3.4. Göçmenlere Yapılan Yardımlar
3.4.1. İngiltere'den Çerkezlere Peksimet Yardımı
Çerkez göçmenlerin, Osmanlı Devleti topraklarındaki durumu Avrupa kamuoyu başta olmak üzere kısmen de olsa dünyanın muhtelif yerlerinde de işlenmiştir. Fakat Çerkez meselesi ile ilgilenmekte olan Avrupa ve dünya basını, bu ilgiyi sadece gazetelerinde bir iki paragraf şeklinde okuyucularına sunmakla göstermiştir. Rus-Çerkez Savaşları'nın başından beri mücadeleye Çerkezler tarafından yaklaşan ve Çerkezleri destekleyen İngiltere dışında hiçbir ülke gerekli hamleyi atmamıştır. Kaldı ki, İngiltere'nin bu ilgisi de sadece Çerkezleri savaşa kışkırtmak ve sonucunda ise onlar için bir miktar peksimet göndermek olmuştur.
İngiltere'nin İstanbul elçisi Bulwer, Çerkez meselesi hususunda kendi hükümetini yardıma davet etmiş ve en azından Osmanlı Devleti'nin, Çerkezlere daha iyi imkanlar sunabilmesi adına İngiltere'nin, Bab-ı Ali'ye borç vermesini
683 Takvim-i Vekayi, sayı: 752, (7 Muharrem 1281/ 12 Haziran 1864).
684 Tasvir-i Efkar, sayı: 232, (21 Rebiülahir 1281/ 23 Eylül 1864); Takvim-i Vekayi, sayı: 755, (29 Muharrem 1281/ 4 Temmuz 1864).
685 Takvim-i Vekayi, sayı: 650, (3 Muharrem 1279/ 1 Temmuz 1862).
686 Bu tür yapılan yardımlar hakkında bkz. Saydam, Kırım ve Kafkas Göçleri, s. 176-180.
687 Rosser-Owen, The First 'Circassian Exodus' to the Ottoman Empire, s. 36.
önermiştir688. Ancak İngiliz hükümeti ise böyle bir durumda zaten sürekli dışarıya borçlanan Osmanlı Devleti'nin, aldığı borçları ödeyemeyeceğini düşünerek bu öneriyi kabul etmemiştir. Bab-ı Ali ise vergi gelirlerini teminat göstererek yüksek faizlerle yabancı bankerlerden borç para almaya devam ediyordu689. Nitekim bu doğrultuda Ali Paşa, 25 Mayıs 1864'te elçi Bulwer aracılığı ile İngiltere nezdinde girişimlerde bulunarak Kraliçe'den borç talep etmiş fakat bu olmaz ise en azından halen devam eden göçmen akınını yönetebilmek adına iki-üç İngiliz sefinesini bir süreliğine Karadeniz'e göndermelerini rica etmiştir. Ancak bu hamle de sonuçsuz kalmış ve İngiltere hükümeti, gemi göndermenin mümkün olmayacağını yalnız İngiliz bandıralı ticaret gemileriyle ücreti karşılığında Bab-ı Ali'nin anlaşabileceğini bildirmiştir. Nitekim zor durumda kalan Osmanlı hükümeti, para karşılığında gemi talebinde bulunmayı tercih etmiştir690.
Samsun'da bulunan Sağlık Kurulu'nda görevli bir İngiliz hekim, şehirdeki açlık sıkıntısından dert yanarak hükümetine, hiç olmazsa peksimet yardımında bulunmaları doğrultusunda çağrıda bulunmuştur691. İngiltere ise beş bin sterlin tutarındaki 300 kıyye peksimetin, Malta üzerinden İstanbul'a gönderileceğini ve bu tutarın İngiltere tarafından karşılanacağını ancak gemilerin ulaşım bedellerinin Bab-ı Ali tarafından ödenmesi gerektiğini belirtmiştir. Sekiz seferde gönderilen peksimetler, La Plata, Milan, Arcadia, Baltic, Breuda, Rhore, Egyptian ve Belçikalı Gustavo Pastör adlı gemilerle Haziran 1864 itibariyle Malta'dan yola çıkmış ve Ağustos 1864 başlarında İstanbul'a oradan da Türk gemileri ile Trabzon ve Samsun'a getirilerek göçmenlere dağıtılmıştır692. Toplam 4.960 çuval olan bu peksimetlerin ulaşım ücreti olan 664 sterlini ve çuval ücreti olan 620 sterlini önce İngiliz hükümeti
688 Papers Respecting The Settlement of Circassian Emigrants in Turkey, Sir H. Bulwer to Earl Russell, No: 7, Constantinople, (May 3, 1864), s. 4-5. Ayrıca bkz. Papers Respecting The Settlement of Circassian Emigrants in Turkey, Sir H. Bulwer to Earl Russell, No: 8, Constantinople, (May 11, 1864), s. 5; Papers Respecting The Settlement of Circassian Emigrants in Turkey, Earl Cowley to Earl Russell, No: 9, Paris, (May 19, 1864), s. 5; Rosser-Owen, The First 'Circassian Exodus' to the Ottoman Empire, s. 50.
689 Çiçek, "Talihsiz Çerkeslere İngiliz Peksimeti", s. 69-70.
690 Çiçek, "Talihsiz Çerkeslere İngiliz Peksimeti", s. 72-73.
691 Çiçek, "Talihsiz Çerkeslere İngiliz Peksimeti", s. 73.
692 Morning Post, (Monday, July 11, 1864/ 11 Temmuz 1864, Pazartesi). Ayrıca bkz. Takvim-i Vekayi, sayı: 755, (29 Muharrem 1281/ 14 Temmuz 1864); Takvim-i Vekayi, sayı: 757, (13 Safer 1281/ 18 Temmuz 1864); Yılmaz, "The Mission of Dr. Barozzi in Trabzon and Samsun", s. 35.
İngiltere'nin peksimet yardımı hakkında detaylı bilgi için bkz. Şaşmaz, "Immigration and Settlement of Circassians in the Ottoman Empire", s. 360-361.
ödemiş ardından bu parayı, Osmanlı sefaretinden tahsil etmesini istemiştir ancak belirtilmelidir ki, gelen bu bir parçacık yardım bile memnuniyetle karşılanmıştır693.
İngiltere'den gelen bu şok edici derecede küçük olan yardım için Vak'a-nüvis Ahmed Lûdfî Edendi, şunları söyler:
"O esnada peyderpey Memalik-i Mahrûsa'ya hicret etmekte olan Çerkes muhacirlerin iâneten Londra'dan üç yüz kıyye miktarı peksimet i'tasına karar verildiği Âlem-i İslamiyetçe memnuniyeti mucib oldu"694.
İngiliz basını da kamuoyunu ve hükümetini Çerkez göçmenler için yardıma çağırmaya devam etmekteydi. Bu yayın organları, her fırsatta göçmenlerin kötü durumlarından bahisle eğer gerekli yardım yapılmadığı takdirde daha vahim sonuçların ortaya çıkacağını belirtmekteydi695. Ancak yapılan bu çağrılar, hükümeti pek de etkileyememiş olmalı ki, sadece peksimet yardımı yapmaya karar vermiştir.
Ancak İngiliz halkı ve bazı önemli kişilerin girişimleri ile buralarda oluşturulan kampanyalar vasıtasıyla Çerkezlere yardım toplanmaya çalışılmıştır. Ayrıca Londra'da oluşturulan yardım komiteleri de düzenledikleri mitinglerde İngiliz halkını, desteğe çağırmıştır. Nitekim bu çağrılar neticesinde halk tarafından daha çok giysi, mintan, yastık, battaniye, yün yardımı yapılmış696; nakit olarak ise 1865 Mart'ına kadar sadece 2.067 sterlin toplanabilmiştir697.
693 Takvim-i Vekayi, sayı: 766, (18 Rebiülahir 1281/ 20 Eylül 1864); Çiçek, "Talihsiz Çerkeslere İngiliz Peksimeti", s. 74-75; Orat (vd), Kafkas Göçleri, s. 61; Yılmaz, "1864 Kafkas Göçü'nde Trabzon", s. 339.
694 Vak'a-nüvis Ahmed Lûdfî Edendi Tarihi, X, s. 123.
695 İngiltere'yi ve İngiliz milletini yardıma çağırma girişimleri için bkz. Rochdale Observer, (Saturday, August 20, 1864/ 20 Ağustos 1864, Cumartesi); Newcastle Journal, (Monday, June 6, 1864/ 6 Haziran 1864, Pazartesi); London Daily News, (Thursday, May 19, 1864/ 19 Mayıs 1864, Perşembe); Morning Post, (Thursday, July 14, 1864/ 14 Temmuz 1864, Perşembe).
696 Rochdale Observer, (Saturday, August 20, 1864/ 20 Ağustos 1864, Cumartesi); Rosser-Owen, The First 'Circassian Exodus' to the Ottoman Empire, s. 48.
697 Rosser-Owen, The First 'Circassian Exodus' to the Ottoman Empire, s. 48.
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
ÇERKEZ GÖÇMENLERİNİN OSMANLI TOPRAKLARINDA YAŞADIKLARI SORUNLAR
Çerkezlerin, Rusya'ya karşı giriştikleri istiklal mücadelesi ve ardından yaşanan göçler, bütün aşamaları ile gerek Osmanlı ve Rusya gerekse Avrupa ve Dünya kamuoyunda fazlasıyla ilgi çekmiş bir hadisedir. Çünkü birçok devlet, Çerkezlerin giriştikleri bağımsızlık mücadelesini ve yaşadıkları göç serüvenini, en ince ayrıntısına kadar halkına duyurmaya çalışmıştır. Kafkasya'daki bu mücadeleye en büyük ilgi İngiltere'den gelmiştir. İngiltere, özellikle 1830'lu yıllarda David Urquhart, Edmund Spencer, J. A. Longworth, James Bell gibi gezgin ve diplomatları aracılığıyla Çerkez ve Kafkasyalıların mücadelesi hakkında bilgiler toplamıştır698. Fakat önceki bölümlerde de sürekli zikredildiği gibi Çerkez meselesi ile yakından alakadar olan devletler, göç esnasında ve göç sonrasında konu yardıma gelince ilgisiz kalmayı yeğlemişlerdir. Sadece Londra ve Paris'te kurulan bazı cemiyetler ve az sayıda devlet adamı ve gazeteci, göçmenlere yardım toplamak için uğraşmıştır.
Osmanlı Devleti ise hem ahalisi hem de devlet adamları ile göçmenlerin iskanına ve sonrasında da rahat bir yaşam sürmelerine yardım etmişlerdir. Ancak Osmanlı Devleti'nin yapmış olduğu bütün bu yardımlara rağmen yine de çeşitli sıkıntılar yaşanmıştır.
Göçmenlerin iskanının hemen gerçekleştirilememiş olması, bu süreçteki en büyük sorundu. Geçici olarak Trabzon, Samsun, İstanbul, Varna gibi yerlerde daimi iskan mahallerine gönderilmeyi bekleyen Çerkez göçmenler, iklim koşulları, arazi temini, maddi sıkıntılar, idarecilerin tutumları ve sair sebepler nedeniyle uzunca bir süre bekliyorlardı. Dolayısıyla Çerkezlerin, Osmanlı Devleti'ndeki ilk durakları olan mahallerde aç ve açıkta olmaları, yaşanan sıkıntıların ilk ve en önemlisini oluşturmaktadır denilebilir. Netice itibariyle kötü koşullarda iskan edilmeyi bekleyen Çerkez göçmenlerin bir kısmı bu bölgelerde ya hastalanmış ya da hayatını kaybetmiştir. Fakat Osmanlı Devleti, bu durumun önüne geçebilmek ve göçmenlerin sıkıntılarını dindirebilmek adına birtakım önlemler almaya çalışmıştır. Göçmenlerin daimi iskan yerlerine nakilleri, havalar soğuk olduğu zamanlarda ertelenmekteydi.
Bu durumda komisyon, havalar ısınıncaya değin göçmenler için geçici yerler temin
698 Kumpilova, "Circassian Exodus From The North Caucasus", s. 429.
etmekte ya da onları, yerli ailelerin yanına bir süre misafir olarak vermekteydi699. Ancak göçmenlerin geçici olarak iskan edildikleri bu yerlerde barınma sorunları da ortaya çıkıyordu. Göçmenler, soğuk hava, yağmur ve hastalıklardan korunabilmek adına geçici iskan mahallerinde bulunan han, medrese, ahır, camii gibi büyük mekanlarda konaklıyorlardı. Dolayısıyla bu durumda yerli ahalinin günlük işleri de aksıyor ve netice itibariyle bahsi geçen bu bölgelerde üretim azlığı ve buna bağlı olarak hastalıkların yayılması gibi daha başka sıkıntılar ortaya çıkıyordu.
Öngörülenden fazla miktarda gelen göçmenler, henüz iskan işleri tamamlanamadığı için üretici durumda değillerdi ve hayatlarını kendi başlarına devam ettirebilmeleri de imkansızdı. Bu sebeple Osmanlı Devleti, gelen göçmenlere daimi iskan mahallerine yerleştirilseler bile belirli bir süre buğday, un, para yardımı yapmaya devam etmiştir. Ancak bu durumda da bazı komisyon görevlileri, göçmenler için toplanan yardımları kendi himayelerine geçiriyorlardı. Dolayısıyla halihazırda türlü sıkıntılarla uğraşan Çerkezler, kendileri için temin edilen yardımları da alamayınca sıkıntı yaşamaya devam ediyorlardı. Kaldı ki, Osmanlı Devleti'nin o dönemde içinde bulunduğu şartlar ve gelenlerin sayısı göz önünde bulundurulduğunda yapılan yardımların pek tatmin edici düzeyde olmadığı tahmin edilecektir. Netice itibariyle güçlükle temin edilen yardım paralarının ya da malzemelerinin sadece bir kısmının dağıtılıyor olması göçmenleri, memurlar hakkında şikayetçi olmaya itmiştir.
Göçmenlerin kendi aralarında bile rekabete girdikleri ve yapılan yardımları almak hususunda birbirine düştükleri bilinmektedir. Şöyle ki; göçmenlerin, kendileri için günlük olarak dağıtılan ekmek ve diğer gıdalardan daha fazla alabilmek için ölü olan akrabalarını dahi hayatta gösterdikleri zamanlar oluyordu. Bazı durumlarda dağıtım işleminin kabile reisleri tarafından yürütüldüğü ancak bunların dahi dağıtımda, soydaşlarına adaletsiz davrandıkları görülüyordu.
Gelen göçmenlerin farklı kültürel, sosyal, siyasal ve toplumsal bir yapıya sahip oldukları da göz önünde bulundurulması gereken hususlardandır. Çünkü göçmenler, Kafkasya'da yaşadıkları bölge ve toplum yapıları gereği kabile yaşantısı sürmekteydiler. Dolayısıyla Çerkezlerin, iskan edildikleri yerlerde devletin merkeziyetçi yapısına uyum sağlamaları pek kolay olmamıştır. Nitekim Osmanlı
699 Demirtaş, "Kırım ve Kafkasya Göçmenlerinin Sorunları", s. 31. Ayrıca bu konuda birkaç ciddi örnek için bkz. BOA, (A. MKT. UM), D:386, G:8, (24 Cemaziyelevvel 1276/ 19 Aralık 1859); BOA, (A. MKT. NZD), D:389, G:59, lef-2, (29 Cemaziyelahir 1278/ 1 Ocak 1862).
Devleti de göçmenlerin, ata yurtlarında olduğu gibi kabileler halinde yaşamasına mani olmak istemiş; muhacirin komisyonuna ve mahalli yetkililere, göçmenlerin karışık olarak yerleştirilmelerine dair emirlerde bulunmuştur700. Ancak tahmin edileceği gibi savaşçı ve isyankar bir ruha sahip olan Çerkezler, alışık oldukları yaşayış tarzından o kadar da kolay vazgeçmemişlerdir. Dolayısıyla Osmanlı Devleti'nin, izlemiş olduğu iskan siyaseti neticesinde birçok Çerkez göçmen, yerleştirilmiş oldukları mahallerde karışıklıklar çıkartmış ve asayişi bozan davranışlarda bulunmuştur701. Netice itibariyle yeni iskan yerlerine alışmakta güçlük çeken göçmen Çerkez kabileleri, yeni bölgenin iklim ve coğrafi yapısının Kafkasya'daki topraklarından çok farklı olması sebebiyle bir süre sonra ya ilk iskan yerlerine veya Kafkasya'daki topraklarına geri dönmeye çalışmışlardır702.
Çerkez göçmenlerin, iskan edildikleri bölgeleri beğenmemiş olmaları da önemli bir sorundu. Çerkezlerin, Osmanlı Devleti topraklarında yer alan bütün bölgelere yerleştirildiği arşiv belgelerinde görülmektedir. Bu durumda muhtelif yerlere iskan edilen göçmenler, her zaman yerleştirildikleri arazilerden memnun kalmıyorlar; o bölgenin havasının, suyunun, arazi yapısının ya da ikliminin kendilerine uygun olmadığını bildirerek başka bir yere nakledilmek istiyorlardı.
Genellikle akraba yanlarına yerleşmek isteyen Çerkezler, böylece ikinci defa olarak iskan ediliyorlardı. Dolayısıyla bu durumun, devleti ikinci bir nakil masrafının altına soktuğunu ve bu yeni masrafların da devletin bütçesini sarsmasının ne kadar doğal olduğunu söylemek gerekir. Buradan da gayet net olarak anlaşılmaktadır ki; Osmanlı Devleti, Çerkez göçmenlerini kabul ederken birinci sırada insani yardımı ve dindaşlarını zulümden kurtarmayı hesap etmiş ve onları rahat ettirmeye gayret göstermiştir.
Göçmenlerin Osmanlı Devleti topraklarında karşılaştıkları bir başka durum da yerli ahaliyle uyum sorunlarıdır. Göç edenlerin tamamı, ortak bir ad altında Çerkez kimliği etrafında birleştirilmesine rağmen her kabilenin farklı dilleri konuştukları bilinmektedir. Kendi aralarında dahi farklı lisanları konuşan Çerkez boyları, göç
700 Berber, "Kafkasya'dan Anadolu'ya Yapılan Göçler", s. 24.
701 İleride kapsamlı bir şekilde anlatılacak olan bu hususa dair birkaç örnek için bkz. BOA, (A. MKT.
UM), D:502, G:60, (25 Rebiülevvel 1278/ 30 Eylül 1861); Osmanlı Belgelerinde Kafkas Göçleri, II, s.
241-242; BOA, (A. MKT. UM), D:534, G:48, (1 Receb 1278/ 2 Ocak 1862); Osmanlı Belgelerinde Kafkas Göçleri, II, s. 250; BOA, (A. MKT. MHM), D:428, G:78, lef-1, (21 Cemaziyelahir 1285/ 9 Ekim 1868); Osmanlı Belgelerinde Kafkas Göçleri, II, s. 267-268.
702 Bkz. BOA, (A. MKT. MHM), D:193, G:58, (14 Safer 1277/ 1 Eylül 1860); Osmanlı Belgelerinde Kafkas Göçleri, II, s. 206-207. Ayrıca bkz. Özkiraz, Çetin, "Osmanlı Devleti'nin Göçmenlere Karşı Politik Tutumu", s. 16.
ettikleri yerlerde konuşulan dili bilmediklerinden bir iletişim sorunu ortaya çıkmıştır.
Ayrıca bu konuyla alakalı diğer bir husus ise kendilerine has gelenek, kanun ve kültürleri olan bu insanların yaşayış tarzları dahi Türklerden farklı idi; adalet anlayışları, kendi kanun ve ceza hükümleri, Osmanlı Devleti'nin yargı sistemine ters düştüğünden başka bir uyumsuzluk ortamı daha doğmuştur.
Şimdiye kadar zikredilen bu sorunlar, genel itibariyle göçmen sebepli olarak yorumlanabilir. Fakat sıkıntıların sadece göçmenlerin ya da ilgisiz memurların davranışlarından ötürü kaynaklandığı da söylenemez703. Çünkü Müslüman ya da gayrimüslim fark etmeksizin yerli Osmanlı ahalisinin büyük çoğunluğunun, Çerkezlere her türlü yardımı yaptıkları bir kısmının da göçmenleri kabul etmeyip kötü davrandıkları da olmuştur. Bilhassa Sivas Uzunyayla'daki yaylak alanları kendilerine tahsis edilen Afşar aşiretinin, diğer yerlerdeki çeşitli Kürt aşiretlerinin ya da Arapların, zaman zaman göçmenlere baskınlar yaptığı belgelerde zikredilmiştir704. Çerkezlerin, geçici iskan yerleri olan ilk toplandıkları şehirlerde yaşadıkları sıkıntılar, üçüncü bölümde kapsamlı bir şekilde anlatılmıştı. Dolayısıyla bu bölümde göçmenlerin, kalıcı iskan mahallerine gönderilmeleri ve sonrasında yaşanan hadiseler aktarılacaktır. Nitekim Çerkezlere dair bahsedilecek olan ilk durum, iskan işleri sırasında yaşananlar olacaktır.
4.1. İskan Sürecinde Yaşanan Problemler
Kafkasya'daki Rus işgalinden sonra peyderpey Osmanlı Devleti'ne göç eden Çerkez göçmenlerinin bu topraklarda yaşadıkları ilk sıkıntı, iskan işlerinin bir an evvel yapılamamış olmasıdır. Ancak burada Osmanlı Devleti'nin içinde bulunduğu durumu da göz önünde bulundurmak gerekir. Üçüncü bölümün başında detaylı bir şekilde bahsedilen ekonomik, idari ve askeri yapı Osmanlı Devleti'nin, göçmenleri direkt olarak gemilerden indikleri andan itibaren iskan edemeyeceğinin göstergesi olsa gerektir. Bu münasebetle denilebilir ki, gelen göçmenlerin iskan işlerinin uzaması kaçınılmazdır. Kaldı ki; Osmanlı Devleti, Çerkez göçmenlere lüks içerisinde bir hayat da vaat etmemiştir sadece Halifelik makamı, insani duygular ve Müslümanlık gereği bu insanlara yardım edilmesi düşünülmüş ve ilk olarak insani durum gözetilmiştir. Üstelik Rusya ile yapılan göçmen andlaşmasında Osmanlı
703 Karal, Osmanlı Tarihi, VII, s. 278.
704 Bu konuda bkz. BOA, (A. MKT. MHM), D:326, G:89, (16 Şevval 1281/ 14 Mart 1865); Osmanlı Belgelerinde Kafkas Göçleri, II, s. 261; BOA, (A. MKT. UM), D:502, G:60, 25 Rebiülevvel 1278/ 30 Eylül 1861).
Devleti'ne göç edecek nüfus, 40-50 bin olarak kararlaştırılmış ve Bab-ı Ali de gelmesi düşünülen bu kadar nüfusu rahatlıkla idare edebileceğini düşünmüştür705. Ancak göçler, aniden, düzensiz ve yoğun bir şekilde cereyan ettiği için ve Osmanlı Devleti de gerekli hazırlıkları yapmadığı için iskanlar gecikmiştir. Ayrıca gelen Çerkez göçmenlerinin durumlarının da pek iç açıcı olmadığı görülmektedir ki, bu da yardım etmenin gerekliliğini ortaya koyar. Bütün bu belirtilenler ışığında Osmanlı Devleti'nin mümkün mertebe gerekli olan bütün yardımları yapmaya çalıştığı ancak yeterli düzeyde olmadığı söylenebilir.
Göçmenler, hem bekledikleri seviyede yardım görmemelerinden hem de iskan memurlarının ilgisizliğinden dolayı bir nevi hayal kırıklığı yaşamışlardır. Bu sebeple Çerkezlerin bir kısmının, devleti veya yerli ahaliyi kendilerine dost olarak görmedikleri söylenebilir706. Çerkez göçmenlerin, iskan sırasında ya da iskandan sonra vardıkları bölgede yerli ahali ile sürtüşmeler yaşamaları ve bunların birçoğunun ölüm ya da yağma ile sonuçlanması, yukarıda bahsi geçen hoşnutsuzluk ortamını kanıtlar niteliktedir. Çünkü yaşanan Çerkez-yerli ahali çatışmasına birçok sefer Çerkezler sebep olmuştur. Dolayısıyla Osmanlı Devleti'nin elindeki imkanları doğrultusunda yapılması gereken her şeyi yapmasına ve bütün tedbirleri almasına rağmen yine de bunlar, yeterli seviyede olmadığından Çerkez göçmenlerinin içinde bulundukları kötü şartlar, devam etmiştir.