Mesnevilerin edebiyat eğitiminde değer aktarım aracı olarak kullanılması

187  Download (0)

Tam metin

(1)

GAZİ ÜNİVERSİTESİ

EĞİTİM BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ

ORTAÖĞRETİM SOSYAL ALANLAR EĞİTİMİ BÖLÜMÜ

TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI EĞİTİMİ ANABİLİM DALI

MESNEVİLERİN EDEBİYAT EĞİTİMİNDE

DEĞER AKTARIM ARACI OLARAK

KULLANILMASI

YÜKSEK LİSANS TEZİ

Hazırlayan

Ahmet Özhan SUCU

ANKARA

MAYIS, 2012

(2)

T.C.

GAZİ ÜNİVERSİTESİ

EĞİTİM BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ

ORTAÖĞRETİM SOSYAL ALANLAR EĞİTİMİ BÖLÜMÜ

TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI EĞİTİMİ ANABİLİM DALI

MESNEVİLERİN EDEBİYAT EĞİTİMİNDE

DEĞER AKTARIM ARACI OLARAK

KULLANILMASI

YÜKSEK LİSANS TEZİ

Ahmet Özhan SUCU

TEZ DANIŞMANI

Prof. Dr Yaşar AYDEMİR

ANKARA

MAYIS, 2012

(3)

Ahmet Özhan SUCU ‘ın

MESNEVİLERİN EDEBİYAT EĞİTİMİNDEDEĞER AKTARIM ARACI OLARAK KULLANILMASI başlıklı tezi 14/06/2012 tarihinde, jürimiz tarafından Dalında Yüksek Lisans / Doktora / Sanatta Yeterlik Tezi olarak kabul edilmiştir.

Adı Soyadı İmza

Başkan: Prof. Dr. Cemal KURNAZ ... Üye (Tez Danışmanı): Prof. Dr. Yaşar AYDEMİR ... Üye: Yrd. Do. Dr. Asiye DEMİR ...

(4)

 

ÖN SÖZ  

Değerler, toplumların yüzlerce yıllık tarihi birikimlerinin, hislerinin, duygu ve düşüncelerinin sonucunda oluşmuş; fertlerin bireysel ve toplumsal hayatlarına yön veren inanışlar bütünüdür. Toplumlar sahip olduğu değerler vasıtasıyla ayakta kalır ve bu sayede geleceğe birlikte emin adımlarla yürürler.

Hızla değişen dünya sistemi ve iletişimin kolay ulaşılabilir olanakları sayesinde, dünyanın küçük bir köy halini alması, toplumların birbiriyle olan kaynaşmalarını artırırken; insanların duygu ve düşüncelerinde, sevgiyi dostluğu paylaşma hislerini, adalet vb. değerleri hızla kaybetmesine yol açmıştır.

Bugün sadece ülkemizin değil bütün insanlığın en çok muhtaç olduğu şey, insani değerlerin tekrar toplum hayatında etkin hale getirilmesidir. İnsanî değerlerin unutulması ve terk edilmesi insanlığı bunalımlara sürüklemiştir. Geçmişte insanî değerleri yaşayan ve yaşatan toplum ve devletler hem güçlü olmuşlar hem de insanlığın huzur ve mutluluğunu sağlamışlardır. İnsanların birbirlerine barışçıl bir yaklaşımla davranmaları, kişinin diğer insanları aldatmaması, kendine fiziki ve ruhsal açıdan zarar vermemesi sadece iyi bir değer eğitimi anlayışıyla gerçekleşebilir.

Okullarımızda değerlerin öğrencilere aktarılması ve benimsetilmesi için uygulanan ayrıca bir program ne yazık ki yoktur. Öğretim programlarımızda eğitimden kastedilenin daha çok pozitif bilimleri içermesi; öğrencileri tamamen mekanik ve tek yönlü bir şekilde geleceğe hazırlamaktadır. Bu da kişilerin iyi bir meslek sahibi olmak için durmak bilmeden çalışmalarına; fakat kişilik ve iyi davranışların oluşmasının ihmal edilmesine; sonuç olarak da toplumda ruhsal yönden birtakım problemlere sahip bireylerin ortaya çıkmasına sebep olmaktadır. Fakat bize göre eğitimin en önemli görevi toplumda kişilik noktasında kendini ispat etmiş, yurt ve dünya meselelerine duyarlı, ahlakî noktada zaafı olmayan bireyler yetiştirmektir. Bu da toplumda değer eğitiminin önemini bir kez daha ortaya çıkarmaktadır.

Türk Dili ve Edebiyatı dersi toplumsal değerlerin öğrencilere benimsetilmesi açısından önemli bir derstir. Çünkü edebiyatla ve dolaylı olarak edebi metinlerle tanışan öğrenci, özenle seçilecek metinler sayesinde olan ve olması gerekenle tanışacak ve bu sayede güzel olan ve iyi olması gereken şeyleri bilinçaltına kazıyabilecektir. Birey,

(5)

 

edebi metinlerin okuyana kattığı yaşamsal deneyimlerle, kendini analiz etme fırsatı bulacaktır.

Edebiyatın içinde bir tür olan mesnevilerin genel olarak yapısına bakıldığında bireylere değer eğitimi vermede çok önemli bir yerinin olduğu açıktır. Kimi mesneviler, dönemlerinde halkı eğitmek halka birtakım güzel düşünceleri benimsetmek gibi birtakım görevlerle kaleme alınmış ve yazıldıkları dönemde adeta birer kişilik okulu gibi görev yapmışlardır. Biz de günümüz eğitim sisteminde mesnevileri değer eğitimi vermede nasıl daha etkin kullanabiliriz, bunu araştırmaya çalıştık.

Tezimizin birinci bölümünde değer eğitimiyle ilgili genel bilgiler verilmiş, edebiyatta değer eğitiminin önemi üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde araştırmanın kuramsal temelinde yer alan değer kavramı ve değer eğitiminden bahsedilmiş, ahlakî ve estetik değerlerin edebiyat eğitimi ile ilişkisi belirlenmiştir. Üçüncü bölümde araştırmanın yöntemi belirlenmiştir. Dördüncü bölümde mesnevilerde bulunan ahlaki ve estetik değerler tespit edilmiş ve son olarak beşinci bölümde ise edebiyat eğitiminden beklenen kazanımlar ile mesnevilerde geçen değer kazanımlarının ortak noktalardan söz edilmiştir. Mesneviler seçilirken 14. Yy’da yazılmış olan ve döneminde belirli yönleri bakımından öne çıkmış dört mesnevi tercih edilmiştir. Bunlar: Dinî ve didaktik unsur barındırdığı için Âşık Paşa’nın “Garipname” adlı mesnevisi, bir aşk macerasını içerdiği için Hoca Mesud’un “Süheyl ü Nev-baharı”, alegorik bir eser olup bazı tasavvufi ıstılahları barındırması açısından Gülşehrî’nin “Mantık’ut-tayr” ı ve son olarak İskender’in efsaneleşmiş yaşamı yanında din, tasavvuf, tıp, siyaset vb. konuların işlendiği, daha çok öğretici yanı ağır basan Ahmedî’nin İskendername adlı mesnevisidir.

Hayatım boyunca benden maddi manevi desteklerini bir an için bile esirgemeyen, daima arkamda olmalarıyla güven duyduğum aziz babam ve kıymetli anneme, tüm sıkıntılarıma rağmen, sabır ve özverisiyle, yüzündeki tebessümü hiç kaybetmeyen sevgili eşime, son olarak da tezimin son aşamasına kadar bilgi ve birikimlerini aktarmaktan yorulmayan, kıymetli zamanını ve yakın ilgisini esirgemeyen saygıdeğer hocam Prof. Dr. Yaşar AYDEMİR’e teşekkürü bir borç bilirim.

Ahmet Özhan SUCU Ankara, 2012

(6)

ÖZET

MESNEVİLERİN EDEBİYAT EĞİTİMİNDE DEĞER AKTARIM ARACI OLARAK KULLANILMASI

SUCU, Ahmet Özhan

Ortaöğretim Sosyal Alanlar Ana Bilim Dalı

Yüksek Lisans Türk Dili Ve Edebiyatı Eğitimi Bilim Dalı Tez Danışmanı: Prof.Dr.Yaşar AYDEMİR

Mayıs-2012, 180 sayfa  

Bu çalışmada, Türk edebiyatının önemli kaynaklarından sayılan mesnevilerdeki temel değerler “ahlakî ve estetik” değerler başlığı altında tespit edilmiştir. Tespit edilen bu değerlerin Milli eğitim müfredatında kazandırılması hedeflenen insani değerlerle olan ilişkisi incelenmiştir. Bununla birlikte sanat eğitimi, estetik eğitimi, edebiyat eğitiminin tanımı, edebiyat eğitiminin önemine değinilmiş; mesnevilerdeki genel ahlaki, estetik değerler bulunup, bu değerlerle edebiyat eğitiminde hedeflenen kazanımlar karşılaştırılmıştır.

Araştırmanın ilk bölümünde; problem durumuna bağlı olarak araştırmanın amacı, önemi, sınırlılıkları, varsayımlar, tanımlar belirlenmiş ve ilgili araştırmalara yer verilmiştir. Kuramsal temelde, değer kavramı, tanımı, özellikleri, sınıflandırılması, işlevleri ve öğretimi; edebiyat eğitiminde metinlerle değer aktarımı; Millî eğitimin, öğretim programlarının ve ortaöğretimin genel amaçlarında değerlerin yeri belirtilmiştir.

Araştırmada, betimsel araştırma yöntemlerinden genel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini 14. yy mesnevileri; araştırmanın örneklemini ise 14.yy da farklı türden oluşturulmuş mesnevilerden seçtiğimiz anlatılar oluşturmuştur. Mesnevilerde işlenen değerler ayrı ayrı belirlendikten sonra, tespit edilen bu değerler ayrı başlıklar halinde değerlendirilip yorumlanmıştır. Elde edilen değerlerin, Milli eğitim kazanımlarına uygun olarak mesneviler yoluyla aktarılabileceği tespit edilmiştir.

(7)

 

Bulgularda; mesnevilerde doğruluk, adalet, alçakgönüllü olma, iyilik, sabır, vefa vb. değerlerin öne çıktığı gözlemlenmiş; bu değerlerin milli eğitim müfredatında: “ Türk milletinin millî, manevî ve kültürel değerlerini benimseyen…” maddelerinde geçen Türk milletine ait değerleri benimsetme gibi amaçlarının, mesnevilerin içinde yer alan değerlerle örtüştüğü tespit edilerek bu değerlerin mesneviler yoluyla öğretilebileceği kanaatine varılmıştır.

(8)

ABSTRACT

USING OF MESNEVIS AS A MEANS OF VALUE TRANSFERRING IN LITERATURE EDUCATION

SUCU, Ahmet Özhan

Master’s Thesis, Turkish Language and Literature Education Department Thesis Adrisor: Prof.Dr.Yaşar AYDEMİR

May- 2012, 180 pages

In this study, regarded as one of the important sources of Turkish literature, the main values in mesnevis are found under the titles of Moral and esthetic values. The relation between the mentioned values and the humanitarian values aimed to be acquired in the National Education curriculum are examined. With this art education, esthetics education, the definition of literature education, the importance of literature education is touched upon; the moral and esthetic vaules are found and compared to the attainments aimed with literature education.

In the first part of the research; according to the problem the the aim, importance, constraints, assumptionsand the definitions of the research is identified and relative research are included. . On theoretical basis, the concept, definition, properties, classification, function, and the teaching of value; value transfer with texts in literature education; National education, curriculum and the place of values in the general aims of secondary education is stated.

From the descriptive research techniques, the general scanning model is used in the research. The 14th century mesnevis constituted the universe of the research and the chosen narratives from the different types of mesnevis created in the 14th century constituted the sample of the research. After finding the values processed individually in the mesnevis, he found values are evaluated under different under separate headings and then interpreted. The values obtained are found to be transferred via mesnevis according to the gainings of National Education.

(9)

 

In the findings, the values of righteousness, justice, modesty, goodness, patience, loyalty, etc. are found to shine out in mesnevis; by finding these corresponding values between National Education curriculum or the value acquisition aimed in the general goals of Secondary Education Turkish Language and Literature and the acquisition inside the mesnevis, it has been come to conclusion that these values can be taught via mesnevis.

(10)

İÇİNDEKİLER  

JÜRİ ÜYELERİNİN İMZA SAYFASI ... III    ÖN SÖZ ... IV    ÖZET ... VI  ABSTRACT ... VIII    I.BÖLÜM ... 1  GİRİŞ ... 1  1.1. PROBLEM DURUMU ... 1  1.1.1. Alt Problemler ... 2  1.2. TEZİN KONUSU ... 2  1.3. TEZİN AMACI ... 2  1.4. ARAŞTIRMANIN ÖNEMİ ... 4  1.5. VARSAYIMLAR ... 6  1.6. İLGİLİ ARAŞTIRMALAR ... 6  1.7. KAPSAM VE SINIRLILIKLAR ... 8 

1.8. ARAŞTIRMADA KULLANILACAK TEMEL KAVRAMLAR ... 9 

Ahlak: ... 9  Ahlaki Yargı: ... 9  Estetik: ... 9  Estetik Değer ... 10  Sanat: ... 10  Değer: ... 10 

Değerler Eğitimi Programı: ... 10 

  II. BÖLÜM ... 11 

KURAMSAL TEMEL ... 11 

2.1 DEĞERLER ... 11 

(11)

 

2.1.2 Değer Özellikleri ... 15 

2.1.3 Değerlerin Sınıflandırılması ... 16 

2.1.3.1. Rokeach Değer Sınıflaması ... 18 

Tablo 2.1. Rokeach Değer sınıflaması ... 18 

2.1.3.2 Schwartz Değer Sınıflaması ... 19 

2.1.3.3 Spranger Değer Sınıflaması ... 20 

2.1.4 Estetik Değer: ... 22 

2.1.4.1. Estetiğin Sanatla İlişkisi ... 23 

2.1.4.2.Estetiğin Eğitimle İlişkisi ... 25 

2.1.4.3 Estetik ve Şiir ... 26 

2.1.5. Ahlakî Değerler ... 28 

2.1.6. Değerlerin İşlevleri ... 31 

2.2 DEĞER EĞİTİMİ ... 35 

2.2.1 Milli Eğitim Müfredatında Değer Eğitimi ... 35 

2.2.2 Ortaöğretim Türk Dili Ve Edebiyatı Programında Değer Eğitimi ... 37 

2.2.3 Diğer Öğretim Programlarında Değer Eğitimi ... 39 

2.3 EDEBİYAT EĞİTİMİ VE DEĞER EĞİTİMİ ... 41 

2.3.1 Dil ve Eğitim ... 41 

2.3.2 Edebiyat ve Değer Eğitimi ... 42 

2.3.3 Değer Eğitiminde Edebi Metinlerin Önemi ... 44 

  III. BÖLÜM ... 47  3. ARAŞTIRMANIN YÖNTEMİ ... 47  3.1. ARAŞTIRMANIN MODELİ: ... 47  3.2. EVREN VE ÖRNEKLEM: ... 47  3.3. VERİLERİN TOPLANMASI: ... 47  3.4. VERİLERİN ANALİZİ: ... 47    IV. BÖLÜM ... 48  BULGULAR VE YORUM ... 48 

4.1. MESNEVİLERDE GEÇEN AHLAKİ DEĞERLERLE İLGİLİ BULGULAR ... 48 

4.1.1 Adil Olma Değeri İle İlgili Bulgular ... 48 

4.1.2.Büyük Sözü Dinlemek İle İlgili Bulgular ... 51 

(12)

 

4.1.5.Cimri Olmamak Değeri İle İlgili Bulgular ... 57 

4.1.6. Doğruluk Değeri İle İlgili Bulgular ... 60 

4.1.7. Dünyaya Bağlanmamak İle İlgili Bulgular ... 65 

4.1.8. Edepli Olmak Değeri İle İlgili Bulgular ... 68 

4.1.9. Fedakârlık Değeri İle İlgili Bulgular ... 71 

4.1.10.Gıybet Etmemek Değeri İle İlgili Bulgular ... 73 

4.1.11. Hased (Kıskançlık) Değeri ile İlgili Bulgular ... 76 

4.1.12. Hırslı Olmamak İle İlgili Bulgular ... 78 

4.1.13. Hilm (Yumuşak Huyluluk) Değeri İle İlgili Bulgular ... 81 

4.1.14 İlim Ve İlmin Önemi Değeri İle İlgili Bulgular ... 84 

4.1.15. İyilik Değeri İle İlgili Bulgular ... 89 

4.1.16. Kanaatkârlık Değeri İle İlgili Bulgular ... 93 

4.1.17. Kibir İle İlgili Bulgular ... 95 

4.1.18. Komşuluk Hakkı İle İlgili Bulgular ... 98 

4.1.19. Kötü Alışkanlıklar İle İlgili Bulgular ... 100 

4.1.20. Kötü Arkadaş Edinmeme Değeri İle İlgili Bulgular ... 101 

4.1.21. Onursuzluk Değeri İle İlgili Bulgular ... 103 

4.1.22. Övünmemek Değeri İle İlgili Bulgular ... 104 

4.1.23. Riyakâr Olmama Değeri İle İlgili Bulgular ... 105 

4.1.24. Sabırlı Olma Değeri İle İlgili Bulgular ... 106 

4.1.25. Sözünde Durmak Değeri İle İlgili Bulgular ... 108 

4.1.26. Şehvetin Esiri Olmamak Değeri İle İlgili Bulgular ... 109 

4.1.27. Vefalı Olmak Değeri İle İlgili Bulgular ... 112 

4.1.28. Yalan Söylememek Değeri İle İlgili Bulgular ... 114 

4.1.29. Yardımsever Olmak Değeri İle İlgili Bulgular ... 117 

Mesnevilerde Bulunan Ahlaki Değerlere Ait Genel Değerlendirme ... 119 

4.2. MESNEVİLERDE GEÇEN ESTETİK DEĞERLER İLE İLGİLİ BULGULAR ... 123 

4.2.1. Ses Tekrarları ... 123 

4.2.2. Söz Tekrarları ... 128 

4.2.2.1. Cinas İle İlgili Bulgular ... 128 

4.2.2.1.1. Tam cinas: ... 129 

4.2.2.1.2. Ayrık cinas: ... 130 

4.2.2.2. İştikak İle İlgili Bulgular ... 135 

(13)

 

4.2.2.4. Akis İle İlgili Bulgular ... 141 

4.2.2.5. Tarsi İle İlgili Bulgular ... 143 

4.2.2.6. Tekrir İle İlgili Bulgular ... 145 

4.2.2.6.1. Birli Söz Tekrarları ... 146 

4.2.2.6.2. İkilemeler İle İlgili Bulgular ... 152 

4.2.2.6.3. İkili Söz Tekrarları ... 155 

4.2.2.6.4.Üçlü Söz Tekrarları ... 157 

Mesnevilerde Bulunan Estetik Değerlere Ait Genel Değerlendirme ... 159 

  V. BÖLÜM ... 161  5. SONUÇ VE ÖNERİLER ... 161  5.1 SONUÇ ... 161  5.2. Öneriler ... 166    KAYNAKÇA ... 169  TABLOLAR LİSTESİ Tablo 1. Amaç ve araçlara göre değerlerin sınıflandırılması ... 32

Tablo 2. Gruplara göre değerlerin sınıflandırılması ... 33

(14)

I. BÖLÜM

GİRİŞ

1.1. PROBLEM DURUMU

Toplumumuzda değer aktarımının başladığı ilk yer aile ve yakın çevredir. Değerlerin okullarda eğitimi ise öğretim programları doğrultusunda gerçekleştirilir. Ancak her öğretim programında değerlerin öğretimi konusu aynı oranda işlenmemiş ya da kısmen işlenmiştir.

Müfredatta, edebiyat eğitiminden öğrencilerin sanat zevk ve anlayışlarını geliştirmek, dille gerçekleştirilen sanatın etkinliklerini anlayabilecek zevk ve bilgi birikimini kazandırmak, zamanın akışına paralel olarak -en eski dönemden bugüne- Türk yaşam tarzını, düşüncesini, dil zevkini ve kültür hayatına özgü gelişmeleri edebî metinler çevresinde değerlendirmek vb. kazanımlar beklenir. Değişik edebi metin örneklerinde buna ulaşılmaya çalışılır. Bu çalışmada da edebiyat eğitiminde hedeflenen kazanımlar mesnevilerle nasıl verilebilir? sorusuna cevap aranmıştır.

Mevcut müfredatta edebiyat eğitiminden genel olarak:“Anayasada milli ve manevi değerlerine sahip, hoşgörülü, yurt ve dünya meseleleri karşısında düşünce üretebilen, örf adetlerimize bağlı bireyler yetiştirilmesine ek olarak, öğrencilerin okuma yoluyla iyiye ve güzele yönelmesi, kendine güven duyması, iyi alışkanlıklar edinmesi, millî, ahlakî, insanî değerleri tanıması ve tanıtması, milli birlik ve beraberlik ile dayanışma duygularının gelişmesi, kendine saygı edindirmesi, muhatabını sevme ve muhatabına saygı duyması, kişi hak ve hürriyetlerine saygı duyması, estetik bir değerler sistemine sahip olması” vb. kazanımlar beklenir ve farklı edebi metin örnekleriyle buna ulaşılmaya çalışılır. “Edebiyat eğitiminden beklenen hedeflere ulaşmada mesnevilerden ne ölçüde yararlanılabilir?” sorusu tezimizin problemini oluşturmaktadır.

(15)

 

1.1.1. Alt Problemler

1. Müfredatta edebiyat eğitiminde hedeflenen kazanımlar nelerdir? 2. Milli Eğitim müfredatına göre insan eğitimi hangi değerlerle yapılır? 3. Mevcut ders kitaplarında kazanımlar açısından mesneviler ne ölçüde kullanılmıştır? Kullanılan metinlerin niteliği nedir?

4. Mesnevilere göre insan eğitiminde kullanılan değerler nelerdir?

5. Hedeflenen kazanımların icrasında mesnevilerden ne ölçüde yararlanılabilir?

6. Mesnevilerde değer aktarımı nasıl verilmektedir?

1.2. TEZİN KONUSU

Bu araştırmanın konusu, mesnevilerde geçen eğitim unsur ve değerlerinin günümüz eğitim sistemiyle mukayesesi ve bu değerlerden yararlanılması suretiyle ortak bir estetik, ahlakî eğitim modeli belirlemektir.

1.3. TEZİN AMACI

Türk dili ve edebiyatı eğitiminin genel amaçlarında temel amacında, anayasada milli ve manevi değerlerine sahip, hoşgörülü, yurt ve dünya meseleleri karşısında düşünce üretebilen, eleştiri yapabilen vatandaşlar yetiştirmek hedeflenir. Bu değer ve davranışları kazandırabilmek için sözlü ve yazılı olarak metin tahlili ve yeni metinler meydana getirme faaliyetlerinin yanısıra, kültürümüzün inanç, bilgi ve zevk inceliklerine ait bilgi ve birikimi tanıtıp benimsetmek hedeflenir. Seçilen metinler

(16)

 

yoluyla milli kültürümüz örf ve âdetlerimiz, milli menfaatlerimiz ve estetik kaygı ve duyarlılıklarımız belirlenmeye çalışılır.

Öğrencinin okuma yoluyla iyiye ve güzele yönelmesi, yaşama sevinciyle güçlenmesi, kendine güven duyması ve iyi alışkanlıklar edinmesi sağlanır.

Çalışmamızda mesnevilerin, milli ve manevi değerlere sahip, estetik değerlere önem veren hoşgörülü bireyler yetiştirme konusundaki katkısı belirlenmeye çalışılacaktır.

Burada örf, adet ve estetik değerlerimizin temeli tespit edilip, mesnevilerde örf, âdet ve estetik değerlerin nasıl ve ne şekilde işlendiği bulunacaktır.

Dilin inceliklerine sâhip olmanın toplumu etkilemedeki yeri öğrencilerin sanat zevk ve anlayışlarını geliştirmek, dille gerçekleştirilen sanatın etkinliklerini anlayabilecek zevk ve bilgi birikimini kazandırmak, zamanın akışına paralel olarak -en eski dönemden bugüne Türk yaşama tarzını, düşüncesini, dil zevkini ve kültür hayatına özgü gelişmeleri edebî metinler çevresinde değerlendirmek, her türlü insan etkinliğinin edebî eserlerde, sanata has duyarlılıkla dile getirilerek değerlendirildiğini kavratmak gibi Milli Eğitim müfredatı kazanımlarından hareketle, mesnevilerde bu tür unsurların hangi değerlerle işlendiği belirlenecektir.

Tüm mesnevileri kapsamamakla birlikte, özellikle didaktik, dinî, ahlakî ve estetik tarafı ağır basan mesnevilerde, insanî değerlere ve bireyin çevresiyle olan etkileşimini geliştirmeye, bu sayede de toplumda pozitif insanlar yetiştirmeye yönelik birçok eğitim unsuruna rastlanmaktadır. Mesnevi yazarlarının bu doğrultuda hangi eğitim unsurlarına daha çok ağırlık verdiği belirlenecektir.

14. yüzyılda meydana getirilmiş mesnevilerden örnekler alınarak, mesnevilerde bulunan örnek yaşantılardan ve hikayelerden günümüz eğitim müfredatında nasıl yararlanılabileceği araştırılacaktır.

Günümüz eğitim sisteminde, toplumda ideal bireyler meydana getirmek için, müfredatta hangi tür davranışların kazandırılmaya çalışıldığı belirlenecektir.

(17)

 

Mesnevilerde idealize edilen birey ve toplum modelinden, günümüz eğitiminde yararlanma yolları belirlenecek, estetik değerlerimizin oluşmasında mesnevilerin önemi belirtilecektir.

1.4. ARAŞTIRMANIN ÖNEMİ

Edebi eserlerin bireylerin sosyal ve ahlaki davranış kazandırma eğitimine önemli katkısı vardır. Edebiyat eğitimi, dilin en güzel örneklerini tanıma amacına yönelik bir eğitimdir. Öğrenci bu aşamada dilinin en güzel örnekleri ile karşılaşacak, onları anlayacak ve kendisi de dili aynı güzellikte kullanacaktır.

Aynı zamanda edebi metinlerin içerikleri de öğrencinin estetik yönünün, kişiliğinin, toplumsal ve kültürel değerlerinin gelişimine katkıda bulunacaktır. Edebi metinler insana her şeyden önce kişilik verir. Bu kişilik hayat yolunu hazırlar. Bir toplumda ahlakın ilerlemesi toplumun düzelmesinde edebiyatın rolü büyüktür.

Çocukların, gençlerin hikâyeler, şiirler, romanlar okuması bu edebi eserlerdeki insanlarla tanışmaları, hayal dünyalarında onları yaşatmaları onlarla özdeşim kurmaları gerçek yaşamı daha verimli kullanmalarında büyük önem taşır. Edebi eserlerin hem içeriklerinden hem de estetik yönlerinden değer aktarımında yararlanılabilir.

Her toplum, kendi değerleri ile vardır. Toplum, sahip olduğu değerleri nesilden nesile aktarır. Bu aktarım sırasında, nesillerin ve şartların farklılaşmasına paralel olarak değerlerde de birtakım değişiklikler görülmesi olağandır. Değişikliklerin çok olumsuz olması toplumdaki dengeyi bozmakta, toplumda bir nevi kuşak çatışmasına zemin hazırlamaktadır. Kaçınılmaz sonuç olarak da kuşağın bireyleri arasında kültür çatışmasına sebep olmaktadır. Çatışmaların dozu ve alanı genişledikçe, toplum bireyleri arasındaki bağ ve huzur da giderek azalır.

Dünyadaki dengelerin değiştiği ve toplumun birbiriyle etkileşiminin arttığı günümüzde, değerlerini muhafaza eden, geçmişiyle ve geleceğiyle barışık bir ülkenin önemi daha da artmaktadır.

Ülkemizin temsil gücü yüksek güçlü bir vizyonu olması için; çocuklarımızın yani gelecek nesillerin millî, ahlaki, manevi ve kültürel değerlerini tanıyan, estetik

(18)

 

zevkini bilen ve benimseyen fertler olarak yetişmesinde Edebiyat dersinin ve edebi metinlerimizin büyük bir işlevi vardır.

Mesnevi, edebiyatta her beyiti kendi arasında kafiyeli, iki beyitten binlerce beyite kadar uzanan nazım şeklinin adıdır. Mesnevi beyitlerinin kafiyeleri bağımsız olduğundan uzun hikâyelerin yazılmasına elverişli bir nazım şeklidir. Didaktik, dini ve ahlaki konular, şehrengizler, uzun aşk hikâyeleri ve ansiklopedik bilgiler veren eserler umumiyetle mesnevi nazım şeklinde yazılmışlardır.

Mesnevileri divan edebiyatında manzum hikâyelerin yazıldığı bir biçim olarak tanımlayabiliriz. Mesneviler, aşk, dini ve tasavvufi, ahlaki, öğretici, savaş ve kahramanlık, bir şehri ve şehrin güzelliklerini anlatma, mizah gibi türlü konularda yazılmıştır. Divan edebiyatında roman ve hikâye gibi türler olmadığı için mesneviler bir bakıma bu türlerin yerini tutmuşlardır.

Bilindiği gibi 14. yüzyılda oluşturulmuş mesneviler, dönemin sahip olduğu değerlerin de etkisiyle içerisinde birçok eğitim unsuru, değerler sistemi barındırmaktadır. Kalbi saflaştırmak, insanlara yardım etmek, örf ve adetlere bağlılık, insanlara yardımda bulunmak dönemin değerlerinden sadece birkaçıdır.

Mesnevilerden ya da herhangi bir edebi metinden edinmeye çalışacağımız ahlaki değerler her ne kadar milli gibi gözükse de, birçoğu itibariyle evrensel nitelikler taşır. Temel insani ve evrensel ahlaki değerler özde toplumdan topluma değişmez. Ahlaki değerler zaman, mekân ve kültürler üstüdür.

Dünyanın her yerinde cömertlik, doğruluk, adalet, hoşgörü aynı anlama gelmektedir. Bu değerlerin birçoğu oluşturuldukları toplumun kültüründen, geleneğinden, dininden etkilenir ancak gerçek anlamları değişmez. Biz de çalışmamızda, milletimize ait kültür değerlerimizin belirlenip yaşanmasında ve bu değerlerin aktarılmasında mesnevilerin bir araç olarak nasıl kullanılabileceğini tesbit etmeye çalıştık.

Çalışmamızda, mesnevilerde kullanılan insani değerlerin topluma şekil vermede nasıl bir etkisinin olduğu inceleneceğinden bu değerlerin günümüz eğitiminde nasıl ve ne şekilde kullanılacağının tespitinin önemi vurgulanmış olacak ve bu suretle metin seçiminde nelere dikkat edilmesi gerektiğine dair bir örnek teşkil edilmiş olacaktır.

(19)

 

1.5. VARSAYIMLAR

Edebiyat eğitiminde hedeflenen kazanımların öğrenciye verilmesinde, mesnevilerden yararlanılmadığı kanaatindeyiz. Bu çalışmada, Edebiyat eğitiminde hedeflenen kazanımların, mesnevilerle verilebileceği düşünülmektedir.

1.6. İLGİLİ ARAŞTIRMALAR

Yapılan çalışmalarda Edebiyat eğitimi ile 14.yüzyıl mesnevilerinde değer aktarımını ortak bir şekilde ele alan tezlere rastlanmamaktadır; fakat karşılaşılan birkaç tezde değerler, eğitim unsurları ve mesnevilerin bir arada çalışıldığı görülmektedir.

Aşağıda örnek olarak verilen tezlerin, çalışmamızla ilgili olduğunu düşünüyoruz.

GENÇ, Emine.(2006) Menakıpname Edebiyatında İnsan Eğitimi, Yüksek Lisans Tezi 113 s. Gazi Üniversitesi.

Bu tezde genel olarak menâkıpnâmelerin bir veli etrafında oluşmuş, o velinin örnek hâl, davranış ve sözlerini kapsayan eserler olduğundan bahsedilmektedir. Yaşadıkları toplumlarda her hâlleriyle örnek alınan insanlar olan veliler, halkı ve kendilerine gönüllü öğrenci olanların duygu ve davranışlarında bulunan yanlışlıkları düzeltmek, aşırılıklarını törpülemek ve evrensel ahlaki değerleri benimsemelerini sağlamak için aşamalı bir eğitim sürecinden geçirmişlerdir. Birçoğunun yaşadıkları dönemin üzerinden yüzyıllar geçmiş olmasına rağmen bu örnek insanların menkıbelerindeki ahlaki değerler bugün için de geçerlidir. Çünkü temel insani ve ahlaki değerler zaman ve mekân üstüdür. Tezde de menakıpnamelerde geçen veli tipleriyle, halkı eğitmek için kullandıkları yollar arsında bir bağlantı kurulmuş ve bu bağ eğitim değeri olarak verilmiştir

ŞEN, Ülker. (2007). Milli Eğitim Bakanlığının 2005 Yılında Tavsiye Ettiği 100 Temel Eser Yoluyla Türkçe Eğitiminde Değerler Öğretimi Üzerine Bir Araştırma, Yüksek lisans tezi, 415 s. Gazi Üniversitesi.

(20)

 

Tezde genel olarak Türkçe eğitiminde değerlerin öğretimi için metinlerden yararlanılması gerektiğinden bahsedilmektedir. Değerlerin öğretimi, derste işlenen metinlerle de sınırlı tutulmamalıdır. Değer öğretiminin sürekli olması için Türkçe eğitiminde okuma kitapları kullanılmalıdır. Okuma kitapları ile çocuğun değer yargısı, değerler dünyası oluşturulup sağlamlaştırılır. Değerler öğretimi açısından tavsiye edilecek /okutturulacak okuma kitaplarının Türkçe öğretmenleri tarafından incelenmesinin, ve öğretmenler tarafından belirlendikten sonra öğrencilere okutulmasının gereğinden bahsetmektedir.

EMLİK, Mehmet. (2007). Mehmed’in Işk-Name Adlı Mesnevisinin Günümüz Türkçesiyle Nesre Çevrilmesi ve Mesnevideki Eğitim Unsurları, Yüksek lisans tezi, 404 s. Selçuk Üniversitesi.

Tezde genel olarak 15. yy. mesnevi şairlerinden Mehmed’in Işk-nâme isimli mesnevisinde Ferruh ile Hüma’nın aşk hikâyesini işlerken okuyucularına da değişik konularda birçok ahlaki deger telkini yapmaktadır. Işk-nâme’de yer alan eğitim unsurlarından hareketle dönemin değer yargıları hakkında da önemli bilgi verilmektedir

Aşağıdaki tezlerin de konuyla ilgili olduğu düşünülmektedir.

ÖZTÜRK, Melek. (2005) Taşlıcalı Yahya’nın “Yusuf Ve Zeliha” İsimli Mesnevisindeki Eğitim Unsurları, Yüksek Lisans Tezi, 307 s. Yüzüncü Yıl Üniversitesi.

BAYRAM, Ahmet. (2001). Mesnevide Mevlana’nın Eğitim ve Eğitim Yöneticisine Dair Görüşleriyle Modern Anlayışı Bir Karşılaştırma Denemesi, Yüksek Lisans Tezi, 404 s. Sakarya Üniversitesi.

COŞKUN, İbrahim. (2006) Mesnevi Örneğinde Yetişkinler Din Eğitiminde Kıssa Kullanımı, Yüksek Lisans Tezi 307 s. Ankara Üniversitesi.

ÇİÇEK, Hasan. (1996). Mevlana’nın Mesnevi’sinde Eğitime İlişkin Bir Yöntem (Örnekle Eğitim),Yüksek Lisans Tezi, 134 s. Yüzüncü Yıl Üniversitesi.

(21)

 

1.7. KAPSAM VE SINIRLILIKLAR

Araştırmanın kuramsal kısmında, estetik, sanat ve edebiyat kavramları tanımlanacak daha sonra mesnevilerin bu kavramlarla ilişkileri saptanacaktır. Buna ek olarak sanat eğitimi, estetik eğitimi, edebiyat eğitiminin tanımı, edebiyat eğitiminin önemi açıklanacaktır. Mesnevilerdeki genel ahlaki, estetik değerler bulunup, bu değerlerle edebiyat eğitiminde hedeflenen kazanımlar karşılaştırılacaktır.

Türk edebiyatında mesnevilerin nicelik ve nitelik açısından çokluğu dikkate alındığında, tezimizde 14. yy. mesnevilerinden “Ahmedî’nin İskendername’si, Gülşehrî’nin Mantıku’t-tayrı, Âşık Paşa’nın Garipnâme’si ve Hoca Mesud’un Süheyl ü Nevbahar” adlı eserleri incelenecektir. Türk edebiyatının nitelikli eser vermeye başladığı 14. yy.da yazılmış tüm mesnevilerin incelenmesi, tezimizin sınırlarını aşacaktır. Benzer başka çalışmalara da öncülük etmesi açısından, örnekleme yöntemi ile 14. yy. mesnevilerinden “İskendernâme, Mantıku’t-tayr, Garipname, Süheyl ü Nevbahar” adlı eserler seçilecektir. Üzerinde çalışma yapılacak eserlerin seçiminde eserlerin kendilerine mahsus özelliklerinin bulunması, devrinde yazılmış diğer mesnevilerle karşılaştırıldığında, konu ve yazılış tekniği bakımından diğerlerinden daha önde olması, eserlerin seçiminde etkili olmuştur. Ahmedî’nin, İskendernâme adlı eserinin seçilmesinde, eserin Osmanlı tarihine de yer vermesi etkili olurken, Gülşehrî’nin Mantık’ut-Tayr adlı mesnevisinin temsilî bir eser olması, öğretme açısından tasavvufi merhale ve ıstılahların önde gelmesi ve eserin tasavvufi tâlimî bir hüviyet kazanması etkili olmuştur. Âşık Paşanın Garibnâme adlı eserinin seçilmesinde, Garibnâme’nin dînî ve ahlâki yanı ağır basan, telkine geniş yer veren ve öğretmeyi gaye edinen bir eser olması önemli bir rol oynamıştır. Hoca Mesud’un Süheyl ü Nev-bahar adlı mesnevisinin seçilmesinde ise, eserin daha çok manzum aşk ve macera hikâyeciliği içinde yer alması etkili olmuştur.

Araştırmamızda yukarıda ismi geçen mesneviler incelenecek, mesnevilerdeki eğitim unsurları ve değerler tespit edilecek ve eğitim değerleriyle ilgili kavramlar belirlenecektir. Değerler tespit ve tahlil edildikten sonra, Milli Eğitim müfredatındaki, kazanım ve değerlerle karşılaştırılması yapılacaktır. Bunun için öncelikle, mesneviler okunup konumuzla ilgili kavramlar fişlenecek, bu kavramların ne ifade ettiği belirlenecektir.

(22)

 

1.8. ARAŞTIRMADA KULLANILACAK TEMEL KAVRAMLAR

Ahlak:

İnsanların gerek yaşam ilgileri gerek metafizik bağlanımları gerekse değer yönelimleri bakımından kendisine göre yaşamakla yükümlü olduklarını duyumsadıkları temelli dünya görüşü; saltık anlamda iyi olduğu düşünülen bir yaşam görüşünde yapılanıp yerleşiklik kazanan, gelenekler ile görenekler yoluyla taşınan yazılı ya da yazılı olmayan davranış kuralları; yaşam ülküsü olarak bilinçli ya da bilinçsiz olarak seçilen yaşama değerleri, erekleri ile tasarıları; belli bir toplum içinde yaşayaninsanların kendileriyle, birbirleriyle, kurumlarla ilişkilerini düzenleyen, ilkeler, değerler, kurallar, töreler bütünü; bir ulustan başka bir ulusa; bir dönemden başka bir döneme hem kapsam hem de içerik bakımından değişiklik gösterdiği söylenen ahlaksal değerleme alanı… ahlaksal insançlar ile değerler üzerine yürütülen felsefe düşünmesi (Güçlü,Uzun, Yolsal 2002: 25).

Ahlaki Yargı: 

Bir biçimde ahlaksal değerlendirmeye konu olanlar üstüne belli bir çözümleme ve temellendirme sürecinden geçilerek verilen bağlayıcı yargılar. (Güçlü ve diğerleri, 2002: 28)

Ahlaki Yargı bir olaya veya duruma doğruluğu ya da yanlışlığı hakkında kesin bir gerekçe olmadan hüküm vermektir ve başımıza gelebilecek iyi ya da kötü bir olay karşısında başkalarının bize nasıl davranması gerektiğini ve bizim başkalarına nasıl davranmamız gerektiğini belirleyen zihinsel bir işlemdir.

Estetik:

Estetik, güzellik kavramının kuramsal yönünü, ortaya çıkarılan sanat ürünlerinin kurallarını ele alan, felsefenin alt bilim dalıdır. Bunun yanında güzel duyu, bediiyat, güzellik duygusu ile ilgili olan, güzellik duygusuna uygun olan anlamlarına da gelmektedir (TDK, 2005: 654)

(23)

 

Günümüzde estetik kavramı, bilimsel anlamının yanında başka anlamlar da kazanmıştır. Estetik kavramı, güzel olan, duyuları olumlu yönde etkileme gücü olan, zihinde hoşlanma duygusunu uyandıran vb. anlamları da kazanmıştır.

Estetik Değer:

Bir nesneyle ya da olayla karşılaşıldığı vakit, kişide uyandırdıkalrına bağlı olarak nesnenin ya da olayın kendisine yüklenen bir dizi estetik özellik; nesnelerin kendilerini alılmayanlar karşısında taşıdıkları değişik duygular ile hazları uyandırma yetisi(Güçlü ve diğerleri, 2002: 495).

Sanat:

Sanat kavramı, “bir topluluğun, bir kişinin zevk ölçülerine uygun olarak ortaya konan çeşitli ürünler” anlamını içerecek şekilde yer almaktadır. (TDK, 2005: 1695) Bir duygu, tasarı, güzellik gibi kavramların anlatımında kullanılan yöntemlerin tamamı veya bu anlatım sonucunda ortaya çıkan üstün yaratıcılık, bir iş yaparken gösterilen ustalık anlamlarına gelmektedir.

Değer:

Değer, belirli bir durumu bir diğerine tercih etme eğilimi olarak tanımlanmaktadır. Değerler, davranışlara kaynaklık eden ve onları yargılamaya yarayan anlayışlardır. Değerler, ayrıca bireylerin neyi önemli gördüklerini tanımlayarak istekleri, tercihleri, arzu edilen ve edilmeyen durumları gösterir (Erdem, 2003: 56). Arzu edilenler veya edilmeyen durumlar zamanla alışkanlık haline gelerek daranış halini alır.

Değerler Eğitimi Programı:

Değer eğitimi; bireylerin kişilik yapılarını geliştirirken, sağlıklı kişiliğin temel taşlarını oluşturan toplumsal ve evrensel değerlerin kazandırılmasına yönelik verilen eğitimdir. Sevgi, saygı, barış, güven, dostluk gibi temel değerlerin yanı sıra iyi vatandaş, iyi insan olarak bu değerleri yasam biçimi haline getirmiş bireyler yetiştirmeyi hedeflemektedir (Akkiprik 2007: 11 ). İnsanlardaki en iyi tarafı ortaya çıkarmayı ve onun kişiliğini bütünüyle geliştirerek insani mükemmelliğe erişmesini sağlamayı amaçlayan bir eğitim programıdır.

(24)

II. BÖLÜM KURAMSAL TEMEL 2.1 DEĞERLER   2.1.1 Değer Kavramı  

“Değer” kavramı Türkçe sözlükte “bir şeyin önemini belirlemeye yarayan soyut ölçü, bir şeyin değdiği karşılık kıymet” ; diğer bir maddede ise “Bir ulusun sahip olduğu sosyal, kültürel, ekonomik ve bilimsel değerlerini kapsayan maddi ve manevi öğelerin bütünü” olarak tanımlanmaktadır (TDK, 2005:483). Halk bilimleri terimleri sözlüğünde değerlerden: “Halkın, kendi yarattığı ya da benimsediği kültür ürün ve olaylarından her birine biçtiği değer; törensel değer, toplumsal değer, açık değer, kapalı değer.” şeklinde bahsedilmektedir (Halk Bilimleri Sözlüğü 1978).

Bir sosyal yapının varlık, birlik, işleyiş ve devamının sebebi olarak kabul edilen, tasvip ve teşvik gören, korunmaya çalışılan inanışlara “değer” denilir. Bir toplumdaki değerler, bazen iman, bazen kanaat, bazen bilgi şeklinde ortaya çıkar. Kaynağı ne olursa olsun, değerler kavramlara yüklenilen manalardır. (Tural, 1988: 15). Buradan hareketle “değer”i, sosyal yapının devamı için insanın önem verdiği ve korumaya çalıştığı bir kavram olarak kabul etmek mümkündür. Çünkü insan toplum denen canlı kurumun içinde hayatını devam ettirmektedir. İnsanın, toplumda güvenli bir şekilde barınabilmesi için birtakım görünür ya da görünmez kurallara uyması gerekmektedir. Bu kurallar Tural’ın da üzerinde durduğu bazen iman, bazen kanaat bazen de bilgi şeklinde ortaya çıkar. Yani değerleri belirleyen unsurlar genel olarak bu kavramlar çevresinde ortaya çıkmaktadır.

“Değer” sözcüğü en genel anlamda, bir şeyin önemini belirlemeye yarayan soyut ölçü; bir şeyin sahip olduğu kıymet; yüksek ve yararlı nitelik olarak tanımlanabilir. Türkçede karşılık olmayı dile getiren “değmek” kökünden türetilmiştir.

(25)

 

Kelimeyi bir sıfat olarak kullanarak bir şeyin değerli yahut değersiz oluşundan söz edebildiğimiz gibi; bir isim olarak kullanarak doğrudan o şeyin yüklendiği kıymeti kastedebiliriz: “Değerini bilmek, değer biçmek, değer vermek” ifadelerinde olduğu gibi (Arslan ve Yaşar, 2007: 8). Değer kavramı bir şeyin kıymetini anlamamızı, belirlememizi sağlar fakat bunu yapabilmek için maddi herhangi bir alet kullanılmadığından değer kavramı soyut olarak nitelendirilir. Soyut olmasının diğer bir sebebi ise kişilere göre değer algı yargısının değişebilmesidir.

İnsanlar yaratılış, huy olarak birbirinden farklı şekillerde yaratılmışlardır. Kiminin iyi olarak değerlendirdiği bir durum başkası için kötü olabilir. Değerlerin soyut bir kavram olması değer sisteminin sınırlarını net olarak belirlememizi zorlaştırmaktadır. Hangi davranış kime göre iyidir, elimizde bununla ilgili nesnel verilerin olmayışı değerin tanımı konusunda bizi bir takım problemlerle karşılaştırmaktadır.

Değerlerin kavram olarak isminin belirlenmesinde toplumun menfaatlerinin önemli bir payının olduğunu söyleyebiliriz. Çünkü kişi çevresiyle birlikte yaşamaktadır ve iyi ya da kötü olarak değerlendirilmesi çevresine faydasının dokunması ya da çevresine zarar verip vermemesine göre değerlendirilebilir. Özbay, bunu şöyle değerlendirmektedir: “Değer, bir toplumun varlık ve devamının sebebi olan ve korunmaya çalışılan inanışların bütünüdür. Değerler bir toplumun çoğunluğu tarafından kabul gören, istenilen, inanılan, beğenilen davranış şekilleridir. Bunlar toplumu meydana getiren fertlerin çoğunluğu tarafından benimsenirler.” (Özbay, 2002: 114). Bireyin toplumla ve çevresiyle yapmış olduğu birtakım anlaşmalar vardır. Bunların sağlıklı bir şekilde devam ettirilebilmesi kişinin koyulmuş olan kurallara riayet etmesiyle sağlanabilir. Değerler ise bu kuralların altyapısını oluştururlar.

Toplumun sosyal yapısının bütünlüğü ve devamı değerlerin korunmasıyla mümkün olur; çünkü milletleri ayakta tutan unsurların başında sahip oldukları ortak değerler gelmektedir. Köknel, kişinin toplumsallaşmasında dikkat edeceği değer

sistemini şöyle sıralamıştır: “Toplumun içinde bulunduğu hukuk sistemi, din, gelenek,

görenek, töre, adet gibi temel kurum ve kuruluşlardır. Bu kurumların hepsi değer sistemleri içinde doğru, güzel, iyi, olumlu ve etkin davranışları ödüllendirir, aksi davranışları ise cezalandırır. Bireyin, toplumun bir üyesi olabilmesi için yaşadığı toplumun ortak davranış kalıplarını yazılı ve sözlü değerlerden yola çıkarak

(26)

 

içselleştirmesi, kısacası o toplumun her yönüyle bir üyesi hâline gelmesi gerekir.”(Köknel, 1995: 76). Kişilerin davranışları, düşünce biçimleri birden fazla değer tarafından şekillenebilir. İnsanların davranışlarını bir tek değer standardına göre değerlendirmek bu bağlamda yanlış olur. Değerleri belirleyen unsurlar olarak din, adet, görenek vb. standartlar bireyde bir değer algısının gelişmesine ve farklı şekilde değerlendirilmesine sebep olmaktadır.

Toplumsal yapıyı teşkil eden temel toplumsal kurumların tümünün kendine ait değerler içerdiği de bilinmektedir. Sözgelimi, toplumun en temel kurumu olan “aile, eğitim, din” gibi toplumsal kurumların ve bu kurumların değerlerinin benimsenmesinde, yaygınlaştırılmasında, yaşatılmasında yani bir sonraki kuşağa aktarılmasında değerlerin önemli roller üstlendiği görülmektedir.

Ayrıca, bilindiği gibi bir toplumda değerlerin ifade edildiği temel mekanizmalar, kişinin üstlendiği sosyal rollerdir. Bu roller de, toplumun tabakalaşma sistemi ile sosyal yapıyı oluşturan sosyal süreçlerle yakından ilişkilidir. Yine bir toplumdaki iyi-kötünün belirlenmesi, ideal düşünme ve davranma yollarının tamamı değerler tarafından oluşturulur. Böylece, toplumdaki sosyal kontrol mekanizmalarının ve ödüllendirme araçlarının değer kaynaklı oldukları görülür (Uçar, 2009: 23).

Değer konusu, çok geniş bir alanı kapsamaktadır. Değer davranış ve toplum bilimiyle ilgilenen, birçok bilim adamı tarafından incelenmiştir. Değerlerle ilgilenen bilim adamlarının başında felsefeciler, ilahiyatçılar, antropologlar, siyasal bilimciler, sosyologlar ve psikologlar gelmektedir (Silah, 2000: 320). Değerlerle ilgili sosyal alanların birçok kolunun araştırma yapması, değer konusunda anlayış farklarının ortaya çıkmasına ve düşünce birliğinin oluşamamasına sebep olmuştur. Konuyla ilgili olarak bir hayli anlayış farklılıklarının olması, değerlerin soyut bir konu olması ve yeryüzündeki insanların sayısı kadar her bireyin farklı duyuş ve düşünüşünün olmasındandır.

Güngör “değer” kavramının karmaşıklığını vurgular: “Değer hükmü bir şeyin arzu edilebilir veya edilemez olduğunu belirten ifade ise, o halde değer de bir şeyin arzu edilebilir veya edilemez olduğu hakkındaki inançtır”; Fakat değer acaba sadece bir inançtan, yani subjektif bir yakıştırmadan mı ibarettir? Bizim inancımız dışında objektif

(27)

 

bir gerçeği temsil etmez mi? İşte ahlak felsefesinin en eski, en çözülmez görünen problemi budur.” (Güngör, 2003: 27) Değer konusunda farklı görüşlerin olmasının en temel sebebi, ahlaki değerin objektif bir temelinin olmamasından kaynaklanmaktadır. “iyi”, “güzel”, “doğruluk” vb. kavramların belli bir temeli yoktur. Bir davranışın hangi durum ve şartlarda nasıl sonuçlar vereceği, davranışı gerçekleştirenin vicdanıyla ve niyetiyle örüntülüdür.

Buna bağlı olarak ahlaki değerin objektif bir temelinden bahsetmemiz mümkün değildir. Eğer bu şekilde bir değerler temeli bulabilseydik, insanlar için ortak bir “iyi” “kötü” değer sistemi oluşturabilirdik.

Elimizde mevcut değerleri belirleyecek ortak bir kabuller sistemi yoksa biz hangi değerlerin “iyi” mi “kötü” mü olduklarını nasıl anlayabiliriz? Güngör bu konuyla ilgili olarak “Bütün filozoflar “iyi nedir” sorusuna karşı iyinin tarifini bulmaya kalkıştıkları için hataya düşmüşlerdir; çünkü “iyi” tarife gelen bir şey değildir, yani kendinden başka bir şeyle tarif edilemeyip sadece sezgi ile kavranabilir” demiştir.

Silahın bu konudaki görüşü ise bize yol gösterebilir: “Değerler, toplumca en iyi, en doğru, en faydalı ve en yararlı olduğu kabul edilen şeylerdir. Bunlar, insanların kişisel istekleri ya da beğenileri olmayıp, grupların ya da toplumların kabul ettikleri, herkes için iyi, herkes için arzulanır olma özelliğine sahip ve toplumlar arası da geçerliliği olan özelliklerdir.” (Silah, 2000:321). Buradan hareketle değerleri, herkes için “iyi” olanı arzulanır kılma çabasıyla açıklayabiliriz. Yani bir toplumun vicdanının belirlediği, sonradan kazandığı tutum ve davranışları toplumun menfaatleri yönünde geliştirme çabasını değerlerle açıklayabiliriz. Bu da bize toplumların değer yargılarının benzer olabileceği gibi toplumdan topluma birtakım farklılıklar gösterebileceği sonucunu verir; çünkü her toplumun inanış, duygu ve düşüncesinde farklılıklar mevcuttur. Buna bir örnek vermek gerekirse: Türk toplumunda “anne”, “baba” kavramları kutsaldır. Türk toplumunda anneye ve babaya ismiyle hitap edilmez aksi bir tutum saygısızlık olarak atfedilir. Batı medeniyetlerinde böyle bir durum söz konusu değildir, çocuk ebeveynine genellikle kendi ismiyle seslenmektedir; fakat bu durum Batı toplumlarınca yadırganmaz. Sonuç olarak “saygı” değerinin kimi toplumlarca farklı algılandığı görüşünü çıkarabiliriz.

(28)

 

2.1.2 Değer Özellikleri

Değerlerin özellikleriyle ilgili genel olarak aşağıdaki tanımlamaları yapmak mümkündür. Rokeach(1973), Kluckhohn(1951), Schwartz ve Bilsky (1987,1990)’nin tanımlarından ve açıklamalarından yola çıkarak, Aavik ve Allik (2002) değerlerin beş özelliğini şöyle sıralanmıştır: Değerler, (a) belirli durumlarda (b) tercih edilen hayat tarzı ve davranışlar hakkında, (c) seçimlerimizi veya olayları ve davranışları değerlendirmemizi yönlendiren, (d) önem sıralamasına göre derecelendirilmiş (e) görüş veya inanışlardır (Baloğlu ve Balgalmış, 2005: 22).

Değerler konusunda çalışmalar yapan Schwartz ve Bilsky (1987 akt. Kuşdil ve Kağıtçıbaşı, 2000: 59) değerlerin özelliklerini aşağıdaki gibi belirtmişlerdir:

-Değer inançtır. Ancak tümüyle nesnel, duygulardan arındırılmış, fikir niteliği taşımazlar. Soyut ve kişiseldirler, etkinlik kazandıklarında duygularla iç içe geçerler.

-Değerler, bireyin amaçlarıyla ve bu amaçlara ulaşmada etkili olan davranış biçimleriyle (hak bilirlik, yardım severlik) ilişkilidirler.

-Değerler, özgül eylem ve durumların üzerindedirler. Örneğin; itaatkârlık değeri, evde, işte, okulda ve tanımadığımız ilişkilerin tümünde geçerlidir.

-Değerler, davranışların, insanların ve olayların seçilmesini ya da değişimini yönlendiren standartlar olarak işlev görürler.

-Değerler taşıdıkları öneme göre kendi aralarında sıralanırlar. Bu sıralama değer önceliklerini belirleyen bir sistem oluşturur.

-Değerler değişime açık yapılardır. Zaman içinde etkileşim ve ortaya çıkan yeni ihtiyaçları karşılamak için değer önceliklerinde değişiklikler olabilir.

- Değer önceliklerimiz, algı ve duygularımızdan etkilenmenin yanı sıra, toplumsal roller gereği ortaya çıkan ihtiyaçlarımızda değer önceliklerimizi değiştirebilir

Raths ise bir şeyin değer olarak nitelendirilebilmesi için değerin yedi kritere uygun olması gerektiğini söylemiştir. Bunlar:

1. Alternatiflerden seçilmiş olma.

(29)

 

3. Özgürce seçilmiş olma.

4. Değer verilmiş ve üzerine titrenmiş olma. 5. Toplumca onaylanmış olma.

6. Davranış hâline getirme.

7. Davranışı tekrar tekrar ve tutarlıca yerine getirmiş olma(Ulusoy, 2007: 34)

Değerler hakkında genel olarak söylenenler şu şekilde özetlenebilir: • İnanışlar içeren ve dolayısıyla da aşkınlıklar taşıyan olgulardır.

• Fertlerin yapıp ettiklerini rasyonelleştirip içselleştirmelerine imkân verirler. • Genelde ilgi gösterilen, arzu edilen şeylerdir.

• Her alanla ilgilidirler ama alanların kendine özgü değerleri vardır.

•Farklı kaynak ve içeriklere sahip olsalar da bir biçimde sosyaldirler (Aydın, 2003:122)

2.1.3 Değerlerin Sınıflandırılması  

Genellikle değerleri dini, siyasal, ekonomik açıdan sınıflandırabiliriz. Nitekim Allport ve Vernon (1931), çalışmalarında değerleri; bilimsel, ekonomik, siyasî, sosyal ve dinî olmak üzere kategorize etmişlerdir. (Özensel, 2003: 229)

Ülken değerleri içkin değerler (teknik, sanat, fikir); aşkın değerler (ahlak, din) ve normatif değerler (dil, hukuk, iktisat) olarak üçe ayırırken (Ülken, 1967: 244); Güngör değerleri altı başlık halinde toplamıştır. “Allport, Vernon ve Lindzey (1960) den sonra değerleri altı grup halinde toplamak adet olmuştur. Bunlar; Estetik, Teorik(veya ilmî), İktisadi, Siyasi, Sosyal ve Dinî değerler şeklindedir. Bunlar insan hayatının belli-başlı varlık sahaları olduğuna göre, herkes kendi hayatında bunlara şu veya bu derecede bir kıymet verir veya bunlar karşısında belli bir tavır alır.” (akt: Güngör, 1993: 84)

(30)

 

Ülkene göre ise değer sınıflandırması şu şekildedir:

İçkin değerler

Kavramlar, duygular ve eşya ile münasebetten doğan ve bilinçle çevrelenen, inanmadan daha çok bilmenin hâkim olduğu değerlerdir. İçkin değerlerin bir kısmı, değer vermenin öznesi durumundaki bilincin eşya ile ilişkisinden doğan teknik değerlerdir. Bir kısmı da duyguya ve duyuşa bağlı kavradığımız şeylerle ilgili olarak ortaya çıkan sanat değerleridir. Bir diğer kısmı da temelini doğrudan doğruya şuurun verilerinde bulan düşünce (bilgi) değerleridir.

Aşkın değerler

İçkin değerler, kişinin kendi dışındaki dünyadan oluşturduğu, kazandığı değerler iken aşkın değerler kişilerarası ilişkilerden meydana gelirler. Bireyin sosyal çevresiyle etkileşmesinden doğan değerler, kişilerarası değerlerdir. Bilgiden çok, inanma üzerine kuruludur. Bu değerler, ahlak ve dindir.

Normatif değerler

Bu sınıf değerler, kişilerden doğan sözler, şeyler ve eylemlerin birbirleriyle değişiminden doğan değerlerdir ki eylem eylem ile karşılaştırılınca ölçü hukuk olur, söz sözle karşılaştırılınca ölçü dil olur, eşya eşya ile değiştirilince ölçü iktisat olur (akt. Yiğittir, 2009: 25).

Akbaş’ın Milli Eğitim’in duyuşsal amaçlarını içeren değer eğitimi sınıflandırması ise:

Grupların Değer örnekleri

Geleneksel: Ulusal güvenlik, yardımsever olmak, aile güvenliği, tutumlu olmak, güvenilir olmak, hayatın verdiklerini kabul etmek

Demokratik: Saygılı olmak, kibar olmak, hoşgörülü olmak, işbirliği yapmak Çalışma-İş: Çalışkan olmak, azimli olmak, girişimci olmak, sorumluluk sahibi olmak

Bilimsel: Araştırmacı olmak, yaratıcı olmak, meraklı olmak, bilimsel olmak, eleştirel olmak

(31)

 

“Değerler, temel ve aracı değerler olarak sınıflandırıldığı gibi, ayrıca kendi aralarında bazı hususiyetlerine göre de sınıflandırabilirler. Temel değerler, şahsi ve sosyal değerler olarak ikiye ayrılırlar. Temel değerleri sınıflandırmada esas; değerlerin şahsa dönük veya topluma dönük olması ya da şahsa özgü veya şahsılar arası olmasıdır. Mesela iç huzur, selamet gibi değerler şahsa özgüyken, barış içinde bir dünya, kardeşlik gibi nihai durumlar şahıslar arası bir nitelik taşırlar.” (Şirin, 1983: 4). Ayrıca Şirin, değerlerin şahsa ve topluma ait iki yönünün olduğundan bahsetmektedir. Burada da görüldüğü üzere değerlerin tek bir sınıflandırması mümkün görünmemektedir.

Değerlerle ilgili olarak birçok bilim adamı sınıflandırma yapmıştır. Bunlardan en yaygın olarak kullanılan Rokeach, Spranger ve Schwartz sınıflandırmaları aşağıdaki gibidir.

2.1.3.1. Rokeach Değer Sınıflaması

Rokeach, değerler üzerindeki çalışmaları sonucunda, değerleri amaç ve araç değerler olarak ikiye ayırmıştır. Amaç değerler, yaşamın temel amaçlarını (Rahat bir yaşam, mutluluk, eşitlik, ulusal güvenlik vb.); araç değerler ise bu amaçlara ulaşmada kullanılabilecek davranış tarzlarını (Hırslı, neşeli, bağımsız, sevecen vb.) kapsar (Bilgin, 1995:84).

Tablo 1. Amaç ve araçlara göre değerlerin sınıflandırılması

Amaç Değerler Araç Değerler

Aile güvenliği Bağımsız olma

Barış içinde bir dünya Bağışlayıcı

Başarılı olma Cesaretli

Bilgelik Dürüst

Dini Olgunluk Entelektüel

Eşitlik Geniş görüşlü

Gerçek dostluk Hırslı

Zevk İtaatkâr

Güzellikler dünyası Kendini kontrol eden Heyecan verici bir dünya Kibar

İç huzur Kendine hakim

(32)

 

2.1.3.2 Schwartz Değer Sınıflaması  

Schwartz ise değerleri; bireysel ve kültürel olmak üzere, iki düzeyde incelemiştir. Bireysel düzeydeki incelemelerde değerler, kişilerin yaşamlarını yönlendirmedeki önemlerine göre ele alınırlar. Değerlerin, kültürel düzeyde incelenmesindeki amaç ise, toplumun genelinde paylaşılan ve toplumsal normlara dayanan soyut fikirlere ilişkin bilgi üretmektir. Kültürel düzeydeki inceleme birimi, kültürel grubun (ulus, etnik grup) kendisidir. Bu iki düzey arasındaki ayırımın nedeni ise, bireysel düzeyde kişiyi yönlendiren değerler arasındaki güdüsel ilişkilerin kültürel düzeyde aynı özellikleri sergilememesi olasılığının bulunmasıdır (Akt. Kuşdil ve Kağıtçıbaşı, 60-61). Schwartz değer sıralaması tablosu aşağıdaki gibidir:

Tablo 2. Gruplara göre değerlerin sınıflandırılması

Mutluluk Neşeli

Gerçek dostluk Sevecen

Özgürlük Sorumluluk sahibi

Rahat bir yaşam Temiz

Sosyal kabul Yardımsever

Ulusal güvenlik Yaratıcı olma

Değer Grupları Değerler Güç: Toplumsal konum, prestij,

insanlar ve kaynaklar üzerinde denetim gücü ya da üstünlüktür.

Sosyal güç sahibi, otorite sahibi ve engin olmak. Toplumdaki görüntüyü koruyabilmek ve insanlar tarafından benimsenmektir.

Başarı: Toplumsal standartları temel alan kişisel başarı yönelimidir

Başarılı, yetkin, muktedir olmak, sözü geçen biri ve zeki olmaktır.

Yaşamdan Haz Duyma: Bireysel zevk ve kişinin kendisi için keyif duyması, duyguları okşayıcı memnunluktur.

(33)

 

(Kuşdil ve Kağıtçıbaşı, (2000: 59-61)

 

2.1.3.3 Spranger Değer Sınıflaması  

Spranger, değerleri altı temel değer grubunda toplamıştır: Estetik, teorik (veya ilmî), iktisadi, siyasi, sosyal ve dinî değerler. Bunlar, insan hayatının belli başlı varlık Uyarılım/ Dürtü: Heyecan, yenilik

arayışı ve hayata meydan okumaktır.

Cesur olmak, değişken bir

hayat yaşamak, heyecanlı bir yaşantı sahibi olmak.

Öz Yönelim: Düşünce ve eylemde bağımsızlıktır. Yaratma ve keşfetmedir.

Yaratıcı, bağımsız, özgür ve kendine saygısı olmaktır. Merak duyabilmek ve kendi amaçlarını seçebilmektir.

Evrenselcilik: Anlayışlılık, hoşgörü ve tüm insanların ve doğanın iyiliğini gözetmek, korumaktır.

Açık fikirli ve erdemli olmak, toplumsal adalet ve eşitlikten yana olmak, dünyaya barış istemek, güzelliklerle dolu bir dünya istemek, doğayla bütünlük içinde olma, çevreyi koruma.

İyilikseverlik: Kişinin yakın olduğu kişilerin iyiliğini gözetmesi ve geliştirmesidir.

Yardımsever olmak, dürüst olmak, bağışlayıcıolmak, sadık olmak, sorumluluk sahibi olmak, gerçek arkadaşlık, olgun sevgi, manevi birhayat, anlamlı bir hayat, alçak gönüllü olmak. Geleneksellik: Kültür ya da dinsel

töre ve fikirlere saygı ve bağlılıktır.

Alçakgönüllü, dindar olmak, hayatın bana verdiklerini kabullenmek, geleneklere saygılı olmak, ılımlı bir hayat, soğukkanlı ve sakin olmak.

Uyma: Başkalarına zarar verebilecek ve toplumsal beklentilere aykırı olabilecek dürtü ve eylemlerin sınırlanmasıdır.

İtaatkâr olmak, anne babaya ve yaşlılara değer vermek, kibar olmak, kendini denetleyebilmek

Güvenlik: Toplumun var olan ilişkilerinin ve kişinin kendisinin huzur ve sürekliliğidir.

Ulusal güvenliğin, toplumsal düzenin sürmesini istemek. Temiz olmak, aile güvenliğine önem vermek, iyiliğe karşılık vermek, bağlılık duygusu, sağlıklı olmak.

(34)

 

sahaları olduğuna göre, herkes kendi hayatında bunlara kendince bir kıymet verir veya bunlar karşısında belli bir tavır alır. Güngör, bu değer kategorilerinden bahsederken; klasik değer sıralamasına sadık kalmakla birlikte bunlara bir de ahlakî değer boyutunu eklediğini ifade eder (Güngör, 2000: 84-85).

Sprangerin belirlediği altı değer aşağıdaki gibidir:

“-Bilimsel Değer: Gerçeği araştırmaya, bilgiye, muhakemeye ve eleştirel düşünmeye önem verir. Bilimsel değerleri olan insan deneysel, eleştirici, akılcı ve entelektüeldir.

-Ekonomik Değer: Finansal amaçları ve araçları kapsar. Yararlı ve pratik olana önem verir. Ekonomik değerlerin hayatta önemsenmesi gerektiğini belirtir.

-Estetik Değer: Deneyimler, tercihler ve kabulleri kapsar. Simetri, uyum ve forma önem verir. Birey hayatını, olayların bir çeşitliliği olarak görür. Sanatın toplum için zorunluluk olduğunu düşünür.

-Sosyal Değer: Toplumsal ve bireysel ilişkiler ve bu ilişkilerde yönelimleri kapsar. Başkalarını sevme, yardım etme ve bencil olmama esastır. En yüksek değer insan sevgisidir. Bu insan sevgisini, insanlara sunar. Nazik ve sempatiktir, bencil değildir.

-Politik Değer: Güç, yetkinlik, liderlik vb. değerleri kapsar. Her şeyin üstünde kişisel güç, etki ve şöhret vardır. Esas olarak kuvvetle ilgilidir.

-Dinî Değer: Evren hakkında genel inançlara dair değerleri kapsar. Evreni bir bütün olarak kavrar ve kendisini onun bütünlüğüne bağlar. Dini uğruna, dünyevî hazları feda eder.” (Ünal,1981: 20).

Yukarıdaki değer özelliklerinden de anlaşılacağı üzere, değerlerin kazandırdığı bir özellik olarak değerleri, bireyin kendi iç huzurunu korumaya yönelmesiyle birlikte toplumun menfaatleri doğrultusunda davranış geliştirmesi ve bunu hayata uyarlaması olarak düşünebiliriz. Değerler kültürel olarak şekillendirildikleri gibi kültüre de yön

(35)

 

verirler. Kişinin ve kişinin içinde bulunduğu toplumun bir nevi karakterini üzerinde taşıması ve sonraki nesillere aktarması değer eğitimine gereken önemin verilmesi sonucunda oluşabilmektedir.

Biz de yukarıdaki değer tanımlarından yola çıkarak tezimizde bulacağımız değerleri dinî, estetik ve ahlakî olarak gruplandırmayı uygun bulduk. Mesnevi beyitlerinde geçen değerlerle ilgili kavramları bu kavramları dikkate alarak gruplandırdık. İktisadî ve teorik değerlerin mesnevilerle ilgisi bulunamadığından tezimize almamanın daha doğru olacağını düşündük.

2.1.4 Estetik Değer:  

Estetik, -en geniş anlamıyla- sanat ürünlerinin kurallarını, güzellik kavramının kuramsal yönünü ele alan, felsefenin alt bilim dalıdır. Bunun yanında güzel duyu, bediiyat, güzellik duygusu ile ilgili olan, güzellik duygusuna uygun olan anlamlarına da gelmektedir (TDK, 2005: 654).

Etrafımızda bulunan nesnelere farklı tarzlarda tepkiler verir ve meydana getirdiğimiz şeyleri farklı ve değişik nedenlerle yaratırız. Bu tepkilerimizden birinin nesnelerin ne olduğunu bilmek, tanımak olduğunu biliyoruz. Başka bir deyişle dünyaya onu tanımak üzere yönelmişizdir ki bu, bilginin, bilimin yönelme biçimidir. Öte yandan gerek bireysel, gerekse toplumsal açıdan iyi olanı gerçekleştirmek üzere birtakım eylemlerde bulunduğumuz açıktır. Bu eylemlerimiz de ahlaki ve siyasal eylemlerimizi meydana getirirler. Bunların dışında gerek doğada hazır bulduğumuz, gerekse kendimizin meydana getirdiği bir takım nesneler vardır. Bu nesneler sırf algılamak için meydana getirir ve onları algılamamızın kendisi bize diğer iki faaliyet biçimimizden farklı duygu ve heyecan verirler. Bu sonuncu nesneler ile kastettiğimiz “güzel” diye adlandırılan şeylerdir ve bu güzel denen şeyleri seyretmemiz veya algılamamızın bizde uyandırdığı tepki ise heyecan tepkisi, hoş ve zevkli bir heyecan tepkisidir. İşte felsefede bize hoş veya haz verici diye adlandırdığımız bir heyecan veya duygu veren şeylerin incelenmesiyle ilgili disipline estetik adı verilmektedir (Arslan,1994:201).

(36)

 

Estetik kavramı güzel olanı duyma, duyuları olumlu yönde yönlendirme, insanın zihninde hoş çağrışımlar bırakma vb. anlamlar kazanmıştır. Estetik, genel olarak güzel olanı konu edinmektedir. Burada güzel kavramı ile karşı karşıya kalmaktayız. Güzelin tanımını yapmak mümkün müdür? Güzellik kavramı neye göre değişir. Güzel kavramının ana hatları ile ortaya konulması “estetik” kavramının anlaşılmasına yardımcı olacaktır. Güzel en geniş anlamıyla hem tabiatta hem de sanatta âhenkle ifadenin mükemmel bir uyumu olarak tanımlanabilir. Böyle bir birleşim insanın duygu ve düşünme yetilerini etkiler. Güzel, insandaki zihinsel algıları, duyguları, duyarlılıkları bütünüyle tatmin edebilen bir şeydir. Bir nesne, durum ya da kavram insanda geniş bir hayal ve haz duygusu, derin düşünceler ve yüksek heyecanlar uyandırdığı ölçüde güzeldir. Böyle bir güzellik tabiatta yalın haliyle bulunabileceği gibi, sanat yoluyla işlenerek de ortaya çıkabilir (Koç, 2009: 69).

Tabiatta var olan kavramların “güzel” ya da “çirkin” oluşu bizim onlara yüklediğimiz manaların bir sonucu olarak düşünülebilir. Aslında bizim düşünme tarzımız ve düşüncemizi yansıtma biçimimiz o kavramın güzel ya da çirkin olarak değerlendirilmesine sebep olmaktadır. Bununla ilgili olarak Lalo: “Güzel bir kadının resmi, mutlaka güzel bir resim değildir. Sonra tabii olarak çirkin yahut manasız bir kadının portresi de bir şaheser olabilir” (Lalo, 2004: 17) demektedir. Burada önemli olan bizim güzel olanı ortaya çıkarırken ortaya koyduğumuz estetik tavırdır. Mesela yağmurun yağması, bir köylü için estetik değerden ziyade tarlaya ektiği mahsulün yetişmesinden; ya da balıkçılıkla geçinen bir kimse için nehirin bulanıklaşmasından başka bir anlam ifade etmemektedir. Yağmurun yağması sadece onu sanat cephesinden düşünen bir ressam ya da müzisyen için derin bir anlam ifade etmektedir ve güzeldir. O zaman “estetik” kâinatta var olan ya da sanatçı muhayyilesinde oluşan insana şekil ve işlevsel olarak haz veren unsurlardır denilebilir.

2.1.4.1. Estetiğin Sanatla İlişkisi  

Estetik ile ilgili olarak: “en geniş manasıyla, güzelliğin bilimi, haz veren, tat veren, hoşa giden her türlü olguyu "haz fenomeni" ile açıklayan bir yaklaşım olarak bilinmektedir. Ayrıca estetik, güzele, estetik yaşam biçimine en yüksek değer kazandıran dünya görünüşü olarak bilinmektedir ki bu; düşünsel bilginin doğruluğunun

(37)

 

"mantık", duygusal bilginin ise, "estetik bilimi" çerçevesinde araştırılması gerektiğini vurgulamaktadır (Aykut, 2008: 45)” şeklinde açıklanmıştı.

Sanat kelimesine ise sözlüklerde aşağıdaki gibi değinilmiştir:

a) Bir topluluğun veya bir kişinin zevk ölçülerine uygun olarak ortaya konan çeşitli ürünler, (TDK, 2005: 1695)

b) Bir iş yaparken gösterilen ustalık,

c) Bir duygu, tasarı, güzellik ve benzerlerinin anlatımında kullanılan yöntemlerin tamamı veya bu anlatım sonucunda ortaya çıkan üstün yaratıcılık,

d) İnsanlar tarafından oluşturulan ve belirli bir estetik nitelik ya da değere sahip olan eser ya da ürünlere verilen ad,

e) Güzel ya da yararlı nesneler yaratma faaliyetinde söz konusu olan teknik ya da ilkelerin bilgisi (Cevizci, 1997: 595).

Okay ise sanatı aşağıdaki gibi tanımlamıştır:

a) Sanat insan zekâsının maddeye şekil vermesidir.

b) Sanat zihindeki bir tasavvuru ortaya koymak için gösterilen bir maharettir. c) Sanat tabiatın taklididir.

d) Sanat ideal ve kusursuz güzelliğin aranmasıdır.

e) Sanat insan ruhunun serbestçe, belirli bir kurala bağlı olmadan güzeli aramasıdır.

f) Sanat görende, dinleyende estetik zevke ve heyecan oluşturan, gerçekliği sembolik olarak ifade eden eser ve hareketlerdir.

g) Sanat karışıklığa bir düzen vermektir…

Bütün bu farklı, çoğaltılabilecek tanımlar sanatın, ne kadar sanatçı hatta ne kadar insan varsa o kadar tanımı olduğunu göstermektedir. Ancak bu tanımların ortak

(38)

 

noktaları vardır. Buna göre duygu ve düşünce sanatın öznel yönünü oluşturan öğelerdir. Sanatın malzemesi olan plastik malzeme, ses ve söz gibi öğeler de onun nesnel yönünü oluşturan öğelerdir. Sanatçılar da eserlerini bu malzemeleri kullanarak oluştururlar. Ayrıca sanat eserini oluşturan asıl faaliyet de ‘ifade’dir. Bunlara ifadenin vasfı olan, insanda heyecan ve hayranlık uyandıracak ‘şekil’ eklenebilir. (Okay, 198: 18).

Bu tanımlamalar estetik ve sanatı birbirinden ayrı düşünmenin mümkün olmadığını göstermektedir. Estetik yaklaşımın şekil, ses, renk ve söz halindeki görüntülerinden ibaret olan sanat aynı zamanda insandaki güzellik duygusunun dışavurumudur

Lalo sanattan bahsederken: “ Sanat’ın medeniyette birçok gayesi vardır. Meselâ dinî, millî, intifaî ve hissi vazifeler… bu labediî vazifeleri yerine getirebilmek için güzellik, san’atın kullandığı vasıtalardan biridir. Güzellik ancak san’atın can çekişmesi demek olan virtüözlükte tek gaye olabilir.”(Lalo, 2004: 16) demiştir. Buradan hareketle san’atın haz veren bir olgu olmasının yanında aynı zamanda işlevsel olması gerektiğinden de bahsedebiliriz. Yani sanat eseri aynı zamanda topluma ve insana hizmet etmelidir.

2.1.4.2.Estetiğin Eğitimle İlişkisi  

Milli Eğitim genel amaçları ve Ortaöğretim Türk dili ve Edebiyatı programına bağlı amaçlarda edebî metinlerden beklenen unsurlardan biri öğrenciye estetik yaşantı kazandırmaktır. Aktaş, bu konuyla ilgili olarak: “Edebî metin okuyucuda bir izlenim bırakmak, bir anlayış, bir duyuş uyandırmak, kısacası onda estetik yaşantı adı verilen bir halin ortaya çıkmasını sağlamak amacıyla düzenlenir. Amaç yalnızca estetik yaşantı uyandırmak mı? Bu soruya olumlu cevap vermek, sanat eserini ve bu arada doğal olarak edebî metni bir işlevde sınırlamak olur. Bu sınırlama gayreti, sanat eserinin varlık sebebine ters düşer ve çok yönlü değer dünyasıyla uyuşmaz. Ancak edebî metnin estetik yaşantı uyandırması önde gelen özelliklerinden biri olarak değerlendirilmelidir. Edebî metinle sağlanan iletişimin amacı ise okuyucuda dinleyicide veya seyircide estetik yaşantı uyandırmaktır.” (Aktaş, 2011: 24) şeklindeki açıklamasıyla edebî metnin okuyucuda estetik yaşantı uyandırması gerektiğine vurgu yapmıştır.

(39)

 

Edebiyat eğitiminden beklenen kazanımlardan biri de öğrencide okuma, konuşma, yazma vb. davranışlar kazandırmak, edebî sanatlardaki estetik güzelliği beğeni olarak ortaya koymak, belirli bir zevk anlayışı geliştirmek; okuduğunu ve anladığını söz ve yazı ile estetik bir şekilde dile getirmek, kazandırılacak davranışlardandır. Bu kazanımlar neticesinde bireyde belli bir estetik yaşantı oluşturmak mümkün olur. Buradan hareketle edebiyatın, insanların daha iyi düşünmesini ve güzeli estetik bir biçimde yorumlamasını sağlayan bir sanat dalı olduğunu söylemek mümkündür.

2.1.4.3 Estetik ve Şiir

İfade vasıtası söz olan sanat, öbür sanatların hepsine üstündür, onları özetler ve geçer. Hiç kuşkusuz bu sanat şiirdir. Şiir, resim ve musiki sanatlarının üstünlüklerini kendinde toplayan bir sanattır. Şiiri öbür sanatlardan kesin olarak ayıran özellik, doğrudan doğruya ruha hitap eden imgelerle ifade etmesidir. Şiir, aydınlığı ve zenginliği ile bütün düşünce dünyasının kavranılmasını mümkün kılan bir dil kullanmaktadır (Yetkin, 2007: 118).

Mevzuu sanat olunca sanatkâr kavramının bilinmesi de bizce önem taşımaktadır. Sanatkâr, yaşamış olduğu toplumun ses, renk, bilgi, inanç, kültür gibi unsurlarından yararlanarak, ruhundaki düşünceleri estetik bir şekilde dış âleme aksettirir (Doğan 2005: 46). Yani burada sanatçının görevi ruh âleminde yaşattığı duyguları estetik bir çaba içerisinde toplumla paylaşmasıdır. Sanatçının, ruhundakileri dış aleme aksettirmesi birçok sanat türüyle mümkün olabilir; fakat bunun uygulandığı yegane sanat dallarından biri hiç kuşkusuz “coşku ve heyecanı dile getiren metinler” den “şiir” de gerçek değerini bulmaktadır.

Günümüzde, okuyucuda yoğun duygu hali ve heyecan uyandıran, söyleyiş ve ahenkle kendisini meydana getiren parçaları birleştiren, çağrışım ve duygu değerleriyle yeni ve farklı anlamlandırmalara imkân yaratan, yan anlam bakımından zengin metinlere şiir denilmektedir (Aktaş, 2011: 29).

Şekil

Tablo 1. Amaç ve araçlara göre değerlerin sınıflandırılması

Tablo 1.

Amaç ve araçlara göre değerlerin sınıflandırılması p.31
Tablo 2. Gruplara göre değerlerin sınıflandırılması

Tablo 2.

Gruplara göre değerlerin sınıflandırılması p.32

Referanslar

Updating...

Benzer konular :