• Sonuç bulunamadı

Meclis-i Maârif-i Umumiye Heyeti

III. BÖLÜM: TANZİMAT DÖNEMİ’NDE EĞİTİM ALANINDAKİ

1. MAARİF TEŞKİLATI (1839 1876)

1.1. MAARİF NEZARETİ’NİN KURULUŞUNA KADAR MAARİF TEŞKİLAT

1.2.2. Meclis-i Maârif-i Umumiye Heyeti

Meclis-i Maarif-i Muhtelit’in bir türlü düzenli şekilde toplanamaması ve daha önce kurulmuş olan Meclis-i Maarif-i Umumiye’nin çalışmalarından istenen neticelerin alınamaması göz önüne alınarak Maârif Umûmiye Nezâreti yapısında yeni bir düzenleme yapıldı ve Meclis-i Maarif-i Muhtelit lağvedildi. 1864 yılında Mekatib-i Müslime Komisyonu ile Mekatib-i Rüşdiye ve Aliye Komisyonu adıyla ikiye ayrılmak üzere yeniden bir Maarif-i Umumiye Heyeti teşkil edildi. Haftada iki defa toplanacak olan Mekatib-i Müslime Komisyonu’nun İslâma mahsus her nevi dini kitapların tetkikinden ve haftada bir kere toplanacak olan Mekatib-i Rüşdiye ve Aliye Komisyonu’nu da tüm Osmanlı tebaasının çocuklarının eğitimiyle ilgili konulardan sorumluydu. Bundan böyle Meclis-i Maarif bir heyet itibar olunarak idaresinin Maarif-i Umumiye Nezareti’ne verilmesi ve dairelerden birinin “Daire-i Mekatib-i Hususiye” diğerinin “Daire-i Mekatib-i Umumiye” olarak isimlendirilmesine karar verilmişti.337

Daire-i Mekatib-i Hususiye’nin üyeleri; İmadeddin Efendi, Nazif Efendi, Hazım Efendi, Tahir Bey, Hacı Emin Efendi, Bekir Efendi, Abdülkerim Efendi,

336 Berker, a.g.e., ss. 46 - 47.

337 BOA., A. MKT. MHM. 293/39, 18 Ramazan 1280 / 26 Şubat 1864, BOA., A. MKT. MHM.

İshak Efendi, Mehmed Arif Efendi ile birinci kâtip Rüşdü Bey ve ikinci kâtip Behçet Efendi’den oluşuyordu.

Daire-i Mekatib-i Umumiye’ye ise Maarif ve Nafia Müsteşarı Derviş Paşa, Divan-ı Zaptiye Reisi Salih Efendi, Mekteb-i Fünûn-u Harbiye, İdadiye, Bahriye, Tıbbiye ve Mühendishane-i Amire Nazırları, Maarif ve Nafia Mektupçusu Raşid Efendi, Bab-ı Ali Mütercim-i evveli Münif Efendi, Rum, Ermeni ve Katolik milletlerinden ikişer Protestan ve Yahudi milletlerinden birer üye seçilmişti. Tercüme Odası halifelerinden Refet Efendi başkâtip, Maarif muavinlerinden Artin Efendi ikinci kâtip olarak atanmıştı.338

Eğitimle ilgili farklı alanlarda çalışan değişik birimler arasında koordinasyonu sağlamak amacına yönelik bu yapısal değişiklikten sonra Maarif- i Umumiye Nezareti eğitimle ilgili tek merci konumuna geldi.

Her ne kadar Meclis-i Maârif-i Umûmiye’nin 1856’daki raporu ile 1864’deki girişimlerinde, müslim ve gayri müslimlere ait okulların tek bir mekanizma altında bir araya getirilmesi hedeflenmişse de, imparatorlukta standart bir eğitim sistemini oturtmak için çok daha kapsamlı kurumsal ve mali politikalara gereksinim vardı. 1868 yılında Meclis-i Vâlâ’nın, Evkâf-ı Hümâyûn hazinesinden sıbyan mekteplerine ayrılan meblağın Maarif Nezareti’ne aktarılarak harcanmasına ilişkin kararı standardizasyon açısından önemlidir.

15 Ocak 1868’de Maarif-i Umumiye Nezareti’nden Meclis-i Vâlâ’ya havale edilen tezkerede, rüştiye mekteplerinin istenen şekilde ıslah edilebilmesinin; ders programının genişletilmesi, öğretim süresinin uzatılması ve bu kuruma öğrenci hazırlayan sıbyan mekteplerinin intizam altına alınmasına bağlı olduğu ifade ediliyordu. Bu nedenle rüştiye mekteplerine ilişkin yakında yapılacak yeni düzenlemelere zemin hazırlamak amacıyla ilk önce İstanbul’un uygun yerlerinden başlanarak sıbyan mekteplerinin düzeltilmesi öneriliyordu. 339

Maarif Nezareti’nin ilköğretimin modernleşmesine ilişkin bir takım tedbirler alınmasını öneren teklifi, Daire-i Kavanin ve Nizamat’da görüşülerek kabul edilmişti.

Şubat 1868’de yayınlanan ve on maddeden oluşan “Sıbyân Mekteplerinin Islahatına Dâir Nizâmnâme Lâyihası”, sıbyan mekteplerinin ders programlarını yeniden

338 BOA., İ. MEC. MAH. 1204, 3 Ramazan 1280 / 11 Şubat 1864. 339 BOA., İ. MVL, 26278, 20 Ramazan 1284 / 15 Ocak 1868.

düzenleyerek usul-ü cedide üzere eğitim yapmalarını hedefliyordu. Lâyiha, geçerli bir özrü olmaksızın altı yaşını aşıp mektebe verilmeyen çocukların velilerinin araştırılarak cezalandırılacağını ve çocukların okula başlama merasiminde bir takım gereksiz yükümlüklerin yerine getirilmesinin zorunlu olmadığının halka bildirilmesini öngörüyordu.

Bununla beraber sıbyan mekteplerinin öğretmenleri belirli günlerde Maarif Meclisi’nde imtihan edilerek nitelikleri yeterli görülenler eskisi gibi görevlerinde kalacaklardı. Bunların içinde yaş ve yetenekçe eğitime uygun olanların açılacak olan Mekatib-i Sıbyan Darülmuallimin’ine devam ettirilmesi öngörülüyordu. Yaşlı olup da usul-ü cedide üzere öğretime ehliyeti olmayan hocaların ise yine mekteplerinde kalmak üzere imtihan edilerek münasip maaşlarla muavin olarak tayin edilmeleri tasarlanıyordu.

Usul-i cedide üzere tertip olunacak dersleri öğrenmeye dört yıl yetmeyeceği için Rüştiye mekteplerinin öğretim süresinin beş yıla çıkarılması kararlaştırılmıştı.

Öğretim tarzı ve süresi sınırlanarak yeniden Rüştiye İdadiyeleri ve kız çocukları için ayrı rüştiye ve sıbyan mekteplerinin açılması tasarlanıyordu. İntizam altına alınacak mekteplerin hoca ve halifelerine maaş bağlanıp öğrencilerden haftalık ve avaid adıyla para almaları yasaklanmıştı.

Tasarlanan bu ıslahat girişiminin uygulanabilmesi için kritik bir önem taşıyan gerekli para ise, Evkâf-ı Hümâyûn hazinesinden sıbyan mekteplerine ayrılmış ödeneğin Maârif-i Umûmiye Nezâreti’ne aktarılmasıyla çözümlenecekti. Ayrıca rüştiye mekteplerine devam eden öğrenciler ailelerinin ekonomik durumlarına göre dört sınıfa ayrılarak; zenginlerden yıllık 400 kuruş, ikinci derecede zenginlerden 200, üçüncü derecede servet sahibi olanlardan 100 kuruş alınmasına, fakir olan ailelerin çocuklarının ise okula parasız kabul edilmesine karar verilmişti. Öğrencilerden alınacak bu ücret mekteplerin ıslah edilmesinde kullanılacaktı.340

Avrupa devletleri, 1866 yılındaki Girit isyanı sırasında Osmanlı Devleti’nin, Avrupa Dengesi içinde yer alabilmek amacıyla Islahat Fermanı’nda yapmayı vaat ettiği reformları gerçekleştirmemesinin Avrupa dengesini tehdit ettiğini bahane ederek Osmanlı Devleti’ne ardı ardına reform projeleri vermişlerdi. Bunlardan biri olan Fransız tezi, fark

gözetmeksizin tüm Osmanlı tebaasının ortak haklar ve menfaatler çerçevesinde imparatorluğun çeşitli unsurları kaynaştırılarak kuvvetli bir Osmanlı toplumu meydana getirilebileceğini savunuyordu. 1867 yılında Fransa Eğitim Bakanı Jean Victor Duruy’un hazırladığı rapor, imparatorluğun eğitim sisteminde ıslahat yapılmasını öneriyordu. Fransız Büyükelçisi Mösyö Bouré de imparatorlukta, müslim ve gayrimüslim unsurların karma eğitim görecekleri orta öğretim okulları, meslek okulları, üniversite ve halk kütüphanelerinin kurulmasını tavsiye etmişti.341