• Sonuç bulunamadı

III. BÖLÜM: TANZİMAT DÖNEMİ’NDE EĞİTİM ALANINDAKİ

3. TANZİMAT DÖNEMİNDE ORTAÖĞRETİM (1839 1876)

3.7. Mekteb-i Sultani

1848’den itibaren rüştiye mektepleri üzerinde eğitim veren Darülmaarif ve Mahrec-i Aklâm gibi okullar açılmıştı. Ancak bu okullar, yükseköğretime öğrenci yetiştirebilecek seviyede değillerdi.

İlköğretim seviyesindeki okullarda her cemaatin kendi okullarında eğitim yaptığı Osmanlı İmparatorluğu’nda, özellikle ayrılıkçı hareketlerin artmaya başlamasıyla bütün Osmanlı tebaasına ortak bir kültür ve eğitim vermenin önemi bir kat daha artmıştı. Ancak, sıbyan ve rüştiye okullarında müslim ve gayrimüslim çocuklarının bir arada eğitilmesi sakıncalı bulunuyordu. Bu yüzden Devlet, 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren ilköğretim ile yükseköğretim arasında bir okul kademesi kurarak tüm Osmanlı tebaasına ortak bir eğitim verme çabası içindeydi.

1838’den itibaren Avrupa ülkelerine öğrenci göndererek yetişmiş eleman ihtiyacı karşılanmaya çalışılmış, bu amaçla 1857’te Paris’te Mekteb-i Osmani açılmıştı. Ancak bu okuldan istenilen sonucun alınamaması ve bu işin Osmanlı’ya pahalıya mal olması, yöneticileri bu konuda yeni arayışlara itmiştir. Bu arayışlar neticesinde de, İstanbul’da Batılı anlamda eğitim veren lise düzeyinde yeni bir okul kurulması fikri gelişmiştir.428

1856 Islahat Fermanı’nda, tüm Osmanlı tebaasının eşit şartlar altında eğitim hizmetlerinden yararlandırılması kararlaştırılmış fakat aradan on yıl geçmesine rağmen bu tip okullar henüz açılamamıştı. Bu süreçte Babıali’ye Islahat Fermanı’nın tatbiki için zaman zaman baskı yapan Avrupa Devletleri, 1866 Girit İsyanı’ndan sonra bu baskılarını arttırdılar. Baskılarının gerekçesi olarak da, Islahat Fermanı’nın ilanından beri geçen bunca zamana rağmen imparatorluktaki Hıristiyan nüfusun durumunun düzeltilmesi için Islahat Fermanı’nda belirtilen hükümlerin yerine getirilmediğini öne sürüyorlardı.

428 Adnan Şişman, Galatasaray Mekteb-i Sultanisi’nin Kuruluşu ve İlk Eğitim Yılları (1868 - 1871),

İstanbul, 1989, ss. 9 - 11. Avrupa’ya gönderilen ilk öğrenciler hakkında bilgi için bkz. Adnan Şişman, “XIX. Yüzyıl Başlarında Fransa’daki İlk Osmanlı Öğrencileri”, Osmanlı Ansiklopedisi, Cilt 5, Ankara, 1999, ss. 238 - 245, Adnan Şişman, Tanzimat Dönemi’nde Fransa’ya Gönderilen Osmanlı Öğrencileri (1839 - 1876), Ankara, 2004, Mekteb-i Osmani’ye ilişkin ayrıntılar için, bkz. Richard L. Chambers, “Notes on the Mekteb-i Osmani in Paris, 1857 - 1874,” William R. Polk ve Richard L, Chambers (Ed.), Beginnigs of Modernization in the Mîddle East: The Nineteenth Century, Chicago, 1968, pp. 313 - 329.

Bu süreçte, Osmanlı mülkünün milletlere göre otonom bölgelere ayrılarak yönetilmesini savunan Rusya’ya karşı Osmanlı Devleti’nin bütünlüğünü korumak isteyen Avrupa Devletleri de, Osmanlı Devleti’ne ıslahat notaları veriyorlardı. Bunlardan biri, 22 Şubat 1867 tarihinde Fransa tarafından verilmişti. 16 paragraftan oluşan bu nota, gayrimüslimlerin devlet hizmetlerine kabulü, Hıristiyan tebaanın da yönetime iştirak etmesini öngören ve Tuna Vilayeti’nde uygulanmakta olan vilayet idare reformunun diğer vilayetlere yaygınlaştırılması, mahkemelerin açık yapılması, Hıristiyanların şahitliğinin kabulü, ticaret mahkemelerinin genişletilmesi, yabancılara emlak edinme hakkının verilmesi gibi bir çok maddenin yanı sıra yaygın ve bütünleşmiş bir eğitim sisteminin oluşturulmasını da içeriyordu. Ayrıca vergi sisteminin yeniden düzenlenmesi, gümrük vergilerinin kaldırılması, yabancı şirketlere imtiyazlar tanınarak demiryolları ve limanlar inşa edilmesi, bütçe işlemlerinin rasyonelleştirilmesi, çoğunluğu Fransız olup devlete kredi verenlerin haklarının garanti edilmesi isteniyordu.429

Nota’nın başlarında Osmanlı Hükümeti’nden, eğitimle ilgili yapılması gerekenler sıralanıyordu. Özellikle Hıristiyanların da kabul edilecekleri Müslüman ortaöğretim kurumlarının açılması isteniyordu. Ayrıca Müslümanlara yönelik ilköğretim eğitimi yapan kurumlara öğretmen yetiştirilmesi, fen, tarih, siyaset, hukuk eğitimi için bir üniversite kurulmasına ve genel kütüphanelerin açılmasının gerekliliğine değiniliyordu. Her şeyden önce eğitim meselesini oraya atan Fransa, diğer tüm meselelerin hal edilebilmesini eğitime bağlayarak eğitimin yaygınlaştırılmasını istiyordu.430

Fransa, Osmanlı yöneticilerini Fransız eğitim sistemini kopyalamaya teşvik ederek Doğu Akdeniz’deki ekonomik, siyasi ve kültürel etkisini artırmayı umut ediyordu. Bu amaçla Fransa’dan idareciler, öğretmenler ve ders kitapları gönderilerek Fransızca’nın öğrenim dili olarak tercih edilmesi isteniyordu. Böylece Fransızca konuşan yüzlerce potansiyel sempatizan yetiştirilmesi umuluyordu.431

Hariciye Nazırı Fuat Paşa ile birlikte 21 Haziran - 7 Ağustos 1867 tarihleri arasında çıktığı Avrupa seyahati sırasında edindiği olumlu izlenimler Sultan Abdülaziz’de, nafia, ordu, maliye ve eğitim alanlarında esaslı bir ıslahat yapılmasının

429 İhsan Sungu, “Galatasaray Lisesinin Kuruluşu”, Belleten, Cilt 7, Sayı 28, Ankara, 1943, ss. 315 -

317.

430 Engelhardt, Tanzimat ve Türkiye (Çev. Ali Reşad), İstanbul, 1999, s. 246. 431 Şişman, a.g.e., s. 13.

zaruri olduğu kanaatini uyandırmıştı. Sultan, yurda dönüşünde Babıali’ye gönderdiği hatt-ı hümayunda, Avrupa’da gördüklerinin Osmanlı Devleti’nde de uygulanmasını istiyordu.432

Sadrazam Ali Paşa, Girit’te uygulanması zorunlu olan idare değişimini başlatmak için 1867 yılının başlarında adaya gitmişti. Ali Paşa, Girit’ten gönderdiği 30 Kasım 1867 tarihli lâyihada, milletin eğitim ve bilgisini gerekli dereceye getirmek için fazlasıyla gayret ve para sarf etmenin farz mesabesinde olduğunu söylüyordu. Hıristiyanlara, istihdam kapısını tamamen kapatmanın artık imkânsız olduğunu savunan Ali Paşa, bazı tehlikeler için acilen alınması gereken tedbirlerle beraber kamu eğitiminde gerekli olan işlerin tamamlanmasının devletin en önemli ve acil görevleri olarak benimsenmesini ve elbirliğiyle seri bir şekilde düzeltilmesine gece gündüz gayret edilmesi gerektiğini ifade ediyordu.

“Gayrimüslim tebaanın idaresini günden güne güçleştiren, kalp ve

zihinlerinde düşmanlık ateşini yakan sebeplerin biri de bizde istenen düzeyde okullar olmadığından tahsil için Rum çocuklarının Yunanistan’a ve Bulgar çocuklarının Rusya’ya gönderilmesi, velhasıl bir yandan bütün tebaanın terbiye ve efkarca Devlet-i Aliye’ye muhalif olmağa yüz tutması mühim meselesidir. Bir an önce okulların tanzim ve çoğaltılmasıyla İslâm ve Hıristiyan çocuklarının karıştırılması ile şu büyük tehlikenin dahi def edilmesi önemli bir iştir. Elhasıl bilcümle tebaanın din ve mezhepten başka her şeyde yekdiğerine mezc ederek aralarındaki rekabetin külliyen kaldırılması meydanda olan tehlikeleri imhaya tek ilaçtır”433.

Fransız elçisinin Osmanlı yöneticileriyle yaptığı görüşmeler ve Abdülaziz’in Avrupa seyahatindeki izlenimleri sonucu öğretim dili Fransızca olan bir ortaöğretim kurumu açılması kararlaştırıldı. Fransız liseleri model alınarak 1 Eylül 1868’de açılan Mekteb-i Sultani ya da Fransızca adıyla “Lycée Impérial”in ilk müdürü Fransız hükümetinin gönderdiği Louis de Salve’dir. Okulun diğer yönetici ve

432 Sultan Abdülaziz’in Avrupa seyahati konusunda daha ayrıntılı bilgi için bkz. Nihat Karaer, Paris,

Londra, Viyana; Abdülaziz’in Avrupa Seyahati, Ankara, 2003, Cemal Kutay, Sultan Abdülaziz’in Avrupa Seyahati, İstanbul, 1991.

öğretmenlerinin de çoğu Fransız’dı. Yine de okulda Türk, Ermeni, Rum, İngiliz, İtalyan asıllı öğretmenler de vardı.434

Rusya, okulun programında Rumca’ya çok az yer verildiği gerekçesiyle Rumları çocuklarını okula göndermemeleri konusunda kışkırtırken, Museviler de Hıristiyan müdürün yönetimindeki okula öğrenci göndermek istemiyor, en azından yemek konusunda Musevi dininin hükümlerine uyulmasını istiyorlardı. Papalık da, ardı ardına yayınladığı iki emirnameyle, diğer dinlerden çocuklarla bir arada eğitilmelerinin Katolik çocuklarının ahlâkını bozacağı endişesini öne sürerek Katoliklerin Mekteb-i Sultani’ye öğrenci göndermelerini yasaklamıştı. Daha sonra, Fransa hükümetinin başvurusu üzerine Papalık bu yasağı kaldırmıştı. Müslümanlar ise yabancılar tarafından kurulan ve devlet okullarında öteden beri parasız olarak faydalandıkları eğitim hizmeti için bu okulda ücret talep edilmesine karşı çıkıyorlardı.435

Yukarıda sayılan nedenlerden dolayı başlangıçta Katolikler, Yahudiler ve Müslümanlar tarafından dini gerekçelerle kuşkuyla karşılanmışsa da Mekteb-i Sultani’ye kaydolan öğrenci sayısı okulun faaliyete geçtiği ilk yıllarda çarpıcı biçimde çoğalmıştır. 1868 yılının Eylül ayında 341 öğrenci ile açılan Mekteb-i Sultani’deki öğrenci sayısı bir ay sonra 430’a, yıl sonunda 530’a, bir yıl sonra ise 640’a çıkmıştır.436

Gün geçtikçe öğrenci sayısı artan Mekteb-i Sultani’nin idare işlerinin çoğalması üzerine işleri yürütmede mevcut memurlar yetersiz kalmıştı. Bu yetersizliği gidermek maksadıyla okul müdürü tarafından Mayıs 1869’da Maarif Nezareti’ne bir yazı yazılarak yıllık 3.000 Frank maaş ve 1.000 Frank harcırah ile Paris’ten bir üçüncü memur getirtilmesi istenmişti.437

Galatasaray Sultanisi, rüştiye mektepleriyle yüksek öğretim arasında “Osmanlılık” siyasetine uygun biçimde tüm cemaatlerin çocuklarının birlikte eğitim gördüğü bir müessese olarak açılmıştı. Fransız liselerini model alan bu

434 Andreas David Mordtmann, İstanbul ve Yeni Osmanlılar (Çev. Gertraude Songu-Habermann),

İstanbul, 1999, s. 33, Engelhardt, a.g.e., ss. 249 - 250.

435 Engelhardt, a.g.e., ss. 250 - 251. Her cemaatin tatil günlerinin farklı olması, karma eğitimi

zorlaştıran diğer bir nedendi.

436 Mekteb-i Sultaniye devam eden öğrenci sayısı; 1870 yılında 502, 1872’de 610, 1873 ve 1874’te

550, 1875’te 317, 1876’da 428 ve 1877’de yılında da 539 olmuştur. 1286 - 1293 yılları Devlet Salnameleri.

okulda, öğretim süresi beş yıldı. Fakat burada okuyan öğrencilerin bilgi seviyesinin düşük olması yüzünden okulun programı aksayınca bilgi seviyesi çok düşük olanlar için üç yıllık hazırlık sınıfları eklenmişti. Böylece okulun öğretim süresi sekiz yıl olmuştu.

Öğretim dili Fransızca olan Sultanî’de şu dersler okutuluyordu: Türkçe, Fransızca ve Fransız edebiyatı, Grekçe, Lâtince, ahlâk, umumî tarih ve Osmanlı tarihi, coğrafya, matematik, kozmoğrafya, mekanik, fizik, kimya, ekonomi, tabiat tarihi, hukuk, umumî edebiyat tarihi ve güzel konuşma ve resim.438

Galatasaray Lisesi’nin açılışından bir yıl sonra yayınlanan “Maârif-i Umumiye Nizâmnâmesi”nde de vilayet merkezlerinde öğrenim süresi altı yıl olan “Mekteb-i Sultani” adıyla okulların açılması öngörülüyordu. Bütün Osmanlı tebaasına açık olacak bu okullar, rüştiye çıkışlıları alacak ve son üç yıllık dönemi “Edebiyat” ve “Ulûm” şubelerine ayrılacaktı (MUN, 42. Madde).

1869 Nizamnamesi, Sultani mekteplerinde okunacak dersleri, adi ve âli olmak üzere ikiye ayırmıştır. Kısm-ı adi dersleri, idadi mekteplerinde okutturulan derslerdir. Kısm-ı ali dersleri ise biri edebiyat diğeri de ulûm ve fünûn olmak üzere ikiye ayrılmıştır. Böylece hazırlık sınıfları niteliğindeki kısm-ı adi ile kısm-ı âli derslerinin öğretim süreleri üçer yıl olmak üzere Sultani mekteplerinin toplam öğretim süresi altı yıl olacaktı. Sultanilerin adi kısmında, idadi mekteplerinde gösterilen derslerin okutulması öngörülürken, kısm-ı âli’de ise yukarıda yazılan derslere Arapça ve Farsça gibi derslerin de ilave edilmesi kararlaştırıldı (MUN, 46. Madde).

Tanzimat’ın baş mimarlarından Fuad Paşa’nın 1869’da ve Ali Paşa’nın 1871 yılında ölümlerinden sonra Fransız etkisi Osmanlı başkentinde azalmış ve “Fransız esinli Osmanlı eğitimi” ideali bozulmaya yüz tutmuştu. Nitekim, Mekteb-i Sultani kayıtlarındaki düşüş ve Fransız idarecilerin ayrılarak yerlerine Osmanlı memurların tayinine tanık olunması bunu açıkça göstermektedir.439

Osmanlı kamuoyu, Mekteb-i Sultani’nin Fransız idareci ve öğretmen kadrosuna, okula devam eden öğrenci oranına bakarak okulun Osmanlı’nın hayrına

438 Kodaman, a.g.e., ss. 135 - 136.

439 1870’lerde itibaren Fransızların Doğu Akdeniz’de bozulan kültürel ilişkileri konusunda bkz.

işleyen bir kurum olmadığına karar vermişti. Osmanlı kamuoyunda öteden beri itirazlarla karşılanan okulun eski haliyle öğretime devamında bazı sakıncalar gören devlet adamları da okulun bu görünüşünü değiştirmeye çalışmışlardır. Louis de Salve’nin okulun müdürlüğünden ayrılmasıyla 1871’den itibaren Mekteb-i Sultani’nin müdürlüğünü Osmanlı’nın Hıristiyan tebaasından sırasıyla Vahan, Fotyadi ve Sava Efendiler yürütmüşlerdir.440

Mekteb-i Sultani’yi Osmanlılaştırma çabaları olarak niteleyebileceğimiz bu çalışmalar çerçevesinde; Fransız müdür bir Osmanlı görevli ile değiştirilmiş, okul güçlü bir azınlık geleneği olan Beyoğlu semtinden Gülhane Parkı’na taşınmıştı.

1877 yılının başında Mekteb-i Sultanî’ye müdür tayin edilen Ali Suavi, göreve başlar başlamaz okulda gayrimüslimlerin etkinliğinden rahatsız olan Osmanlı kamuoyunun hazır olmasının rahatlığı içinde Maarif Nezareti’nden izin almaksızın ıslahata başlamıştır. Yaklaşık on ay süreyle Mekteb-i Sultani müdürlüğü görevini yürüten Ali Suavi, II. Abdülhamit’e hitaben kaleme aldığı yazıda bu süreçte okulda yaptıklarını savunur.

Ali Suavi, müdürlüğe getirildiğinde 162 Müslüman, 377 gayrimüslim olmak üzere toplam 539 öğrenci mevcudu bulanan Mekteb-i Sultani’de ıslahat yapmanın bir zorunluluk haline geldiğini aşağıdaki ifadeleri gerekçe gösteriyordu:441

“Mekteb-i Sultanide 6 yıldan beri elifba sınıfını geçememiş şakird var. Hele iki üç yıllıklar çok. Nizamnameye göre lise 5 sene için iken tedrisin yolsuzluğundan 8 seneye temdid olunmuş. Şakirdan 10 yıl makine gibi gece gündüz çalıştırılmış oldukları halde ne lisan-ı Osmanide ne Fransızca’da doğruca bir şey yazmaya muktedir şakird çıkmıyor. Bazı müstahaklar var ama bunlar bilcümle tahsili bu mektebe münhasır olmayanlardır. Bu hale sebep kaide-i talim yok. Bir de ekser muallimler şuradan buradan toplanma. Usul-ü cedide üzere ders görmemiş ve şehadetnamesizler.”

Bu belgeye göre, kısa süreli müdürlüğü zamanında Ali Suavi, okulda gayrimüslimlerin etkinliğini asgariye indirecek nitelikte ıslahat teşebbüslerine

440 Mehmet Aksoy, “Mekteb-i Sultani ve Ali Suavi”, Türk Kültürü, Yıl 13, Sayı 150 - 151 - 152,

Nisan - Mayıs - Haziran 1975, ss. 225 - 228.

başlamıştır. Tayininden itibaren okula 60 İslâm öğrencisi alarak okuldaki müslüman öğrenci sayısını 220’ye çıkarmıştır. Nizamname gereğince, Bulgar ve diğer gayrimüslim öğrencilerden ücret talep edilerek, bu öğrenciler okulu terk etmeye zorlanmışlardır. Bütün Rus öğrencilerin ve önceki sene Filibe ve İslimye sancaklarında meydana gelen karışıklıkların liderleri olarak görülen Bulgar öğrencilerin okuldan atılması emri verilmiştir. Fakat isyan etmemiş bölgelerden gelenlerle Osmanlı devletine hizmeti dokunmuş yabancı tebaa öğrencileri, bu uygulamanın dışında tutulmuştur.

Ali Suavi, okulda görev yapan dört yabancı uyruklu öğretmeni de Rusya tarafını tutmak ve devlet aleyhinde konuşmakla suçlayarak görevden uzaklaştırmıştır. Eğitimin ıslahı için öğretmenlerden diploma istenmiş, öğretmenlik eğitimi almamış olanları diplomalı ve daha düşük maaşlı öğretmenlerle değiştirmiştir. Ali Suavi, hazırlayıp 1877 yılının ortalarında Maarif Nezareti’ne takdim ettiği lâyiha gereğince, yeni öğretim metodunun benimsenerek uygulanmaya başlandığını da belirtiyor.

Ali Suavi, yukarıda bahsedilen meselelerin tümünde başından beri Maarif Nazırı’nın yardımını istediği halde, yazılan resmi yazışmalara cevap vermeye bile cesaret etmediğini söylüyor. O zaman onu Allah’a havale ederek ve padişahın adaletine dayanarak bu teşebbüslerin icrasına cesaret ettiğini söylüyor.442

Mekteb-i Sultani’nin atmosferine açık bir İslâmi karakter kazandırmaya çalışan Ali Suavi, daha önceki yıllarda okulun ders programında mevcut olmayan İslâm’ın temel ilkelerinin öğretimini kapsayan Akaid dersi koymuştur. Ali Suavi’nin okulda yaptığı değişiklerle, Mekteb-i Sultani daha Müslüman ve daha Osmanlı bir kurum haline gelmiştir. Kasım 1877’de Ali Suavi’nin Mekteb-i Sultanî'deki görevine son verilmiş fakat kendisinin kurumda başlattığı Osmanlılaştırma girişimleri ileriki yıllarda da devam etmiştir.443

1869 Nizamnamesi’nde sultanilerin vilayet merkezlerinde açılması kararlaştırılmışsa da bu, Tanzimat döneminde tasarı boyutunda kalmıştır. Sadece,

442 Belgenin tam çevrisi için bkz. Yahya Akyüz, “Galatasaray Lisesinin Islahına İlişkin Ali Suavi’nin

Girişimlerini Gösteren Bir Belge”, Belleten, Cilt 46, Sayı 181, Ankara, 1982, ss. 121 - 131.

443 Mekteb-i Sultani’de Ali Suavi’den sonra da devam eden Osmanlılaştırma girişimleri için bkz.

o dönemdeki siyasi olaylar nedeniyle büyük önem kazanan Girit’in merkezinde “Mekteb-i Kebir” adıyla bir sultani okul açılmıştır.