■
RESİMDE ULUSLARARASI
SANAT İLİŞKİLERİMİZDE
SON DURUM
y U C O 1SEZER TANSUĞ
* r T u rizm m en d e b u ru n a p a ra kaptırm am ak için V enedik'e g it m ekten ve dolayısıyla Bienal sergi lerini görm ekten vazgeçtim. Bu Bienalin video kayıtlarını m ükem mel b ir şekilde gerçekleştiren Tem galerisi sahibi Besi C ecan'ın g ö rü n tüleriyle yetinmek sanırım daha akıllıca oldu. Öte yandan gerek Bienal katalo g u gerekse Bienal üs tüne yazılan yazılardan da y a ra r landım sayılır. D ünyadaki sanatsal gelişmelere kayıtsız kalınam ayacak b ir aşam aya u laştık . Ancak ulusla rarası her o rtam d a Batıya özgü kavrayış ve norm ların evrensel bir egemenlik savı taşım akta olduğu ve bu tü r savların Batı dışındaki ülke lerin sanatçı ve aydınlarını b irb iri ne düşürm ekten fazla bir işlev g ö r m ediğini anlayabilecek b ir aşam aya galiba ulaşam adık. Çağdaş Batı sa natın ın, Batı dışındakiler karşısın daki üstünlüğü ve yönlendirici ege m enliği Bineal ve Sanat F uarı türü etkinliklerin tüm ünde vurgulanıp duruyor. Yerel ekonom ik ve sosyal koşulların, Batı sanatı karşısındaki konum unu belirleyen ölçütleriyse tek tek o lan ak larla aşılmak iste niyor, ama bunlardan pek de ciddi ye alın ab ilir sonuçlar sağlanam ıyor. Özellikle m odern sanat çalışm ala rında ulusal ve yerel duyarlık kay naklarına bağlı bir bilinç sürecin den uzaklaşıldığı bir dönem ,mün-Geçen mevsim galerici
ve eleştirmenlerin yu rt
dışı ilişkilerinin genel
bir değerlendirmesini
yaparken bu ilişkilerin
resim dünyam ıza
getirebileceklerini
tartışan yazar kendi
örneğinden yola
çıkarak bu ilişkilerin
yetersizliğini de vurguluyor
ferit çıkar eğilim lerinin geneldeki düşkünlüğü kamufle etmeye yelten diği gizli kapaklı bağlam lara da sahip bulunuyor. F akat gene de İstanbul'un sözde avangard çevre leri, uluslararası ortam da belİi bir ayrıcalık kazanm a yolunun yerel b ir biçim duyarlılığına bağlı bu lunduğu hakkında zorunlu ko ku ları almış olm alılar ki, bazı sanat çıların bu yöndeki zorlanm alarına, bazı yazarların da yorum zorlan m aları katılıyor. Ancak bütün bu girişim ler hakikatlerin biçimsel ve yazınsal yolunu aşan b ir altyapıdan da yoksun, buna eşlik edecek bir yaşam deneyimleri süresinden de. Bu yönde bazı iddialı tavırlarla karşılaşm anın T ü rkiye'nin k ü ltü r ve sanat yaşam ındaki genel düşkün lükten doğan a ğ ır komplekslere
/ (iöSTKRl 52
bağlı olduğu çok belli. İçtenlik o rtam ının, yerini medya kalpazanlı ğına b ırakarak gerilemesi, sanatçı lar ve yazarlara gösterişe dayanan hızlı bir şöhret iplilasından fazlasını sağlam ıyor.
Belki birazcık paradoksal o la cak, am a belli bir olguyu analiz etme girişim lerinin didaktik yapısı, kayıtsızca itira f edilm iş ve savsak lanm ış b ir yorum dinam izm ini hiç bir suretle aşamaz ve b ir çevrenin ilgisini hiçbir zaman aynı ölçüde uyaram az. H akiki b ir gelişim m an tığı da, değişkenliğin savruk yorum kayıtsızlığından başka hiçbir didak tik ve desk rip tif tavra bel bağla yamaz. E konom ik kaynakları bu lu nan çevrelerin en büyük yanılgısı, bu kaynakları değişken bir savruk luğun hizm etine verm ekten kaçın ması ya da bu kayıtsızlığa karşı kaydı ihtiyatı elden bırakm am a sıdır. Özgürce dinam izm in yitirilip medya kalpazanlığına yönelik show ve moda atraksiyonlarına teşneliğin altın d a, bir ülkenin sanatsal ve kültürel düşkünlüğü yatm aktadır. Bu düşkünlüğün bilim ve teknoloji kisvesi ardına saklandığı sahte d ü şünsel böbürlenm elere gelince, bu da avangard iddianın her tü rlü m izahtan yoksun olduğu enayi ko şulları anım satıyor.
U luslararası platform da pazar şansı aram a girişim lerinin ülkedeki
sanat tartılm alarıyla dolaylı bir ilintisi elbet bulunabilir. F akat ge nelde bu gibi girişim ler parasal çıkarlara hizmet etmeyen her türlü
tartışm anın kam ışındadırlar. Bu
durum da rekabet odakları tartışm a ların yönünü ve dozunu belirleyen bir etkinliği bile sü rd ü rü y o rlar. Bu noktada yeteneklerin saptanm asın dan çök tercihler ve seçimler söz konusu olm aya da başlam ıştır. İtira f edilmesi gereken b ir başka husus da, bu karm aşık olgunun dışında kalınam ayacağı gerçeğidir. Dış dünyaya açık olması gereken liberal b ir ekonom ik o rtam ın , özel likle resim çevresindeki koşullara yansıdığı b ir süreç yaşanm aktadır. Ticari k u rallara bağlı olm akla b ir likte b irer k ü ltü r kurum u olma özelliğine de sahip bulunan sanat galerilerinden bazıları, kültürel ve ticari ilişkilerin birlikte ele alındığı b ir yurt dışı etkinlikleri eğilim ine
sahip çıkm ışlardır. Ancak bu g iri şim lerden bugüne değin çok önemli sonuçlar çıkm adığı çok açıktır. Be nim kanım ca bir sanatçının dışarda tanınm ışlık koşullarına bağlı b u lu nan b ir yurt dışı etkinliği içinde zoraki yer alm akla, tanınm am ış b ir sanatçıyı yurt dışında lanse etmeye çalışan girişim arasında nitelik yö nünden pek b ir fark y o ktu r. Bir galerinin girişim m antığıyla, san at çının üstün nitelikli bireysel p erfor m ansını b irlik te içeren b ir etkinlik henüz gerçekleşmiş sayılmaz. Bu durum , galerilerin sanat fuarları ya da Bienal tü rü etkinliklere k a tıl dıkları kapsam lar içinde de geçerli- dir. Öte yandan galerilerin yurt dışından seçici kurul üyeleri çağ ır m alarıyla, yabancı dergi ve gazete lerin yazarlarına T ürk sanatı ve sanatçıları hakkında yazı yazdıran girişim lerde bulunm aları, gene aynı kapsam da b ir d o ğruluk ve gerçek
lik payı taşım aktadır. Bu türden uluslararası etkinlikler çerçevesinde başarı k riterin in ne olduğu şüp hesiz sorulm aya değerdir. D ergiler ya da gazeteler bunları birer başarı o larak T ürk kam uoyunun bilgisine ak tarab ilirler, fakat sanatçı ve g a leri için önem li olan gene de p a ra sal kazancın sağlanıp sağlanm am ış oldu ğ u du r. Bu girişim lerin devlet katında itib a r görm esine ilişkin d ü şünce ve dilekler de b ir ölçüde haklı k arşılan ab ilir, ama özellikle plastik san atlar konusunda değer lendirm e kriterlerinden en çok yok sun olan çevreler devlet k atında yer alm aktadır. Devlet organizasyonu olarak uluslararası kapsam da ger çekleştirilen bir etkinlikte bile oluş turulm aya çalışılan kriterlerin su g ö tü rü r olduğu kesindir. G üdüm lü b ir sosyo - ekonom ik sistem içinde o luşturulan kriterlerin ne denli ha talı ve haksız sonuçlar verdiği g ö rülm üştür, am a liberal b ir sosyo - ekonom inin k riterleri oluşturm akta bu denli aciz kalması öbüründen çok daha d ram atik tir. Şu halde geriye medyü kalpazanlığının öte sinde gerçekleşmesi gereken b ir ya tırım etkinliği ve sağlam yapıda bir özel kesim girişim i içinde k rite r lerin saptanabildiği sorum luluklar kalm aktadır. Bu kriterlerin teme linde de yerel ulusal kim liğin ser bestçe kanıtlandığı üslup ve yetenek özgünlüğü vardır. Tarihsel b ir geç mişin kalıcılığını geleceğe alıp g ö türebilm enin arla n prim lere yansı yacak olan çehresi de bundan başka b ir şey değildir. Rekabet ortam ının dengesizliği, uluslararası etkinlikler kapsam ında, bugüne değin yararsız sonuçlar verm ekten öteye gitm em iş tir. Bunun tek nedeni de ulusal o n ur ve kim liğin gözden kaçırıldığı bazı koşullar altında kişisel ilişkile re bağlı çıkarların açmazına düş müş olunm asıdır.
Dünya ülkeleriyle ilişki içine girm e çabaları, T ürk sanat galerile rinin uluslararası sanal fuarlarıyla yakından ilgilenmeye başladıkları son bir iki yıl içinde yeni boyutlar kazandı. Bu girişim lerin ay rın tıla rını irdelemeye çalışmayacağız. An cak bu tü r girişim lerde m addi kay nak kullanım ının önem taşıdığını vurgulam ak gereklidir. Kişisel iliş kilerin. m addi kaynak kullanım
ın-Venedik Bienali'nde ülkemizden Mithat Şen'in de yapıtları sergilendi
dan çok prestij ya da "m erci" odaklarına yöneldiği girişim lerse bizim kanım ızca hiç b ir önem taşı m am aktadır. İçinde yaşadığım ız ko şullarda soruna yaklaşım ın profes yonelce olabilm esi, m addi o lanak ların şu ya da bu şekilde kullanıl mam asını gerektiriyor. Sözgelimi R am ko G alerisi'n in B atı'd an bazı müze m üdürlerinin seçici k u ru l da görev alacağı bir yarışm a d ü zenlemesinin yanısıra, Sovyet Sa n atçılar B irliğ i'nin yönetim iyle ser gi ve sanatçı alışverişi kapsam ında b ir anlaşm a imzalamış olması ulus lararası planda önem li başarılar o larak m addi kaynak kullanım ına dayanıyor. U luslararası ilişkilere yönelen diğer galerileri gözden ge çirdiğim iz zaman ön planda son iki yıl içinde Stockholm ve M adrid sanat fuarlarına k atılan Nev G ale risi'nin olum lu ve mütevazi çabala rına tanık oluyoruz. A B D 'nin New Y ork K enti'yle bu kentte yaşayan T ü rk sanatçılarına dayanan bazı ilişkiler aram a çabası içinde b ulu nan Yahşi BarazTn, New Y ork 'tan b ir gazete eleştirm enini İstanbul'a davet edip, sanatçı atölyelerini gez direrek, T ürkiye'de yayınlanacak b ir yazı yakmasını sağlam aktan daha etkin b ir girişim ini anım sam ı yoruz uluslararası planda. Kanımızca Yahşi BarazTn dünyanın çeşitli kentlerine yaptığı ziyaretlerden elde ettiği en önem li kazançlardan biri, sahip olduğu m üstesna sanat k itap lığını zenginleştirm esi ve dışarda yaşayan bazı T ü rk ressam ların ya pıtların ı yurda getirerek pazarla m asıdır. U luslararası ilişkilere yö nelik çabalar içinde bulunan bir galeri de B M 'dir. Bir yatırım m an tığına sahip çıkabileceğini hiç san m adığım ız, Beral M ad ra'n ın , Bari ve V enedik'teki sanat etkinliklerine katılım çabalarını tak d ir ediyor, ancak yeterli b ir düzeye ulaşabile ceği konusunda herhangi b ir işaret alm ıyoruz. U luslararası ilişkilere kendine özgü koşullarla destek ve prestij arayışları içinde yaklaşan diğer b ir galeri de M açka Sanat G a le risi'd ir. A nım sanacağı üzre uluslararası planda son yılların en çarpıcı etkinliklerinden biri olarak P aris'tek i Pom pidou Sanat Mer- kezi'nde yer alan Magicien de la
Paris'te Yeryüzü Sihirbazları sergisine katılan Sarkis
T erre sergisine katılm a fırsatını, Sarkis Zabunyan aracılığıyla elde etm iştir bu G aleri.
S o ru n a u lu s la ra ra sı p lan d a gözlem ler yapabilm ek ve deneyim ler edinmek açısından b ir de bize destek sağlanan koşulların gerçek liği yönünde değinirsek, bu n o kta da sadece M açka Sanat ve Ram ko G alerileri'nden yardım gördüğüm ü belirtm eliyim . 1988 yılından bu yana yurt dışına yapabildiğim gezi ler bu galerilerin katkılarıyla ger çekleşmiştir. tiki M açka Sanat G a lerisi'nin sahibi R abia Çapa aracılı ğıyla H isar Eğitim V akfı'ndan alı nan küçük b ir burs, Bosfor Ş irk et ler G ru b u ve Beral M ad ra'n ın da m addi katkısıyla gerçekleşm iştir. 1989 yılının başında bu kez Ram ko G alerisi sahibi N ahit K abakçı'nın b ir Cenevre davetiyle başlayan ve benim Berlin ve P aris'tek i sanatçı arkadaşlara sığınarak sürdürdüğüm b ir aylık başka b ir gezi gerçekleş m iştir. 1990'da ise gene Rabia Ç apa'nın yol giderlerini karşılam ası ve kendi çabalarım la Paris ve A m sterdam 'a gidebildim . 1990 yılı içinde kendisi aracılığıyla Sovyet S anatçılar B irliği'nden b ir M osko va ve L eningrad ziyareti çağrısı
almış olm am iseancak N ahit K abakçı' nın Sovyetler B irliği'nde kazanm ış olduğu itib ara b ir işarettir.
U lu sla ra ra sı çerçevede sözü edilmesi gereken b ir başka olay da, İstan b u l'd a b ir kurum la Sotheby's Müzayede K uru m u 'n u n ortaklaşa düzenlemeyi p lanladıkları b ir çağ
daş T ürk resmi müzayedesidir.
H angi yöntemle seçildiği anlaşıl m ayan 45 T ü rk ressamı 6 bin adet basılacak b ir k atalogda dünyaya tanıtılm a vaadi altın d a, eser satışın dan elde edilecek paran ın büyük kısmını Alay K öşkü'nün onarım ına bırak acak lard ır. Bu müzayede ol gusunun Sotheby's bu konuda hiç b ir g aran ti vermese de, özellikle k atalog yönünden dünya pazarının am açlandığı b ir içerik kazanm ası, sanatçı seçiminde uluslararası o rta ma mensup batılı kişilerin tercihle rine bağlı k riterler düşüncesine de yol açm aktadır. Oysa gayet iyi b i linir ki, uluslararası papara çıkmış ya da çıkacak olan her sanatçı için nihai k riter yargısı b urada verilir. Bunun nedeniyse çok açıktır. Sa n atta evrensel kriterlerin m uğlak ve mevhum belirtileri değil, ulusal ve yerel kriterlerin çağdaş bireyle bü tünleşen dinam ikleri geçerlidir.
Kişisel Arşivlerde İstanbul Belleği Taha Toros Arşivi
* 0 0 1 5 8 2 3 8 4 0 1 0 * (iOSTI Kİ 54