• Sonuç bulunamadı

III. BÖLÜM: TANZİMAT DÖNEMİ’NDE EĞİTİM ALANINDAKİ

1. MAARİF TEŞKİLATI (1839 1876)

1.1. MAARİF NEZARETİ’NİN KURULUŞUNA KADAR MAARİF TEŞKİLAT

1.2.3. Maârif-i Umumiye Nizamnamesi

Fransa’nın eğitim konusundaki önerisi, ortak eğitim kurumları aracılığıyla bir “Osmanlı milleti” oluşturmak isteyen Tanzimat bürokratlarının düşüncelerine de uygun düşüyordu. Maarif Nezareti’nin

Osmanlı eğitimini Fransız eğitim sistemini örnek alarak

teşkilatlandırmak için başlattığı çalışmaların sonucunda, 1 Eylül 1868’de Galatasaray Sultanisi kurulmuştur. Maarif Nazırı Safvet Paşa, maârif sistemini yeniden düzene koymak için Şûrâ-yı Devletin Maârif Dairesiyle birlikte Maârif Nizâmnâmesi’ni hazırlamış ve 1 Eylül 1869 tarihinde yayınlamıştır.342

Nizamname’nin gerekçe müzekkeresinde; mülk ve milletin saadetini sağlayacak kamu eğitiminin yaygınlaştırılmasının, gerekli olan okulların açılmasına bağlı olduğu, bunu gerçekleştirmenin tek yolunun da esaslı bir ıslahattan geçtiği ifade ediliyordu. Ayrıca dünyanın temel refahının ancak fen ve maarifle; ticaret, ziraat ve sanayide gerekli ilerlemenin de sadece eğitimle kaydedilebileceği belirtiliyordu. Ticaret ve endüstri sahalarındaki ilerlemeler insanlığın ihtiyaçlarını çok daha kolaylıkla karşılayabilmek için gerekliydi. Böylelikle “dâire-i medeniyyete dâhil olan milel ve akvam” halkasına

341 Enver Ziya Karal, Osmanlı Tarihi, 1999, Cilt 7, s. 377.

342 İhsanoğlu, “Tanzimat Öncesi...”, s. 370, Kodaman, a.g.e., ss. 20 - 22. Bu sırada Maarif Dairesi’nin

başında eski Maarif Nazırlarından Kemal Efendi bulunurken, Sadullah Paşa, Dadyan Artin Efendi, Recaizade Ekrem Bey, Ebüzziya Tevfik Bey, Mehmed Mansur Efendi ve Dragon Çankof Efendi üye olarak görev yapıyorlardı.

katılıp bunların paylaştıkları evrensel refah ve servetten gereken hisse alınabilirdi.343

Nizamname’de eğitimin önemi bu şekilde vurgulandıktan sonra, imparatorluk çapında eğitim kurumlarının yetersizliği eleştirilmişti. Yüksek bilimlerin öğretilebilmesi, öğretmenliğin verasetle intikal edebildiği yetersiz sıbyan mektepleriyle sağlanamazdı. Bu, ancak sağlam bir bilgi altyapısının verilebildiği ilköğretim okullarının varlığına bağlıydı. Bununla beraber, mevcut sıbyan mekteplerinde bilimin temelleriyle ilgisiz olarak sadece dini bilgiler öğretilmekteydi. Öğretmenler, pedagojik formasyon açısından son derece yetersizdi. Ayrıca bu okullar, çocuğun hem ahlâki hem kişisel gelişimini sağlamayı kolaylaştıracak koşullardan da yoksundu. Diğer taraftan, idadilerin azlığı karşısında rüştiyelerden mezun öğrenciler için Babıâli kalemleri ve askerî okullar olmak üzere sadece iki seçenek bulunmaktaydı. Bu seçenek azlığı da, fen ve endüstri ile i l g i l i sahalarda ileri düzeyde bilgi edinmek isteyen öğrenciler için bir engeldi.

Bütün bu sayılan olumsuzlukları gidermek amacıyla yapılan 1869 Maârif Nizamnamesi, Osmanlı İmparatorluğu’ndaki tüm okulları yasal olarak tek bir çatı altında birleştirerek okullardaki eğitimin ve eğitmenlerin niteliğini geliştirmeyi amaçlamıştı. Bir taraftan imparatorluktaki okul sayısı artırılırken diğer taraftan müfettişlerle bütün imparatorluk topraklarında faaliyet gösterecek okulların denetlenmesi hedeflenmişti.

Komisyonun hazırladığı nizamname kabul edildikten sonra Maârif-i Umûmiye Nizamnamesi adıyla 1 Eylül 1869 tarihinde yayınlanmıştı. Maârif teşkilâtının görevlerini yasal hükme bağlayan nizamname bir çok açıdan esaslı yenilikler getirmiştir.344

Nizamname, Osmanlı İmparatorluğu’ndaki bütün okulları temelde Mekâtib-i Umûmiye ve Mekâtib-i Husûsiye olmak üzere ikiye ayırmıştır. Bütün okulları verdikleri eğitimin derecesine göre bu iki temel kategorinin altında

343 M. Cevat, a.g.e., ss. 102 - 103.

344 Düstur, 1. Tertip, Cilt 2, ss. 184 - 219. Maârif-i Umûmiye Nizâmnâmesi’nin Osmanlıca’dan

kendi arasında sınıflandırmıştır. Her eğitim düzeyinde uyulması ve yapılması gerekenler de maddeler halinde belirlemiştir. Buna göre;

A- Mekâtib-i Umûmiye 1- Sıbyan Mektepleri a- İslâm okulları

b- Gayr-i müslim okulları c- Kız Sıbyan okulları. 2- Rüştiye Mektepleri a- İslâmlar için Rüştiye b- Hıristiyanlar için Rüştiye c- Kız Rüştiyeleri 3- İdadiye Mektepleri 4- Mekâtib-i Sultaniye a- Kısm-ı âdi (3 yıl) b- Kısm-ı âli (3 yıl) I- Edebiyat şubesi II- Fen şubesi 5- Mekâtib-i Âliye a- Darülmuallimîn I- Rüşdiye kısmı (3 yıl)

Rüşdiye kısmı, müslim ve gayr-i müslim sınıflara ayrılıyordu. II- İdadiye kısmı (2 yıl)

III- Sultaniye kısmı (3 yıl) b- Darülmuallimât I- Sıbyan kısmı (2 yıl)

II- Rüşdiye kısmı (3 yıl)

Rüşdiye kısmı, müslim ve gayr-i müslim sınıflara ayrılıyordu. c- Darülfünûn

I- Edebiyat ve felsefe şubesi II- Hukuk şubesi

III- Fen şubesi

B- Mekâtib-i Husûsiye:

1- Müslüman tebaadan kişilerin açtığı özel okullar 2- Gayr-i müslim tebaanın kişilerin açtığı özel okullar 3- Yabancıların açtıkları özel okullar.

Nizamnamenin ikinci kısmında belirlenen şemaya göre Maarif Nezareti teşkilatı yeniden yapılandırılarak merkez örgütünde Maarif Nazırı’nın başkanlığında, ilmi ve idari iki daireden oluşan bir Meclis-i Kebir-i Maarif ve vilayet düzeyinde de bu meclisin şubesi ve icra organı olarak, bir maarif müdürünün başkanlığında Vilayet Maarif Meclisleri kurulmuştur.

Maarif-i Umumiye Nezareti 1- Meclis-i Kebir-i Maarif a- Daire-i İlmiye

b- Daire-i İdare 2- Tahrirat kalemi 3- Muhasebe kalemi.

İdari ve ilmi olarak iki daireye ayrılan Meclis-i Kebir-i Maarif, Maarif Nazırı’nın başkanlığında yılda iki defa toplanarak yeni kararlar alma yetkisine sahipti.

Daire-i İlmiye, okullarda okutulan çeşitli derslere dair kitapları Türkçe’ye çevirecek, Avrupa üniversiteleriyle temasta bulunacak, Türk dilinin ilerlemesine gayret edecek ve rüus imtihanlarını yapacaktı. Üyelerinin,

Türkçe’yi iyi bir şekilde okuyup yazmaktan başka mutlaka Doğu ve Batı dillerinden birini iyi bilmeleri ve her hangi bir konuda uzmanlıklarının olması şarttı.

Daire-i İdare, her gün toplanarak imparatorluğun eğitimle ilgili bütün işleriyle meşgul olacaktı. Ayrıca, eğitimle ilgili yönetmeliklerin taslaklarını hazırlayıp Meclis-i Kebir-i Maarif’e sunacaktı.

Vilayetlerde, başkanlığını Maarif Müdürü’nün yürüttüğü birer Meclis-i Maarif kurulacak ve Meclis-i Kebir-i Maarif’in şubesi gibi çalışacaktı. Vilayet Maarif meclislerinin; bir başkan, iki muavin, dört muhakkik, müfettişler, bir muhasip, bir kâtip, bir sandık emininden oluşan daimi üyesiyle sayıları dört ile on arasında değişen mahalli üyeleri olacaktı. Başkanlık hariç diğer görevlere müslim veya gayrimüslimler getirilebilecekti.

Vilayet Maarif Meclisleri, Maârif-i Umumiye Nizâmnâmesi’nin öngördüğü konularla Maarif Nezareti’nden gelecek emirleri uygulamakla yükümlüydüler. Meclisler, vilayetin maârif bütçesi, vilayet dahilindeki bütün eğitim kurumlarının denetim ve teftişinden sorumluydular. Ayrıca vilayetin eğitim durumu ile eğitimin ıslahı için yapılması gerekenler konusunda rapor halinde Maarif Nezareti’ne bildirmek zorundaydılar.

Nizamname, yerel eşrafı vilayetlerde kurulacak bu maarif meclislerin doğal üyeleri olarak kabul edip halk desteğini sağlamayı hedefliyordu.

Maârif-i Umumiye Nizamnâmesi, eğitim ve okulların öğretim düzeyinin belirlenmesinin yanında öğretim kadrosuyla mali meseleler hakkında da hükümler getirmiştir. Bu hükümlere ilgili yerlerde temas edilecektir.

Nizâmnâme’nin gerekçe mazbatasında yazıldığı gibi Maârif-i Umumiye Nizamnâmesiyle gerçekleştirilmek istenen hedefler;

- Maarif merkezi idaresinin düzenlenmesiyle vilayetlerde de maarif teşkilatının kurulması,

- Okulların öğretim düzeyine göre derecelendirilmesi ve ilköğretime devam zorunluluğu getirilmesi,

- Öğretmenlerin iyi yetişmesi sağlanarak öğretim tekniklerinin ıslah edilmesi,

- Halkın eğitim giderlerine katkısı sağlanarak eğitim kurumlarının imparatorluk sathında yaygınlaştırılması,

şeklinde sıralanabilir.

Maârif Nizâmnâmesi’nin yukarıda sözü geçen gerekçe mazbatasında da, Osmanlı İmparatorluğu’nun topraklarının genişliği, nüfusunun kozmopolitliği ve mali yönden zayıflığı düşünülürse bu nizamnameyle ortaya konulan hedeflerin kolay gerçekleşecek işler olmadığı kabul ediliyordu. Bu nedenle imparatorluğun içinde bulunduğu durum göz önüne alınarak, bu hedeflerin yavaş yavaş ve uygun olandan başlanarak ıslahata girişilmesi öneriliyordu. Daha önceki eğitim ıslahatı teşebbüslerinde olduğu gibi işe İstanbul’dan başlanmasına karar verilmişti.

Nizamname’nin son bölümünde belirgin bir şekilde Osmanlıcılık düşüncesi gözlenmektedir. Mevcut rüştiye okulları, programlarındaki dini öğretimin ağırlığı dolayısıyla, imparatorluktaki farklı unsurlarla işbirliği içinde yaşama hedefini gerçekleştirmede pek yetersiz olarak tasvir edilmişti. Nizamname, farklı toplulukların çocukları arasında karşılıklı anlayış ve samimiyeti sağlamlaştırabilmek için karma eğitimi zorunlu kabul etmişti. İdadi okulları ile 1867’de açılan Mekteb-i Sultani’deki karma eğitim buna örnek gösterilmişti.345

1869 Maârif Nizâmnâmesi, Osmanlı modern eğitim tarihinde bir dönüm noktasıdır. Nizamname’yle, İstanbul ve vilayetlerdeki mevcut okulların tek çatı altında toplanması öngörülüyor, böylece imparatorluktaki eğitim sistemi yapısal bir temele oturtulmaya çalışılıyordu. Bu nizamname ile okulların denetlenmesi ve öğretmen atamaları da Maarif-i Umumiye Nezareti’ne verilmişti.346

1872 yılında Meclis-i Kebir-i Maarif iki daire halinden çıkarılarak bir tek meclis haline getirilmiş ve üye sayısı azaltılmıştır. Bunun haricinde 23 Aralık 1876’da ilan edilen Kanun-i Esasi’ye kadar maarif teşkilatında kayda değer bir

345 M. Cevat, a.g.e., ss. 106 - 109.

değişiklik yapılmamıştır. Maddeleri arasında maarifle ilgili hükümler bulunan Kanun-i Esasi, maarif teşkilatında bazı düzenlemeler yapılmasını öngörüyordu.

Eğitim ve öğretim işlerini, devletin görevleri arasında sayan Kanun-i Esasi’ye göre; Meclis-i Mebusan’ca maarif düzenlemedikçe diğer alanlarda yapılacak ıslahatların başarıya ulaşamayacağı kabul ediliyordu. Fakat Kanun-i Esasi’nin ilanının akabinde 1877 yılında patlak veren Osmanlı - Rus savaşı nedeniyle hükümet, eğitim alanında yapmayı tasarladığı ıslahatı bir süre daha ertelemek zorunda kaldı.

1879’da Maarif Nezareti merkez örgütü, öğretim basamaklarına göre beş daireye bölündü. Her bir dairenin başına Meclis-i Maarif üyelerinden biri getirildi ve mevcut memurlar da bu daireler arasında paylaştırıldı. Bu değişikliklerle 1913 tarihli Tedrisat-ı İbtidaiye Kanun-ı Muvakkati’ne kadar yürürlükte kalan 1869 Maarif-i Umumiye Nizamnamesi, kamusal eğitimin kurumsallaşması yolunda kapsamlı bir yasal iskelet oluşturmuştur.347