• Sonuç bulunamadı

M i m ar Po f a r e l e ri :

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "M i m ar Po f a r e l e ri :"

Copied!
6
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

Floransa'da Haziran 1951 da.

Foto: LEVİ — FİRENZE

F R A N K L L O Y D W R İ G H T

Fuat Şevki Vanlı

Arkitekt'in, 1950 _ «3 - 4« üncü sayısında, «İtal-yada Organik Mimari» den bahsederken; Frank Lloyd Wright hakkında da birkaç söz söylemiştim. Şimdide, büyük mimarın İtalyada (Floransada) açılmış olup bü-tün Batı Avrupayı dolaşacak olan ikinci Avrupa

Sergi-si münasebetiyle, onu tekrar ele alarak daha ciddî ve etraflıca inceleyelim.

Evvelâ, mimarın asrımızdaki yerini tesbit etmek arzusuyla; akademi mükâfatlarını sıralayacağım:

(2)

An-Foto : 2.

Broadaere City Şehir plânı.

vers, Acad6mie Royale des Beaux - Arts (1927); Nati-onal Academy of Cuba Libre (1927); Berlin, Akademie der Kunst olağanüstü şeref üyeliği (1929); Academia Nacional da Brazil (1932); Sovyetler şeref misafirliği (1937); Hollanda ve İsviçrede taltif (1937); Master of Arts, Wesleyan University (1939); American dekora-törler birliği (1940); Royal İnstitute of British Archi-tects (1940); İngiltere Kralı VI George tarafından al-tın madalya (1941); Meksika, Academia Nacional de Arquitetura (1943); Finlandiya millî akademi (1946); Princeton üniversitesi, güzel san'atlar doktorası (1947); American İnstitute of Arts and Letters (1948); Ameri-ka mimarlar birliği altm madalyası (1949); The Cooper Union, gümüş madalyası (1949); Florida, Southern Col-lege felsefe doktorası (1951); Venedik Mimarî Fakül-tesi şerek doktorluğu (1951); Floransa şehri altın ma-dalyası (*), (1951).

Sergisi, İtalyadan sonra - gerçi evvelcede tanmmış olmakla beraber - diğer memleketlerde teşhir

edilme-(*) İtalya Cumhurreisi namına, Hariciye Vekili Conte Sforza tarafından Floransada haziran aymda

(3)

turyalı mimar Adolf Loos, "Wright'in 1910 Berlin sergi-sinden sonra, onun müminleri araşma katılmıştır. 1921 de Le Corbusier, «Wright'in dışında modern mimarî anlamı» olamayacağını itiraf etmiştir. Mies Van der Rohe, yine 1910 sergisinden sonra: «Büyük "maître„in eserleri; şüphe edilmiyecek bir kudret, lisanda sarahat ve şekilde altüst edici zenginlikle yeni bir mimarî âle-mi takdim etmektedir. Onda, nihayet, âle-mimarinin hakikî kaynağından ilham alan bir san'atkâr buluyoruz... o, bütün bir nesle hâkim oldu.» demiştir. Erich

Mendel-yetle yükselmektedir; istikbalin menfi karar verebilme-sinden korkmıyarak, şüphesiz diyebiliriz ki; o, zamanı-mızın en büyüklerindendir. Bu dâhinin tesiri, Garbî Avrupa mimarisi öncülerinde hâkimdir...». İlk tesiri altmda kalanlardan Walter Gı-opius, Bauhaus mektebi etüdleri temellerinden birisinin, Wright'in eserleri oldu-ğunu her zaman söylemiştir. Nihayet Mallet-Stevens, Doesburg, Dudok, Munford, Neutra, Alto ve iki Moser'in müşterek görüşlerini hülâsa edelim: «Wright'in stili bütün Avrupalı mimarlara tesir etmiştir... San'atının

(4)

Foto 8. Şelâle üzerindeki ev.

elemanları, modern mimarinin malı olmuştur... Daha da ileri giderek diyebiliriz ki: Wright'da mazinin, za-manımızın ve istikbalin en yaratıcı ve en orijinal san'at ifadesine malik, yüksek bir felsefî şuur bulabiliriz.»

Frank Lloyd Wright'i, «modem mimarî» dediğimiz büyük devrin öncüsü olan büyük mimarı tanımamız lâ-zımdır. Zira 1900 - 1910 da kurduğu prensip _ kendisin-de Floransada «benim için, sizin için (mimarlara), herkes için ve her zaman» dediği gibi hakikaten cihan -şumüldür.

Sekiz asır evvel Dante, İtalyanlara başlıbaşma bir li-san bırakmıştı; Wright, bütün bir âleme, bir mimarî lisan hediye etmiştir. Evet Wright'in mimarisi bir li-sandır. Tarihçi Siegfried Giedon'da bu noktayı şöyle be-lirtmektedir: «Avrupada, 1900 ilâ 1910 arasında, Wright-in yarattıkları ayarında hiçbir şey yoktu» ve Bruno Zevi tamamlamaktadır: «Wright olaymı tanıdıktan sonra; tecrübe ve ifadeleri ona müteakiben harekete geçen, Avrupalı ve Amerikalı modern san'atkârların orijinal-liklerinden hiç şüphe edilemez». Meselâ Neutra, mima-rın lisanını kullanmakla beraber tamamiyle orijinaldir.

Wright'in fikirlerini ele almadan evvel; onda, günün meselelerini çözen bir mimar, arayacak olanın büyük bir sukûtu hayâle uğrayacağını haber vermek isterim. O, meselâ Le Corbusier v.s. gibi, günümüzden kiraz

da-ha ileri görüşe sahip olup, günün ihtiyacım, yine günün imkânları ile cevaplandırmaktan çok uzaktır. Wright; her insanın, hakkı olan yaşama seviye ve şartlarını el-de etmesi icap ettiğini ve onları oyalıyarak kandırmak değil, onları mes'ut etmek lâzım geldiğini ve bunun im-kân dahilinde olduğunu; bir peygamber lisanı, bir pey-gamber vekariyle vaaz eden bir idealist'tir. Bundan do-layı bazılarına göre o bir romantik, bir hayalperesttir.

(5)

zaman-larıdır.. Halbuki Wright, politikadan uzak olup, daha hür bir sahada ideallerinin götürdüğü yerde görünmüş-tür. Wright, «Sonsuzluğu ehlileştirmiştir».

Şimdi de mimarı maziyle karşı karşıya bırakalım: «Bana, "organik,, kelimesinin klâsik mimariyle hiçbir alâkası olmadığmı tekrar ettirin; organik mimarî, "çağ,, lamı hiçbir eserine uymaz... Eski Japon eserleriyle mü-nasebeti vardır: Japon ikâmetgâhları hakikaten orga-niktirler... Mısır mimarisi bir bakımdan organiktir... Ortaçağ gotik kiliseleri birçok unsurlarında organik ka-rakteri haizdirler... Yunan mimarisi... Asla!.. O, elegan hâl tarzının, herşeyin fevkinde araştırılması olmuştur..» (rönerans ve rönesanscı devirler için ise) «... bu deli devrin binaları artık hazine değildir ve bozuk bir ha-yatın bir maskesinden başka birşey olmamışlardır; bu-gün, bugünkü yaşayış için hiçbir bakımdan faydaları dokunamaz...» Görüyoruz ki, o (bazıları gibi) maziyi reddetmiyor, fakat menfi görüşlerini de en acı ifade ile belirtmektedir. Beğendiği Japon mimarisinin Samimî tabiatcılığından, Mısır ve gotiğin ise plâstik kıymetle-rinden hoşlandığını zannediyorum. Diğer taraftan yal-nız «estetikçilik» yapılmasına kızarken, cemiyetten uzak gelişen mimariyi de reddetmektedir.

Mimarî ve «organik» kelimesi?

1939 da Londra'da; "Hakikî mimarî; asil lordlarım, ha-nımlar ve beyler; şiirdir» ... «Organik mimarî (ise), he-men hehe-men, organik cemiyet demektir. Böyle bir ideal-den ilham alan bir mimarî; basit anlayışta bir zevk ve estetikçiliğin mahkûmu olamaz. Organik bir cemiyetin; işini, mes'ut ve faydalı olacağı yeri, hakettiği içtimai mevki içerisinde bulan bir insan gibi; tabiata aykırı, hayata yabancı tesirleri reddetmesi icap eder.» diyen mi-mar, mimariyi, insan ve tabiattan yuğurmak istemekte-dir. Demek ki, insana ve tabiata dayanan mimarî «ev» esasına dayanacaktır. «İçinde yaşamamız icap eden "ev„ in, şekil ve karakter bakımından saf olması...» için en tabiî yaşayışa ve en samimi - insiyaki - zevke cevap vermelidir. San'at, din ve ilmin birleştiği bir ahlâkî ni-zam - şekil ve fonksiyon - ; bunu halledebilecek yegâ-ne bütündür ve bu da ancak demokrasiyle elde edile-bilir.

•İT

Houses» diye isimlendirilen villaları (foto. 4) za-manının eklektik eserlerinden bambaşka bir çehre arzetmektedirler. Onun mesafe kıymetleri, plânı ter-tibi ve inşaat tarzı üzerindeki araştırmalarını, ver-diğimiz iki misal (foto: 3) müsbet bir netice gös-termektedir. Üç numaralı fotoda gördüğümüz; sonradan bazıları modern mimarinin malı olacak olan ve bazıları-na da faşist _ bazıları-nazist mimarinin sahip çıkacağı birçok solüsyonları taktim eden ticarî binası, 1904 e attir. 1910 da onu Avrupada, sergisini de Berlinde buluyoruz: büyük alâka çekmiştir, şöhretin eşiğindedir.

1914 -1925 yıllan arasında onu Japonyada görüyo-ruz. Fakat bir taraftan da Amerikaya kısa ziyaretler yaparak, bilhassa şark sahillerindeki ikametgâh inşaat-larını takip etmektedir. Tokyo'da, teknik bakımdan na-zarı dikkati çeken «Kıraliyet Oteli»ni yapan mimarın; o sırada memleketinde verdiği bir eserini tetkik ede-lim. Mimar, her ne kadar Kaliforniya kumaşlarının mo-tiflerini vazifelendirerek süsleme yapmışsada; Japon ro-mantizminin büyük tesirini farketmemek mümkün de-ğildir.

1925 -1935 te Wright kriz içindedir, ismi unutulmuş gibidir. Wright 1935 te, Avrupalı meslekdaşlarmın _ bilhassa «fonksionalizm»in - tecrübelerini görüp ve teorisini daha sağlam esaslara bağladıktan sonra görü-necektir. Nitekim; işte, «organik mimarî... organik ce-miyet demektir» diyerek, organik cece-miyetini yerleştirdi-ği «Broadacre City» şehir plânı ile karşımıza çıkmakta-dır (foto. 2). Cemiyet organik sistemle tertiplenmiştir: Şehirde, herkes ihtiyacı olan asgarî toprağa sahiptir. İdarî işler; azamî modern usuller ve asgarî memur va-sıtası ile halledilmektedir. Hiçbir «ave principale - ave secondaire» mevcut değildir. Demir yolu, otobüs, yol boyunca reklâmlar, şahsî hizmetler için müşterek mülk yoktur. Ufkî gelişen Wright şehrinde, her aile, asgarî topraktan maada, bir eve ve bir taşıt vasıtası mülkiye-tine sahiptir. Şahsî gelişmeyi garanti edecek herşey dü-şünülmüş ve buna aykırı herhangi bir bağlantıya yer verilmemiştir. Makine, endüstri insanın hayatına hâkim değil, onun gelişmesine vasıta olacaktır.

(6)

kademe, kütlecilik, demokrasi aleyhtarı vasıflardır. Hal-buki bütünlük - integration «organik» tevzi, sirkü-lâsyon, demokrasi nişaneleridir.

Kriz içinde olan şehircilik, teknik veya kısmen tek-nik formüllerle pekte parlak olmıyan neticeler alırken; acaba Wright anlayışı _ hür hayat _ ile daha tabiî bir hâl tarzına varılamaz mı?.. Bu fanteziden ibaret gib' görünen fikirlerin tatbikatını bulmak pek te güç de-ğildir. Meselâ, «ufkî şehircilik» prensipi, Amerikada yeni Ford kurumlarında, Tenessee Valley'de, küçük Ka-liforniya şehirlerinde ve Greenbelt Towns'larda nazarı itibara alınmıştır. Ziraat ve sanayiin müşterek hâl tar-zında, İngiltere, Almanya, İtalya ve orta büyüklükteki şeh!rler için hazırlanan Rus kanunları, Wright'a çok

şey-ler borçludurlar. Tren yolu gibi sabit şebeke sisteminin aleyhine, otomobil yolları birçok ileri memleketlerde yi-ne onun «serbest ve şahsî seyrüsefer» prensipiyi-ne mu-vazi olarak gelişmektedir.

Kısaca, mimar; tabiat ahengini bozmıyan yapıları yeşillikler içine dağılmış olara görmek istiyor. Halk, kendi vasıtası ile parklarda saatlarca dolaşabilmeli, ha-reketini değiştirmeye mecbur edecek hiçbir şeye rastla-madan yer değiştirebilmeli, toprağında tabiatla madde-ten temas edecek ve ocağmda toplanacak bir eve sahip olmalıdır.

Mimarm, böyle bir nizam tertip ettikten sonra, ver-diği eserlerinde de eskiye nisbetle büyük bir muvazene göze çarpmaktadır. Nitekim, işte 1936 da verdiği «şelâ-le üzerindeki evi» (foto: 8) en güzel eseri addedilmek-tedir. Sütürüktüı- orijinalliği ve teknik olgunluğu bir tarafa; şekillerindeki artistik ve mimarî ifade hürriye-tindeki sonsuzluk, büyüktür. Mücerret - abstrait - şekil-lerin, muhitinin tabiat bünyesi ile bu kadar iyi kaynaş-masını görmek gözlerimize pek az nasib olmuştur. Bu-rada «ışık _ gölge» kompozisyonu, erişilmesi güç bir tamlığa ulaşmaktadır. Ev, kayaların üzerinde doğmak-ta, mesafenin içinde kanat açmakta ve ağaçların ara-sında büyük bir tabiilikle kaybolmaktadır. Ön tarafta görülen «fışkırış», daima hareket halinde olan şelâle ile gayet sıkı bir irtibat halinde. Musikisi ve inşaatı bir-birinin tamamlıyan; çimento ve taştan bir şiir.

Wright'in fonksiyon ve tevzi'deki müsbet prensibini görmek için, (foto: 6) deki plânı misal alıyorum. Sadelik ve sarahat, hareketlerindeki hürriyet ve hatlarmdaki devamlılık onun başlıca karakterlerindendir. Eserleri-nin herhangi bir köşesinde; bir mecburî hal tarzına ve-ya simetri v.s. gibi akademik «icap»lara (!) rastlamak

imkânsızdır. Tabiî, zamanının tesirlerinden tamamiyle kurtulan eserlerini kastetmekteyim.

Sekiz numaralı fotodan onüçe kadar, muhtelif yıl-larda, muhtelif ihtiyaçlara ve muhite göre verdiği kır evlerini görüyoruz. Hepsinde de hacimde ufkîilik; şekil-de, muhitinin süzgecinden geçen, hür fakat organik fan-tezi göze çarpmaktadır. Her eserindeki, şimdiye kadar hiçbir mimarın gösteremediği büyük değişiklikler; o-nun enerji ve san'atı hakkında kâfi delildir.

Taliesin West mimarm evi ve yazlık mektebini -ele alalım (foto: 9). Çölün tasından; sonsuz bir sadelik ve mimarî samimiyet ile şekillenmiş bir heykeltraşî eseri, bir tablodur. Arka plândaki tepeler eserle birlikte de-vam etmekte ve sabit olmayan kısımlar - vazifeleri gi-bi - kalan kısımla kontrast halindedir. Ahşap tavan is-tenilen yerden dışarı ile temas imkânmı vermektedir. Evde herkesin şahsî bir hayat sürebilmesi temin edilmiş tir ki; bu noktayı foto: 8 deki sayfiye evinde, haricen dahi görebilmekteyiz.

Wright, bazan «villâ mimarı» diye mahkûm edilmek istenmekte ise de; onun «organik hayat» anlayışına gö-re, faaliyetini bu sahada teksif etmesi gayet tabiidir. Diğer taraftan çalışmaları arasında, ticarethane ve eğ-lence blokları, köprü, fabrika v.s. de eksik değildir. Bu arada birde müzeye rastlamaktayız. Fikir ve dinamik şekil bakımından bir eşi daha bulunmayan Guggenheim müzesi projesi - «continuite d'espace» - mesafe devam-lılığı bakımından da ayn bir kıymettir (foto: 7). Ziya-retçi bir asansör vasıtasıyla son merhaleye eriştikten sonra, daimî ve rahat bir inişle; duvardaki, merkezî kubbe ve tertibatlı şerit pencere vasıtasiyle hepsi aynı kıymette aydınaltılan eserler seyrederek aşağıya inmek-tedir. Binanın sağındaki küçük kısım ise, Guggenheim ikametgâhıdır.

Wright, bir de «milyarder mimarı» diye mahkûm edilmek istenmektedir. Acaba hangi Avrupalı meşhur mimar, _ blok evler veya mahalleler bir tarafa - fakir evi yapmıştır? Bu iddia, hele mimarın eserlerinden ba-zılarının maliyet fiyatlarını gördükten sonra derhal çü-rümektedir.

Diğer eserlerinde ise; tabiattan aynlmıyan bir iç, iç ve dış mesafenin birleşmesini görüyoruz.

Referanslar

Benzer Belgeler

Yeni nizamnamenin prensip olarak kabul ettiği bir esas şudur: Madem ki bütün binalar nihayet muayyen bir sıklete tahammül etmek üzere projelenmiş ve ona göre inşa edilmiş-

Bu teşebbüs umumileşirse gerek inşaat malzemesi ya- pan fabrikalar, gerekse inşaat mahallinde çalışan inşaatçı- lar, yani bütün inşaat sanayii daha muntazam

Bunun yerine mimari eserlerimize yaraştırdı- ğımız ulusal zevklerden doğan güzellik kaidelerine uygun bir süs san'atı vücude getirilmişti. Nevşehirli İbrahim paşa

Bende aynı düşünüşle Amerikan mimarîsinin en yüksek bir tarz mimarîyi ve inşaatı ifade etmesi lâzım geldiğini, ancak bu suretle Amerikan Kültür hayatına tesir edeecğini

Görülüyor ki Amerikada yapı sosyeteleri amele seçimi hususunda çok müşkülpesend davranıyorlar ve işçilik kabiliyetlerinde hafif noksanı olan kimseleri istihdam ey-

16— Mimar yapıda çalışan işçilerin vazifelerini m ü m k ü n olduğu kadar zahmetsiz bir şekilde başarmalarını, nizam ve intizam dahilinde çalışmalarını,

Otorutların inşa- atını üzerine alan«Reichsautcbahnen» şirketinde 1936 senesi zarfında çalışan amele miktarı 121.668 kişidir.. Yine ayni sene zarfında yol

Aile meskenleri inşaatı normal zamanlarda, diğer sanayie nazaran olan ehemmiyetine rağmen, arzm ancak bir kısmını tatmin eder.. Amerikada aile meskenleri inşaatı hakkında 1915