• Sonuç bulunamadı

L A T M OS H E R A K L E A ' SI (D Yazan Rüstem Duyuran İzmir Arkeologi Müzesi Müdürü

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "L A T M OS H E R A K L E A ' SI (D Yazan Rüstem Duyuran İzmir Arkeologi Müzesi Müdürü"

Copied!
4
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

L A T M O S H E R A K L E A ' S I (D

Yazan Rüstem Duyuran İzmir Arkeologi Müzesi Müdürü

Eskişehrin umumî görünüşü

Romantik bir tabiat ortasında kurulmuş olan bu eski şelırin ha-rabeleri. arkeologları olduğu kadar turistleri de ilgilendirecek bir değer taşımaktadırlar.

Aydın hattından Sökeye ayrılan trenle güneye doğru yoluna devam eden bir yolcu, bir az sonra karşısında, büyük Menderes nehrinin asırlar bo-yunca yığdığı millerle vücuda gelmiş olan dümdüz ovanın nihayetinde, ufku baştan başa kaplayan Beş parmak (Latmos) dağının eşsiz siluetini görür. Ko-yu gri renkli, vahşi ve seri manzaralı granit kitlele-rinden vücuda gelmiş olan bu haşmetli tabiat şahe-serinin güneyinde, ilk cağlarda Latmos Körfezi (Lat-mikos Kolpas) adını taşıyan işlek bir körfez ve bu körfezin doğu - kuzeyinde, Latmos'un güney etek-lerinde, çıplak kayalar üzerinde kurulmuş (Heraklea) şehri bulunmaktaydı. Bugün Latmos körfezinin

de-1 — İlk çağlarda irili ufaklı otuza yakın şehir ve ka-saba (Heraklea) adını taşıyordu. Bunları birbirinden ayırt etmek için ekseriya yakınlarındaki bir dağ, ırmak veya deniz ismi ile beraber anılırlardı. Heraklea adını taşıyan bu şehirlerden bazıları tarihe karışmış olup bugün yalnız harabeleri mevcuttur. Bazıları da, zamanla az çok d«ği-şikliğ.î uğramakla beraber, eski yerlerini ve adlarını bugüne kadar muhafaza etmişlerdir: Karadeniz Ereğlisi, Konya Ereğlisi ve Marmara Ereğlisi gibi..

nizle alâkası kesilmiştir. Ha:abelerin bulunduğu doğu kısmı denizden kilometrelerce uzakta kalın.'ş olan bir göl (Bafa gölü) halini almıştır (2).

Trenle Sökeye varan yolcu, atlı araba veya otomobille Menderes ovasmı baştan başa katederek Bafa gölünün kuzey - batısındaki şirin manzaralı, temiz ve bayındır (Serçiıı) köyüne gelir. Büyük Menderes nehri senenin her mevsiminde geçit ver-mediğinden bu yolculuğun suların çekildiği sonba-har aylarında yapılması ziyaretçiyi birçok üzüntü-den kurtarmış olur..

Serçin köyünden Heraklea harabelerinin bu-lunduğu küçük ve çok fakiı (Kapi kiri) köyüne ha-len motörlü veya yelkenli kayıklarla gidilmekte^ dir. Vakti müsait olan seyyah, hususî olarak

kira-2 — Konyalıların Maiandros dedikleri Büyük Mende-res nehrinin denize döküldüğü bu körfezin etrafında, ilk çağlarda, Pı-iene, Myus, Herakıea, Miletos gibi., birçok sahil şehirleri sıralanmıştı. Bu limanlar zamanla yavaş y a -vaş dolmuşlar ve denizden uzaklaşan şehirler inkiraz bul-muşlardır. Fazla tafsilât: R. Duyuran: Priene... Fikirler

(2)

layacağı bir yelkenli kayıkla sabah erkenden yola çıkmalıd:r. Bu suretle gölün üzerinde kurulmuş ci-lan bizans devrine ait manastır va klişeleri ziyaret ve tetkik etmek mümkün olur.

Gölün kuzey ve güney kıyıları arasında benze-rine az rastlanır bir ayrılık vardır: Güneyde, az meyilli ve türlü ağaçlarla kaplı yemyeşil sırtlar; kuzeyde, doğuya doğru kademe kademe yükselen derin ve sarp uçurumlarla birbirinden ayrılmış ko-yu kurşunî renkte yolsuz ve susuz kayalıklar. Uzak-tan bilhassa ay ışığı altında, türlü türlü acaip ve efsanevî şekiller a'zeden bu kayalıklar, ilk çağ in-sanlarının muhayyelelerini haklı olarak işletmele-rine sebep oldukları gibi (3) orta çağlarda da bir çok Bizans keşişlerine her türlü tecavüzden masun emin birer sığmak teşkil stmişlerdir. Bugün Herak-lea harabeleri civarında ancak çok usta rehberler

3 — Efsaneye göre, güzelliği dillere destan olmuş ve tanrılar tarafından kendisine, uyku içinde geçirmek şartiy-le, ebedî gnçlik ve hayat ihsan edilmiş olan (Endymion) adJaıdaki genç adam, Latmos dağındaki bir mağarada uyumakta idi. Ay tanrıçası (Selene) bu gence âşık oldu-ğundan her akşam Latmos dağına iniyor ve geceyi sev-gilisinin yenındn geçiriyordu..

delâletiyle ziyaret edilebilen kartal yuvasına müşa-bih bir çok manastır ve mağaralar mevcuttur. Bun-ların içinde bilhassa Stylos manastırındaki St. Paul mağarasının freksleri sanat tarihçileyıjin derin il-gilerini çekmektedir (4).

Heraklea şehri, bu vahşi ve romantik tabiat or-tasında, göle doğru uzayan oldukça dar bir yarım ada üzerinde kurulmuştur. Harabelerinin en önem-li kısrmlaı-ı, helenistik devir tahkimatına eşsiz bir misal teşkil edecek der:cede mükemmel bir şekil-de muhafaza edilmiş olan surlarıdır. Sahilşekil-den iti-baren beş yüz metre irtifaa kadar bir çok sarp uçu-rumlaı birbirine bağlaya bağlaya muntazam bir zen-cir halin yükselen surların ilk kuruluştaki uzun-lukları (6,5) Km. yi buluyordu. Duvarlar 65 kule ile tahkim edilmişti. Sonraları şehrin sahası biraz daha küçültülmüş ve smların uzunluğu (4,5) Km. ye indi'ilmiştir. Bu devre ait kule adedi (50) dir. Kuleler arasındaki duvarların genişliği 2,25 - 3,30 m. arasında tehalüfetm'kte olup yüksekliği azamî altı metre idi.

Duvarların inşa tarzlar:na gelince: Bunlar bir çok yerlerde doğrudan doğruya kayalar üzerine in-şa edilmiş olduklarından ayrıca temel atmağa ihti-yaç hasıl olmamış ve duvarların en alt tabakalarını teşkil eden bloklar kayalarda açılmış olan yatak-lara yerleştirilmiştir. Duvarla;; iç ve dış taraftan muntazam kesilmiş bloklarla örtülü olup iki blok arasındaki boşluk toprak ve taş parçaları ile doldu-rulmuştur. Blokların vasatî yüksekliği (0,55) kalın-lığı (0, 30 - 0.40), uzunlukları da (1 - 2,5 metredir. Duvarların "nşasmda kullanılan malzeme hemen ci-varda bulunan sert granit kayalarından temin edil-miş olduğundan hava tesirlerinden pek az mütees-sir olmakta ve aradan ikibin seneden fazla bir za-man 'geçmiş olmasına rağmen sanki dün işlenmiş intibaını vermektedir.

(3)

Agoranın güneyindeki galerinin alt katı

Hemen hem?.n tam olarak muhafaza edilmiş o-lan bir çok kulelerin tetkikinden anlaşıldığına göre bunlar, ekseriyetle iki katlı clup işaret kuleleri, müdafaa kuleleri gibi çeşitli ödevler için biribirin-den farklı plânlar dahilinde inşa edilmişlerdir. İn-şa tekniği yukarda bahsi geçen tekniğin aynıdır.

Herakleada da ilk çağların ileri ve bakımlı he-men her şehrinde görülen çeşitli tapmaklar, agoralar, tiyatrolar, jinmazlar, hamamlar, belediye daireleri, galeriler., gibi siyasî, ekonomik sosyal ve kültürel bir çok müesseseler mevcuttu. Bugün bunların az veya çok eyi bir şekilde muhafaza edilmiş olan ha-rabelerini insan büyük bir huşu ve hayranlık için-de tetkik ve temaşa etmektedir.

Şehirdeki binalar içinde en fazla ilgiyi çeken bina, şehrin koruyucusu Atena (Minerva) namına inşa edilmiş olan tap:nak1ır. Limana yakın bir te-peciğin üzerinde ve doğusundaki agoraya vesair binlara hâkim bir vaziyette kurulmuş olan bu ta-pınağın duvarları ta çatıya kada- muhafaza

edilmiş-tir.

Göl ve kulelere umumî bir bakış

Endymiena vakfedilmiş olan tapmak ta çok şayani dikkattir. Baedeker. bu tapmsktan kısaca bahsederken ön cephede döıt sütun bulunduğunu ya-zıyorsa da biz geçen seneki ziyaretimizde beş sütun tespit ettik. Cella kimsi da kayalar içine oyulmuş olup muntazam bir plar. arzetmemektedir.

Agorasının büyük kismı elân toprak altındadır. Yalnız güneydeki galerinin ilk iki katı çok eyi mu-hafaza edilmiştir. Teknik itibariyle Alindadaki ga-leriyi hatırlatıyor.

Tiyatrosunun gradenlerinden mühim bir kısm: yok olmuş. Sahne kısmı (skene) kısmen ayakta du-ruyor. Küçük ve fakat çek zarif elan (Halk meclisi) binası (Priene) nin meşhur Eklesiyasterion'una benzeyor. Hamamlar romen devrine ait.. Efesos ve-ya Miletos'taki büyük hamamlarla mukayese edil-meleri hemen imkânsız gibidir..

Ya ım adanın güney ucunda, eski liman kalesi-nin yerinde, orta zamanların müstahkem piskopos-Bir kulenin bugünkü hali

(4)

(Arena) tapınağının doğudan görünüşü, ön plânda Agora

luk şatosunun harabeleri görülüyor. Bu civarda ka-yala-a oyulmuş bir çok mezarlar tespit sttik.

Bu harabeler birinci umumî harpten evvel Mı-letos harabelerini kazan skspedisiyon azaları tara-fından tetkik edilmiş ve yaVüknıyorsam, bazı kazı-larda yapılmıştı. Ancak bugüne kadar şehrin sur-ları hakkında yayınlanmış çok değerli bir kitaptan başka bu hususta önsmli bu eser neşrediimemiştir. (5) Yabancı bilginlerin tapmaklar ve sair binalar üzerinde vaktiyle vapmıj oldukları incelemelerin yayınlanmasını beklemek, kanaatımızça, bundan soma büsbütün faydasız olacaktır. Bu sebeple He-raklea harabelerinin bir bütün halinde kendi uz-manlarımız tarafından ilmî esaslar içinde incelanme-le:i ve her bakımdan önemi pek büyük olan bu ar-keolojik merkezin dünya ilim ve sanat âlemine bir an evvel tanıtılması hakikaten temenniye şayandır.

5 — Sular hakkında: Th. Wiegand: Milet, B. III. H. 2: Die Befestigungen von Herakleia am Latmos, Berlin, 1922.

Bafa göiüne kuzeyden bir bakış ı

Referanslar

Benzer Belgeler

[r]

Bu asrın büyük üstadlarmdan ve ingiliz Emp- resyonistlerinin en iyisi olan müteveffa Wilson Ste- er, ve bugün Ingilterenin en meşhur ressamlarından biri olan Augustus

Bu suretle halk günü- müzün ileri kazino esasları içinde rahatça oturabilece- ği gibi diğer taraftan, şüphesiz orijinalitesi olan Türk salonunda d a ayrıca oturmak ve

Madde: 3 — Müteahhitlik vesikası iki kısımdır: A — Keşif veya tahmin bedeli (5000) liradan (10.000) li- raya kadar (dahil) olan işler için verilecek hususî vesika-

1937 yılında bir kasabanın harita işi ihale edil- miş ve o vıl içinde ikmal edilmiştir. 1945 yılında 17 ha- rita işi ihale olunmuş ve 3 adedi tamamlanmıştır. 1948

Tecrit binaları mevcut sari veya salgın hastalıklar için kullanıldığı gibi sarî hastalık memul edildiği ahvalde karantine için de kul- lanılırlar.. Güzel

Bu çal›flmad a , hipertansiyon tan›s›yla takip edilen kad›n olgular›n yafl gruplar›na göre hipertansiyon s›n›flamas›, yafl gruplar› ile lipit panelleri aras›n- daki

Kataraktl› hastalarda hümör aközde IgG de¤erleri bireyler aras›nda farkl›l›k göstermekle birlikte, ortalama IgG de¤erleri ile yafl, cinsiyet ve katarakt olgunlu¤u