S a n a t :
R O M A N M İ M A R İ S İ V E K A T E D R A L L E R İ
Toplayan: Y. Mimar Halûk TOĞAY
Bizans ve Arap mimarisinin gelişme devrinde, batı mimarisi istilâlar yüzünden kaybolmuştur. IV üncü asırda ilk hıristiyan mimarları, putpe-restlerin mabetlerini kilise olarak kullanmak is-tememişler ve kilise modeli olarak o zamana ka-dar bir toplantı, bir ticaret merkezi olarak kulla-nılan bazilikaları kabullenmişlerdir. Bu suretle, ilk kiliseler bazilika plânları üzerine ahşap tavan-lı, saçaklıksız, kornişsiz ve frizsiz olarak inşa e-dilmiştir. Bir istilâ asrı olan V inci yüzyıl, sanat-ların gelişmesi için elverişli olmamıştır. Muzaffer Germenler, Roma Medeniyetini taklide gayret e-derek, acemice sirk ve bazilikalar inşa etmişlerdir. VII nci asrın sonu ve IX uncu asrın başında, Charlemagne (768-814) nın tesiriyle bir mimarî kalkınmasına teşebbüs edilmiş ise de pek zayıf bir hamle halinde kalmıştır.
Karolenj iyen devrinin sonuna doğru, siyasî vahdet, istilâlar ve dahilî harplerle bozulunca, ilk millî tezahürat evvelâ lengüstik, daha sonra ise sanat sahasında meydana çıkar. X I inci asırda fe-odal karışıklık içinden bazı büyük devletler çıkar. Kapetiyen devleti, Flandr, Normandiya, Anjou v.s... Bu suretle büyük ticaret ile şehirlerin tek-rardan gelişmesi başlar. Haçlılar seferi, bu iktisadî hareketi daha kuvvetlendirir ve XII inci asırda bir ikbal devrine vasıl olunur. Böylece bugünkü Fransada an'ane, örf, âdet, lisan, edebiyat ve san-atlariyle yer yer küçük Fransacıklar teşekkül e-der. Fransız sanatı evvelâ bir mmtakacılık zaviye-sinden doğar. Bu hareket yalnız Fransaya münha-sır kalmaz, fakat en çok orada tebarüz eder.
Gelişme ağır olmuş, uzun denemeler sonunda elde edilmiştir. X uncu asırda ve hattâ X I inci a-sırm ilk yarısında Fransanın doğusunda, Lombardi-ya, Katalonya ve Orta Avrupada mücerret ve koz-mopolit bir mimarî hüküm sürmekteydi. Bu, basit plânları, kaba yontma taşları, sütun yerine ka-im olan kalın ayakları, yeknesak tezyinatı, duvar-lara oyulmuş nişleri, şerit kornişleri, testere dişi silmeleriyle ilk Roman mimarisidir. Yani şarkta ve îtalyada tuğla binalar için düşünülmüş
deko-run tasa tahvilidir. Bu mimarî Fransada Tour-nus'daki St. Philibert (980-1000) kilisesinin tek katlı dış dehlizi (Fr. Narthex Alm. Zwischen-haus), Seine nehri üzerindeki Chatillon'daki St. Vorles (1016 ya doğru), ile, Savoie ve Alsace'ta ise XII inci asırda, temsil edilir.
F r a n s a d a R o m a n m i m a r i s i : Roman mimarisinin beşiği Fransa olduğu için, Fransız Roman mimarisini daha derin olarak tet-kik edelim.
X uncu asırdan itibaren merkezî Fransada, Loire havalisinde olan ve bariz bir bölge karakte-ri taşıyan binalar meydana çıkar. Aleaume tara-fından 946 da Auvergne'de inşa edilen Clermont katedralinin muhafaza edilmiş cenaze defnine mahsus mahzen (Fr. Crypte, Alm. Krypta) ve et-rafında şapeller şualanan koro kısmını saran (Fr. Deambulatoire, Alm. Umgang) kısmiyle yeni bir plân arzeder. Clermont yakınlarındaki Chamali-eres kilisesinin dış giriş dehlizi (Fr. Narthex, Alm. Zwischenhaus) arkaik sütun başlıkları, müstağrep (Fr. Mozarabe) stilindeki haricî destekçe (Fr. Mo-dillon, Alm. Lielenknöpfe) leriyle Auvergne oku-lunun ısrar ettiği karakterleri taşır. Koro kısmı-nı saran sıhan (Fr. Deambulatoire, Alm. Umgang) ayni devirde Tours'daki St. Martin (994), Mans (990) ile batı Fransada meydana çıkar. Roman mimarisi ancak mimarların taşı yontmasını, ka-bartma heykellerle tezyini öğrendikten, güç olan tonoz işini desteklerle hal ettikten sonra, yani X I inci yüzyılın ikinci yarısında teşekkül eder. Bun-ların gelişmesi XII inci asırda olmuştur.
Bütün okullar mahallî malzeme, kendile-rine has inşaat, muvazene, âbidevî dekor kullan-maları ve hattâ bazı kereler tarihî ve ikonoğra-fik temlere karşı ayrı tercihleriyle birbirlerinden temayüz ederler. Fakat çok kere zannedildiği gi-bi tek gi-bir yönden hareket etmezler, hudutları gay-ri muayyendir. Her bigay-ri bir mıntakanm muhtelif
Angouleme katedralinin dahilî görünüşü. Res. 3
A n g o u l e m e k a t e d r a l i n i n a r k a c e p h e s i . R e s . 2
C o n ç i u e s ' t a k i S a i ı ı t F o y k a t e d r a l i n i n b a t ı c ü m l e k a p ı s ı R e s . 4
ilâ XII inci yüzyıllarda Fransa müstağrep sanatı-nın esaslariyle yoğurulmuş İspanyol üstatlarısanatı-nın devamlı muhaceretine sahne olmuştur. Kurtuba camiinden taklit destekçikler, dilimli kubbecikler, Auvergne kiliselerinin üç dilimli kemerleri, Loire üzerindeki La Charite kilisesinin çok dilimli ke-merleri veya Moissac kilisesi başlıklarını süsliyen kûfi yazılar hep İspanyol sanatkârlarının yadi-gârlarıdır. Hususiyle Velay ve bilhassa Puy bina-ları bol miktarda müstağrep tezyinatçıbina-ların faa-liyetine sahne olmuştur ve gene bu üstatların sa-yesinde batı Fransada Kurtuba camimin mihra-bının nervürlü kubbesi yapılmıştır.
Bu hareketler kendine has sanat uslûbu hali-ne gelmek istidadını gösteren mahallî inhisarcılı-ğı kaldırılmıştır. Bu suretle mahallî okulların orijinalitesi ne olursa olsun, mebdeinden itibaren inşaat ve tezyinat metodları ile bazı müşterek hatları muhafaza etmeleri, ilk bakışta araların-daki karabeti ifade etmektedir. Bu bağlar eski devirlerin birbirine zıt an'anelerine kadar inmek-tedir, fakat Roman mimarisi ne kadar çok tetkik edilirse, maziden alman unsurların o kadar çok yeni ihtiyaçlara göre tadil ve tatbik edildiği gö-rülür.
Gerek beşik tonoz (Fr. Voûte en berceau, Alm. Tonnengewölbe), gerek manastır tonozu (Fr. Voûte d'arete, Alm. Kreuzgewölbe), gerek yarım tonoz (Fr. Voûte en quart de cercle, Alm. Quadrantgewölbe), gerek pandantif kubbe (Fr. Coupole â pendentifs, Alm. Pendentifkuppel), ge-rek doğu menseli köşe kubbe veya kemerine otu-ran kubbe (Fr. Coupole sur trompes d'angles, Alm. Trompekuppel), gerek klâsik ayak ve gerek-se başlıkla bezenmiş gömülü yarım sütunlu ayak-lar olsun hiç bir unsur, Roman mimarisinde körü körüne bir taklit değildir. Yeni bir teknik bul-mak mecburiyetleri ve tatbikteki acemilikleri Ro-man üstatlarını intihalden kurtarmıştır. Bu de-virde kullanılan harçlar Roma tarzı inşaatı imkân-sız kılacak kadar fena evsaftaydı. Mazinin mimarî formlarını icra ve tatbik için yeni sureti haller bulmak icap etmiştir. Meselâ, ufkî bir mihver et-rafında şualanan bir beşik tonozu desteklemek için yarım tonozları kullanmak, müdevver mü-sellesi pandantifleri bindirme taş sıralariyle teş-kil etmek, ayni taş blokuna başlığı ve bileziğini yontmak; mahallî okulların hususiyetlerini, tat-bik edilmiş sureti hallerin değişikliğini teşkil e-derler.
Roman mimarisi, eski Romadan bilhassa de-koratif formları muhafaza etmiştir. Meselâ tarihî vakalar bir mevzu olarak Roman başlıklarında, birer kompozisyon teşkil ederler; fakat bu başlık-lar da Korentiyen başlığı profilini muhafaza
C a e n ' d a k i S t . T r i n i t e k a t e d r a l i n i n iç g ö r ü n ü ş ü . R e s . 6 mişlerdir Bourgogne ve Provence'ta kullanılan ve klâsik tezyinatın grameri olan yaprak kıvrımları, boncuk, beyza, yiirekyaprak.. v.s. hep Roma men-şeinden gelmedir. Bütün mahallî okulların müşterek bir noktası da, merovenjiyen devrinin babar tezyinatı ile antik tezyinatın mesut birle-şimi üzerinde ısrardır.
Roman mimarisinin orijinalitesini bilhassa, her yerde ayni mükemmeliyete vasıl olamamakla beraber, bütün mahallî mekteplere şamil olan, â-bidevî heykeltraşinin rönesansındadır. Bütün mıntakalarda başlık ve cephelerde müşabih mev-zular kabartma olarak yontulmuştur. Bu mevzu-lar gayet geniştir ve tevrat, incil, azizlerin haya-tı, efsaneler ile tefsirlerden alınmıştır. Bu kompo-zisyonların çoğunda elyazmaları ve ikonlarla ya-yılmış olan Suriye ve Bizans kompozisyonlarının modellerini çıkartmak kabildir. Roman heykeltra-şisinin kıymetini teşkil eden vahdet, muhakkak ki istilâlardan beri sadece ressamların ifadeye va-sıl olduğu insanın, hayvanın ve nebatın, hakikî hat-larını, beşeriyet ile tabiatın faaliyetlerini taş ve kalem yardımiyle taş kabartması olarak ifade kudretini gösteren üstatların gayretindedir.
Roman mimarisinin kendine münhasır oluşu,
bi-P i s a ' d a k i D ö m e ' u n d a h i l î g ö r ü n ü ş ü . R e s . 9 linmiyen, insan vücudunun üçgen, müstatil, ka-re veya daika-re çevka-resinin şeklini takip edeka-rek uzayan, kısalan, eğilen, bükülen formları yarat-mıya sevk etmiştir. Mücerret veya yapraklarla süslü tezyinattan, meselâ kıvrımlı bir çiçek sa-pından heykeltraş yılanlar veya bir hayvan sı-rası çıkarmıştır. Bununla beraber birinci derece-deki eserlerde meselâ Cluny kilisesinde olduğu gibi; heykeltraş değişmez çerçeve içinde, haki-katle mukayese edilebilecek tarzda bir kudret ve yumuşaklık vermesini bilmiştir. Roman mi-marisine inkâr edilmez bir vahdet kazandıran, he-yeti umumiyeye icra edilen değişik tesirlerdir. Müşterek an'anelere dayanarak coğrafî, tarihî ve dinî şartlara göre icra edilen Roman mimarisinin
H i l d e s h e i m ' d e k i S t . M i c h e l k i l i s e s i p l â n ı ( M i o h a e l i s k i r c h e ) R.13
F l o r a n s a d a k i S a n M i n i a t o k i l i s e s i n i n h a r i c î g ö r ü n ü ş ü . R e s . 11
Fransız bölgesinde bir çok mahallî okullar gö-~ rünür.
B u r g o n y a o k u l u : En kudretli okullardandır. Bütün etraf bölgelerini sinesine aldığı gibi İsviçreye kadar da yayılmıştır. En es-ki Burgonya okulları Tournus'tees-ki St. Phili-bert (X uncu asrın sonu, X I inci asrın başı), yal-nız cenaze defnine mahsus mahzeni (Fr. Crypte, Alm. Krypta) kalan Dijon'daki St. Benigne
( 1 0 0 1 - 1 0 1 8 ) .
Geniş ve istisnaî ölçüleriyle Cluny kilisesin-de (1088-1130) Burgonya okulu karakteri teba-rüz eder. Binanm esas sıhan yüksekliği 33 metre olup her kemer gözü takviye kemerli ve sivri be-şik tonozla örtülü, payedanlara oturan yivli pa-yeler ile sivri kemer ve duvara gömülü sütunla-riyle yalancı triforiumları ihtiva eder. Bu kilise
1811 ilâ 1825 arasında vahşî bir surette imha e-dilmiştir. Bugün yalnız transept'in (Fr. Tran-sept, Alm. Querschiff.) kuzey kolu, muhrap (Fr. l'abside, Alm. Chornische) bakiyeleri, sekiz kö-şeli çan kulesi ile Ochier müzesinde bulunan hey-keltraşî parçaları kalmıştır. Ayni nizamda Antik âbidelerden ilham almış Paray-le-Monial (1109 a doğru) ve Sanlieu'deki St. Andoche (1119) kilise-leri ile bilhassa mimarî tezyinat cihetinden zengin olan Autun'deki St. Lazare katedrali (1120 -1178), ile Beaune'daki Notre-Dame (1120-1140) kilisesi vardır.
to-F l o r a n s a d a k i S a n M i n i a t o k i l i s e s i n i n iç g ö r ü n ü ş ü . Res. 12
nozlar, manastır tonozları sıhan (Fr. Nef, Alm. Schiff) ve yan sıhanları ((Fr. Bas cotes, Alm. Sei-tenschiff) örtmek için kullanılır. Vezelay'daki La Madeleine katedralinin ön cephesinden bir nevi ön sıhan teşkil eden üç sıra aralığı bulunan bir dış dehlize girilir, bu dış dehlizin (Fr. Natrhex, Alm. Zweischenhaus) uzunluğu 22 metredir. Bu dış deh-lizden esas sıhana iiç cümle kapısiyle (Fr. Por-tail, Alm. Portal), girilir. Orta kapının mükellef bir heykeltraşisi vardır. Bu kapının alınlığı «İsa-nın havarilerine ruhülkudüs'ü dağıtmasını» tasvir eden meşhur Roman kompozisyonunu ihtiva et-mektedir. Madeleine'nin sıhanı gayet muhteşem-dir. Uzunluğu 62 genişliği 14 metredir, katedra-lin umumî uzunluğu 120 metredir. On kemer gö-züne ayrılmış olup manastır tonozu ile örtülmüş-tür, takviye kemerleri tam yarım dairedir. Tono-zu çok yükselterek kalın ayak ve ince duvarların kullanılması, tonozun payeleri itmesi tehlikesini doğurmuş fakat tonozlar demir gergilerle bağla-narak ve daha sonra da haricî istinat kemerleri kullanılarak bu tehlike bertaraf edilmiştir. Koro
ve Transept kısımları Gotik devrine aittir. Etrafın-da dokuz şapeli şualanan koro kısmını saran sı-han (Fr. Deambulatoire, Alm. Umgang) Roman takvisatlı ve Gotik tonozludur. Yakın vilâyetler de ezcümle Langres, la Charite, St. Benoit - sur Loire, Souvigny St. Menoux kiliseleri Burgonya sanatının gelişmelerini gösterir.
A u v e r g a n t e O k u l u : Erken teza-hür eden Auvergante okulu arkaik tesirleri-ni muhafaza etmiştir. Esas sıhan devamlı bir beşik tonozla örtülmüş ve bu sıhana açılan tribün-leri örten yarım tonozla desteklenmiştir. Trans-ept ile esas sıhanın tekatusu köşe kemerlerine o-turan âdi kubbe ile örtülmüştür. Cenaze mahzeni
(Fr. Crypte, Alm. Krypta) üzerine bir koro ve şu-aî şapellerle şekillendirilmiş koroyu saran bir sı-han (Fr. Deambulatoire, Alm. Umgang) bulunur. Binanın her unsuru hariçte iyice tebarüz ettiril-miş ve tezyinatla süslenettiril-miştir. Cümle kapıları u-mumiyetle çift satıhlı bir lento ile tahfif
kemerin-den ibarettir. Clermont'da Notre-Dame-de-Port, İssoire, St. Nectaire, Orvical ve St. Saturnin bu okulun temiz örnekleridir.
Y ü k s e k A u v e r g n e , L i m o u s i n v e V e l a y o k u l l a r ı : Yüksek Au-vergne, Limousin ve Velay'da diğer okulların tesiriyle mahallî bir an'ane teşekkül etmiştir. Yan sıhansız hattâ bazan transept'siz kilise tipleri çok-tur. Limousin'de pandantif kubbeli ve orijinal tip çan kuleli kiliseler vardır. Correze'deki Beau-lieu, Cantal'daki Mauriac, Yüksek Loire'daki Chamalieres-sur-Loire müstağrep tesirinde kalan ve bu mıntakanm en karakteristik kiliseleridir.