• Sonuç bulunamadı

Göçmen - Yerli Çatışmaları

Belgede PDF dspace.bozok.edu.tr (sayfa 182-188)

4.2. İskan Sonrasında Yaşanan Sıkıntılar

4.2.1. Göçmen - Yerli Çatışmaları

Göçün bütün safhalarında Türk ya da Hristiyan fark etmeksizin bütün yerel Osmanlı ahalisinin, Çerkez göçmenlere türlü yardımlarda bulunduğu bilinmektedir.

Ahalinin geneli, göçmenlere merhamet ve şefkatle yaklaşarak öncelikle onların sıkıntılarını gidermeye çalışmış, sonrasında ise daimi iskan yerlerine nakillerinde masraflarını karşılamaya gayret göstermiştir. Bazen hem Türk hem de gayrimüslim ahalinin, göçmenleri kendi arabalarıyla iskan mahallerine taşıdıkları zamanlar da olmuştur730. Bunun yanında göçmenlerin, iskanları yapılmasına rağmen bir süre daha sefalet çektikleri, bu yüzden devletin ve çevredeki köylülerin göçmenlere

728 Bahsi geçen bu durum için bkz. BOA, (A. MKT. MHM), D:319, G:62, (8 Cemaziyelahir 1281/ 26 Kasım 1864).

729 Bkz. BOA, (İ. DH), D:524, G:36128, lef-3, (10 Zilkade 1280/ 17 Nisan 1864); Osmanlı Belgelerinde Kafkas Göçleri, I, s. 67-70.

730 Şehirköyü ve Niş Kazaları Bulgarlarının, göçmenleri kendi arabaları ile taşıyıp hasta olanlara da ayrıca ihtimam gösterdiklerine dair bkz. Takvim-i Vekayi, sayı:759, (28 Safer 1281/ 2 Ağustos 1864).

Ayrıca Türk ahalinin, göçmenlerin yerleştirilmesi hususunda kendi arabaları ve hayvanları ile onları taşımalarına dair bkz. Karal, Osmanlı Tarihi, VII, s. 278.

yardımlarının devam ettiği görülür. Genel olarak Osmanlı toplumunun, göçmenleri bağrına bastığı ve onlara hoşgörülü davrandığı bilinse de küçük bir kesimin de göçmenlerle zaman zaman sorunlar yaşadığı görülmektedir.

Yaşanan bu sorunlar genellikle; arazi meselesi, hırsızlık meselesi, sınır meselesi gibi sebeplerden meydana geliyordu731. Genel olarak iki tarafın birbirine baskınlar yapması şeklinde gerçekleşen bu hadiselerin sonucunda yağmalar yapılıyor, ölümler ve adam kaçırma olayları yaşanıyordu. Çerkez göçmenlerin iskan edildikleri bölgelere eski adetlerini, savaşçı özelliklerini de getirmişler ve bu savaşçı yanlarını başkalarına saldırarak göstermişlerdir. Çerkezlerin, yapmış oldukları bu saldırılara örnek olarak Kayseri'ye iskan edilen göçmenler verilebilir. Kayseri Sancağı'na yerleştirilen Çerkez göçmenlerinden 70-80 kadarının, Ankara taraflarına gelerek burada Kürt aşiretlerine saldırdığı, 15 kadar Kürdün evini yağmaladığı, hayvanlarını gasp ettiği ve bir Kürdü öldürdüğü görülür732. Bu olay iyi irdelendiğinde Çerkezlerin, saldırısındaki maksat hakkında tahmin yürütülebilir.

Buradan hareketle Kürt evlerine saldıran Çerkezlerin yağma ve gasp faaliyetleri yapmaları, soygun maksatlı saldırdıklarını akla getirmektedir. Nitekim Çerkez göçmenlerin, kalıcı olarak bir bölgeye yerleştirilmiş olsalar bile halen muhtaç durumları tam anlamıyla sona ermemiştir. Dolayısıyla Çerkezlerin, bu durumdan kurtulmak istemelerinden böyle bir davranışta bulunmuş olmaları da muhtemeldir733.

Çerkezlerin, hırsızlık yaptıklarına dair örnekler de mevcuttur. 20 Haziran 1864 tarihli Takvim-i Vekayi'de yer alan bir habere göre; Köstence Sancağı'na iskan edilen Çerkez göçmenlerinin, oradaki başka göçmen köylerinde hırsızlık faaliyetlerinde bulunduklarının rivayet edildiği ve Kaymakam Rüştü Efendi'nin olayları en ince ayrıntısına kadar araştırdığı yazmaktadır734.

Göçmenlerin, iskan edilmelerine rağmen geçim sıkıntısı çektikleri bilinmektedir. Bu sebeple oldukça düşük ücretlere, çeşitli işlerde çalıştıkları ve yine bu durumun da bir kargaşaya sebep olduğu görülmektedir. Göçmenlerin bu muhtaç

731 Bahsi geçen sebeplerin ayrıntıları için bkz. Ömer Karataş, "Sivas-Uzunyayla'da Afşar-Çerkes Çatışması (1860-1870)", 1864 Kafkas Tehciri: Kafkasya‟da Rus Kolonizasyonu, Savaş ve Sürgün, (Ed. Mehmet Hacısalihoğlu), İstanbul 2013, s. 526-528.

732 BOA, (A. MKT. UM), D:502, G:60, (25 Rebiülevvel 1278/ 30 Eylül 1861). Ayrıca Doğu Anadolu taraflarına iskan edilen Çerkeslerin, burada bulunan Kürt köylerini basıp soygun yaptıkları ve Kürtlerin, Çerkeslerden çekindikleri görülür. Bkz. McCarthy, Ölüm ve Sürgün, s. 57.

733 Diğer taraftan bu tür davranışları, Çerkeslerin geneline yaymak adil bir yorum olmayacağından;

sadece verimsiz topraklara yerleştirilen ve sefaletleri devam edenlerin, yaşamlarını devam ettirebilmek adına soygun yaptıklarının belirtilmesi gerekir.

734 Takvim-i Vekayi, sayı:753, (15 Muharrem 1281/ 20 Haziran 1864).

durumlarından en çok yararlananlar da bazı kötü niyetli işverenlerdir. Dolayısıyla ucuz iş gücü olarak düşük fiyatlara çalıştırılan Çerkezlerle, artık kendilerine yapacak iş bulamayan yerliler arasında çatışmalar yaşanıyor ve bir karışıklık ortamı doğuyordu735. Geçimlerini sağlamak konusunda sıkıntı çeken Çerkezlerin bir kısmı hırsızlık faaliyetlerine girişmekteydiler736.

Çerkezlerin sefaletlerinin sürmesi, kendi aralarında dahi hırsızlık yapmalarına sebebiyet vermiştir. Bab-ı Ali'nin, iskanları dağınık şekilde yaptırması, belki bu tür faaliyetlerin önüne geçmek amaçlı yapılmış olabilir. İskan edildikleri yerlerde bile kötü durumlarını bir türlü atlatamayan, memurların ilgisizlik ve yolsuzlukları neticesinde iyice yıpranan, köle olarak alınıp satılmaya devam edilen bu çaresiz insanlar, sonunda isyana meyletmeye ve çeteler halinde dağlara çıkıp ormanlara saklanarak yağma ve gasp faaliyetlerine girişmeye başladılar. Eşkıyalığı, hırsızlığı adeta bir meslek haline getiren Çerkezler, insanların mallarını ve hayvanlarını gasp ederek hayatlarını devam ettirmeye başladılar. Enver Ziya Karal'ın bu durum hakkında aktardıklarına göre; sadece Canik Sancağı'nda çalınan at, öküz ve davar sayısı 25 bine yaklaşmış ve netice itibariyle bu soygunlar sebebiyle yerli halk da sefalete düşmüştür737.

Türk halkının da o dönemdeki mevcut durumu göz önünde bulundurulduğunda düştükleri bu sefaletin ne denli büyük boyutlarda olduğu anlaşılacaktır. Mesela Türkler arasında hayvan yetiştiriciliği gerilemiş ve köylüler, çalınmaması için ürünlerini henüz olgunlaşmadan toplamaya başlamışlardır738. Üstelik Balkanlarda meydana gelen milliyetçi isyanlar neticesinde Türkler, tıpkı Çerkezler gibi mallarını bırakarak Anadolu'ya göç etmişlerdir. Bu insanlar da, Çerkezler gibi meydanlarda sefil bir şekilde yardım beklemeye ve bazıları dilencilik yapmaya başlamışlardı739. Böyle bir durumda bulunan bu insanlar, Çerkezlerin kendilerine yaptıkları baskınlar ve yağmalardan sonra daha da sefil duruma düşmüşlerdir.

735 İstanbul'da odun kesme işi yapan göçmenler ile yerliler arasında yaşanan olaya dair bkz. Saydam, Kırım ve Kafkas Göçleri, s. 190.

736 Demirtaş, "Kırım ve Kafkasya Göçmenlerinin Sorunları", s. 37.

737 Karal, Osmanlı Tarihi, VII, s. 278. Ayrıca yaşanan bu tür olaylar üzerine Samsun'da asayişi sağlamak için bir süvari birliği oluşturulduğuna dair bkz. Mert Kalkan, "Rus-Kafkas Savaşı Sonrası Anadolu'ya Gelen Göçmenlerin Şehir Yaşantısına Etkisi", Geçmişten Günümüze Şehir ve Çocuk, (Ed.

Osman Köse), I, Samsun 2016, s. 365.

738 Pinson, "Çerkeslerin Rumeli'ne İskânı", s. 61.

739 Karal, Osmanlı Tarihi, VII, s. 277.

Göçmen sebepli olarak yaşanan bu sorunlar bazen dedikodudan ibaret de olabilmekteydi. Çerkez göçmenlerin, iskan edildikleri mahalde rahat durmayıp bölge ahalisine saldırdıkları ve sürekli taşkınlık çıkardıkları haberleri alınıyordu740. Üsküp'te yerleşen Çerkez göçmenlerinin, gönderildikleri mahalde Hristiyan ahaliye saldırılarda bulundukları yönünde rivayetler çıkmış ancak Vali Mustafa Bey, şimdiye kadar burada böyle bir çatışma yaşanmadığını rapor etmiştir741. Yine Vidin, Şumnu, Varna, Rusçuk, Tırnova, Köstence taraflarına iskan edilmek üzere göçmenlerin gönderileceği bilgisi duyulmuş ve yerli Bulgarlar arasında, göçmenler ile Bulgarların yer değiştireceği yönünde haberler yayılmış ancak böyle bir şeyin olmayacağı ve Bulgarların, mevcut yerlerinde rahatça yaşamaya devam edecekleri bildirilmiştir742.

Genellikle Çerkezlerin, bahsi geçen vukuatları işlediği de bilinmektedir.

Erzurum, Sivas ve Trabzon'da bulunan Çerkez göçmenlerinin, her gün silahlı olduğu halde sokaklarda dolaştığı ve bu günlerin birinde yerli ahaliden birkaç insanı öldürdükleri, mallarını gasp ettikleri görülür743. Aynı şekilde Uzunyayla bölgesinde Çerkezlerin, hayvan meselesi yüzünden Kırıntılı Aşireti'ne saldırdıkları ve pek çok kişiyi öldürdükleri bilinir744. Yine Uzunyayla'da Çerkez Altı Kesek kabilesi, Afşar aşiretine saldırmış ve aralarında altı aylık çocuklar ve kadınların da bulunduğu birçok kişiyi öldürmüştür. Netice itibariyle iki tarafın da öç alma isteği doğrultusunda sürekli birbirlerine saldırdıkları ve ağır sonuçlar yaşandığı bilinir. Bunun üzerine Sivas Mutasarrıfı Zeki Paşa, durumu düzeltmeye çalışmış ve iki taraf arasında barışı sağlamıştır745. Bir başka belgede Çorum'a yerleştirilen Çerkezlerin, buradaki yerli köylülerin evlerini ve topraklarını zapt ettikleri ve gelen şikayetler üzerine Sivas Valisinin, göçmenleri uyardığı görülmektedir746.

Yaşanan bu tür olaylar neticesinde Osmanlı Devleti, Çerkezler özelinde önlemler almaya çalışmıştır. Belirtildiği gibi Çerkez göçmenlerin çoğu silahlı şekilde dolaşmakta ve bu durum ise yerli ahaliye tedirginlik vermekteydi. Üstelik silahlı olan

740 Örneğin bkz. BOA, (A. MKT. UM), D:535, G:47, (24 Receb 1278/ 25 Ocak 1862); Takvim-i Vekayi, sayı:753, (15 Muharrem 1281/ 20 Haziran 1864).

741 Yaşanan bu olay için bkz. BOA, (A. MKT. UM), D:534, G:48, (1 Receb 1278/ 2 Ocak 1862);

Osmanlı Belgelerinde Kafkas Göçleri, II, s. 250.

742 Bkz. BOA, (A. MKT. UM), D:459, G:3, (20 Şaban 1277/ 3 Mart 1861); Osmanlı Belgelerinde Kafkas Göçleri, II, s. 232-233.

743 BOA, (A. MKT. MHM), D:428, G:78, (21 Cemaziyelahir 1285/ 9 Ekim 1868); Osmanlı Belgelerinde Kafkas Göçleri, II, s. 267-269.

744 Kalkan, "Göçmenlerin Şehir Yaşantısına Etkisi", s. 364.

745 Bahsi geçen olay için bkz. Karataş, "Afşar-Çerkes Çatışması", s. 530. Ayrıca barış görüşmeleri için bkz. Karataş, "Afşar-Çerkes Çatışması", s. 533-536.

746 Demirtaş, "Kırım ve Kafkasya Göçmenlerinin Sorunları", s. 35.

göçmenlerin genellikle bir vukuat çıkardıkları da görülmektedir. Dolayısıyla bu tür olaylara mani olmaya çalışan devlet, 29 Ekim 1861 tarihinde göçmenlerin silah taşımalarını yasaklamıştır747.

Göçmenlerin, iskan edilmelerinden sonra kendilerine tarla, öküz, zirai araç gereç verildiği bilinmektedir. Ancak çalışmanın giriş bölümünde de söylendiği gibi bu insanların çoğu, tarım faaliyetlerini bilmemekteydi. Dolayısıyla bu durumda bulunan insanların tarımla uğraşmasını beklemek de biraz yanlış olacaktır ki, nitekim bahsi geçen bazı grupların da yukarıda söylendiği gibi gasp, hırsızlık, yağma gibi girişimleri meslek haline getirdikleri görülür. Çerkezlerin, nizamı bozan bu tür davranışları karşısında Müslüman ya da gayrimüslim tüm ahali, göçmenlerle aralarına mesafe koyuyor ve bazıları onlardan nefret ediyordu748. Çerkezlerin, bu taşkınlık faaliyetlerini sona erdirmek isteyen Osmanlı Devleti, genellikle kabile reislerinden ya da Çerkezler arasındaki muteber kimselerden böyle şeylerin bir daha yaşanmamasına dair sözler alıyordu ve askeri müdahaleye gerek kalmıyordu749.

Bu çatışma ortamının karşılıklı yaşandığı ve iki tarafın da birbirine saldırılarda bulundukları söylenmişti. Dolayısıyla Çerkez göçmenlerin, sürekli baskın yaptıkları, mallarını gasp ettikleri ve canlarına kast ettikleri yerli ahali de aynı şekilde göçmenlere saldırıyordu. Kayseri'de Çerkezlerin, Kürtlere saldırıp birini öldürdükleri, mallarını ve hayvanlarını gasp ettikleri söylenmişti. Bu durum karşısında birleşen Kürtler, Çerkezlere saldırıp birkaçını öldürmüş ve 20 kadarını da yaralamışlardır750.

Aynı şekilde Uzunyayla adlı bölgeye iskan edilen Çerkezler, bu bölge artık bizimdir diyerek Afşar aşiretini bölgeden atmaya çalışmış ve sürekli aşiret üyelerine saldırılar düzenlemiştir. Yerlerinden ayrılmak istemeyen aşiret mensupları ise artık bu saldırılara tahammül edemeyerek 700-800 süvari ve birkaç yüz piyade ile Çerkezlerin üzerine saldırmışlar ve iki taraftan 10 kişi ölmüştür751. Diğer taraftan aşiret mensupları da, göçmenlerin bu bölgeden gitmeleri için sürekli baskınlar düzenleyip onların mallarını ve hayvanlarını çalarak bir yıldırma politikası dahi

747 BOA, (A. MKT. UM), D:511, G:22, (24 Rebiülahir 1278/ 29 Ekim 1861).

748 Kumpilova, "Circassian Exodus From The North Caucasus", s. 440.

749 Düzenli, Adapazarı ve Civarında Çerkes Muhacirlerin İskânı, s. 95-96; Kalkan, "Göçmenlerin Şehir Yaşantısına Etkisi", s. 365.

750 BOA, (A. MKT. UM), D:502, G:60, (25 Rebiülevvel 1278/ 30 Eylül 1861).

751 Yel, Gündüz, “Çarlık Rusyası‟nın Çerkesleri Sürgün Etmesi”, s. 967-968.

uygulamıştır752. Ancak müdahaleleri bir türlü bitmeyen Çerkezler karşısında bazı Afşar aşireti mensupları, bu bölgeden ayrılarak Maraş taraflarına yerleşmişlerdir753.

Bazı durumlarda Çerkezlerin, hiçbir vukuat yapmamalarına rağmen yerlilerin saldırılarına maruz kaldıkları da görülür. Ankara Eyaleti'nin Çorum Kazası'na gönderilen 48 hane Çerkez, iskanları sırasında yerli ahali tarafından müdahale ile karşılaşmıştır754. Bundan başka Kars Sancağı'na gönderilen Ali, Mahmud ve Musa Beylerin iskan edildikleri yerlerde kendilerine müdahalede bulunulmuştur755.

Osmanlı Devleti, yerlilerin bu tür müdahalelerine mani olmak için birtakım önlemler almaya çalışmıştır. Uzunyayla'da iskan edilmek üzere gönderilen ve burada yerleşmek üzere arazi keşfine çıkan Çerkezlere, Afşar aşiretinin herhangi bir müdahalede bulunmaması adına bölgeye asker sevkinin derhal yapılması emredilmiştir756. Ayrıca Osmanlı Devleti, bölgede meskun aşiretlerin ileri gelenlerine, iskan edilenlerin de Müslüman olduğunu ve Sultan'a sığındıklarını bildirerek çatışmaların durmasını sağlamaya çalışmıştır757.

Göçmenlerin, kalıcı iskan mahallerinde geçimlerini sağlamak için türlü işlerde çok düşük ücretlere çalıştıkları görülmektedir. Ancak bu durumda dahi göçmenler ile yerli ahali arasında başka olaylar vuku bulmuştur. 2 Şubat 1860 tarihli Ceride-i Havadis'te, İstanbul'da bulunan Çerkez göçmenlerin, durumlarının çok kötü olduğu ve geçimlerini sağlamak için bazılarının odun kesiciliği işiyle uğraştıkları belirtilir. Fakat rivayete göre bu göçmenlerin, odun kırmak için gittikleri bir evde, yalnız başına yaşayan bir kadının bulunduğu ve göçmenlerin, bu kadının evine girip kıymetli eşyalarını çaldıkları fakat kaçarken tesadüfen orada bulunan zaptiyeler tarafından yakalandıkları yazar. Ancak Zaptiye Müdürlüğü, böyle bir olayın

752 Karataş, "Afşar-Çerkes Çatışması", s. 526-527.

753 Yel, Gündüz, “Çarlık Rusyası‟nın Çerkesleri Sürgün Etmesi”, s. 967-968; Karataş, "Afşar-Çerkes Çatışması", s. 530. Çerkesler, Ortadoğu ve Arap topraklarında iskan olmasından sonra orada da sıkıntılar yaşamışlar ve Dürziler ve Arap aşiretleri ile de çatışmalar yaşamışlardır. Bkz. Jülide Akyüz Orat, Nebahat Oran Arslan, "Kafkaslardan Arap Topraklarına Kafkas Muhacirleri", 1864 Kafkas Tehciri: Kafkasya‟da Rus Kolonizasyonu, Savaş ve Sürgün, (Ed. Mehmet Hacısalihoğlu), İstanbul 2013, s. 488-493; Kızılkaya, Akay, "Suriye Vilayetine İskân", s. 146-149. Ayrıca Afşar-Çerkes çatışması hakkında daha detaylı bilgi için bkz. Karataş, "Afşar-Çerkes Çatışması", s. 525-536.

754 BOA, (A. MKT. NZD), D:353, G:44, (11 Zilkade 1277/ 21 Mayıs 1861).

755 BOA, (A. MKT. MHM), D:326, G:89, (16 Şevval 1281/ 14 Mart 1865).

756 Bkz. BOA, (A. MKT. UM), D:403, G:86, (7 Şevval 1276/ 28 Nisan 1860). Habur taraflarına yerleştirilen Çerkeslerin, aşiret üyelerinin saldırılarına maruz kalmamaları için bu bölgede bir de kışla inşa edilmiştir. Bkz. Saydam, Kırım ve Kafkas Göçleri, s. 190.

757 Özkiraz, Çetin, "Osmanlı Devleti'nin Göçmenlere Karşı Politik Tutumu", s. 16.

yaşanmadığını belirtmiştir. Dolayısıyla böyle bir iftiranın, göçmenlerin, işleri ucuza yapmalarından rahatsız olan yerli oduncular tarafından yapıldığı ortaya çıkmıştır758.

Çerkezler, belirli bir iskan siyaseti çerçevesinde devletin muhtelif yerlerine küçük gruplar halinde yerleştirilmiştir. Fakat gerek yolculuk esnasında gerekse geçici olarak bekledikleri kentlerde birçok olumsuz durumla karşılaşan Çerkezler, kalıcı iskan yerlerine nakledildikten sonra ise geçimlerini sağlamakta sıkıntı yaşamışlardır.

Bu sebepten çoğu göçmen, etrafındaki soydaşları ile birleşerek eşkıyalık yapmaya, yerli Türk ve Hristiyan ahalinin mallarını ve hayvanlarını gasp etmeye ve onları öldürmeye başlamışlardır. Ancak bir süre sonra Çerkezler, adeta bu davranışları meslek haline getirmişler ve yağma faaliyetlerini artırmışlardır. Bu durum karşısında yerli ahali de kimi zaman devlete şikayetlerde bulunmuşlar kimi zaman ise Çerkezlere aynı şekilde cevap vermişlerdir. Dolayısıyla iki taraf arasında zaman zaman şiddetli çatışmalar yaşanmıştır. Osmanlı Devleti ise yaşanan bu olayları sona erdirmek ve hem göçmenleri hem de tebaasını sakinleştirmek için birtakım tedbirler almış ve kısmen de olsa olaylar durulmuştur. Fakat yaşanan bu sıkıntıların tam anlamıyla bitmediği ve göçmenlerin, bu yeni kültüre, Türklere, iskan edildikleri coğrafyaya, dile uyum sağlamakta güçlük çektikleri görülür.

Belgede PDF dspace.bozok.edu.tr (sayfa 182-188)