• Sonuç bulunamadı

Ozsel olanın bir nedene bağlı olması mümkün değildir, insanı canlı, siyahı renk, dört'ü sayı kılan nedir, diye sorulması mümkün de

Belgede FELSEFENIN TEMEL ILKELERI (sayfa 54-60)

ILTÜMEL KAVRAMLAR

İLİŞKİLERİNİN FARKLILIĞI VE KISIMLARI

3. Ozsel olanın bir nedene bağlı olması mümkün değildir, insanı canlı, siyahı renk, dört'ü sayı kılan nedir, diye sorulması mümkün de

ğildir, insan özü gereği hayvandır. Her hangi biri, insanı hayvan kıl­

mış değildir. Çünkü biri onu hayvan kılmış olsaydı zihinde İnsan kı­

lıp, gülen kılmaması mümkün olduğu gibi, hayvan^ kılmadan insan kılması da mümkün olurdu.

ilintisel (arazî) olan ise bir nedene bağlıdır, Çünkü, insanı var kılan kimdir diye sorulabilir ve bu soru doğrudur. Fakat insanı hayvan kılan

9. Caı\lı ( H a y v a n ) v c düşünenden (natıic) tnL-ydana gelen bir i t u a n ı n , aynı z a m a n J a canlı (Jİmayandan meydana gelmesinin imkansızlığı ortadadır. Zira bu durumda canii ve diişiincnden meydana geldiğinden dolayı insan için canlılık tespit edilirken iıte yandan canlı o l m a y a n d a n meydana geldiği için de insandan canlılık ncf^'cdilmcktcdir, lîu du­

rum iki çelişiğin bir araya uctirilmesini f^erektitmcktedir, bunun imkan.sı:lıgı i.se apa­

çıktır. A c a b a , filozofların; mahiyet meçhuidut, .sözlerinin anlamı bu mudur? Kastedilen bu ise, bu konuda akıl sahibi hiç kimse o n l a t a i t i t a : etmez. Zita iki çelişiğin bir ataya toplanmayacağı hu.susu bcdihiyattandıt. Fakat mahiyetlerin kdınmış (mac'ııl) olduğu hususu ihtilaflı bir konudur. Ru konu için kelam v c fcUcİe kitaplannın ilgili biiliimlerıne bakılabilir.

nedir diye sorulması doğru değildir. Çünkü, İnsanı hayvan kılan nedir sorusu, insanı insan kılan nedir? sorusu gibidir. Ve bu soruya; insan özü gereği insandır ve özü gereği hayvandır, denilebilir. Çünkü insan-'ın anlamı, diişünen hayvandır (hayvan-ı natık). Düşiinen hayvanı, düşü' nen hayvan hlan nedir sonısu ile. insanı hayvan hlan nedir? sorustı arasında fark yoktur, fakat iki sorudan birinde, iki özden biriyle yetinilmiştir.

ö z e t l e : Yüklem, konudan farklı olmadığı ve bütünüyle ondan çıkmadığı sürece, kendisi için bir nedenin aranması mümkün değildir.

Mümkün niçin mümkündür? Zorunlu n i ç i n zorunludur gibi sorular sorulamaz, fakat mümkün niçin mevcuttur? sorusu sorulabilir.

İLİNTİSEL'tN (ARAZÎ) BÖLÜMLERİ

İlintisel bölümlere ayrılır :

Ayrdmayan ilintisel nitelik (Lazım-ı la yufârık): Kesinlikle ayrılma­

yan ilintisel nitelik; insanın gülen, dört sayısının çift, üçgenin iki ke­

narının açılarının eşit olması bu tür bir ilintidir. Bu özellik üçgenden kesinlikle ayrılmaz. Söz konusu nitelikler özsel değil, ayrılmayan ilinti­

sel niteliklerdir.

Ayrılan ilintisel nitelik (lazım-ı yufarik); çocukluk vc gençlik gibi ya­

vaş ayrılan nitelikler ve korkudan sararma, utançtan kızarma gibi hızlı ayrılan ilintisel nitelikler olmak üzere iki kısma ayrılırlar.

Ayrılmayan ilinti: Zenci için siyahlık gibi dış dünyada değil, zi­

hinde ayrılan ve dört'ün çift olması, noktanın yer tutması gibi zihinde de ayrılması düşünülemeyen olmak üzere iki kısma ayrılmaktadır. İlinti bazen dış dünyada değil,^" zihinde özden ayrılır; üçgenin iki kenarının açılarının eşit olması gibi. Çünkü bazen üçgenin bu Özelliğini

anlama-1 0 . ö y l e pörüntiyor ki bıı ifade z^cmm siyah olması gibi dış dünyada de^l de zihinde varliktan ayrılan has ilinti ifodcstnin tekrarıdır. Fakat, iki.'^i ara.-;ında fark vardır, diyen­

ler de vardır; zenci örneğinde olduğu jıihi dış dünyada değil d c zihinde nesneden a y r ı ­ lan ha." ilintinin dış dünyadn da nesneden ayrılma.-ii nıümkıindijr v c bu konuda herhangi bir imkansızlıkla karşılaşılmaz. Nitı^kım siyah olan zenciyi beyaza boyayarak dcımlşcU-rebilirsinlz. Fakat üçgen örneğinde olduğu ^ihi, kimi ilincilct zihinde nesneden ayrıldığı halde, dış dünyada nesneden ayrılamnzlar. Ö r n e ğ i n üçgenin açılarının iki dik kenardan haşkn bir şeyle meydana gelmesi ımkaastzdır.

yan da, üçgeni anlar. Çift olma düşüncesi kendisiyle birlikte olmadan dördün anlaşılması mümkün değildir. Bu tür nitelikler özsel olana ya-km ve ona karışmış olduklarmdan hepsinin itibar görmesi için bu üç anlamın tümünü bir araya toplamak durumundayız. Bunların bir araya getirilmesiyle nesnenin Özsel olduğu anlaşılır. Bu üç özellikten birine dayanarak nesnenin özsel olduğuna karar verilemez.

ilinti iki kısma ayrılır; İnsanın gülen olması gibi konusu özel olan ilinti. Buna has ilinti denir. İnsan İçin yiyen denilmesi gibi, konusu başkalarını içine alacak şekilde genel olan ilinti. Buna da mutlak ilinti, genel (âm) iUmi denir.

Ö Z S E L ' E ( Z Â T I ) D A Î R A Y I R I M L A R

öz^el, umum ve husus bSiimından kısım/ara aynhr:

Kendisinden daha genel bir şey olmayan özsel, cins diye isimlendirilir.

Altında daha özeli olmayan özsel, tür diye isimlendirilir. Üstündekine nisbetle tür, altındakine nisbetle cim diye isimlendirilen Özsel ise mu-tavassn olarak isimlendirilir. Altında tür olmayan özsel, türlerin türü (nevu'l -enva'), üstünde başka cins olmayan özsel ise, cinslerin cinsi (cİnsu'l'ecnâs) diye isimlendirilir.

Üstünde başka cins bulunmayan üstün cinsler (el- ecnasu'l- âliyye) on tanedir. Biri cevher'dir, dokuzu ilintidir. Cevher; cinslerin cinsidir.

Çünkü varlıktan daha genel bir şey yoktur. Varlık ise özsel olmayıp, ilintiseldtr. Cins, en genel özseldir. Cins, cisim olan ve cisim olmayan olmak üzere ikiye ayrılır. Cisim de gelişen/büyüyen ( n â m î ) ve ge­

lişmeyen olmak üzere ikiye ayrılır. G e l i ş e n de hayvanlar ve bitkiler olmak üzere iki kısma ayrılır. Hayvan da insan ve diğerleri olmak üzere iki kısma ayrılır.

Cevher, cinslerin cinsidir, insan, türlerin türü'dür. Bu ikisinin arasındaki hayvanlar ve bitkiler bunlarla ilişkileri bakımından cins ve lür diye isimlendirilirler, insana ancak türlerin türü denilebilir. Zira insan çocuk-ihtiyar, uzun-kısa, alim-cahil gibi ilintisel anlamlara ayrılabilir. Bunlar özsel olmayıp, ilintisel olan şeylerdir.

İnsan, özü itibariyle at'tan farklıdır. Siyahlık da özü itibariyle be­

yazlıktan farkhdır. Bu siyah §u siyahtan özü ve yapısı itibariyle farklı değildir. Fakat bu siyah mürekkepte ve §ıı siyah da kargada bulun­

maktadır. Siyahlığın kargaya nisbet edilmesi, karga için ilintisel bir durumdur. Zeyd, insanhk ve özsel durumu itibariyle Amr'dan farklı değildir; başka birinin oğlu olması, başka bir yerden olması veya başka bir renkte olması itibariyle Amr'dan farklı olabilir. Bazen de ahlak ve meslekleri insanları birbirinden farklı kılar. Bütün bunlar daha ö n c e ilintisel olanın tanımında zikredildiği gİbi insan İçin var olan ilintisel hususlardır.

-II-Özsel ha§ka bir açıdan da bölümlere aynlır: Zat'm mahiyetini kastetmesi şartıyla; o nedirl ve o hangi şeydirl sorularının cevabında söylenenler ba­

kımından özsel iki kısma ayrılır. Birinci soru açısından Özsel, cins veya tür diye isimlendirilir. İkinci soru açısından da; aymm (fasi) olarak isimlendirilir

Birinci Örnek; A t , öküz ve insanın her birine İşaret ettikten sonra o nedir? diye soranın sorusunun cevabında söylenen o hayvandır ifadesi­

dir. Aynı şekilde Zeyd, Amr ve Halit'e işaret ettikten sonra Onlar ne-dirl diye sorana; cevap olarak söylenen oniar imandır sözüdür.

İkinci Örnek: Insan'a işaret ettikten sonra o nedirl diye sorana: u hayvandır demenizdir. Bu durumda soru bitmez. Çünkü hayvan, insan­

dan başkasını da kapsar. Öyleyse insanı diğer hayvanlardan ayırmaya ihtiyaç vardır. O /tangi hayvandırl diye sorulduğunda cevabı, dit^ünen hayvandır olacaktır. Burada düşünen ifadesi, o hangi şeydirl sorusunun ce­

vabında verilen Özsel bir ayırım olmaktadır. Hayvan ve düşünen ifade­

leri, insanın t a n ı m ı n ı verirler. Ç ü n k ü tanımı ( H a d ) ; n e s n e n i n mahiyetinin künhünü, soranın nefsinde tasavvur ettirmekten ibarettir.

"Düşünen" terimini uzun boylu, geniş omuzlu, güler yaratdışh hayvan gibi, insanı diğer hayvanlardan ayıran bir ilinti ile değiştirirseniz bu, insanı diğer hayvanlardan ayırt eder ve ayırır. Fakat bu, resm o l a r a k isimlendirilir, feydası da ^'alnızca temyizdir. T a n ı m l a nesnenin özünün hakikati öğrenilmek istenir, ö^sel ayırımlar zikredilmeden tanım elde edilemez. Temyiz de özsel ayırımlara bağlı olarak elde edilir. Temyiz,

bazen tek bir ayırımla elde edilir, bazen de bir k a ç ayırım zikredilmeden hakikat tasavvur edilemez. N i c e nesneler vardır ki birden fazla ayırımı vardır. IBöyle bir nesneyi] talep edenin bu ayı­

rımları zihnine getirerek nesnenin mahiyetini düşünmesi gerekir.

Hayvan'in tanımında ; hayvan cimndir, nefs sahibidir, hissedendir, derseniz. Öze ilişkin bütün ayırt edici özelliklerini getirmiş olursunuz.

Fakat Özsel ayırımların tamamlanması için buna irade ile hareket edendir sözünün ilave edilmesi gerekir. Ozsel ayırımlara bunun eklenmesiyle nesnenin hakikatinin tasavvuru tamamlanmış olur, Tanımdan bahse­

dildiğinde yanlışa düşülen konulara dikkat etmemiz gerekir. O da ya­

kın cins ile diğer bütün özsel ayırımları bir s ı r a ' ' içerisinde bir araya topladıktan sonra, nesneyi kendisinden daha açık olmayan bir şeyle tanımlamaya kalkışmaktır. Bu nesnenin bizatihi kendisi ile veya ken­

disi kadar kapalı ya da kendisinden daha kapalı veyahut ancak kendi­

siyle bilinen bir şeyle tarif edilmesi şeklinde olmaktadır.

Birinci Örnek; Zamanın tanımındaki şu ifadeler buna örnek teşkil eder; zaman, hareket süresidir; çünkü zaman, hareket müddetidir. Kime za­

man anlaşılmaz geliyorsa, ashnda ona hareket süresi anlaşılmaz gelmiş­

tir, sürenin anlamı da, o nedir! sorusudur.

İkinci Örnek: Beyazın tanımında: beyaz, siyaha zit olandır demeniz-dir. Bu durumda nesne zıtiıyla tarif edilmiş olur. Oysa nesne müphem kaldıkça zıttı da müphem kalacaktır. Zira zıttı kapalılıkta kendisi gibi­

dir. Öyleyse beyazın siyah ile tarif edilmesi, siyah'ın beyaz ile tarif edilmesinden evla değildir.

Üçüncü örnek: Kimi insanların atehin tanımında ateş, nefse ben­

zeyen bir unsurdur sözleridir. Nefsin, ateşten daha kapalı olduğu bilin­

diği halde, nefis ateşle nasıl tanımlanmaktadır?

Dördüncü örnek: Nesnenin ancak kendisi ile bilinen bir şeyle ta-nımlanmasıdır. Güneşin gündüzleri ortaya çıkan, ışık veren bir gezegendir, şeklinde tanımlanmasıdır. Gündüz, güneşin tanımında kullanılmıştır.

11. "Yakın cins ile bütün özsel avTirrıian bir düzen içerisinde bir arayn getirdikien sonra" ifadc.>;inın anlamı şudur. İ^urada ytınlışa düşülen biLsnsların bir kısmı, ayırımların tertibine, cinsin yakınlığı ve uzaklığına bağlı iken bir kısmı da ba^ka peylere bağlıdır.

Burada ranıma arız ulan yanlışlar ise ne ayırımların t e n i h ı n e ne de yakınlık ve uzaklık şeklindeki cinsin m e k a n ı n a bağlıdır. Dolayısıyla i k i n c i tür yanlıklarla ilgilidir.

Oysa gündüz, güneş b i l i n m e d e n bilinemez. Gündüz, güneşin yeryüzünde kaldığı süredir, şeklinde tanımlanması belki doğru olabilir.

Bunlar tanımda sakınılması gereken önemli hususlardır.

Yukarıdaki bilgilerden de anlaşıldığı gibi Özsel; cins, tür ve ayırım olmak üzere üç kısma ayrılmaktadır, ilinti ise; özel ilinti ve genel ilinti, şeklinde iki kısma ayrılmaktadır.

Tümellerin beş kısma ayrıldığı da böylece sabit oldu. Bunlar; cins, tür, ayırım, genel ilintidir ve özel ilinti, beş tümel diye isimlendirilir.

III-TEKtL ANLAMLARIN BİRLEŞİMİ

Belgede FELSEFENIN TEMEL ILKELERI (sayfa 54-60)