• Sonuç bulunamadı

III. BÖLÜM: TANZİMAT DÖNEMİ’NDE EĞİTİM ALANINDAKİ

3. TANZİMAT DÖNEMİNDE ORTAÖĞRETİM (1839 1876)

3.8. Meslekî ve Teknik Öğretim

Lonca adı verilen üretim birimlerinin ortadan kalkmasıyla oluşan boşluğu doldurmak ve kurulması düşünülen fabrikaların teknik eleman ihtiyacını da karşılamak gerekiyordu. Tanzimat’tan sonra, esnaf örgütünü düzeltmek ve yabancı mallarla rekabet etmek için çeşitli önlemler alındı. Bu önlemlerden biri de yerli sanayii korumak ve meslekî eğitimi kurmak için “Islâh-ı Sanayi Komisyonu”nun kurulmasıydı.

Osmanlı Devleti’nin 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren hem kurulması düşünülen fabrikaların teknik eleman ihtiyacını karşılamak hem de kimsesiz çocuklara pratik meslekler edindirerek topluma kazandırmak amacıyla ıslâhhaneler adı altında yeni bir uygulamaya yöneldiği görülmektedir.

Mithat Paşa’nın Niş ve Tuna valilikleri sırasında (1861-1868) açılmasına ön ayak olduğu ıslâhhaneler, daha sonra sanayi mekteplerine dönüşerek, bugünkü mesleki ve teknik okulların yanı sıra çocuk ıslâhevlerinin çekirdeğini oluşturmuştur.

Mithat Paşa’nın Tuna vilayetindeki uygulamalarına, 1856 sonrası Osmanlıcığının “laboratuvarı” gözüyle bakılabilir. Çünkü, Müslim ve gayrimüslim çocukların bir arada eğitim görmesi ilk olarak ıslâhhanelerde uygulanmıştır. İmparatorluğun farklı unsurları arasında birliktelik duygu ve kültürünün oluşturulmasına ancak eğitim aracılığıyla ulaşabileceklerine inanan Osmanlı bürokratları, bu pratikten yola çıkarak farklı cemaatlerden gelen çocukları bir arada eğitmek amacıyla 1868’de Mekteb-i Sultani’yi açmışlar ve bu hedefi 1869 Maârif-i Umumiye Nizâmnâmesi’nin maddeleri arasına koymuşlardır.444

Halktan topladığı iane paralarını “ıslâhhane sandığı”nda biriktirerek ilk ıslâhhaneyi 1863 yılında Niş’te açan Mithat Paşa, Rusçuk Islâhhanesi kurulurken kendisi de kampanyaya 7.500 kuruşluk yardımda bulunmuştu. Mithat Paşa,

444 Selçuk Akşin Somel, “Osmanlı Reform Çağında Osmanlıcılık Düşüncesi (1839 - 1913)”, Modern

Türkiye’de Siyasi Düşünce (Cumhuriyet’e Devreden Düşünce Mirası, Tanzimat ve Meşrutiyet’in

Müslüman ve Hıristiyan ahalinin hayırsever duygularını harekete geçirerek Niş, Rusçuk ve Sofya’da kurduğu ıslâhhanelerde eğittiği kimsesiz çocukların birer sanat dalında uzmanlaşmalarını sağlamıştır. 445

Mithat Paşa’nın Tuna Vilayeti’nde açmış olduğu ıslâhhanelerin başarıya ulaşması, diğer vilayetlerde de ıslâhhanelerin açılmasını teşvik etmiştir. Nitekim, 21 Haziran 1867 tarihinde alınan karar üzerine Mithat Paşa’nın hazırladığı “Islâhhanelere Dair Nizamname”, 25 Temmuz 1867’de tüm vilayetlere gönderilmiştir.446

Mithat Paşa, Tanzimat dönemi eğitim politikası doğrultusunda, müslim ve gayrimüslim çocukların bir arada bulunduğu karma eğitimi, Bulgarların Rusya’daki okullara gitmelerini ve Bulgarlar arasında artan milliyetçiliği engellemek için bir önlem olarak kullanmıştır. Böylece, Osmanlıcı eğitimin bir örneğini oluşturan ıslâhhanelerde Türk ve Bulgarları bir arada eğitmeyi başarmıştır. Mithat Paşa’nın yerel finansal kaynakları kullanma konusundaki başarısı 1869’daki Maârif-i Umumiye Nizâmnâmesi’ne örnek olduğu gibi Tuna Vilayeti’nde modern okulların yaygınlaşmasını sağlayan karma eğitimdeki başarısı da, diğer vilayetlerdeki devlet okullarının geliştirilmesi için bir model olmuştur. Böylece, hem eğitim ideolojisi açısından hem de okulların finansmanına ilişkin yenilikler açısından merkezi eğitim politikalarını derinden etkilemiştir. 447

Eğitim süresi beş yıl olan ıslâhhanelerde, her çocuğa birer sanat öğretmek amacı güdüldüğü için daha ziyade günlük hayatta gerekli olan bilgiyi aşmayan bir teorik eğitim veriliyordu. Nizâmnâmede, ıslâhhanelerde okutulan dersler; Elifba, Amme ve Tebareke cüzleri, Mushaf-ı Şerif, İlmihâl, Risale-i Ahlâk, Edebiyat, Yazı, Sülüs hattıyla rik’a alıştırmaları, dört işlem, defter tutma ve Bulgarca olarak belirlenmişti. Sabahları iki saatlik ilköğretim seviyesindeki teorik dersler işlendikten sonra, öğrenciler atölyelere geçerek yeteneklerine göre belirlenen pratik sanatları öğrenmekteydiler. Bölgede yaygın olan dericilik ve dokumacılık dallarında çalışacak elemanlar, ilk vilayet gazetesi olan “Tuna Vilayeti Gazetesi”ni çıkaran vilayet matbaasında çalışacak dizgici, ciltçi ve basımcı ihtiyacı ile Tuna ordusunun elbise ve

445 Ali Haydar Midhat, Midhat Paşa, Hayat-ı Siyasiyesi, Hidematı, Menfa Hayatı, İstanbul, 1325, s.34. 446 Sadiye Tutsak, İzmir’de Eğitim ve Eğitimciler (1850 - 1950), Ege Üniversitesi Sosyal Bilimler

Enstitüsü, Yayınlanmamış Doktora Tezi, İzmir 1996.

kundura ihtiyacını karşılayacak kalifiye eleman gereksinimi bu ıslâhhanelerden karşılanmaktaydı.448

Merkezi hükümetten herhangi bir ödenek almayan ıslâhhanelerin giderleri, yöre halkının gönüllü bağışları, okullara ait gayri menkullerden elde edilen kiralar ile öğrencilerin ürettiği eşyaların hasılatından karşılanıyordu. 12 Haziran 1864 tarihli Takvim-i Vekayi’de, altı yedi ay gibi kısa bir sürede, yaş ve durumlarına uygun ahlâkî bir eğitim alan çocukların sayısı 50’yi geçtiği ve 50.000 kuruş iane toplanarak 150 öğrenci kapasiteli yeni bir ıslâhhanenin bitirilmek üzere olduğu belirtiliyordu. Öğrenciler, mezun olduktan sonra kendi işlerini kurma ve iş bulma konusunda desteklendikleri için zamanla bu ıslâhhanelerdeki öğrenci sayısında artış olmuştur. Nitekim Niş ve Sofya’dan sonra 1864 yılında Rusçuk’ta da bir ıslâhhane açılmış ve öğrenci sayısı, 85’i Müslüman, 51’i Bulgar ve 1’i Yahudi olmak üzere 137’ye ulaşmıştır.449

Vilayetlerde açılan ıslâhhaneler, yerli sanayinin gelişmesini sağlayacak sanat erbabının çoğalmasına katkıda bulunabileceğinin işaretlerini vermişti. İstanbul’da da ıslâhhane benzeri bir okul kurmak isteyen hükümet, Sultanahmet semtindeki eski Kılıçhane binasını bu işe tahsis etmişti. 1848 yılında Zeytinburnu’nda Mekteb-i Sanayi adında Osmanlı İmparatorluğu’nda ilk sanayi okulunu açma girişimi; gerekli para, öğrenci, kadro ve donanım olmadığı için başarısız olmuştu. Söz konusu başarısız teşebbüsten yaklaşık yirmi yıl sonra İstanbul’da bu kez Islâh-ı Sanâyi Mektebi adında bir okul açılmıştır.450

Islâh-ı Sanâyi Mektebi’nde, dokuzu demir ve madeni eşya, dördü ahşap ve altısı diğer imalat dalları olmak üzere on dokuz sanat dalı, işinin ehli ustalar tarafından, okulda öğretilme imkânı olmayan sanat dalları da, bizzat mevcut fabrikalarda öğretiliyordu. Örneğin, tuğla ve kiremit imalatı Karaağaç civarındaki fabrikalarda, boya ve dericilik de Kazlıçeşme ve Beykoz’daki debbağhanelerde öğretiliyordu. Okula her yıl her bir sanat dalı için seksen sekiz öğrencinin kaydedilmesi hedefleniyordu. Mezun olanlar, kalfa diploması alarak tersane ve

448 “Islâhhanelere Dair Nizâmnâmedir”, Düstur, 1. Tertip, Cilt 2, ss. 276 - 295.

449 Takvim-i Vekâyi, 752 Def’a, 7 Muharrem 1281 / 12 Haziran 1864, Ergin, a.g.e., ss. 628 - 629. 450 Rifat Önsoy, Tanzimat Dönemi Osmanlı Sanayii ve Sanayileşme Politikası, Ankara, 1988, s. 115.

tophane gibi askeri tesislerde tercihen işe alınırken, doğrudan esnaf olmak isteyenlere de on yıl süreyle vergi muafiyeti tanınıyordu.451

Okula devam eden öğrenciler, okuma yazma ve hesap konularında (alfabe, yazı, Kur’an, ilmihâl, basit hesap ve defter tutma gibi bilgiler) kendilerini geliştirdikçe matematik ve kimya gibi derslerin öğretimi için yeni öğretmenler tayin edilmiş ve sanayinin çeşitli dallarından demircilik, dökümcülük, marangozluk, dizgicilik, ciltçilik, basımcılık, harf dökümcülüğü, kibrit imali, terzilik, saraçlık, oymacılık, modelcilik ve kurşun boru imali gibi en fazla ihtiyaç duyulan meslek dalları kurulmuştur.452

Mithat Paşa’nın öncülüğünü yaptığı bu girişimin, kısa sürede etkisini göstermesi üzerine 1867’den itibaren diğer vilayetlerde de ıslâhhanelerin yaygınlaştırılmasına hız verilmiştir. 1868’de İzmir ve Edirne, 1869’da Bursa, Bosna, Trabzon, İşkodra, Kastamonu, Erzurum, 1870’de de Diyarbakır ıslâhhaneleri açılmıştır. Bazı vilayetlerde ‘Sanayihane’, ‘Mekteb-i Ulûm-u Sanayi’ ve ‘Islâhhane Dairesi’ olarak da anılan bu kurumların adı, II. Abdülhamit döneminde ‘Hamidiye Mektebi-i Sanâyii Âlisi’ şekline dönüştürülmüştür.

4. TANZİMAT DÖNETİMİ’NDE YÜKSEKÖĞRETİM (1839- 1876)