1.2. Rusların Kafkasya'da Uyguladığı Politikalar
1.2.2. Rusların Bölgede Yaptığı Katliamlar
Yaşanan göçlerin nedenlerinden birisi de muhakkak ki, Rus askerlerinin savaş esnasında Kafkasyalılara yaptığı zulüm ve katliamlardır. Rusların, Kafkasyalı erkek savaşçıların yanı sıra kadın, çocuk, yaşlı ayırt etmeden bütün kesime aynı hiddetle hücum ettikleri; bu insanların mallarını, evlerini ve hayvanlarını dahi yağmaladıkları, belgelerin şehadeti ile açıkça görülmektedir. Bu durum karşısında kalan çok sayıda Çerkez, evlerini ve mallarını terk ederek dağlara ve sarp kayalıklara kaçıyorlar ve
159 Beydilli, "Rusya'ya Göçürülen Ermeniler", s. 405.
160 Rusların, Ermeni, Gürcü ve Kürtlerle ittifakı hakkında ayrıntılı bilgi için bkz. Ünal, “Rusların Kürt Aşiretlerini Kullanma Çabaları”, s. 31-40; McCarthy, Ölüm ve Sürgün, s. 26-31.
161 Ufuk Gülsoy, "1828-1829 Osmanlı-Rus Savaşı'nda Rumeli'den Rusya'ya Göçürülen Reâyâ", Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü Yayınları, Seri: 3, sayı: 36, İstanbul 1993, s. 27-39.
162 Gülsoy, "Rusya'ya Göçürülen Reâyâ", s. 71-82.
burada yaşamaya çalışıyorlardı163. Kırım Harbi‟ne subay olarak katılan Leo Nikolayeviç Tolstoy, Kafkasyalı Müslümanlara karşı girişilen bu insanlık dışı katliamları şu şekilde anlatmaktadır:
“...İkinci dere yatağına ulaştıklarında birliğin karşısına bir avul164 çıktı. Avulda hiç hiç kimse yoktu. Askerlere kuru otların ve toprak evlerin yakılması emredilmişti. Bütün avulu keskin bir duman bürüdü. Askerler, dumanın ortasında koşuşturuyor, evlerde ne bulurlarsa talan ediyorlardı. Bazıları da dağlıların kaçıramadıkları tavukları yakalıyor ve tüfekle vuruyorlardı... Dağlıların üç ölü, on iki de yaralısı vardı. Butler, sırt üstü yatan bir ölünün yanından geçti. Bir gözünü, sapsarı olmuş elini ve başındaki koyu kırmızı lekeyi fark etmişti. Daha fazlasına bakamadı...”165.
Tolstoy'un üstü kapalı olarak da olsa anlattığı bu olaylardan anlaşılmaktadır ki; Ruslar, bölgede çok büyük bir katliama imza atmışlardır. Bölgedeki katliamlara şahitlik eden ve bizzat işgale katılan bir asker olan Mikhail Venyukov, ele geçirilen bütün yerlerin Çerkezlerden temizlendiğini ve insanların yakıldığını söyleyerek, bu yapılanların barbarlık olduğunu yazılarına eklemekten de geri durmaz166. Nitekim Rusların, bölgedeki katliamlarının ve saldırılarının günümüze kadar devam ettiği de gözlenmektedir.
Rus zulmünü gösterecek bir diğer örnek de, General Delpotso'nun, General Yermolov‟a gönderdiği mektuptur. Bu mektupta Delpotso, bir köyün nasıl perperişan edildiğini, köylülerin çoğunun katledildiğini ve hayvanlara da el konulduğunu anlatmaktadır167.
İngiliz Konsolos Dickson, Hariciye Nazırı Lord Earl Russell'a 17 Mart 1864'te Sohumkale'den gönderdiği raporda, bölgede uygulanan katliamları açıkça ortaya koymaktadır. Raporda, bir Abzeh köyünü basan Rus birliklerinin, köylülerin teslim olmalarına rağmen köyde tek bir canlı dahi bırakmadan hepsini katlettiğini ve ölenler arasında iki hamile kadının ve beş çocuğun bulunduğunu yazmaktadır168.
Önüne geleni ayırt etmeden katleden Rus ordusunun yaptıklarına Fransız gezgin ve roman yazarı Alexander Dumas da şahit olmuştur. A. Dumas, Kafkaslar adlı eserinde anlattığı bir olayda Rusların, yerlileri öldürmekle kalmadığını, ölenlerin
163 Tercüman-ı Ahval, sayı: 297, (24 Şaban 1279/ 14 Şubat 1863).
164 Avul: Köy.
165 Tolstoy, Hacı Murat, İstanbul 2016, s. 128, 130. Ayrıca bkz. John Baddeley, The Russian Conquest of the Caucasus, London 1908, s. 446; McCarthy, Ölüm ve Sürgün, s. 36-37.
166 Bu kanıt hakkında bkz. Chek (vd), "Yeniden Yazılan Tarih", s. 7.
167 Chek (vd), "Yeniden Yazılan Tarih", s. 8.
168 Bkz. Papers Respecting The Settlement of Circassian Emigrants in Turkey, Consul Dickson to Earl Russell, No:4, Soukoum-Kalé, (March 17, 1864), s. 3. Ayrıca bkz. Şaşmaz, "Immigration and Settlement of Circassians in the Ottoman Empire", s. 338.
dahi başlarını gövdesinden ayırdığını belirtir169. Başka bir Rus askeri de anılarında bazen yapılanların canavarlığa kadar vardığından bahseder. Katliamın en önemli göstergelerinden biri de, 1 Aralık 1863 tarihli The Free Press Gazetesi'nde Fransızca yazılmış olan bir haberdir. Bu habere göre; gözleri oyulmuş yaşlı bir erkek cesedine, Rus askeri tarafından aşağıdaki cümleyi içeren bir not iliştirilmiştir: “Git, temsilcilerinle buluş; Paris‟te iyi bir göz doktoru bulabilirsin.”. Bir başka kadın cesedi üzerinde: "Haydi git, yardım için temsilcilerinizi gönderdiğiniz İngiltere Kraliçesine şikâyet et.", bir çocuğun cesedinde ise: "Koruyucunuz Türklere kendini satacağına burada kal." notlarını içeren kağıtlar bulunmuştur170 ki, bu da Rusların ne denli bir kin ve nefret beslediklerinin kanıtı olsa gerektir. Bilinmelidir ki; Rusya'nın baskısı sadece yıkım ve katliam da değildir. İnsanları dört koldan yıldırmak ve onlara göçü kabul ettirmek amaçlanmıştır.
Rusların uyguladığı bu baskı ve yıldırma politikalarından biri de Müslümanlardan ağır vergiler toplanması ve onlara çeşitli angarya ancak oldukça zor işler yüklenmesidir. Buralarda yaşayan insanlardan birtakım sebeplerle vergiler tahsil edilmekte ve bu vergileri veremeyecek durumda olanlar veya vermeyenler ise mallarına el konularak cezalandırılmaktaydı. Çerkezler, bu haksızlıklara karşı geliyordu gelmesine fakat isyana kalkışanlar da çeşitli cezalara çarptırılıyor ve toplu şekilde Kuban taraflarına göç ettiriliyor ya da idam ediliyorlardı171.
Netice itibariyle denilebilir ki; Rusların, Çerkez milletlerine yaptığı saldırı ve zulümler, 1863 senesinden sonra daha da artmıştır172. Çünkü Rusya, II. Alexandr'ın bölgeyi ziyaretinden sonra direnmeye devam edeceklerini söyleyen Çerkezlerin, sadece zulüm ve yıldırma yoluyla bu toprakları terk edeceğini düşünmüştür. Rusların saldırıları ve haksız uygulamaları karşısında kendilerini savunmak zorunda kalan Kafkasyalı milletlerin bu nefs-i müdafaaları, Rusya taraftarı kimi yazarlarca Ruslara yapılan bir saldırı olarak değerlendirilmektedir ki; bu tarz iddialar Rusların, 16.
169 Alexandre Dumas, Kafkaslar (1858), (Çev: Haktan Birsel), İstanbul 2016, s. 137, 138, 154. Ayrıca bkz. Aslan, “Bir Soykırımın Adı”, s. 134.
170 Bu konuda birkaç örnek için bkz. Tasvir-i Efkar, sayı: 75, (25 Ramazan 1279/ 16 Mart 1863);
Tercüman-ı Ahval, sayı: 309, (23 Ramazan 1279/ 14 Mart 1863). Şunu da belirtmekte fayda var;
Ruslar arasında da muhakkak katliamlara karşı gelen kişiler vardı. General Miliutin‟in yazdıklarına göre; Rus komutanlar arasında, Çerkeslere karşı insani muamele yapılmasını ısrarla savunan kişi General Grigory Filipson idi. Bkz. Richmond, The Northwest Caucasus, s. 75.
171 İbrahim Serbestoğlu, “Kırım Savaşı Sonrası Samsun‟da Göç ve Göçmen Sorunu”, Geçmişten Geleceğe Samsun, (Ed. Cevdet Yılmaz), Samsun 2006, s. 84.
172 Tercüman-ı Ahval, sayı: 314, (6 Şevval 1279/ 27 Mart 1863).
yüzyıldan beri bölgede takip ettikleri politikalar dikkate alındığında tamamen mantık dışı kalmaktadır.