tbnOner (R.A.) on mes'eleden sorulsa dokuz'una siikut

Belgede ihyau 'ULOmI'D-DIN TERCUMESi (sayfa 178-181)

eder de ancak birine cevab verirdi.

IbnAbbas

dokuzuna

ce-vab verir yalniz birinde Sukut ederdi. (Hataya

du§memek

i?in) fakih lerin: «Bilmem» dedikleri, «Bilirim» dediklerinden cok fazla idi

Siif-yan-i Sevri, Malik

b.

Enes, Ahmed

b.

Hanbel, Fudayl

b. 1y az,

B

i§r b.

Haris

bunlardandir.

Abdurrahman

b.

E

b

I

Leyla,

diyor ki:

«Bu

mescid'de (Medlne mescidi) Resul-i Ekrem'in Ashabindan 120 tanesine yeti§tim. Hepsi de kendilerine bir mes'ele so-ruldukta veyabir fetva istendikte,

bunu

baskalannahavale eder ve

ce-vab vermek istemezdi. Hatta birine bir §ey soruldukta,

onu

dlgerine

(150) EbO DSvAd ve Hakim, Ebfl Hureyre'den.

180 IHYAU 'ULUMI'D- DlN

Ciltt 1

RUB'U'L 1BADAT

havale eder. havaleden havaleye tekrar kendine gelirdi,. kimse cevab

vermek

istemezdl.»

Rivayet olundu ki,

Ashab-i Suffa'dan

(151) birine pigmig Jcoyun kellesi hediye edildi.

Son

derece darda oldugu halde

onu

yine ag olan diger arkadagma, o da digerine, derken doniip dola§ip en

ewel

verilene geldi. Ciinku en agi o, idi. (Sahavetin bu derecesine «Isar»

denir. Yani kendisi muhtac. iken,

daha

muhtac. olani tercih

etmek

de-mektir.)

Bir de tjimdiki alimlere

bak

da, isjlerin nasil

tamamen

tersine don-dugtinu gor. Qunkti §imdi kacmilmasi gereken araruyor, aranmasi ge-rekenden

kacmmyor.

Fetva vermekten

kacinmamn

giizelligine

Pey-gamber

Efendimize miisned olarak bazi kimselerden rivayet edilen §u hadis §ehadet etmektedir: otnsanlara

ancak

115 kimse fetva verir

:

Emir, me'mfir [fetva vermekle vazifelendirilen kimseler], miitekellef [bunlann haricinde kalan kissacilar.]» Diger bazalan, diyorlar ki :

Sahabe-i kiram dort §eyden kacimrlardi

:

1 .

Imamliktan.

2

VasUikten.

3

Emanetgilikten.

4

Fetva vermekten.

Diger bazilan «Sahabelerden fetva vermekte acele edenler, ilim-leri az olanlar, fetva'dan en 50k kacmanlar, ilimleri en 50k olup

stip-he'den kacmanlar idi» diye rivayet etmisterdir.

Sahabe-i

kiram

ve Tabi'in be§ §ey ile ugragirlardi : Kur'&n

oku-mak,

cami' ve cemaate gitmek, mescidleri imaret, Allahu Teala'yi zikr, ma'rufu emir,

munkeri

nehy.

Bu

da Peygamberimizin §u hadi-sine

dayamr

:

- - *

«Adem

oglunun her sozu kendi aleyhinedir.

Aneak

emr-i raa'rilf, nehy-i miinkervebirde Allahu Teala'yi zikretmekmustesnadu\» (152)

(151) Bunlar, bazan azahp bazan cogalaii ve dunya ile alakalantu kesmis sayilan Sahabe'nin fakirlerinden bir cemaattir. Mescid'in sofa'sinda oturur, adeta bir medrew

hayati yagarlardi. Peygamberimiztien hadis ogrenirlerdi. Peygamberimize sadaka ge-lince tamamen bunlara gonderir, hediye gelince bir kismitu kendine ayinrdi.

H

a z -r et -i

m

e r , «Artik vazifeniz bitti* diyerek bunlan datitmigtir.

(152) Tirmizi, Ibn Mace, Ommii Habibe'den.

1 inci KlTAB

6 nci BaB

FETVADAN KACINMAK 181 Allahu Teala. ayet-i celile'de

:

nOnlarin 50k sozlerinde hayir yok, ancak sadakayi cmreden, ve yfi ma'rufu

emreden

veya insanlar arasinda arabulucuk

yapanm

ko-nu§malannda

hayir vardir.w (4-Nis&: 114) buyurmu§tur.

Bir zat

(Nasr

b.

Ali el-Cuh zumi)

Kufe'li, miictehid fetvaT -cilardan birini (Ha1 i I b.

A h m

e d'i) riiyasmda gordii ve: «ictihad

ve fetvalarmdan ne fayda g6rdiin.» diye sordu.

O

zat suratmi ek§ite-rek yonunii eevirdi ve: «Onlardan bir kar gormedik» dedi.

tbn Hassln : «Fetvacilardan bin oyle

muhim

mes'elelere tek

ba-§ina cevap vermege kalki§irdi ki, eger o mes'ele

6 m

e r b.

Hattab

(R.A.)'dan sorulaydi, Bedir'de bulunan butiin zatlan bir araya

topla-madan

ona cevab vermezdi.n demigtir.

Stikut, ilim sahiplerinin hususiyetidir. Nitekim

Peygamber

Efen-dimiz

:

ttZiihd ve siikut sdiiibini buldugunuzda ona yakla§in. £iinku o,

taikmet s&hibidir.» (153) Buyurmugtur.

Denildi ki: Alimler iki kisimdir.

1) HelfU ve harami ayiran

avam

alimleri. Bunlar sultanlann AUmleridir. (Diger nfishada

«SALATiN»

yerine

oESAtINb

vardir.

Bu-na

gore mescidlerin direk alimleri, yani kiirsii hocalan

demek

olur.)

2) Tevhidvekalbi§Ierini bilen havass alimleri. Bunlar da in-sanlardan ayrilmi$, tek bagina zaviye [bucak] alimleridir.

Denildi ki:

Ahmed

b.

Hanbel

gibiler, Dicle nehrine

(IS) tbn Mice.

182 tHYAU 'ULOMl'D - DlN

CUt :"l

BUB'UX- IbADAT

benzer. Herkes

ondan

avug avug alabilir.

Ama B

i § r b.

Haris.

gibiler de iizeri kapali, tath

kuyu suyuna

benzer.

Oradan

toplu halde

degil, teker teker su alimr. Onlar: «Falan zat alim, falan konus.ur, fa-lan daha 50k konusur, falan 50k amel eder» diye alimleri tasnif eder-lerdi.

E

b

u Siileyman Darani:

«Ma'rifet,

konu§maktan

daha, 50k siikfttta bulunur.)> demi§tir. Yine denildi ki : tlim olan yerde soz azalir, lafi

uzatanm

ilmi az olur.

Selman,

Peygamberin kendisine kardeglik ettigi

Ebu'd-Der-d

a'ya yazdigi bir mektubta : uHastalan tedavi igin tababete

bas,la-digim ogrendim. Gercek tabib isen

ogudune devam

et. (Jiinku soz'un sifadir.

Yok

eger

uydurma

tabib isen Allah'tan kork, Miislumanlarm

kanma

girme.w demigtir.

Ebu'd-Derda,

bu

mektubtan

sonra aoru-lan suallere cevab vermekten kacmirdi.

Enes

(R.A.) bir mes'ele ken-disinden soruldugu

zaman

uBuyugumiiz

Hasan-i Basr

1'ye sor-un.» derdi.

Ibn Abbas,

kendisinden sorulunca,

Zeyd'in oglu

Haris'e ibn Omer

(R.A.) ise

S

a'

d

b.

Miiseyyeb'e

havale

eder-di.

Hikaye olundu ki :

«H

asa

n

-1

BasrI

'nin meclisinde

Ashab-dan

bir zat yirmi kadar Hadis okudu. Hadisler'in serhi kendisinden is-tenince: «Ben ancak bildigimi

okurum,

baska bir sey

anlamam.»

de-mesi tizerine,

Hasan-i Basri,

yirmi Hadls'in teker teker izahim yapti. Herkes

onun bu

ilmi izahina ve Hadisleri birden ezberlemesine hayran oldugu gibi, Sahabi, bir parga

kum

alip oradakilere atti ve

:

«Aramzda

boyle bir deha var iken benden

mi

spruyorsunuz?n dedi.n Ahiret alimlerinin alametlerinden biri de, en 50k

ehemmiyet

ver-dikleri ilm-i

batm

[Allah bilgisi, martlet], kalb murakabesi, ahiret yo-lu ve bu yolun yolcusu

olmak

ic,in gerekli bilgiler ve

bu

bilgilerin ge-lismesi ic,in ciddi miicahede ve

murakabe

olmahdif, Zira miicahede,.

miisahedeye ulastrnr. IUmlerin inceliklerinden kalbe hikmet

nurlan

ddkiiliir. Kitablar ve kitablarla ogrenilen ilimler

bunu

saglayamaz.

Olqii ve tartiya sigmayan hikmet

kapusu

kalbde, miicahede,

murakabe

(§eri'at

kanunlan

geregince) zahiri ve batini amelleri ifa, temiz dti-siince ve huzur-

u

kalb ile tenhalarda Allah'i zikretmek ve

maddiyat

ile alakasim kesip biitiin varhgi ile Allah'a

baglanmak

ile agihr. l§te

Kesfin kaynagi, ilham'in

anahtan

budur.

£ok

talebeler var,

uzun

Belgede ihyau 'ULOmI'D-DIN TERCUMESi (sayfa 178-181)