Düşün, düşün Haftalık Düşünce Özgürlüğü Bülteni (Sayı 49/17, 15 Aralık 2017) Geçen hafta neler oldu?

Tam metin

(1)

Düşün, düşün…

Haftalık Düşünce Özgürlüğü Bülteni

(Sayı 49/17, 15 Aralık 2017)

Geçen hafta neler oldu?

*** Cumhurbaşkanı Erdoğan ABD'nin Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanımasına ilişkin kararı tanımadığını söyledi; "İsrail bir işgalci devlettir, İsrail bir terör devletidir"

dedi. İstanbul'da düzenlenen İslam İşbirliği Teşkilatı zirvesinin sonuç bildirgesinde Doğu Kudüs Filistin'in başkenti ilan edildi.

*** 10 Aralık İnsan Hakları Günü kapsamında düzenlenen bir etkinlikte konuşan Erdoğan kendi insan hakları tanımını yaptı. Erdoğan’a göre “saygıda kusur etmemek” ve

“sigara içmek suretiyle pasif vatandaşı darda bırakmamak” insan haklarıyla ilişkili (Ayrıntılar bültende…)

*** 10 Aralık İnsan Hakları Günü dolayısıyla ortak bir açıklama yapan TİHV ve İHD yaklaşık bir buçuk yıldır süren OHAL uygulamalarının insan hakları ihlallerinin asıl kaynağı olduğunu belirtilerek, derhal son verilmeli çağrısı yaptı. Açıklamanın tam metni için; https://goo.gl/uEyyqp

*** Uluslararası Gazetecileri Koruma Komitesi (CPJ), Türkiye’nin geçen yıl olduğu gibi bu yıl da "en fazla gazetecinin cezaevinde olduğu ülke" olduğunu açıkladı. (Ayrıntılar bültende…)

*** Die Welt gazetesi muhabiri Deniz Yücel, tutukluluğunun 300. gününü geride bıraktı.

200 sanatçı, yazar, gazeteci iddianamesi hala hazırlanmayan Yücel başta olmak üzere Türkiye’de siyasi nedenlerle tutuklu bulunan tüm gazeteciler için adil bir yargılama ve özgürlük talep etti.

*** Temmuz ayında Meclis İçtüzüğü’nde yapılan değişiklikler sonrası getirilen yaptırımların ilk uygulaması bütçe görüşmelerinde yaşandı. (Ayrıntılar bültende…)

*** Hükümet tutuklu HDP’li vekiller ve gazeteci Ahmet Şık’ın AİHM başvurularında savunmasını verdi; Ankara vekillerin tutuklanmasının “gerekli” olduğunu, Şık’ın ise gazetecilik nedeniyle yargılanmadığını öne sürdü. (Ayrıntılar bültende…)

*** DBP, 2014 yılındaki son yerel seçimlerde kazandığı 102 belediyeden 94’üne kayyum atandığını, bu süreçte tutuklanan 93 belediye eşbaşkanından 68’inin hâlâ cezaevinde olduğunu açıkladı.

*** ‘Darbe Girişimi Medya Davası’nın dördüncü duruşmasında savcılık tutuklu yargılanan Ahmet Altan, Mehmet Altan ve Nazlı Ilıcak’ın da arasında olduğu 6 sanık hakkında "Anayasayı ihlal" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep etti.

Duruşma 12 Şubat 2018’e ertelendi.

*** İçişleri Bakanlığı, CHP'li Ataşehir Belediye Başkanı Battal İlgezdi'yi “yolsuzluk”

iddiasıyla görevden uzaklaştırdı. CHP lideri Kılıçdaroğlu, yolsuzlukları aklayan, Rıza Sarraf’ı “hayırsever” iş insanı ilan eden AKP’nin CHP’yi korkutmaya çalıştığını söyledi;

yurttaşlara “seçilmiş belediye başkanlarına sahip çıkılması” çağrısı yaptı.

*** CHP, Erdoğan’ın yakınlarının yurtdışına para transferi yaptığı iddialarını kamuoyuyla paylaşan Kılıçdaroğlu’nu tehdit eden İçişleri Bakanı Süleyman Soylu

(2)

hakkında gensoru verdi. CHP, Soylu’nun tarafsızlık, hukuk içinde hareket etme ve yasalara uygun olarak yönetme sorumluluğunu taşımadığını öne sürdü.

*** Türkiye ekonomisi üçüncü çeyrekte yüzde 11,1 genişleyerek son altı yılın en hızlı büyümesini kaydetti. Büyüme rakamında darbe girişimi sonrası yaşanan daralmanın ve devlet teşviklerinin etken olduğu belirtilirken, uzmanlar iki konuyu öne çıkartıyor: TÜİK hesaplama yöntemini değiştirdi, rakamlar doğru veri olarak kabul edilemez; böyle bir büyümenin faturası enflasyon, cari açık ve vergi ve faiz artırımı olacak.

---

Erdoğan: “İnsan haklarını tanımlarken kendi

ölçülerimizi ihmal etmemeliyiz”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip

Erdoğan, AKP’nin ATO

Congresium’da düzenlediği Dünya İnsan Hakları Günü Programı’nda konuştu. İnsan haklarının batı ülkelerinin belirlediği standartlar ve onların ürünü olan kavramlar üzerinden tartışıldığını söyleyen Erdoğan bu konuda

“kendi ölçülerimizi ihmal etmemekle mükellefiz” dedi.

“İnsan haklarının zirvesi bizim medeniyetimizin ‘insan yaratılmışların en şereflisidir’

hükmüdür” diyen Erdoğan’a göre bunun üzerinde bir hak tanımı yapmaya uğraşmak anlamsız. Cumhurbaşkanı hak tanımı olmayan bir insan hakları kavramından bahsederken “Ana babanın evladı üzerindeki hakları, komşunun komşu üstündeki hakları, öğretmenin öğrencileri üzerindeki hakları… Çevreye zarar vermemek, gürültü yapmamak, kalp kırmamak, kötü söz söylememek, saygıda kusur etmemek… sigara içmek suretiyle pasif vatandaşı darda bırakmamak ve daha nice incelik var ki hepsi de insan haklarıyla ilişkilidir.” diye konuştu.

Erdoğan'a çağrı:

“Kavala'ya Özgürlük”

Edinburg Üniversitesi'nde müzik profesörü olan, besteci ve insan hakları aktivisti Prof. Nigel Osborn, dünyaca ünlü 10 sanatçı ve insan hakları savunucusunun Osman Kavala'nın serbest bırakılması için Cumhurbaşkanı Erdoğan’a hitaben yazdığı dilekçeyi ve dedesinden kalma 100 yıllık gümüş bir Kur'an'ı Türkiye'ye getirdi.

Osborne’nun getirdiği Kur’an’ın hikayesi şöyle; 1. Dünya Savaşı'nda, Osmanlı'ya karşı savaşmış dedesi James Osborne çölde ölmek üzere olan bir askere rastlamış. Askere su

(3)

Kur’anı vermiş. Osborne; “Dedemin torunu olarak, ondan 100 yıl sonra, başı dertte olan başka bir Türke destek olmak için geldim. Ama o başka tür bir savaşçı, bir “Barış Savaşçısı”, Osman Kavala. Çok yakından tanıdığımız bu değerli insan için adalet istiyoruz.

Bu kutsal emaneti de, hapisten çıktığı gün, halkının onurlu temsilcisi olarak ona teslim edeceğim.” diye konuştu.

Freemuse’den Ferhat Tunç’a için özgürlük çağrısı

Merkezi Danimarka'nın başkenti Kopenhag'daki Dünya Özgür Müzik Forumu (Freemuse), hakkında açılan davalarla yaklaşık 10 yıllık hapis cezasıyla karşı karşıya olan sanatçı Ferhat Tunç için özgürlük çağrısı yaptı, davaların düşürülmesi talebiyle bir imza kampanyası başlattı.

Tunç'un, barışçıl ifadeleri nedeniyle yargılandığına dikkat çeken Freemuse, açılan davaların “Türkiye makamlarının sanatçıları, kültür üreticilerini ve yayıncıları nasıl taciz ettiğinin, zulüm yaptığının, saldırdığının ve hapsetmeye devam ettiğinin kanıtıdır.” dedi.

Sanatçı, hakkında son olarak açılan iki ayrı davada sosyal medyada paylaşımları nedeniyle 'terör örgütü propagandası' ve 'Cumhurbaşkanı'na hakaret' suçlamalarıyla karşı karşıya. ‘Örgüt propagandası’ suçlamasıyla açılan davanın ilk duruşması 14 Aralık Perşembe günü İstanbul 36. Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü. Dava 23 Mart 2018’e ertelendi.

Tunç için başlatılan imza kampanyasına erişim için: https://goo.gl/jXPFvz

Hükümet tutuklu vekillerle ilgili

savunmasını AİHM’e gönderdi

AKP hükümeti, HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ve 11 milletvekilinin AİHM'e yaptığı başvuruda savunmasını gönderdi.

Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Dairesi Başkanlığı tarafından hazırlanan savunmada tutuklu milletvekillerinin Anayasa ve yasaları ihlal ettiği, devletin birliğini ve bütünlüğünü parçalamayı hedeflediği öne sürüldü. Ayrıca HDP’nin PKK yöneticileriyle aynı çizgide açıklamalar yaptığı iddia edildi, terör örgütlerine karşı mücadelede başarılı olunması için tutuklamaların “gerekli” ve

“uygun” olduğu savunuldu. Hükümet dokunulmazlıklarının kaldırılmasının muhalefeti engellemek için atılmış bir adım olduğu iddiasını ise kabul etmedi, bu konuda CHP ve MHP’nin lehte oy kullanmasını referans gösterdi.

(4)

Bu arada HDP’li vekiller hakkında hazırlanan fezlekelere yenileri ekleniyor. HDP Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş hakkında sosyal medya hesabında HDP'nin tutuklu milletvekillerinin fotoğrafını paylaştığı için 'terör örgütü propagandası yapmak'la suçlandı. HDP Diyarbakır Milletvekili Ziya Pir de, 13 Ekim 2016 tarihinde Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) il binası önünde yapılan oturma eylemi nedeniyle "Kamu düzenini bozmadan, herhangi bir slogan atmadan" merdivende oturarak, yasadışı gösteri düzenlemekle suçlandı.

HDP'li Baydemir'e

“Kürdistan” cezası

Temmuz ayında Meclis İçtüzüğü’nde yapılan değişiklikler sonrası getirilen yaptırımların ilk uygulaması bütçe görüşmelerinde yaşandı. Genel Kurul’da “Ben Kürt halkının bir evladı olarak, Kürdistan'dan gelen bir temsilciyim” diyen HDP Şanlıurfa Milletvekili Osman Baydemir’e 2 gün Genel Kurul'dan çıkarma cezası verildi. Baydemir zafer işareti yaparak salondan ayrılırken, olayı protesto eden HDP'li vekiller de bütçe görüşmelerini terk etti.

Ayrıca İçtüzüğe göre geçici çıkarma cezası verilen milletvekilinin bir aylık ödenek ve yolluğunun üçte ikisi de kesiliyor. Bu durumda Baydemir'e para cezası da verilecek ve ödeneğinden de yaklaşık 12 bin lira kesinti yapılacak.

CPJ: “Bu yıl da en fazla tutuklu gazeteci

Türkiye'de”

Uluslararası Gazetecileri Koruma Komitesi (ICPJ), Aralık 2017 itibariyla dünya çapında 262 gazetecinin hapiste olduğunu açıkladı, Türkiye geçen yıl olduğu gibi bu yıl da "en fazla gazetecinin cezaevinde olduğu ülke" oldu.

Komitenin raporuna göre Türkiye'deki tutuklu gazeteci sayısı geçen yıla göre 8 azalarak 73'e düştü. Oysa bianet'in Medya Gözlem Raporuna göre Ekim ayı itibariyle Türkiye'de 122 gazeteci cezaevinde. Türkiye Gazeteciler Sendikası’nın verilerine göre ise bu rakam 6 Aralık tarihi itibariyle 146.

CPJ, dünya çapında tutuklu konumdaki gazetecilerin yüzde 74'ünün "devlete karşı suçlardan", birçoğunun da "geniş kapsamlı ve belirsiz terör yasaları" nedeniyle cezaevinde tutulduğunu duyurdu. Komite, benzer nitelikli yasalarla, eleştirel gazeteciliğin bastırılmaya çalışıldığını belirtiyor. Raporun tam metni için:

https://goo.gl/Hr6UPk

(5)

AİHM’e ezber savunma:

“Ahmet Şık gazetecilik yüzünden tutuklu değil”

Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) Hükümeti, Cumhuriyet davası kapsamında 348 gündür tutuklu olan Cumhuriyet gazetesi muhabiri Ahmet Şık’ın Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) yaptığı başvuruya ilişkin savunma gönderdi.

‘PKK, DHKP/C ve FETÖ terör örgütlerinin propagandasını yapmakla’ suçlanan Şık’ın gazetecilik faaliyetlerinden tutuklanmadığını öne süren hükümet, gazetecinin yazıları ve sosyal medya paylaşımlarıyla “terörü öven” ve “şiddeti meşrulaştıran” fiillerde bulunduğunu ve bu şekilde kaos ortamı yaratmayı amaçladığını iddia etti. 11 aylık tutukluluğunun da makul olduğunu savunan hükümet, bu görüşüne, İtalya’da görülen bir mafya davasındaki tutukluluk süresini örnek gösterdi. Ayrıca savunmada gazetecinin propagandasını yapmakla suçlandığı FETÖ’yü anlatırken Şık’ın da mağduru olduğu OdaTV davası da örnek gösterildi. Halen FETÖ sanığı firarisi olan Ergenekon savcısı Zekeriya Öz de OdaTV davası kapsamında Şık’ın tutuklanmasını, o dönem de

“Gazetecilikten değil” diye savunmuştu.

1HaberVar’a soruşturma

668 No’lu Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapatılan televizyon ve radyo çalışanlarının bir araya gelerek oluşturduğu 1HaberVar Platformu hakkında

‘Basın yayın yoluyla PKK propagandası yapmak’ suçlamasıyla soruşturma başlatıldı.

Diyarbakır Cumhuriyet Savcılığı tarafından başlatılan soruşturma kapsamında 16 Nisan referandumundan bu yana 1habervar.com sitesinde yayınlanan onlarca program; basın açıklaması, miting ve çeşitli etkinliklere ait haberler soruşturma dosyasına delil olarak kondu. Platforma yöneltilen suçlamalar yayınlanan programlara konuk olan siyasi parti ve sivil toplum örgütü temsilcilerinin bölge kentlerinde yaşanan hak ihlalleri, cezaevlerindeki açlık grevleri ve siyaset dünyasındaki gelişmelerle güncel konularla ilgili yaptıkları değerlendirme ve yorumlara dayandırıldı.

(6)

Gazeteci Oğuz Güven hakkında

'Cumhurbaşkanına hakaret' davası

Cumhuriyet Gazetesinin internet sitesi Genel Yayın Yönetmeni Oğuz Güven hakkında 15 Şubat 2016 tarihinde yayınlanan “Liderlerin Doğası” başlıklı haber nedeniyle 'Cumhurbaşkanına hakaret' suçlamasıyla dava açıldı.

Davanın ilk duruşması 11 Nisan 2018’de Ankara 15. Asliye Ceza Mahkemesinde görülecek.

Öğrencisi Semih

Özakça'yı ziyaret eden akademisyene görevden uzaklaştırma

Sinop Üniversitesi, Yrd. Doç. Dr. İrfan Mukul’u, öğrencisi olan açlık grevindeki eğitimci Semih Özakça’yı Yüksel Caddesi’nde ziyaret ettiği için açılan idari soruşturma kapsamında görevinden uzaklaştırdı. Karara, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun soruşturma süresince görevden uzaklaştırılmayı düzenleyen 137. Maddesi ile 667 ve 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameler dayanak gösterildi. Mukul hakkındaki disiplin soruşturması dosyasında Mayıs ayında Özakça’yı ziyaret etmesinin yanı sıra “Altı yaşında çocukla evlenilebilir” şeklinde beyanları olan ilahiyatçı Nurettin Yıldız’ı protesto gösterisine katılması da yer aldı.

OHAL karşıtı mitinge OHAL engeli

DİSK, KESK, TMMOB ve TTB’nin düzenlemek istediği 'OHAL Değil Demokrasi Mitingi'ne İzmir Valiliği, OHAL'i gerekçe göstererek izin vermedi; mitingle ilgili afiş, pankart, el ilanı ve bildirileri de yasakladı.

Yasak kararını 2935 Sayılı Olağanüstü Hal Kanunu'nun 'm' bendi ve 2911 Toplantı ve Gösteri Yürüşleri Kanunu'nun 17. maddesine dayandıran Valilik, mitingin "Kamu düzenini, başkalarının hak ve özgürlüklerini bozacak olaylara sebebiyet verebileceğini”

öne sürdü.

(7)

AYM: “Habere erişim engeli istisnai olmalıdır”

Anayasa Mahkemesi (AYM), airporthaber.com'da yayınlanan bir yazıya getirilen erişim engeliyle ilgili başvuruda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin ifade özgürlüğüne yönelik kararlarıyla, anayasanın 26.

ve 28. maddelerine atıf yaparak yasağın kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasına hükmetti.

Airporthaber.com adlı internet haber portalının sahibi ve genel yayın yönetmeni Ali Kıdık, 2014 yılının Nisan ayı içinde Türk Hava Kurumu (THK) ile ilgili 5 ayrı yazı kaleme almış, zarara uğratılan kurumun borç içinde olduğu ve yüksek maaşlarla ‘tanıdıklar ve akrabalar’ın istihdam edildiği iddialarını gündeme taşımıştı. Ankara 5. Sulh Ceza Hakimliği, dönemin THK Başkanı’nın başvurusu üzerine ‘kişilik haklarının ihlali’

gerekçesiyle yazılara erişim engeli getirmişti. Kıdık’ın, Ankara 14. Asliye Mahkemesi’ne yaptığı itiraz başvuruları ise gerekçesiz kararla reddedilmişti.

Konu AYM’ye taşınırken, Yüksek Mahkeme, internet haberciliğinin -basının temel işlevini yerine getirdiği sürece- basın özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı, erişim engeli kararlarının ancak istisnai hallerde işletilmesi gerektiğinin altını çizdi. “Basının yerine geçip haber yapma şeklinin ne olacağını belirlemek yargı mercilerinin görevi değildir” diyen AYM, ifade özgürlüğünün haber ve fikirlerin içeriğinin yanısıra iletilme usulünü de koruduğunun gözeltilmesi gerektiğini belirtti.

AİHM’den 10 Yıl Sonra 1 Mayıs Kararı

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), 1 Mayıs 2007’de Taksim’de düzenlenmek istenen mitinge polisin saldırmasıyla ilgili başvuruyu sonuca bağladı; Türkiye, bir kez daha

‘örgütlenme özgürlüğünü ihlal etmek’ten mahkum oldu.

AİHM, kurum olarak DİSK’in yanı sıra konfederasyonun o dönemki başkanı Süleyman Çelebi ile Türk Tabipleri Birliği’nin o dönemki başkanı Gençay Gürsoy’un da arasında olduğu 8 başvurucuya ayrı ayrı 7 bin 500 Euro manevi tazminat ödenmesine karar verdi.

Yüksek Mahkeme, 1 Mayıs 2008’deki polis şiddetini de aynı gerekçeyle mahkum etmişti.

22 Nisan 2009’da ise 1 Mayıs'ın, ‘Emek ve Dayanışma Günü’ adıyla tatil olmasına ilişkin kanun tasarısı TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilmiş ve o yıl meydan işçilere açılmıştı.

2013’e gelindiğindeyse İstanbul Valiliği, Taksim’deki kutlamaları bir kez daha yasaklamıştı. Taksim meydanı, o tarihten beri 1 Mayıs’a yine “yasak”.

(8)

DÜŞÜNCE SUÇLARI MÜZESİ’NDE BU HAFTA

Gündemden uzak kalmayın

Düzenli olarak güncellenen müzemizden gündemi en eğlenceli biçimde takip edin.

OHAL

Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) OHAL ile birlikte görevden alınan belediye başkanlarına ilişkin bir rapor hazırladı. 2014 yılındaki yerel seçimlerde 102 belediye kazanan DBP’nin 94 belediyesine el konuldu. 204 belediye eşbaşkanından 93’ünün tutuklandı ve 68’i hâlâ cezaevinde.

Aralarında gazeteci, yazar, sanatçı, hak savunucusu ve yedi baro başkanı avukatın da olduğu 104 isim gazetelere verdikleri ilanlarla açlık grevindeki eğitimciler Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın işe iadesini talep etti.

Artvin Valiliği, Cerattepe’deki madencilik faaliyetlerine karşı yapılan eylemleri engellemek amacıyla bugüne kadar 15 defa birer aylık eylem yasağı kararı aldı.

İfade Özgürlüğü

Uluslararası Gazetecileri Koruma Komitesi (CPJ), Aralık 2017 itibariyle dünya çapında 262 gazetecinin hapiste olduğunu açıkladı, Türkiye geçen yıl olduğu gibi bu yıl da "en fazla gazetecinin cezaevinde olduğu ülke" oldu. Diğer yandan tutuklu gazeteci Ahmet Şık'ın AİHM başvurusuna savunma veren AKP hükümeti bildik nedeni tekrarladı "Ahmet Şık gazetecilikten tutuklu değil".

Geçtiğimiz haftaki duruşmalarda Zaman gazetesi davasında üç tutuklu sanık tahliye edilirken, ‘medya darbe girişimi’ davasında savcı tutuklu sanıklar için ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep etti.

(9)

DÜŞÜNCE SUÇU DURUŞMALARI

• Aralarında gazeteci-yazar Ahmet Altan, akademisyen Mehmet Altan ve Nazlı Ilıcak’ın da olduğu 17 sanıklı ‘15 Temmuz Darbe Girişimi Medya Davası’ 11 Aralık 2017 Pazartesi günü 26. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Savcı, Altan kardeşler ile Nazlı Ilıcak için ağırlaştırılmış müebbet hapis isteminde bulunarak tahliye taleplerini reddetti. Duruşma 12 Şubat'a ertelendi.

• Milletvekili olduğu dönemde Diyarbakır’da katıldığı etkinliklerden dolayı Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hakkında dava açılan Emek Partisi( EMEP) Genel Başkan Yardımcısı Levent Tüzel’in 14 Aralık'ta görülmesi beklenen ilk duruşması görülemedi. “Önceki gün gergin bir duruşma geçirdiğini"

söyleyen mahkeme başkanı, Tüzel’in 6 avukatını fazla bularak, savunma almadan avukat sınırlaması getirerek davayı 17 Mayıs 2018 tarihine erteledi.

• Ferhat Tunç’un ‘terör örgütü propagandası yapmak’ suçu ile yargılandığı dava 14 Aralık Perşembe günü İstanbul 36. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Tunç savunmasını yaptı. Mahkeme ise savcılığın talebi üzerine duruşmayı 27 Mart 2018'e erteledi.

• Hakkari’nin Yüksekova ilçesinde sokağa çıkma yasağı döneminde yaptığı haberler nedeniyle tutuklanan, KHK ile kapatılan Dicle Haber Ajansı’nın (DİHA) Yüksekova muhabiri Nedim Türfent hakkında ‘örgüt üyesi olmak’ ve ‘örgüt propagandası yapmak’ iddiasıyla 22 yıl 6 aya kadar hapis istemiyle açılan dava Hakkari 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 15 Aralık Cuma günü görüldü. Duruşma bülteni hazırladığımız sırada devam etmekteydi.

Gelecek Haftanın Duruşmaları

• Muhabir ve çevirmen Meşale Tolu'nun 15 kişi ile birlikte tutuklu, toplam 18 kişinin "terör örgütü üyeliği" suçlamasıyla yargılandığı davanın bir sonraki duruşması 18 Aralık'ta İstanbul 29. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülecek.

• ‘Bu Suça Ortak Olmayacağız’ adlı barış bildirisine imza atmaları sebebiyle ‘terör propagandası yapmak’ iddiasıyla yargılanan akademisyenlerin davası devam ediyor. İmzacı akademisyenlerin dosyaları birleştirme talebi reddedilmişti.

Duruşmalar 19, 21 ve 22 Aralık tarihlerinde İstanbuş 32., 33., 34. ve 36. Ağır Ceza Mahkemeleri'nde görülmeye devam edecek.

Şekil

Updating...

Referanslar

Updating...

Benzer konular :