savaş yılları gibi) devleti daha etkin politikalar belirlemeye ve bu politikaları uygulamak amacıyla da daha etkin araçlar bulmaya zorlamıştır. Bu nedenle söz konusu yıllardaki tarımsal yapıyı geliştirmek için tarımsal kalkınmaya öncelik verilmiş, tarım alanındaki eğitim ve araştırma faaliyetleri desteklenmiş, tarımda makineleşme özendirilmiş, çiftçi dostu ve üretim odaklı politikalar benimsenmiş ve tarımsal gelişimin sürdürülebilirliğini sağlamak amacıyla kamu kuruluşları kurulmuştur. Tüm bu girişimler ise devlet eliyle ve yardımıyla gerçekleştirilmiştir. Başka bir ifadeyle, geleneksel dönemde tarımsal yapıda meydana gelen gelişmeler ve buna bağlı sermaye birikimi devlet katkısıyla sağlanmıştır.

1950’li yıllar Türkiye’nin tarımsal yapısında bir kopuş olarak nitelendirilebilecek olan birtakım değişikliklerin ortaya çıktığı yıllardır. Değişim yalnızca tarımsal üretim alanında değil bunun yanında tarımsal teknolojide, kullanılan girdi miktarı ve türünde,

5 Oya Köymen, “Cumhuriyet Döneminde Tarımsal Yapı ve Tarım Politikaları,” içinde (ed.) Oya Köymen 75 Yılda Köylerden Şehirlere, İstanbul, Tarih Vakfı Yayınları, 1999, s. 1.

(19)

4 kendi yeterliliğine odaklanmış kapalı üretim yapısında, ulaşım olanaklarında, tedarik zincirinde, kır-kent ilişkisinde ve tüketim kalıplarında olmuştur. Geçiş dönemiyle birlikte Türkiye tarımsal yapısında meydana gelen değişiklikleri; ilkel tarım teknolojisinden yoğun tarım teknolojisine geçiş, yaygın tarımdan yeni tohumların tercih edildiği, yoğun sulamanın yapıldığı, daha çok kimyasal gübre ve tarımsal ilacın kullanıldığı yoğun tarıma geçiş, geçim odaklı üretimden pazar için üretime geçiş, üretici ve tüketici arasına farklı aktörlerin girdiği uzayan tedarik zinciri, köyden kente göç ve ihtiyaç odaklı tüketimden kopuş olarak sıralamak mümkündür.

Geçiş dönemi sürecinde (1950-1980) değişim yaşanan alanlar kadar bu değişimin ardında yatan dinamikler de çok önemlidir. Bu dönemde yeni tarımsal yapının biçimlendirilmesinde belirleyici olan faktörler çok çeşitlidir. Özellikle DB ve ABD etkisinden bu kapsamda söz edilebilir. Dönemin hükümeti eski adıyla Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası’ndan (bugünkü adıyla Dünya Bankası) Türkiye’nin ekonomik durumunu incelemesi ve bir kalkınma modeli önerisinde bulunması için uzman bir kurulu Türkiye’ye davet etmiştir. Kurul Türkiye’de yaptığı bir yıllık araştırmanın ardından bir rapor hazırlamış ve dönemin Cumhurbaşkanı Celal Bayar’a bu raporu sunmuştur.

Raporda ilk olarak tarım sektörünün geliştirilmesi ve modernleştirilmesi gerektiği, daha sonra da tarım ürünleri ihracatına öncelik tanınarak kalkınmanın sağlanabileceği ileri sürülmüştür.6 1950’lerde Türkiye’de bu uzman grubun önerdiği kalkınma modeli benimsenmiş ve böyle bir politik anlayış çerçevesinde devlet, Türkiye tarımının modernleştirilmesi ve kapitalistleştirilmesi sürecinde doğrudan ya da dolaylı olarak yer almıştır.7

6 Mustafa Albayrak, “Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası’nın Hazırladığı İlk Raporun (1951) Demokrat Parti Hükümetlerinin Politikalarına Etkileri,” Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi, Cilt 20, Sayı 58, 2004, s. 133-135.

7 Bahadır Aydın, Saadet Aydın ve Emre Biber, “Kapitalizm: Tarımda Çöküş ve Çevre Tahribatı,”

Memleket Siyaset Yönetim Dergisi, Cilt 5, Sayı 14, 2010, s. 11.

(20)

5 İkinci Dünya Savaşı sonrası dönemde Türkiye’nin tarım ve genel olarak ekonomi politikasında Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası kadar ABD ile olan ilişkiler de etkili olmuştur. Türk-Amerikan ilişkilerinde önemli bir dönüm noktası olarak kabul edilebilecek olan Marshall Planı kapsamına Türkiye’nin dâhil edilmesini bu çerçevede değerlendirmek gerekir. Marshall Planı kapsamında sağlanan yardım ve kredilerle tarım kesiminde hızlı bir traktörleşme (Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası uzman kurulu tarafından da modernleşmenin temeli olarak sunulan bir unsur) sürecine girilmiş ve bunun sonucu olarak da köylerden kentlere doğru bir göç başlamıştır. ABD yardımları, kredileri ve sermayesinin Türkiye topraklarına girmesi, 1945 sonrası dönemde Türkiye’nin yönünü batıya çevirdiğinin ve liberal ekonomi politikasına dönüldüğünün önemli göstergelerindedir. Diğer bir deyişle, Marshall Planı Türkiye’yi emperyalist sisteme entegre etme politikasının bir aracı olarak işlev görmüş ve böylelikle Türkiye iç politikası ABD politikasını destekler şekilde değişime uğramıştır.

Geleneksel dönem ve geleneksel dönemi takip eden geçiş dönemi yıllarında olduğu gibi 1980’li yıllarla birlikte, Türkiye tarım sektörü çeşitli biçimlerde yapısal değişim ve dönüşüm geçirmiştir. Ancak “modern dönem” olarak adlandırılabilecek olan 1980 ve sonrası süreç ilk iki dönemden pek çok açıdan farklılaşmakta ve Çakmak’ın ifadesiyle Türkiye tarım politikalarının yanlış yönetilmesinin mükemmel bir örneğini sunmaktadır.8 Bu dönemde; koruyucu ve düzenleyici devlet tavrı değişmiş, tarım politikalarının uygulanmasından sorumlu Kamu İktisadi Teşebbüsleri (KİT) özelleştirilmiş, tarımsal destekler ve sübvansiyonlar ya kaldırılmış ya da kapsamı daraltılmış, dış ticaret korumacılığı çok azalmış, ürün-tohum-ürün süreci kırılmış, üreten çiftçinin yerini tarımsal girdilerin tüketicisi olan çiftçi almış, üretici ve tüketici arasındaki

8 Erol H. Çakmak, “Structural Change and Market Opening in Agriculture: Turkey towards EU Accession,”

ERC Working Papers in Economics 04/10, 2004, s. 13.

(21)

6 mesafe şirket-çiftçi-şirket-tüketiciden oluşan uzun tedarik zinciri nedeniyle gitgide açılmış ve gıda temel yaşamsal bir ihtiyaç olmaktan çıkıp sembolik bir anlam kazanmıştır.

Bütün bu değişim sürecinin merkezinde ise, neoliberal politikalar ve bu politikaların kurallarını uygulamaya zorlayan IMF, DB ve DTÖ (Dünya Ticaret Örgütü) gibi uluslararası örgütler yer almaktadır.9 Neoliberal politikalar tarafından yönlendirilen ekonomik bir yapıya koşut olarak Türkiye, bahsi geçen bu aktörlerle işbirliği içerisinde hareket ederek geleneksel tarımsal yapıyı kademeli olarak ortadan kaldırmış ve üretim, ticaret ve dağıtımda serbest piyasa düzenine geçmiştir.10 Bunun sonucu olarak da, Türkiye tarımı uluslararasılaşmış ve tarımdan koparılan çiftçinin yerini çok uluslu tarım şirketleri almaya başlamıştır.

Yukarıda üç döneme ayrılan ve temel özelliklerinin kısa bir özeti verilen 96 yıllık Türkiye tarımının yaşadığı kapitalist dönüşüm sürecinin farklı boyutlarda (ekonomik, politik, toplumsal ve kültürel vb. gibi) etkileri olmuştur. Özellikle tarımsal faaliyetlerin dayandığı doğal kaynaklar bakımından bu sürecin etkileri dikkat çekici düzeylere ulaşmıştır. Benimsenen endüstriyel tarım uygulamaları sonucunda atmosfere sera gazı emisyonları salınmakta, üretim faktörlerinden birisi olan yer altı ve yer üstü su kaynakları kirlenmekte, toprağın yapısı bozulmakta, toprağın içinde ve üstünde yaşayan türlerin ekosistemleri yok olmakta, biyolojik çeşitlilik kaybolmakta ve gıda atık ve kayıpları ortaya çıkmaktadır. Üstelik bu sorunlar yalnızca gıda üretimi aşaması aracılığıyla da meydana gelmemektedir. Gıda üretimi tarımsal faaliyetlerin tek bir aşamasıdır ve bunun yanında gıda işleme ve ambalajlama, gıda dağıtım ve satışı ve gıda tüketimi gibi aşamaları da vardır. Bu ise çok boyutlu bir kavram olan gıda sistemlerini gündeme getirmekte ve tarımsal üretim ve tüketim sürecinin ekolojik etkilerinin bütünüyle ele alınmasını gerektirmektedir.

9 Zülküf Aydın, “Neo-Liberal Transformation of Turkish Agriculture,” Journal of Agrarian Change, Volume 10, Number 2, 2010, s. 155.

10 A.g.y., s. 152.

(22)

7 Genel bir çerçeve oluşturan bu bilgilerden hareketle tezde, gıda sistemleri yaklaşımına bağlı kalınarak Türkiye’de uygulanan gıda sistemleri türleri (geleneksel gıda sistemi, geçiş dönemi gıda sistemi ve modern gıda sistemi) ve bu sistemlerin ekolojik etkileri ele alınmaktadır. Bu analizi yapabilmek için ise, öncelikli olarak gıda sistemleri yaklaşımının temel unsurları (gıda sistemleri faaliyetleri, gıda sistemleri aktörleri ve gıda sistemleri türleri vb. gibi) araştırılmaktadır. Böyle bir amaç etrafında şekillendirilen tezin özgün tarafı ise, gıda alanına ve bu alandan kaynaklı ekolojik sorunlara bütünsel bir anlayışla yaklaşılmasıdır. Tezde hem üretim ve tüketim ilişkilerini doğrudan ilgilendiren temel bileşenler (hava, toprak, su, iklim, tohum, gübre, tarımsal araç, açlık, obezite ve israf gibi) hem de bu ilişkileri yönlendiren çeşitli aktörler (devlet, çiftçi, şirketler, tüketiciler ve uluslararası örgütler gibi) ekonomi-politik bir bağlamda ele alınmaktadır.

Ayrıca tez kapsamında gıda sistemleri faaliyetleri ve bu faaliyetleri yönlendiren aktörlerin etkisiyle gıda hakkı, çevre hakkı ve bilgiye erişim hakkı gibi hakların da aşındırıldığı vurgulanarak, konuya hak temelli olarak değinilmektedir.

Tezin Araştırma Problemi (Sorun)

Günümüz koşullarında nüfusta yaşanan artış, teknolojik yenilikler, plansız kentleşme, yaşam stilindeki değişiklikler ve sayıları daha da çoğaltılabilecek benzer etkenlerden dolayı ekolojik sorunlar olarak tanımlanan birtakım olumsuzluklar ortaya çıkmakta ve gündelik hayatı etkileyecek boyutlara ulaşmaktadır. Ekolojik sorunların insan yaşamı ve doğal yaşamın devamlılığı için endişe verici düzeylere erişmiş olması, toplumun farklı kesimlerini bu sorunların önlenmesine ve ortadan kaldırılmasına yönelik arayışlara itmektedir. Gıda sektörü de doğal kaynakların sürdürülebilirliğini doğrudan ve dolaylı olarak etkileyen bir sektör olması nedeniyle, ekolojik sorunların sebep ve çözümlerinin tartışıldığı platformlarda sık sık gündeme getirilen konulardan birisidir.

Gıda sektörünün doğal kaynaklar üzerinde ne tür bir etkiye sahip olduğunu anlayabilmek amacıyla literatüre bakıldığında, konunun çoğunlukla üretim aşaması ile

(23)

8 sınırlı tutulduğu görülmektedir. Yürütülen çalışmalarda sektörden kaynaklı ekolojik sorunların sebepleri olarak; gereğinden fazla kimyasal gübre11 ve tarımsal mücadele ilaçları12 kullanımı, yanlış planlanan ve kötü yönetilen tarımsal sulama13 ve hatalı tarımsal uygulamalar (anız yakılması vb.)14 öne sürülmektedir. Ancak bu ve buna benzer analizlere bağlı olarak ortaya atılan çözüm önerilerinin başarılı olabilmesi mümkün değildir. Çünkü gıda sektörü aracılığıyla yaratılan ekolojik sorunlar üretim faaliyeti ile sınırlandırılamaz. Sektör ham maddelerin üretilmesinden işlenmesine, paketlenmesinden satışına, tüketiminden geri dönüştürülmesine kadar geniş bir alanı kapsamaktadır.

Dolayısıyla her bir faaliyetin ayrıntılı olarak ele alınması ve araştırılması gerekmektedir.

Aksi halde sebep ve sonuç ilişkisi net olarak ortaya konulmadığı için sorunlara çare olacağı düşünülen önlemlerle makul düzeyde bir kazanım elde edilemeyecektir.

Bu tezde, böyle bir yaklaşımın sektörden kaynaklı diğer faaliyetlerin çevresel sonuçlarının tartışılmasını önemsiz hale getirdiği ileri sürülmekte ve yalnızca gıda üretim sürecinin yarattığı çevresel sorunlar üzerinde bir tartışma yürütmenin anlamlı olmayacağı savunulmaktadır. Bunun yerine çalışmada; gıda ürünlerinin üretilmesi, işlenmesi, paketlenmesi, perakende satışı, taşınması ve tüketimini de içeren gıda sistemleri faaliyetlerinin tamamının ele alınıp incelenmesinin ve bu faaliyetlerin hepsinin çevresel değerler üzerinde nasıl bir etkiye sahip olduğunun ortaya çıkartılmasının çok daha önemli olduğu vurgulanmaktadır. Eğer literatürde ele alınan şekilde (yani gıda üretim faaliyeti

11 İlker Sönmez, Mustafa Kaplan ve Sahriye Sönmez, “Kimyasal Gübrelerin Çevre Kirliliği Üzerine Etkileri ve Çözüm Önerileri,” Batı Akdeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsü Derim Dergisi, Cilt 25, Sayı 2, 2008, s. 26; Koray Haktanır, “Çevresel Değişimlerde Tarımın Etkileri ve Yönetim Arayışları,” Ankara Üniversitesi Çevrebilimleri Dergisi, Cilt 1, Sayı 1, 2009, s. 2.

12 Oğuz Parlakay, Ahmet Çelik ve Tuğçe Kızıltuğ, “Hatay İlinde Tarımsal Üretimden Kaynaklanan Çevre Sorunları ve Çözüm Önerileri,” Mustafa Kemal Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dergisi, Cilt 20, Sayı 2, 2015, s. 19.

13 Türker Altan vd., “Tarım ve Çevre” Türkiye Ziraat Mühendisliği V. Teknik Kongresi, Ankara, TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası, Cilt 1, 2000, s. 327; Fatma Özkay, İsmail Taş ve Aylin Çelik, “Sulama Projelerini Çevresel Etkileri,” TMMOB 2. Su Politikaları Kongresi, Ankara, 2008, s. 505; Feza Karaer ve Serkan Gürlük, “Gelişmekte olan Ülkelerde Tarım-Çevre-Ekonomi Etkileşimi,” Doğuş Üniversitesi Dergisi, Cilt 4, Sayı 2, 2003, s. 201.

14 Murat Sayılı ve Zekeriya Akman, “Tarımsal Uygulamalar ve Çevreye Olan Etkileri,” Çevre Dergisi, Sayı 12, 1994, s. 31.

(24)

9 boyutuyla) konuya değinilecek olursa, bu durum hem bazı sorunların yanıtsız kalmasına neden olacak hem de çevresel sorunların yaratılması konusunda belirleyici birer faktör olan diğer faaliyetlerin göz ardı edilmesi sonucunu doğuracaktır. Bu çerçeve temel olmak üzere tezde, gıda sektöründeki faaliyetler aracılığıyla meydana gelen çevresel sorunların mevcut çalışmalarda indirgemeci bir anlayışla değerlendirildiği tespitinden hareket edilmekte, bu bağlamda bir boşluk olduğu iddia edilmekte ve bu boşluk araştırma problemi olarak benimsenmektedir.

Tezin Önemi

Gıda sektörü gelişmişlik düzeyi ne olursa olsun dünyadaki pek çok ülkenin sosyolojik ve ekonomik yapısı içerisinde önemli bir yer tutmakta ve bu sektörün ikame edilmesi mümkün görünmemektedir. İnsanların ve diğer canlıların beslenmesi için gerekli olan gıdanın ve ham maddenin üretildiği bu sektör ile hava, toprak, su ve biyolojik çeşitlilik gibi doğal kaynaklar arasında karşılıklı bir ilişki bulunmaktadır. Gıda sektörü bir taraftan kullanılan girdiler yoluyla bu doğal kaynakları ciddi düzeylerde etkileme gücüne sahip iken diğer taraftan da etkilediği doğal kaynaklarda meydana gelen değişimlerden nihai olarak kendisi etkilenmektedir. Bu nedenle gıda sistemleri faaliyetleri ve doğal kaynaklar arasındaki etkileşimin daha kapsamlı bir şekilde araştırılması ve gıda sektörünün doğal kaynaklar üzerinde ne gibi etkileri olduğunun analiz edilmesi çok önemlidir.

İnsanların ve diğer varlıkların yaşamlarını sürdürebilmesi için gerekli olan gıdanın üretilmesinden tüketilmesine kadar geçen bütün süreç doğrudan ya da dolaylı olarak doğal kaynaklara zarar vermekte ve bu kaynaklar üzerinde bazı olumsuz etkilere yol açmaktadır. Tezde gıda sektöründen kaynaklı ekolojik sorunların gıda üretiminin ötesinde gıda işleme, depolama, ambalajlama, taşıma ve tüketim aşamalarını da içerecek şekilde incelenmesinin daha uygun olacağı hipotezinin ileri sürülmesinin haklı nedenleri vardır.

Söz konusu nedenleri gıda sektörü ve ekolojik etkiler arasındaki ilişkileri çözümlemeye

(25)

10 çalışan birkaç araştırmaya atıfta bulunarak ayrıntılandırabiliriz. İlk olarak, gıda işleme faaliyetlerinin belirli bir alanda yaşayan canlı ve cansız varlıkların ekosistemi üzerinde yarattığı baskıdan söz etmek mümkündür. Ham maddelerin işlenebilmesi için gıda üretim tesislerine, gıda üretim tesislerinin kurulabilmesi için ise fiziksel mekâna ihtiyaç duyulmaktadır. Fabrikaların saha hazırlık ve inşaat işlemlerinden dolayı söz konusu alanlardaki bitki örtüsüne zarar verilebilmektedir. İşletmenin birinci sınıf tarım arazisi ve sulak alan üzerinde kurulması durumunda ise sorun katlanarak artmaktadır.15

Tesisin kurulmasıyla süreç bitmemekte tam tersine yeni başlamaktadır. Hasat edilmiş mahsulün veya kesilmiş hayvansal ürünün pazarlanabilir hale gelmesini sağlamak amacıyla fabrika içerisinde çeşitli işlemlerden geçmesi gerekmektedir. Genellikle enerji ve su kullanımı gerektiren bu işlemlerin her biri (etki düzeyleri farklı olmakla birlikte) doğal kaynakların tahrip olmasına neden olmaktadır. Fabrikalarda kullanılan enerji kaynağı ve su miktarının yarattığı kirlilik çok büyük düzeylerde olabilmektedir. Gıda işleme tesisi nedeniyle ortaya çıkan atıklar suları önemli ölçüde kirletmektedir.

Endüstriyel atıklarla oluşan su kirliliği İnsan Kirliliğine Eşdeğer (İKE)16 kirlilik ile ölçüldüğü zaman 1 sığırın kesilmesiyle oluşan kirliliğin İKE karşılığının 21 olduğu belirtilmektedir. Benzer şekilde 100 l (litre) bira üretiminde 100 İKE, 100 kg (kilogram) peynir üretiminde 130 İKE, 1 t (ton) sütün işlenmesinde 162 İKE kirlilik ortaya çıkmaktadır.17 Tüm bu veriler gıda işleme aşamasının da ekolojik etkileri olduğu varsayımını doğrulamaktadır.

Bir gıda ürününün üretim noktasından tüketiciye ulaşana kadar kat ettiği mesafe (gıda nakliyatı) de ekolojik sorunlara sebep olabilmektedir. Dünyanın farklı ülkelerinden tabağımıza kadar gelen yiyeceklerin belirli bir ekolojik zararı vardır. Sustain’in 2001

15 Ogbonnoya Chukwu, “Impacts of Food Processing Industry on Some Environmental Health and Safety Factors,” Caspian Journal of Environmental Sciences, Volume 7, Number 1, 2009, s. 41.

16 Buradaki değer, bir sığırın kesilmesiyle oluşan kirliliğin 21 insanın bir günde yarattığı evsel atık kaynaklı kirliliğe eşit olmasını ifade etmektedir.

17 A. Kadir Halkman, Metin Atamer ve A. Hamdi Ertaş, “Endüstri ve Çevre İlişkileri,” Türkiye Ziraat Mühendisliği V. Teknik Kongresi, Ankara, TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası, Cilt 2, 2000, s. 1038.

(26)

11 yılına ait bir yayınında bu varsayımı destekleyecek verilere rastlanmaktadır. Çalışmada İngiltere’nin farklı ülkelerden ithal ettiği bazı gıda ürünlerine ve bu gıda ürünlerinin uçakla taşınmasından dolayı meydana gelen karbondioksit emisyonlarına değinilmektedir. Çalışmaya göre, İngiltere Türkiye’den çilek, Kaliforniya’dan ıspanak, Yeni Zelanda’dan yaban mersini, Arjantin’den sarımsak ve Brezilya’dan zencefil ithal etmektedir. Her bir ürünün üretim noktasından uzaklığı ise sırasıyla 2.835 km, 8.774 km, 18.839 km, 11.082 km ve 9.307 km’dir. Bu rakamlar evlerde kullanılan araçların enerji tüketim oranları ile kıyaslandığında etkinin büyüklüğü daha net anlaşılmaktadır. Örneğin, Kaliforniya’dan 1 kg ıspanak ithal etmek, 31 gün boyunca sürekli olarak 100 wattlık bir ampulü çalıştırmakla eşdeğerdir. Yeni Zelanda’dan ithal edilen yaban mersini için de benzer yorum yapılabilir. Yaklaşık 19.000 km yol yapan 1 kg’lık yaban mersini, bir su ısıtıcısının 278 kez çalıştırılmasıyla ortaya çıkan karbondioksit emisyonu kadar emisyona sebep olmaktadır.18 Bu ve buna benzer örneklerin sayısını çoğaltmak mümkündür.

Burada altı çizilmesi gereken konu, gıdaların uzun mesafeler arasında taşınmasının da en az üretim aşaması kadar ekolojik sorunlar yaratabildiğidir.

Gıda sektörünün neredeyse bütün aşamalarının ekolojik sürdürülebilirliğin devamı bakımından bazı olumsuz sonuçlar doğurduğu varsayımını gıda atık ve kayıp oranlarına bakarak da anlayabiliriz. Elbette ki bu varsayım tarımsal üretim aşamasında diğer faaliyetlere kıyasla daha fazla gıda atığı oluştuğu gerçeğini göz ardı etmek anlamına gelmemelidir. Bununla birlikte, gıda atık ve kayıplarının yalnızca üretim işlemleri sürecinde meydana geldiğini iddia etmek de hatalı olacaktır. Tüketicilerin satın alma ve kullanma tercihlerindeki sorunlardan kaynaklı olarak da gıda atığı oluşabileceğini gösteren araştırmalar vardır. Örneğin, et ve et ürünlerinde tüketim düzeyindeki israf bazı ülkelerde toplam et kaybı ve israfının yaklaşık yarısına karşılık gelmektedir.19 2016 tarihli

18 Andy Jones, Eating Oil: Food Supply in a Changing Climate, London, Sustain and Elm Farm Research Centre, 2001, s. 10-11.

19 FAO, Global Food Losses and Food Waste: Extent, Causes and Prevention, Rome, 2011, s. 8.

(27)

12 ve AB ülkelerinin gıda atık düzeylerinin tahmin edilmesine yönelik yapılan çalışmada da bu durumu destekler çözümlemeler bulunmaktadır. Çalışmada AB ülkelerinde 88 milyon ton gıda atığı meydana geldiği ve gıda atığına en çok katkıda bulunan aşamaların hanehalkı (47 milyon ton ± 4 milyon ton) ve işleme düzeyi (17 milyon ton ± 13 milyon ton) olduğu belirtilmektedir. Gıda atıklarının geriye kalan 11 milyon tonluk kısmı yemek servislerinden, 9 milyon tonu birincil üretimden ve 5 milyon tonu toptan ve perakende satıştan kaynaklanmaktadır.20 Bu ise toprak, su, enerji ve emek israfı anlamına gelmektedir.

Bütün bu değerlendirmeler yaşanan ekolojik tahribatın ardında yatan etmenlerden birisi olarak gıda sektörüne ve bu sektörün her bir aşamasına dikkat çekmektedir. Başka bir ifadeyle, gıda sistemleri faaliyetleri (gıda üretimi, gıda işleme ve ambalajlama, gıda dağıtım ve satışı ve gıda tüketimi) yaşamın devamında önemli birer faktör olan doğal kaynakların büyük bir bölümünü doğrudan etkilemekte ve zarar görmesine neden olmaktadır. Mevcut gıda üretim ve tüketim koşullarının doğal kaynaklar üzerinde yarattığı baskıyı ve bunun sürdürülemez olduğunu düşünürsek bu konu üzerinde durulmayı ve daha derinlemesine bir analizi hak etmektedir.

Tezin Amacı

Konusu Türkiye’de gıda sistemleri faaliyetlerinden (gıda üretimi, gıda işleme ve ambalajlama, gıda dağıtım ve satışı ve gıda tüketimi) ve bu sistemlerdeki (geleneksel gıda sistemi, geçiş dönemi gıda sistemi ve modern gıda sistemi) değişimden kaynaklı ekolojik sorunların neler olduğunu ve hangi boyutlara ulaştığını araştırmak olan tez, üç temel amaç etrafında ilerlemektedir. Tez kapsamında ilk olarak gıda sistemleri yaklaşımının çözümlenmesi amaçlanmaktadır. Bu çerçevede gıda sistemleri kavramının ne anlama geldiği, gıda sistemleri faaliyetlerinin neler olduğu, gıda sektörünü yönlendiren aktörlerin kimler olduğu, hangi maksatla sektörde yer aldıkları, hedeflerini gerçekleştirmek için

20 Åsa Stenmarck vd., Estimates of European Food Waste Levels, Stockholm, FUSIONS, 2016, s. 4.

(28)

13 hangi araçları kullandıkları, ne tür gıda sistemleri olduğu ve bu sistemlerin farklılaştığı noktaların neler olduğu gibi soruların yanıtlarına ulaşılmaya çalışılmaktadır. Bunun yapılma sebebi ise, Türkiye’deki gıda sektörü ve ekolojik sorunlar arasındaki ilişkinin ortaya konulabilmesi için genel bir çerçeveye ihtiyaç duyulmasıdır.

Tezin ikinci amacı, Cumhuriyetin kurulduğu yıllardan günümüze kadar geçen zaman dilimi içerisinde Türkiye’de hangi gıda sistemleri türlerinin uygulandığını belirlemektir. Dönemsel bir ayrım yapılmasını gerektiren bu durum, Türkiye’de geleneksel gıda sisteminden (1923-1950) modern gıda sistemine (1980 ve sonrası) nasıl geçildiği, arada bir geçiş süreci yaşanıp yaşanmadığı, yaşandıysa bu geçiş sürecinin ardında yatan dinamikler ve aktörlerin neler olduğu gibi sorunların cevaplanmasına olanak tanımaktadır. Bu amacın ortaya atılma gerekçesi ise, ekolojik sorunlar ve gıda sektörü arasındaki ilişkinin yönetsel karar alma süreçleri ve bu süreçleri etkileyen aktörlerden bağımsız olarak ele alınmasının mümkün olmamasıdır. Çünkü ekolojik tahribatın önünü açan esas faktör, yönetim kademesindekilerin aldıkları kararlardır.

Alınan her türlü karar ya da karar değişikliği gıda sektörü bakımından bir sonuç doğurmaktadır. Yani gıda sektöründe yaşanan değişim de karar alma süreçlerindeki değişimin bir sonucudur. Dolayısıyla Türkiye’de uygulanan gıda sistemleri türleri ve bu sistemlerden kaynaklı ekolojik sorunlar arasındaki bağı kavrayabilmek için sistemi şekillendiren aktörlerin kimler olduğunun aydınlatılması ve bu konunun sebep-sonuç ilişkisi çerçevesinde tartışılması gerekmektedir.

Tezin son amacı ise, Cumhuriyetin kurulduğu yıllardan günümüze Türkiye’de uygulanan gıda sistemleri türleri ve bu sistemlere ait faaliyetlerin (gıda üretimi, gıda işleme ve ambalajlama, gıda dağıtım ve satışı ve gıda tüketimi) çevresel değerler üzerinde ne gibi bir etkisi olduğunu ve ne tür çevresel sorunlara yol açtığını ortaya koymaktır. Bu amaca ulaşılırken literatürdeki pek çok çalışmanın aksine sistemin tamamına odaklanılmaktadır. Bunun anlamı ise, çalışmada gıda sektöründen kaynaklı ekolojik

(29)

14 sorunlar analiz edilirken sektördeki her bir bileşenin hesaba katılması ve gıda alanının yapısı ve işleyişine geniş kapsamlı olarak yaklaşılmasıdır.

Özetlemek gerekirse, tezin ilk amacıyla gıda sistemleri yaklaşımının temel yapısı ortaya konulmakta, ikinci amacıyla bu yapıya bağlı kalınarak Türkiye’de yaşanan süreç dönemlere bölünmekte ve her bir dönemde etkili olan faktörler incelenmekte ve son amacıyla Türkiye’de tercih edilen gıda sistemleri türleri aracılığıyla meydana getirilen ekolojik etkiler saptanmaktadır. Bu üç amaç bir taraftan gıda sistemleri yaklaşımının analizini yapmamızı sağlarken diğer taraftan da Türkiye’de bu sistemlerin ne tür ekolojik etkilerinin olduğunu anlamamıza yardımcı olmaktadır.

Tezin Araştırma Soruları

Tezde yanıt aranan sorular şunlardır:

1. Gıda sistemleri yaklaşımı nedir, gıda sistemleri faaliyetleri nelerdir, gıda sistemlerinde etkin olan aktörler kimlerdir, ne tür gıda sistemleri vardır ve hangi kriterler bakımından sistem farklılıkları ortaya çıkmaktadır?

2. Cumhuriyetin kurulduğu yıllardan günümüze Türkiye’de hangi gıda sistemleri türleri uygulanmıştır, geleneksel gıda sisteminden modern gıda sistemine nasıl geçilmiştir, iki sistem arasında geçiş süreci denilebilecek bir dönem yaşanmış mıdır ve söz konusu geçiş sürecinin ardında yatan dinamikler ve aktörler nelerdir?

3. Türkiye’de yaşanan ekolojik sorunlar ile gıda sektörü arasında nasıl bir ilişki vardır, geçmişten bugüne tercih edilen ve uygulanan gıda sistemleri ne tür çevresel sorunlara sebep olmaktadır?

Tezin Varsayımları

Tezin varsayımlarını aşağıdaki maddeler oluşturmaktadır:

1. Gıda sistemleri faaliyetleri aracılığıyla doğal kaynaklar tahrip edilmektedir.

(30)

15 2. Gıda üretimi dışında kalan gıda sistemleri faaliyetleri de (gıda işleme ve ambalajlama, gıda dağıtım ve satışı ve gıda tüketimi) en az gıda üretimi aşaması kadar doğal kaynaklara zarar vermektedir.

3. Cumhuriyetin kurulduğu yıllarda uygulanan tarım politikalarının (geleneksel gıda sisteminin hâkim olmasından dolayı) ekolojik etkileri azdır.

4. Modern gıda sistemleri geleneksel ve geçiş dönemi gıda sistemlerine kıyasla daha fazla oranda ekolojik sorun yaratmaktadır.

Tezin Yöntemi

Tez yöntemsel olarak eleştirel teoriye dayanmaktadır. Frankfurt Okulu teorisyenlerinin temsil ettiği eleştirel teoriye göre, toplumun içinde bulunduğu olumsuz koşulların sorumlusu kapitalist ekonomik sistemdir. Başka bir ifadeyle, eleştirel teoride kapitalizm eleştirisi ortaya konulmaktadır.21 Ancak eleştirel teoride kapitalist toplumların ürettiği tahakküm yalnızca ekonomik boyutları ile ele alınmamakta bunun yanında tahakkümün kültürel boyutları üzerinde de durulmaktadır. Eleştirel teorisyenlerden olan Horkheimer ve Adorno tarafından geliştirilen kültür endüstrisi tanımlaması tam da bu noktaya işaret etmektedir. Onları bu kavrama yönelten temel etmen, kapitalizmin yalnızca ekonomi politik ile açıklanamayacak kadar karmaşık bir yapıya sahip olmasıdır.22

Teorisyenlere göre, kültür endüstrisi kapitalizmin etkisiyle ortaya çıkan kültürel bir oluşumdur. Bu endüstri ulusal ve uluslararası pazarın ihtiyaçları ve değişimlerine uygun olarak şekillenmektedir. Sanayi ve teknolojinin de gelişmesiyle ürünler seri halde üretilmekte ve belirli standartlara tabi olmaktadır. Dolayısıyla kapitalist sistem içerisinde üretilen ürünler birer metaya dönüşmekte ve aynı zamanda bu ürünler bireylerin kimliğini, beklentilerini ve yaşam tarzlarını ifade etmelerinin bir aracı haline

21 Elif Kılıç, “Eleştirel Teori Açısından Medya,” Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, (Tez Danışmanı:

Osman Konuk), Afyonkarahisar, 2013, s. 25,29.

22 Mustafa Kemal Şan ve İsmail Hira, “Frankfurt Okulu ve Kültür Endüstrisi Eleştirisi,”

http://www.politikadergisi.com/sites/default/files/kutuphane/frankfurt_okulu_ve_kultur_endustrisi _elestirisi.pdf, (Erişim 23.07.2019).

(31)

16 gelmektedir.23 Horkheimer’in de belirttiği gibi, kitle kültürünün sunduğu bütün araçlar ve kolaylıklar bireysellik üzerindeki toplumsal baskıyı arttırmakta ve bireylerin bu baskı karşısında direnme ve kendini koruma olanakları elinden alınmaktadır.24 Yani, kapitalist üretim tüketicilerin düşüncesi ve bedenini kuşatmaktadır. Çünkü kapitalizmin kendini devam ettirebilmesi kitlesel üretime ve kitlelerin bu ürünleri tüketmesine bağlıdır.

Tüm bu bilgilerden hareketle, gıda sistemleri faaliyetleri aracılığıyla yaratılan tahakkümün Türkiye özelindeki kökenlerini anlayabilmek amacıyla eleştirel teoriden faydalanılmıştır. Bunun sebebi ise, tezde öne sürülen araştırma problemi ve varsayımların toplumsal ve ekonomik boyutlarının olmasıdır ve söz konusu boyutların mevcut ekolojik sorunlar üzerinde doğrudan ya da dolaylı bir etkiye sahip olduğunun düşünülmesidir.

Biraz daha detaylandıracak olursak, gıda sistemleri faaliyetleri (gıda üretimi, gıda işleme ve ambalajlama, gıda dağıtım ve satışı ve gıda tüketimi), faaliyetler arasındaki karşılıklı etkileşim ve bunların sistem içerisinde ortaya çıkarttığı çeşitli sosyo-ekonomik ve ekolojik sonuçlar kamu politikaları, ekonomik gelişmeler ve kültürel davranışlardan bağımsız olarak değerlendirilemez. Eleştirel teori de değişim ve çözülmeye giden süreci kapsamlı olarak gösteren bir yöntem olduğu için çalışmanın hareket noktası eleştirel teori olmuştur.

Tez çalışması literatür taramasına dayalı teorik bir çalışma olarak yürütülmektedir. Çalışma kapsamında tezin üç bölümü (Gıda Sistemleri Yaklaşımı, Türkiye’de Gıda Sistemleri ve Türkiye’de Gıda Sistemleri ve Ekolojik Etkileri) ile ilgili gerekli kaynaklar taranmakta ve bu kaynaklardan elde edilen bilgiler eleştirel bir yöntem takip edilerek değerlendirilmektedir. Tezde genel olarak birincil kaynaklara yer verilmeye çalışılmıştır. Temel olarak başvurulan kaynaklar kitaplar ve makalelerden oluşmakla birlikte, gerektiğinde gazete ve elektronik kütüphanelerden de

23 Kılıç, a.g.y., s. 53-54,

24 Marx Horkheimer, Akıl Tutulması, (çev.) Orhan Koçak, 6. Baskı, İstanbul, Metis Yayınları, 2005, s.

166.

(32)

17 faydalanılmıştır. Burada birkaç noktaya değinmekte fayda vardır. Tezin ilk bölümüne ilişkin literatür taraması yapılırken Türkçe kaynak eksikliği yaşanmıştır. Gıda sistemleri yaklaşımı ile ilgili soruların cevabına ulaşmamızı kolaylaştıracak nitelikte Türkçe kaynak neredeyse hiç yoktur. Dolayısıyla bu bölüm çoğunlukla yabancı kaynaklar kullanılarak analiz edilmiştir.

Tezin ikinci bölümünde ise ilk bölüme kıyasla bir hayli fazla Türkçe kaynak olmasına rağmen, Türkiye’de gıda sistemleri faaliyetleri ve türlerini çözümlememizi sağlayacak kaynak eksikliği ile burada da karşılaşılmıştır. Özellikle Cumhuriyetin kurulduğu yıllardan 1950’li yıllara kadar olan (geleneksel gıda sistemi) süreçle ilgili gerekli belgelerin yetersizliğinden dolayı bu kısım dönem içerisinde yazılan köy monografileri üzerinden detaylandırılmıştır. Tezin son bölümünde ise, Türkiye’de gıda sistemleri faaliyetlerinden kaynaklı ekolojik etkilerin neler olduğunu tahlil etmemizi sağlayacak yeterli çalışma bulunmamaktadır. Var olan çalışmalar da tezin bütün varsayımlarını test etmemize yardımcı olacak nitelikte değildir. Bu nedenle literatürde yer alan ve Türkiye’de de uygulanan 4 yöntem (YDA, Ekolojik Ayak İzi, DPSIR ve ÇED) seçilerek Türkiye’deki ekolojik sorunlar bu yöntemler ve sonuçları üzerinden değerlendirilmiştir. Burada özellikle belirtmek gerekir ki, ilk iki bölümde rastlanan kaynak eksikliği bu bölümde de devam etmiştir. Örneğin, YDA Dünya’da tarımsal ürünlerin ekolojik etkilerinin hesaplanmasında sıkça başvurulan bir yöntem olmasına rağmen Türkiye’de bu yöntemi kullanan araştırma sayısı çok sınırlıdır.

Tezin Sınırlılıkları

Gıda sistemleri kavramı genel olarak üretimden tüketime kadar olan süreci tanımlamak amacıyla kullanılmakla birlikte, derinlemesine analiz edildiğinde çok daha kapsamlı olduğu görülmektedir. Çünkü bir gıda sisteminin düzenlenmesi demek çoğu zaman sosyal, ekonomik, politik, kültürel ve çevresel koşulların düşünülmesi demektir.

Ancak gıda sistemlerinin tüm unsurlarının ele alınıp tartışılması doktora tez yazımı için

(33)

18 verilen sürenin çok daha ötesinde bir zaman dilimini gerektirir. Bu nedenle tezde gıda sistemleri yalnızca ekolojik etkileri bakımından ele alınmaktadır. Tezin ilk sınırlılığını bu oluşturmaktadır.

Tez kapsamında araştırılacak olan konuya dair ikinci sınırlılığı yer ve zaman ile ilgili tercihler oluşturmaktadır. Gıda sistemleri faaliyetleri aracılığıyla yaratılan ekolojik etkiler Türkiye özelinde işlenmektedir. Ancak bu, Türkiye’de herhangi bir kent ya da bölgenin belirlenip orada uygulanan gıda sisteminden kaynaklı ekolojik tahribatın ne boyutta olduğunun incelenmesi anlamına gelmemelidir. Söz konusu incelemede ulusal düzeydeki veriler temel alınmaktadır. Ayrıca tezde belirli bir zaman dilimine odaklanılmaktadır. Bu zaman dilimi Cumhuriyetin kuruluşundan günümüze kadar devam eden süreci kapsamaktadır. Çalışma kapsamında 1923-1950 arası geleneksel gıda sistemi, 1950-1980 arası geçiş dönemi gıda sistemi, 1980 ve sonrası ise modern gıda sistemi olarak nitelendirilmektedir.

Tezin üçüncü sınırlılığı ise, gıda sektörünün kapsamına ilişkindir. Tezde gıda sektöründen kaynaklı ekolojik etkilerin neler olduğu araştırılmakla birlikte, bunun anlamı bütün gıda ürünlerinin tek tek ele alınıp incelenmesi değildir. Türkiye’de gıda sektörü aracılığıyla yaratılan ekolojik etki çeşitli yöntemlere dayalı saha araştırmaları üzerinden değerlendirilmektedir. Bu nedenle bahsi geçen araştırmalarda hangi gıda ürünleri analiz ediliyorsa tezin kapsamı da bu ürünlerle sınırlı tutulmaktadır. Örnek vermek gerekirse, tezin içerisinde yumurta, domates, domates salçası, meyve suyu, makarna, balık ve süt gibi gıda maddelerinin ekolojik etkileri tartışılmaktadır.

(34)

19 BİRİNCİ BÖLÜM: GIDA SİSTEMLERİ YAKLAŞIMI

A. Gıda Sistemleri Kavramı ve Kapsamı25

Literatürde gıda sistemleri kavramını ele alan çalışmalara bakıldığında birden fazla yaklaşımın olduğu görülmektedir. Her bir görüş gıda sistemlerine farklı açılardan bakmakta ve buna bağlı olarak kavramı farklı yorumlamaktadır. Gıda sistemleri kavramı üzerinde ortak olabilecek nitelendirmeleri olmakla birlikte ayrıldıkları noktalar oldukça fazladır. Bu nedenle gıda sistemleri kavramının tanımına yönelik öne sürülen argümanlara geçmeden önce söz konusu olan bu bakış açılarından bazılarına yer vermek faydalı olacaktır.

Gıda sistemleri kavramsallaştırmasında karşımıza en çok çıkan ekonomik perspektiftir. Ekonomik ölçütler gıda sistemlerinin değerlendirilmesinde kullanılan en önemli argümanlardan birisidir. Gıdanın ne kadar üretildiği, ne kadar fiyatla ve hangi pazarlarda satılacağı gibi hususlar bu ölçüt kapsamında değerlendirme konusu yapılan unsurlardan bazılarıdır. Gıda sistemlerine böyle bir pencereden bakmak sistemin nasıl işlediğinin anlaşılması konusunda bazı sınırlılıklara sahiptir. Sistemin işleyişini yalnızca gıdanın piyasa değeri üzerinden tanımlama çabası sistemi etkileyen ve etkileyecek olan diğer değişkenlerin göz ardı edilmesine neden olmaktadır.26

Gıda sistemlerini tanımlamaya özgü bir diğer görüş konuya siyasi bir çerçeveden bakmaktadır. Burada önemli olan husus ise yerel, bölgesel ve ulusal politikaların gıda sistemleri üzerindeki etkileridir. Dolayısıyla böyle bir bakış açısı yönetim birimlerinin gıda sistemlerinin işleyişi üzerinde ne tür bir etkisi olduğu ve etki alanının büyüklüğüne odaklanmaktadır. Sistemin işleyişini anlamaya yönelik böylesi bir görüşün oldukça önemli tarafları vardır. Yerel, bölgesel ve ulusal politika kararlarında kırılgan bir yapıya

25 Çalışmada “Gıda Sistemleri” kavramı tercih edilmiştir. Literatürde bu anlama gelen tarım sanayi sistemi, ürün zinciri, alt sektörler, gıda değer zinciri, pazarlama kanalı, dağıtım kanalı, zincir ve tedarik zinciri gibi kavramlar mevcuttur.

26 Lisa Chase ve Vern Grubinger, Food, Farms and Community Exploring Food Systems, Durham, New Hampshire, 2014, s. 2-5.

(35)

20 sahip olan gıda sistemlerinin göz önünde bulundurulması ve sistemin daha esnek hale getirilmesi konusunda çaba sarf edilmesi bu yaklaşımı daha etkili hale getirecektir.27

Ekonomik çerçeveyi de dâhil ederek ancak bunun dışında kalan diğer etkenlere de odaklanarak sistemin işleyişinin daha net anlaşılabileceğini öne süren ekolojik yaklaşım bir diğeridir. Gıda sistemlerinin üretim, işleme ve dağıtım gibi aşamalarının insan sağlığı ve çevreyi de içerecek şekilde ele alınmasının zorunluluğuna değinen bu bakış açısı gıda sistemlerini çok daha karmaşık ve kapsamlı bir etkileşim ağı olarak tanımlamaktadır. Başka bir ifadeyle sistem içerisinde girdileri kullanan ve çıktıları üreten ekonomik faktörlerin önemli olduğunu vurgulamakla birlikte bunların yanında bu faktörlerin gıda, insan ve çevre ile olan etkileşimlerine de yer vermenin gerekli olduğunu öne sürmektedir. Gıda sistemlerinin tanımlanmasına ekonominin insan ve çevre ile olan etkileşimi dâhil edildiği zaman gıdanın piyasa değerinden çok daha önemli hususların olduğu ortaya çıkacaktır.28

Görüleceği gibi gıda sistemleri kavramı ekonomiden sağlığa, siyasetten ekolojiye kadar bir dizi uzmanlık alanının kapsamına girmekte, her bir alan ise konuya farklı açılardan yaklaşmaktadır. Bununla birlikte gıda sistemleri kavramı ne anlama gelmektedir diye düşünüldüğünde genel bir değerlendirme yapabilmek de mümkündür.

Gıda sistemleri üretimden tüketime kadar olan faaliyetler zinciri olarak tanımlanmaktadır.29 Vermont Üniversitesi’nde bir araştırma grubu, gıda sistemlerini, gıdanın üretim, işleme, ambalajlama, dağıtım, pazarlama, tüketim ve gıda bertarafı gibi insanın beslenmesi ve sağlığını sürdürmesini sağlayan tüm alanlara uzanan faaliyetlerin, kaynakların ve insanların birbirine karşılıklı olarak bağlı oldukları bir ağ olarak

27 A.g.y.

28 A.g.y.

29 Polly Ericksen, “Conceptualizing Food Systems for Global Environmental Change Research,” Global Environmental Change, Volume 18, Issue 1, 2008, s. 234.

(36)

21 tanımlanmaktadır.30 Gıda Güvenliği ve Beslenme Üst Düzeyli Uzmanlar Paneli gıda sistemlerini çevre, insanlar, girdiler, süreçler, altyapılar, kurumlar ve üretim, işleme, dağıtım, hazırlama ve gıdanın tüketimi ile ilgili faaliyetlerin tamamı ve sosyo-ekonomik ve çevresel sonuçlar da dâhil olmak üzere bu faaliyetlerin çıktıları olarak tanımlamaktadır.31 Bu tanımlamalardan da anlaşılacağı gibi gıda sistemleri araştırılırken genel olarak 4 unsur üzerinde durulduğu görülmektedir. Bunlar:32

 Bir dizi faaliyeti belirleyen biyojeofiziksel ve insan çevresi içindeki ve arasındaki etkileşimler,

 Faaliyetlerin kendileri (üretimden tüketime kadar),

 Faaliyetlerin sonuçları (gıda güvenliği, çevresel güvenlik ve toplumsal refaha katkıları)

 Gıda güvenliğinin diğer belirleyici faktörleri (biyofiziksel ve insan çevreleri ve arasındaki etkileşimlerden kısmen kök salanlar).

Görüleceği gibi gıda sistemleri yalnızca gıdanın üretim boyutunu ele alan ekonomik çerçeveden daha geniş kapsamlıdır. Gıda sistemleri gıdanın üretimi de dâhil olmak üzere işleme, dağıtım, erişim, kullanım, geri dönüşüm ve atıkları da kapsamaktadır.33 Gıda sistemleri kavramı çiftliğe girdi tedarikçilerinden perakende satış noktalarına, çiftçiden tüketiciye kadar pek çok ögeyi içeren oldukça entegre bir sistemi belirtmek için kullanılmaktadır. Gıda sistemleri, ilk bakışta sistem içerisinde yer alan bazı faaliyetler (üretim, işleme, ambalajlama, dağıtım, satış ve tüketim) ve aktörler (üreticiler, işlemciler, nakliyatçılar, perakendeciler ve tüketiciler) olarak düşünülebilir. Bununla

30 Vern Grubinger vd., “University of Vermont Transdisciplinary Research Initiative Spire of Excellence Proposal: Food Systems,” https://www.uvm.edu/~tri/pdf/FoodSystemsFinal_Profs.pdf, Burlington, 2010, s. 3.

31 HLPE, Food Losses and Waste in the Context of Sustainable Food Systems, A Report by the High Level Panel of Experts on Food Security and Nutrition of the Committee on World Food Security, Rome, 2014, s. 12.

32 Ericksen, a.g.y., s. 234-235.

33 Louise O. Fresco, “Challenges for Food Systems Adaptation Today and Tomorrow,” Environmental Science & Policy, Volume 12, Issue 4, 2009, s. 384.

(37)

22 birlikte, gıda sistemleri birbirine sıkı sıkıya bağlı olan bazı süreçlerin bütününden meydana gelmektedir. Gıda sistemlerinin farklı bileşenlerden ve bu bileşenler arasındaki etkileşimlerden oluştuğunu aşağıda yer alan Şekil 1’den hareketle detaylandırabiliriz.

Şekilde doğal kaynaklar, sosyo-ekonomik faktörler, gıda sistemleri faaliyetleri ve bu faaliyetlerin çıktılarının her biri gıda sistemleri kavramının kapsamına dâhil edilmektedir. Her bir parçanın sürekli olarak birbirleriyle ve çevreleriyle etkileşime girdiği gösterilmektedir. Bu nedenle gıda sistemleri kavramını çözümleyebilmek için sisteme etki eden sosyo-ekonomik faktörlerin, faktörler arasındaki etkileşimlerin ve geri bildirimlerin tek tek ele alınması gerekmektedir. Örneğin, şekle göre sosyo-ekonomik bir faktör olarak değerlendirilebilecek olan gelir, yalnızca gıdaya erişimi sağlayan bir araç olarak yorumlanamaz. Gelir ya sisteme etki eden bir faktör ya da gıda sistemleri faaliyetlerinin bir sonucu olarak sisteme girebilmektedir.34 Konuyu biraz daha somutlaştıracak olursak, tüketiciler sahip oldukları gelir aracılığıyla besin değeri yüksek, katkı maddesi içermeyen ve zararlılarla mücadelede kimyasal kullanılmayan gıda ürünlerini tercih ettiklerinde piyasa koşullarının da o yönde evrilmesine yol açmakta ve sistemin çıktılarını etkileyebilmektedir. Diğer taraftan gıda sistemlerinin iyi yönetimi sonucunda elde edilen ekonomik kazançtan tüketiciler de pay almakta ve bu kazanç gelir düzeylerine yansımaktadır. Dolayısıyla sistem içerisindeki her bileşen sistemin diğer parçaları ile doğrudan bağlantılıdır ve bu parçalardan bağımsız olarak değerlendirilemez.

Şekil 1: Gıda Sistemleri ve Etmenleri

34 Polly Ericksen vd., “The Value of a Food System Approach,” içinde (ed.) John Ingram, Polly Erciksen and Diana Liverman, Food Security and Global Environmental Change, London, Earthscan, 2010, s.

27-29.

(38)

23 Kaynak: Ericksen, “Conceptualizing Food Systems for Global Environmental Change Research,”

s. 234.

Yukarıdaki Şekil 1’den de görüleceği üzere, gıda sistemleri yaklaşımı üretim, hasat etme, işleme, paketleme, dağıtım, pazarlama, tüketim ve gıdanın bertarafı ile ilgili tüm gıda sistemi faaliyetlerini kapsamakla kalmamakta, aynı zamanda bu faaliyetlerin çıktılarını da içermektedir. Bu kapsama yalnızca gıda güvenliği ve sosyo-ekonomik konular değil çevresel konular da girmektedir. Bu nedenle bir gıda sistemleri kavramından söz edilecekse gıda zinciri faaliyetlerinin çevresel bağlamlarının da dikkate alınması gereklidir. Gıda sistemleri faaliyetlerinin çevresel güvenlik konularında önemli etkileri olabileceği gibi çevrede yaşanan birtakım değişimler de gıda sistemleri faaliyetlerini etkileyebilir.35 Örneğin, toprağın niteliğinin bozulması, su mevcudiyetinin azalması, biyolojik çeşitlilik kaybı, iklim değişikliği gibi çevresel sorunlar gıda sistemleri faaliyetlerine ve bu faaliyetlerin çıktılarına tesir edebilmektedir. Ancak bu tesir tek taraflı değildir. Gıda sistemleri faaliyetleri ve bu faaliyetlerin çıktıları da çevresel sorunların

35 UNEP, Food Sytems and Natural Resources, A Report of the Working Group on Food Systems of the International Resource Panel, 2016, s. 30.

Şekil

Updating...

Referanslar

Benzer konular :